Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: İsmail’in Yayınlanmamış Bölümü  (Okunma sayısı 2036 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 28, 2010, 01:14:06 ÖS
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Dostumuz Urban Scout,  Daniel Quinn’in İsmail adlı romanında  yayınlanmamış bir bölümünü keşfetti – Aslına bakarsanız  yazı Daniel Quinn tarafından yazılmadı. Aşağıda Urban scout’ın yazdığı bir bölümü okuyacaksınız.  Berk Demir’e metnin çevirisi için teşekkür ediyorum.



Bölüm 10

Ertesi gün oraya vardığımda, İsmail uyuyor gibiydi. Sandalyeye oturdum ve bir süre bekledim. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Pencereye vurup uyandırmalı mıydım yoksa daha sonra mı gelmeliydim? Uyandırırsam kaba mı olurdu? 450 kiloluk bir gorili ürkütmenin aptalca olduğunu düşünerek daha sonra gelmeye karar verdim. Gitmek için kapıyı açtığım anda İsmail konuşmaya başladı.

Sanki konuşmaya başından beri hazırmış gibi sakin bir sesle “Günaydın” dedi.

Şaşırmış gibi yaparak “Oh, merhaba” diye cevapladım. Konuşmaya başladığında tam da daha fazla uyumak isteyip istemeyeceğini soracaktım.

“Ana Kültür’ün kültürünüz insanlarını esaret altında tutmak için anlattığı hikâyeler üzerine yaptığımız konuşmayı hatırlıyor musun?”

“Tabi ki” dedim.

“Bugün daha detaya ineceğiz. Genelde, öğrencilerim bunu ilk seferde idrak etmekte zorluk çekiyorlar ama eğer dönüp 2. Dünya Savaşı örneğine bakarsak, bahsettiğim noktayı aydınlatmak daha kolay olacak. Daha önce Nazilerin Alman halkını esaret altına almasını tartışmıştık. Nazileri, dünyayı ele geçirmekten alıkoyan şey tam olarak neydi?”

“Sanırım,” bir müddet düşündüm, “müttefik kuvvetlerdi.”

“Bundan daha fazla ayrıntıya inmeni istiyorum. Müttefik kuvvetler, Nazileri durdurmak için ne yaptı?”

“Aylarca süren büyük ölçekli operasyonlar yaptı. Sonunda çabaları işe yaradı. Tüm askeri stratejileri ve savaşları bilmiyorum.”

“Olacak” dedi. “Şimdi, dünyadaki herkesin Hitler’in hikâyesine inandığını varsayalım. Eğer durdurulmamış olsalardı, Ari ırkı dışındaki tüm insanları yok etmeleri sence ne kadar zaman alırdı?”

Anlamaya çalıştığımız şeyin bu olmadığını fark etmeden önce birkaç matematik hesabı yapmaya çalıştım. “Bilmiyorum. Yüz yıl? İki yüz yıl?”

“Şu anda günde iki yüz canlı türün yok olduğunu düşünürsek kültürünüzün yeryüzündeki tüm diğer canlıları yok etmesi ne kadar sürer?”

İsmail’in bunlarla nereye varmaya çalıştığını fark etmeye başlamıştım ve bu hoşuma gitmedi. “Uygarlığa karşı bir savaş başlatmamız gerektiğini mi söylüyorsun?”

“Şiddet kullanılan direnişler ya da “geniş çaplı operasyonlar” olmasaydı, Hitler Ari ırkından olmayan insanları yok etmeyi durdurur muydu?”

“Sanırım, bunu gerçekten bilebilmenin bir yolu yok. Olmuş olaylar üzerinden tahminler yürütemezsin.”

İsmail, bana camın arkasından sert bir bakış attı. “Geçmişini ve inanışlarını düşünürsen, Hitler diğer türleri yok etmek konusundaki düşüncesini değiştirir miydi?”

Tereddüt ettim. “Hayır. Muhtemelen değiştirmezdi. Ama yapabilirdi.”

“Daha az önce, olmuş olaylar üzerinden tahminler yürütemeyeceğimizi söylemedin mi?”

İsmail bakışlarını çekti ve başka taraflara baktı. “Evet, değiştirebilirdi ve kesinlikle tüm Almanlar Hitler’in hikâyesine inanmıyordu. Birçok Alman direniş hareketi vardı. Bazıları Hitler’i öldürmeye çok yaklaşmıştı. Ama karşı güçler direnen Almanların, diğer Almanların bakış açılarını değiştirmesini mi bekledi?”

“Hayır” dedim. Gerçekten de söylediğini düşündüğüm şeyi mi söylüyordu?

“Nazilerin güçlerini korudukları her an, başka bir insan gaz odasına gidiyordu. Benzer şekilde, insanlığınızın gücünü koruduğu her an, yaşam topluluğunun yüzlerce üyesi daha öldürülüyor ya da yok ediliyor.”

Söylediğini düşündüğüm şeyi söylüyordu. “Üzgünüm,” dedim ve gitmek için kalktım. “Geri döneceğimi sanmıyorum.”

