Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bilgi  (Okunma sayısı 15312 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 12, 2011, 09:45:29 ÖÖ
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Pek basit bir tanımıyla bilgi, “bir “bilen” ile bir “bilinen” arasındaki ilişkidir.

Kuşkusuz tanımı böyle yapınca “bilen” ve “bilinen” kavramlarını da tanımlamak gerekiyor.

Bu işe girişince konu genişledikçe genişler; içinden çıkılamaz bir hal bile alabilir. Aslında içinden çıkılır kuşkusuz ama neredeyse başlı başına bir kitabı dolduracak denli uzar da uzar.

Bunun sorumlusu ben değilim. Bu başlığı açmamı Sayın Promethus istedi. Ben konuya sadece bir giriş yapıp kaçacağım.

“Bilgi” denilen şeyin ne olduğu, bunun kaynağı, özü, niteliği ve sınırı üzerinde tarih boyunca gerek düşünürler gerekse bilim adamları tarafından yapılmış araştırmalar, çok sayıda değişik ve çelişik öğretinin doğmasına neden olmuştur.

Bu öğretilerden bazıları bilginin olanaksızlığını ileri sürmüşlerdir. Ancak bu bağlamda çok dikkatle olmak gerekir. Şayet bu tür öğretileri “Bilinemezcilik” adı altında toplarsak, sonra bunun karşılığı “Agnostizm” olabilir ki, o da konumuzun içeriğini pek sınırlayabilir.

Tersine, bilginin olanaklılığını savunan öğretiler ise, onun nasıl elde edilebileceği konusunda birbirlerinden farklı yöntem ve yaklaşımların gereğini benimsemiştir. Nitekim bu bağlamda da tüm bunları “Bilinircilik” olarak alırsak, aynı biçimde “Gnostizm” ile sınırlı duruma düşebiliriz.

İşin ilginç yanı şu ki, böyle öğretilerin arasındaki uyuşmazlıkların büyük çoğunluğu aslında “bilgi” kavramının tanımlanmasından kaynaklanıyor. Oysa bilgininin olanaklı ya da olanaksızlığını tartışmadan önce kavram üzerinde uyuşsalar ya!...

Bilginin türleri olabilir. “Bilen ile bilinen arasındaki ilişki” genel, soyut, belirsiz bir tanımlamadır.  Belki önce bilgiyi türlerine ayırmak, somut ya da belirgin bir tanım yapmaya olanak verir.

Demek ki bir sonu da şu: Nasıl bir bilgiden söz ediyoruz?

Bu tutumla bilginin olanaksızlığını ileri süren öğretilerin savlarını daha başlangıçta bir yana itmiş olduk. Doğru mu yaptık acaba?

Bir an için şu genel tanıma dönelim.

Bu tanımı akla yatkın bir dil bilgisi kuralı ile çözümlemeye girişirsek; burada “bilen”in özne, “bilinen”in de nesne olduğunu söyleyebiliriz.

Nesne edilgin yani pasiftir. Dolayısıyla bilinen haline dönüşecek olan bilinecek oradadır, vardır, gerçektir ama kendini bildirmek için bir eylem göstermez; bilinmek üzere durağan bir bekleyiş içindedir.

Özne ise etkin yani aktiftir. Dolayısıyla bilen olmaya dönüşecek bilecek, sürekli bir gözleyiş, izleyiş, arayış, değerlendiriş içindedir.

Bilen ile bilinen bu ikisinin buluşmasıyla oluşur. Birinin etkin diğerinin edilgin olması nedeniyle yekdiğerinin karşıtıdırlar. Bu karşıtlık ya da çelişki, iki kavram arasında diyalektik bir ilişkinin doğması zorunluluğunu ortaya çıkarır.

Karşıtlık ya da çelişki olumsuz bir olgu olarak düşünülmemelidir. Evrendeki her şeyin oluşma biçimi, bir tez ile onun karşıtı olan antitezin çelişkisi sonucu doğan bir sentezi gerektirir. Her sentez de yeni bir tez olarak antitezini arar; bu arayışın verdiği olumlu sonuç, evrendeki her şeyin gelişme yasasını çizer.

