Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: ADAM OLMAK - 21  (Okunma sayısı 3047 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 25, 2009, 06:53:28 ös
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




NASIL BİR İNANÇ?


Bu bölümde yazar kendince dinleri incelemeye, yorumlamaya, eleştirmeye girişiyor. Genel olarak dinler ile bilim arasındaki çatışmaya da ağırlık veriyor.

Şöyle deyişleri var:


Doğanın bilgisini ararken insana yol gösteren bilim, ölüm gerçeği karşısında güçsüzdür. Buna ne bir çare bulabilmekte ne de insan için doyurucu olabilecek bir açıklama getirebilmektedir. Buna karşılık dinlerin büyük çoğunluğu, varlığın en azından bir bölümünün ölümden sonra da yaşayacağını ileri sürerek insanın kaygılarını gidermektedir.

Bilim insana her canlının doğacağını, yaşayacağını ve sonra öleceğini söylemektedir. Ölümden sonra farklı bir ortamda ya da bir başka anlamda bile olsa yaşamın süreceğini ya kökünden yadsımakta ya da bu konuda hiçbir şey söylememektedir. Bu bakımdan da insanı tek avutan, insana tek umut veren dindir.

İnsanın böyle bir umuda bel bağlamaya gereksinmesi vardır.

Bilimde bunu bulamayan insan, ona son bir fırsat daha verir ve doğaya ilişkin tüm bilgileri topluca ister. Bilim bu bakımdan da insanı oyalar; her şeyi açıklayamaz.

Dolayısıyla insan bilimi bir yana bırakıp dine sarılır. Çünkü dinde bilimde bulamadıklarını bulur.

Acaba bu insana yeter mi?


Aslında yazarın din konusuna girişinin bu konuyu irdelemek olmadığı, yine daha önce uyguladığı taktiğe benzer bir şekilde bir sonraki bölüm için bir temel oluşturduğu anlaşılıyor.





ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 26, 2009, 11:50:28 öö
Yanıtla #1

Aslında ne Din, Bilime karşıdır; ne de Bilim..

Bilim ve Din iki ayrı kategori olarak da düşünülse bile sonuçta birbirini tamamlayan ve bütünleştiren Gerçeği yansıtan iki ayrı yön ya da yörünge gibi..

Aynanın iki yüzü misali Hakikatin aynası olarak gördüğümüz ve bizlere Ilahi Düzeni yansıtan, anlatan açıklayan ve Tanrı'nın Muhteşem Gücü'nü anlamamızı sağlamakla birlikte Dünyamızın ve Insanlığın nereden geldiği, nereye doğru gittiğini belirten, yol gösteren birer klavuz biçiminde yolgöstericilerin ışığında anlaşılmayı kolaylaştıran önemli beyin güçleri olarak gördüğüm Öncülerin sayesinde Insanlığın ve Dünyanın Evrimini yaptığı, Bilin yükselmesi paralelinde daha üst seviyeye taşınması yönünde önemli bir aşmadan geçmemizi kolaylaştıran Evrenselliğe doğru yol almamızı sağlamakla birlikte önde Dini doyumun tamamlanması, Dini Boyutun aşılması; sonrasında ise bunu Bilimsel yolla Tekamülümüzü gerçekleştirerek daha ileri bir Evrimsel düzeye gelmemize yardımcı olan yapılan Bilimsel yolla irşadın şuanki Insanlığın bilinç seviyesinin yükseltimesi gıyabında Bilim ve Teknoloji ile Evreni daha iyi anlayabilme yetisine sahip olduğumuz bir gerçektir.

