Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Hasan Sabbah - Alamut Kalesi  (Okunma sayısı 4505 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 18, 2011, 04:50:35 ÖS
  • Ziyaretçi

Herkese Merhaba; Umarım konuyu doğru yerde açmışımdır. Hasan Sabbah'ı çoğumuz çeşitli kitap ve yayınlardan okumuşuzdur. Özellikle Amin Maalouf'un "semerkant" adlı kitabı o dönemi çok iyi anlatmıştır. Hasan Sabbah insanlara cennet vaad edip tarafına çeken ve arkasında bir silahlı örgüt oluşturan çok zeki bir adamdır.

Benim merak ettiğim konu ise sizce Hasan SABBAH'ın insanları etkilemek için kullandığı metodların benzerleri halen kullanılıyor mu?
Ve yaşadığımız yüzyılın Hasan SABBAH'ı sizce kimdir?



Saygılarımla;
« Son Düzenleme: Şubat 18, 2011, 05:16:08 ÖS Gönderen: Nomen est omen »


Nisan 01, 2011, 11:15:45 ÖS
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Hasan Sabbah'ı tanımayanlar için bir bilgi ;

Hasan Sabbah(1035 - 1124), Büyük Selçuklu Devleti zamanında yaşamış olan, tarihin eski ezoterik ve Batıni örgütü fedaayiin (Karşı düşüncedekilere göre de Haşhaşileri) kuran ve ölene kadar liderliğini yapan İranlıdır.

Hayatı
İran’da Kum kentinde dünyaya gelmiştir. Zamanın önde gelen okullarında okuma şansı bulmuştur. Ailesiyle birlikte Rey şehrine gittiğinde burada Şii inancının önderleriyle temas etmiş ve Şiiliği benimsemiştir. Dini çalışmalarını geliştirmek için Fatimiler’in hakim olduğu Kahire’ye gitmiştir. İran’a döndüğünde Selçuklu sarayında yüksek bir memuriyetle işe başlayacaktır.Bazı iddialara göre onun aklında daima padişahlık vardır.[kaynak belirtilmeli] O padişahlık uğuruna doğup büyüdüğü toprakların bağlı bulunduğu Büyük Selçuklu Devleti’ni yıkıp sultan olmak istemiştir.Bu dönemde ünlü yönetici Nizamülmülk’ün emrinde çalışmaya başlamıştır.

Bazı iddialara göre Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah birlikte aynı dönemlerde öğrencidirler ve kim hayatta en çabuk yükselirse diğerlerine yardım edecektir.Ama Nizamülmülk sözünü tutmayınca onuda öldürmüştür. Bu efsanenin doğruluğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır.Çünkü Nizamülmülk ile Hasan Sabbah arasında yaklaşık 40 yıllık yaş farkı vardır. Bundan sonra kesin olarak bilenen ise Hasan Sabbah’ın yoğun dini çalışmalarından sonra örgütlenmeye başladığı ve Alamut kalesini ele geçirip burada üslenmesidir.

Sabbah’ın Alamut’u ele geçirişinden de Semerkant (roman)’da bahsedilir.Romanda bunun İsmaililerin kaynaklarında yazdığı belirtilir.Sabbah önce Alamut’ta İsmailiyeliği yayar.Sonra da kaleye gelir ve komutana kaleyi teslim etmesini,kaledeki askerlerin kendi safına geçtiğini söyler.Komutan kalenin kendisine sultan adına verildiğini ve bunun karşılığında üç bin altın dinar ödediğini söyler.Hasan Sabbah bir kağıda bir şeyler yazar ve söylediği şehre gitmesini söyler.Komutan söylenilen şehre gider ve üçbin altın dinarı noksansız alır.

İslamiyetin tarihinde yaşamış olduğu farklı mezheplerden biri olan Şiilik mezhebi İran’da yaygındır. Bu mezhepin üyelerinin Selçuklu hakimiyetindeki bölgelerde Sünni yöneticiler tarafından baskıya maruz kaldıklarından dolayı Şiilik gizli olarak kendisini varetmiştir. Hasan Sabbah’ın da mensup olduğu İsmailiyye tarikatının inancına göre 12 imamdan yedincisi olan Cafer öldükten sonra oğlu İsmail’i imam tayin etmiştir. Ancak İsmail babasından önce ölmüştür. İsmailiye tarikatı ise İsmail’in ölmediğini ve gizlenmek için ortadan kaybolduğunu, zamanı gelince geri döneceğini savunur. Bunun haricinde Hasan Sabbah’ın bağlı bulunduğu Nizari kolu ise 18. imam Mustansır’dan sonra ise Musta’li değil Nizari’nin gelmesi gerektiğini savunur..