Sonradan bilen ile bilinen olmaya dönüşecek özne ile nesne arasında bir karşıtlık bulunmazsa bilgi doğmaz. Dolayısıyla bilinen dediğimiz nesne, bilinmek için sürdürdüğü bekleyişi içinde kendi başına kalır. Bu durum ise nesnenin bilinmeyenliğe ve giderek bilinmezliğe tutsak oluşudur. (Bilinemezcilik de zaten buradan yol buluyor kendi öğretisine.)

Öte yandan bu karşıtlığın bulunmaması, bilenin potansiyel gücünün eyleme dönüşememesine neden olur. Dolayısıyla bilen dediğimiz özne, gözleyiş ve arayışları boşa çıkan bir “bilemeyen”e dönüşür.

Bilinmeyen ile bilemeyen arasında da bir ilişki vardır. Fakat bu ilişki, bilen ile bilinen arasındaki ilişki olan “bilgi” gibi yeni bir bilen yaratacak olumluluğa, bir verimliliğe sahip değildir. Bu olumsuz ya da verimsiz ilişkinin adı “bilgisizlik”tir.


Bir giriş olması bakımından bu kadarı yeter mi?

Yetsin.

Bu mantıksal tanımlama karmaşası üzerine söz söyleyecek olanlar vardır sanırım. Hatta belki bilginin türlerine de sıralayabilirler. Bunu yapan olmazsa ben yine devreye girebilirim,

Söz sizindir.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 12, 2011, 10:55:31 ÖÖ
Yanıtla #1

Özellikle ülkemizde gözlemlediğim bir durum var,
bilmeyenler genellikle bilenlerle sohbet etmekten kaçınırlar, çünki bilmedikleriyle yüzleşmemek için.
Çoğu zaman gerçekle gerçekten yüzleşmek o kişiyi rahatsız eder, hele o gerçek kişinin bilgi açısından eksikliği ise bu durum bir çok insanı eksiklerini tamamlama yönünde bilgiye ve bilgiliye yönlendireceğine, aksine bilgiden kaçmaya ve bilgiliye saldırmaya itelemiştir.
umarım bilgiye ulaşmam için, bilgeye ve bilgiliye daha saygılı olurum, belki bende bilgili ve bilge olurum diye.
sevgiler...saygılar...
yenilmek te iyidir, mühim olan her seferinde yenilsende , daha iyi olarak yenildiğini bilmektir


Mayıs 12, 2011, 12:04:13 ÖS
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

Sayın sahnesarsan; benim gözlemime göre belirttiğinizin aksine bilmeyenler bilgi üzerine sohbet etmeyi çok seviyorlar. Hatta söylediklerine

kendileri bile inanıyorlar. Hal böyle olunca bilen insan da "bağnazlıkla karşılaşan her insan gibi" susmayı tercih ediyor.

Sevgi ve Saygılarımla


Mayıs 12, 2011, 02:14:02 ÖS
Yanıtla #3
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 668
  • Cinsiyet: Bay

Bu başlığa bir iki kelam ediyim...

Doğruluk cevhere benzer o nu senin arayıp bulman gerekir. Sokaktaki taşlara aldanma çünkü onlar cevher değildir.

İnsanlık yığılan bilgilerin yanılan torunları değil.,yığılan bilgileri sorgulayan bir topluluk olmalıdır.

Bilgi yi ikiye ayıralım 1-mutlak bilgi 2- mutlak olmayan bilgi.

