Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Cagliostro Kimdir? – 4 (Son)  (Okunma sayısı 5768 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 27, 2010, 09:19:10 öö
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay





Cagliostro, Londra’da çeşitli hastaları tedavi ediyor, güya doğudan özel olarak getirilmiş ilaçlar ile bir de gençlik iksiri satıyor, kendi tarzında sözüm ona alşimi deneylerinin yapıldığı seanslar düzenliyordu.

Bu etkinlikleri kimilerinin ilgisini çekti.

Masonluğun 18. yüzyıldaki tarihçesinde adı geçen, Fransa’daki Illuminati ile de bağlantısı olan Comte de Saint-Germain, Masonluğa girmesini sağladı.

«Bu Comte de Saint-Germain de kim?» diye soracak olursanız, o da bir başka şarlatan... Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuştu.

Masonluk!... Bu kurum Cagliostro için âdeta biçilmiş kaftandı. Localarda neler yapılmazdı ki!... Masonların birçoğu Eski Mısır gizemlerine meraklıydı.

Comte de Saint-Germain’in önerisiyle Fransa’ya geçti. 1777 yılında orada “Rite Egyptienne” (Mısır Riti) adını verip, kökenini Eski Mısır tarikatlarından aldığını ileri sürdüğü bir tür mason riti kurdu. Kimisi de bu ritin aslında Comte de Saint-Germain tarafından kurulduğunu, Cagliostro tarafından geliştirilip yaygınlaştırıldığını söyler.

Pek bir şey fark etmez.

Masonlar, bunun bir “mason riti” sayılıp sayılamayacağını akademik düzeyde hayli tartışmıştır. Çünkü Cagliostro’nun ölümünden sonra artık onun adıyla anılarak uygulamaları sürdürülmüş olan bu ritin öğretisi, baştan sona astroloji, büyü, manyetizma ve okültizm üzerine kuruluydu. Sadece örgütlenme tarzı bakımından Masonluğa benziyordu.

Cagliostro, başarılı sihirbazlık gösterileriyle Fransa Kralı 16. Louis’nin ilgisini çekti. Versailles Sarayı’nda konuk bile edildi. Ancak, 1785 yılında Kraliçe Marie-Antoinette’in çok değerli bir gerdanlığının çalınması olayında parmağı olduğu gerekçesiyle tutuklandı.

Altı ay hapis yattı. Sonunda suçu kanıtlanamadığı için bırakıldı. Daha sonra gerdanlığı kimin çaldığı ortaya çıktı ve Cagliostro’nun bu işin içinde olmadığı da anlaşıldı ama o, Fransa’yı çoktan ve kendisine sorarsanız, bir daha hiç dönmemek üzere terk etmişti.

Son durağı yine İtalya oldu.

Yıllardan beri bildiği ve yaptığı işi tuttu. Fakat şu kendi mason ritinin localarını İtalya’da da oluşturmaya kalkışınca, durup dururken başına iş aldı. Engizisyon tarafından hemen yakalanıp tutuklandı. Elbette, idam cezasını yedi.

Şansı son bir kez daha yaver gitti. Papa tarafından bağışlandı ve yaşamının geri kalan yıllarını kuzeyde, San Leo kalesinde tutsak olarak geçirdi. (İtalya’da Rimini yakınlarındaki bu kale, günümüzde “Cagliostro Kalesi” adıyla turistik bir nitelik taşıyor.)

Cagliostro’nun özetle verdiğim yaşam öyküsü, iki ayrı açıdan önem taşır.

Bunlardan birincisi; kimileri masonları ayırımsız olarak şeytani işler yapan çok kötü kişiler olarak görür ama masonların çoğu aslında suçlandıkları gibi değildir. Ancak, aralarında kimilerinin yaptığı işlerin Masonluğun ilkeleriyle hiç uyuşmadığı, Masonluğun yazılı ilkelerine bakılacak olursa, bu kuruma alınmamış bile olmaları gerektiği, öteki masonların ara sıra kaçınamadığı bu yanılgının zaman zaman kurumsal bakımdan Masonluğun adını da lekelediği, kötüye çıkardığı görülüyor. Cagliostro, bu tür masonların tarihteki tipik örneklerinden biri...

