Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Evren ve Rahip ( Sayin Alsah´a )  (Okunma sayısı 2287 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 06, 2020, 03:04:13 öö
Yanıtla #20
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 53
  • Cinsiyet: Bay

Evrenin zamansal sonsuzluğu içinde insanın varlığı bir andır.Boyutsal sonsuzluğu içinde ise bir zerre.
   Bu muazzam sınırsız evren içinde, çaresiz bir "zerre" olduğumuzu bildiğimiz kadar, kendi zerreliğimiz içinde de "sonsuzluğu" algılayabilecek
       kadar yüce olduğumuzu biliyoruz.Sonsuzluğu algılıyor olmamız inancımızı,zerre olmayı yenme arzumuz bilimlerimizi yaratıyor.

Sn. Tık-Tik-Tak,
Yazmış olduğunuz paragrafı anlayamadım. Rica etsem biraz daha açabilir misiniz?
Olmamak, olmak..


Mayıs 06, 2020, 04:17:11 öö
Yanıtla #21
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 284
  • Cinsiyet: Bay

Big-bang'den beri geçen yaklaşık 13.4 milyar yılda kozmik zamana bakıldığında insanın varlığı zerre kadar küçük dakikalara denk düşer.
Evrenin boyutsal büyüklüğüne bakarsak (evrendeki yıldız sayısının dünyadaki tüm kum tanelerinden fazla olduğu gerçeği gibi) bizlerin kapladığı yerin küçüklüğü de ortadadır.
Bu durumlarda soru sormak ve çalışmak inancımızı ve bilimlerimizi yaratıyor.
Benim sayın Tık-Tik-Tak'ın anlatımından anladığım budur sayın Fason.
Yanlışım varsa affola.
Saygılarımla.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...


Mayıs 06, 2020, 06:15:18 öö
Yanıtla #22
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 77
  • Cinsiyet: Bay

       Bakın sayın Oğuz, şöyle diyorsunuz, "..Yani şunu kastediyorum, siz dininizin yasalarını bilime uygun bir şekilde ortaya koyarsınız, o din, bilim ile çelişmek zorunda kalmaz".
       Yani bu ifadenizden yeni bir dinin ortaya çıkması ve bu dinde büyük reformlar yapılarak dinin bilimle çelişmemesinin sağlanması anlaşılmaktadır.  Ama ne yazık ki böyle bir din maalesef yok. Ama siz yeni bir din yaratmış ve de yarattığınız bu din yasalarında  bilimle çelişmeyen akideler koymuş iseniz, buna bir diyeceğim olamaz. Günümüzde mevcut dinlerin hiç birinde sözünü ettiğiniz şekilde reformist atılımlar ne yazık ki yapılamamaktadır.
       Bu nedenle de bence bu konu kapanmıştır.
       Diğer taraftan, "Ayrıca Tanrı konusu özellikle tartışmaktan keyif aldığım bir konu..." diyorsunuz.  Bu ifadeniz için de sadece şunu söyleyebilirim.  Hiç bir din kendisini var eden Tanrı'yı tartışmaya açmaz.
       (Bu arada madem ilgi alanınız, konu ile ilgili benle özelden de yazışabilirsiniz).
        Saygılar-sevgiler.

Sayın Alşah bakın kendi ağzınızla söylemişsiniz, "büyük reformlar yapılarak dinin bilimle çelişmemesinin sağlanması" demişsiniz. Protestanlık neden kurulmuştur? Reform nedir ve niçin yapılmıştır? Demek istediğim şu ki, bilim dünyada tamamen baskılanmadığı sürece, dinler zaten evriliyorlar. Eski olan dinlerin içerisinde yeni mezhepler ortaya çıkıyor. Ya da yepyeni dinler ortaya çıkıyor. Zaman içerisinde bilimlerin bulguları sağlamlaştıkça bu dinler de kendilerini bilime uygun olarak düzenlemek zorunda kalacaklar. Uyum sağlayabilenler varlığını sürdürebilecek, sağlayamayanlar sürdüremeyecek.

