Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: 601 Sağlık Çalışanı Covid-19 ile Enfekte  (Okunma sayısı 611 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 01, 2020, 10:36:24 ös
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 580
  • Cinsiyet: Bay

Masonik konular dışında forumu meşgul etmeyi çok sevmiyorum.

Ama bir hekim olarak dayanamadım ve bu başlığı açtım.

Dünyanın 2. Dünya Savaşı'ndan sonra karşılaştığı en büyük krizde, kendilerinin ve ailelerinin enfekte olması pahasına cansiperhane ön saflarda mücadele bütün sağlık çalışanlarına başarılar diliyorum. Enfekte olanlar umarım en kısa zamanda sağlıklarına kavuşurlar.

Birçok meslektaşım evlerine gitmiyor, otellerde misafirhanelerde kalıyorlar. Benim gibi birçok meslektaşım da kendilerini evlerinde bir odaya hapsettiler, aileleriyle hiç temas kurmuyorlar. Hastane ile evin tek odası arasında veya hastane ile otel odası arasında hayatlarını geçiriyorlar.

Umarım bu zor günler en kısa zamanda son bulur.

Saygılarımla ve sevgilerimle
The Brotherhood of Man begins with the Manhood of the Brother.


Nisan 01, 2020, 10:57:18 ös
Yanıtla #1

Sayın Caliper sizi çok iyi anlıyorum. Ben de annem ve babamla beraber yaşıyorum. Babamın KBH si de var(kreatin: 4.4 şu aralar). Eve geldiğimde tüm eşyalarımı dezenfekte edip odama kapanıyorum. Yaklaşmıyorum, evde maske takıyorum. Acil Tip Uzmanı olarak ön cephedeyim ben de. Geçen nöbetimde 3 muhtemel covidliyi entübe ettim, ki entübasyon ve ambu yapmak çok riskli biliyorsunuz.

Naçizane bir tavsiye de bulunayım. Biliyorsunuz en riskli grup bizleriz. Tavsiyem;  arada sizin ve sevdiklerinizin SPO2 sini ölçün. Bildiğiniz üzere Steteskopta işimize yarıyor zaten ama bu daha spesifik.

Bir de en önemli tanı kriteri bence thorax BT, hızlı test yalancı negatif ve ya pozitif gelebiliyor. Gerçi PCR %100 deniyor ama sürüntünün nasıl alındığı da önemli.

Gerçi zaten bunları bildiğinizi düşünüyorum. Ukalalık ettiysem affola.

Sevgiler.
« Son Düzenleme: Nisan 01, 2020, 11:01:51 ös Gönderen: Mandıra Filozofu »
Errare humanum est.
Müzmin öğrenci


Nisan 01, 2020, 11:08:21 ös
Yanıtla #2
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1405
  • Cinsiyet: Bay

Sağlık çalışanlarına ve lojistikten yiyecek sektörüne, market kasiyerinden güvenlik güçlerine tüm fedakarca çalışanlara fedakarlıkları için teşekkür ederek bir düşüncemi paylaşmak istiyorum.

Ben hep her şey olması gerektiği gibi ve olması gerektiği zamanda olur derim... Belki dar bakış açımızla bazı şeyler için bu benim başıma nasıl gelir diye hayıflanırız. Ancak çok daha büyük planda  küçücük bir denklem öğesi olmamız mümkündür.

Önlem almak güzel ama bir de başka durumlar vardır.

Bunu da Süleyman'ı katarak hikayeleştirmişler. Umarım kıssa ders verir.

Hz. Süleyman devriydi. Saf bir adam, bir kuşluk vakti, kudretli peygamberin sarayına telâşla girdi. Nöbetçilere, hayatî bir mesele için Hazret-i Süleyman’la görüşeceğini söyledi ve hemen huzûra alındı. Süleyman –aleyhisselâm-; benzi sararmış, korkudan titreyen adama sordu:

“–Hayrola neyin var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana!”

Adam korku ve heyecan içinde başladı anlatmaya:

“–Bu sabah karşıma Azrâil –aleyhisselâm– çıktı. Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı. Anladım ki, benim canımı almaya kararlı!..”

