Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: ERGENEKON  (Okunma sayısı 15085 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Temmuz 01, 2008, 02:43:51 ÖS
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

Bundan aylar önce forumdaki bir yorumumda "ne ergenekonmuş yahu çıkmayan kalmadı " demiş, "derine girmeyelim, Yüce Yaratıcı korusun, bakarsınız içinden biz çıkarız bir anda " diye tamamlamıştım.

bugün işte o bitmek bilmeyen soruşturmanın - sürek avının mı desek-  yeni bir evresi daha yaşandı. Mustafa Baybal, Sinan Aygün, Hurşit Tolon, Şener Eruygur , Ufuk Büyükçelebi 'nin de içinde bulunduğu 20 kişi gözaltına alındı.

Ergenekon Soruşturmasının başındaki Savcı'nın bu gözaltına almalardan haberi yok... ilginç

bugün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı AKP davasında iddialarını AYM'de dile getirdiği gün ve sabah şok gelişme Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan kişiler... İlginç

Başbakan 20 kişinin gözaltında olduğunu ve 4 kişinin de arandığını iddianamenin de yakında açıklanacağını söylüyor... çok İlginç

Post-tavmatik Sendrom yaşayan AKPli Fırat, yargıya kimse müdahale eetmesin diyor, ama Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde AKPyi kapatırsa AYM olmaz askıya alırız protesto ederiz kararına AKPli AKPM üyeleri evet diyerek el kaldırıyor ve hiçbir Allahın kulu iktidar partisi üyesi çıkıp da AB AKPM vesaire hiçbir kimse Türk Yargısına müdahale edemez biz 3. dünya ülkesi değiliz, bağımsız yargımız var demiyordu... İlginç kere ilginç

kendine demokrat olmak denilen şey bu galiba... Nazi Almanyasının ilk yıllarını hatırlıyorum devamlı olarak, nedense?.. birileri bir şeylerin rövanşını alma derdine girmiş, gündemi değiştirin diyor birileri ve başka birileri bu ülke için düşünen birilerini gözaltına alıyor sonra tutukluyor sonra iddianamesiz ne için suçlandıkları da tam bir bilinmezlik içinde atıyorlar F Tipine, sonra günü gelince birileri daha, sonra birileri daha...

bugün 1 temmuz, ülkede elektrik 2008 ocağına göre yaklaşık %50 zamlı, ekmek zamlı, şebeke suları ölümcül düzeyde içilemez, açlık sınırı 1.000 ytlye dayanmış, yoksulluk sınırı 2.000 ytlye, asgari ücrete %7 zam memura %2 zam yapılmış, bugün 1 temmuz, birileri bir şeyleri unutturmak istiyor... Anayasa mahkemesinde süren bir yargılamayı, ekonomik yok oluşu bir örtü gerekiyor onları adını o örtünün Ergenekon koydular... Toplayıp duruyorlar, toplayıp duruyorlar... bugüne kadar 100 ü aşkın kişiyi göaltına almışlar sonra da tutuklamışlar, akademisyenler, sivil toplum orgütlerinin liderleri, siyasiler, yazarlar, gazeteciler, hepsi AKP muhalifi, pek çoğu bir biçimde bu muhalifliklerini yüksek ve sert tonda seslendirmişler... içerideler... ve şimdi onlara eklenen yeni isimler de var...

Sinan Aygün niçin suçlanıyorsunuz sorusuna "ATATÜRK'Ü ve CUMHURİYETİ SEVDİĞİM İÇİN SUÇLANIYORUM" diyor...

ve gelecekte yeni bir rovanş olacak gibi de gözüküyor, bu kadar ismi içeri alıp sonuçta bir terör örgütü bulamazsanız veya bu isimlerin aslında hiçbir ilgilerinin olmadığı ortaya çıkarsa.

Nazi Almanyasındaki bir papazın o bilindik sözlerini hatırlayalım ;

Önce çingeneleri götürdüler,

Sustuk!

Sonra Yahudileri,

Sustuk!

