Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: MEROVENJLERİN SOYU - 5  (Okunma sayısı 1965 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 01, 2009, 08:18:49 ÖÖ
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




DAGOBERT

Dagobert, Razés prensesiyle evliliğinin üçüncü yılında Vizigotların verdiği destekle aniden ortaya çıkıp kimliğini kanıtladı. Hiç kimse onun “2. Dagobert” adıyla Austrasia kralı olarak tahta çıkmasını engelleyemedi. O sırada tek başına Frank Kralı niteliğini taşımakta olan ikinci göbekten kuzeni 2. Childéric bile...

2. Dagobert Austrasia kralı olunca, günümüzde Belçika ile Fransa arasında yer alan Stenay kentini merkez edindi. İlk işi, Katolik Kilisesi’nin kendi ülkesindeki yetkilerini sınırlamaya girişmek oldu.

Katolik Kilisesi önce sakin davrandı. Dagobert gençti. Üstelik burada değil, bir başka yerde yetişmişti. Kuralları bilmeyebilirdi. Öğretmek gerekirdi. Ona, atası 1. Clovis’in yapmış olduğu anlaşma hatırlatıldı.

Umursamadı.

İşte o zaman Katolik Kilisesi tavrını değiştirmek zorunda kaldı. Demek ki hem Keltler arasında yaşamış olmanın hem de bir Vizigot prensesi ile evlenmenin etkisiyle sapkın bir inanç doğrultusunda eğilim edinmişti. Bu böyle olmazdı. Bu tutum Neustria Krallığı’nı da etkisi altına alabilir, böylece Katolik Kilisesi yıllar önce Batı Avrupa’da edinmiş olduğu kalelerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya gelebilirdi. Hemen önlem alınmalıydı.

2. Dagobert, Austrasia kralı oluşunun dördüncü yılında katledildi. Onu öldüren, bir zamanlar Dagobert’in yanına alıp baktığı, aklının da pek yerinde olmadığı söylenen sıradan biriydi.

O tarihte düzenlenmiş kayıtlara göre, Dagobert’in Giséle’den doğma 3 yaşındaki oğlu Siegebert de ölmüştü.

Öteden beri benimsenmiş bir evrensel gelenek uyarınca, değil bir kral, herhangi bir soylu bile sıradan birisi tarafından öldürülemezdi. Bu ancak bir çılgının işi olabilirdi. Çünkü aklı başında bir insan böyle bir işe kalkışmazdı. Fakat Katolik Kilisesi, bir çılgın tarafından da olsa, Dagobert’in ortadan kaldırışından ötürü memnuniyetini gizlemedi. Hatta o kadarla da kalmayarak “2. Dagobert” adının tarihten silinip yok edilmesine girişti. Üstelik bunda başarılı da oldu. Nitekim, 17. yüzyıl ortalarına kadar tarihte Austrasia’da “2. Dagobert” adını taşıyan bir kralın dört yıl hüküm sürmüş olduğu bilinmiyordu. Önceki tarihçiler, Merovenj hanedanının bu kolunun 3. Siegebert ile son bulduğunu yazmıştı. Bu yanlışlık, ancak sonraki bulgularla giderildi.

2. Dagobert’in öldürülüşünün “talihsiz bir olay” olduğu söylenmişti. Ona karşı saldırı düzenleyen biri yoktu. Olsaydı, ortaya çıkardı. Bunun, olsa olsa kişisel bir sorundan kaynaklandığı (!) ileri sürülmüştü. Ütelik bir Austrasia’da 2. Dagobert adını taşıyan bir kralın varlığı tarihsel kayıtlardan da silinip yok edilince, artık bu konuda herhangi bir söz etmenin hiç gereği kalmamıştı. Olmayan bir kişiden (!) söz edilmezdi ki.

Çok sonraki tarihlerde, bu işin aslında öyle olmadığı, bir entrika düzenlendiği, bunun başının da 2. Dagobert öldürülür öldürülmez Austrasia’da saray nazırı olan Pépin d’Héristal (Heristallı Pepin, Şişko Pepin) tarafından çekildiği öğrenildi.

Yıllar önce düzenlenmiş olan bir komplo yinelenmişti. Ancak bu kez Pépin’in arkasında Katolik Kilisesi’nin desteği vardı. Bu da duruma farklı bir boyut getiriyordu.


