Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: ''AY ÇOCUK'' Aleister Crowley(Edward Alexander Crowley)  (Okunma sayısı 6255 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 14, 2007, 11:00:05 öö
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341

İçindekiler:

I. ÇİNLİ BİR TANRI

II. RUHUN DOĞASI ÜZERİNE FELSEFİ BİR İNCELEME

III..TELEKİNEZİ NESNELERİ UZAKTA HAREKET ETTİRME SANATI

IV.HEPSİNDEN SONRA, ÖĞLE YEMEĞİ VE DÖRDÜNCÜ BOYUTUN AYDINLATICI BİR AÇİKLAMASİ

V. BAHÇE'DEKİ ŞEY VE TAO'NUN YOLUNA DAİR

VI. DEĞİŞİK KONUKLARIN KONUŞMALARI İLE, AKŞAM YEMEĞİNE DAİR

VIL LISA LA GlUFFRİA'NIN YEMİNİNE VE İĞRENÇLİKLER ŞAPELİNDEKİ GECE NÖBETİNE DAİR

VIII.HOMUNCULUS'A, RUHUN DOĞASIYLA İLGİLİ ÖINCEKİ İDDİALARIN SONUÇLARİNA DAÎR

IX. KÖTÜ HABERİ ARAGO'DAN QUINCAMPOIX'YA NASIL GETİRDİLER VE BUNUN ÜZERİNE NASIL BİR TAVBIR TAKINILDI

X.KELEBEK AĞINI DOKUMAK İÇİN İPEĞİ NASIL TOPARLADILAR

XI. BALAYINA VE BÜYÜ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZLE BİRLİKTE BALAYINDA GEÇEN OLAYLARA DAİR. AHLAKÎ DÜŞÜNÇELERLE TAPINANLAR GENÇLER İÇİN YARARLIDIR

XII. KARDEŞ ONOFRİO'YA, CESARETINE VE YİĞITLİĞINE VE BUNUN ÜZERİNE KARA LOCA'NIN BAŞINA GELEN FELAKETLERE DAİR

XIII. BÜYÜK DENEYİN İLERLEYİŞİNE, EN SON PARİS'TE GÖRDÜĞÜMÜZ MUTLULUKLARINDAN ENDİŞE EDİLMESİ GEREKEN DOSTLARIMIZI UNUTMADIĞIMİZA DAİR

XIV. AYIN OKÜLT KARAKTERİ ÜZERİNE BİLGİLENDİRİCİ BİR SÖYLEM, ÜÇ BÖLÜMDEN OLUŞAN DOĞASINA, DÖRT BÖLÜMDEN OLUŞAN EVRELERİNE VE SEKÎZ-VE-YÎRMÎ EVLERÎNE DAİR, BÜYÜK DENEY'DEN ÖNCE OLAN OLAYLARIN, ÖZELLİKLE DE İLlEL'İN VİZYONUNUN BİR AÇİKLAMASİ İLE BİRLİKTE

XV. DR. VESQUIT VE ARKADAŞLARINA, ÖLÜLERLE KONUŞMA İŞİNİN NASIL GİTTİĞİNİ VE CYRIL GREY VE ONOFRIO KARDEŞ'ÎN SAVAŞ MECLÎSİNE VE CYRÎL GREY'ÎN BÜYÜ SANATI ÜZERİNE BELLİ GÖRÜŞLERÎNE DAİR.

XVI. KELEBEK AĞI'NIN YAYILIŞINA, VALIĞIN FARKLI TÜRLERİYLE İLGİLİ ÇOK HOŞ BÎR SÖYLEME VE BAYAN İLlEL'ÎN DURUMUNA VE ÎSTEKLERÎNE VE UYANDIĞINDA GÖRDÜĞÜ İKİNCİ VÎZYONA DAİR

XVII. EDWIN ARTHWAIT'ÎN SEFİNE HAZIRLADIĞI RAPORA VE BUNUN ÜZERİNE KARA LOCA'NIN MÜZAKERELERÎNE VE BİRLİKTE PLANLANMIŞ KOMPLOLARA DAİR, SİHİRBAZLIK ÜZERİNE BÎR SÖYLEM ÎLE BİRLİKTE

