Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: YAHUDİLERDE İSMİN ÖNEMİ HAKKINDA  (Okunma sayısı 7385 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 11, 2007, 10:44:43 ös
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 922
  • Cinsiyet: Bay

İSMİN ÖNEMİ:
Sekiz günlük bir bebeğin sünnetinde (Brit mila) bulundum, hahamlar Avraam'la yapılan anlaşmayı hatırlattılar ve şimdi de beklenen an geldi - küçük bebeğin ismi duyuruluyor .

Tüm konuklar heyecanla konacak ismi bekliyorlar. Geleneğe göre, bebeğin İbrani ismi , ismini seçen kişiler hariç, hiçkimseye sünnetten önce söylenmez. Aynı şekilde , sinagogda Tora okunması sırasında ismi konulmadan önce kız bebeğin ismi de kimseye duyurulmaz.

Bebeğe, rahmetli amcasının ismi , yoksa kısa bir süre önce ölen sevgili kuzenin veya tanınmış bir rabinin ismi mi konacak ? Belki de ailesi sadece sevdikleri bir ismi koyacaklar...

EN ÖNEMLİ SEÇİM

Çocuklarına isim vermek, yeni ebeveynlerin en önemli kararlarından biridir. Talmud (Berahot 7b) da söylendiğine göre, bir İbrani ismin, o adı taşıyanda etkisi olur. Bu nedenle, çocuğun adını, insanları iyiliğe, doğruluğa götürüp, dünyaya barış getiren iyi karakterli kişilerin isimlerinden esinlenerek koymanız çok önemlidir.

Kabalist Ari'nin yazdıklarına göre bir insanın doğası, iyi kötü davranışları, ismi incelenerek anlaşılabilir. Örneğin, Yehuda isimli bir çocuğun kaderi liderlik olabilir, çünkü gerçekten birçok Yahudi kral , monarşinin sembolü olan Yaakov'un 4.cü oğlu Yehuda'nın soyundan gelmiştir.

Ebeveynlerin yeni doğan bebeklerine ad koyduklarında onların karakterlerini ve kaderlerini en uygun tanımlayan isimler seçmeleri için öngörüyle kutsandıkları söylenir.

Ari'ye göre, kişinin İbrani isimdeki harflerinin numerik değerleri bile o kişinin karakterinde belirleyici olmaktadır. Örneğin, Elişeva isminin numerik değeri veya gematriyası , " yeme simha = mutluluğun günleri " İbrani kelimesinin numerik değerine eşittir . Belki de bu , Elişeva ismindeki kız bebeğin, neşeli geçecek hayatının bir işaretidir.

Bu tam anlamıyla insanlığın kaderinin, harflerin sırrında gizlendiğidir .Ağır hasta bir kişiye "Hayim = Hayat veya Rafael = Tanrı iyileştirir " gibi ek isimler onların kaderlerini etkilemek için verilir. Yeni ismin, hasta kişiye yeni bir şans, kader müjdelemesini ümit ederek dua ederiz.

Polonyalı Rabi Elimeleh yazmış olduğu "Noam Elimeleh" (Bamidbar) adlı eserinde bebeğin ruhu ile taşıdığı kişinin ruhu arasında derin bir bağ olduğunu yazar.

Ölmüş birinin ismini alan bir çocuğun ruhu cennette daha yüksek bir mertebeye yükselir ve dünyadan ayrılmış olan ruhla yeni doğmuş ruh arasında bir yakınlık doğar. İki ruh arasındaki bu manevi bağın çocuk üzerinde derin etkisi olabilir.

Ruhun İbrani kelimesi olan - Neşama - "nun, şin, mem, he " İbrani harflerinden oluşmuştur. İsmin İbrani karşılığı olan şem de "şin ve mem" harfleriyle yazılır ve görüldüğü gibi bu harfler neşama kelimesinin içinde mevcuttur, bu da tekrar kişinin ismiyle varlığı veya ruhu arasındaki güçlü bağı gösterir.