Hazret-i Süleyman sordu:

“–Peki, ne yapmamı istiyorsunuz?”

Adam yalvarıp yakardı:


“–Ey canların koruyucusu, mazlumların sığınağı Süleyman –aleyhisselâm-!

Sen nelere muktedirsin. Kurt, kuş, dağ ve taş senin emrinde!..

Rüzgârına emrediver de beni buradan alsın tâ Hindistan’a götürsün. O zaman Azrâil –aleyhisselâm– belki beni bulamaz. Böylece canımı kurtarmış olurum. Medet senden!”

Süleyman –aleyhisselâm-; adamın, kaderin bir sırrından bir başka sırrına intikal edeceğinin idrâki içinde rüzgârı çağırdı ve;

“‒Bu adamı hemen al, Hindistan’a bırak!” emrini verdi.

Rüzgâr bu; bir esti, kükredi ve adamı aldığı gibi bir anda Hindistan’da uzak bir adaya götürdü.

Adamın arzusu yerine gelmişti.

Öğleye doğru Hazret-i Süleyman, dîvânını toplayarak, gelenlerle görüşmeye başladı. Topluluğun içinde Azrâil –aleyhisselâm-’ı da gördü. Hemen yanına çağırıp;

“–Ey Azrail! Bugün kuşluk vakti bir adama hışımla bakmışsın? Neden o zavallıyı korkuttun?..” diye sordu.

Azrâil –aleyhisselâm– cevap verdi:

“–Ey dünyanın ulu sultanı! Ben, o adama hışımla bakmadım. Hayretle baktım. O yanlış anladı. Vehme kapıldı.

Onu, burada görünce şaşırdım. Çünkü Allah Teâlâ bana o adamın canını Hindistan’da almamı emretmişti. Ben onu burada Kudüs’te görünce;

«Bu adamın yüz kanadı olsa, bu akşam Hindistan’da olamaz. Bu nasıl iştir?!.» diye hayretlere düştüm. İşte onun öfke sandığı farklı bakışımın sebebi bu idi
Alterius non sit qui suus esse potest


Nisan 01, 2020, 11:14:38 ös
Yanıtla #3

Sağlık çalışanlarına ve lojistikten yiyecek sektörüne, market kasiyerinden güvenlik güçlerine tüm fedakarca çalışanlara fedakarlıkları için teşekkür ederek bir düşüncemi paylaşmak istiyorum.

Ben hep her şey olması gerektiği gibi ve olması gerektiği zamanda olur derim... Belki dar bakış açımızla bazı şeyler için bu benim başıma nasıl gelir diye hayıflanırız. Ancak çok daha büyük planda  küçücük bir denklem öğesi olmamız mümkündür.

Önlem almak güzel ama bir de başka durumlar vardır.

Bunu da Süleyman'ı katarak hikayeleştirmişler. Umarım kıssa ders verir.

Hz. Süleyman devriydi. Saf bir adam, bir kuşluk vakti, kudretli peygamberin sarayına telâşla girdi. Nöbetçilere, hayatî bir mesele için Hazret-i Süleyman’la görüşeceğini söyledi ve hemen huzûra alındı. Süleyman –aleyhisselâm-; benzi sararmış, korkudan titreyen adama sordu:

“–Hayrola neyin var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana!”

Adam korku ve heyecan içinde başladı anlatmaya:

“–Bu sabah karşıma Azrâil –aleyhisselâm– çıktı. Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı. Anladım ki, benim canımı almaya kararlı!..”

Hazret-i Süleyman sordu:

“–Peki, ne yapmamı istiyorsunuz?”

Adam yalvarıp yakardı:


“–Ey canların koruyucusu, mazlumların sığınağı Süleyman –aleyhisselâm-!

Sen nelere muktedirsin. Kurt, kuş, dağ ve taş senin emrinde!..