XVIII. AYIN KARANLIK YÜZÜ

XIX. BÜYÜK BÜYÜ AYİNİ

XX. WALPURGIS-GECESÎ

XXI. BÜYÜK SALDIRININ YENİLENMESİNE VE NASIL GİTTİĞİNE DAİR

XXII.ESKİ DOSTUMUZ ARAGO BULVARINDAKİ BELLİ, BİR ŞAFAĞA VE LISA LA GIUFERIA VE ABDÜL BEY'İN AŞKLARINA DAİR, AŞKLARINI NASIL İLERLETTİLER, BÜYÜK DENEYİN YANLIŞ ALARMININ SONUCUNA VE DOUGLAS VE ASTI ARASINDAKİ BİR GÖRÜŞMEYE DAİR

XXIII.SAVAŞ ALANINA ÇİNLİ BİR TANRININ VARIŞINA, KENDİSİNDEN DAHA ÜSTÜN OLANLARA KARŞI KAZANDIĞI BAŞARİYA DAİR: VE PARİS'E DÖNÜŞ YOLUNDA GÖRDÜĞÜ BİR GÖRÜNTÜYE. AYNI ZAMANDA BU GÖRÜNTÜNÜN BİR ANDA KENDİ ÜZERİNE GELİŞİNE VE YENİ BİR BAŞLANGICA NEDEN OLAN BÜTÜN BU ŞEYLERİN SONUNA DAİR

Kitaptan bir bölüm:
Antikite ilimlerinde, pek çok sınıflandırma gezegenlere dayalıdır. Doğalarında sıcak ve ateşli olan, aslanlar ve biber ve humma. Güneş veya Jüpiter ya da Mars ile, atik ve esrarengiz şeyler Merkür ile, soğuk ve ağır şeyler Satürn ile vb. sınıflandırılmıştır.

Yine de pek çok gezegenin ilkesi çeşitli oranlarda hemen her şeyin içinde yer alır. Bu oranlar daha eşit biçimde dengelendikçe ve birleştirildikçe, her şey, gerektiği gibi daha bütünsel oldukça, ilahi kusursuzlukla bir örnek olmaya daha fazla yakınlaşılmış oluyordu, insanın kendisi, küçük bir evren, Yaratıcı'nın bir görüntüsü, mikrokosmos olarak adlandırılıyordu. İçinde, bütün gezegenlerin ve elementlerin bir yeri vardı ve Zodyakın Burçları bile onun doğasında temsil ediliyordu. Koçun enerjisi baştaydı, boğa omuzlarma dayanma gücü veriyor, aslan, yüreğindeki cesareti ve mizacının ateşliliğim temsil ediyordu, sıçramasına yardım eden dizleri, oğlak burcundaydı, hepsi güzellik ve uyum içinde çalışır, güzellik ve uyum içinde bölümlere ayrılır ve ayrılırdı.

Bu garip dilde, Ay, alıcı durumdaki belli başlı bütün şeyleri belirtirdi, çünkü ayışığı güneş İşığının yansımasıdır sadece. Bu nedenle "lunar" neredeyse "dişil" ile eş anlamlıdır. Kadın değişir, hepsi erkeğin etkisine dayalıdır. Evrelerine göre, bir zaman bereketliyken, bir zaman çoraktır. İlerlediği yolun her gününde Zodyakın belli bir bölümünün içinden geçer ve o evredeki, ya da onların deyişiyle, evdeki etkisi, kendisi dışındaki yıldızların varsayılan doğalarına göre belirlenir. Iliel'in gündelik rutin davranışları ayın her sıfatı ile uyum gösterecek şekilde düzenleniyordu.

Ayrıntıdaki bu önemsiz şeylerin dışında Ay'in üç bölümden oluşan yüce bir karakteri vardır. İlkin, Grek söylenişiyle Artemis ya da Roma mitolojisindeki Diana, Güneş'in kardeşi ve parıldayan Bakire Tanrıça'dır. ikinci olarak, insana ışığı ve saflığı getiren ve onun hayvansal ruhunu sonsuz benliğine zincirleyen, İsis-initiatriks ve Persephone ya da Proserpina'dır, çifte doğası olan bir ruhtur, efendisi tarafından ikram edilen narı yediğinde, annesi onu yukarıya tamamiyle geri getiremediğinden yarı dünyada yarı Hades'te yaşar. Ve üçüncü olarak Hekate'dir, cehennemin temsil ettiği "her şey"dir. Kısır, çirkin ve kötü niyetlidir, ölümün ve cadılığın kraliçesidir.