Birincisi hiç kimsenin itiraz edemediği sağlam zemine oturmuş bilgi

İkincisi ise tartışma ve öfke doğuruyor. ''o onu'' diyor ''bu bu nu'' diyor ''sen biliyormusun aslında bu şu'' diyor öbürü ''hayır ama bunun şuyu eksik'' diyor tüm bu karmaşa yaşanırken endişeli yüzler ''bilgi kirliliği'' diyor    ''bıdı bıdı, bıdı bıdı''

Bildiğim bir şey var mutlak olmayan bilgi bilgi değildir. Savunan kişinin zannın da o mutlaktır.Zaten o nu da hararetle savunur.

Kimse şunu savunmaz ''Penguen ler çöl hayvanıdır''. Mutlak olan çünkü Penguen'in kutup hayvanı oluşudur.
Saygılarımla


Mayıs 12, 2011, 02:50:47 ÖS
Yanıtla #4
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 501
  • Cinsiyet: Bay

 Şu hal de ''bilecek'' olanın ''bilinecek'' olanla ilk karşılaştığı an da önem kazanıyor. Bilinecek olanın pasif halden ( durağan bekleyişinden) kurtulup ,vucut bulabilmesi için , ''bilecek'' olanın orada bekleyen bir '' bilinecek '' olduğunu fark etmesi kaçınılmaz görünüyor. ''Bilecek ''olan '' bilinecek olanı fark etmeden yanından geçip gidebilir. Bu durum '' bilecek'' olana '' bilinecek'' olanın ortaya çıkabilmesi için bazı sorumluluklar yüklüyor. O sorumluluk da '' bilecek'' olanın '' bilinecek'' olanı farkedecek bir bilgi düzeyinde olmasıdır.

 Bilgi edinilebilir bir şeydir. Öğretilebilir bir şeydir. Fakat aynı bilginin , her bireyin hayatında ki tezahürü farklı olabilir. Herkes internette biraz zaman geçirip herhangi bir yemeğin tarifini zahmetsizce edinebilir. Fakat mutfağa geçip yemeği yapmak başka bir şeydir. Bir ev hanımının bu tarif üzerinden yapacağı yemeğin lezzeti, kuşkusuz ayni tarif üzerinden aynı yemeği yapan bir ahçının ki ile aynı olamayacaktır.

 Bilgi ona sahip olabilecek görüş kabiliyetine sahip gözlere gözükecektir. Bu konumuza farklı bir derinlik katabilir.

 Bunu şu şekilde açabilirim. Yarsı su dolu bir bardağın , boş olan diğer yarısına tekrar su ilave ettiğinizde, elinizdekinin niteliği değişmez. Sadece biraz daha fazla suyunuz vardır. Fakat aynı bardığın diğer yarısını, bu sefer su yerine rakı ile doldurursanız...Rengi beyazlar, tadı değişir, formu ve kulanılış yeri değişir. Kararın da içerseniz de keyif verir :).

 Saygılarımla.
enelsır


Mayıs 12, 2011, 03:19:57 ÖS
Yanıtla #5

Sn. enelsır'ın kullandığı bir kelime üzerine ben de 1-2 satır yazmaya karar verdim.

Kelime "pasif".

Bence bilgi zaten pasiftir. Son 1 senedir sürekli söylediğim bir laf var. "Bilgi paylaşılmadığı yani kullanılmadığı sürece bilgi değildir". Şöyle açıklıyayım: Benim bildiklerim bana ait kalırsa, bunun kime ne faydası olur? Bir örnek: Dİyelim 1965 olaylarını dünyada en iyi bilen kişi benim. Bütün yazışmalar bütün belgeleri okudum. Dönemde rol alan bütün insanlarla konuştum. Her detaya vakıfım. Şimdi bu bilgi midir? Hayır değildir. Ben bunları anlatırsam, yazarsam, paylaşırsam, yani kullanırsam bilgi olur. Aksi durumda ise bunların hepsi benimle birlikte yok olacak bir hazine olarak kalır.

Saygılarımla.
Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


Mayıs 12, 2011, 06:08:32 ÖS
Yanıtla #6
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Sn. enelsır'ın kullandığı bir kelime üzerine ben de 1-2 satır yazmaya karar verdim.

Kelime "pasif".

