Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Gercek Nedir?  (Okunma sayısı 55428 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 26, 2010, 01:13:48 ÖS
Yanıtla #110
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bu konuya örneksiz bir tanımlama ile katılmak isterim.

Dilimizde kavramları kimi zaman yanlış kullanıyoruz; bu da sonunda boşu boşuna uyuşmazlıklara neden oluyor.

Gerçek sözcüğünün eski dildeki karşılığı nedir?  Belki buna hemen "hakikat" diye yanıt verirsiniz. Öyle yaparsanız yanıldınız demektir; çünkü değildir. Bu sözcüğün eski dildeki karşılığı "şen’iyet"tir. Fransızcası "realité", İngilizcesi "reality", Almancası "Wirklichkeit".

Eski dildeki hakikat sözcüğünün günümüzün Türkçesindeki karşılığı ise "doğru"dur.  Bunun Fransızcası "vérité", İngilizcesi "truth", Almancası "Wahrheit".

Gerçek,  bir nesne, bir nitelik, bir durum ya da bir olgu olarak somut ve nesnel (objektif) bir şekilde var olandır. Bunun insanın  düşüncesindeki yansısı ise hakikat ya da doğrudur. Bu nedenle de hakikat ya da doğru öznel yani sübjektiftir.

Gerçek, somut ve nesnel bir şekilde var olduğundan insanın bilinç ve düşüncesinden bağımsızdır. İnsan, gerçeğin ayrıtına varsa da varmasa da, gerçeği “gerçek dışı” ya da bir “imge” olandan ayırabilse de ayıramasa da, gerçek var oluşunu sürdürür. Hakikat ya da doğru ise gerçek ile tam bir uyum içinde olmayabilir.

Tüm bunlarla birlikte Türkçe’de “gerçek” sözcüğü, güncel dilde “doğru”  ile eş anlamlı olarak da kullanılıyor ve bizi yanılgıya sürüklüyor. Kimilerimiz gerçek kavramından söz ederken kimilerimiz aynı sözcğü doğru kavramı ile eş anlamlı olarak kullandığından uyuşmazlık doğuyor. Önce kavramlar üzerinde uyuşmaya varmak gerek.

Gerçek, imgelere, anlayışlara, uydurmacalara, yakıştırmalara, yanılsamalara karşıt bir olguyu dile getirir. Metafizik dünya görüşündeki benimseyiş uyarınca yetkin, bütünsel ve değişmez bir niteliği vardır; temel niteliklerinden biri saltık (mutlak) oluşudur; “tek”tir. Bu tekliği, saltıklığının kaçınılmaz oluşundan ileri gelir. Diyalektik dünya görüşündeki benimseyiş uyanrınca ise bütünlenmemiş, değişebilir ve göreli bir nitelik taşır.

Bu anlatımları çok daha ileri götürüp didikleyebiliriz. Ben burada sadece bu konu üzerinde yazılmış son birkaç iletide kavramsal bir yanlışlık sezdiğim için araya girdim. Diyeceklerim aslında bu kadar ama bir şey daha eklemeliyim:

Bir tanım yapılırken buna "bence" denilemez. Kişiye özgü tanım olmaz. Tanımlar genel geçerlidir. Bunlar sözlüklerde ve ansieklopedilerde verilmiştir. Katılmayabilirsiniz. Ancak o zaman ilgili sözlük ya da ansiklopediyi sorgulamak gerekir. Öyle ya, belki o eksik ya da yanlıştır.

Sevgiler.



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Haziran 26, 2010, 11:14:27 ÖS
Yanıtla #111
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 501
  • Cinsiyet: Bay


     Sayın ADAM 'ın '' gerçek nedir'' konu başlığına yazdığı son mesaja katılmamak imkansız. Evet türkçe öylesine bir dil ki günlük hayatta alışkanlıklar ve yanlış öğrenilmelerle bazı kavramları öylesine yanlış kelimelerle tarif ediyor ve tanımlıyoruz ki. Bunu en iyi aynı söylemi yazıya döküp, her kelimenin üzerinde dil bilimi açısından durduğumuz da aslında kullandığımız bir çok kelimenin anlatmak istediğimiz kavramı tam anlatmadığı, hatta dil açısından tam karşılığı olmadığını şaşırarak görebiliriz. Bunun çok net görüldüğü başka bir alan ise çeviridir. Bir metni dilimizden başka bir dile, ya da başka bir dilden dilimize çevirmeye kalktığınız da bazı kavramların kelime olarak nasıl yanlış kullanımaya alışıldığı daha net görülür.
     
     Sayın ADAM' ın türkçe konusundaki hassasiyeti ve forum içerisinde bu konudaki uyarıları takdir ve teşekkürü fazlasıyla hak ediyor. Kendisinden bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da çok şey öğreniyoruz. Teşekkür ederim.