Bütün bu mizaçlar kadında birleşmiştir. İyi ve ışık saçan bir varlık olarak Artemis'in doğruluğundan şüphe edilmez. Hekate, anne olma umutları bütünüyle geçmişte kalmış, ruhu, mutlu ölümlülere duyduğu kıskançlık ve nefretle kararmış bir kocakarıdır. Yaşamın bolluğu içindeki kadın, Demeter'in Hades yılın yarısında onu dünyaya göndermeyi kabul edene kadar mısır vermemeleri için uğruna tarlaları lanetlediği yüce Persephone'dur. Bu nedenle eski insanların "ay" ı, bugün Mitras rahibinin boğayı öldürdüğü zamanki kadar sağlam, gerçek bir psikolojik anlama sahiptir. O, ruhtur ama gerçek ruhun sonsusuz ve ölmeyen güneşi değil, onun bir yansıması ve değişime ve kedere ve evrenin bütün güçlerinin oyununa tabi ve "rehinden kurtuluşu" kozmik problemin çözümü olan hayvan ruhudur. Çünkü o, yılan'ın başım ezecek olan kadının tohumudur ve bu olay, anneliğe hak kazanan her kadın tarafından sembolik olarak tekrarlanır.

Diğerleri, kutsal ve ilahi bir ritüelin rahibeleri olarak Artemis'e karşı iffetli kalmış olabilirler, ama bu istisna ile birlikte, kararlaştırılan amaca ulaşmakta başarısız olmak onları ayın karanlık yüzüne, lanetli Hekate'nın soğuk ve kısır evine getirir.

Daha ileride, bu düşünce alanlarımn ne kadar geniş olabileceği, kadın formülünün-etkinin doğasına, sonrasında kadına işleyip işlemediğine göre- çoğunlukla, bir saniye içinde uç noktaların birinden diğerine sıçrayarak dokunacak denli duyarlı olduğu görülecektir.



Kasım 14, 2007, 11:06:58 öö
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341

ALEISTER CROWLEY
Şüphesiz asrın en ilginç ve aykırı kişilerinden biri olan Aleister Crowley, her nedense değişik kişilerde çok farklı tepkilere neden olmuştur. Kimi onu büyük bir üstat, majisyen ve mistik olarak kabul ederken, adını kara büyücü, İsa karşıtı olarak ananlar da az değildir. O halde, şair, dağcı, maceracı, satranç ustası, ressam, majisyen, mistik, zındık, gizli örgüt başkanı, din kurucusu vs. olarak gözüken bu karmaşık kişi tam olarak kimdi?

 

Edward Alexander Crowley, 12 Ekim, 1875 tarihinde 23-24 saatleri arasında İngiltere'nin Warwickshire’de doğmuştu. Bin sayfaya yakın anılarında bu kent hakkında şöyle bir not düşürmüştür "Bu kadar küçük bir kentte İngiltere'nin en önemli iki şairinin doğması garip bir tesadüf olduğu gözlenmiştir, zira Shakespeare'i (1550-1616) unutmamak gerekir." Bu sözlerinden anlaşılıyor ki alçak gönüllülük erdemlerinden biri değildi. Edward Alexander genç yaşta üç heceli bir adla daha kolay ünlü olacağını bir yerde okuyarak adını "Aleister" olarak değiştirmişti. Doğduğu yıl, 1875 okült çevrelerde önemli bir yıldı, Crowley'nin geçmiş yaşamında olduğu iddia ettiği Fransız majisyen Eliphas Levi ve Amerikan melez seks majisyeni Pascal Beverly Randolph'un öldüğü yıldı. Ayrıca Teosofik Cemiyetinin kuruluş yılıydı. Bu cemiyetin Başkanı Madam Helena Petrovna Blavatsky'e göre her asrın son çeyreğinde çoğu Tibet'te mekan eden insanoğlunun ruhsal gelişmesini denetleyen Bilgelik Üstatları (Masters of Wisdom) veya Mahatmalar (Sanskirtçe Yüce Ruhlar) insanların ruhsal tekamülüne hız vermek üzere belirli kişileri görevlendirmektedirler. Teosofinin bazı fikirlerinden etkilenen Crowley de ileride kendisini bir Üstat beyan edecekti (Master Therion) ve aynı Blavatsky gibi okült bilgileri halka açımlama görevine üstlenecekti.

