Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: 5816 Sayılı Ataturk'u Koruma Yasasi  (Okunma sayısı 13036 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 18, 2008, 09:30:10 ÖS
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

http://www.habervaktim.com/haberoku.php?id=22960


Simdi yukaridaki sitede Ataturk'u Koruma Yasasinin Prof. Ernst Hirsch tarafindan Nazi Almanya'sindan kactiktan sonra tasarlandigi iddia ediliyor. Ozellikle hukukculara sormak istiyorum.  Bu iddia ne kadar dogrudur? Ataturk'u Koruma Kanunu Turkiye'de neyi guvence altina almak icin yapilmistir ve bu yasa sizce istismar ediliyor mu veya bu yasanin simdiye kadar getirileri ve goturuleri neler olmustur?


Muhabbetle
« Son Düzenleme: Haziran 18, 2008, 09:32:16 ÖS Gönderen: Kirlangic »


Haziran 19, 2008, 09:27:05 ÖÖ
Yanıtla #1

Sn. Kırlangıç,

Hukukçu değilim ancak bir TC vatandaşı ve Atatürkçü düşünce sevdalısı olarak konu ile ilgili görüşlerimi yazmak isterim.

Mantık olarak bakıldığında bu koruma kanunu saçma gibi gözükebilir ancak burada esas koruma altına alınan Atatürk' ün temsil ettiği düşünce ve değerdir.Bu tip bir kanunun çağdaş ve içinde gerici halk kitlelerini yoğun olarak bulundurmayan bir ülke için gerekli değildir ancak Türkiye gibi halen din -tarım toplumu seviyesindeki bir ülke için bence gereklidir.Kanunlar ülkelerin şartları göz önünde bulundurularak çıkartılır.

Basını biraz takip ediyorsanız bu kanunun yürürlükte olmasına rağmen özellikle son 10 yılda Atamıza küfür ve hakaretin gırla gittiğinin farkındasınızdır.Birde  yürürlükte böyle bir kanunun olmadığını düşünün.Eline sazı alan her yobaz aydınlığın temsili olan Atamıza ağazına geleni söyleyecektir.

Birde olaya şöyle bakalım nüfüsun çoğunluğunun müslüman olduğu ülkelerde İslamı temsil eden peygambere hakeret edilirse (özellikle basın yolu ile) hakaret eden bunu canı ile öder.Hatta hıristiyan bir ülkede bile bunu yapan canlı kalmaz. En yakın örnek: Hollanda dan Theo Van Gogh.

Yani bazı şeyler kanun ile güvence altına alınmazsa orman kanunları hüküm sürer herkes kendi kanununu yapar.Savcıda kendisi olur hakimde infaz memuruda.

Saygılarımla,


Omnia mors aequat


Haziran 19, 2008, 10:15:08 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Mason
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1235
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Kırlangıç,

Hukukçu olmamakla beraber, öncelikle yasayı okumakta fayda var


Yayın : resmi gazete

Yayım tarihi ve sayısı : 31/07/1951 - 7872

Numarası : 5816

Madde 1- Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
Yukarıki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.

Madde 2- birinci maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumî veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasiyle işlenirse hükmolunulacak ceza yarı nispetinde artırılır.

birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli artırılır.

Madde 3- bu kanunda yazılı suçlardan dolayı cumhuriyet savcılıklarınca re'sen takibat yapılır.

Madde 4- bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 5- bu kanunu adalet bakanı yürütür.


Suç olarak tanımlanan çok genel ve çok açık olarak Atatürk' e sövmek, onu temsil eden bir maddeye, kabrine zarar vermek olarak belirlenmiş, suçun nitelikli hali ise birden çok kişi tarafından birlikte işlenmesi (organize suçlar hukukumuzda hep daha ağır hal gerektirir) ve cebir yoluyla işlenmesi olarak belirlenmiş.

