Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Sabetaycılık, Rıfat Bali ile Röportaj...  (Okunma sayısı 7913 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 17, 2007, 03:01:51 ÖÖ
  • Ziyaretçi

Rıfat Bali ile röportaj:
 
- Sabetaycılarla ilgili değerlendirmeleriniz nedir?

Sabetay Sevi bundan 300 yıl önce ortaya çıktı. Mesihliğini ilan etti. Sonra can korkusundan Aziz Mehmed Efendi oldu. Devamı artık bilinen hikaye... Dönmeler, İslam ve milliyetçiliğin gözünde dayatmacı bir batılı hayat tarzını temsil ediyor. Yetmişli yıllarda sağ-sol çatışmaları dönemindeKomünizmi ve Marksizmi de temsil ettiler bir yerde. Örneğin, 1970'li yılların kamuoyunda Dönme-Selanikli diye bilinen İsmail Cem İpekçi sosyal demokrat düşüncesi nedeniyle TRT Genel Müdürü görevinde iken milliyetçi ve sağ kesimin ağır eleştirilerine uğramıştır. Dönme-Selanikli kökeni de hep sosyal demokrat kişiliğiyle birlikte menfi bir tarzda vurgulanmış ve sosyal demokrat oluşu Selanikliliğine atf edilmiştir. Bugün baktığımızda Ilgaz Zorlu dışında biri çıkıp da ben Sabetayistim demiyor ama dönmelerle ilgili olarak etrafta bir sürü söylenceler var.

- Bir de Halil Bezmen çıktı.

Ahmet Emin Yalman da dönmeydi, Nazım Hikmeti savunur yazılar yazdı diye eleştirildi. Bence bugün dönmelik konusu Türkiye gündeminden düşmüştür. Çünkü dönmeliği temsil eden, tartışmalı, ateşli polemik yapan insanlar kalmadı. Bir Yalman'ın eşdeğeri bugün yok. İslami basında Selanik kökenli olması nedeniyle Coşkun Kırca'nın dönme olduğu iddia edilmektedir. Kırca'nın ateşli Atatürk milliyetçisi tavrından da yola çıkılarak Ahmet Emin Yalman dönemini andırır bir Sabataist-İslam kutuplaşması ara sıra gündeme gelmektedir. Ama bu da bir yerde anlamsızdır zira Coşkun Kırca hiçbir zaman kendisinin Sabataist olduğunu deklare edip kendisine uygun görülen bu kimliği savunmadı ki. İşte Coşkun Kırca var deniyor ama o da bunu açıkça deklare edip savunmuyor ki. E o zaman kiminle neyi tartışacaksınız? Bence Dönmeliğin artık önemi kalmamıştır. Problem aslında başka. Sabetaycılar bir yerde Türk toplumunda taraf oldular. Neye taraf oldular, Batıya Batılı yaşam tarzına taraf oldular ve bu yaşam tarzını Türk toplumuna getirmeye uğraştılar. Örneğin İpekçilerin ilk sinema salonlarını açmaları ve burada Batılı yaşam tarzını gösteren filmlerin gösterimi. Yalman'ın ateşli ve saldırgan bir laik oluşu... Tüm bunlar Dönmeleri Kozmopolitizmle, Batıyla özdeşleştirdi ve bir yerde İslami-geleneksel-muhafazakar değerlere bağlı olarak yaşamak isteyen toplumun çoğunluğuna bu yaşam tarzını dayatmakla suçlandılar. "Dayatmak"la suçlandılar çünkü akşamları foxtrota, çaylara balolara gitmeyen, kısa etek giymeyen başını açmayan İslami değerlere bağlı muhafazakar kadınlar ve toplumun çoğunluğunu teşkil eden bu tür bir aile ve toplum yapısı dönemin basının ve kamuoyunun önde gelen ve bir çoğu Selanikli olan yazarları tarafından "yobaz, "gerici" olarak nitelendiler. Bütün mesele buradan ortaya çıkmaktadır ve bugün de Türk toplumunda yaşanan gerilim ve gerginlik aynı nedenlere dayanmaktadır. Sayın Fehmi Koru'nun son yazılarından birinde konu ettiği gibi Türkiye'deki reklamlarda bile Batılı yaşam tarzını benimsemeyenlere bu yaşam tarzı sembollerle "dayatılmakta" belli bir marka mayo "çağdaşlık" sembolü olmakta, yine belli bir marka gömlek Batılı hayat tarzı sembolü olmaktadır. Neye taraf oldular, batıya, İslami görüşe göre batının ahlak düşkünlüğüne ve onu muhafazakar bir hayat tarzının üstüne dikte etmeye taraf oldular. Problem bu. Problem özünde dinsel değil ki. Problem gizli Yahudilik de değil bir yerde.

- Dönmelerin çifte kimlikli oluşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İslami bakış açısı ile Dönmelere olumsuz bakılması İslami düşünce dünyasının iç kurgusu açısından gayet doğal ve anlaşılabilir bir tepki. Ben Müslüman olsam ben milliyetçi-muhafazakar bir görüşe sahip olsam bu tepkiyi gayet normal bulurum. Bu benim şahsi görüşüm, herhangi bir kesime şirin görünmek için söylemiyorum. Düşünün ki adamlar "Elhamdülillah Müslümanım" diyorlar fakat değiller. E, tabii gerçek bir Müslüman, "Ha bak işte bunlar Yahudinin gizli ajanlarıylmış" diyecek. Buna Ahmet Emin Yalman'ın 1950'li yıllarda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu'cularla olan şiddetli polemikleri ve bir dönme olan Sabiha Sertel'in eşi Zekeriya Sertel ile birlikte milliyetçi ve Turancılarla olan polemiklerini de eklerseniz resim tamamlanıyor. Ortaya çıkan resimde İslam'ı içten yıkmaya çalışan ve özellikle 1970'li yılların sağ-sol çatışma atmosferi içinde İslam'ın da içinde yer aldığı geniş sağ cepheyi çökertmeye çalışan "Yahudiliğin gizli ve aynı zamanda "kızıl" ajanları" sembolü ön plana çıkmaktadır. Çok kötü bir efsane haline geldi bu konu. İşin asıl tartışılması gereken ilmi, dini ve mistik yanı tamamen bir kenara atıldı. Sadece siyasi ve popüler yanı ele alınıyor. Belki Ahmet Emin Yalman bu türden tartışmalara girmeseydi bu konu bu kadar dejenere olmayacaktı.