PEPİNLER

Pépin d’Héristal, artık kralı bulunmayan Austrasia’yı sadece saray nazırı olarak yönetmekle yetinemezdi. Kilise’ye göstermiş olduğu bağlılığın karşılığında tahta çıkarılmayı, kral olmayı hak etmişti; bunu bekliyordu.

Fakat bu iş öyle kolay değildi. 2. Dagobert her ne yapmış olursa olsun, Kilise, yıllar önce Merovenjler ile varılmış anlaşmaya uyar gibi davranmalıydı.

Kral olabilmek için kral soyundan gelmek gerekirdi. Roma Katolik Kilisesi bile bu geleneği çiğneyemezdi. Üstelik bu gibi dünyevî konular onun işi değildi. Yoksa bir türlü yeterince güçlendirememiş olduğu otoritesi daha da zedelenirdi. Perde arkasından entrika çevirmiş olduğu anlaşılırdı. Başta Neustria kralı olmak üzere, Merovenj hanedanından herhangi biri bu entrikanın aslını astarını öğrenecek olursa, bu kez sadece daha önce olduğu gibi saray nazırının kellesi gitmez, Katolik Kilisesi’nin de başı derde girerdi.

Nitekim birkaç yıl sonra Katolik Kilisesi, bu işi aceleye getirmeyerek önlemli davranmış olmasının ne kadar yerinde olduğunu gördü. 2. Dagobert öldürüldüğü sırada bilinmeyen bir gerçek ortaya çıktı. Oğlu Sigebert ölmemişti. Ablası iki yıl ormanda korunarak saklanmasını, sonra da annesinin ülkesine yani Razés’e kaçırılmasını başarmıştı. 2. Dagobert’in oğlu 4. Sigebert, yıllar sonra Razès kontu oldu ama öz yurduna yani Stenay’a hiç gitmeyerek başını derde sokmamayı yeğledi.

Austrasia’nın bir kralı olmadığı için, Neustria kralı daha önce olduğu gibi yine tek başına “Frank kralı” niteliğini taşıyordu. Austrasia’daki işler de zaten saray nazırının yönetimi altında sorunsuz olarak yürüyüp gidiyordu. Fakat Pépin d’Heristal’in oğlu Charles Martel saray nazırı olunca, Frank kralı ile iyi geçinmeyi sürdürmedi. Askerî gücüyle Neustria ile Burgundia’ya egemen olup, Frank Krallığı’nın bütünlüğünü yeniden sağladı.

Artık Merovenjlerin sözü bile edilmiyordu ama keyifsiz bir durum ortaya çıktı. Merovenj hanedanından 3. Childéric, «Frank Kralı benim. Bu ülkede benim dediğim olur.» deyip, olur olmaz her şeye karışmaya kalkıştı. Aslında daha sonra başına neler geleceğini bilse belki de hiç bu işe girişmezdi. Charles Martel, neredeyse kılıcını çekip kendi eliyle onun kafasını uçuracaktı. Papa Zacharias ona sakin olmasını, telaşa kapılmamasını, öfkelenmemesini, bu işin çözümlenmesini Kilise’ye bırakmasını, akıllı davranılacak olursa mutlaka bir çaresinin bulunacağını söyledi. Bunun üzerine Charles Martel yumuşadı. «Peki!... Madem ille de öyle istiyor; gelsin “kral” olsun.» dedi. Şunu da ekledi: «Ancak herkes şunu çok iyi bilmeli ki o sadece Merovenj Hanedanının geleneksel kralı olacaktır. Sarayda oturabilir ama başka hiçbir işe karışamaz.»

Dolayısıyla 3. Childéric, hiçbir işlevi olmayan göstermelik bir kral olarak kaldı.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
1521 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 28, 2009, 07:40:04 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1473 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 29, 2009, 09:19:01 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1654 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 30, 2009, 10:39:09 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1270 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 31, 2009, 09:52:10 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1392 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 02, 2009, 08:28:32 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1467 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 03, 2009, 09:36:49 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1301 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 04, 2009, 07:42:44 ÖÖ
Gönderen: ADAM
4 Yanıt
3143 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 25, 2019, 10:38:19 ÖÖ
Gönderen: Mandıra Filozofu