Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: CENNET  (Okunma sayısı 6973 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 14, 2007, 06:51:59 ÖS
  • Ziyaretçi

      Neredeyse ilk günah olayı sonuçlanana kadar Cennet Bahçesi'nin insanoğluyla birlikte lanetlenme olasılığı sürdü. Yalnızca insanoğlu lanetlendi, Cennet Bahçesi bunun dışında bırakıldı.
      Bilgi Ağacı'nın meyvesini yediği gün, Tanrı Adem'in öleceğini söyledi. Tanrı'ya göre, Bilgi Ağacı'nın meyvesini yemenin kesin sonucu ölüm olmalıydı, yılana göre (en azından böyle de anlaşılabilir) bu Tanrı gibi olmak demekti. Her ikisi de benzer nedenlerle yanlıştır. İnsanlar ölmedi ama ölümlü oldu, Tanrı gibi olamadılar ama öyle olabilmenin elzem yeteneğini elde ettiler. Her ikisi de aynı zamanda doğruydu. Ölen insanın kendisi değil ama Cennetteki insandır. Tanrının kendisi olamamış ama Tanrısalllığın bilgisine ulaşmıştır.
      Kötü Olan'ın o perişan bakış açısı: İyi ve Kötü'yü bilmeyi Tanrı'yla eşitlik sanıyor. Lanetlenmiş olması onu eskisinden daha kötü bir hale getirmemiş gibi görünüyor: yolun uzunluğunu karnının üstünde yerde sürünerek ölçecek...

( Aforizma 84 )
 


Ağustos 14, 2007, 06:55:25 ÖS
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

                                                                     Yaşam Ağacı _ Yaşam'ın Efendisi

      Cennet'ten kovulduk ama Cennet yok edilmedi. Cennet'ten kovuluş bir bakıma iyi şanstır çünkü eğer kovulmuş olmasaydık Cennet'tin yok edilmesi gerekecekti.


Ağustos 14, 2007, 07:00:11 ÖS
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

      İlk günahtan ötürü insanı cezalandırmanın üç olası yolu vardı: İçlerinden en hafifi uygulanmış olanıydı, Cennet'ten kovuluş; ikincisi Cennet'in yok edilişiydi ve üçüncüsü _ ki bu içlerinde en korkunç ceza olurdu _ ebedi yaşam kapısını kapatmak, herşeyi olduğu gibi nasılsa öyle bırakmaktı.


Ağustos 14, 2007, 07:06:12 ÖS
Yanıtla #3
  • Ziyaretçi

   
 Cennette herzamanki gibi: Günaha yol açan da, günahı bilen de tek şeydir. Temiz vicdan kötünün kendisidir, öylesine kesin bir zafer kazanmıştır ki, artık kılını bile kıpırdatmaya gerek duymaz.
     Ayrıcalıklı kişilerin ezilmişler karşısında kendilerini bağışlatmak için omuzlarında hissettikleri kaygılar, aslında ayrıcalıklı kişlerin ayrıcalıklı kanunlarını koruyabilme kaygılarıdır. 


Ağustos 14, 2007, 07:07:20 ÖS
Yanıtla #4
  • Ziyaretçi


''Cennet'ten kovulduktan sonra Adem'in ilk evcil hayvanı yılandı.''


Ağustos 14, 2007, 07:12:28 ÖS
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi


     ''Eğer, öleceksin'' şu anlama gelir: iyi ve Kötü hakkında bilgi, aynı anda hem ebedi yaşama giden yolda bir adım, hem de bu yolda bir engeldir. Eğer bilgiyi elde ettikten sonra ebedi yaşama erişmek istersen _ ve bunu istemekten başka birşey yapmak elinden gelmez çünkü İyi ve Kötü hakkında bilgi bu istektir_ kendini yok etmen ebedi yaşama, yok edişe giden yolu kurman gerekecektir. Dolaysıyla, Cennet'ten kovuluş bir eylem değil, bir olaydır.''
   