 

Crowley'nin ailesi aşırı köktendinci Darbyite mezhebine bağlıydı. Bu mezhebe göre Katolik, Protestan, Metodist veya Anglikan olsun kendileri dışında tüm diğer Hıristiyanların sonu cehennem ateşiydi. On bir yaşına dek bu inançlarla yetişen Crowley İncil, Tevrat ve diğer Eski Ahit kitapları neredeyse ezberlemişti. 1887 yılında dini vaazlar veren babasının ölümü üzerine Crowley Cambridge'deki yatılı Darbyite mezhebi okuluna gönderilmişti. Eski bir Anglikan rahip olan okul müdürünün fanatik evangelist Hıristiyan dogmaları ve sadist muamelesi altında genç Crowley de kısa bir sürede bu mezhebe karşı derin bir nefret ve kin duymasına neden olmuştu. D'Arcy Champney adında bu okul müdürü öğrencilerini birbirini ispiyon edip çeşitli yalanlar uydurmayı zorluyordu. Gerçekle hiçbir ilgisi olmadığı halde öğrencilerinin biri Crowley'i kendinden geçmiş sarhoş bir şekilde gördüğünü ihbar ettikten sonra, Crowley'i hayali birçok günahı itiraf etmeye zorlanmıştı ve sonuçta uzun süre ekmek ve suyla beslenmeyi, diğer öğrencilerin tecrit edilmeye ve çeşitli işkencelere maruz tutulmuştu. Duruma müdahale eden Crowley'nin bir amcası bedensel ve zihinsel enkaz halinde çocuğu okuldan kurtarmıştı. Bir süre bakıma alınan Crowley özel öğretmenler tarafından yetiştirildi ve 1892 yılında Malvern Erkek Lisesine gönderildi. Crowley, "eşcinselliğin kural" olduğu bu okuldan nefret etmişti ve durumu ailesine bildirdikten sonra, okuldan çıkarıldı. Bu deneyimler Crowley üzerinde derin bir iz bırakmıştı, Crowley artık kural tanımaz bir asi olmuştu ve kısa süre sonra bir fahişeden zührevi bir hastalık kapmıştı. Bir gün annesi ona İsa Karşıtı “Canavar” deyince, bu Crowley'nin hoşuna gitmişti. Artık “Beast” (Canavar, Vahşi Hayvan, Deccal) 666 lakabını üzerine alarak Hıristiyanlıkta gördüğü riyakarlık ve zulme karşı tepkisini gösterecekti.

 

Crowley’nin karmaşık kişiliğini çözümlemeye çalışırken batıda bile onun ürettiği sayısız günlükler ve biyografik yazılar karşısında, önemli göstergeleri gözden kaçırmışlardır. Şimdiye dek onun hakkında kısa uzun çok yorum ve biyografi okudum, ama kişiliğindeki bu püf noktaları pek fazla ortaya çıkaran kimse görmedim. Örneğin Neden Crowley hayat hikayesine “Aleister Crowley’nin İtirafları” demişti. Çünkü bilinçaltında Crowley hayatı boyunca okul müdürünün bıraktığı izleri silemedi ve sürekli “itiraf” halinde “kötü çocuktu.” Neden Crowley inisiye olduğu okült örgütün başkanına olmadık suçlamalar yükleyip saldırmıştı. Çünkü Crowley’nin geçirdiği deneyimler onun otoriteye başkaldırmasına neden olmuştu, bilinçaltına Cemiyet başkanı okul müdürüydü.   

 

Annesinin de ölümüyle Crowley'nin eline büyük bir miras konmuştu. Bir Şair olmaya kara vererek, Cambridge'te üniversite eğitimine girerek günün sanat çevrelerine bulaşmıştı ve biseksüel olarak aktif bir cinsel yaşama girmişti. Bu sıralarda entelektüel ve sanatsal çevrelerde İngiltere'nin Viktorya çağı ahlaki tutuculuğuna karşı tepki gösterdiği için uyum ağlamakta zorluk çekmiyordu.