     Sayın MASON' un bu konu başlığın da sorduğu soruya dönelim ;

     Gerçek '' ben'im'' ve beni ''yaratan''. Beni yaratırken bütün gerçeğini bana verdi. '' Gerçek'' ' O' dur. . Gerçek yaratıldığımdır. Bütün gerçekliğiyle. Kendisiyle aramda  sınır ve mesafe yoktur.  O bütün gerçekliğiyle 'ben'dedir.Ben' den başka gerçek yoktur. Gerçeklerle yaratıldım. Gerçek benim.

       Sevgiler. 
enelsır


Kasım 24, 2010, 01:56:03 ÖS
Yanıtla #112
  • Ziyaretçi

Enteresan yaklaşımlar.
Sorudan sonra din ve millet algılanması veya fikri gerçeklik ölçütü. Değişik geldi açıkcası bana..

Bence gerçek: Bilinenin, anlaşılan ile arasında oluşan farklar ve ayrılıklarla örtüşmesidir.
Buda insanın gerçeği algılamasında burada yapılan yorumlarda da var olduğu gibi farklılıklar ile anlatımını doğuruyor.

Anlaşılır olması gereken durum şu gibi görünüyor: Anlayan herkes farklı anladığından, dile getirirken farklılıklar ile dile gelen ama bütünün küçük birer parçaları olduğu için tüm düşünce yapılarının bir araya toplandıgı ve tanrısal düşüncenin yani Bilme Anlama ve idrak etmenin tam olduğu andır gerçek.

Dolayisi ile gercek sadece Tanri'nin  bile bilecegi bizlerin ise tartisma konusu yaparak anliyormus gibi davrana bilecegimiz bir seydir.
Bilinen gerceklik yok gibi. Bilenin(Tanrının)  fizige gelmis hali olmadigindandir bu durum.

Tanrı Bilir, Anlar, Öğrenmez....

Biz bazen biliriz, bazen anlarız ama hep öğreniriz... Ölüm de dahil bu duruma. Ölüm sonrasını öğretir bize ama anlatan olmadığı için sonrasını bilen de yoktur bizde. O an sadece Tanrı'dadır. Varsa bir bilen sonrasını bende öğrenmek isterim ölmeden.. :)
 


Mart 01, 2012, 11:19:46 ÖÖ
Yanıtla #113
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3015
  • Cinsiyet: Bay

Gerçek benim, benden ötesi bir rüya alemi saygılar... ??? :'( ::)
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Mart 02, 2012, 05:35:57 ÖS
Yanıtla #114
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1808

Selamlar,

sayin ADAM"in güzel aciklamalari isiginda söyle diyebilirmiyiz?
Bilincimizin disinda , somut ve nasnel olarak var olan hersey.

Saygilarimla


Mart 03, 2012, 09:42:23 ÖÖ
Yanıtla #115
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Sayın Tij’in övgüsüne teşekkür ederek bir küçük düzeltme yapayım.

Tamam, gerçek olan bir şey bilincimizin dışındadır, somut ve nesnel bir biçimde var olandır. Tanımı böyledir ama böyle olan her şey için gerçek sözcüğünün kullanımı yanlış olur.

Dilimizdeki gerçek sözcüğü ile hakikat sözcüğü hep birbirine karıştırılır. Kimi zaman eş anlamlı alınır. Bir de doğru sözcüğü girer bu karmaşanın arasına.

Ben ikide bir öz Türkçeci olduğumu söyler dururum. Ancak dil kullanırken öncelikli olanın iletişim sağlamak olduğunu da söylerim. Konu gerçek kavramı olunca, sırf öz Türkçe kullanımı nedeniyle uyuşmazlık, dolayısıyla iletişim kopukluğu olabiliyor.

Bu nedenle gerçek sözcüğü yerine şu Batı dillerinden alınma realite sözcüğünü kullanmak belki daha iyi, daha anlamlı. Ancak gerçek sözcüğü, eski dildeki hakikat sözcüğünün değil, “şeniyet” sözcüğünün karşılığı.

Peki hakikat nedir?

İşte onun batı dillerinden alınma karşılığı verite olur. Ancak bu dilimizde pek kullanılmaz. Bunun yerine öz Türkçedeki “doğru” sözcüğünü koyabiliriz. Doğru ise soyut ve özneldir. Bunu belki şöyle açıklamakta yarar olur: Benim kendime göre doğrularım vardır. Benim kendime göre gerçeklerim yoktur. Herkesin kendine göre doğruları olur; gerçek ise kişilerin bu öznel değerlendirmesinin dışındadır.

Bunu ötesinde saltık ya da mutlak gerçek ve göreli ya da izafi gerçek gibi kavramlara da girebiliriz ama sanırım bu kadar yeter.

Sevgiler.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mart 03, 2012, 11:54:53 ÖÖ
Yanıtla #116
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1808

Selamlar,

hakikat gercegin bilincimizdeki yansimasidir.