GURUR DUYULACAK İSİM

Brit'e geri dönelim. Genç baba, isim koyma duasıyla onurlandırılan kendi babasının - bebeğin büyükbabası- yanında durmaktadır. Şarap dolu kadehi tutarak büyükbaba şunları söyler: " Tanrımız ve Atalarımızın Tanrısı , bu bebeği annesi ve babası için koru ve ismi İsrael'de çağrılsın." Büyükbaba , bebeğin ismini gururla açıklamak için ,oğlunun konacak olan ismi kulağına fısdıldamasını bekler.

"Yoel" diye fısıldar baba. Büyükbaba aniden gözlerinden akan yaşlarla güç soluk almaktadır. Dudakları heyecandan titremekte, sesi güçlükle çıkmaktadır. Yeni torununa kendi babasının - bebeğin büyük büyükbabası - adını vermişlerdi. Yoel Pfeiffer'ı hatırlayan tüm konukların da gözleri yaşlarla dolmuştu.

Yoel Pfeiffer,1930 ların sonlarında, evlendiği günün gecesinde Almanya'dan kaçmak zorunda kalmıştı.İngiltere'ye gittiğinde de casus şüphesiyle hapsedilmişti. Savaş boyunca İngiltere'de kalmış ve sonunda Kanada'ya göç ederek orada eşiyle tekrar beraber olabilmişti.

Yoel Pfeiffer Montreal'de yeni bir hayata başladı. Elinde hiçbir şey olmaksızın azimle bir aile, bir iş kurdu ve iyi bir hayırsever oldu. Brit ertesi verilen yemekte , genç baba büyükbabasına olan sevgisini anımsayarak kendisinin ve eşinin onu onurlandırmak ve güçlü karakterini yeni doğan oğulları Yoel Pfeiffer'ın almasını istediklerini için bu ismi verdiklerini açıkladı.

Moel - Yahudi kurallarına göre sünneti yapmakla eğitilmiş kişi - olarak ailelerin ,çocuklarına uygun İbrani isimleri seçmelerine yardımcı olmaya çalıştım. Önerilerim üç prensibe dayanır: :

· Onurlandırmak istediğiniz kişinin gerçek İbrani ismini veya en azından o isimde bulunan harf sayısına eşit bir isim kullanın ,

· Çocuğunuzun isminin yalnızca pozitif yan anlamları olduğuna emin olun,

· Çocuğunuzun her zaman gurur duyacağı bir isim kullanın, unutmayın, çocuğunuzun ismi onun ebedi kimliği olacaktır.

Rabbi Paysach J.Krohn 'un Aish Hatora yazısından tercüme edilmiştir.
 
Taslar yerine oturabilecek mi ? İnşaasına basladıgımız yapı nasıl olur da yarım kalır ..


Nisan 11, 2007, 10:47:31 ös
Yanıtla #1
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 922
  • Cinsiyet: Bay

ÇOCUKLARIMIZA ALÇAKGÖNÜLLÜ OLMAYI AŞILAMAK
Sarah Chana Radcliffe, M.Ed., C.Psych.Assoc

Çocuklarınız için istediklerinizi düşününce , onların alçakgönüllü olmalarını istemek aklınıza gelir mi?

Çoğumuz bu soruyu ‘ evet ‘ diye cevaplamakta tereddüt ederiz. , çünkü genelde alçakgönüllülüğü zayıflıkla eş anlamlı tutarız.

Dünyanın en alçakgönüllü adamının size ziyarete geleceğini bir düşünün. Ondan , kapıyı çok hafifçe çalmasını, başı eğik bir şekilde içeri girmesini, odanın bir köşesindeki sandalyeye sessizce kıvrılmasını beklersiniz.

Fakat, Tora, Moşe’nin şimdiye kadar yaşamış en alçakgönüllü insan olduğunu söyler ! Öne çıkıp , firavuna ‘ Halkımı bırak, gitsin !’ diyen , Kızıldeniz’in ikiye ayrılması için asasını kaldıran, savaşlarda ulusu zafere götüren Moşe… Moşe’nin evinize girdiğini düşünebiliyor musunuz? Onun büyüklüğü önünde eğilirsiniz ! Fakat o yine de alçakgönüllüdür.

Alçakgönüllü kişi, hiçbir şeyi olmadığını düşünen insan değildir. Alçakgönüllü kişi, bazı özelliklere sahip olduğunu fakat bu özelliklerin Allah tarafından verilmiş olduğunu bilen kişidir. Kendi başarı ve büyüklüğünün kaynağının Allah olduğunu bilmeyen birisi, kibirli olur. Ve acaba kim, kendini beğenmiş, kibirli çocuklar yetiştirmek ister ?