 

Bu ara simya üzerinde yaptığı araştırmalar nedeniyle, bu konuda biraz ahkam kesmeye başlamıştı. Dağcılık merakıyla gittiği Zermatt'ta, simya konusunda kendisinden daha bilgili bir genç Julian L. Baker ile tanışmıştı. Aralarında geçen konuşmalar ardından, Baker onu bir üstat olarak tanımladığı kimyager George Cecil Jones ile tanıştırdı. Jones, Crowley'nin kültürü ve ezoterik konulara karşı azminden etkilenerek onu  Altın Şafak Hermetik Cemiyetine kefil olmuştu ve 1898 yılında inisiye olmasını sağlamıştır. 1888 yılında Westcott, Mathers ve Woodman tarafından kurulan bu cemiyet gizli öğreticilik çerçevesinde masonluğa benzer inisiyatik dereceler aracılığı ile teurji, ritüel maji, durugörü, astral seyahat, astroloji, Tarot, Kabala, Hermetizm, remil gibi okült ilimler öğretiyordu. İhtişamlı bir ritüel ile inisiye olan Crowley cemiyetin varlığı, üyeleri ve öğretilerini sır olarak tutmaya, aksi halde bunun bedelini çok ağır ödeyeceğine yemin ettirilmişti.

 

Bu ara, Crowley'nin cemiyetin önemli ve yetenekli adeptlerinden (üstatlarından) ve şef Mathers’in evladı olan Allan Bennett ile tanışmıştı ve maddi durumu kötü olan Bennett'i ders karşılığında dairesinde kalmaya ikna etmişti. Crowley, Bennett altında yoğun bir eğitim almıştı ve büyük bir azimle kendini çalışmalara vermişti. Altın Şafak derece malzemelerindeki mistik öğretileri, ruhsal dönüşüm onu pek ilgilenmediği ve ağırlık olarak güç vaat eden majikal (veya büyücülük) operasyonlara kendini verdiği gözüküyordu, özellikle Mathers'in tercüme ettiği Goetia ve Abramelin'in Kutsal Majisi gibi eski büyücülük kitaplarındaki uygulamalarla vaktini geçiriyordu. Bu sıralarda Altın Şafak şefi Mathers Paris'e yerleşmişti. "Gizli Şefler" diye söz ettiği esrarengiz bir grup Gül Haç üstatlarından Cemiyetin üst derecelerine uyarladığı ileri seviyede okült talimatlar aldığını iddia ediyordu, bunlarla Altın Şafak öğretileri inanılmaz karmaşık, ama anlamlı ve etkili incelikler içeren öğreti ve uygulamalarla dolmaya başladı ve Altın Şafak içinde öğretileri üst boyutlara götüren Gül Haçlı ikinci bir cemiyet kurulmuştu. Ancak bu işin yükü altında dengesi bozulan Mathers aynı zamanda cemiyetin İngiltere'deki "Mabet" denilen şubelerle arası açılmıştı. Ayrıca, Crowley bulunduğu derecelerin tüm bilgi ve çalışmalarına hakim olmasına rağmen ve Mathers'in onayını almasına rağmen, İngiliz Mabetler onu üstat derecesine yüceltip inisiye etmeyi reddetmişlerdi. Bunlar arasında Nobel ödüllü ünlü İrlandalı şair W.B. Yeats, Crowley için "Berbat ve deli biri" ve "bir okült cemiyetin bir ıslahevi değildir" demişti. Bu arada İngiliz üyelerinin çoğu Mathers'den koparak sonradan "Stella Matutina" adında alan ayrı bir cemiyet kurdular. Mathers'in tarafını tutan Crowley birkaç sokak serserisi tutarak Mathers adına Londra'daki Altın Şafak Mabedine el koymuştu, ancak üyeler onu yasal yolla geri aldılar. Arada geçen okült savaşta, Crowley ayakkabının lastik tabanları aniden tutuştuğu ve boynunda Mathers'in vermiş olduğu ve çeşitli renkler içeren Gül Haç kolyenin beyaza dönüştüğünü iddia etmişti.

 

Bu başarısız girişimden sonra Crowley aniden sahneden çekilerek 1900-1903 arasında bir dünya turuna başladı. Mathers ile arası bozulan Crowley, sadece onu dışlayan Altın Şafak üyelerine değil, eski şefine karşı büyük kin ve nefret beslemeye başladı. Hatta zarar vermek için Hz. Suleyman ait olduğu iddia edilen "Goetia" kitabıyla çağırdığı bir sürü ifriti Mathers'e gönderdiğini yazmaktadır. Mathers tarafından tercüme edilen bu kitabın (Kanun Kitabın tebliğinden önce) 1903 yılında Crowley’nin bastığı  korsan yayınında Crowley’i kendini Gül Haç Kardeşliğin Heybetli başkanı olarak tanıtıyor ve Mathers’e tercüman olarak küçük bir not ırakıyordu, üstelik Mathers ve karısı Moina aleyhinde iftira ve karalamalara da yer veriyordu.