Saygilarimla


Mart 05, 2012, 12:47:47 ÖÖ
Yanıtla #117
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1755
  • Cinsiyet: Bay

         Gerçeğin ne olduğu konusunda bir çok katılımcı görüşlerini belirtmiş. Sayın ADAM konuyu kelime anlamı bazında zaten açıklamış. Ben,  başka bir açıdan çok kısa ifadelerle  değerlendirmeye çalışacağım.
         Katılımcıların hemen heman hepsi farklı yaklaşımlarda bulunmuşlar. Demek ki gerçek, her kese göre değişebilen bir olgu. Örneğin, materyalist bir felsefe ile bakıldığında gerçek çoğu zaman elle tutulur, gözle görülür bir olay olarak karşımıza çıkıyor. Bunun  tersi, olaya ilahyat felsefesi bakımından bakıldığında ise, karşımıza hiç bir zaman somut veriler sunamıyacağımız ve sadece inançlarımızı yansıttığımız bir durum çıkıyor. Yani gerçek bakış açısına göre değişiklik gösterebiliyor. Bu insanlar için böyle. Pekiyi, hayvanlar için de gerçek yokmudur? Bence vardır. Ve yine bence, hayvanlar için  gerçek sadace ve sadece yaşamlarını devam ettirebilmek için gerekli gördüklerini yapmaktır.  Bir inek otla suyu bulduğu an gerçeği bulur. Ölümü, ondan sonrasını, hesaba çekilme gibi hususlar onun için bir anlam ifade etmez. Keza bir aslan, hayatını devam ettirebilecek bir av ve suyu bulduğu zaman gerçeği bulmuş olur. Onun için gerçek tamamen karnını doyurup yaşamını idame ettirmekten ibarettir. Diğer bir deyişle, hayvanlar için gerçek materyalist düşünce ile örtüşür.
       Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Mart 05, 2012, 08:20:12 ÖÖ
Yanıtla #118
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Alşah ne güzel söylemiş...

Zaten sorun da orada... Sadece özdekçi (maddiyatçı) ya da tinselci (maneviyatçı) açıdan bakmakta değil, diyalektik ya da metafizik açıdan bakmakta.

Doğa diyalektik yasalmara uygun olarak işliyor. Metafizikçilere bakarsanız ne yazık ki işte bu diyalektik işleyiş bilimsel olarak kanıtlanıyor da, buna karşıt varsayımlar hep bilimin bir gün gelip onları da çürütmesini bekliyor.

Hayvana göre olan gerçek doğanın somut ve nesnel gerçeği. İnsana göre gerçek ise soyut ve öznel de olabiliyor. Oysa o soyut ve özknel olan hakikattir, gerçek değil. İnsana göre... Çünkü görelidir gerçek yani rölatif, yani izafi, yani saltık ya da mutlak değil.

Ancak metafizik düşünce sistemini benimseyenler sadece o saltık ya da mutlak gerçeğe "gerçek" diyor. Bir türlü kanıtlanamayan, doğaya bugüne dek uyarlanamamış bir varsayım o; insanları rahat ettiriyor belki onları özgür düşüncelerinden alıkoylak suretiyle ama ne yazık ki kanıtlanamıyor gerçek olduğu.

Sayın Alşah'a teşekkürler bunları da anımsattığı için.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Aralık 30, 2012, 05:31:54 ÖÖ
Yanıtla #119
  • Ziyaretçi

Göremediğimiz gerçeklerde olduğunu düşünmekteyim, aklımızın ve algımızın ötesinde.

Göremediklerimize gerçeklik dışında baktığımız zaman, insanların açıklayamadığı şeylere kapalı olduklarını görürüz.

Bu kapalı olma durumları, ön yargının doğuşunu sağlar.

İnsanlar günümüzde umut satabiliyor ve maddi şeylerde satabiliyor ama akıllı insanoğlu kendisini evrende yalnız sanabiliyor.

İzafiyet teoremine göre her şey birbiriyle bağlantılıdır. Rastlantı veya tesadüfe inanmam hatta önsezilerimiz olmasa öngörülerimizde olamaz.

Doğrusal düzlemde görecelerimizin değiştiğini düşünmekteyim. Gerçekler bildiklerimiz kadar var ama bilmediklerimiz kadarda yoklar.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
29 Yanıt
19367 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 06, 2020, 04:29:52 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
9 Yanıt
7632 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 30, 2013, 10:57:05 ÖÖ
Gönderen: Waldow
18 Yanıt
10750 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 11, 2011, 04:18:39 ÖS
Gönderen: Waldow
17 Yanıt
24762 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 12, 2011, 09:40:45 ÖS
Gönderen: ayhan ataseven
0 Yanıt
1553 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 06, 2012, 08:23:56 ÖS
Gönderen: Tij
2 Yanıt
2597 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 13, 2013, 11:15:04 ÖÖ
Gönderen: shakespeare
3 Yanıt
7558 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 21, 2016, 09:24:06 ÖÖ
Gönderen: Birisi
8 Yanıt
5905 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 06, 2013, 09:45:20 ÖÖ
Gönderen: karahan
14 Yanıt
9324 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 01, 2015, 01:16:15 ÖS
Gönderen: ADAM
20 Yanıt
12162 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 28, 2019, 10:53:43 ÖS
Gönderen: Ali Genetic