Bence bilgi zaten pasiftir. Son 1 senedir sürekli söylediğim bir laf var. "Bilgi paylaşılmadığı yani kullanılmadığı sürece bilgi değildir". Şöyle açıklıyayım: Benim bildiklerim bana ait kalırsa, bunun kime ne faydası olur? Bir örnek: Dİyelim 1965 olaylarını dünyada en iyi bilen kişi benim. Bütün yazışmalar bütün belgeleri okudum. Dönemde rol alan bütün insanlarla konuştum. Her detaya vakıfım. Şimdi bu bilgi midir? Hayır değildir. Ben bunları anlatırsam, yazarsam, paylaşırsam, yani kullanırsam bilgi olur. Aksi durumda ise bunların hepsi benimle birlikte yok olacak bir hazine olarak kalır.

Saygılarımla.


Kesinlikle.  Hatta sunu da eklemek gerek ki bilgi paylasilmazsa kuf tutar,  kuf tutmamak icin yani bildiklerimizi unutmamanin en guzel yolu onu baskalariyla muzakere etmektir. Bildikleriniz oldukten sonra da tamamen yok olur gider ancak paylasilmayan bilgi zaten mezara kadar bile varmaz. Tipki bir doktorun bildiklerini unutmamasi icin aktif doktorluk yapmasi gerektigi gibi. Bu sayede okuyup ogrendiklerini daha uzun yillar muhafaza edebilri.  Bu durumda en kotu ihtimalle  cok iyi evlatlar yetistirip, onlara aktarabilmemiz gerekir.
« Son Düzenleme: Mayıs 12, 2011, 06:19:18 ÖS Gönderen: Isis »


Mayıs 12, 2011, 11:42:52 ÖS
Yanıtla #7
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 236
  • Cinsiyet: Bayan

Bilgi Nedir – Bilgi Türleri Nelerdir?

* Bilginin Tanımı : Bilgi nedir? İnsan içinde yaşadığı evrende çevresindeki nesneleri yaşanan olayları ve durumları duyu verilerini hayal gücünü ve düşünme yeteneğini kullanarak anlamaya çalışır. Bilgi insanın çevresiyle kurduğu ilişkinin sonucudur. Özne (Sübje) ile nesne (obje) arasındaki ilişkiden doğrudan duyu verileri ve yaşam deneyimleri aracılığıyla çıkarılan sonuçlar gündelik bilgiyi oluşturur. Özne (sübje) anlayan yorumlayan kavrayan insan bilincidir. Nesne (obje) insanın kendi dışında yer alan her şeydir.
    Bilgi yalnızca objelerin algılanması ile oluşmaz. Hayal kurma tasarlama anımsama ve düşünme de bilgiyi oluşturan unsurlardır. Örneğin bilgisayarı rengi ve biçimiyle algılamak da bir bilgidir. Pisagor teoremini düşünmek üniversite kazanmayı hayal etmek dünkü maçta atılan golü anımsamak da bir bilgidir.
  Bilgi Türleri :
1- Gündelik (Ampirik) Bilgi : Özne (sübje) ile nesne (obje) arasındaki ilişkinin sonuçlarının doğrudan duyu verileri ve yaşam deneyimleri yoluyla kurulması ile gündelik bilgi elde edilir.
  *Özneldir (sübjektiftir)
  * Amaçsız sistemsiz ve yöntemsiz olarak elde edilir.
  * Yaşamı kolaylaştırmasının yanı sıra yanıltıcı da olabilir.
 2- Dinsel Bilgi : Özne (sübje) ile nesne (obje) arasındaki ilişkinin inanç Tanrı kutsal kitap ve din çerçevesinde kurulduğu bilgi dinsel bilgidir.
   * Dogmatiktir
   * Ayin ve ibadet kuralları içerir.
   *  İnsanın iç yaşamını ve toplumsal yaşamı düzenleyen kurallar içerir.
 3- Teknik Bilgi : İnsanların yaşamlarını kolaylaştıran araç ve gereçlerin yapılmasının bilgisi teknik bilgidir.
 