Ağustos 14, 2007, 07:20:04 ÖS
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi


     İradenin özgürlüğü şudur: Çölü istediğinde özgürdür, çölü geçmek için izleyeceği yolu, kendi yürüyüş biçimini kendi seçebileceği için özgürdür ama aynı zamanda çölden geçmek zorunda olduğu için özgür değildir, seçilecek her yol labirentsi bir biçimde çölün her bir parçasına uğramadan geçmeyeceği için özgür değildir.


Ağustos 14, 2007, 07:31:45 ÖS
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi


      Özgürük ve kölelik, temel anlamda aynı şeydir. Hangi temel anlamda? Kölenin özgürlüğünü yitirmediği; bundan dolayı bir bakıma özgür adamdan daha özgür olduğu anlamında değil.

      Kuşaklar zinciri senin doğanın bir zinciri değildir ama yine de birtakım ilişkiler vardır. _ Hangi ilişkiler? _ Kuşaklar tıpkı senin yaşamının anları gibi ölürler._ Ayrım nerede peki?

     Bir bakıma bu dünyanın varlığını yadsıyorsun. Yaşamı bir dinlenme anı, devinimin içindeki bir dinlenme anı olarak açıklıyorsun.

     Eğer ''yaşantı'' Mutlak'ın içinde bir dinlenmeyse, ''sezgi'' dünyanın içinden geçip dönerek Mutlak'a varan uzun kıvrımlı yol olabilir ancak. Ne de olsa herşey amaca ulaşmak ister ve yalnızca bir amaç var. Parçalanmanın yalnızca zaman içinde olmasına yani demem o ki her an olup bitmesine karşın aslında hiç gerçekleşmemesi bir uzlaşma sağlayabilirdi kuşkusuz.       


Ağustos 14, 2007, 07:42:41 ÖS
Yanıtla #8
  • Ziyaretçi

                                                      günah, ıstırap, umut ve doğru yol üzerine

      Doğru yol, gergin bir ip boyunca gider; yükseğe değil de hemen yerin üzerine gerilmiştir bu ip. Üzerinde yürünmek değil de insanı çelmelemek içindir sanki.

      İnsanların tüm kusurları sabırsızlık, yaptıkları işte yönteme vaktinden önce son veriş ve sözde bir sorunu sözde bir çit içine almaktır.

      İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet'ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar. Ama belki de belli başlı sadece bir günahları var: Sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı, sabırsızlıklarından ötürü geri dönemiyorlar.

      '' Belirli bir noktadan sonra geri dönüş yoktur. Bu noktaya erişmek de gerekir.''


Ağustos 14, 2007, 07:45:14 ÖS
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi


      '' Kötü'nün elindeki en ayartıcı silah, savaşa çağrıdır. Kadınlarla yapılan savaşa benzer ki sonu yatakta biter.'' ;)   


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
8 Yanıt
5072 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 16, 2012, 02:25:04 ÖS
Gönderen: BULGARIA
Cennet

Başlatan ONE Islam

6 Yanıt
3432 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 22, 2016, 10:10:15 ÖS
Gönderen: kurt
0 Yanıt
1640 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 13, 2008, 08:39:12 ÖS
Gönderen: Santander
5 Yanıt
3725 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 27, 2009, 01:33:17 ÖS
Gönderen: goksel475
1 Yanıt
2322 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 02, 2009, 11:34:26 ÖS
Gönderen: ceycet
3 Yanıt
5070 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 03, 2009, 07:00:01 ÖS
Gönderen: zarathustra
9 Yanıt
5413 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 05, 2009, 09:42:42 ÖS
Gönderen: popperist
1 Yanıt
4000 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 25, 2011, 03:47:30 ÖÖ
Gönderen: Prometheus
4 Yanıt
2321 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 11, 2016, 05:38:37 ÖS
Gönderen: Tık-Tik-Tak