Sonra komünistleri,

Yine sustuk!

Ardından sosyalistleri,

Biz hep sustuk!

Sıra bize geldiğinde,

Artık haykıracak kimse kalmamıştı!!!

şöyle de bir versiyonu var " Önce Yahudileri götürdüler; sesimi çıkarmadım. ''Ben Yahudi değildim.'' Arkasından aydınları götürdüler, ses çıkarmadım. ''Aydın değildim.'' Sonra muhalefeti götürdüler, ses çıkarmadım ''Muhalefet değildim.'' Peşinden çingeneleri götürdüler, sesimi çıkarmadım ''Çingene de değildim.'' Peş peşe demokratları, sosyalistleri, liberalleri götürdüler; sesimi çıkarmadım ''Çünkü hiç biri değildim.” En sonunda beni götürmeye geldiklerinde, etrafıma bakındım, gördüm ki; ''Ses çıkartacak kimse kalmamıştı.'"



Temmuz 01, 2008, 09:12:01 ÖS
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Gözaltındaki Sinan Aygün polis nezaretinde ATO'ya getirildi. Aygün, 'Atatürk'ü ve Cumhuriyet'i sevmekle suçlanıyorum.' dedi.

''Ergenekon soruşturması''nı yürüten İstanbul Cumhuriyet savcılarının talimatı doğrultusunda gözaltına alınan Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, ''Atatürk'ü sevmekle suçlandığını'' öne sürdü.

Polis ve jandarma ekiplerince Sinan Aygün'ün evinde arama yapıldı. Arama sırasında, Sinan Aygün'ün kız kardeşi Sibel Aygün ile avukatlarından Esin Gürel'in de eve girdikleri görüldü. Arama sonunda Aygün'e ait olduğu bildirilen bazı CD'ler, bilgisayar kasası ve not defterleri ekiplerce götürüldü.

Daha sonra polislerin gözetiminde evden çıkarılan ve polis otomobiline bildirilen Aygün, bir gazetecinin ''Neyle suçlanıyorsunuz?'' sorusunu Aygün, ''Atatürk'ü sevmekle suçlanıyorum'' diye yanıtladı. Aygün, başka bir gazetecinin ''Evden neler alındı?'' sorusuna da ''Bilgisayarıma bile el koydular'' karşılığını verdi.

Evden ATO'ya getirilen Aygün, kapıda oda meclisi üyelerince alkışlarla karşılandı. Aygün'ün polis otosundan indirilişi sırasında gazetecilerle güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı. Aygün'ün ATO binasına girerken sorular üzerine, ''Atatürk'ü sevmekle suçlanıyorum'' sözlerini tekrar ettiği duyuldu. Aygün, daha sonra güvenlik güçleri tarafından ATO'daki odasına çıkarıldı.

Gazetecilerin ATO binasına girişi ise polislerce engellendi. ATO binası önünde mensuplarının yanı sıra oda meclis üyeleri ve vatandaşlar bulunuyor. Bazı vatandaşların elinde Türk bayrakları olduğu dikkat çekti.


haberturk


Temmuz 01, 2008, 09:37:36 ÖS
Yanıtla #2
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668


ERGENEKON EFSANESI NEDIR?

  Moğol ilinde Oğuz Han soyundan il Han'ın hükümdarlığı sırasında Tatarların hükümdarı Sevinç Han Moğol ülkesine savaş açtı. ilhan'ın idaresindeki orduyu Kırgızlar ve diğer boylardan da yardım alarak yendi. ilhanın ülkesindeki herkesi öldürdüler. Yalnız il Han'ınn küçük oğlu Kıyan ve eşi ile yeğeni Nüküz ile eşi kaçıp kurtulmayı başardılar. Düşmanın, onları bulamayacağı bir yere gitmeğe karar verdiler. Yabanî koyunların yürüdüğü bir yolu izleyerek yüksek bir dağıda dar bir geçite vardılar. Bu geçitten geçerek içinde akar sular,pınarlar, çeşitli bitkiler, çayırlar, meyva ağaçları, çeşitli avların bulunduğu bir yere gelince Tanrıya şükrettiler ve burada kalmağa karar verdiler. Dağın doruğu olan bu yere dağ kemeri anlamında "Ergene" kelimesiyle "dik" anlamındaki "Kon" kelimesini birleştirerek "Ergenekon" adını verdiler. Kıyan ve Nüküz'ün oğulları çoğaldı. Dört yüz yıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki Ergenekon'a sığamadılar. Atalarının buraya geldiği geçitin yeri unutulmuştu. Ergenekon'un çevresindeki dağlarda geçit aradılar.

