Masonlar.org - Harici Forumu

 

Anket

Sizce aşk hastalık mıdır?

Evet, kesinlikle hastalıktır.
18 (39.1%)
Hayır, muhteşem bir duygudur.
18 (39.1%)
Aşk ne demek ki? Ben anlamam.
3 (6.5%)
Yorum yok.
7 (15.2%)

Toplam Oy Verenler: 30

Gönderen Konu: Aşk hastalık mı?  (Okunma sayısı 18833 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 09, 2008, 02:57:19 ÖÖ
  • Ziyaretçi

Aşkın, beyinde muhakeme yeteneğini çalıştıran bölümü etkisiz hale getirdiği, beyindeki kimyasallardan serotoninin aşıklarda ve saplantılı kişilik bozukluğu olanlarda aynı seviyede olduğu belirlendi.

İnsanoğlunun en güçlü ve coşkulu ruh hallerinden olan aşkın nörolojik temellerini araştıran nörologlar, bu sevgi ve arzunun yoğunluğunu ölçtüler. Londra Üniversitesi Nörobiyoloji profesörlerinden Semir Zeki, fonksiyonel MRI kullarak yaptığı araştırmada, 17 kişiye önce sevdiği kişinin, ardından da arkadaşlarının fotoğrafları gösterilerek, serebral kan akışları izlendi. Araştırmada insana müthiş mutluluk ve haz veren aşkın, kişilerdeki “muhakeme yeteneğini yitirdiği” ve “saplantılı kişilik bozukluğuna” neden olduğu ortaya çıktı.

BEYİN KİMYASI DEĞİŞİYOR

Araştırmaya göre, aşk, beyinde güven, inanç, haz duyma ve ödüllendirme fonksiyonlarını etkinleştiriyor. Aşık olanlarda oksitosin ve vazopressin maddeleri fazla salgılanıyor ve bu da karşıdaki kişiye olan bağlılığı artırıyor. Tek eşli kadın ya da erkeklerde daha çok oksitoksin salgılanıyor. Aşıkken depomin ve norepinefrin artıyor. Depomin motivasyon artışına, mutluluk, heyecan, uykusuzluk, kalp çarpıntısı ve nefes darlığına neden oluyor. Norepinefrin de heyecan ve enerji düzeyini artırırken, uyku ve iştahı kaçırıyor.

ZİHİN YANILMASI

Aşk, insan beyninde muhakeme ve yargılama yapan bölümleri de etkisiz hale getiriyor. Aşık olan kişiler, sevdiklerine karşı muhakeme yeteneğini kaybediyor. “Aşıkken tamamen kör oluyor” ve aşık olunan kişinin olumsuzlukları beynin bu bölgelerinin çalışmaması nedeniyle görülemiyor.
Beynin 'zihin teorisi' olarak adlandırılan ve başkalarıyla farklılıklarını ortaya koyan mekanizması da aşık olunca devreden çıkıyor. Bu nedenle kişiler aşık olduklarıyla aralarında bir ayrım yapmıyor ve onu kendisi gibi görüyor.

TAKINTILI SEVGİ

Araştırma, aşkın, insanları nasıl saplantılı hale getirdiğini de açık şekilde ortaya koyuyor. İnsanların beynindeki kimyasallardan serotonin seviyesi aşık olanlar da, saplantılı (obsesif kompülsif bozukluğu) kişilerinkiyle aynı seviyede bulunuyor.
Aşk bir yandan kişiye huzur ve güven verirken, diğer yandan ayaklarını yerden kesiyor. Beyindeki 'medial insula' bölümü aşkla aktive oluyor. Agresif davranışlarla ilgili bu bölüm aşık kişilerde çalışıyor ve anlaşmazlıkların üstesinden gelmeye yarıyor. Aşk, duygulanım, dikkat, motivasyon ve hafıza ile ilgili beyin alanlarını aktif hale getiriyor. Bu yapıların aktifleşmesi, stresin azalmasına neden oluyor.