- Böyle bir yapıyı önemsemiyorsunuz ama eleştiriyorsunuz. İslami bakış açısından bir yerde mantıki bir tavır var aslında. Bugün dönmelik var mı?

Ilgaz Zorlu o cemaatten olduğuna göre bir bildiği var ki 'var' diyor. Bana sorarsanız belki var ancak artık Sabetayistler açısından da bir önemi olduğuna inanmıyorum. Çünkü onların Sabetaycılık inancından uzaklaştıklarına inanıyorum. Bir Selaniklilik var belki, ama onda da seçkinci ve elitist bir yaklaşım var. 'Biz Selanikliyiz, biz daha batılı, daha kozmopolitiz' gibi bir bakış açıları var. Bir insanın böyle düşünmesi yanlış. Bugün Sabetayistlerin bir kimlik problemi var bana göre. Ne olduklarını bilmiyorlar. Dinden uzaklaşmış bir kitle olarak görüyorum onları. Bugün hala çifte kimliğini sürdüren kişiler varsa ki Ilgaz Zorlu var diyor, onların da azınlıkta olduğuna inanıyorum.

- Dünya ve Türkiye Yahudileri Sabetaycılığa nasıl bakıyor?

Dünya Yahudiliği Sabetaycılığa bir mezhep olarak, bir mistik yaklaşım olarak bakıyor. Sabetaycıların Yahudi olmamaları gibi bir meseleleleri yok. Herkes Yahudi olabilir. Bir Hıristiyan da Budist de Yahudi olabilir. Ancak bunun bir ritüeli vardır. İslam'da nasıl kelime-i şehadet getirip bir Hıristiyan Müslüman olabilirse, Yahudilikte de ona benzer bir ritüel vardır. Bir eğitimin sonucunda bir sınavdan geçersiniz dinin icaplarını yaparsınız ve Yahudi olursunuz.

- Ilgaz Zorlu bunun bu kadar kolay olmadığını söylüyor.

Onun meselesi ayrı. O diyor ki ben Yahudi kökenliyim. O zaman beni ayrı bir kategoriye koyacaksın. Yani ben bir Hıristiyan gibi, bir Budist gibi değilim. Onlar o süreçten geçsin, beni özel ayrıcalıklı bir odadan geçireceksin ve Yahudi kabul edeceksin diyor. Bu mümkün değil. Yani ben çok dindar bir insan olduğumdan dinin vecibelerini bildiğimden söylüyor değilim fakat bu yahudi dininin mantığına aykırı bir şey. Siz kendiniz Yahudiliğin kabul etmediği bir mesihe inanmışsınız başka bir yola sapmışsınız bugün şimdi yeniden yahudi olmak istiyorsunuz. Yahudilik dini ayrıcalıklı muamele kabul etmiyor. Diyor ki, 'Madem sen Yahudisin ve bu dinin icablarını biliyorsun, demek ki bu yol senin için daha kısadır, yap o ritüelleri gel Yahudi ol'.
Diyelim İsrail'de Türkiye'de var olduğu iddia edilen Sabetaycıları Yahudiliğe kabul eden bir karar çıksa zannediyor musunuz ki Türkiye'deki Sabetaycılar "Allah Allah" diyerek Yahudi olmak için İsrail'e koşacaklar? Hayır, Ilgaz Zorlu'nun dışında gidecek bir kişi daha olacağını hiç sanmıyorum.

- Ilgaz Zorlu geçmek isteyenlerin olacağını söylüyor

Türkiye'de dönmelerin ciddi dini temele dayanan cemaatsal bir yapısının bulunduğuna inanmıyorum. Çıksınlar efendim o zaman ortaya.

- Türkiye Yahudileri dönmeleri nasıl görüyor?

1950'li yıllardan günümüze dek gelen dönme- İslam çatışmasının sonucu olarak dönmelerin "gizli Yahudi ajanı" olarak görülmelerinden dolayı Türkiye Yahudileri Sabetaycılara fevkalade soğuk ve fevkalade uzak yaklaşırlar. Bu dediğim imajdan dolayı hiçbir platformda beraber olma ihtimalleri yoktur. Sabetaycılar Yahudileri sevmez, Yahudilerin de Sabetaycılara çok fazla sempatiyle baktıklarını söyleyemem. O açıdan İslami düşünce dünyasının Yahudiler, Dönmeler ve farmasonlar üçlü sacayağı düşüncesinin doğru olduğuna inanmıyorum.

- Dönmelerin bugünkü durumu nedir sizce?

Yahudilik açısından kabul edilecek bir yönü yok. Müslümanlar içinde konforlu bir konumda olacaksın ve Yahudilik iddiasında bulunacaksın. Bunun pek de etik bir davranış olduğuna inanmıyorum. Yahudiliğe dönmek istiyorsanız, bunun ritüelleri var. Kimse size mani değil olmaz.

- Etkin masonlar hep bu gruplar arasından çıkıyor.

Yahudiler ve Sabetayistler arasından çok mason çıktığı doğrudur. Ama bu durumun da kendi kurgusu içinde bir takım anlaşılabilir mantıki nedenleri vardır. Masonluk bir yerde evrensel bir felsefeyi, eşitliği, kardeşliği savunuyor ve yaymaya çalışıyor ama dini arka plana atıyor. O zaman zaten dinden uzaklaşmış olan SAbetaycılara masonluk çekici gelmektedir. Tarih boyunca ayrımcılığa uğramış bulunan Yahudilerde kardeşlik, eşitlik ilkeleri çerçevesinden dolayı masonluğa sempati ile yaklaşmaktadırlar. Ancak bir gerçek var tüm dernekler gibi masonluk da bana göre bir lobi ve toplumda ağırlığı olan bir sivil toplum kuruluşu ve her sivil toplum kuruluşu gibi bir baskı grubudur. Ancak kardeşlik ve eşitliği ilke diye benimsemiş bulunan bu baskı grubu siyasete alet ve taraf olmamalıdır.