 

1904 yılında Rose Kelley ile yeni evlenen Crowley, balayına gittiği Kahire'de Aiwaz adında bir bedensiz varlıktan Kanun Kitabı başlıklı bir kitabı tebliğ aldığını iddia etti. Şiirsel ve etkileyici bir dile yazılmış bu kitap, çarpıcı güzellikte ve anlamda bazı dizeler yanında, zaman zaman şok edici ve dehşet verici sözlerle dolu. Bu kitap dünyanın yeni bir çağa girdiğini ve Crowley'nin bu çağın peygamberi ilan ediyordu. Crowley bu olaydan hemen sonra Mathers'e yazarak, "Gizli Şeflerin" Mathers'i görevden düşürdüğünü ve yerine kendisini tayin ettiğini beyan etti. 1905 yılında Mathers Cemiyete zarar verdiğini ve kişiliğine karşı ağır karalamalar yönelttiği gerekçesiyle Crowley'i Altın Şafak cemiyetinden resmi olarak kovdu. Crowley'nin tepkisi Equinox adında yılda iki kez çıkarılan yayınında Altın Şafak Cemiyetin gizli derece dokümanları açıklamak oldu. Mathers bu nedenle dava açmasına rağmen, bu dokümanların telif haklı olmaması nedeniyle başarısız olmuştur. Daha sonra Crowley, Altın Şafak öğretilerini içeren kendi cemiyeti Gümüş Yıldızı (A.A.) kurmuştu. Ayrıca sonradan başkanı olduğu Alman asılı O.T.O. (Ordo Templi Orientis, Doğu Tapınakçılar Cemiyeti) diğer bir cemiyetin "cinsel maji" öğretilerini ön plana alarak ün salmıştı.

 

Crowley’nin Kanun Kitabı Osiris çağın bittiği ve “taçlı ve fatih çocuk” Horus çağı başladığını beyan ediyordu. Mısır panteonunda Osiris baba, İsis anne ve Horus çocuktur. Osiris çağından önce anaerkil İsis çağı, sonra babaerkil Osiris çağı ve son olarak da oğla ait özgür bir çağı vaat edilmekteydi. Ancak burada bir çelişki vardı, zira Crowley’nin kin kustuğu Hıristiyanlık da bir “baba çağı” değil bir “oğul çağı” açtığını iddia ediyordu. İlginçtir ki Crowley’nin yazdığı diğer bir kitap “Golden Twigs” Crowley’nin hayran olduğu Sir J.G. Frazer’in ünlü on iki ciltlik “Altın Dal”ın kısaltması nitelliğinde birkaç öykü içeriyordu. İlkel ve antik bazı inançları çok ayrıntılı bir şekilde inceleyen Frazer’in çalışması çok çarpıcı bazı sonuçlara varıyordu. Crowley’nin özetlediği ilk öyküde “Korunun Kralı” Nemi’deki Tanrıça Diana rahibinin yaşlandığında onumla savaşıp yenen ve öldüren kişi yeni kral olur. Eski Roma adetlerine dayanan bu hikayede psikolog Freud’un ünlü Odepus kompleksi açıklanır. Eski Yunan Mitolojisinde Odepus kralı öldürür ve yerine geçer, eski kraliçe de karısı olur. Sonradan eski kralın babası olduğunu öğrenir ve kendi gözlerini oyar. Crowley’nin Mathers’i devirip yerine geçme girişiminin arkasında bir Odepus kompleksi yatabilir mi?       

 

1947 yıllında ölen Crowley çok sayıda eser yazmıştır. Bu eserler arasında birkaç öykü ve iki roman da yer alır. Romanları "Ay Çocuğu" ve "Bir Uyuşturucu Müptelasının Günlüğü"dür. 1917 yılında yazdığı "Ay Çocuğu" 1929 yıllında yayınlanmıştır. Daha sonra 1972 yılında tekrar basılmıştı. Piyasada bulunması zor olan bu ikinci baskıda Typhonian O.T.O. başkanı Kenneth Grant'in notları ve bir önsözü var. Günümüzde Samuel Weiser tarafından basılmış ve Internet’te bulunan bir kitaptır. Kitap hakkında oldukça bilgilendirici olan bu önsözde şöyle yazmaktadır:

 

“Ay Çocuğu özel bir tür “homunculus” yaratmakla ilgili. Daha önceki adı “Kelebek Ağı” idi, zira kelebek, özellikle Çinliler için ruhun eski bir sembolüdür. Ağı insan dışı bir varlığı yakalamanın bir aracı. İşte Ay Çocuğun konusu budur.”