Bir demirci, dağın demir kısmı eritirlerse yol açılabileceğini söyledi. Demirin bulunduğu yere bir sıra odun, bir sıra kömür dizdiler ve ateşi yaktılar. Yetmiş yere koydukları yetmiş körükle hep birden körüklediler. Demir eridi, yüklü bir deve geçecek kadar yer açıldı. İlhan�ın soyundan gelen Türkler yeniden güçlenmiş olarak eski yurtlarına döndüler, atalarının intikamını aldılar.

   Egenekondan çıktıkları gün olan 21 martta her yıl bayram yaptılar. Bu bayramda bir demir parçasını kızdırırlar, demir kıpkırmızı olunca önce Hakan daha sonra beyler demiri örsün üstüne koyarak döğerler. Bugün hem yeniden özgür hem de bahar bayramı olarak hala kutlanmaktadır.

    Uygur Destanları Uygurlara âit Türeyiş ve Göç isimli iki destan parçası tesbit edilmiştir. Türeyiş parçası Çin kaynaklarından Göç ise hem Çin hem İran kaynaklarında bulunmaktadır.

 http://www.ozturkler.com/data/0001/0001_18_09.htm


Temmuz 05, 2008, 09:05:50 ÖS
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Ya bu Ergenekoncular da amma beceriksizmis. Gulencilerin icine girememisler. O cenahtan tek bir kisi yok yakalanan. AKP'ye yandas diye yakalanan bir Allah'in kulu yok. Gozaltina alinanlarin hepsi muhalif! Mccartycilik mi oynaniyor acaba?

 O yuzden Zaman Gazetesi goz altina alinanlarin gecmisteki kirli camasirlarini serip "Bakiiiiin biz ne bulduk,  siz duzgun adamlar olsaydiniz goz altina alirlar miydi" yorumu yapmasi evlere senlik.  Eh sizden de biri tikilirsa iceriye size de aynisini soyleyen cok olur nasil olsa..Oysaki anayasaya gore kisinin sucu sabit gorulene kadar yakalansa bile suclu hukmu giyemez degil midir? Islam'da aynisini soylemiyor mu peki? Bir de Islamciyiz diye gecinirler..!



« Son Düzenleme: Temmuz 05, 2008, 09:08:23 ÖS Gönderen: Kirlangic »


Temmuz 09, 2008, 12:19:28 ÖS
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668



Temmuz 09, 2008, 12:53:19 ÖS
Yanıtla #5
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Yaklasik 2 saat once ABD Baskonsoloslugu onunde polise yapilan silahli saldirinin Ergenekon'la ne kadar baglantisi var merak ediyorum dogrusu veya olasi Iran-Israil savasinda Amerika'nin belirledigi yol haritasinin birer parcasi olabilir mi bunlar bilinmez.

Bu arada sehit olan polislere Allah'tan rahmet diliyorum.


« Son Düzenleme: Temmuz 09, 2008, 01:00:08 ÖS Gönderen: Kirlangic »


Temmuz 12, 2008, 01:58:19 ÖS
Yanıtla #6
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668


Internette uyesi oldugum gruplardan birine uye olan Ayse Asuman Ozdemir, Ergenekon sorusturmasiyla yaklasik 14 ay once tutuklanip iceriye konulmustu. Bugun kendisinin cok agir siroz ve epilepsiden rahatsiz oldugunu ogrendim. Fakat avukatinin acilen karaciger takilmasi gerektigi yonundeki itirazlarina ragmen Asuman hanim tedavisi icin saliverilmiyor. Ikinci bir Okkir hadisesiyle karsi karsiya. Esi ve avukati haricinde kimseyi gostermiyorlar ve dolayisiyla yeni dogmus torununu da bu sartlarda gorme ihtimali yok. Kendisine acil sifalar diliyorum.