AŞKIN ÖMRÜ 3 YIL MI?

Sinir hücreleri arasında hedeflere uygun bağlantıları etkileyen uyarı maddelerinden sinir büyüme faktörü de (NGF) aşkın süresini biçiyor. Ellerin terlemesine ve heyecanın yükselmesine de neden olan NGF değeri tutkulu aşkın ilk zamanlarında yükseliyor. Araştırmada insanın doğası itibarıyla bu tutkuyu sürdüremediği ortaya çıkıyor ve arzunun şiddetiyle doğru orantılı artan NGF değeri en fazla 3 yıl sonra azalıyor.

ZENGİN KIZ İLE FAKİR GENCİN AŞKI

Araştırmayı yapan Prof. Dr. Semir Zeki, AA muhabirine “nöropotik aşkı” anlattı. Aşkın, beynin ortaya çıkardığı bir ürün olduğunu belirten Zeki, “Aşık olan kişinin beyninin depomin içinde yüzdüğünü” ve bunun beyindeki motivasyon ve hedefe yönelik konsantrasyonu artırdığını söyledi. Aynı belirtileri bağımlıların da gösterdiğini dile getiren Zeki, “Beyindeki bazı kısımların aktivasyonunu yitirmesine neden olan aşkın rasyonel olmadığını” vurguladı. Zeki, “Bu kadar rasyonellik dışı bir şeyi rasyonel şekilde izah etmeye çalışmaktan ziyade neden bu kadar rasyonellik dışı olduğunu anlamaya çalışmak lazım” dedi.

Aşık olan kişilerde 'özgür iradenin' yok olduğunu vurgulayan Zeki, zengin kızın fakir gence aşık olabildiğini belirterek, “Böylesi durumlarda anne-babalar, arkadaşlar olarak biz rasyonel şekilde muamele etmeye çalışıyoruz. Bu durumda nasihat vermek çok saçma ve vakit kaybı. Bu duruma tahammül etmek gerek. Aşk rasyonel olmadığı için böylesi bir durumda bizim tepkimiz de rasyonellik dışı oluyor” diye konuştu.

Zeki, “Aşk bir hastalık ama tedavi etmeye gerek yok. Hayatınız boyu devam etmesini istediğiniz bir hastalık. Arzu edilen bir felaket” dedi.

Kadınların, aşkta erkeklere göre daha itinalı ve çok daha verici olduğunu belirten Zeki, erkeklerin 'karşılıksız alma ve sürekli tüketme' derdinde olduğunu savundu.

Kadınların psikolojik açıdan erkeklere oranla çok güçlü olduğunu ifade eden Zeki, kadınların aşkının daha uzun sürdüğünü, ancak vazgeçtikten sonra da daha kolay unuttuklarını söyledi.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8368177.asp?gid=159&sz=1511


Mart 09, 2008, 05:48:50 ÖÖ
Yanıtla #1

Antibiyotiki çıkmamış bir hastalıktır. İlk günaha sebep olan yegane genetik hastalık :)


Mart 09, 2008, 02:51:25 ÖS
Yanıtla #2

Antibiyotiki çıkmamış bir hastalıktır. İlk günaha sebep olan yegane genetik hastalık :)

Çok ilginç esprili bir yaklaşım; ama bana göre gerçek anlamda bir hastalıktır. Doğru Aşk'ı bulduğunda (!) ;) 
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Mart 09, 2008, 05:21:14 ÖS
Yanıtla #3
  • Ziyaretçi

Antibiyotiki çıkmamış bir hastalıktır. İlk günaha sebep olan yegane genetik hastalık :)
Aslında söylediğiniz şey ilk günah değildir Sn. Fraternis :D Ayrıca şeytanın kandırmacasıydı :D


Mart 09, 2008, 06:39:31 ÖS
Yanıtla #4

Aslında söylediğiniz şey ilk günah değildir Sn. Fraternis :D Ayrıca şeytanın kandırmacasıydı :D