Evreni daha iyi anlama yetisinin kazanılması derken de, sadece bireyin kendisini bulunduğu dünya koşulları içersinde sanmayıp, sahip olduğu bilincini aşarak, herşeyin yalnızca bulunduğu yer ve konumdan ibaret olmadığını, düşünce evrimini gerçekleştirerek ki dünyamız bir evrim uyvası olduğu için her türlü evrimin yapılabilindiği bir yer olması nedeniyle farklı boyutların evrimlerinin de yaşanılan yaşam boyutunda gerçekleştiği, bu yüzden de dünyanın öneminin 'Evrim' hususunda asla gözardı edilemeycek derecede olduğunun yadsınamadığı gerçeğiyle hareket ettiğimizde göründüğü gibi farklı bir düşünceye sahip olduğumuzu, aynı zamanda ise bu düşüncenin bir getirisi olarak ise Gezegenin tamamiyle çeşitli evrimlerin yapılabilinen bir ortam olduğu, bununla birlikte daha ileri boyutlara geçebilmek adına bu dünyadan da geçme zorunluluğuna hasıl olduğumuz içindir ki, geçmişte de farkedildiği üzere çok daha ileri düzeyde bulunanlara bile ev sahipliği yapabilmiş olan dünyamızın sanıldığından da çok fazla bir öneminin bulunduğu tartışılmasız bir gerçektir. O yüzden yaşanılan süre içersinde zamanın boşa akıp gitmesini engellemek adına bir an önce kişinin bir farkındalık yaşamasıyla birlikte tam bir uyanış sürecinde olması ve geldiği evrim boyut noktasını bulabilmesi için gerektiği kadar kendini zorlamalı ve düşünce evrimini de gerçekleştirerek yaşamının geri kalanını mümkün olduğu kadar bu son dünya evrim boyutunda tamamlaması gereklidir, diye düşünüyorum. Çünkü bilinen bir gerçekle karşı karşıyayız; o da Dünyamızın artık son evrim aşamasında olduğu..

Bu nedenle de bir daha evrim planına dönmeyecek olan dünyamızın son evrim boyutunu tamamlamasıyla birlikte daha üst aşamaya geçecek ve bu sayede geçilecek boyutların evrimlerinin yapılması söz konusu olacağından daha üst aşamaya geçebilecek kapasitede olan Insanların varolması, ancak evrim sınıfını aşamayanların bulundukları, kaldıkları evrim aşamalarından daha üst aşamaya geçemeyenlerin bulundukları evrim durumu gereği daha üst evrimlerin yapıldığı ortamlarda bulunmalarının imkansız olması nedeniyle onlara da diğer durumlarda yaşamlarına izin verileceği ancak tamamen evrim şansı bulunamayanların ise başka enerjilere dönüştürülüp tamamiyle yok olma değil ama maaelsef kendi varolma şanslarını kaybettikleri için her ne kadar çok zor ve kabullenilemeyen önemli bir gerçek olsa da ki kendimizi buna alıştırmak zorundayız çünkü acılar gerçek olduğu gibi aynı zamanda acı verici olduğu da bilinmektedir.

Evrende hiçbirşeyin yok olmadığı gerçeğine bağımlı kalınarak bu son söylediğimin de ne derece doğru olabileceği sanırım birazcık akıllarda yer tutmasına sebep olabilecek güçtedir. Herşeyin birbirine dönüşebileceği düşüncesiyle hareket ettiğimizde ya bu arada analtabileceklerimi hep aynı kelimelerle ve sözcüklerle ifade etmek zorunda kalışım ancak yaşadığımız dünya bilincinin bir getirisi olarak gördüğüm ifade edebilme kapastemizin çok dar ve kısıtlı olması nedeniyle bir anlam karmaşasına da sebebiyet verdiğim için -elimde olmayarak- çok özür dilerim. Üzülerek söylemekteyim ki hangi lisanda olursak olalım sahip olduğumuz dünya bilincinde bulunduğumuz için düşüncelerimizi kolaylıkla aktaramayıp, sadece belirli kalıplar içersinde sıkışıp kalarak ifade etme zorluğuyla da karşılaşmamız bizi gerçekten çok zor duruma düşürdüğü için yazılarımda bahsettiğim olayları asıl düşüncemdeki haliyle aynen aktarabilmeyi çok isterdim. Bunun için gerçekten çok üzgünüm. Beyin kapasitesinin kaldırabileceği kadarıyla yetinmemiz maalesef bulunduğumuz dünya koşuluyla elden gelebilecek başka bişeyin olmaması nedeniyle her ne kadar üzücü bir durum olsa da çünkü anlatmak istediklerimi sanki bir döngü misali evirip çevirip olayın etrafında dolaşarak ayrıntılara girmeye çalışsam da bunu başaramamam, haliyle sonuçta bir rahatsızlık verdiğini düşünüyorum.