 Ölümü
1124 yılında ölen Hasan Sabbah öldüğünde arkasında güçlü bir silahlı örgüt ve sadece İran’da değil tüm Mezopotamya’da korkulur bir askeri ve siyasal güç bırakmıştır. Tarikat Moğol istilası yıllarına kadar ayakta kalmıştır. Alamut kalesi ise 1256 yılında civarına gelen Moğol komutanı Hülagû Han tarafından normal yollardan ele geçirilemeyince; o yıllarda yeni keşfedilen petrol; kalenin bulunduğu tepenin altına tüneller kazılarak ve bu tünellerin de içlerinde petrol havuzları oluşturularak ateşe verilerek patlatılmış dolayısıylada imha edilerek ele geçirilmiştir. Pratikte ele geçmesi imkânsız olan oldukça dik, sarp kayalıklar üzerinde kurulmuş olan bu kale; tarihte de pek çok güçlü orduya meydan okumuş konumu ve sert savunması nedeniyle asla ele geçirilememiştir.

Semerkant (roman)’da kurgulandığına göre ise kale kendiliğinden teslim olmuştur.Zaten Hasan Sabbah’ın verdiği ruh zayıflamaktadır.Teslim olunduktan sonra kale yakılacaktır.Moğolların hikâyesindeki bir bilgin Alamut kütüphanesindeki kitapları kurtarmak ister.Bir el arabası verilir ve alabileceği kadar alması söylenir.Adam önce Sünni olduğu için Kur’an’ları kurtarır.Sonra da uzun uzun kitaplara dalar.Vaktin geç olduğu konusunda uyarı gelince önündeki kitapları kaparak çıkar.Ve orada dünyadaki bir sürü şey hakkında bilgi içeren ve nüshası bulunmayan bir sürü kitap yanar.

 Mirası
Hasan Sabbah ve yandaşlarının da bağlı oldukları Nizari İsmailiyesi’nin günümüzde temsilciliğini Hindistanda yaşayan ünlü Ağa Han ailesi yapmaktadır.Bu da bu düşüncenin Hindistana kadar yayıldığı anlamına gelmektedir.

 Bana göre günümüz Hasan Sabbah'ı Fethullah Gülen'dir.Bence bu devirde insanları yine manevi vaatlerle kandırıp üstlerinden para ve mevki elde eden tek insandır.


Nisan 03, 2011, 01:43:58 ÖS
Yanıtla #2
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Sayın rvoncu,
Yazı kısa olsa da sonunu güzel bağlamışsınız. Teşekkür ederim.

Bu üç kişi aslında bana çok güzel bir hikaye anlatır. Üçü de birbirinden farklıdır, her ne kadar Nizam-ül mülk ve Sabbah'ın ortak yanları çok olsada, Ömer Hayyam'ın ikisiyle de ortak bir noktası yoktur, aynı tarihlerde yaşaması dışında.
Nizamülmülk siyasi gücü, Hasan Sabbah dini gücü temsil ederken, Ömer Hayyam hayatın gerçeklerini, insani yönü temsil etmektedir. Nizam-ül mülk ve Sabbah, mal mülk ve iktidar gücü peşinde farklı yollarda yürürken, bu gün ikisinin ne siyasi güçleri ne dini güçleri kalmıştır. Ancak Ömer Hayyam'ın insanlığı, hayat felsefesi hala hayranlık uyandırır. Kalıcı olan ne siyasi güçtür, nede dini güçtür.

Bende yazımın sonunu şöyle bağlıyayım:)
Bu günün Sabbah'ı fetullah gülen, nizam-ül mülk'ü tayyip erdoğandır. İnsanların hala acı çekmesi, göz yaşı dökmesi, mutsuz olması, hırslı ve kindar olması, hayatın ve evrenin yasalarından uzaklaşması ve bu mal mülk düşkünlüğünün devam etmesi hala Sabbahların, nizam-ül mülk lerin peşinden gitmesi, onları söz ve güç sahibi yapmasındandır. Hala aynı hatayı yapmakta, hala düşünmek yerine inanmayı, çaba yerine kısa yollar peşinde koşturmayı, kendimize inanacağımıza başkalarını yüceltmeyi sürdürüyoruz. Oysa asıl ihtiyacımız Ömer Hayyam gibilerin yaşatılmasıdır. (benim düşüncem de böyle)

Saygılarımla...
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
10 Yanıt
14788 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 13, 2014, 04:46:22 ÖS
Gönderen: davut
19 Yanıt
12836 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 02, 2007, 12:00:59 ÖS
Gönderen: Fraternis
7 Yanıt
5496 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 18, 2011, 09:48:10 ÖS
Gönderen: hakan_34_06
6 Yanıt
7614 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 13, 2010, 03:25:47 ÖÖ
Gönderen: amerbach
Hasan

Başlatan MASON Uyeler

0 Yanıt
1194 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 25, 2012, 10:39:47 ÖÖ
Gönderen: MASON