Mafya uyeleri, ceteciler hukum giyse dahi en fazla iceride agirlanan 2 yil kaliyor. Bir an için farzedelim ki Asuman Hanim da digerleri de hukum giydiler, bu durumda iceride kalacaklari sure 2 yil,yani 24 ay. Bunun 14 ayi da tutuklu olduklari için  o cezadan indirilecek. Tabii bir suclari ispatlanabilirse. Ama insanlari, hakim yuzu gostermeden 14 ay iceride tutmak ancak Nazi Almanyasinda, irkci Guney Afrika'da gorulur sadece. Israil bile casuslukla sucladigi Vanunu'yu bu kadar sure hakim yuzu gostermeden iceride tutmadi! Bir Guantanamo'da zorunlu misafir edilenler bir de Ergenekon gibi uyduruk bir operasyonda goz altina alinanlar bu kadar sure hakim yuzu gormeden,neyle suclandiklarini bilmeden iceride tutuluyorlar. Bir arkadasin dedigi gibi, bu saatten sonra o insanlarin ayaginin altina dunyayi serseniz o 14 ayi geri getirebilir misiniz? Hukuku igfal eden seref yoksunlarindan da bir gun hesap sorulur elbet.

AKP'nin "embedded" medyasi Okkir'a once finansor diyordu, parasizlikliktan kendi hastane masraflarini odeyemeyen bir insanin finansor olamayacagi gercegini gorunce de bu sefer "daire baskani" masali anlatmaya basladi! Iddianame de ne muthis birsey mis ki bir turlu ortaya cikarilamadi! Manas destani ile yarisacak bir iddianame hazirlaniyor heralde ki ertelene ertelene omurlerini yedi saniklarin.

http://www.memurlar.net/haber/114832/

"Ergenekon Soruþturmasý" kapsamýnda tutuklanan ve epilepsi ile siroz rahatsýzlýðý olduðu belirtilen Ayþe Asuman Özdemir, tutuklu bulunduðu cezaevinden Bakýrköy Kadýn ve Çocuk Tutukevine nakledildi.

Ayþe Asuman Özdemir'in avukatý Zeki Hacýibrahimoðlu, soruþturma kapsamýnda tutuklanarak Gebze Cezaevi'ne konulan müvekkilinin, epilepsi ve siroz rahatsýzlýðý olduðunu söyledi.

Özdemir'in, tutuklu bulunduðu cezaevinin, Adalet Bakanlýðýna yaptýðý müracaat üzerine, tedavisinin daha iyi yapýlmasý için dün akþam saatlerinde Bakýrköy Kadýn ve Çocuk Tutukevine nakledildiðini söyleyen avukat Hacýibrahimoðlu, "Müvekkilinin 56 yaþýnda olduðunu ve saðlýðýnýn ciddi derecede bozulduðunu ve tedavisi için biran önce tahliye edilmesi gerektiðini" kaydetti.

Müvekkiline en kýsa sürede karaciðer nakli yapýlmasý gerektiðini anlatan Hacýibrahimoðlu, bu sebeple cezaevinden tahliye edilmesi için yaptýðý müracaatlarýn reddedildiðini, bu yöndeki giriþimlerinin süreceðini bildirdi.

Hacýibrahimoðlu, "Ýnsanýn yaþama hakký, cezaevinde de olsa, suçu sabit de olsa kendisine verilmelidir. Gerekirse hakkýnda yurt dýþýna çýkýþ yasaðý konulsun" dedi.