GURURLANMAYIN, ZEVK ALIN
Çocuklarımıza, onların özel olduklarını, yetenekli, becerikli olduklarını ve kendileri hakkında diğer tüm güzellikleri öğretmeye çalışırız. Fakat ayrıca, tüm bunların Allah’ın armağanları olduklarını da öğretmeliyiz.

Başarılarından zevk duymalılar fakat gururlanmamalılar. Onlar, Allah’ın kendilerine verdiği becerileri iyi şeyler başarmak için kullanıyorlardır.

Çocuğunuz , iri yapısını ve fiziksel gücünü , okul bahçesinde arkadaşlarına sataşıp gösteriş yapmak için kullanabilirdi, fakat bunun yerine , yeteneklerini bir spor dalında başarılı olmak için de kullanabilir. Kızınızın akademik başarıları , onun Allah’ın verdiği aklını iyi bir amaç için kullanıyor olması anlamına gelir. İki çocuğun da bu durumdan çok zevk alması gerekir . Çünkü bir bakıma Allah’ın yazıp onlara verdiği çeki , paraya dönüştürüyorlar.

ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK, BAŞKALARINA SAYGIYI BERABERİNDE GETİRİR
Alçakgönüllü bir insan, kendi içindeki gücü fark ettiğinden,başkalarının içindeki gücü de fark edebilecek kadar kendine güvenir. 10 yaşında kendini beğenmiş bir çocuk, her zaman arkadaşlarından daha iyi olduğunu düşünür , çünkü örneğin, kendine göre sınıfındaki en iyi okuyan kişidir…Alçakgönüllü bir çocuk ise, çok iyi okuduğunun bilincindedir fakat aynı zamanda, sporda, matematikte, fende veya tarih dersinde de çok iyi olan arkadaşlarının farkına varmıştır.

Sadece aramızdaki en büyük kişi, başkalarının içindeki büyüklüğü gösterebilir. Başkalarını aşağı görenler sadece aklını kullanmayanlardır. Biz, tüm çocuklarımızın kim olduklarını bilmelerini takdir etmelerini ve başkalarına karşı da saygılı olmalarını isteriz.

KENDİ KONUMUNU BİLMEK
Eğer bir elektrikçi değilsem, elektrikçime prizi nasıl tamir etmesi gerektiğini ben söyleyemem. Tabii ki kibar, rahatsız etmeyecek şekilde önerilerde bulunabilirim .Örneğin, “ Affedersiniz elektrikçi bey, acaba bağlantı kablosunu prize takmayı unutmuş olabilir misiniz acaba ?” gibi..Böyle bir durumda, elektrikçi bir uzman olduğundan , benim ona bir şey yapmasını söylemem yerine sormam daha doğrudur. Onun kendi işini nasıl yapacağını söylemem hem yersiz hem de kaba bir davranış olur.

Buna benzer bir şekilde ,bir çocuk da kendinden büyük kişilerin tecrübelerine, bilgisine, ve olgunluğuna saygı göstermelidir. Eğer bir çocuk konumunu bilirse, anne-babasına bir şeyleri söylemek yerine sormayı tercih edecektir.

Bu davranış tarzını çocuklarımıza şu kelimeleri öğreterek aşılayabiliriz : “ Acaba mümkün mü?” Örneğin, bir anne, kızının matematik ödevine yardım ettiği zaman bir yanlış yaparsa, kız “Anne, hepsini yanlış çözdün !” demek yerine, “ Acaba bir yanlış yapmış olman mümkün mü anne?” demelidir.

“ Acaba mümkün mü ?” kibirli ve ben -merkezli anlatımı , anne – babaya saygılı bir anlatım şekline dönüştürmektedir. Bu , alçakgönüllülüğü aşılamak için son derece önemli bir araçtır.

YANLIŞLARI İTİRAF ETMEK
Alçakgönüllülüğün son özelliği, hataları itiraf edebilmektir.