 *  İnsanların pratik yaşamlarını kolaylaştırır
 *  İnsanların doğaya egemen olmalarını ve doğayı insan yararına değiştirmelerini sağlar
 4- Sanat Bilgisi : Sanatçı özne (sübje) nin nesnel dünyayı estetik duygusu oluşturacak biçimde kendinden bir şeyler katarak yeniden yaratmasıyla sanat bilgisi oluşur.
 * Subjektiftir (özneldir)
 * Yaratıcıdır
 * Sezgilere ve yaratıcı hayal gücüne dayanır
 *  Ürünleriyle somuttur
 * Bireyseldir ve duygulara yöneliktir.
 5-Bilimsel Bilgi : Özne (sübje) ile nesne (obje) arasındaki ilişkinin sınırlı bir konuda ve belli bir yöntemle her zaman geçerli sonuçlara ulaşmak için amaçlı ve sistemli olarak kurulması sonucu bilimsel bilgi elde edilir.
* Bilimsel Bilgi Türleri : Bilimsel bilginin yöneldiği konu ve kullandığı yöntemlere göre bilimler üçe ayrılır :
 • Formel (İdeal) Bilimler : Konusu doğada bulunmayan insan zihninin soyutlama gücü ile ulaştığı kavramları inceleyen bilimlerdir. Örneğin pi sayısı rakamlar sinüs açı limit gibi kavramların gerçeklikleri doğada yoktur ve insan bu kavramları zihninde gerçekleştirir. Formel bilimlerde genellikle tümdengelim yöntemi kullanılır.
 • Doğa Bilimleri : Doğada olup biten olayları neden sonuç ilişkileriyle genellemeler yaparak açıklayan bilimler doğa bilimleridir. Fizik kimya biyoloji jeoloji astronomi gibi bilimler doğa bilimleri sınıflandırmasında yer alır. Doğa bilimleri genelde tümevarım yöntemini kullanırlar.
 • İnsan Bilimleri : İnsanın ve toplumların tarihsel gelişim sürecinde yapıp ettiklerini inceleyen bilimler insan bilimleridir. Örneğin sosyoloji toplumları ve toplumların yaşadıkları olayları yapıp ettiklerini incelediği için insan bilimidir. Tarih sosyoloji dilbilim antropoloji birer insan bilimidir.
 **** Psikoloji insanı incelediği için insan bilimleri içinde yer alırken deneysel yöntemler kullanma özelliği ile insan bilimlerinden uzaklaşıp doğal bilimlere yaklaşır.
 * Bilimsel Bilginin Özellikleri :
• İnsanın merak ve hayretinden kaynaklanır.
 • Akla dayanır. Bilimin bulguları insan aklına uygundur.
 • Sistemlidir.
 • Yöntemlidir.
 • Yığılarak (birikerek) ilerleyen bilgidir.
 • Nedensellik ilkesine dayanır.
 • Eleştireldir.
 • Öngörülerde bulunur.
 • Evrenseldir.
 • Nesneldir.
 • Genellenebilir bilgilerdir.
 6-  Felsefe Bilgisi : Özne (sübje) nin evreni insanı evrende insanın yeri ve kaderini salt düşünce temelinde sistemli olarak açıklama ve yorumlama çabasına felsefi bilgi denir. Filosafia (felsefe) bilgelik sevgisi anlamına gelir. Felsefenin ilk kurucuları bilgeliği bilgiyi ve bilmeyi sevmek erdemli ve mutlu yaşamayı istemek ve aramak olarak anlamışlardır.
 * Felsefi Bilginin Doğuşu : Felsefe en özgün biçimiyle İlk Çağ doğa filozoflarında görülür. Felsefenin kurucusu olarak Thales kabul edilir. Thales ve diğer doğa filozofları evreni salt düşünce temelinden hareket ederek bütüncü bir yaklaşımla ele aldılar ve ilk ciddi felsefe örneklerini verdiler.
 * Felsefi Bilginin Özellikleri :
 • İnsanın anlama isteğinden kaynaklanır.
 • Akla dayanır.
 • Evrenseldir.
 • Sistemlidir.
 • Eleştireldir.
 • Özneldir (sübjektif). Sonuçları kesin değildir.
 • Yığılan (biriken) bilgidir.
 • Sınırlı bir alanın bilgisi değildir.