İkincisi ise, büyük bir sahtekâr ve şarlatan olmasına karşın, Masonlukta daha sonra “Manyetik Masonluk” adı verilmiş olan bir başka akımın yolunu açmış, âdeta öncülüğünü yapmış olması...



Bu “Manyetik Masonluk” konusu da aslında incelemeye değer; en azından Masonluğun tarihinde neler gelip geçmiş olduğuna  ilişkin bir örnek daha görmek bakımından.



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ağustos 13, 2012, 12:22:54 öö
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Cagliostro'nun dolandırıcılık yetenekleri arasında mektup/diploma/resmi dökümanlar taklitçiliği olduğunu da not olarak ekleyelim. Kim bilir belki de bu kadar insanın -dolandırabilecek kadar- güvenini kazanmış olmasını buna bağlıdır. Giacomo Casanova da otobiyografisinde Cagliostro'nun numaralarından -Casanova'nın mektubunu taklit etmesinden, kendini 'Kont Pellegrini' olarak tanıtmasına kadar- bahseder.

Her ne kadar şarlatan olsa da, o dönemlerde Cagliostro hem ruhsal hem fiziki olarak çok diri, diğer insanlara göre daha genç ve canlı görünüyormuş. Bence bu da insanları kendine inandırabilmesinde üçkağıtçılık yeteneği kadar önemli. İnsan 'acaba sağlıkla, insan doğasıyla ilgili gerçekten bir şeyler biliyor muydu' diye düşünmeden edemiyor. Zaten manyetik masonluğun bir diğer adı da "iatric" (Yunancada iatrike, Türkçede iyileştirme veya ilaç gibi bir anlamı varmış) masonluk.

Son olarak bir şarlatandan iddialı bir özlü söz: "Doktora ihtiyaç duyan bir mason, gerçek mason değildir."
« Son Düzenleme: Ağustos 13, 2012, 12:27:51 öö Gönderen: Caius Keyes »


Ağustos 13, 2012, 05:26:45 öö
Yanıtla #2

Sayın ADAM'ın bu paylaşımını çok beğenmiş, bir köşeye not etmiştim. Konu tekrar canlanınca, ben de bu konuyla biraz benzerlik gösteren Arşimet'in öyküsünü dillendirmek isterim.

Genellikle Arşimet ile dalga geçilir. Öyle ya! Suyun kaldırma kuvvetini buldum diye hamamda çırılçıplak kendini sokaklara atacaktır! Ama o kadarcık değildir Arşimet'in öyküsü.

Arşimet zekası ile ün salmış bir filozof, bilim adamı. Dönemin hükümdarı Arşimet'ten yardım ister. Zira hükümdar kendisine sunulan altınların içine başka madenlerin katılıp katılmadığından kuşkuludur. ( Yine şarlatanlık, yine altın, yine simyacılık) Arşimet gece gündüz düşünür. Yemez, içmez düşünür. Onu dener, bunu dener. İşin içinden çıkamaz.

Bir gün banyo olurken, bulur! Buldum, buldum, buldum diyerek çırılçıplak atar kendini meydana! Evet, akıl galip gelmiştir. Arşimet bulmuştur. Hükümdarın sıkıntısını artık çözebilecektir.

Arşimet suyun kaldırma kuvvetini bulacak. Ondan faydalanarakta altının ne kadar altın olduğunu ölçmeyi. Madem altın diğer madenlerden ağırdır. O halde suyun en dibine batan olmalıdır. Arşimet bu formülden faydalanarak, çeşitli madenleri suya daldıra çıkara, işi çözümler. Hükümdar dolandırılmıştır. Altınlarının içi, ıvır zıvır madenlerle doludur.

İşte Arşimet'in öyküsü. İşte yine şarlatanlık yine simya.

Arşimet ile dalga geçenler, ya onun öyküsünü yarım yamalak bilenlerdir; ya da onun bulduğu bilginin o dönemde ne kadar değerli olduğunu anlamaktan acizlerdir. (Okul yıllarımı hatırlıyorum da. Hocamız bu adamla hiçbir şey yapmamış sadece olanı farketmiş-keşfetmiş der, dalga geçerdi. Oysa o hikayeyi yarım yamalak biliyormuştu. Sadece Arşimet'in kendisini çırılçıplak sokağa attığını... Keşfettiği şeyin sadece suyun kaldırma kuvveti olduğunu... Bir de sınıfça gülünürdü buna. Bense bu yobaz hocamınızın saçmalıklarına ve kaderci basit mantığına şaşa kalırdım. Doğrusu ben utanırdım, cahilliğinden!)