Temmuz 15, 2008, 11:37:16 ÖS
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi

Bu yazıyı okuyanınız varmı? Böyle durum söz konusu olabilir mi?
http://www.ihlas.net.tr/detail.asp?id=48333


Temmuz 16, 2008, 12:58:25 ÖÖ
Yanıtla #8
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Fatih Altayli/ Darbe kayıtları mı var!

Bir kaç gün önce önemli, yüksek rütbeli bir komutan ziyaretime geldi. Kendisi adına çok önemli bilgileri bana ulaştıracak bir başka yüksek rütbeli askerle görüşüp görüşemeyeceğimi sordu.
“Görüşürüm” dedim.
“Vereceği bilgiler önemlidir. Dikkate almanızı tavsiye ederim” dedi.
Daha sonra söz konusu kişiyle buluştuk.
O da hayli önemli bir isimdi.
İlginç olaylar anlattı. Anlatılanların bir bölümü Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’le ilgiliydi.
Naklediyorum.
“Özden Örnek Paşa, oramiralliğe yükseleceği zaman İlhami Erdil karşı çıkmıştı. Özden Örnek bunu unutmadı. Komutan olunca bunun acısını İlhami Erdil’i özel harcamaları nedeniyle hakim karşısına çıkartarak çıkardı. Her şey öyle başladı” dedi
Alakayı anlamamıştım.
“Bu bir ilkti. İlk kez bir kuvvet komutanı hapse böyle girdi. Sihir bozuldu. Hem de bir büyük askeri yolsuzluktan falan değil, ailenin harcamalarından hapse girdi”
Devam etti.
“Özden Örnek’in çocukları ile ilgili yazdıklarınız var ya, çok önemli bir noktaya bilerek veya bilmeyerek bastınız. Gerçekten bazen çocuklar büyük sıkıntı yaratıyor” dedi  ve sözü Burak Örnek’e getirdi.
“Burak Örnek iş hayatına rahmetli Güven Erkaya sayesinde başladı. Erkaya, Burak Örnek’i Doğuş Grubunda işe sokmuştu. Galiba o zaman Doğuş’un olan Makro’ları yönetiyordu. Sonra Doğuş grubundan kovuldu. Sonra garip işlere girdi.”
“Nasıl garip işler” diye sordum.
“Ankara’da silah işi yapanlarla, askeri ihalelere girenlerle diyalog kurdu. Yalçın ailesiyle görüşüyordu. Sonra Ankara’da silah taciri Mehmet Durmaz’ın yanına girdi. Ortak oldukları söylendi ama kesinlik kazanmadı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın GENESİS projesi için uğraşıyorlardı.”
“Nedir bu Genesis projesi”
“Gemi sevk ve idaresiyle ilgili bir proje”
“Sonra”
“Sonra Çalık Grubu Burak Örnek’e iş teklif etti. O sırada babası da Deniz Kuvvetleri Komutanı olmuştu”
“İş teklifi Çalık’tan mı geldi?”
“Bildiğimiz kadarıyla öyle. Yine bildiğimiz kadarıyla çok önemli bir siyasetçinin tavsiyesiyle olmuş.”
“Bu anlattıklarınızın Özden Örnek’in günlükleriyle ne alakası var”
“Oraya geliyorum. Şu kadarını söyleyeyim. Özden Örnek hayatında bir gün bile günlük tutmadı”
“Allah Allah. O yayınlananlar nereden çıktı”
“Bakın aslında eski komutanımız Hilmi Özkök’ün sözleri çok önemli”
“Hangi sözleri?”
“Günlükler var da diyemem, yok da diyemem dedi ya. İşte anahtar orada”
“Ben yine anlamadım kusura bakmayın”
