Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Maduro Vakasi ve Uluslararasi Hukukun Sinirlari  (Okunma sayısı 243 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 07, 2026, 09:35:15 ös
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 234
  • Cinsiyet: Bay

Bu yazi, guncel bir olaydan hareketle uluslararasi iliskilerde guc, hukuk ve insan arasindaki gerilimi kendi bakis acimdan irdeleme cabasidir. Amacim herhangi bir lideri savunmak ya da mahkum etmek degil; yasananlari tarihsel, yapisal ve teorik bir cercevede anlamaya calismaktir. Maduro vakasi, uluslararasi hukukun sinirlarini ve buyuk gucler karsisindaki kirilganligini tartismak icin somut bir ornek sunmaktadir.

Guc, Hukuk ve Yeni Dunya Gercegi

Dunya hicbir zaman hukukun belirleyici oldugu bir duzene girmedi. Uluslararasi sistem, merkezi otorite eksikligi ve devletlerin kendi cikarlarini onceliklendirdigi bir anarsi uzerine kuruludur ( Morgenthau, 1948). Hukuk, riza ve guc dengesiyle ayakta durur; gercek baglayiciligi sinirlidir. Soguk Savas sonrasi donemde, ABD'nin hegemonik gucu ve uluslararasi kurumlar hukukun gorunur bir ustunluk kazandigi hissini yaratmisti. Gunumuzde ise Cin ve Rusya gibi guclerin yukselisi ve bolgesel krizler, bu gorunur ustunlugu asindirmis, gucun hukuku yonlendirme kapasitesini ortaya koymustur (Kaplan, 2012).

Uluslararasi Hukukun Kirilganligi

Maduro'nun ABD tarafindan Venezuela'dan New York'a goturulmesi, hukukun buyuk gucler karsisinda ne kadar kirilgan oldugunu somut bicimde ortaya koyuyor. Liderlerin dokunulmazligi ve birey haklari teoride guvence altindadir; pratikte ise normlar secici ve kirilgan hale gelir. Bu olay, modern donemde devlet baskanlarinin baska bir devlet tarafindan sinir otesi alikonulmasi bakimindan ilk ornek olarak degerlendirilebilir.

Cografya ve Guc Iliskileri

Venezuela, enerji kaynaklari ve stratejik konumu nedeniyle buyuk guc rekabetinin merkezindedir. Kaplan'in analizine gore devletlerin kaderi cogu zaman cografya ve stratejik zorunluluklarla belirlenir. Morgenthau'nun realizmi ise devletlerin oncelikle kendi cikarlarini gozettigini, hukuk ve etik normlarin cogu zaman geri planda kaldigini gosterir. Maduro vakasi, hukukun guc karsisinda geri plana itildiginin tipik bir ornegidir.

Yapisal Sorunlar ve Liderin Rolu

Maduro, ulkenin kaynaklarini dar bir elit lehine kullandi. Ancak kriz sadece liderin karakteriyle aciklanamaz. Venezuela'nin yeralti zenginlikleri ve stratejik onemi, ulkedeki yapisal zayifliklari ve uluslararasi baskilari derinlestiriyor. Liderin tercihlerinden bagimsiz olarak, cografya, guc iliskileri ve hukukun kirilganligi, olayin belirleyicisidir.

Birey ve Insani Etki

Hukukun geri cekildigi, gucun one ciktigi ortamda siradan insanlar savunmasiz hale gelir. Gelecek guvenligi zayiflar; cocuklarin ve gelecek nesillerin yasami belirsizlesir. Bati'da yasayan bireyler icin kaygi, kriz cografyalarinda yasayanlar icin ise gunluk hayat bir hayatta kalma mucadelesi anlamina gelir. Maduro vakasi, sadece uluslararasi guc politikalarini degil, insan yasami uzerindeki etkilerini gormek icin de bir uyaridir.

Kuresel Baglam ve Ciplak Guc

Maduro vakasi tekil bir olay degildir. Ukrayna savasi, Gazze catismalari, Sudan ve Somali krizleri ve Tayvan uzerinden ABD-Cin rekabeti, gucun hukuku esnettigi sistemin farkli tezahurleridir. "Ciplak guc", hukuku geri plana iterek kisa vadede sonuc uretir; uzun vadede ise mesruiyet erozyonu ve normlarin asinmasi gibi sorunlar dogurur.

Artik maske dusmustur: uluslararasi sistem daha parcali ve belirsiz hale gelmistir. Onemli soru, devletlerin gucu degil; bireyin bu devasa gucler karsisinda ne kadar guvende olabildigidir.
     