- Kanal-7'deki yayınlar üzerine masonların kendi aralarındaki yazışmaları gazetelerde yayınlandı.

Son derece talihsiz mektuplar onlar. Yani bir kere o mektupları her kim bulmuşsa ve şayet doğruysa büyük bir gazetecilik olayı yapmış. Fevkalade talihsiz olan hadise, raporun Fransız Büyük Locasına İsrail Büyük Locasından gelmesi ve orada "işte şunları yapın" diye emirler verilmesi. Çok yanlış şeyler yani. Komplocu görüşü dile getirenler de zannediyorum bu noktalardan hareket ediyor. Ancak tekrar ediyorum bu sözlerim belgelerin özgün olmaları kaydıyla geçerlidir. Aksi halde bu kez bunu yayınlayan gazeteler hatalı davranmış olacaklardır.

- Komplo denilip gözardı edilen işbirliği bu mektuplarla ayan beyan ortaya çıkmış olmuyor mu?

Ama bir de şuna bakmak lazım. Kanal-7'de o görüntüler yayınlandığında Türkiye masonları sustular. Masonluktan istifa etmiş iki kişi ile bir de canlı yayına katılan bir kişi konuştu o kadar. Ben onların iç dünyalarına vakıf değilim ama okuduğum kadarıyla onların dahili nizamnameleri var herkes konuşamaz. E canım yani size o kadar ithamlarda bulunuluyor, sizde de en yetkili kimse çıksın konuşun. Yoksa sükut ikrardır.

Rıfat N. Bali kimdir?

Sabetaycılar bir görüşe göre Türkiye"nin en güçlü ancak gizli baskı grubu. "Saldırgan laikliğin" basındaki sözcülüğünü genelde onların üstlendiği söyleniyor. Siyonizm ve masonlukla yoğun bir işbirliği halinde oldukları da onlar hakkındaki kanaatler arasında. Ancak böyle genellemelerde bulunmak ne derece doğru bilemiyoruz. Ilgaz Zorlu"dan başka kimsenin ortaya çıkmaması esrar perdesini koyulaştırıyor. Türkiye ve dünya Yahudilerinin Sabetaycılara bakış açısı ile ilgili olarak Yahudi araştırmacı-yazar Rıfat Bali ile Mart 1998'de görüştük. Rıfat Bali Sabetaycılar ve Yahudilerin birbirini sevmediğini, dönmelerin "gizli Yahudi ajanı" olarak değerlendirilemeyeceği görüşünü savunuyor.
 


Nisan 26, 2007, 03:07:53 ÖS
Yanıtla #1

Ilgaz Zorlu

1969 yılında İstanbul'da doğdu.İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladıktan sonra, 1986-90 yılları arasında Bursa'da Uludağ Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdi.1990-1991 yılları arasında Dr.Gad Nasi'nin yardımları ile Kudüs'te bir yıl süren araştırmalarda bulundu.Bu arada Sabetaycılığın önemli kaynaklarının muhafaza edildiği Ben Zwi Enstitüsünde incelemeler yaptı.Yavne Kibbutz'unda Yahudi Tarihi ve Kültürü konusunda eğitim gördü.Halen İstanbul'da yaşayan yazar, Selanik'te okulu ile ün salan ve Atatürk'ün ilk öğretmeni olan Şemsi Efendi'nin altıncı kuşaktan torunudur.Ilgaz Zorlu Sabetaycılık kosunda tartışmalara yol açan yazılarını önce Birikim, Tarih ve Toplum, Toplumsal Tarih ve Tiryaki dergilerinde yayınladı ve bilahare Evet Ben Selanikliyim adı altında kitaplaştırdı.Yazar 2000 yılı başlarında Zvi-Geyik Yayınevi'ni kurarak iki önemli eser neşretti.Bunlar Prof.Abraham Galante'nin Sabetey Sevi ve Sabetaycılığın Gelenekleri ve Mehmet Şevket Eygi'nin Yahudi Türkler yahut Sabetaycılar adlı kitaplarıdır.

ESERİ:Evet Ben Selanikliyim/Türkiye Sabeteycılığı Birinci Baskı İstanbul 1998

HAKKINDA YAZILANLAR

Hahambaşılık Cumhuriyet ile yaşıt değil ki...
Ilgaz Zorlu ile konuşma

Konuşan Mahmut Çetin
Tarih ve Düşünce Kasım 2000 sayı 11 sf.40-45

------Ilgaz Zorlu kendisini nasıl tanımlıyor?

------Ilgaz Zorlu kendisini nasıl tanımlıyor ?Ben kendimi bir defa dini yönü fekalade kuvvetli olan sabataycı gelenekten gelen bir aileye mensup.Aynı zamanda baba tarafından da müslüman bir aileye mensup fakat kalbi sabataycılığın tarafında atıyor.Ve istiyor ki,Sabataycılık Türkiye’de böyle iki yüzlü karışık bir cemaat olmaktan çıksın.Hakikaten Türkiye’nin tarihinde çok faydaları olmuş, çok katkıları olmuş bir cemaat. Tabii şunu da mutlaka belirtmek lazım.Siyasi düşünce olarak zaman zaman bazı problemler yaşadı. Bi defa bunu tamamen karşıyım.Her zaman bir dini hareketin siyasi sonuçlar doğurmasına karşıyım. Yani din, dinde takılmalı.Dinin varlık alanı siyasetin içine sokulmamalı. Şimdi neden benim böyle bir merakım var?Bana hep bu soru soruluyor.Ben de bu sorunun cevabını çok açık olarak veriyorum.Bir defa üniversite yıllarımda kamu yönetimi okudum, siyaset bilimi okudum Uludağ Üniversitesi’nde. O yıllarda İttihad ve Terakki, 1908 dönemini özellikle inceledim. Benim dikkatimi bir şey çekti.Şimdi bakıyoruz Hareket Ordusu Selanik’te kuruluyor, Türkiye’nin ilk mason locaları Selanik’te kuruluyor, Türkiye’de ilk demiryolu orda yapılıyor, belediyecilik, işçi hareketleri orada başlıyor.