Sayın Adam; Paylaşımlarınız benim için o kadar çok önemli ve Değerli ki, Sizinle paylaşımda bulunmak benim için ne kadar sevindirici olduğunu da bildiğini tahmin ediyorum ama gelgelelim şuanki bilincimin bir getirisi olarak düşüncelerimde yeralan şeyleri hep aynı terimleri kullanarak anlatabilmek zorunda kalışım beni gerçekten önemli derecede büyük bir üzüntüye boğmaktadır. Deyim yerindeyse hep yanı terimlerle - başka terimleri, kelime ve sözcük dağarcığımın dışına çıkamdığım için, dar bilinç kapasitesiyle ifade etme zorluğumun ne kadar vahim olduğunu da belki farketmişsinizdir.

Çok özür diliyorum, eğerki Konularınızda istemeyerek de olsa vermiş olduğum anlam karmaşası nedeniyle bir tür kirlilik arzettiysem en başta Size karşı çok mahçup olduğumu bilmenizi istiyorum.

Saygılarımla   
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Eylül 26, 2009, 01:48:17 ös
Yanıtla #2

Yaşam bir oyun olarak düşünülmelidir, kazanma ve kaybetme misali.. kazanma ve kaybetme olayını biraz olsun açarsak akla değişik ve karşışık düşüncelerin gelme ihtimaline karşın yaşamın neden bir oyun üzerine kurulu olduğunu ve bu dünyanın kuruluş amacının özellikle evrim temelli olarak yeraldığını, Insanın varoluş amacını güden bir durum olarak görüldüğü taktirde neden böyle düşünmek zorunda olduğumuzu sanırım biraz anlama yönünde epey uğraş verme gayesinde bulunmamız gerekliliğini bize düşündürmektedir.

Çoğunlukla yaşamın bir sınav olduğunun görünürde az çok bilindiği ama mahiyetinin içeriğinden çoğumuzun yoksun kaldığını, farkına varan- varmış olanların Hakikati ne şekilde algıladıkları ve bu itibarla da yaşam süresi içersinde kazanılan- kazanılmış deneyim ve tecrübelerin ne şekilde bireyin evrimine yardımcı olduklarını, evrim noksanlıklarının giderilmesi yolunda çoğunlukla uyku ortamından uyandırılıp da ne şekilde davranılması gerekliliği yönünde bizlere birçok ipuçları verilmesiyle beraber aynı zamanda neden ve nasıl bir durumda bulunmamız gerektiğini, ilerki aşamalar içersindeki konumumuzu belirlememize yardımcı olunduğunun da göstergesi olarak nitelendirilebilinir.

Yaşamım içersinde birçok şeyin farkına vardığım ve bazı şeyleri gizli tuttuğum, açıklayamadığım belki de açıklanılması gerekenleri tam olarak belirleyemediğim için bir beyin karmaşasına girdiğimi, düşüncelerimin beni daha çok kafamdakileri aynen aktarmam yönünde ne kadar çok boğsa da işin içinden çıkabilmem için gene de yazma yöntemiyle bunları ifade etmek istedim. Çok acı bazı durumlar karşısında bir önbilgi olması nedeniyle bazı kardeşlerimizin benim gibi aynı veya benzeri şeyleri yaşaması ihtimaline karşın bunları belirtme zorunluluğunu hissettim. Belki bazılarımız neyden bahsettiğimi bazı nedenlerden dolayı anlamaları güçleşebilir ihtmimaliyle karşı karşıya kaldığım için ama şuanki durum gereği benim durumumda olanların beni çok iyi anlayabileceklerini tahmin ettiğim için yazma gereksinimine ihtiyaç duydum. Saçmalık olarak belki görülebilinir ama lütfen biraz düşünürken perde arkası gerçekliklerin de bir anlam taşıdığını ve evrende nelerin olup bittiğinden bihaber olunmaması gerekliliğine inandığımdan hem kendim için hem de buna ihtiyaç olanları düşündüğümden daha dikkatli olunması gerekliliği esas olunduğundan paylaşma zorunluluğumun bazılarımızca belki hiç hoşgörülmeyebilir ama her zaman için herşeyi direkt olarak reddetmektense durum karşısında nasıl tavır almamız gerektiği hesap edildiğinden öncelikle kendi yaşamları için neyin önem taşıdığı hususunda biraz daha temkinli olmaları gerektiğinden yanayım..

