Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Filozoflar ve İlk Çağ  (Okunma sayısı 3848 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 03, 2009, 03:58:54 ös

 1) İLKÇAĞ FELSEFESİ

Thales
Anaximandros
Aneximenes
Pyhtagoras
Herakleitos
Parmenides
Zenon
Empedokles
Anaxsagoras
Demokritos
Sofistler
Sokrates
Platon
Aristoteles
Archimedes

2) HELLENİSTİK DÖNEM

Stoalılar
Epiküros
Akademi
Septikler
Philon
Plotinos

3) ORTAÇAĞ FELSEFESİ

Gnostikler
Augustinus
Anselmus
Roscelinus
Albertus Magnus
Aquinolu Thomas
Duns Scotus
Ockhamlı William
Tümeller Tartışması

4) İSLAM FELSEFESİ

El-Kindi
Muhyiddin el-Arabi
Ebu Bekir er-Razi
Farabi
İbn-i Rüşt
İbn-i Sina
Gazzali
İbn-i Bacce
İbn-i Tufeyl
Sühreverdi
Sadreddin Konevi
 İbn-i Haldun
İslam Felsefesinde  Ekoller
 

5) RÖNESANS FELSEFESİ

Machiavelli
Bodin
Kopernik
F.Bacon
 

6) 17.YÜZYIL FELSEFESİ

Descartes
Pascal
Hobbes
Geulincx
Malebranche
Spinoza
Leibniz

 7) 18.YÜZYIL FELSEFESİ

Locke
Berkeley
Hume
La Mettrie
Kant
Fichte
Schelling
Rousseau
Voltaire
Montesquieu
A.Smith
Condorcet
Hegel

8. 19. YÜZYIL FELSEFESİ

William Godwin
Pierre-Joseph Proudhon
Saint Simon
Comte
K.Marx
Kierkegaard
Nietzsche
Bergson
J.Bentham
W.James
J.Dewey
Darwin
H.Spencer
Reuerbach
Bakunin
Schopenhauer
Schiller
Durkheim

9) 20. YÜZYIL FELSEFESİ

E.Husserl
K.Popper
L.Wittgenstein
Gramsci
İrigaray
M.Heidegger
J.Habermas
Derrida
Ayn Rand
Adorno
Deleuze
Foucault
Baudrillard
Levi-Strauss
J.P.Sartre
A.Camus
A.Einstein
Simone De Beauvoir
Lyotard
Hayek
Varoloşçuluk
Postmodenizm
 
Eminim eklemeyi atladığım bir çok filozof bulunmasıyla birlikte böyle bir paylaşmıda bulunma amacım tamamiyle şudur:

İlk çağ ve Helenistik dönem filozofları ve düşünceleri incelendiğinde, düşünceleri bazen bizlere basit, bazı düşünceleriyse halen karmaşık gelmektedir.

Ancak göz önünde bulundurulması gereken yegane nokta şudur ki:

Yeterli bilgi birikiminin olmadığı dönemlerde, bu düşünürler aslında kendilerinden sonra gelecek bir çok filozofa öncülük ettikleri gibi onlarla kıyaslandığında çok daha değerli çalışmalara imza atmışlardır.


Sokrates, Platon, Aristoteles, Archimedes ve diğer ilk çağ filozofları ve Helenistik dönemde ortaya çıkan düşünce akımları, insanlık tarihinin şekillenmesinde oldukça büyük bir öneme sahip oldukları gibi halende ışık tutmaktadırlar.

Peki o dönemlerde bu büyük düşünürler, geçmişten gelen bir bilgi biriki mi olmadan nasıl ortaya çıkabildiler?

Benim bu konuda ki şahsi yorumum tamamiyle, dini baskıların ve dogmaların olmayışı ve buna dayalı ortaya çıkmış olan özgür düşünce ortamıdır.

SAYGILARIMLA...
Ben, ben olanım


Aralık 03, 2009, 06:30:01 ös
Yanıtla #1
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Özellikle Antik Helen uygarlıklarındaki düşünürlerin öyle birdenbire ortaya çıkmadığını bilmeliyiz. Genek bilgi gerek esin kaynakları vardır. Bu kaynakların kimisi Antik Mısır'da, kimisi Mezopotamya'da kimisi Doğu'dadır. Aslında apayrı da değildirler; yer yer örtüşme gösterir ancak yerel kültürlerin etkisi nedeniyle farklılıklar da sergilerler. Tam bilgimiz olmadığı için bunlara Amerika'dakileri ekleyemiyoruz.

Bu kaynaklardan edinilmiş bilgi ve düşünülerin çoğu, Antik Helen uygarlıklarına ezoterik kurumlarda aktarılmıştır. Nitekim bu nedenle de Antik Helen uygarlıklarının sadece ekzoterik ortamlara yansıyan bilgi ve düşünülerini iyi biliyor ama ezoterik ortamda kalmış olanlarını ancak yüzeysel düzeyde ve karşılaştırmalar yaparak, yorumlara bağlayarak olabildiğince edinebiliyoruz.

Ezoterizm, daha sonra da devam etmiştir. O kurumlardaki bilgi, tasarım ve düşünülere iliştkin bizim bildiklerimiz ne yazık ki hayli noksandır. Bizae yansımış olanları sadece apaçık olanlarıdır.

Sevgiler.


 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Temmuz 26, 2012, 10:06:59 öö
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

İlk Çağ filozoflarının ortaya çıkışında 'şehir devletleri halinde örgütlenme, serbest düşünce, kolonicilik, kölelik, iklim' gibi pek çok neden sayılsa da ben şahsen dil konusunun da ayrı bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum. Düşünce büyük ölçüde dilin bünyesindeki olanakları kullanmak durumundadır. Bu konuya "dilde olmayan şey düşünülemez" gibi determinist bir katılıkla yaklaşmıyor olsam da yine de dilin düşüncenin geliştiği bir toprak görevini görmeye yakın olduğunu düşünme eğilimindeyim. Bu bakımdan, Antik Yunanca'da hiçbir modern dilde bulunmayan "middle voice" denen aktif/pasif özne/nesne arasında bulunan gramatik bir imkan vardır. Bu ara sesin çok uzak bir yansıması Heidegger'e göre "genitive" yapılarda bulunmaktadır. Örneğin; "love of God" ifadesinde Tanrı'nın sevilen mi yoksa seven mi olduğu tam olarak anlaşılamamaktadır. Yani Tanrı hem nesne hem de özne, ikisinin arasındadır. Bunun İlk Çağ filozoflarının, özellikle Sokrates öncesi kozmologların tarafsız süreçlerden oluşan ve bir öznesi/nesnesi bulunmayan evren (kosmos) tasavvurlarına izin verdiğini düşünüyorum. Dilimiz bu imkandan yoksun olduğu için belki de bazı İlk Çağ düşünürlerinin düşünceleri geçen 2500 yıla rağmen bize hala karmaşık geliyordur. Kanaatimce onları, örneğin Parmenides'i ve Heraclitus'u, asla gerçekten anlayamayacağız.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
2878 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 15, 2007, 12:09:17 öö
Gönderen: nietzsche