----Balkan komitacılığı burda başlıyor.Sırp’ı, Bulgar’ı, İttihadcısı.

----Tabi tabii .... Jön Türk hareketi, İttihad Terakki aslında orda başlıyor. Niye Erzurum’da başlamıyor da İttihad Terakki Selanik’te başlıyor.Bu çok önemli bir şey.Şimdi bu kadar önemli olayın bir araya gelmesine bi defa ben tesadüf olarak bakmıyorum.Demekki bizim yapmamamız gereken şey ne? Bugüne kadar hiç yapılmamış bir şey, bu kadar önemli hadisenin yaşandığı kentin demografik yapısının incelenmesi lazım.Yani bu kentte niye böyle bir hareket başladı? Şimdi bilimsel bir takım verileri açıklamakla, ırkçı olmak arasında çok ince bir çizgi var.Onun için hiç kimsenin reddedemeyeceği bir şey var. Bir kişinin siyası kişiliğini belirleyen öncelikle içinden geldiği toplum ve o toplumun kültürüdür.Bunu katiyyen değiştiremezsiniz.

-----Siz Selanikli sabetaycı bir aileye mensupsunuz...

------Evet büyükbabamın büyükbabası da Atatürk’ün öğretmeni Şemsi Efendi.

------Şemsi Efendi’nin soyundan geliyorsunuz.Şemsi Efendi’nin Türkiye tarihi için önemi nedir ?

----Yeni bir kitap çıktı Azmi Koçak’ın yazdığı Atatürk’ün ilk Öğretmeni Şemsi Efendi.Bu kitap daha ziyade eğitimci kişiliğini anlatıyor. Şimdi Şemsi Efendi’nin benim için önemli şu.Şemsi Efendi yaşadığı dönemde sabataycılar arasında üçe ayrılan bu cemaat yapısını bir araya getirmek istiyordu.Şemsi Efendi’nin özelliği buydu.Bu üç cemaatı bir araya getirecekti.Daha sonra da bu üç cemaatın bir araya gelmesinden sonra cemaatın kaderi ne olacaktı.Orda en önemli faktör Balkan Savaşı..

------Bu üç kol Kapaniler, Yakubiler, Karakaşlar tek bir cemaat haline gelebildi mi?

------Hayır gelemedi.Bugünkü sabataycılılığın makus kaderi bizi nereye getirdi.Üç ayrı sabataycı grup var.Üç grubun içinde de dini düşüncelerini devam ettiren insanlar var.Bir de bu üç grup içinden gelip de hiçbir şekilde dinle alakası olmayan ama bakın kültür olarak, etnisite olarak sabataycı kökenli insanlar var.

------Sabataycıların İtihad Terakki’den günümüze kadar önemli etkileri var.Şimdi ordan cemaatın özelliklerine gelmek istiyorum.Sizin yazdıklarınızdan, kısmen diğer kitaplardan şöyle bir şey öğreniyoruz biz.Bir yahudi olan Sabatay Sevi tarihin bir döneminde kendini yahudi olarak ifade ediyor ve ona bağlı olan insanlar da kendi içinde musevi geleneklerini devam ettirmiş.Siz mensubu olduğunuz cemaatı, Türkiye Sabataycılarını bir şeye davet ediyorsunuz: “Kimliğimizi açıklayalım, ibadetimizi açıktan yapalım.” Şimdi ben buraya gelirken Beyoğlu’nda kiliselerin Pazar ayininden çıkan insanları gördüm.Sünni bir Türk olarak, bir Osmanı Türkü olarak bundan bir rahatsızlık duymadım.Onları değişik bir renk olarak gördüm.Açıktan ibadet eden musevileri de aynı gözle değerlendiriyorum.Bir gazeteci olarak bir çok sabataycı insanı bire bir tanımama rağmen onların ne zaman ne yapacağını tahmin edemiyorum.

--------Bir defa şuna bakmak lazım.Sabataycılık Osmanlı İmparatorluğu döneminde iki yüzyıldan fazla bir süre kapalı bir cemaat olarak yaşamış, buna Osmanlı İmparatorluğu izin vermiştir.Avram Galante’nin kitabında göreceksiniz, Abdülhamid Hahambaşısından sabataycılık hakkında bilgi istemiş.Abdülhamid burda sabataycılara karşı bir reaksiyona girebilirdi.Demiştir ki, bu insanları rahat bırakın.Burda hoşgörünün ötesinde başka bir sistem var.İlber Ortaylı’nın dediği gibi kompartımanlar sistemi.Kendi içinde, kendi hayatını yaşıyor hiçbir baskıya maruz kalmadan.Ne zaman ki, devlete karşı bir unsur haline geliyor o zaman müdahale ediyor.Burda da müdahaleler gayet yumuşuk, sürgün gibi... Sabetay Sevi ne yapmıştır? Sinegoglarda okunun duaların son bölümünden padişahın ismini çıkartıp kendi isimini koymuş, o zaman sultan demiş ki, adam nasıl istiyorsa öyle yapsın, nasıl istiyorsa öyle dua etsin.Şimdi bu bir mantıktır.O devirde Avrupa’da ne yapılmıştır ona bakalım.Avrupa’da yahudiler cadılıkla suçlanmış ve yakılmıştır.Şimdi bu farka çok dikkat edelim.Biz sabetaycılar Avrupa’da ortaya çıksaydık, bizi kesinlikle öldürürlerdi.