Yaşam içersinde daha çoğu süremizin bir uyku ortamında zorunlu olarak geçtiği düşünüldüğünde bazı zamanlarda farkına varılması gerçeğiyle birlikte her zaman için şuanki gündemde çok söz edilen uyanış programının aslında bilinmeyen birçok yönlerinin olduğunu da farkettim. Uyanmak, başlı başına yeterli değil. Uyandığımızda birçok şeyin üstesinden gelmiş bir durumda olmadığımızın açık bir göstergesidir. Öncelikle uyanma olayının biraz daha genişletilerek yaşam ortamında nasıl bir uyanışı gerçekleştirdiğimiz üzerinde yeterince durulması gereklidir, diye düşünüyorum. Farkına varmakla eşdeğer mi yoksa Hakikati kavramakla mı?

Neyin farkına varmak, hangi hakikati kavramak..

Dünya bir gerçeğin üzerine kuruluysa hangi gerçeği anlamamız isteniliyor..

Oyun babında yaşamlarımız birer denek ve örnekse dünyamız da birçok kesim tarafından labaratuvar olarak tanımlandırılıyorsa o zaman daha neyi anlamak için ellerimiz kollarımız bağlı bi şekilde bekliyoruz.

Ölüm olayında Kutsal Kitaplarda bahsedilen ölülerin dirilmesi gerçek anlamından uzak aslında dünyevi anlamıyla lanse edilmiş ve daha çok somutsal bir bağlamda ele alınmış ama gerçeğini hala bazılarımız ne yazıkki keşfedememiş ve bu durumda ise anlaşılması gerekenler hala çözülememiş ve anlaşılamamıştır.  Aslında ölülerin dirilmesi olayında elbetteki Tanrı'nın nezaretinde hepimiz yani bu dünyaya gelenlerin çoğunluğunun bir ölü ve uyanış itibariyle de bazılarımızın dirilişi yaşadığının ve Gerçeği farketmesiyle yaşadığı dünyanın ve yaşamının anlamını bilip, bu dünyadaki yaşamının sadece bu boyuttaki süreçten ibaret olmadığını farketmesi ve evrim- tekamül üzerinde yoğunlaşan Insan bilincinin evrimleşmesiyle birlikte idrak etmesi, haliyle de bir okul gibi adlandırılan dünyamızda yaşam sınavını veremeyenlerin ne gibi durumda olduklarını farketmek için bunun üzerine sürekli olarak düşündüğüm ve bu alanda yaptığım bazı kısmi araştırma sonucunda ise gördüğüm bazı gerçeklerin insanı epeyce bir şoka uğrattığı da bilinmelidir.

Şimdi bu durumda Insanların çoğunluğunun kendi yaşamlarına kilitli kalındığı ve yaşamının dışına çıkamadığı, çıkması durumunda ise mümkün olmayan koşulların ki dünya koşullarının çoğunlukla insan yaşamı çerçevesinde tam olarak ayarlandığı ve bu durumda kolay kolay bireyin kendi yaşamının kilidinin açmasının neredeyse mümkün olmadığı gerçeği karşısında yapılması gerekenler üzerinde artık bir varsayım üretilmesi taraftarıyım.

Kişinin yaşamından yola çıkarak aldığı bilgilerin onu aynı zamanda daha üst bilince getirmek için yetiştirdiğini ve Kutsal Öğretilerden sonra gerek Bilimsel gerekse de Ruhsal Bilgiler vasıtasıyla bunun gerçekleştirildiği, bununla birlikte ise daha çok bilinemeyenler üzerinde kafa yorup gerçeklerin ortaya çıkması hususunda genellikle bir çaba gösteremediğimiz için bazı durumların dışında yerladığımız ve artık herşeyin anlama-idrak etme- kavrama zamanında olmamıza rağmen hala birşeylerin etrafında dönüp durarak zamanın aleyhimize işlenmesi yönünde çok önemli kaygıların da yeraldığı kanısındayım.

