Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: OLGUNLAŞMA  (Okunma sayısı 1163 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 05, 2009, 01:12:48 ÖÖ
  • Ziyaretçi

Spinoza’nın dediği gibi "İstek, insanın daha az olgunluktan daha çok olgunluğa ulaşabilme çabasıdır".

Olgunlaşmada bir nokta yoktur, bir noktalı virgül bile hiçbir yerde yoktur... Devam eder ve devam eder.

Bir insan ne kadar kendi içinde derine giderse, o kadar olgundur. Kendi varlığının tam özüne ulaştığında, mükemmellik düzeyinde olgunlaşmış demektir. Bunun aksine, sürekli başkalarının düşünce ve fikirlerini hesaba katan insanlar olgunlaşmamıştır. Onlar başkalarının ne düşündüğüne bağımlıdır. Onlar hiçbir şeyi özgün bir biçimde yapamazlar, dürüstçe söylemek istediklerini söyleyemezler; başkalarının duymak istediklerini söylerler. Hep aradadırlar. Taraf olamazlar ve hayatlarında seçim yapamazlar. Neyin arkasında neyin karşısında oldukları belirsizdir.

Hayatın kendine has içsel bir döngüsü olup, fizyologların dediğine göre her yedi yılda bir beden ve zihin bir krize ve değişime maruz kalır. Her yedi yılda bir bedenin tüm hücreleri değişir, tamamıyla yenilenir. Aslında yetmiş yılda, bu ortalama ömürdür, beden on kez ölür. Her yedinci yılda her şey değişir; bu tıpkı mevsimlerin değişmesi gibidir.

Olgun kişi üretir ve ürettiğini paylaşır. Tüm bağımlılıklarının ötesine geçmiştir. Yaratmayı ve yarattıklarını paylaşmayı ister.

Konfüçyüs’ün dediği gibi "Düşünmeden öğrenmek emek kaybıdır". O halde öğrenmek salt hafızayı yükseltmek değil, hazmetmek biçiminde olmalıdır. Düşünebilmek, analiz yapabilmek, çözüm üretebilmek insan varlığının temelidir. Bu süreç olgunlaşmadır.

Montaigne’in dediği gibi : "Her şeyden önce ben kendimi araştırıyorum, benim fiziğim de, metafiziğim de budur."

Tekâmülün başlangıcı "Kendimizin farkına vardığımız, kendimizi objektif tanımladığımız" andır.

Kendime yapacağım en büyük iyilik bedenime yaptığım değil, zihnime yaptığım olacaktır!


Berk YÜKSEL