---------Osmanlı’nın, sabetaycılara bu hoşgörüsüne rağmen Sabetaycıların Türkiye’deki batıcı kesimlerle jöntürklerden İttihad ve Terakki’den gelen bir beraberliği var.

------Selanik Sabetaycılar için kutsal bir şehir.Balkan Savaşı’ndan sonra artık ortaya bir tablo çıkıyor, imparatorluk dağılma sürecine giriyor.Neden Sabetaycılar Abdülhamid’e karşı hareket ettiler.O dönemde Osmanlı İmparatorluğu içinde siyonizm isteyen bazı yahudiler var. Gerçi İstanbul yahudileri bunları desteklemiyor.Ama Selanik yahudileri bir devlet kurma fikrini destekliyorlar

------Emanuel Karasu gibi...

------Evet Karasu gibi bir çok yahudi bu fikri destekliyor.Şimdi tarihi olayları incelerken bilimsel yöntemlerden ayrılmamamalıyız, tarihin içine girip bir resmi tarih oluşturmamalıyız.Şimdi Türkiye’de Sabetaycılar kadar içerisinden profesör yetiştirmiş kaç tane cemaat var.Ama profesörlerin hiç biri sabetaycılığı yazalım, kimliğimizi unutmayalım demiyor.

----Siz Sabetaycılığımızı unutmayalım diyorsunuz.

----Unutmayalım derken lafı şuraya getiriyoruz.Türkiye’de balkanlardan gelmiş bir kültür hareketiyle karşı karşıyayız.Hayatında hiç Anadolu’lu tanımamış insanlar sabetaycılar.Eğer sabetaycılar Türkiye’ye göç ettiklerinde 1924 mübadelesinde, belki Anadolu içlerinde asimile olurlardı.Bunlar zaten şehirliydiler, İstanbul’a geldiler ve milletle kaynaşmadan yaşamaya devam ettiler.

-----O zaman şöyle bir şey çıkıyor karşımıza Türk toplumuna karşı asimile olmuş görünüyorlar, ama kültürel olarak koruyamadıkları kimliklerini ideolojik olarak koruyarak Türk toplumunu bir şeye sürüklüyorlar, jakoben bir laiklik bu.Hırçın, kışkırtıcı, kendini devlet yerine koyan, devlet kurumlarını kullanarak, devletle milleti karşı karşıya getiren bir laiklik.

----Problem zaten ordan kaynaklanıyor.Birileri, topluma karşı olan bu insanlar kendini devlet yerine koymakla kalmayıp, resmi bir ideoloji üretiyor ve onun ardına saklanıyor.Ayrıca devletin de resmi ideolojisi olmaz.Bu resmi ideoloji Rusya’da , Hitler Almanyası’nda ne bileyim Franko İspanyası’nda var.Fakat ne olduğunu görüyorsunuz.Şimdi devletin bi defa her şeyden önce insanlar arasında eşit olma durumu var.

----Biz sünni Türkler jakoben Sabetaycıların da içinde bulunduğu batıcı cepheye diyoruz ki, siz bize kendi modelinizi dayatmayın, siz de kendi hayatınızı istediğiniz gibi yaşayın, kendinizi toplum önünde gerçekleştirin.

----Herkes kendi hayatını istediği şekilde , istediği gibi yaşasın derken bir insan sokakta çırılçıplak dolaşmak istiyorsa, genel ahlak kuralları var, bunu yaptırmazlar insana.Şimdi her şeyden önce bir konsensüs lazım.Türkiye’de bir konsensüs olmuş değil.

----İsrail konusuna gelmek istiyorum.İsrail’de sizin çalışmalarınızdan haberdar olan gruplar veya kişiler sizin çalışmalarınızı nasıl değerlendiriyor?

----İsrail konusu ayrı bir konu, oraya geldiğiniz zaman...

----Kişi olarak nasıl bakıyorlar.Devlet adına bir şey söylemek zor olabilir tabii...
----Ben bundan önce İsrail’le Türkiye ilişkilerinin içiçeliğine değinmek istiyorum.İsrail devletini kuranlar Türkiye’de, Selanik’te yaşamış insanlar.Şimdi bu insanların Jön Türk hareketiyle, İttihad Terakki ile çok ciddi ilişkileri var.Bunlar biliniyor, yazıldı çizildi artık.Ben Zwi; Zwi’den gelen, Zwi’nin oğlu demek.

---- İsrail’in ikinci cumhurbaşkanı İzak Ben Zwi’nin adı, Sabetay Sevi’den geliyor yani.

----Evet bu aileden olmadığı halde soyadını değiştirerek Sabetay Sevi’ye bağlıyor kendisini. İzak Ben Zwi, 1960’lara kadar Türkiye’de çok faal olmuş bir adamdır.Türkiye’deki İsrail konsoloslarına Sabetaycılar hakkında raporlar tutturmuştur.Bu raporlar İsrail arşivlerinde mevcuttur.Fakat kimse bunları araştırmadığı için biz bunları bilmiyoruz.Şimdi İsrail devleti Sabetaycılık konusunda konuşmamayı tercih ediyor.Halbuki İsrail bütün dünyadaki yahudilerin bir devlet altında toplanmasını istemektedir.Geçmiş, geçmişte kalmıştır artık önümüze bakacağız.Eğer Sabetaycılar İsrail’in kuruluşu sırasında, siyonizmin ilk başlangıcı sırasında dolaylı veya dolaysız olarak bir takım yardımlarda bulunmuşlarsa...

----Ne gibi yardımlar mesela ?

----Mesela Maliye Nazırı Cavit Bey iddia edildiği gibi Osmanlı Devletinin borçlanmasını yahudi bankaları üzerinden yapıp Osmanlı İmparatorluğu'nu zarara uğrattığı İsrail’e kaynak aktardığı konusunda iddialar var, bunların araştırılması lazım.Duygusal olmayalım.Ben müslüman mahallesinde salyangoz satıyorum.Hoşgörünün çok ötesinde, ülke insanlarından anlayış görüyorum.