Söylediğim gibi hazırda olan bir şey var ve bizler kendimizi sonumuza göre ayarlamak zorundayız. Yaşamımızın genelde son bulduğu bir olay kaçınılmazdır, işte bu da çoğunlukla kişisel olarak birşeyleri farkedemeyip neyi anlamamız gerektiği yönünde olan bocalamamızdan kaynaklandığı için çoğunlukla bu acı sonu hepimiz yaşayıp görmekteyiz. Bu dünyaya kaç kez gelmişizdir, kaç kez bu acı sonla karşılaşmışızdır, kaç kez aynı olayın başımıza gelmesi sebebiyle hala yeryüzüne defaaten gelmemizde bile aynı hatayı yapabiliyorsak Reenkarnasyon olayının tamamen >Dünya Evrim Planında sonuçlanması adına bir daha kimsenin evrim amaçlı yeryüzüne gönderilmeyeceği olayını da bize sunmaktadır. Reenkarnasyonun neden gerçekleştiği yönünde birazcık araştırmamız olsaydı bazılarımız gibi olaya yabancı kalmaz ve neyin neden gerçekleştirildiği yönünde anlama kapasitemizi biraz olsun genişletebilirdik ama ne yazıkki hala bu olayın farkında olmayıp ısrarla olayın ispatı gereği kendilerinin bile inanamadığı gerçeklikler kaşısında bulunmalarına rağmen gözlerini kapatıp gerçekleri duymamak için kulaklarını tıkadığı ve bir türlü gerçekği anlamak istemeyerek hala kapalı bir bilinçle yaşamlarına devam ettikleri de günümüz gerçekliklerinden bir tanesidir.

Dünyanın ve Insanlığın ne olduğunu, Evrendeki durum anlaşıldığında kişinin yaşamlarının da gelip geçici, zaman süreci dikkate alındığında sonuçta yaşamımızın ilerleyen zamanlarında birçok şeyi farketmemizle birlikte hızlıca bir bunalıma girdiğimiz ve genelde psikolojik olarak değişik hastalıklar biçiminde dünyadaki bilinç seviyesi gereği ifade edilmesi gerekiyorsa, böyle bir tanımlamanın mahiyetinde genelde başka durumların yeraldığını artık bilmemiz gerektiğine inanıyorum.

Belki farketmişsinizdir Sayın Adam; paylaşımlarınızın birinde önemle yaşlılık psikolojisi üzerinde çalıştığımı ve bu son olayla da yaşamın başından sonuna doğru gerçekleşen zaman diliminde sürecin ne kadar çok şeyi barındırdığını ama genelde olayın mahiyetini kavramak istemeyenlerin çoğunlukla yaşamın son safhasında yeralan yaşlılık sürecinde çok az kesimi dışında kişisel bir öz yıkım olayını yaşadıkları için çoğunlukla yaşlılık sürecinin insanlarımıza maalesef çok itici ve korkunç geldiği de bu deneyimlerin arasında bulunmaktadır.

Saygı ve Sevgiler,
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Eylül 26, 2009, 02:15:43 ös
Yanıtla #3

Acı son olayına müsadenizle değinmek istiyorum. Kendi bilgim dahilinde farkına vardığım ya da varmak zorunda kaldığım durumlardan birinin de kendi yaşam deneyimlerim sonuncda birebir yaşayıp görebildiğim için ki İnsanlığın ortak bir durum gereği yaşanılan ve genelde kişinin son sürecinde gerçekleşmesi sebebiyle birbirine aktaramadıkları ve yine çoğunluğun farkedemediği bir durumdan bahsetmek istiyorum Sayın Adam;

Kişinin yaşamı süresinde yaşamının neyle son bulacağı hep düşünülenler arasındadır. Yaşam, neyle sonuçlanabilinmektedir, genelde ölümle dimi? Aslında hayır..

