Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Rennes-la-Château Olayları – 9 (Parşömenler)  (Okunma sayısı 2268 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 20, 2010, 09:35:43 öö
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay





Rennes-la-Château köyünün önceki rahibi Antoine Bigou’nun yazdığı parşömenlerden birinde, Markus İncili’nin ikinci, Luka İncili’nin altıncı ve Matta İncili’nin on ikinci bölümünde geçen bir anlatım aktarılmıştı. Ancak bu yazı kaleme alınırken, kasten birtakım hatalar yapılmış olduğu için okunduğunda iyi anlaşılamıyor, İncil’i iyi bilenler burada kötü bir Latince kullanılmış olduğu izlenimine kapılıyordu.

Oysa yazının anlaşılması değil, şifresinin çözülerek ardında verilen mesajın ortaya çıkarılması gerekiyordu.

Parşömenlerin birindeki yazının orta yerine üç haç yerleştirilmişti. En üstte bir üçgen, bunun üstünde sanki kendi içine bir “I” harfi eklenmiş gibi bir “M” harfi görülüyordu. En alta ise “Redis bles solis saceradotibus” (Yalnızca inisiye olanlar için) diye bir söz ile “P” ve “S” harfleri yer almaktaydı.

Buradaki “P” ve “S” harflerinin, Prieuré de Sion anlamına geldiği bellidir. Nitekim satır sonlarındaki harfler birleştirilecek olursa, ortada düşey olarak “SION” yazılmış olduğu da dikkati çeker.

Buradaki şifrenin nasıl çözüldüğünü, mesajın nasıl çıkarıldığını anlatmakla uzun boylu uğraşmayalım... Çözümlemenin sonunda ulaşılan söz şudur:

“Hazine Kral 2. Dagobert ile Siyon’a aittir ve ölü işte orada.”

Bu açıklama üzerine yapılmış en çarpıcı spekülasyonlardan birine göre; burada “ölü” olarak sözü edilen kişi İsa’dır.

Zaten 2. Dagobert de İsa ile özdeşleştirilmiştir.

Guercino’nun tablosunda Merovenjler için duyulan hüzün yansıtılmıştır.

Nicolas Poussin’in tablosunda, İsa’nın mezarı gösterilmiştir.

Bu yorum Hıristiyan inancına kesinlikle aykırıdır.

Bunun tam yeri, parşömenin şifreleri çözüldüğünde ortaya çıkan birtakım geometrik hesaplar ile belirleniyor; şayet doğru yapılacak olursa...

İkinci parşömendeki metinin kapsamı da dosdoğru okununca İncil’den alınmaydı. Bunun şifresini çözebilmek için ise, satranç bilmek gerekiyordu. Çünkü buradaki mesaj, parşömenin üzerindeki harflerin, satranç oyunundaki bir atın hareketini izleyip seçilmesi, -iki yatay bir düşey ya da iki düşey bir yatay gidilerek- sonra bunların art arda getirilmesiyle çıkıyordu.

Bu işlem yapılınca, belirlenen mesaj şöyle:

“Bayan çobanın çekiciliği (cazibesi) yok. Poussin ve Teniers anahtara sahip. Barış 681. Haç ve Tanrı’nın bu atı ile bu bekçi ifritin işini bitirdim. Öğle vaktinde mavi elmalar.”

Burada da ne denilmek istendiği pek anlaşılamıyor.

Elbette Nicolas Poussin ile David Teniers’in tablolarından söz edildiği açıkça belli. Nitekim Bérenger’in bu iki tabloyu satın alışının bir gerekçesi de işte bu olsa gerek: Anahtarı bulmak.

Bu mesajın kapsamı, ister istemez birtakım sorulara yol açıyor.

İlki, “Barış 681” ne demek?

Bu konuda da yapılmış spekülasyonların haddi hesabı yok. Hiçbirinden mantıklı bir sonuç çıkmıyor. Hiçbiri tam ve kesin bir açıklamaya bağlanmıyor.

Belki de burada “barış” anlamına gelen “pax” sözcüğü ile “681” sayısını birbirinden ayrı düşünmek gerek. Hatta belki PAX aslında bir sözcük değil, üç ayrı harf. P, A, X. Bu, mezar taşlarından birinin üzerinde de görülüyor.

İkincisi, şu işi bitirilen “bekçi ifrit” kim?

Onun adı Asmodeus... Gerçi bu mesajda işinin bitmiş olduğu belirtilmiş ama daha sonra anlatacaklarıma geldiğimizde Bérenger Saunière’in onunla işinin daha yeni başladığını göreceğiz.

Ya “öğle vaktindeki mavi elmalar” neyin nesi?

İşte onun açıklaması daha kolay.

Her yıl 17 Ocak gününde, hava açıksa, Rennes-la-Château köyündeki kilisede ilginç bir olay izlenir. Pencerelerden birindeki vitraydan öğle zamanı yansıyan güneş ışığı, sanki bir çift mavi elma figürü gibi kilisenin döşemesi üzerine düşer. Güneşin hareketiyle dolaşır; sonra gidip sunak taşının üzerinde durur. Bir süre sonra ise soluklaşıp yok olur.

Böylece, kilisedeki sunak taşına dikkat çekiliyordu. Buna göre, sunak taşının bulunduğu yerde birtakım sırlar gizliydi.

İnsan ister istemez soruyor: «Bu konu zaten oraya konmuş olan belgede geçtiğine göre, bundan söz etmenin ne anlamı var?»