“Bilgiyi hak edene vermemek hak edene zulümdür. Bilgiyi hak etmeyene vermek ise bilgiye zulümdür.”
« Son Düzenleme: Mayıs 13, 2011, 12:35:41 ÖÖ Gönderen: AQUA »
Quoddam ubiquae, Quoddam semper, Quoddam ab omnibus, creditum est!


Mayıs 13, 2011, 12:19:43 ÖÖ
Yanıtla #8
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ADAM'ın bahsettiği bilgi türleri,

1.   Kesin olmayan, yararlı olmakla beraber yanıltıcıda olabilen ve belirli bir yöntemi olmayan “Gündelik Bilgi”
2.   Duygulara dayalı, hayalgücü gerektiren, estetik kaygılar içeren “Sanat Bilgisi”
3.   İnsana fayda sağlayan, hayatı kolaylaştıran ve araç- gereç yapımına imkan veren “Teknik Bilgi”
4.   İnanca dayalı, ahlak kural ağırlıklı “Dini Bilgi”
5.   Gözleme ve deneye dayalı, akla dayanan ve belirli yöntemlerle elde edilen “Bilimsel Bilgi”
6.   Felsefik Bilgi

Bu kategoriler mevcut bilgilerimizle (!)    şüphesiz (!) doğru (!)  bir kategoridir.





Hatta belki bilginin türlerine de sıralayabilirler. Bunu yapan olmazsa ben yine devreye girebilirim,

Söz sizindir.





Mayıs 13, 2011, 01:08:52 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 668
  • Cinsiyet: Bay

Bilgileri kategorilere ayırdığımız da yine karşımıza mutlak olan bilgi ile mutlak olmayan bilgi çözümlemesi çıkar.
Örneğin dini öğretilerde mutlak doğru bilgi vardır mesela ''ahlak kuralları'' bir de mutlak olmayan tartışmaya açık bilgi vardır
İnsana fayda sağlayan, hayatı kolaylaştıran ve araç- gereç yapımına imkan veren “Teknik Bilgi” de dahi bunu söyliye biliriz .  Ben aynı araç gereçle farklı bir metot uygularım, öteki farklı bir teknik uygular. Sonuç itibariyle tekrarlarsam  ''mutlak olmayan bilgi bilgi değildir.''
Saygılarımla


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
156 Yanıt
80818 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 14, 2011, 05:02:35 ÖS
Gönderen: baytaskiran
1 Yanıt
2214 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 02, 2008, 01:51:20 ÖS
Gönderen: poyraz06
Facebook Sayfanızda Verilen Bilgi?

Başlatan Cin Ruhi « 1 2 » Sorunlar

12 Yanıt
7784 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 23, 2011, 11:01:05 ÖS
Gönderen: Maledictum
1 Yanıt
2504 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 27, 2011, 02:09:06 ÖS
Gönderen: Don Corleone
8 Yanıt
5673 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 17, 2011, 02:07:02 ÖÖ
Gönderen: Hacamat
0 Yanıt
2039 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 16, 2011, 08:10:58 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2406 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 17, 2011, 01:30:25 ÖS
Gönderen: ADAM
17 Yanıt
7792 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 19, 2018, 08:19:00 ÖS
Gönderen: Venus
1 Yanıt
2812 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 12, 2011, 02:50:11 ÖÖ
Gönderen: hailstorm
1 Yanıt
1656 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 13, 2011, 12:39:10 ÖÖ
Gönderen: MASON