Kibirli bir insan hata yapamazken, alçakgönüllü birisi , hatalarını ortaya dökmekte özgürdür. Daha da önemlisi, alçakgönüllü bir insan her zaman hata yapabileceğinin bilincindedir. Kibirli biri, banka hesaplarında bir yanlışlık yapıldığını görürse, bankanın içine yürüyüp bu sorumsuzluğun hesabını sinirli bir şekilde sorar. Diğer yandan, alçakgönüllü kişi, ilk aşamada hatanın kendisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığın kontrol eder. Daha sonra, bankaya gidip kibarca görevliden işlemlerinin kontrol edilmesini talep eder. Suçlamak yerine sorar.

ÇOCUKLARA ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK AŞILAMAK İÇİN YÖNTEMLER
#1:Kontrolünüzü kaybetmeyin

Çocuklarımıza bir şeyler öğretmenin en iyi yolu onlara örnek olmaktır. Kibirli bir insan asla alçakgönüllü olmayı öğretemez. Anne-baba olmak, bir anlamda otorite de olmak demekse, kibirli, kendini beğenmiş bir hava içine girmek daha kolaydır. “Bana ne cüretle karşı gelirsin ?” demek , sizi dinlemeyen bir çocuğa karşı yanlış bir tavırdır. Görevimiz sabırla ve saygıyla onlara bir şeyler öğretmektir. Çocuklarımızın olumsuz davranışlarına karşı aldığımız tavır, alçakgönüllülüğü öğretmek için bizim elimizdeki en önemli araçtır. Bağırmadan, aşağılamadan ,sakince eğitim verdiğimiz zaman, alçakgönüllülük için örnek olmuş oluruz.

12. yüzyılda yaşamış eğitimci bir filozof olan Maimoides, “ Her zaman herkese sükunetle konuş” demiştir. Çocuklar da insandır , sizlere karşı çıktıklarında bile… Onlara yumuşak konuşun , onların ve kendinizin itibarını koruyun. Eğer onlara söz geçirmenin tek yolu bağırmaksa, onlara doğru disiplini verememişsiniz demektir.

#2 Çocuklar, rica etmeli, söylememeli

Anne- babalar sadece örnek oluşturmakla kalmamalı, doğruları kelimelerle de çocuklarına öğretmelidirler. Eğer bir çocuk annesine karşı sesini yükseltirse, bu davranışının düzeltilmesi gerekmektedir. Çocuğunuza iki kural öğretin:

· Söylemek yerine rica et

· Güzel bir ses tonuyla konuş

Sihirli sözcükler , “ Acaba mümkün mü ? ” dür. Bu soru , çocuğunuzdaki alçakgönüllülük duygusunu ortaya çıkartacaktır. Çocukların, büyüklerin , özellikle anne-babaların, kendilerinden farklı bir statüde olduklarını anlamaları çok önemlidir. Büyükler, daha çok bilgiye , tecrübeye ve otoriteye sahiptirler. Çocukların , büyüklere ulaşmak istemeleri , onlara karşı olmalarından çok daha yararlıdır. Başkalarından bir şeyler öğrenme becerisini geliştirir. Kibirli bir çocuk, başkalarından hiçbir şey öğrenemez.

#3 Saygısız konuşmalara göz yummayın

Kaba ve saygısız çocuklar , artık anne-babasına bile bağırıp küfreden daha da kaba gençlere dönüşeceklerdir. Bu davranışlar birdenbire ergenlikle ortaya çıkmaz. Kendini beğenmiş tavırların kontrol edilmemesi ve yıllarca birikmesiyle oluşurlar.

Aşağıdaki 5 aşamalı program, çocuğunuzun konuşmasındaki yanlışlıkları düzeltmesine ve onun daha saygılı , alçakgönüllü olmasına yardım edecektir. Birinci adımla başlayın ve ancak gerekliyse bir sonrakine geçin.

1. ‘Saygılı ‘ konuşma tarzıyla ne kastettiğinizi çocuğunuza ÖĞRETİN . Örnekler verin ve taklit yönteminden yararlanın.

2. Saygılı konuşmasını çocuğunuza HATIRLATIN ve bu konuda ona örnek olun .

3. Saygısız konuşmalar sırasında , “ses tonu” ,veya “ lütfen daha alçak konuş” şeklinde onu UYARIN ya da “ Anneciğim şunu unutmuş olman mümkün mü?” şeklinde ona birkaç kelimeyi hatırlatın.