----Buraya gelmişken Osmanlı’dan günümüze Türkiye algılamanızı biraz açar mısınız?

-----Türkün bir devlet geleneği var.Bin yılı aşkın bir gelenek.Bu devlet geleneğini bi defa Göktürklere, Uygurlara kadar götüreceksiniz.1071’de Alparslan Anadolu’ya geldiğinde bir devlet kurdu, bu devletin kökü yok muydu? Fakat batı rüzgarıyla gelen ulus devlet modeliyle iş tamamen farklı bir noktaya gidiyor.Kudüs’te ağlama duvarının önünde bir yazı vardır.Bütün hükümdarlar burayı tahrip etti.Bir hükümdar İstanbul’dan mimarını gönderdi bu duvarı onarttı, yaptırdı.Bu Kanuni Sultan Süleyman’dır.Bunun yapıldığı düşünüldüğü zaman Avrupa orta çağdır benim için.Yahudilere en büyük katliam 1935-45 arasında yapılmıştır.Eğer Osmanlı İmparatorluğu olsaydı, yahudilerin hepsini alırdı Türkiye’ye.

---Devlet geleneğini bahsine devam edersek...

---Evet devlet her zaman için toparlayıcı olmuştur.Devlet hiçbir zaman için toplu soykırım yapmamıştır.Yavuz döneminde alevilerin problemlerine gelince, orda problem bazı insanların aleviliği değil İran hesabına, Şah İsmail hesabına çalışmasıdır.Türk devlet geleneği öyle bir mantık üzerine kurulmuştur ki, bir baba kendisi için en önemli bir şey olan çocuğunu devleti için feda edebilmektedir.Böyle bir devlet mantığı var Türkiye’de.Burada Türkiye’deki milliyetçilik anlayışlarına da değinmek istiyorum.Bugün Anadolu insanında var olan Türk milliyetçiliği ile 1900’lerdeki milliyetçilik anlayışını birbiriyle karıştırmamak lazım.1908 olayında, Jön Türk olayında, İttihad Terakki olayında Sabetaycılar aktif olarak rol almış mıdır almamış mıdır buna bakmak lazım.Türkiye’nin siyasi yaşantısında, o zamanki milliyetçilik anlayışında etkileri ne olmuştur.O zaman yaşamış olan insanların yazdıklarına bakmak lazım.Anadolu Türk milliyetçiliğinde bambaşka bir yapı sistemi var.Zaten Osmanlı'yı reddeden bir milliyetçilik olabilir mi? yaşayabilir mi bu topraklarda?

----Ilgaz Zorlu Zwi-Geyik yayınevinde neler yapacak?

----Zwi-Geyik yayınlarının temel yayın politikası Türkiye’de yaşamakta olan etnik kültürleri bir zenginlik olarak görmek ve bu muhteşem zenginliği gelecek kuşaklara aktarabilmektir.Bunu yaparken dikkat edeceğimiz iki şey var birincisi yayınların bilimsel kriterlere uygun olması.İkincisi ayırıcı bir unsur olmaması, birleştirici olması.

----Siz de kültürel değerleri, geçmişi, Osmanlı’yı önemseyen bir tavır görüyoruz.

----Evet Hahambaşılık makamı cumhuriyetle kurulmuş bir makam değildir.Patrikhane makamlarının hiç biri cumhuriyetle kurulmamıştır.Osmanlı’yı ortadan kaldırayım dediğiniz zaman, o zaman ne oluyor biliyor musunuz, temelsiz bir bina yapmış oluyorsunuz.Temelsiz bina yıkılır.Bugün araplarla yahudiler bir arada yaşayamıyorlar.Suni bir süreç var.İlk fırsatta çatışma çıkarıyorlar.Çok açık olarak söylüyorum Türkiye’de hiç bir etnik unsura dini veya düşünsel inançlardan dolayı baskı yapılmamıştır.Buna çok dikkat etmek lazım.Amerika beyaz devlet kurmak uğruna, Wasp devlet uğruna, white-beyaz, anglo-sakson, protestan devlet uğruna 7 milyon kızılderiliyi yok etmiştir.

---- Zwi-Geyik yayınevinden iki kitap çıkardınız.Bunlardan biri yahudi Avram Galante’ye diğeri muhafazakar bir müslüman olan Mehmet Şevket Eygi’ye ait.Şevket Bey’in kitabının çok büyük yankıları oldu.Ve Türkiye’de sizden sonra ilk defa bir sabetaycı yani Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi sabetaycı kimliğini açıklayarak toplum önüne çıktı.Sizce bu ferdi bir çıkış mı yoksa sabetaycılar adına bir çıkış mı?

---- Nükhet Hanım’ın ferdi veya cemaat adına çıkıp çıkmadığını bilmiyorum, böyle polemiklere girmek istemiyorum. Yalnız Nükhet İpekçi bu programda programın konusunu bir başka noktaya yönlendirmeye çalıştı.Bu da babası Abdi İpekçi’yi islamcıların öldürmüş olabileceği iddiasıdır ki, o dönemde islamcıların bu tür suikastleri yok.Bu A örgütünden B örgütünden bahsediyorsunuz.O zaman böyle bir örgüt yok.Birinci sorun bu.İkinci sorun ise acaba Abdi İpekçi o dönemde neyi savundu?Acaba toplumun içerisinde bazı olayları tahrik eder durumda mıydı? Buna bakmak lazım bi defa. Tabii bu onun öldürülmesini makul kılmaz ama o döneme iyi bakmak lazım.Mehmet Şevket Eygi çok kibar ve sabırlı bir insan, kendisine söylenen hakarete varan sözlere sabırla cevaplar veriyor.Kutlamak lazım kendisini.Nükhet Hanım’ın söylediğinde belki şu doğru olabilir kendisi hakikaten sabetaycılığın dini tarafında değildir, kişisel anlamda bilmiyor olabilir.Ama ailesinin bu işle alakasının olmadığını söylüyor ki bunu kendi ifadesiyle yalanladı.Büyük babam benim bimediğim bir lisanla dua ediyordu dedi.İpekçi ailesi bu cemaatın gelmiş geçmiş ...ailesi içlerinden birinin bakan olması, Abdi İpekçi’nin burdan çıkması beni ilgilendirmiyor.Ben o ailenin dini yapısına bakıyorum.