Bir ülkenin kurucusunun hatırasına saygı göstermek o ülke vatandaşlarından beklenen bir şeydir. Dikkat buyurunuz sevmek demiyorum, saygı duymak diyorum. Bu kanuna dikkat ederseniz saygı gereğini içeren maddelerden ibaret ve dümdüz bir kanun.

Ben Atatürk' ü sevmediğini söyleyen insanları anlamam, bu tip insanları da sevmem ama düşüncesidir saygı duyarım. Atatürk' e alenen hakaret eden insanlara ise saygı da duymam. Benim bu subjektif görüşüm şuna dayanır; "En azından ölmüş ve bir millet tarafından bağrına basılmış olan insanın anısına yapılan densizlik insanlık denen yüksek ülkü ile bağdaşmamaktadır." Bu kanun da bu subjektif görüşüme benzer bir görüşün kamu vicdanında yer aldığının göstergesidir.

Madde ne getirdi ne götürdü derseniz, eğer ki cansız bir heykele saldıran bu heykele saldırarak içerisindeki bazı duyguları tatmin eden densizler, dengesizler mevcut ise bu dengesizlerin (ceza infaz yasası doğrultusunda 72 ila 220 gün) aramızdan ayrılmasını sağlayacaksa ben bunu fayda sayarım.

Dahası bir kanunun Yahudi bir vatandaş tarafından oluşturulan mütalaa' ya dayanmasının da yanlışlığını algılayamadım.

Sn.blossom' un Fakültesinde duvarda Almanya' dan kaçan Yahudi bilim adamlarının resimleri vardır. Türkiye' ye lineer algebra' yı bu adamlar getirdi diye.
Tempus fugit...


Haziran 19, 2008, 12:53:01 ÖS
Yanıtla #3
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

Sn. Omnia ve Sn. Mystic çok kifayetli olarak cevap vermişler. Hukukcu olunca hani hele de Hirsch hocamızın ismini geçtiğini görünce yazmadan edemedim.

Türkiye'ye gerçek hukuk öğreniminin nasıllığını kazandıran büyük insan "hocalarımın hocası" ve hatta "hocalarımın hocalarının hocası" Türkiye sevdalısı, ömrünün sonuna kadar TC. Pasaportunu taşımış olan büyük hukukçu İstanbul Hukuk'u fakülte haline getirdikten sonra Ankara Hukuk'a gelen, aslen bir Ticaret Hukukcusu olmasına karşı Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi alanının ülkemizde gelişmesini sağlayan ve (sn. omnia, sn. blossom'un fakültesinden bahsetmiş) benim fakültemde odası olan  Ernst E. Hirsch Hocamı tekrar anıyor ve anısı onunde içtenlikle bir kez daha eğiliyorum. Nur içinde yatsın.

Ayrıca "Meğer bir Yahudiymiş" gibi bir başlığı atanların bu ülkeye Prof. Dr. Ernst E. Hirsch'in sağladığı katkının yüzde birini sağlamış mıdır acaba?

çok bilindik bir anısını aktarıyım;

1945 yılında ticaret hukuku sınav sonuçlarını dekanlığa vermiştir Hirsch. "Aradan yarım saat geçti geçmedi, Dekan Ansay, elinde bir sınav kağıdı, yüzü bembeyaz, titreyerek odama kadar geldi. Ağzını açıp bir şey söylemiyor, sadece elindeki sınav kâğıtlarını sağa sola sallayarak, 'olamaz, olamaz' deyip duruyordu. Sakinleşmesini ve neyin olamayacağını lütfen bana da söylemesini rica ettim kendisinden; 'Bilmiyor musunuz, sınavda 3 (yani geçmez not) verdiğiniz öğrenci kim biliyor musunuz?' diye sordu. 'Nereden bileyim, zaten ismiyle tanıdığım öğrenci sayısı, üçü beşi geçmez. Hem ben sınavda notu, öğrencinin başarısına göre veririm, başka hiçbir kriterim yoktur.' 'Olamaz, olamaz, mümkün değil. Başbakan'ın oğlu bu. Notunuzu değiştirmek zorundasınız. En azından bir 7 (iyi) vermeniz lazım!' Bu sefer 'olamaz, olamaz' diye aynen tekrarlamak sırası bana gelmişti."