4. Saygısız konuşmalara “ Özür dilerim ? ” , “Efendim ?” veya “ Biraz daha saygılı olmayı denemek ister misin ?” şeklinde MÜDAHALE EDİN . Çocuk kendisini düzelttiği anda da , onu kutlayın.

5. Gerekiyorsa, DİSİPLİNİ kullanın. Çocuk saygısızca konuştuğu zaman, annesi, “ Uzun süredir saygılı konuşma üzerine uğraşıyoruz ve sanırım artık ne yapman gerektiğini biliyordun. Şimdiden itibaren, sesini yükseltirsen, kaba kelimeler kullanırsan, rica etmek yerine emredersen , saygılı konuşma kurallarını 10 kez yazmak zorunda kalacaksın.” diyebilmelidir. ( Tabii ki siz kendiniz bunun yerine başka bir yaptırım bulabilirsiniz )

Bir çocuğa daha saygılı konuşmasını öğrettiğiniz zaman, sabırlı olun ! Bazı çocuklar için bu konuşma şeklini benimsemeleri yıllar alabilir. Bu süreci, anne-babanın sürekli çabası çok hızlandırabilir, ve tabii ki devamlı örnek olma, mükafatlandırma ve genel olumlu ilişkiler de buna yardımcı olur.

Çocuğunuz büyüyüp saygılı şekilde konuşmayı öğrendikçe, artık herkesle bu şekilde konuşmaya başlayacaktır. – hem büyüklere, hem de arkadaşlarına. Alçakgönüllülük onun yaşam tarzı olacaktır ve alçakgönüllülükten doğan saygı da doğal bir şekilde bunu takip edecektir. Siz anne-babalar, çocuğunuza paha biçilmez bir armağan vermiş olacaksınız : Alçakgönüllülük armağanı .
 
Taslar yerine oturabilecek mi ? İnşaasına basladıgımız yapı nasıl olur da yarım kalır ..


Nisan 11, 2007, 10:49:32 ös
Yanıtla #2
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 922
  • Cinsiyet: Bay

ÇOCUKLARIMIZA ETKİLİ BİR BİÇİMDE DİSİPLİN VERMEK
Rabbi Noach Orlowek - Rabbi = Haham

En fazla disiplin sahibi kişiler, azarladıkları kişilerce en çok sevilen insanlardır. Bunun nedeni, etkili bir disipline, disiplin edenle -edilen arasındaki ilişkiye bağlıdır. Eğer çocuklarınızın, söylediklerinizi dikkate almalarını istiyorsanız , onların sizleri dinlemelerinden emin olabileceğiniz bir ortamı önceden oluşturmanız gerekmektedir. Kendi iyilikleri için söylediklerinize güvenmelidirler.

Bu da, dudaklarınızdan çıkacak ilk azar sözlerinden önce aranızda çok güçlü, güvenilir, sevgiye dayalı bir ilişki bulunması gerektiği anlamına gelir. Çocuğunuzu kendi öğrenciniz yapmalısınız.

SENİN İÇİN ÖNEMLİYSE BENİM İÇİN DE ÖNEMLİ

Sevgi “ Senin için önemliyse, benim için de önemlidir ” şeklinde açıklanabilir. Bunu , çocuklarınıza da göstermeniz gerekmektedir. Sadece sözcükler yeterli değildir.

Shakespeare, Roma halkına ,’kulaklarını açmaları’ gerektiğini söylerken sadece şairane bir anlatım kullanıyordu. Kimse kulaklarla ilgilenmez- onlar akılları isterler.

Çocuklarınıza da aklınızı verin, onlara zaman ayırın ve onları dinleyin Siz çok yorgunken 3 yaşındaki oğlunuz anaokulunda o gün yaşadıklarını anlatmaya başladığında, “ Sadece laf kalabalığı” deyip onu susturmayın.Kendi sınırlarınızın dışına çıkmaya çalışın ve onu dinleyin .

