Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: BÜYÜK LOCA - YÜKSEK DERECE ÖRGÜTÜ İLİŞKİLERİ (1)  (Okunma sayısı 4099 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 14, 2010, 10:55:33 ÖÖ
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7247
  • Cinsiyet: Bay




Bu konuya girerken, aslında başka başlıklar altında sözü edilmiş bazı ön bilgileri anımsatmakta yarar var.

Bir büyük loca ve kendisine bağlı localar Masonluğun “simgesel dereceler” olarak da anılan ilk üç derecesinde çalışır. Bunlar, “çırak”, “kalfa” ve “üstat” dereceleridir. Tarihsel bakımdan eski meslek kuruluşlarından alınma bu dereceler, günümüzde Masonluğun temelini oluşturur.

Fakat Masonluk simgesel dereceler ile bitmez. 18. yüzyıldaki emekleme dönemindeyken bile bu üç derecenin üzerine daha birçok derece eklenmiştir. Bazı mason kuruluşlarınca “yüksek dereceler”, bazılarınca “ileri dereceler” anlamına gelen terimlerle anılan bu derecelerin varlığı genel olarak Masonlukta “rit” olgusunu ortaya çıkarır. Sadece simgesel dereceler üzerine kurulu bir ritten söz etme olanağı pek yoktur.

Burada, simgesel dereceleri izleyen dereceler bakımından farklı terim seçiminin gerekçesine hiç girmeyecek, “yüksek derece” terimini kullanacağım. Önemli olan, kullanılan bu terimle neyin belirtilmek istendiğinin anlaşılması olmalı. Masonluktaki ritlerin ve bir rit olarak anılmayan diğer birtakım dizgelerin incelenmesi de apayrı bir konu olduğu için ona da girmeyeceğim. [Zaten Masonluktaki ritleri birçok bakımdan ayrıntılarıyla daha önce birçok başlık altında bu foruma yerleştirmiştim.]

Büyük localar, Masonluğun yüksek dereceleriyle doğrudan ilgilenmez yani localarında bu derecelerde herhangi bir çalışma yapılmaz. Ancak, hemen her büyük locanın, yüksek derecelerde çalışmakta olan ve bu derecelerde çalışan, genellikle “loca” değil de “atölye” denilen birimleri yöneten en az bir mason kuruluşu ile ilişkisi vardır.

Bu ilişkinin gerekçesi, yüksek derecelerde çalışmakta olan mason örgütünün, kendi üyeliğine alacağı masonların “düzenli locaların düzenli üyeleri” olmasının gerekmesidir. Kuşkusuz burada “düzen” kavramı her mason kuruluşunun kendi tutum ve anlayışına göre tanımlanır. [Bu konuyu bir başka başlık altında uzun uzun anlatmıştım.] Konu bir büyük loca ile yüksek derecelerde çalışan bir mason örgütü arasındaki ilişkiler olduğunda, bu ilişkinin kurulabilmesi için, “düzen” kavramı bakımından her iki kuruluşun uyum içinde olması gerekir.

Böyle bir ilişkinin en önemli ilkesi, büyük locanın yüksek derecelerde yapılan çalışmalara karışmaması, localarının bu derecelerde çalışma yapmasına izin vermemesidir. Kuşkusuz bu ilke tek yönlü değildir. Buna karşılık, yüksek dereceleri yöneten organ da simgesel derecelerde yapılan çalışmalara karışmaz.

Büyük loca ile yüksek derecelerin otoriter yönetici organı arasında, bu karşılıklı uyuşmanın temel kurallarını, özellikle iki kuruluş arasındaki protokolü belirleyen bir sözleşme yapılır. Türk Masonluğunda böyle bir anlaşmaya öteden beri “konkordato” denilmektedir.

Ancak bu noktada şunu da belirtmek isterim: Böyle bir ilişkinin kurulabilmesi için ille de bir sözleşme yapılması da gerekmez. Bu bağlamda iyi niyete ve karşılıklı anlayışa dayanan, sözleşmesiz bir ilişki de kurulabilir. [Nitekim bu anlatımın ikinci bölümünde Türkiye’de var olan her iki tür uygulamadan söz edeceğim.]