----Sizin yayınladığınız kitapları çok değişik yerlerde görebiliyoruz.Geçen Beşiktaş’taki kitap fuarında yahudilerin Gözlem Yayınevi’nin standında kitaplarınızı gördüm bu ilginç geldi bana.

----Bu ticari bir şey.Ama yahudi cemaatı nasıl bakıyor belki onu açmak lazım.

----Olabilir tabii ama ticari bakmak bana biraz olayı küçültmek gibi geliyor.Onların bütün cimri yahudi fıkralarına rağmen bu kitaplara ticari bakacaklarını zannetmiyorum.

----Yahudi cemaatı benim çıkışıma her hangi bir destek vermedi bir defa.Onu bilmenizi istiyorum.Tabii benim kitaplarım başka yerlerde de satıldı.Yalnız bir nokta var oraya gelmek istiyorum.21. yüzyıl kültürler çağı olacak.Kültürlerin tanındığı ve anlatıldığı bir yüzyıl olacak.İnsanların manevi yönleri ancak kültürleriyle tatmin edilebiliyor.Yani bütün bunlara sosyal antropoloji olarak baktığımız zaman dini de ahlakı da bütün kültür unsurlarını antropolojinin içinde değerlendirmek lazım.Şimdi yahudi cemaatı benim olayımda sessiz kalmayı tercih ediyor, esas tavrı bu.Ve sabetaycılıkla ilgili hiçbir tartışmaya girmiyorlar.Ben de tabii yahudi olmak istiyorum.Benim yahudi olmamı gerçekleştirecek ilk yer Türkiye Yahudi Cemaeatı’dır. Şu anda bütün hukuki ve legal prosedürleri yerine getirerek nihayetinde onlardan bir karar çıkmasını sağlayacağım.Fakat şu anlamda bakmamız lazım.Sabetaycılar ve yahudiler hep içiçe yaşadılar, Selanik’te ve İstanbul’da hep beraber oldular.İspanyol yahudicesi ve fransızca konuştular evlerimizde.Aralarında kültürel bir bağlantı var bir defa.Bu kültürel bağlantı varken insanlar size ne kadar düşmanca davranırsa davransın netice itibariyle siz bu insanlarla aynı kanı taşıyorsunuz ve aynı kültürel geni taşıyorsunuz.Bir seferad yahudisiyle bir sabetaycı arasındaki ilişki çok tabii olarak bir ermeniyle yahudi arasında olamaz.

----Bir azınlık cemaatına mensup olmak, sabetaycı bir cemaat mensubu olmak ve cemaatın kararlarına, yaşayış tarzına karşı çıkmak nasıl bir duygudur?

----Şimdi sizin bunu hissetmeniz mümkün değil, her zaman çoğunluk olduğunuz için.Bir cemaat içinde yaşadığınız zaman, bir cemaat yönetimi bir karar aldığı zaman cemaatın içindeki insanların bu karara karşı hareket etmeleri, şuna neden olur.Cemaat sizi dışlar ve dışta kalırsınız.Bu cemaattan çıkarılmak bir insanın başına gelebilecek en büyük felakettir.Çünkü siz zaten toplum içinde yalnızsınızdır, bu sefer hepten yalnız kalırsınız.Anlatabiliyor muyum? Şuna gelmek istiyorum, yahudiler Osmanlı döneminde ben inanarak söylüyorum bunu, hiç bir zaman Osmanlı Devletinin yıkılması için bir çaba sarf etmediler buna katiyen inanmıyorum.Selanik’te siyonizme girenler, işte bir devlet kurulması için harekette bulunanlar olabilir.Bunları bütün bir yahudi cemaatı için söylemeye imkan yoktur.Genel hatlarıyla baktığınız zaman İstanbul yahudilerinin, Türkiye yahudi cemaatının millet-i sadıka olduğunu söyleyebilirsiniz, buna hakikaten inanıyorum.Şimdi sabetaycı cemaatın ileri gelenlerinden biri konumunda bir insan olan Halil Bezmen olayını ele alalım.Cemaattan bir takım kişilerden para topluyor ve Amerika’ya gidiyor.

-----Sabetaycılardan para mı topladı Halil Bezmen?

-----Evet bir çok insandan para topladı.Ve sonra Amerika’ya kaçtı.Oraya gidip diyor ki “biz Türkiye’de baskı gördük.Bize dini baskı yapıldı, bu yüzden ben kimliğimi gizlemek zorunda kaldım”.Buna bir sabetaycı kalkıp cevap vermiyor.Buna ben cevap vermek zorunda kalıyorum.Bir cemaat okulundaki yolsuzluk olayından dolayı Milli Eğitim Bakanlığı’na müracaat ettim.Devlet “bu cemaatın kendi iç sorunudur” diyor.Devlet hala Osmanlı’daki gibi düşünüyor.Bunu dünyanın başka bir yerinde görmek mümkün değil.Ne var ki devletin mekanizmasına zarar verecekleri noktaya kadar, onlara karışmıyor.Hahambaşılık seçimine, cemaat yöneticilerinin seçimine hiç karışmaz.Bir yönetici seçildiği zaman 30-40 sene göreve devam ediyor.Peki bu cemaatta hiç mi demokrasi yok.Devlet buna hiç karışmaz.Devletin yaptığı çok açık bir mantıktır.Cemaatlerde maalesef demokrasi olmaz, olamaz.Gönül ister ki tıpkı Amerika’da olduğu gibi, Türkiye yahudi cemaatı içinde, Rum Cemaatı içinde, Ermeni cemaatı içinde de özgürce tartışma yapılabilsin.Ben bu anlamda yalnız bir insanım.Cematım beni her anlamda dışlamıştır.Hiçbir zaman Sabetaycılığın ulu orta konuşulmasını istemezler.