Hirsch, bütün ısrarlara ve araya adam koymalara rağmen, notunu değiştirmez. Birkaç ay sonra, bir vesileyle Başbakan, Hukuk Fakültesi'ne gelir. "Başbakan'ın gözü bana ilişti, beni tanıdı, yanıma gelerek şunları söyledi: "Çok teşekkürler sayın profesör, oğluma ne yapması gerektiğini en nihayet gösterdiğiniz için. Sonbahardaki ikmal sınavında sizi hayal kırıklığına uğratmayacak, emin olabilirsiniz. Bir kere daha yürekten teşekkürler!" Dekan, büyük bir korkuyla olayı uzaktan izlemektedir. Daha sonra Hirsch, Başbakan'la olan konuşmalarını dekana anlatır ve şunları ekler, "Ve (Başbakan), benim davranış biçimimden, Türkiye Cumhuriyeti'ni çağdaş Batı uygarlıklarının seviyesine çıkarma çabalarını son derece ciddiye aldığımı anladı."

eğer dikkat ederseniz o sitedeki yazıda da Sayın Hocamızın ne kadar hukuka bağlı ve hukuk öğreticisi bir kişi olduğunu göreceksinizdir. "Atatürk’ün maddi kişiliğinin değil, onun anısını zedelemeye yönelik hareketlere karşı halkın ona olan saygısının korunacağını’ içeren bir yorum hazırlamıştı" diyor.

Anılarım kitabını TUBİKTA Yayınlarından edinebilirsiniz.


Haziran 19, 2008, 01:08:39 ÖS
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Degerli yorum ve bilgilerinizi paylastiginiz icin tesekkur ederim.



Haziran 19, 2008, 01:27:51 ÖS
Yanıtla #5
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
Ataturk'u Koruma Kanunu Turkiye'de neyi guvence altina almak icin yapilmistir


Ataturk'un hatırasına alenen hakaret veya resim büst vb. tahrip etme eylemi suç olarak düzenlenmiştir. 5816 ile korunan Atatürk'ün manevi şahsiyetidir.

5816 1/1 alenen hakaret ve sövmeden bahseder. Burada aleniyet mutlaka aranmaktadır. Hakaret ve sövme eski TCK'nunda ayrı suçlar olarak düzenlenmiş ilen Yeni TCK'nunda bu ayrım kaldırılmış ve hakaret cürmü olarak düzenleme yapılmıştır. (Bu hususla ilgili olarak bkz. http://www.masonlar.org/masonlar_forum/index.php?topic=2537.0 )

aleniyet ilkesi nasıl gerçekleşir? ikiden ziyade kişinin bileceği biçimde bu eylemin gerçekleşmesi ile. yani A kişisi B ve Cnin bulunduğu bir ortamda bu cürmü işlerse suçun tipik özellikleri tamamlanmış olur. ama A B'ye yazdığı mektupta hakaret veya sövmede bulunsa bile bu cezalandırılamaz. çünkü suçun tipikliğindeki aleniyet unsuru gerçekleşmemiştir. Ya da A aleniyetin gerçekleştiği bir durumda "her akşam içen birisine sevmem" dese bile bu 5816 kapsamında değerlendirilemez. çünkü hakaret söz konusu değildir. A'nın  birini herhangi bir sebeple ya da hiçbir sebep olmaksızın sevmemesinin ve bunu ifade etmesinin ceza hukuku açısından bir cezalandırma sebebi olarak düşünülmesi mümkün değildir.