Rüzgârına emrediver de beni buradan alsın tâ Hindistan’a götürsün. O zaman Azrâil –aleyhisselâm– belki beni bulamaz. Böylece canımı kurtarmış olurum. Medet senden!”

Süleyman –aleyhisselâm-; adamın, kaderin bir sırrından bir başka sırrına intikal edeceğinin idrâki içinde rüzgârı çağırdı ve;

“‒Bu adamı hemen al, Hindistan’a bırak!” emrini verdi.

Rüzgâr bu; bir esti, kükredi ve adamı aldığı gibi bir anda Hindistan’da uzak bir adaya götürdü.

Adamın arzusu yerine gelmişti.

Öğleye doğru Hazret-i Süleyman, dîvânını toplayarak, gelenlerle görüşmeye başladı. Topluluğun içinde Azrâil –aleyhisselâm-’ı da gördü. Hemen yanına çağırıp;

“–Ey Azrail! Bugün kuşluk vakti bir adama hışımla bakmışsın? Neden o zavallıyı korkuttun?..” diye sordu.

Azrâil –aleyhisselâm– cevap verdi:

“–Ey dünyanın ulu sultanı! Ben, o adama hışımla bakmadım. Hayretle baktım. O yanlış anladı. Vehme kapıldı.

Onu, burada görünce şaşırdım. Çünkü Allah Teâlâ bana o adamın canını Hindistan’da almamı emretmişti. Ben onu burada Kudüs’te görünce;

«Bu adamın yüz kanadı olsa, bu akşam Hindistan’da olamaz. Bu nasıl iştir?!.» diye hayretlere düştüm. İşte onun öfke sandığı farklı bakışımın sebebi bu idi

Güzel bir kıssa, lakin sağlık çalışanları kendilerini umursamıyor şu an. İnanın yakınlarını, sevdiklerini düşünüyorlar. Ebeveynlerini, çocuklarını düşünüyorlar, neredeyse tümü bu şekilde.

Kendimize birşey olması önemli değil, ama başkalarına bulaştırmak aynı zamanda kul hakkına da giriyor.

Tabiki kaderde çizilenin ötesi olmaz ki kaderi de seçimlerimiz belirler.

Bu çırpınışlarımız hep başkaları ve ya sevdiklerimiz için.

Sevgiler.
Errare humanum est.
Müzmin öğrenci


Nisan 01, 2020, 11:22:52 ös
Yanıtla #4
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 580
  • Cinsiyet: Bay

Sağlık çalışanlarına ve lojistikten yiyecek sektörüne, market kasiyerinden güvenlik güçlerine tüm fedakarca çalışanlara fedakarlıkları için teşekkür ederek bir düşüncemi paylaşmak istiyorum.

Ben hep her şey olması gerektiği gibi ve olması gerektiği zamanda olur derim... Belki dar bakış açımızla bazı şeyler için bu benim başıma nasıl gelir diye hayıflanırız. Ancak çok daha büyük planda  küçücük bir denklem öğesi olmamız mümkündür.

Önlem almak güzel ama bir de başka durumlar vardır.

Bunu da Süleyman'ı katarak hikayeleştirmişler. Umarım kıssa ders verir.

Hz. Süleyman devriydi. Saf bir adam, bir kuşluk vakti, kudretli peygamberin sarayına telâşla girdi. Nöbetçilere, hayatî bir mesele için Hazret-i Süleyman’la görüşeceğini söyledi ve hemen huzûra alındı. Süleyman –aleyhisselâm-; benzi sararmış, korkudan titreyen adama sordu:

“–Hayrola neyin var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana!”

Adam korku ve heyecan içinde başladı anlatmaya:

“–Bu sabah karşıma Azrâil –aleyhisselâm– çıktı. Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı. Anladım ki, benim canımı almaya kararlı!..”

Hazret-i Süleyman sordu:

“–Peki, ne yapmamı istiyorsunuz?”

Adam yalvarıp yakardı:


“–Ey canların koruyucusu, mazlumların sığınağı Süleyman –aleyhisselâm-!

Sen nelere muktedirsin. Kurt, kuş, dağ ve taş senin emrinde!..