----Sabetaycılık gizlene gizlene giderek asimile olabilir mi?

----Bakın sabataycılığın iki noktası var.Bu iki noktanın kesinlikle ortadan kalkmaması lazım.Birincisi sabetaycıların ortaya koydukları din felsefesinin anlaşılması gerekir.Sabataycıların elinde bulunan kitapların açıklanması, yayınlanması, halka yayılması gerekir.İkinci ciddi sorun şudur.Sabetaycılık bir sosyal hadisedir.Bir kültür varlığıdır.Yaşayış tarzı farklıdır, oturmuş olduğu evin mimari tarzı farklıdır.


-----Bugün Türkiye’de etkin konumda sabetaycılar var mı?
-----Ben şuna karşı çıkarım.Sabetaycı bir kişi sabetaycı kişiliğini kullanıp bugün artık globalleşme sürecinde çok girift problemler yaşayan ulus devlet modelinde kalkıp dış ülkelerde kendi çıkarları uğruna dini kimliğini kullanıp bir takım çıkarlar elde ediyorsa buna karşıyım.A şahsı gidip “efendim benim kökenim şu, beni cumhurbaşkanı yapın” diye bir mesaj veriyorsa bu yanlıştır.Eğer böyle tavırlar olursa ben de çıkar onların kimliğini anlatırım.On senedir sabetaycılık yahudiliğin içinden çıkmıştır, onun bir parçasıdır diyorum.Sabetaycılar bunu Türkiye’de reddedip, Amerika’da kullanmaya çalışırlarsa o zaman bu problem olur.Bakın ben bir şey söylüyorum.Gidin Kuzguncuk’a orda dünyanın hiçbir tarafında olmayan bir şey göreceksiniz.Cami-sinegog-kilise yanyana.Dünyada başka hiçbir yerde bunu göremezsiniz.Cumartesi insanlar sinegoglarına gidiyor, pazar günü kilisesine gidenler var, camide duasını edenler var.Ve üçü de yanyana.Kabahat bizde kabahat Türkiye’de yaşayan aydınlarda.Türkiye’yi dünyaya anlatamıyoruz.Sonra karşımıza acaayip problemler çıkıyor hiç beklemediğimiz bir anda.Soykırımı iddiaları gibi.Diyeceksiniz ki, çok işimiz var yapamıyoruz.Bu bir bahane değil.Çünkü biz bir şeyi keşfetmiyoruz.Keşfedilmiş olanı sergilemkten, duyurmaktan aciziz.Eğer biz bunları keşfetmiye çalışsaydık demek ki, hiçbir şey yapamayacaktık.

----Ben sizin çabalarınızın Türkiye’yi ve Türkiye’deki azınlık kültürlerini dünyaya anlatma bakımından çok faydalı olduğuna inanıyorum.Vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ediyorum.

----Asıl ben teşekkür ediyorum, bana bu fırsatı verdiğiniz için...


Şubat 29, 2012, 11:10:45 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2941
  • Cinsiyet: Bay

audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ocak 28, 2013, 12:19:55 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2941
  • Cinsiyet: Bay

İlk okuduğumda tam anlamamıştım lakin ikinci defa okuduğumda farklı ve yararlı bilgiler edindim . Zaten sorun ön yargılardan ve birbirimizi anlamamaktan kaynaklanıyor. Biz Anadolu da yaşayan Türklerin ne yazık ki Selanikteki halklar kadar ilerici ve çağdaş olamayışımızdan dolayı geri kaldık , sonuçta Ülke yönetiminde okumuş İnsana duyulan ihtiyaçtan dolayı bu İnsanlar ön plana çıktı .Bu kadar basit ...
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ocak 28, 2013, 01:16:19 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1730
  • Cinsiyet: Bay

     Sebetaycılık ile ilgili birkaç  kitap okudum. Bunlardan biri "Tevrat'ın Türk Evlatları" yazarının ismi şimdi aklıma gelmedi ama Sayın İlber Ortaylı'nın da katkıları olan bir kitaptı. İki sene önce bir dostuma okumak üzere verdim hala daha iade etmedi. Bir diğeri de Yalçın KÜÇÜK'ün kitabı ama onunda ismini unuttum, zira onu da bir dostuma verdim ama henüz iade edilmedi.Bundan sonra da kimseye kitap vermemeye söz verdim kendime.
       Kitaplarda Ülkemizde elit olarak bilinen çok büyük bir kitlenin ailelerin isimleri de verilerek  Sebatay oldukları açıkça anlatılıyor.
       Davet edilseler bile Sebetay'ların koşarak İsraile gideceklerine ihtimal vermiyorum. Bazılarını yakından tanıma fırsatı buldum. Gerçekten Türkiye'yi seviyorlar,bazen Türklerden daha Türkçü oluyorlar.
       Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
5470 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 29, 2012, 09:40:44 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
0 Yanıt
2277 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 26, 2010, 04:26:24 ÖS
Gönderen: sundance
5 Yanıt
8155 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 27, 2013, 09:18:37 ÖÖ
Gönderen: Melina
0 Yanıt
3457 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 05, 2011, 07:00:17 ÖS
Gönderen: karahan
23 Yanıt
16107 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 24, 2018, 01:09:58 ÖS
Gönderen: Farmakoloji
49 Yanıt
15029 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 19, 2017, 12:10:42 ÖÖ
Gönderen: night manager
4 Yanıt
2996 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 25, 2012, 10:15:49 ÖS
Gönderen: Alşah
4 Yanıt
2700 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 27, 2013, 09:57:30 ÖÖ
Gönderen: karahan
0 Yanıt
2005 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 31, 2013, 02:41:15 ÖS
Gönderen: enelsır
0 Yanıt
1919 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 09, 2013, 06:00:10 ÖS
Gönderen: Melina