Yaşamı bir tür sınav olarak ele aldığımızda farketmemiz gerekiyor ki yaşam sonavını veremedikleri bir büyük tehlike kişinin yaşamının son anında onu beklemektedir. Bu kaçınılmazdır, yaşamın kader anı dediğimiz ve çoğunlukla aslında anlamından uzak bir şekilde hep ifade edilen kaderden kaçınılmaz olayını biraz olsun aklımıza getirebilmektedir. Bu anı yaşamamak için bize verilen bir şans olduğu ve bunu değerlendirebilenlerin bu son anı yaşamaktan kurtulduğu, haliyle de daha üst evrim boyutlarına geçebilmek için bir fırsatın da oluştuğunu görebiliyoruz.

Reenkarnasyon olayına inanlarımızın bazılarının genellikle bildiği en önemli gerçeklerden bir tanesi de kişinin önceki yaşamında yaptıklarının diyetini genelde sonraki yaşamında ödetildiği ve gene bu dünyaya gelebilmek için sadece bu diyetin ödenmesi bağlamında düşünüldüğü taktirde başka bir yol ya da yöntemin bulunmadığı , aynı zamanda kişinin yaşamını yaşarken acılıklarla hem diyetini, bedelini ödediği ve bunlardan ders çıkarılması gerekliliği, aynı zamanda ibret alması gerektiği durumlarda hala ibretini alamadığı için tekrari olayların yaşatıldığı, bütün bunların ise bizi bir sonuca götürmek için öğrenmemiz, bilmemiz, farketmemiz için olunduğunu, yaşam sürecinde kısa bir sürelik de olsa çünkü dünyasal süre ile evren süresi arasında bir hayli farklılığın olduğunu sanırım dünya saatine göre yaşayan bizler için bazı bilimsel deneylerde süre açısında bir farklılık yaşadığımıza birer örnek teşkil etmiş olup bazı şeylerin de işaretini verdiği anlaşılmak istenilen durumların yaşayarak öğrenme programı dahilinde gerçekleştiği biraz olsun bizlere yaşamın diğer yönlerinin de genelde bilinmeyenler olarak  değerlendirdiğimiz ve hiç üzerine gitmek isteneyişimizin bir getirisi olarak neyin ne olduğunu anlayabilme yönünde kendimizi hep uzak tutmak isteyişimiz aslında bize yarar değil tam tersine zarar getirmektedir.

Şöyleki; yaşamı bütünüyle algılayabilmek için özellikle dünyasal yaşamı tamamiyle öğrenerek kişinin kendi yaşamından bütüne doğru açılabilmesi ve kendini anlayarak başkalarını da anlayabilme yetisini kazanarak, tümevarım şeklinde bir metot izlenilirse aynı zamanda evreni de anlayabilme yetisine sahip olabiliriz. Böylelikle dışımızda gelişenleri daha iyi anlayabilir, daha sistematik olarak gözlemleyebilir ve daha iyi kavrama yeteneğini kazanarak aynı zamanda bilincimizin yükseltimesine paralel olarak algı seviyemizin de yükselebildiğini anlamış oluruz.

Kıt bilinçle hareket edenlerin ve hala çoğu şeyin farkına varamayanları bekleyen çok önemli korkuç derecede olaylar başgösterecek ve deyim yerindeyse bu olaylar birebir, bir silsile takip edercek daha çok vahşet içerikli olayları dünyamızda basın, gazate vs. vs. yoluyla daha çok göreceğimize benziyor.