Eğer çocuğunuz için önemli olan konuların , kendiniz için önemli olmadıklarını düşünüyorsanız, emin olun ki çocuklarınızın size şu mesajı göndereceği günler gelecektir: Senin için önemli olanlar benim için önemli değil.’ Disiplinin temelini bir kez kurduğunuz zaman , onu koruyun . Şu adımları takip ederek üretken bir disiplin sağlayabilirdiniz:

Her zaman cezanın, çocuklara bir yarar sağlaması gerektiğini aklınızda tutun. Bunun için de sağlıklı düzeyde bir duygusal objektifliği yakalamanız gerekmektedir.

Öğretmenim , Rabbi Simcha Wasserman, kızınızın veya oğlunuzun sizin olmadığını , Allah’ın size verdiği bir güvence olduğunu söylerdi. Çocuğunuzu nasıl yetiştirdiğiniz, Allah’ın bu güvenini ne kadar doğru yerleştirdiğini gösterecektir. Öğretmenim ayrıca, iyi davranmadığı zaman, çocuğun disiplinle bir problemi olduğunu söylerdi, sizinle değil. Sizin göreviniz ona yardımcı olmaktır. Eğer onu bir problem olarak görmeye başlarsanız, öznelleşirsiniz , korkarsınız ve kafanız karışır. Bunun sonucunda da ona yardım edebilme yeteneğinizi kaybedersiniz ( ve onunla anlaşamamaya başlarsınız )

SPESİFİK OLUN

Çocuğunuza direktif verdiğiniz zaman açık olun. Ona ‘ Karşıdan karşıya dikkatli geç’ demek yeterli değildir , çünkü dikkatli kelimesi türlü şekilde yorumlanabilir. Spesifik olmanız gerekmektedir: “ İki yanına da bak, eğer hiç araba görmezsen hızlı adımlarla karşıya geç “ demeniz daha doğru olacaktır.

Genellikle, çocuğunuzun sizin söylediklerinizi tekrar etmesi yararlı bir şeydir. Belki düşündüğünüz kadar açık konuşmamışsınızdır. Böylece, eğer sizin istemediğiniz bir şey yaparsa, “ ne dediğini anlamamıştım” şeklinde bir cevap vermesini önlemiş olursunuz.

ÖRNEK OLUŞTURUN

Çocuklar genellikle, davranışlarını evden gördüğü hareketlerden örnek alırlar. Birkaç nesil bir arada yaşarsa, çocuklar anne-babalarının ,anneanne ve dedelerini dinlediklerini görürüler. Günümüzde, kurallara uyma ve dinleme konusunda örnek oluşturmak için hayli çaba sarf etmemiz gerekmektedir.

Anne-babanız eve geldiği zaman, çocuklarınızın onları nasıl karşıladığınızı ve onurlandırdığınızı görmelerini sağlayın.

Eğer anne-babanız size zor zamanlar yaşatıyorsa, bu daha da iyidir ! Çocuklarınız olgunlaştığı zaman, ilişkilerdeki zorlukları göreceklerdir. Sizin , geçinilmesi zor büyüklerinizle bile saygılı olmanız ona çok önemli bir örnek olacaktır.

Dindar evlerde, çocuklar ayrıca, anne-babalarının Yahudiliğe olan bağlılıklarını da görürler.

ADİL OLUN

Verdiğiniz cezaların , hatalarla tutarlı olmasına dikkat edin . Anne-babanın asıl görevi, çocuklarını hayata hazırlamaktır, bu yüzden ceza, da genelde gerçek hayatta olduğu gibi, suçun doğal bir sonucu olmalıdır.

Ayrıca, kötü davranış ,nedenlerinin doğal bir sonucu olduğundan ,bu davranış, çocuğun içindeki pişmanlığı da hafifletecektir.

KARARLI OLUN

Sınırları test etmek, insanoğlunun doğal bir eğilimidir. Çocuklarınız da , ne kadar ileriye gidebileceklerini denemek isteyeceklerdir. Bir kez sınır belirlediniz mi, onlara uymanız gerekmektedir.

Bu , mantıksızca inatçı olmak anlamına gelmese de , silahlarınıza sarınmaya hazır olmalısınız. Eğer gerekliyse, uygun bir tepkinin veya cezanın ne olabileceğine karar vermek için belli bir süre düşünün böylece kararınızın arkasında durabilmeniz daha kolaylaşacaktır.