Batı ülkelerinde çeşitli mason ritleri ve masonik sistemler, bunlardan her birinin ayrı ayrı yönetsel organları ya da egemen otoriteleri vardır. Bir büyük loca aynı anda bu farklı ritlerin yönetsel organ ya da egemen otoriteriyle anlaşmaya da varabilir. Bir diğer deyişle, ilgili yüksek derece örgütü karşı çıkmadığı sürece bir büyük loca birçok yüksek derece örgütüyle ilişkide bulunabilir. Buna karşılık, bir yüksek derece örgütünün aynı anda birçok büyük loca ile ayrı ayrı ilişkisi bulunabilir.

Bir mason riti ya da sisteminin iki ayrı tür yapılanması olabilir. Bunlara bir ad koymak gerekirse, birini “evrensel yapılanma”, diğeri “bağımsız yapılanma” olarak nitelendirebiliriz.

Burada benim “evrensel yapılanma” olarak adlandırdığım örgütlenme tarzında, ritin tüm dünyada egemen tek bir yönetici otoritesi vardır. Çeşitli ülkelerdeki örgütlerin hepsi bu merkezî otoriteye bağlıdır. Buna karşılık, “bağımsız yapılanma” dediğim örgütlenme tarzında ise, ritin her ülkede ayrı bir egemen otoritesi vardır; bu egemen otoritenin bir yetki alanı tanımlanmıştır ki buna “jürisdiksiyon” denir. Jürisdiksiyon, genellikle bir ülke sınırıyla özdeşleşir ama bunun istisnaları da vardır.

Bazı ritlerde simgesel derecelerde çalışmakta olan localar da ritin egemen otoritesinin yönetimi altındadır; çünkü o ritin kuruluş tarzı öyledir. Örneğin Uluslararası İnsan Hakları Karma Riti (Rite Mixte Internationale - Droit Humain) böyle bir rittir.

Çoğu ritlerde ise, yukarıda belirtmiş olduğum üzere, ritin egemen otoritesine bağlı olarak çalışan atölyeler, simgesel dereceleri çalışmaları dışında bırakır ve sadece yüksek derecelerle ilgilenir. Dünya yüzündeki en yaygın mason riti olan Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nde yerleşmiş uygulama böyledir. Ancak bu rit, bu tür uygulamanın tek örneği değildir.

Hangi tarz yapılanma söz konusu olursa olsun, bir ritin egemen otoritesi mutlaka o ritin en yüksek derecesindeki masonlardan oluşur. Demokratik yöntem, ancak bu egemen otoritenin kendi içinde ve bu egemen otoriteye bağlı atölyelerin kendi içlerinde yaptıkları seçimlerde söz konusudur. Dolayısıyla herhangi bir mason ritinin genel yönetiminin “otokratik” olduğu söylenebilir. Bu doğal bir olgudur; çağın koşullarına uyup uymadığı tartışılabilir ama Masonluğun tarihi ve geleneksel yapılanması bakımından yadırganmaması gerekir.

Türkiye’de, öteden beri bir tek mason riti uygulanmaktadır: Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti. Dolayısıyla, ülkemizde “yüksek dereceler”e değinildiğinde, bu doğrudan “Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin yüksek dereceleri” anlamına gelmektedir. Bu ritin yurdumuzdaki egemen otoritesi, Türkçedeki tam sözlük karşılığı “yüksek kurul” olan terimlerle anılır. Fakat Türkçede böyle bir terim hiç kullanılmamış, öteden beri ya “yüksek şûra” ya da “süprem konsey” denmiştir.

Şimdi bu noktada duralım ve büyük loca ile yüksek şûra ya da süprem konsey arasında nasıl bir ilişki kurulduğuna bakmayı izleyecek bölüme bırakalım.



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
3 Yanıt
3533 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 06, 2011, 08:46:56 ÖÖ
Gönderen: ADAM
43 Yanıt
33872 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 22, 2013, 11:26:30 ÖS
Gönderen: VARLIK
1 Yanıt
2874 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 10, 2009, 09:39:36 ÖÖ
Gönderen: khanjar
0 Yanıt
3292 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 03, 2010, 08:34:26 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2658 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 10, 2010, 10:45:42 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2224 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 11, 2010, 08:13:11 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2118 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 07, 2010, 12:47:05 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3046 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 15, 2010, 11:00:33 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2923 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 30, 2010, 03:44:37 ÖS
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
5681 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 16, 2013, 12:24:36 ÖÖ
Gönderen: park10