Ama ne yazık ki böyle bir din maalesef yok

Vardır, sayın Alşah. Daha yeni yeni kurulan non teistik dini gruplar var. Buna verebileceğim bir örnek The Satanic Temple'dır. (Church of Satan ile karıştırılmamalıdır)
Şeytanı gerçek bir varlık olarak kabul etmezler,  şeytan onlar için her türlü keyfi otoriteye ve sosyal normlara karşı kullandıkları bir semboldür. Pragmatik şüphecilik, rasyonel karşılıklılık, kişisel otonomi ve merak için bir alegoridir sadece.

Bu insanların benimsediği 7 prensip vardır ("7 Tenets" olarak araştırabilirsiniz)


Bu 7 prensipten 5.si şöyledir:


5) Beliefs should conform to our best scientific understanding of the world. We should take care never to distort scientific facts to fit our beliefs.

İnançlar,bilimsel dünya anlayışımızın en iyisiyle uyuşmalıdır. Asla, inançlarımıza uysunlar diye bilimsel gerçekleri saptırmamaya dikkat etmeliyiz



Görüldüğü üzere bu bir non teistik dindir. Bilimle uyuşan bir tablo çizmektedir. 50 000 den fazla üyesi vardır. Bunun ciddi bir oluşum olduğunu görmek için sitelerinden lokasyonlarına bakabilirsiniz:

https://thesatanictemple.com/pages/find-chapter


Demek ki neymiş, bilimle uyuşabilen bir din anlayışı mümkünmüş.



Bu insanlar Amerikanların birinci anayasa değişikliği hakları doğrultusunda bazı protestolar gerçekleştirmişlerdir. Dinin etkisinin, (Özellikle de hristiyanlığın) ABD'de siyasal yönetime etki ettiğini göstermek için Satanic Temple, Hristiyanların Oklahoma Eyalet Meclisi'nin bulunduğu binaya diktikleri On Emir anıtının karşısında, eğer bu bir dini özgürlükse, çoğulculuğun gereği olarak kendi dinleri için önemli bir sembol olan Baphomet'in bir heykelini dikmeye çalışmışlardır. Sonuç olarak Oklahoma Eyalet Meclisi'nin bulunduğu binanın önünden hem On Emir anıtı hem de Baphomet heykeli kaldırılmıştır.

Benzer bir senaryo Arkansas'ta da gerçeklemiş, ancak sonuçta On Emir Anıtı dikili kalırken, Baphomet heykeline izin verilmemiştir. Konuyla ilgili şu videoyu izleyebilirsiniz:

https://www.youtube.com/watch?v=6AOX-_HdFKQ

Race of man!
The errors of a wise man make thy rules
Ye shall see
Rather than the perfection of the fool


Mayıs 07, 2020, 01:41:21 ös
Yanıtla #23
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1797
  • Cinsiyet: Bay

       Sayın Oğuz, önce bir iki konuya kısaca değineceğim.
       Demişsiniz ki; " Lemaitre  Kardinal Mercier tarafından 1923 yılında rahip olarak görevlendirildi."  O kadar uzağa gitmeyin, günümüzde de bir bahçıvan da  TÜBİTAK Başkanı olarak görevlendirildi.
       Demişsiniz ki; " Protestanlık neden kuruldu."  Sayın Oğuz, protestanlık bir din değil, dinin bir mezhebidir.
       " Yeni kurulan dinler var" demiş ve özetle bunlardan "The Satanic Temple" dininin bilime açık olduğunu, yeni yeni taraftarlar kazanmaya başladığını, hatta elli bine yakın üyesi olduğunu belirtmişsiniz.
       Sayın Oğuz, konu başlığımız  "Evren ve Rahipler". Bu konu başlığı altında  günümüzde tüm insanlık tarafından kabul gören ve özellikle de semavi olarak nitelendirilen dinler söz konusu olduğu için bu kadar yazışmalar yapıldı. Yoksa; son  anlatılarınızı  yeni bir konu başlığı altında anlatsa idiniz o zaman tablo değişik bir durum alırdı.
         Kaldı ki, ben imalı şekilde sizin şimdi anlattıklarınızı 04.05.2020 tarihli yazımda kısaca anlatmışım. Bakın o gün ne demişim. (Siz yeni bir din yaratmış ve de yarattığınız bu din yasalarında bilimle çelişmeyen akideler koymuş iseniz, buna bir diyeceğim olamaz. Günümüzde mevcut dinlerin hiç birinde  sözünü ettiğiniz şekilde reformist atılımlar ne yazık ki yapılamamaktadır.) Yani sözünü ettiğiniz dini siz yaratmamışsınız da başka birileri yaratmış.  Esasen buna bir diyeceğim olmadığını da yazımda da belirtmişim.
         Satanic inançlar hakkında sadece yüzeysel bilgiye sahibim. Bu vesile ile sözünü ettiğiniz "The Sataniç Temple" inancını (Dinini) de incelemeye çalışacağım.
          Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Mayıs 07, 2020, 03:37:56 ös
Yanıtla #24
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 77
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Alşah, Evren ve Rahip adlı bu konunun açılma sebebi, aşağıda yer alan şu mesajıma katılmadığınızı belirtmenizdir:

Tarihte evrenin işleyişinin açıklanmasına büyük katkıları olan din adamları ve dindar insanlar olmuştur.


Siz buna katılmadığınızı şu mesajla belirtmişsiniz:

       Sayın Oğuz aynı yazısının bir başka bölümünde ; "Tarihte evrenin işleyişinin açıklanmasına büyük katkıları olan din adamları ve dindar insanlar olmuştur ." diye belirtmiş. Bu ifadesine de katılmadığımı üzülerek belirtmek isterim. Ben böyle din adamlarına rastladığımı hatırlayamıyorum. Varsa ve  sayın Oğuz bildirirse memnun olurum.


Bu mesajınıza karşılık sayın Tij, Evren ve Rahip başlıklı bu konuyu açtı ve Lemaitre'nin bir din adamı olmasına karşın evrenin işleyişinin açıklanmasına katkıda bulunduğu örneği böylece verilmiş oldu. Dolayısıyla bu noktadan hareketle dinin bilim ile çelişmek zorunda olmadığını şahsen belirttim.Ama bununla ne kastettiğimi şöyle açıkladım:

Bilimle dinin çelişip çelişmemesi konusu, hangi dinden bahsettiğimize ve o dinin içeriğinin ne olduğuna bağlıdır. Din, kendi içerisinde bir çok unsuru barındıran bir bütündür. Bu unsurlardan bazıları bilimin bulgularıyla uyuşabileceği gibi, bazıları ise çelişebilir.



Yani burada kastettiğim şey, bu çelişme durumunun kısmi oluşu idi ki, bunun kutsal kitap ve yasa gönderen dinlerin ortaya koyduklarının bilimin bulgularıyla bir tezatlık yaratabileceğine ve bu nedenle bir uyuşmazlığın söz konusu olabileceğine zaten kimsenin itirazı yok.

Şahsi olarak şunu belirtmek isterim ki, din olgusu çok daha kapsamlı bir olgudur ve semavi dinlerin dışında, başka türlü bir din anlayışı mümkündür. Bu yüzden de bu başka türlü bir din anlayışının bilimle uyuşabilmesi mümkündür. Yani şunu kastediyorum, siz dininizin yasalarını bilime uygun bir şekilde ortaya koyarsanız, o din, bilim ile çelişmek zorunda kalmaz.



Protestanlık'ı ise dinde reforma örnek olarak verdiğimi biliyorsunuz, yeni bir din olduğunu iddia etmedim. Buna karşın, bir dinin içerisinde yeni bir mezhebin oluşması, o dinin evrimi için önemli bir adımdır.

Bunun haricinde yeni dinlerin de oluştuğunu bildirdim. Buna somut bir örnek olarak The Satanic Temple'ı verdim. Bu örnek, bilim ile çelişmeyen bir dinin halen mümkün olduğunu gösteren bir örnektir.