TUTARLI OLUN

Hiçbir zaman söz vermeyin. Çok az şey ,yerine getirilmemiş bir söz kadar , çocuğunuzun size olan güvenine zarar verebilir. Eğer küçük bir söz bile vermişseniz , çocuğunuz onu büyük ihtimalle unutmayacaktır.Bunun yerine, ‘ Deneyeceğim’ veya ‘ Yapabilirsem’ demelisiniz . Zamanla çocuğunuz da bu sözlerin de altın kadar değerli olduğunu anlayacaktır.

ARKADAŞ OLUN

Çocuğunuz , bir hata yaptığı için değil, de siz sinirlendiğiniz için disiplin altına alındığını düşünüyorsa, bir yerlerde hata yapıyorsunuz demektir. İyi olmayan bir davranışa tepki vermek için uzun süre beklememelisiniz fakat ihtiyacınız varsa, sinirinizin yatışmasını beklemelisiniz. 
Taslar yerine oturabilecek mi ? İnşaasına basladıgımız yapı nasıl olur da yarım kalır ..


Nisan 11, 2007, 10:53:05 ös
Yanıtla #3
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 922
  • Cinsiyet: Bay

ÇOCUKLARIMIZLA ÜZÜCÜ OLAYLAR HAKKINDA KONUSABILMEK
Yazan: Haham Dr.Jerry Lob

Çocuklarımız bizden, huzur, sevgi, şefkat ve umut bekler.

Çocuklarımız, dünyaya bakış yönünden bizleri örnek alırlar. Onlara bilgi ve anlayış konusunda rehberlik etmemizi, sorularını yanıtlamamızı, bazen de merak ettiklerini sözle ifade etmelerine yardımcı olmamızı beklerler. Ama çoğu zaman, bizden asıl bekledikleri endişelerini gidermemizdir – onları, yaşadıkları dünyanın iyi olduğu konusunda rahatlatmamızı, duydukları öyküler ve gördükleri manzaralar ne kadar üzücü ve felaketlerle dolu olsa da, hâlâ güvende olduklarını söylememizi isterler.

Sarsıcı bir olay olduğunda, çocuklarımıza anlattıklarımız çok büyük bir önem taşır. Öte yandan ifade tarzımız, anlattıklarımızdan da önemlidir. Çocuklar tepkilerimizi gözlerler; olanlar karşısında korku duyup duymadığımızı fark etmeye çalışırlar. Korku ve paniğin, erişkinler arasında bile bulaşıcı bir etkisi vardır; soğukkanlılığımızı korumamız gerekir. Sakin anne babalar, çocuklarına güven aşılarlar.

Her zaman olduğu gibi çocuklarınızı tanımanız ve her çocuğun farklı gereksinimleri olduğunu göz önünde bulundurmanız çok önemlidir. Sekiz yaşından küçük çocuklarla konuşurken, ayrıntılara fazla değinmeden, genel konularda odaklanmaya özen gösterin. Daha büyük yaştaki çocuklar, ayrıntılarla ilgilenirler. Sizden aldıkları bilgiler sayesinde, bu sarsıcı olayın üstesinden gelmeye çalışırlar, bu yüzden sürekli olarak bu konu hakkında konuşmak isterler. Sabırlı olun. Onları can kulağıyla dinlemeniz gerekir. Diğerlerine göre daha az konuşan çocuklar, aile bireylerinin bu üzücü olayla ilgili konuşmalarına sürekli kulak vereceklerdir. Yanlarında konuşarak, onları konuya dahil etmeye çalışın. Geçimsiz olsalar da, onlara sevgi ve şefkatle yaklaşın. Endişeli ve kaygılı olduklarını unutmayın.

Çocuklarımızın ruh sağlığını korumak, biz ebeveynlerin görevidir.