5816 istismar ediliyor mu? 5 yıl kadar önce bir sunum için 5816 ve uygulaması ile ilgili araştırma yapmıştım. Benim gözüme en azından bir istismar çarpmadı. Açılan davalar var kimisi beraatle sonuçlanmış suçun tipikliği gerçekleşmediği için kimisinde ise ceza verilmiş ama benim baktıklarımda suçun tipikliği gerçekleşmişti.

5816 ne getirdi ne götürdü? 5816 hakaret ve sövme cürmünün Atatürkün manevi kişiliğine yönelik olanlarını cezalandırdığından ifade özgürlüğü ile ilintilidir. Bu noktada ifade özgürlüğünün sınırlarının ne olduğuna dikkat etmek gerekir. Atatürk'ün manevi kişiliğine hakaret etmenin dışında alelusul bir kişiye hakaret edilse bile bu ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Bu noktada Amerikan uygulaması yanlış hatırlamıyorsam ceza hukuku ile ilişkilendirmiyor ve sadece hukuk davası ile tazminata hükmedilmesini yeterli görüyor. Ama kıta Avrupasında hakaret bir cürüm olarak Ceza Yasalarında da yer alıyor.
« Son Düzenleme: Haziran 28, 2008, 06:28:33 ÖS Gönderen: skullG »


Ağustos 07, 2012, 07:38:50 ÖS
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Ataya hakaret edeni cezalandırmak için yasa yapılması bile komiktir. Vicdan zaten cezasını vermiyorsa denecek birşey yoktur.
Saygılarımla.


Ağustos 08, 2012, 12:51:51 ÖÖ
Yanıtla #7
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Kişinin vicdanı yoksa hukukun gerekeni yapması gerekir sn. honeste_vivere


Ağustos 08, 2012, 02:27:05 ÖÖ
Yanıtla #8
  • Ziyaretçi

Dokunulmazlık kavramına dokunmak için insanlar kanlı devrimler yapar. Derken derken farklı başlık altında dokunulmazlıklar beliriverir. Demokrasilerdeki millet vekili dokunulmazlığı gibi.

İnsan anne ve babasını farklı görür. Fakat onlar da normal insanlardır sevişirler. Çocuk anne babasının yatak odasında neler yaptığını bilir fakat düşünmek istemez genelde. Atatürk çok fazla abartılarak günümüze kemalist bir beyin yapısı yaratılma çabasına girilmiş ve bunun için gereken her tür tarihi uydurmalar ve katı koruma kuralları dahil eksik bırakılmamış. Eleştiri yapanlar ikinci şubede elektrikle yakından tanıştırılmış.

Ben çok merak ediyorum rahmetli Atatürk'ün ruhu şu an ülkenin ve adını kullanarak memleketin kanını emen kemalistlerin durumuna bakıp da nasıl bir düşünceye dalıyor. Malesef duyma şansımız yok fakat RTÜK'den sansür yiyecek kelimeler olduğunu tahmin ediyorum. Ki rahmetli olmadan önceki günlerinde kemalizmi yaratanlar Atatürk korkusuyla evlerinde dışarı adım atamazlardı. Cenazesine bile katılmadılar.

Demek istediğim zorbalık yapmak isteyenler için malzeme islam da olabilir Atatürk de. Neticede zorbalık menfaati için her şeyi mübah görür.

Saygılarımla.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
4364 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 23, 2008, 02:03:10 ÖÖ
Gönderen: Anatolic
OMBUDSMANLIK YASASI

Başlatan angelus Hukuk

1 Yanıt
1805 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 22, 2008, 12:14:05 ÖÖ
Gönderen: angelus
0 Yanıt
3012 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 06, 2008, 04:04:58 ÖS
Gönderen: newyork
0 Yanıt
5294 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 06, 2010, 12:50:59 ÖS
Gönderen: belit
5 Yanıt
3706 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 31, 2012, 11:18:22 ÖÖ
Gönderen: Waldow