Tüm bunlara rağmen dayandığınız noktayı çok iyi anlıyorum. Şuan hali hazırda dünyanın büyük kısmında yaygın olan dinlerin ortaya koyduğu bazı yasalar bilimin bazı bulgularıyla çelişir durumdadır. Yani şuanda genele bakıldığında bir uyumdan ziyade çelişki ön plandadır. Ancak bilimle uyum içerisinde bir din anlayışı halen mümkündür. Bazı insanlar "din bilim ile çelişir öyleyse dinler yok olacaktır" şeklinde bir kanıya sahip. Ben ise dinin yok olmayacağını, zaman içerisinde bilim ile uyumlu bir hale evrileceğini düşünenlerdenim. Çünkü hali hazırda bu kadar etkili olan bu büyük yapıların öylece ortadan kaybolacağına inanmak sağlıklı gelmiyor bana.

Din ile bilim arasındaki bu "uyum" konusu bazen çok ilginç açıklamalara sebep olabiliyor. Mesela aşağıda verdiğim linkte, ülkemizde felsefe profesörlüğü yapan dindar bir insanın (Caner Taslaman'ın) evrimle islamın çelişmek zorunda olmadığı yönündeki ilginç açıklamalarını izleyebilirsiniz:


https://www.youtube.com/watch?v=pxM2Ee0e_68&t=113s


Dini bilimle uyuşturma yönündeki bu çabaları olmasa, bilimin bulguları ile din arasında devasa bir uçurum oluşacak, bunun farkında oldukları için bu zorlama açıklamalara girişiyorlar.
Race of man!
The errors of a wise man make thy rules
Ye shall see
Rather than the perfection of the fool


Mayıs 08, 2020, 01:32:36 öö
Yanıtla #25
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1797
  • Cinsiyet: Bay

         Sayın Oğuz, gerek Lemaitre ve gerekse belirttiğiniz diğer konularda, yazılarınıza makul ve mantıklı cevaplar verdiğimi düşünüyorum.  Ve size "The Satanic Temple hakkında da araştırma yapacağımı  bildirmiş idim. Verdiğiniz linki de izledim. Prof.Dr. Sayın Caner Taslaman'ı da zaman zaman izlerim (Doğrusunu isterseniz yaklaşımlarını riyakarane bulduğum için beğenmem), o linkle ilgili de yazımın sonunda nacizane görüşümü belirteceğim.
         Gelelim şu " The Sataniç Temple "dini ile ilgili konuya. (Kitaplığımda bu konuda bir şey bulamadığım için mecburen internet amcadan yardım aldım.)
          İlkelerini incelediğim bu dinin 7 ana maddesi olduğu belirtiliyor.
        1- Kişi tüm canlılara karşı mantık sınırları içerisinde merhamet ve empati ile yaklaşmalıdır.
        2- Adalet mücadelesi, yasalar ve kurumlar üzerinde değerlendirilmesi gereken ve gerekli bir mücadeledir.
        3- Beden dokunulmazdır, kimsenin bedenine kendi talebi dışında müdahale edilemez.
        4- Rencide etme özgürlüğü de dahil olmak üzere, insanların özgürlüklerine  saygı gösterilmelidir. Bir başkasının özgürlüğünü kasten ve haksızca kısıtlamak, kişinin kendi özgürlüğünden feragat etmesi anlamına gelir.
        5- İnançlar, en güncel bilimsel verilerle uyumlu olmalıdır. Kişi bilimsel gerekçeleri hiç bir zaman inançlarına uydurmak için çarpıtmamalıdır.
        6- İnsanlar hata yapabilir. Kişi bir hata yaparsa, bu hatayı düzeltmek ve vermiş olabileceği her hangi bir zararı gidermek için elinden geleni yapmalıdır.
        7- Her ilke, davranışta ve düşüncede asaleti canlandırmak için tasarlanmış, yol gösterici birer kılavuzdur. Merhamet, bilgelik ve adalet ruhunu;  daima yazılı veya sözlü etkileşimlerimizde göz önünde bulundurmalıyız.
 
        Kaynak : TST Tenets
        Çeviri   : Yusuf Eryan.

              Yani sayın Oğuz'un konunun başından beri sözünü ettiği yeni din "The Satanic Temple" nin 7 ana ilkesi yukarıda saydıklarım.
              Pekiyi, bu yeni dinin ilkelerinde yadırganacak bir şey var mı? bence yok. Nedenini ilerideki satırlarda açıklayacağım.
 