Doğru mu yanlış mı olduğu bilemem ama bu bağlamda yapılan açıklama şöyle:

“Antoine Bigou, aslında sunak taşının altına sadece kendisine emanet edilmiş belgeleri yerleştirmek niyetindeydi. Bunların yerini de bu mesajıyla açıklamış olacaktı. Sonra ya bunu unuttu ya da bir başka şey düşünüp kendi düzenlediği belgeleri de aynı yere koydu. Bérenger bu belgeleri bir rastlantı sonucu bulmasaydı, vasiyetname ile soy ağacı çizelgesine ancak parşömendeki gizli mesajın çözümlenmesinden sonra ulaşılabilecekti. Vasiyetnamede geçen anlatım ile tablolardan elde edilen bilgi birleştirilince, hazinenin yerini bulma olanağı elde edilecekti.”

Peki ama hangi hazine?

İşte şimdi durum değişiyor. Bir de şu “Rennes’te altın” sözü var. Artık buradaki hazine, doğrudan altın olmalı; başka bir şey değil.

Bérenger Saunière, Paris’ten Carcassone’a dönerken artık çok farklı bir adamdı. Bundan böyle rahip falan sayılmazdı. Hem paralı hem önemli bir kişi olup çıkmıştı.

Köyüne dönmeden önce, elbette Carcassonne piskoposuna uğrayarak niçin bu kadar geç kalmış olduğunu anlatmak zorundaydı. Onunla neleri paylaştığı, neleri ise sadece kendine sakladığı bilinmiyor. Fakat piskopostan herhangi bir tepki görmediği, bu kadar geç kalmış olmasından ötürü cezalandırılmadığı kesinlikle biliniyor. Belki usulen şöyle bir azar işitmiş olabilir ama hepsi o kadar...

Köyüne döner dönmez ilk işi ise, eline bir taşçı çekici alıp mezar taşının bulunduğu yere gitmek oldu. Taşın üzerindeki yazıları çekiçle bozarak okunamaz hale getirdi. Zaten bu nedenle şayet kopyasını bir kağıda çıkarmış olmasaydı, bugün biz de o taşları bulsak ve görsek bile üzerindekileri okuyamayacaktık. Şayet Bérenger bu kopyalama işinde bir hata yaptıysa, günahı onun boynuna!

Anlatımlarımın bu aşamasında, olayların sonrasına gelmeden önce çok ileri tarihlere atlayarak ortaya çıkan ilginç bir durumdan söz etmek istiyorum. Hem şu mezar taşları ile ilgili anlatım da böylece bir sonuca bağlanmış olur diye düşünüyorum.

20. yüzyılın ikinci yarısında, Rennes-la-Château köyü ve çevresine ilişkin anlatılanlar üzerine burası hayli turist çeken bir bölge olup çıktı. Söz konusu mezar taşları yeni baştan yazılıp, Rennes-la-Château ile Couiza arasındaki yolun yanı başında bir yere kondu. Sanki Bérenger Saunière onları tam orada keşfetmiş, hiç bozmamış, hâlâ aynı yerde özgün halleriyle duruyorlarmış gibi...

Merakla Rennes-la-Château’ya gelen turistler, yol üzerinde durup bu taşları inceliyor, fotoğraf çekiyor, elbette hayli gürültü patırtı ediyordu. Buraları artık eskisi gibi sessiz sakin değildi.

O göstermelik mezar taşlarının yerleştirilmiş olduğu yerin hemen yakınında oturan bir adam, ikide birde burada duraklayıp dünya kadar şamata eden turistlerden rahatsız oluyordu. Sonunda sabrı taştı ve sanki başka bir çaresi yokmuş gibi taşları dinamitle parçaladı.

Artık Rennes-la-Château köyü çok ünlüydü. Gelen giden meraklı turistler, gazeteciler ve araştırmacılarla dolup taşıyordu. Bir müze kuruldu. Mezar taşlarının da yenileri yapılarak oraya kondu. Gerçeği bilen biliyordu ama yutan daha çoktu. Hep öyle olmaz mı?

Bunların kâğıda çıkarılmış kopyaları ile Antoine Bigou tarafından yazılmış olan şu parşömenlere gelince... İşte onlar yıllarca birtakım kimselerin elinde dolaşmış. Sonunda, Paris’teki Milli Kütüphane’de, “Dossiers Secrets” (Gizli Dosyalar) olarak anılan bir arşive konmuş. (İş bu noktaya gelince Sayın Amerbach'ın itiraz edeceğini biliyorum.)






İşin yıllar sonrası özetle böyle… İzleyen bölümde geriye dönüp, Rennes-la-Château köyünde Bérenger Saunière daha neler yapmış, ona bakacağız.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
4 Yanıt
2328 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 05, 2019, 10:06:25 ös
Gönderen: ebedicirak
0 Yanıt
2201 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 13, 2010, 09:44:23 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2053 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 14, 2010, 11:23:44 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3121 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 15, 2010, 02:32:01 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1860 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 16, 2010, 08:15:18 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2113 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 17, 2010, 08:25:01 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2331 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 18, 2010, 08:32:43 öö
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
4895 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 19, 2010, 11:41:46 ös
Gönderen: AKTUĞ
0 Yanıt
3712 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 21, 2010, 09:41:13 öö
Gönderen: ADAM
4 Yanıt
3780 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 22, 2011, 08:21:55 öö
Gönderen: ADAM