« Son Düzenleme: Ocak 07, 2026, 09:38:24 ös Gönderen: midyad »


Ocak 08, 2026, 01:53:36 öö
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1835
  • Cinsiyet: Bay

       Sayın midyad'ın paylaşımları insanın aklına neler neler getiriyor bir bakalım.
       Bakunin'in "Hukuk siyasetin fahişesidir" sözü günümüz dünyasında ve maalesef ülkemizde yaşanan hukuki olaylarına "Cuk" oturmaktadır.
       Bakınız, devleti yöneten biri "Anayasayı bir kere demekle bir şey olmaz" demişse, o yönetimden sonra gelenlere de aynı hak doğmuş olur. Dolayısı ile Anayasanın  Anayasalığı ortada kalmamış olur.
       Keza, yerel bir mahkeme veya bir üstü "Ben Anayasa Mahkemesinin kararlarını tanımıyorum" derse, o ülkede yaşayanların da " Ben de Yargıtayın kararlarını tanımıyorum" deme hakkı doğmuş olmuyor mu?.
       Yani hukuku işine geldiğinde tanıyıp onun güvencesini sığınıp, işine gelmediğinde "Ben o mahkemeyi tanımıyorum " diyebiliyorsan o sisteme hukuk sistemi diyemezsiniz.
       Gelelim şu Maduro meselesine; bence uluslararası hukuk ve onu savunanlar sınıfta kalmışlardır. Nasıl olur, bir devlet, diğer bir devlete gece baskını yapacak ve baskın yaptığı ülkenin devlet başkanını geceyarısı karısı ile birlikte yatağından kaldırarak kendi ülkesine götürecek ve kendi ülkesinde kafasına göre yarattığı suçlamalarla yargılayacaktır. Dehşet verici bir olay.  Maduro suçlu ise kendi ülkesinde ve kendi ülkesinin kanunlarına göre yargılanmalıdır
 Buna başka bir ülkenin devlet başkanı karar veremez/vermemeli.  Amerikan mahkemelerinin kendi ülkelerinde istenmeyen suçlardan dolayı suçluları yargılama yetkisini nereden alıyorlar

         Bu olay bu şekilde kalırsa, ileride elinde gücü olanlar kendilerinden zayıf olanları istedikleri gibi işgal de edebilirler. Olayı basit bir misalle anlatmak gerekirse, evinde otomatik silahları olan bir kişinin, kendisinden daha zayıf olan komşusunun evine gece baskın yapıp yatağından karısını alması ile Maduro'nun alınması arasında hiç bir fark göremiyorum
        Dediğim gibi DEHŞET bir olay. Bu bir güç zehirlenmesinden başka bir şey değildir.
        En başta da belirttiğim gibi maalesef ULUSLARARASI HUKUK bu defa siyasetin değil GÜÇÜN FAHİŞESİ olmuştur.
Saygılar- sevgiler.


"Vur ama dinle beni"


Ocak 08, 2026, 02:49:12 öö
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 177
  • Cinsiyet: Bay

MERHABLAR
SAYIN Alşah ve SAYIN Midyad'ın yorumlarına katılmakla beraber şunu ifade etmek isterim uluslararası politikada ABD'nin yaptığı politikalar maduroyu göz altına alması modern eşkiyalık denebilir çünkü ABD'nin bu tavrı venezuelanın yer altı kaynaklarını sömürmek istemesidir uluslararası hukukta maduro bu suçu işlese dahi bu uluslararası hukukun yargılama alanı değil aksine venezuelanın yargı alanına girer. Venezuela'nın de jure ülke konumundan de facto ülke konumuna düştüğünü söyleyebilirm çünkü egemenlik hakkını kaybetti siyasi ve politik açıdan venezuela halkının amerikayı bir kurtarıcı tanrı olarak kabul etmesi ve ilerde göz yaşlarına boğulmasına şaşırmamak gerekir çünkü ABD nin ıraka girişi ırak halkının ilk başta bir bayram gibi sevinmesi sonrasında kan ve göz yaşı ile sonlandığını unutmamak gerekir şimdi iran halkı amerikadan medet umuyor ama farkında olmadıkları şey ABD'nin onları yozlaştırmak istemeleri D.TRUMP'ın seçim vaadi'ni hepimizin bildiği üzere "amacım dünyaya barış ve istikrar getirmek" demişti. Bunu söyleyerek ancak diğer devletlere saldırırken ben barış getiriyorum diyip işleri meşrulaştırmaktır BM malesef ki günümüzde hiç adil çalışılmıyor insan hakları ,devletlerin dokunulmazlığı, barışın ve istikrarın tesisi gibi söylemleri bu zamanda malesef ki çirkin bir yüzün üstünde ki kötü bezenmiş makyajdan  ibarettir. Lafın özetine gelmek gerekirsem eğer ABD bunu yaparak "dünya benim ayaklarımın altında istediğim yerde at koşturabilirim sıkıyorsa biri karşı çıksın atımın ayaklarıyla ezerim" dônemine girmiş olması.
SAYGILARIMLA VE SEVGİLERİMLE