              Bu ilkeleri görünce şahsen hiç yadırgamadım. Bu ilkelerin hemen hepsi benim (Öyle  zannediyorum, tüm form mensuplarının hatırlayacağı ilkeler)  yakından bildiğim ilkeler. Nasıl mı ?. Hemen Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını açtım.  Bakın şimdi Anayasamızda yer alan hükümler ile "The Satanic Temple" dini ilkeleri arasında bir kıyaslama yapın.
              Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
      -Devletin Temel Amaç ve Görevleri.
                Madde 5- ...... Kişilerin ve toplumun refah ve mutluluğunu sağlamak , kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan, siyasal , ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
      -Yargı Yetkisi.
                Madde 9- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
      -Temel Hak ve Hürriyetlerin Niteliği.
                 Madde 12- Herkes, kişiliğine bağlı,dokunulmaz , devredilemez, vazgeçilemez hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler , kişinin  topluma , ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.
       - Kişinin Dokunulmazlığı, Maddi ve Manevi Varlığı.
                 Madde 17- Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme  hakkına sahiptir.
                                  .........
                                  Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
        -Zorla Çalıştırma Yasağı.
                   Madde 18- Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.
        -Kişi Hürriyet ve Güvenliği.
                   Madde 19- Herkes , kişi hürriyet ve güvenliğine sahiptir.
        -Din ve Vicdan Hürriyeti.
                   Madde 24- Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
       
                 Kısaca Anayasamızdaki,  kişi hak ve özgürlükleri ilgili bazı bölümleri yukarıda gösterdim. Sayın Oğuz'un sözünü ettiği din ile kıyaslandığında, fazlası var eksiği yok olarak göreceksiniz.

                Öz olarak ifade edecek olursak, her iki alıntıdaki ilkeler hemen hemen aynı. Bunun en önemli nedeni, her iki yasanın da günümüz şartlarında insanlar tarafından kaleme alınmasıdır. Oysa özellikle semavi olarak kabul edilen dinlerdeki öğreti ve Ayetlerin ise , İlahi bir varlık tarafından insanlara bildirilmesidir.
               Bu bakımdan, daha evvelde belirttiğim üzere, yeni bir din yaratılır ve bu yeni din bilimin ışığında yürür, hatta bilime yön verecek atılımlarda bulunursa buna kim ne derse desin, benim bir diyeceğim olmaz/olamaz.
           
                Şimdi gelelim sayın Oğuzun yazısında referans olarak gösterdiği Prof.Dr. Sayın Caner  Taslaman'ın konuşmasına.
                Yukarıda da belirttim. Şahsen fikirlerine pek itibar edemiyorum.  Demogoji yaparak bir şekilde Ayetlerin anlamlarını değiştirip yeni yeni Ayetler yaratma çabasında görüyorum kendisini. Bu linkteki konuşmasına da baksanıza, ne kadar zorlanıyor, eveliyor, geveliyor. Mesela insanın varoluşu ile ilgili anlatırken bin dereden su getiriyor.  Bilimin kabul ettiği 200.000 sene önce var olan "Sapiens" ve "Homo Sapiens" insanları ile semavi dinlerin kabul ettiği ilk insan "Adem'in" yaratılışını neredeyse birleştirecek (Aslında söylediklerine kendi de inanmıyor ama, maalesef bu zat böyle biri- Onun için güvenmiyorum kendisine-). Oysa semavi dinlerde "Adem'in yaratılışı taş çatlasın 10.000 bin senelik bir hadise. Yüz doksan bin seneye ne oldu?.
             
               Bakın bu konuda Kur'an ne diyor.
               
               Rahman Suresi 14.  Ayet .(MEALEN)  insanı , pişirilmiş  çamur gibi kuru bir balçıktan yarattı.
             
               Hicr Suresi 26. Ayet ,(MEALEN) Andolsun, biz insanı; kuru çamurdan , değişken -cıvık- bir balçıktan yarattık.
             