 

Oldukça tuhaf ve aykırı bir çalışmaya dayanan yapay cenin  “homonculus” yaratmak ilk kez simyager Parcelsus tarafından ortaya atılmış ve Crolwey’nin bazı eserlerinde işlenmiştir.

 

““İtiraflar” otobiyografisinde bu roman hakkında şöyle diyor: “Bu kitapta modern majikal teorileri kapsamlı bir şekilde açıkladım. Romanda kişiliklerin çoğu tanıdığım gerçek kişilerdi ve birçok olayı yaşadıklarımdan aldım.”

 

Günümüzde, kitapta adı geçen bu “gerçek kişilere” gelince,  Crowley hakkında sürüyle kitap yazıldığı gibi, Altın Şafak Cemiyeti ve üyeleri hakkında bir sürü incelemeler de basılmıştır. Hicivli ve mizahlı bir dilde yazmayı seven Crowley’nin tanıdığı bu kişiler hakkında yazdıklarının pek ciddi olmadığı kendi önsüzünde yazdığı notan belidir: “tüm kişiler ve olaylar tamamen dağınık bir hayal gücünün eserleridir.”

 

Romanda bazı Türk karakterler olması ilginçtir. Crowley Hıristiyanlığı sert bir şekilde suçlayan bir kitap yazmış olmasına rağmen, Müslümanlığı överdi. Kuzey Afrika’da uzun süre bulunmuş ve Arapça öğrenmişti. Hayatta tek kalan oğluna da Atatürk adını koymuştu. Ne var ki, özgeçmişi ile ilgili izlerini silen bu kişi ortadan kaybolmuştur..

Kemal Menemencioğlu


Kaynakça:

Crowley, Aleister - The Confessions of Aleister Crowley, An Autohagiography, edited by john Symonds and Kenneth Grant,  (parts 1 and 2 published in 1929) Cape. 960p. Index. Photo illus., Jonathan Cape, London, 1969

Crowley, Aleister (edited by) - Aleister Crowley's Illustrated Goetia, edited by Lon Milo DuQuette, Dr. Chrisopher S. Hyatt, (tranlasted by S.M. Mathers) New Falcon Pub. Arizona, 1992

Crowley, Aleister - Moonchild, Edited by John Symonds and Kenneth Grant, Sphere Books, London, 1974, 1972 (1st ed. 1929)

Crowley, Aleister (edited with an Introduction by Israel Regardie) - The Law is for All, Falcon Press. Las Vegas, 1988

Kaczynski, Richard - Perdurabo, The Life of Alesiter Crowley, New Falcon, Tempe, Arizona, U.S.A., 2002

King, Francis - The Magical World of Aleister Crowley, Weidenfeld and Nicholson, London, 1977

Symonds, John - The Great Beast, The Life and Magick of Aleister Crowley, Macdonald, London, 1971

Regardie, Israel. - The Eye in the Triangle, An Interpretation of Aleister Crowley, Llewellyn Publications, St. Paul, MN. 1970



Kasım 14, 2007, 11:17:23 öö
Yanıtla #2

Mistik olarak sınıflandırılabilecek insanların neredeyse tamamında üstün bir mizah duygusu,sanatcı kişilik vardır.Tabii bu tüm sanatçıların mistik olduğu anlamına gelmez ancak sanatçıların normal insanlardan farklı(ileri) ruh bilinçleri olduğuda bir geçektir.

Saygılarımla,
Omnia mors aequat


Kasım 14, 2007, 11:32:13 öö
Yanıtla #3
  • Administrator
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 9555
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk, Masonlardan Öğrenilmelidir

Alıntı
Romanda bazı Türk karakterler olması ilginçtir. Crowley Hıristiyanlığı sert bir şekilde suçlayan bir kitap yazmış olmasına rağmen, Müslümanlığı överdi. Kuzey Afrika’da uzun süre bulunmuş ve Arapça öğrenmişti. Hayatta tek kalan oğluna da Atatürk adını koymuştu. Ne var ki, özgeçmişi ile ilgili izlerini silen bu kişi ortadan kaybolmuştur..