“Bakın günlük tutmak bir alışkanlıktır. Günlük tutanlar sürekli tutarlar. Bir süre tutup bırakmazlar. Özden Örnek Paşa’nın günlükleri diye yayınlananlar sadece belirli, kısa sayılabilecek bir dönemi kapsıyor. Çünkü bunlar günlük değil”
“Ne o zaman”
“Acele etmeyin anlatacağım”
“Çankaya Köşkü’nü bilir misiniz?”
“Bilirim.”
“Peki arka bahçesindeki komutan villalarını”
“Hayır. Hiç görmedim”
“Köşkün arkasında komutanların villa şeklinde, müstakil lojmanları vardır. Her şey orada başladı. Özden Örnek Paşa bir gün komutanları lojmanına davet etti. İlk konuşmalar orada yapıldı”
“Darbe konuşmaları mı?”
“Darbe demeyelim. Bu hükümetten, AKP hükümetinden nasıl kurtulabiliriz konuşmaları”
“Darbe heveslileri de var gibi duruyor günlüklerde”
“Onlardan her zaman vardır. Her rütbede vardır. Kurumsal olarak TSK’nin tavrı önemlidir. Lafı dağıtmayalım. Her şey evde yapılan bu toplantıyla başlıyor. Sonra Gölbaşı toplantıları var. Oralarda çok şeyler konuşuldu.”
“Dönemin Genelkurmay Başkanı’nın bu toplantılardan haberi var mıydı?”
“Resmen yoktu. Mutlaka bazı şeyler kulağına gidiyordu ama bu konuların da bir şekilde  açıldığı resmi toplantılar dışında, gayrı resmi hiç bir toplantıya  Hilmi Özkök katılmadı. Çağrılmadı zaten. O sohbetlerde yer almadı. ”
“Günlüklere dönersek”
“Dediğim gibi ortada günlük falan yok. Ancak Özden Örnek bu toplantıları kaydetmiş.”
“Nasıl kaydetmiş!”
“Basbayağı kaydetmiş. Ses kaydı  yapmış. Sonra bunları evinde bilgisayara aktarmış. Konuşmalar canlı canlı, herkesin sesinden bantlarda mevcut”
“Hangi amaçla”
“Bilmiyoruz. Tedbirden olabilir. Başka nedenle olabilir. Bunlar Özden Örnek’in bilgisayarındaydı. Özden Örnek, her toplantı sonrası bunları bilgisayarına aktarıyormuş. Bu kayıtların varlığı kadar önemli olan bunların nasıl ortalığa döküldüğüdür”
“Nasıl döküldü?”
“Ben size sorayım. Özden Örnek’in evine polis baskını yapıldı mı?”
“Hayır”
“Evine hırsız girdiği yolunda bir bilgi, bir rapor var mı?”
“Hayır”
“Peki Özden Örnek kendisini de sıkıntıya sokacak bu bilgileri sızdırır mı?”
“Hayır”
“İşte işin özü burada. Bir adamın bilgisayarına kim ulaşabilir? Elbette ki, en yakınları.”
“Yani”
“Yanisi şu. Özden Örnek’in bilgisayarındaki bu bilgiler, belki de biraz üzerinde oynanmış olarak AKP’ye yakın birilerine, Özden Örnek’e yakın birileri tarafından sızdırılmış olabilir.”
“Burak Örnek mi?”
“Burak Örnek’in ilişkilerini takibe almak lazım. Pazar günleri hangi NATO müteahhidiyle buluşuyor. Kimlerle arkadaşlık ediyor. Kimlerle takılıyor. Kimlerle çalışıyor. Babası emekli olduktan sonra çalıştığı şirketten ayrılmak üzereydi. Sonra birdenbire darbe günlükleri ortaya çıktı.”
“Bu ne demek?”
“Ne demekse o demek. Ha bununla ilgili bir şey daha ekleyeyim. Burak Örnek’in nişanına bir bakmak lazım. Aile arasında bir nişandı. 25 kişi davetliydi ve aileden 25 kişi arasında bir de işadamı vardı. Herhalde bu nişanın kayıtları vardır. Bakın bakalım neler göreceksiniz”

