Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Korkular ve Konya örneği  (Okunma sayısı 2077 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 04, 2008, 12:10:42 ÖS
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 788
  • Cinsiyet: Bay

Gülay Göktürk

“Korkuyorlar işte, ne yapalım; bu korkunun rasyonel bir temeli olsun olmasın; eğer korku varsa bu dikkate alınmak zorundadır" diyorlar.
 
Böylece acayip bir çıkmaza girmiş oluyoruz. Korku olgulara dayanmadığı için giderilmesi de imkansız; öte yandan giderilmesi imkansız bu korkular yüzünden milyonların temel haklarını kısıtlamaya devam etmek de imkansız. Peki ne olacak? Bunun çaresi, samimiyetle korkanların üşenmeden, kolayına kaçmadan ve kimsenin etkisi altında kalmadan, olguları objektif bir gözle incelemeleri, okumaları, araştırmaları ve kendi akıl yürütmelerini yapmalarıdır.

Elime ulaşan bir çalışma, korkuları körükleyen kimi önyargıların ya da klişelerin ne kadar kof olduğunu göstermesi bakımından çok ibret verici. Çalışma, hakkında çok efsane anlatılan; "şeriatçı ayaklanmanın odağı" olması beklenen Konya üzerine yapılmış. Sosyal bilimler alanında dünyanın en prestijli yayın guruplarından Francis Taylor ve Routledge yayınevi tarafından yayınlanmakta olan "Critique: Critical Middle Eastern Studies" adlı derginin son sayısı, küreselleşen dünyada bir Türk-İslam şehri olarak Konya'yı özel dosya konusu olarak seçmiş. Dosyanın asıl amacı, küreselleşme sürecinin Türkiye'nin periferisinde nasıl bir yansıması olduğunu görmek...

Derginin bu sayısı, ABD Bates Üniversitesi'nden Prof. Eric Hooglund'un genel yayın yönetmenliği ve Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Yasin Aktay ile Utah Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü'nden Doç. Dr. M. Hakan Yavuz'un danışmanlığında hazırlanmış. Dosyanın girişinde Anadolu şehirlerinin son yirmi yıl içinde yaşamakta oldukları dikkat çekici gelişmeye değinildikten sonra bu şehirlerin en önemlisinin de ihracat ağırlıklı olarak gelişmekte olan Konya olduğu vurgulanıyor. Ve Konya, beş ayrı makalede çeşitli yönleriyle inceleniyor. Makalelerden biri, Konya'nın kökü geçmişe dayanan güçlü sivil toplum ağını konu alırken, bir başkası "Konya'yı Konya yapan" Sufi geleneğini inceliyor.

Bir diğerinde yerel yönetim yapısına vurgu yapılıyor ve Konya'nın belediyecilik konusunda sadece Türkiye'ye değil, dünyaya da model olabilecek bazı özelliklere sahip olduğunu iddia ediliyor. ABD Michigan State University öğretim üyelerinden Dr. Hasan Kösebalaban'ın "Anadolu şehirlerinin yükselişi ve modernleşme paradigmasının başarısızlığı" başlıklı makalesinde ise Konya'daki sermaye hareketliliği inceleniyor. Kösebalaban Türkiye'deki liberal İslami söylemin ortaya çıkışını son çeyrek yüzyıl içinde cereyan eden toplumsal ve ekonomik dönüşüm bağlamında açıklamaya çalışıyor.

Kösebalaban'a göre, yeni Türk muhafazakar orta sınıf, bu yukarı doğru toplumsal hareketliliğin sonucu olarak ortayı çıkmıştır ve siyasal ve ekonomik sisteme alttan baskı uygulamakta, toplumsal ve ekonomik hayatta kendine de bir yer talep etmektedirler. Yazar, yaşanan dönüşümün modernleşme söyleminin tahmin ettiği şekilde, yani gelenekten modernliğe doğru topyekun bir göç veya intikal şeklinde değil, aksine ikisinin birleşmesi, kaynaşması ve beraberliği ile mümkün olabildiğini vurguluyor.

Kösebalaban yazısının temel tezi, modernleşme paradigması ve onun modern uzanımlarının modernleşme ve geleneğin çatışmacı yorumu dolayısıyla Türkiye'deki siyasal ve ekonomik dönüşümün dinamiklerini kapsamakta başarısız kaldığı şeklinde. Makaleleri bir bütün olarak ele aldığınızda, derginin tanıtım yazısında da belirtildiği gibi, "Muhafazakar kimliğiyle bilinen Konya, modernleşmenin bütün göstergeleri açısından alabildiğine yüksek endeksler gösteriyor.

Yüksek bir sanayileşme oranı, ileri düzeyde bir kent planlaması, güçlü bir sivil toplum ağı, sağlam bir iş ahlakı, yoğun ve zengin bir toplumsal sermaye ve dayanışma ağlarının çalışması gibi özellikleriyle Konya şehri hem muhafazakarlığın hem Türk modernleşmesinin mahiyeti, hem de Türkiye'de laiklik ve modernleşme ilişkisi konusunda yürürlükteki varsayımları gözden geçirmeye imkan verecek özellikler sergiliyor."

Konya sadece bir örnek... Benim asıl söylemek istediğim şey, korkularımızla ilgili. Korkularla başedebilmenin yolu, bir yer ya da bir olay hakkında ortaya yayılan şehir efsaneleriyle yetinmek yerine; böylesi bilimsel çalışmalara kulak vermek... Şayialara değil, somut olgulara bakmak; dedikodulara değil gözlerinizle gördüklerinize inanmak...

Ve tabii sonra da geri dönerek, öcü masallarını anlatanların neden korkmamızı istediklerini sorgulamak...

Vostede é vostede. . Nunca perder o caducidade. .


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
3 Yanıt
8065 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 24, 2010, 11:47:03 ÖS
Gönderen: ozak1977
3 Yanıt
2147 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 25, 2007, 07:56:13 ÖÖ
Gönderen: HUTGIN
0 Yanıt
1690 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 19, 2007, 01:51:40 ÖÖ
Gönderen: Ittihatci
2 Yanıt
3572 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 21, 2013, 07:58:33 ÖS
Gönderen: Aydncyln
0 Yanıt
864 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 10, 2014, 04:53:41 ÖÖ
Gönderen: Kadim