“Benim analizlerime katılmadığın için mi?”

Duraksamadan, “Evet” dedim. “Uygarlığa karşı bir savaşa çağırıyorsun. Bu nasıl Nazilerin yaptıklarından farklı olabilir ki? İnsanlığın çoğunu öldürmemiz gerektiğini söylüyorsun.”

“Ben böyle bir şey söylemedim. Sana sadece içinde bulunduğunuz durumu görmenin başka bir yolunu gösteriyorum.”

Tereddüt ettim ancak tekrar oturdum. Tabi ki İsmail ile tamamen zıt değildim. Sadece bu benim için çok fazlaydı.

“Sence tüm Almanların bakış açılarını değiştirmek ne kadar zaman alır?”

“Bir fikrim yok. Uzun bir zaman?”

“Diyelim ki bakış açılarını değiştirdin. Ya sonra?”

“Bilmiyorum. Hitler’i koltuğundan indirmek için oy verirler diye düşünüyorum.”

“Nazilere karşı direnenlerin yaşama şansının direnmeyenlerden daha yüksek olduğunu duymak seni şaşırtır mıydı?”

“Evet, şaşırtır.”

“Seni şaşırtanın ne olduğunu düşünüyorsun?”

Gerçekten de bilmiyordum. “Sanırım bana hep şiddetin asla işe yaramayacağı söylendiğinden.”

“Kesinlikle” dedi. “Bakış açısını değiştirmenin işe yaramayacağını söylediğimi düşünmeni istemiyorum. Tabi ki Almanlar için diğer Almanların bakış açılarını değiştirmek önemliydi. Hitler diğer tüm türleri yok etmeden önce onu ve hikâyesini durdurmak isteyen Almanlar için diğer Almanların bakış açılarını değiştirmek tabi ki önemli. Yeni bir bakış açısına sahip önemli sayıda insan böyle bir direniş hareketi için kesinlikle gerekli olacaktı.”

Çorbaya dönmem için biraz bekledi.

“Nazilerin hikâyesi kesinlikle eski ama nispeten bir ölçüde yeni ve yüzeysel; bu onların tüm kültürel inanç sistemi değildi. Kültürünüzün insanlarının Nazilerinkine göre daha derinlere inen bir hikâyesi var. Tüm dünyanız bu hikâyeye göre şekillendi. Bunu değiştirmek büyük bir başarı gerektirir. Birkaç insan hikâyeyi değiştirebilse de, Hitler gibi, iktidardakiler bu hikâyeden fayda sağlar ve çıkarlarını koruyan askeri gücü kontrol eder. Yeniden soruyorum, dünyadaki herkes Nazilerin hikâyesine inanmış olsaydı diğer tüm ırkları yok etmeleri ne kadar zaman alırdı? Günde iki yüz türün yok olduğunu düşünürsek, sence yaşam topluluğunu kurtarmak için geniş çaplı bir bakış açısı değişikliği yapmaya zaman kaldı mı?”

“Bilmiyorum. Sanırım, kalmadı.”

“Şimdi yeni bir bakış açısının gerekliliğini ama büyük ölçekte olmasının saçmalığını görüyor musun? Yeni bir bakış açısı insanların hareketlerini değiştirmek açısından önemli.”

“Evet” dedim. “Ama bununla mutlu değilim.”

“Neden?”

“Bu..,” göğsümü zorlayan kalbimi hissedebiliyordum. “Korkuyorum.”

“Bu her ikimiz için de iyi. Çünkü esaret altında eğitilirken, hiyerarşi hakkında çok az şey biliyordum. Direniş hareketleri hakkında ise daha da az. Sana göstermeye çalıştığım şey yaşanabilecek başka bir hikâye daha olduğu. Bunun ötesinde, sana oraya nasıl ulaşacağını söyleyemem. Bu senin kendi başına bulabileceğin bir şey.”

Çeviren: Berk Demir
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
16 Yanıt
5320 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 12, 2008, 08:28:54 ÖS
Gönderen: Daemon
1 Yanıt
1978 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 25, 2008, 12:40:56 ÖS
Gönderen: aramis
0 Yanıt
1623 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 13, 2010, 06:19:03 ÖS
Gönderen: Texan
2 Yanıt
4691 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 21, 2011, 05:57:09 ÖS
Gönderen: Mustafa Kemal
0 Yanıt
3165 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 22, 2010, 12:11:31 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
5165 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 14, 2010, 08:23:56 ÖÖ
Gönderen: Waldow
9 Yanıt
5536 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 30, 2011, 03:33:48 ÖS
Gönderen: Zagzagel
3 Yanıt
5281 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 15, 2018, 11:47:16 ÖS
Gönderen: Suat
0 Yanıt
1492 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 04, 2012, 02:36:28 ÖÖ
Gönderen: Anilcanballi
1 Yanıt
1842 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 14, 2013, 11:59:27 ÖS
Gönderen: Etimolog