 
Agartha

Savcı Zekeriya Öz, Ergenekon’u Agartha’ya bağlamış.
Daha önce Şemdinli Savcısı Sarıkaya da benzer bir tavırla, Şemdinli soruşturmasını Malazgirt Zaferi'ne kadar götürmüştü.
Saadettin Tantan isimli zatı şahane de “Tapınak şövalyelerinden”  söz ederek kafaları karıştırmıştı.
Agartha hepsinin üzerine tüy dikti.
Çünkü Agartha, efsanevi Atlantis ve Mu’dan kalma bir “Ülke”
Atlantis’in ve Mu’nun yokolmasından sonra bu iki efsane ülkenin bilidamaları ve önde gelenleri Agartha’yı kurmuşlar.
Agartha’nın yerini kimse bilmiyor.
Efsaneye göre  Orta Asya’da dağların altında kurulmuş bir yeraltı ülkesi.
Yeri net değil. Altay dağlarının, Himalayaların, Pamir dağlarının altında bir yerlerde.
Burası aslında dünyanın gizli yönetim merkezi.
İlk yoğun biçimde gündeme gelmesini sağlayan Teozofinin kurucusu Elenora Petrovna Blawaski’nin Le Doctrine Secret isimli kitabı.
James Churchward isimli bir bilimkurgu tarihçisinin “Children of ancient Mu” kitabını okuyan Atatürk bile bu konuyu ciddiye alıp araştırmış.
Türklerin varoluş efsaneleri ile Agartha efsanesi arasında benzerlikler Atatürk’ü bu konuyu incelemeye itmiş.
Daha sonra Hitler Agartha’ya ilgi duymuş.
Himler’i görevlendirmiş ve Agartha’yı bulmak için bazı SS subayları Hindistan ve Nepal’e ekspedisyonlar yaptırmış.
Bazı bildik isimlerin aslında Agartha’lı oldukları da iddia edilir.
Mesela ünlü matematikçi Pitagoras’ın.
Pitagoras’ın aslında Agartha’dan gelen bir Hintli olduğu ve gerçek adı olan PeterGuru’nun daha sonra Pitagoras olarak söylendiği iddia edilir.
Bugünkü Matematiğin  temellerinin Hindistan’da atılmış olması da bu inancı güçlendiren bir başka unsurdur.
Hatta bir dönem Türkiye’de  metafizikle ilgilenen iki ayrı dernek bu nedenle birbirine dava açmıştı.
Bunlardan biri Atatürk’ün Sirius gezegeninden geldiğini iddia ederken, bir diğeri Agartha’lı olduğunu öne sürüyordu.
Sonunda konu mahkemelik olmuştu.
Agartha şimdi Ergenekon iddianamesinde.
Hayırdır inşallah!



 

İyi bir soru


Turktime internet sitesinin sahibi sevgili kardeşim Talat Atilla, Ergenekon soruşturmasının başladığı günden bu yana duyduğum en iyi soruyu sormuş.
Atilla’nın sorusu şöyle:
“Şemdinli soruşturmasında tutuklanan astsubay için tanırım iyi çocuktur diyen Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Ergenekon soruşturmasında tutuklanan iki orgeneral için tanırım iyi komutanlardır niye demedi?”
Bu soru gerçekten çok önemli.
Tabii yanıtı da!


www.fatihaltayli.com.tr
« Son Düzenleme: Temmuz 16, 2008, 01:10:47 ÖÖ Gönderen: Kirlangic »


Temmuz 16, 2008, 10:06:13 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Skoç Riti Masonu
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 919
  • Cinsiyet: Bay

Fatih Altaylı'nın yazısı oldukça düşündürücü.
stilus absentis...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
Ergenekon surecinde Masonluk ???

Başlatan bilmeliyimgalilei « 1 2 » Guncel Konular

17 Yanıt
8697 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 20, 2008, 09:31:53 ÖÖ
Gönderen: Prenses Isabella
6 Yanıt
3966 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 15, 2011, 09:03:25 ÖS
Gönderen: ARCHITECT
1 Yanıt
1980 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 14, 2009, 01:32:20 ÖS
Gönderen: ceycet
1 Yanıt
2194 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 28, 2009, 11:50:03 ÖÖ
Gönderen: karahan
0 Yanıt
1192 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 13, 2013, 10:06:56 ÖÖ
Gönderen: Etimolog