Oldukca marjinal bir kisilik oldugu kesin. Kendisini yakindan incelediginizde "Altin Safak Cemiyeti" hakkinda bircok bilgiye ulasabilirsiniz. Ne varki, kisinin gecmisine dair bilgilere ulasmak oldukca guc.

Sayin tuana,

Paylasiminiz ve emeginiz icin tesekkur ederim.

Saygilarimla
- Sahsima ozel mesaj atmadan once Yonetim Hiyerarsisini izleyerek ilgili yoneticiler ile gorusunuz.
- Masonluk hakkinda ozel mesaj ile bilgi, yardim ve destek sunulmamaktadir.
- Sorunuz ve mesajiniz hangi konuda ise o konudan sorumlu gorevli yada yonetici ile gorusunuz. Sahsim, butun cabalarinizdan sonra gorusmeniz gereken en son kisi olmalidir.
- Sadece hicbir yoneticinin cozemedigi yada forumda asla yazamayacaginiz cok ozel ve onemli konularda sahsima basvurmalisiniz.
- Masonluk ve Masonlar hakkinda bilgi almak ve en onemlisi kisisel yardim konularinda tarafima dogrudan ozel mesaj gonderenler cezalandirilacaktir. Bu konular hakkinda gerekli aciklama forum kurallari ve uyelik sozlesmesinde yeterince acik belirtilmsitir.


Kasım 14, 2007, 12:03:07 ös
Yanıtla #4
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341

Sanatçıların normal insanlardan farklı(ileri) ruh bilinçleri olduğu gerçeğini, biçok değerli kişiliğin hayatlarına yakından iştirak ederek daha iyi anlayabiliriz.Bunu,konuyla ilgili okuduğum en son kitap ''Bethoveen ve Ruhsal Yol'da'' çok  daha iyi kavradım..
Sn. Mason;
Asıl ben teşekkür ederim.
Saygılar,Sevgiler..


Mart 05, 2008, 08:41:04 ös
Yanıtla #5

Mistik olarak sınıflandırılabilecek insanların neredeyse tamamında üstün bir mizah duygusu,sanatcı kişilik vardır.Tabii bu tüm sanatçıların mistik olduğu anlamına gelmez ancak sanatçıların normal insanlardan farklı(ileri) ruh bilinçleri olduğuda bir geçektir.

Saygılarımla,

Kesinlikle;) Sanatçıların daha Toleranslı ve Yaratıcılıklarının ön planda olduğu bu sebepledir.
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Mart 05, 2008, 10:33:00 ös
Yanıtla #6
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 562
  • Cinsiyet: Bay

Liber Al Vel Legis'i okumuştum... Oğlunun adını Ataturk koymasını da çok ilginç bulmuştum gerçekten. Türkçe'ye çevrilen kaç eseri var acaba?
Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo


Aralık 20, 2016, 12:10:38 öö
Yanıtla #7
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 155
  • Cinsiyet: Bay

İblis666. ...


Aydınlık ve ateş  zararlı  bir bir böcek gibi  sizi rahatsız edecektir***


Güzel yazı bir parça  toparladı beni  teşekkür ederim. .. Saygilar
Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol ..


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
7 Yanıt
8725 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 12, 2008, 01:58:36 ös
Gönderen: enes34
6 Yanıt
10174 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 19, 2017, 11:51:37 ös
Gönderen: karahan
7 Yanıt
9718 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 01, 2011, 01:20:12 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1557 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 01, 2011, 09:42:45 öö
Gönderen: ozkann
0 Yanıt
1551 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 01, 2011, 09:44:37 öö
Gönderen: ozkann
0 Yanıt
1633 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 07, 2011, 09:46:36 öö
Gönderen: ozkann
0 Yanıt
2600 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 10, 2011, 09:01:19 öö
Gönderen: ozkann
1 Yanıt
1526 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 14, 2012, 12:56:08 öö
Gönderen: peacewings
3 Yanıt
2761 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 11, 2012, 11:51:29 ös
Gönderen: Alşah
14 Yanıt
12359 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 15, 2020, 06:49:05 ös
Gönderen: Novayst