                Saffat Suresi 11. Ayet (MEALEN) .......Gerçek şu ki, biz onları bir cıvık çamurdan yarattık.

             Kur'an da yer alan bu Ayetlerle Prof.Dr. sayın Caner Taslaman'ın anlatılarını karşılaştırdığımızda, ya Kur'an'ın yalnış, ya da sayın Prof.Dr. Caner Taslaman'ın yanlış bilgiler verdiği ortaya çıkmaktadır. İslamın kutsal kitabı Kur'anın bir kelimesinin dahi değiştirilemeyeceği, doğruluğunun tartışılmasının küfre sapmak olduğu göz önüne alındığında, sayın profesörün maalesef doğruları söylemediği/söyleyemediği ortaya çıkmaktadır.
     
            Sayın Oğuz, dilim döndüğünce bazı şeyleri ama hep kanıt/ dayanak göstererek izah etmeye çalıştım. Aslında bu kadar uzun yazman benim tarzım değil ama  nedense yazdım işte!.
     
              Saygılar-sevgiler.



 
"Vur ama dinle beni"


Mayıs 08, 2020, 05:23:58 öö
Yanıtla #26
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 77
  • Cinsiyet: Bay



                Öz olarak ifade edecek olursak, her iki alıntıdaki ilkeler hemen hemen aynı. Bunun en önemli nedeni, her iki yasanın da günümüz şartlarında insanlar tarafından kaleme alınmasıdır. Oysa özellikle semavi olarak kabul edilen dinlerdeki öğreti ve Ayetlerin ise , İlahi bir varlık tarafından insanlara bildirilmesidir.
               Bu bakımdan, daha evvelde belirttiğim üzere, yeni bir din yaratılır ve bu yeni din bilimin ışığında yürür, hatta bilime yön verecek atılımlarda bulunursa buna kim ne derse desin, benim bir diyeceğim olmaz/olamaz.
           

Elinize sağlık sayın Alşah, her şeyi çok güzel özetlemişsiniz. Özellikle insan yapımı yasalar ile, ilahi bir varlık tarafından bildirildiği düşünülen yasalar arasındaki ayrıma dikkat çekmeniz çok güzel olmuş. Burada hukuk'un, bilime mi yoksa dine mi dayanması gerektiği sorusu ortaya çıkıyor. Günümüzde doğudaki bir çok ülke yasalarını büyük oranda din temelli oluşturmuş durumda. Batıda ise hukuk, halen belirli eksiklikleri olmakla birlikte çoğunlukla bilime dayanıyor. Yani yasa söz konusu olduğunda, günümüz şartlarında, batıdaki dindar insanlar bile çoğunlukla, bilime dayanan insan yapımı bir yasaya ihtiyaç olduğunu teslim ederler diye düşünüyorum. Yaşadıkları ülkelerin anayasalarının, dinlerin sunduğu yasalardan daha farklı ve daha zengin olması bunun göstergesi. Doğu ise bunu görmezden gelebilecek yapıda, yasalarını büyük oranda dine dayandırabiliyor. Burada önemli olan nokta, Batı Ve Doğu arasındaki kültürel farklılığın zaman içerisinde git gide azalmaya başlaması. Yani doğu, batının icat ettiği teknolojileri kullanır ve bu yolla batının kültürünü özümsemeye başlarsa, tüm bu durumlar zaman içerisinde değişebilir.


Caner Taslaman örneğini ise , dini bilim ile uyuşturma konusunda "zorlama bir çaba" olarak örnek verdim. Yani görüşlerimi kendisinin düşüncelerine dayandırmam söz konusu bile değil.

Özetlemek gerekirse, siz dinin şuan yaygın olan formlarının çoğunlukla bilim ile çelişir durumda olduğunu söylüyorsunuz. Ben ise dinin yaygın olmayan bazı formlarının bilimle çelişmeyebileceğini savunuyorum. Her iki görüş de birden doğru olabilir aslında. Sonuç olarak sizinle büyük oranda ortak bir noktaya varabildiğimizi düşünüyorum.
Race of man!
The errors of a wise man make thy rules
Ye shall see
Rather than the perfection of the fool