Rüzgârına emrediver de beni buradan alsın tâ Hindistan’a götürsün. O zaman Azrâil –aleyhisselâm– belki beni bulamaz. Böylece canımı kurtarmış olurum. Medet senden!”

Süleyman –aleyhisselâm-; adamın, kaderin bir sırrından bir başka sırrına intikal edeceğinin idrâki içinde rüzgârı çağırdı ve;

“‒Bu adamı hemen al, Hindistan’a bırak!” emrini verdi.

Rüzgâr bu; bir esti, kükredi ve adamı aldığı gibi bir anda Hindistan’da uzak bir adaya götürdü.

Adamın arzusu yerine gelmişti.

Öğleye doğru Hazret-i Süleyman, dîvânını toplayarak, gelenlerle görüşmeye başladı. Topluluğun içinde Azrâil –aleyhisselâm-’ı da gördü. Hemen yanına çağırıp;

“–Ey Azrail! Bugün kuşluk vakti bir adama hışımla bakmışsın? Neden o zavallıyı korkuttun?..” diye sordu.

Azrâil –aleyhisselâm– cevap verdi:

“–Ey dünyanın ulu sultanı! Ben, o adama hışımla bakmadım. Hayretle baktım. O yanlış anladı. Vehme kapıldı.

Onu, burada görünce şaşırdım. Çünkü Allah Teâlâ bana o adamın canını Hindistan’da almamı emretmişti. Ben onu burada Kudüs’te görünce;

«Bu adamın yüz kanadı olsa, bu akşam Hindistan’da olamaz. Bu nasıl iştir?!.» diye hayretlere düştüm. İşte onun öfke sandığı farklı bakışımın sebebi bu idi

Kader acımasızdır, insan ise küçük.

İşimizden dolayı bir şikayetimiz yoktur, bu günler için yetiştirildik ve görevimizi yerine getiriyoruz elimizden geldiğince.

The Brotherhood of Man begins with the Manhood of the Brother.


Nisan 02, 2020, 05:23:08 ös
Yanıtla #5
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Aktif Uye
  • *****
  • İleti: 881
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ANARCHOSA

Kaderci bi yaklaşım  hoş bir hikaye elinize sağlık. Çalışmanın ve dikkatin başarısı da ortada. Panik hata yaptırır.

Sayın Caliper, Sayın Mandıra filozofu,

 Tüm sağlık çalışanlarını canı gönülden kutlarım.

 Bir iki kuru kelime ile anlatamam sağlık sektörüne minnettarlığımı.  Bu olay öncesi de sonrası da bu hep böyle olacak.

Doktor kuzenim pozitif cıktı eşide pozitif çıktı ve 10 günlük tedavisinin ardından taburcu edildi fakat eşi hala hastanede yatmakta. Bu sebeple en doğrusunu yapmışlar. İzole olmakla  evden çıkmayalım ,çıkarmayalım dostlar hijyen ve sosyal mesafemize olabildiğince dikkat edelim.

sevgi saygı ve dualarımla
2050 de Türkiye çöl olacak ! Ağaç dikin, ağaç diktirin....
Sayğıdeğer üyeler, forumla ilgili her türlü soru ve sorun için lütfen tarafıma başvurunuz.


Nisan 02, 2020, 08:56:13 ös
Yanıtla #6
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1405
  • Cinsiyet: Bay

Netflix'te Pandemic isimli bir belgesel var... İzlenmesini öneririm.
Alterius non sit qui suus esse potest


Nisan 02, 2020, 09:33:05 ös
Yanıtla #7
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Aktif Uye
  • *****
  • İleti: 881
  • Cinsiyet: Bay

Bende bir film önereyim Contagion (SALGIN)  2011 de çekilmiş CORONA ile neredeyse birebir hikayeye sahip üstelik Çok sağlam oyuncular var.
2050 de Türkiye çöl olacak ! Ağaç dikin, ağaç diktirin....
Sayğıdeğer üyeler, forumla ilgili her türlü soru ve sorun için lütfen tarafıma başvurunuz.