Öte yandan anne babalar, çocuklarına aktardıkları bilgileri, bir tür süzgeçten geçirmelidirler. Çocuklarımızın ruh sağlığını korumak, biz ebeveynlerin görevidir. Onlara, elinizden geldiğince az görsel bilgi vermeye çalışın. Hatta küçük çocukların hiç resim ya da görüntü izlememeleri gerekir. Ne televizyonda, ne de internette. Bu tür resimler onlar için zararlı, hatta yıpratıcı olabilir. Bu, bir macera ya da bir korku filmi izlemeye benzemez. Filmlerde her zaman, görüntülerin gerçek olmadıklarıyla, iki saat sonra biteceği ve olanlardan hiç kimsenin zarar görmeyeceği ilgili bir rahatlık vardır. Gerçek felaketleri izlemek ise etkileyici, hatta çarpıcıdır, oysa çocuklar için zararlıdır. Erişkinler için de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Çocuklarımız bize bakıp, her şeyin yolunda olup olmadığını gözlerler. Başkalarının tepkilerine de dikkat ederler. Yüz ifademizde görmeleri gereken, kurbanlara, ailelerine ve dostlarına karşı duyduğumuz üzüntü ve acımadır. Bu tür felaketlerden yola çıkarak, çocuklarımıza gerçek kahramanlardan, kurtarma görevlilerinden, nezaket ve saygıdan ve bir hayat kurtarmak uğruna yaşamlarını feda eden insanlardan söz edebiliriz. Kötülük kadar iyiliğin, başkalarına yardım etmenin ve acılarını paylaşmanın ne demek olduğunu bilmeleri gerekir.

Ve aynı zamanda onlara Tanrı’dan da söz etmeniz gerekir. Onlara, aşağıdaki konuları içeren bilgiler vermelisiniz:

· Tanrı’nın bu olanlara neden izin verdiğini bilmediğinizi,

· Kendilerini üzgün hissediyor olmalarının çok doğal olduğunu,

· Bu felaketler olduğunda Tanrı’nın orada olduğunu, olaydan sağ kurtulanların ve ailelerinin, tüm mucizevi olaylarda olduğu gibi, O’nun kutsal elini gördüklerini,

· Bir felaketle karşı karşıya olduklarında bile, Tanrı’nın sevgisinden asla şüphe etmemeleri gerektiğini,

· Duanın gücünü, hayatta kalanlar, kurbanların aileleri ve olayda yaralananlar için dua etmenin önemini,

· Uluslarının güvenliği için dua etmenin gereğini onlara aşılayın.

Çocuklarımız bizden, huzur, sevgi, şefkat ve umut bekler. Onlara tüm bu duyguları vermeye gayret edin.

Haham Dr. Jerry Lob, dini eğitimini Beth Medrash Govonah’ta tamamlamış, Klinik Psikoloji konusundaki doktorasını ise Illinois Profesyonel Psikoloji Okulunda vermiştir. Şu an Chicago’da, özel Talmud, Musevi felsefesi ve psikoloji eğitimi vermektedir. 19 yıllık evli ve 4 ile 18 yaş arasında beş çocuk babasıdır.
 YAZILAR SEVİVONDAN ALINMISTIR....
Taslar yerine oturabilecek mi ? İnşaasına basladıgımız yapı nasıl olur da yarım kalır ..


Nisan 11, 2007, 10:56:47 ös
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3123
  • Cinsiyet: Bay

Çok güzel olmuş
ellerin dert görmesin
saygılar


Mart 04, 2008, 08:36:36 ös
Yanıtla #5

Biraz da Çocuk Psikolojisini yakından ilgilendiren çok Değerli bir Paylaşım olmuş. Teşekkürler;)
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
5 Yanıt
5319 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 06, 2013, 01:46:15 ös
Gönderen: Samuray
35 Yanıt
9340 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 16, 2018, 06:01:01 ös
Gönderen: Arais
5 Yanıt
3558 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 28, 2007, 02:57:17 ös
Gönderen: MASON
1 Yanıt
2627 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 11, 2007, 08:37:15 ös
Gönderen: SublimePrince
2 Yanıt
2616 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 11, 2008, 06:42:31 ös
Gönderen: Isis
22 Yanıt
11628 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 09, 2012, 03:25:45 ös
Gönderen: NOSAM33
6 Yanıt
4914 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 25, 2012, 12:53:24 öö
Gönderen: vitriol
1 Yanıt
2998 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 21, 2009, 04:28:58 ös
Gönderen: MASON
3 Yanıt
11300 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 04, 2009, 11:41:09 ös
Gönderen: arte
5 Yanıt
8701 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 29, 2010, 08:34:03 öö
Gönderen: ADAM