Doğru :D
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Mart 09, 2008, 07:06:08 ÖS
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi

Aslında söylediğiniz şey ilk günah değildir Sn. Fraternis :D Ayrıca şeytanın kandırmacasıydı :D

Doğru :D
İlk günah denilen aslında, Adem ile Havva' nın elmayı yemesi ardından gerçekleşen "birşey" değildi. Zaten onlar evlilerdi ve doğal olarak olması gerekenler geçiyordu aralarında. Elmanın insan vücudundan atılması ile alakalı bir durumdu cennetten kovulma. En azından ben böyle biliyorum :)


Mart 09, 2008, 07:15:59 ÖS
Yanıtla #6
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1091
  • Cinsiyet: Bay

Kurtlar vadisinde Yalçın isimli karakter  şunu demişti ''Aşk kendi uydurduğun yalana inanmaktır.''
Bence çok doğru söylemiş.
''Kızıl elmada buluşalım''


Mart 09, 2008, 07:18:43 ÖS
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi

Kurtlar vadisinde Yalçın isimli karakter  şunu demişti ''Aşk kendi uydurduğun yalana inanmaktır.''
Bence çok doğru söylemiş.
Gerçekten doğru bir söz sevgili alaaddin. Serotonin hormonunun etkisi, başa bela bir hormon :D


Mart 10, 2008, 12:18:03 ÖÖ
Yanıtla #8

Aslında söylediğiniz şey ilk günah değildir Sn. Fraternis :D Ayrıca şeytanın kandırmacasıydı :D

Doğru :D
İlk günah denilen aslında, Adem ile Havva' nın elmayı yemesi ardından gerçekleşen "birşey" değildi. Zaten onlar evlilerdi ve doğal olarak olması gerekenler geçiyordu aralarında. Elmanın insan vücudundan atılması ile alakalı bir durumdu cennetten kovulma. En azından ben böyle biliyorum :)

Diğer dünya anlatımlarında cinsiyet yoktur buna bağlı kalırsak evli olma durumuda söz konusu değildir. Zaten ilk insan diye anılmalarına sebep olan şey bilginin elmasını yemeleri ardından çıplaklıklarını fark etmeleri ve yasak temasta bulunmalarıdır. Bu nedenle tanrının yaratıcı gücüne eriştiklerini düşünürler ve Dünya'ya atılırlar.


Mart 10, 2008, 12:30:13 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

Aslında söylediğiniz şey ilk günah değildir Sn. Fraternis :D Ayrıca şeytanın kandırmacasıydı :D

Doğru :D
İlk günah denilen aslında, Adem ile Havva' nın elmayı yemesi ardından gerçekleşen "birşey" değildi. Zaten onlar evlilerdi ve doğal olarak olması gerekenler geçiyordu aralarında. Elmanın insan vücudundan atılması ile alakalı bir durumdu cennetten kovulma. En azından ben böyle biliyorum :)

Diğer dünya anlatımlarında cinsiyet yoktur buna bağlı kalırsak evli olma durumuda söz konusu değildir. Zaten ilk insan diye anılmalarına sebep olan şey bilginin elmasını yemeleri ardından çıplaklıklarını fark etmeleri ve yasak temasta bulunmalarıdır. Bu nedenle tanrının yaratıcı gücüne eriştiklerini düşünürler ve Dünya'ya atılırlar.
Farklı düşünüyoruz Sn. Fraternis, Yüce Yaratan' ın yarattığı en mükemmel varlıklar olan ilk insanlar zaten bilgeliğe erişmiş olmalılar. Sadece insanca yanları olan hata yapıp yapmayacakları sınanmış olmalı. Cinselliğin ilk günah olduğuna inanmıyorum. İnsanlara verilmiş en önemli insani yetenek bence.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
807 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 12, 2014, 06:30:30 ÖS
Gönderen: MysticMind