Hepimizi kendi yaşam sürecimizin sonunda bekleyen bir acı son var ve hepimizin bu sonu görmekten başka çaremiz olmadığı içindir ki bazılarımız yoğun bir bunalım içersinde görecekleri acı sondan kaçamadıkları için intihar ettikleri de gözlenebilinmektedir. İşte Kurtuluş terimi bu bağlamda büyük bir önem arzetmektedir, o da kendi yaşamlarının bitiş noktasında yaşayacakları bu acı sondan kurtulmanın tek yolu olduğunun bilinmesi ve farkedilmesi olayıdır. İŞte bunun da bilinmesi hepimizce mümkün olmadığı için kişinin kendi idrak ve sahip olduğu evrim düzeyine bağlı olduğundan herkese net bir şekilde açıklanamadığı, bu yüzdendir ki kişinin kendisinin bulması, farketmesi esas olduğu için, çoğunluğa hitap edilemeyen ve Kutsal Kitaplarımızın bahsettiği bu Mahşer Gününü yaşadığımız ve hepimizin teker teker sorguya alındığı süreçteyiz. Genelde bunu bazılarımız bu dünyadayken değil de ahiret sürecinde gerçekleştiğini iddia ederler, oysaki durum sanıldığı gibi olmayıp hepimizin bu süreci birlikte yaşadığı, en önemlisi de birbirimize yaptığımız öldürme, vahşet olaylarının aslında kendi yaşadıklarımıza bağlı olduğu için birbirimize yaşatarak daha çok kendi sonlarımızı kendimizin hazırladığını ve yaşattığı da saptanılan gerçekliklerden biridir, diye düşünüyorum. Insanın Insanla sınanma olayında tıpkı yansıma olayında olduğu gibi birbirimizle olan etkileşimin birer getirisi olarak düşündüğüm için genellikle yaşanılan olayları mantıklı bir şekilde irdelediğimde bu durumla karşılaştığımı farkettim. Elde edilen sonuçlar ne olursa olsun hepimizin bişekilde aynı zamanda birbirimiz için en önemli bir tehdit unsuru da taşıdığı bilinmelidir. İŞte bu yüzden genelde hep bu sözü anımsarım; düşmanın karınca olsa bile önlemini al diye..

Saygılar,         
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Eylül 27, 2009, 09:09:07 öö
Yanıtla #4
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Sayın Isabell'in çok güzel ve kendi açısından baktığı, sezdiği anladığı, bizim de sezinlememizi istediği konular var doğrusu... Hepsi birtakım ayrı başlıklar altında irdelenebilir.

Ne yazık ki ben burada bu abşlık altında o irdelemeye girişmeyeceğim. Çünkü amacım önce şu beceriksizce yaptığım kitap özetini bitirmek.

Sevgiler,
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 27, 2009, 12:42:03 ös
Yanıtla #5



Sayın Isabell'in çok güzel ve kendi açısından baktığı, sezdiği anladığı, bizim de sezinlememizi istediği konular var doğrusu... Hepsi birtakım ayrı başlıklar altında irdelenebilir.

Ne yazık ki ben burada bu abşlık altında o irdelemeye girişmeyeceğim. Çünkü amacım önce şu beceriksizce yaptığım kitap özetini bitirmek.

Sevgiler,

:) Önemi yok..

Bu arada beceriksizce olayını kendi adıma söylemem gerekirse kabul etmiyor ( kitap özetini başarılı bir şekilde yaptığınızı düşündüğümden ), tam tersini düşünüyorum.  

Sevgilerle,  
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
ADAM OLMAK - 8

Başlatan ADAM « 1 2 » Adam Olmak

12 Yanıt
4678 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 18, 2014, 07:46:32 ös
Gönderen: ADAM
4 Yanıt
3462 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 30, 2011, 11:19:28 öö
Gönderen: shakespeare
Adam Olmak ?

Başlatan Kadim « 1 2 3 » Diger Konular

22 Yanıt
3476 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 21, 2014, 11:36:02 ös
Gönderen: animi et spiritus
3 Yanıt
1731 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 15, 2015, 12:23:23 öö
Gönderen: İNSAN
12 Yanıt
2764 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 29, 2015, 10:34:07 ös
Gönderen: GOASISG
4 Yanıt
1911 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2016, 09:20:01 ös
Gönderen: Risus
2 Yanıt
1371 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 21, 2019, 05:55:59 ös
Gönderen: Tık-Tik-Tak
0 Yanıt
1646 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2016, 04:42:34 öö
Gönderen: Risus
0 Yanıt
1100 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2016, 04:45:30 öö
Gönderen: Risus
0 Yanıt
1631 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2016, 04:48:02 öö
Gönderen: Risus