İşte böyle. Bu hikayeyi yazarken yirmi kez Thales yazdım, yirmi kez onu Arşimet olarak değiştirmek zorunda kaldım. Su deyince, akıllara ilkin Thales geliyor tabi.

Saygılarımla.
• Laborare est Orare XXII.
• ... Bense daha önce duyulmamış, yeni şeyler söylediğim için onların ilenç ve lanetlemelerine maruz kalmaya devam edeceğim.... Simon Magus


Ağustos 13, 2012, 05:35:04 öö
Yanıtla #3
  • Ziyaretçi

İlginç bir hayat hikayesi. Para ve güç sarhoşluğu, insanları kolay para kazanma yöntemleri bulmaya itiyor. Neticesi ise Cagliostro'nun hikayesi gibi olmaz her zaman. Onun şanssızlığı sanırım kendi çapında bir ekip kuramaması masonluk gibi yanlış kurumlarla irtibata girmesi ile filan olmuş. Eğer bir kaç yahudi ile ya da Kayserili Türk ile tanışmış olsaydı hayatı renklenebilirdi. :)

Paylaşım için teşekkürler sayın Adam. En son verdiğiniz mesaj anlamlıydı. Her kurum ve camiayı içindeki insanların hatalarıyla özdeşleştirip yargılamamak gerekiyor. Bu vesileyle Yahudi ve Kayserili olan okuyuculardan özür diliyorum sadece espri katmaktı amacım.

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Ağustos 13, 2012, 05:46:17 öö Gönderen: Masor1976 »


Ağustos 13, 2012, 05:50:53 öö
Yanıtla #4
  • Ziyaretçi

Sayın Peacewings Arşimet hakkındaki aktarımınız ilginç. Fakat suyun kaldırma kuvvetiyle külçe altının içine karıştırılmış değersiz metal olup olmadığını nasıl çözebilmiş ben anlamlandıramadım. Şu açıdan yani her metal suyun dibine çöker. Daha ağır olduğunu nasıl anlamlandırmış merak ettim acaba suyun dibine ulaşım hızı diğer metallerden daha hızlı mı oluyormuş. Bu konuyu açacağınız başlığı merakla bekleyeceğim.

Saygılarımla.


Ağustos 13, 2012, 09:16:45 öö
Yanıtla #5
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bu başlığa yapılmış katkılara teşekkür etmem gerekiyor.

Kuşkusuz Cagliostro'nun Forumda gündeme getirilişi, -her ne kadar bu yazı dizisi Simya bölümünde yer almışsa da- konunun genelde Masonluk tarihi içinde bir bağlantısının oluşundan ötürüdür. Ancak bu böyledir diye Sayın Peacewings'in yapmış olduğu katkı da küçümsenemez. Bunları önceden bilmiş olsak da, unutmuşuzdur, anımsamamızda yarar var.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ağustos 13, 2012, 04:52:24 ös
Yanıtla #6

Sayın Peacewings Arşimet hakkındaki aktarımınız ilginç. Fakat suyun kaldırma kuvvetiyle külçe altının içine karıştırılmış değersiz metal olup olmadığını nasıl çözebilmiş ben anlamlandıramadım. Şu açıdan yani her metal suyun dibine çöker. Daha ağır olduğunu nasıl anlamlandırmış merak ettim acaba suyun dibine ulaşım hızı diğer metallerden daha hızlı mı oluyormuş. Bu konuyu açacağınız başlığı merakla bekleyeceğim.

Saygılarımla.


Sayın Masor1976, bu sorunuz benim yapmış olduğum paylaşımın eksik ve yanlış yönlerinin bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durumda en güzeli, faydalandığım kaynağı oturup buraya aktarmak olacaktı. Bende öyle yaptım:

http://www.masonlar.org/masonlar_forum/index.php/topic,14386.msg92761/topicseen.html#new

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Ağustos 13, 2012, 05:18:14 ös Gönderen: peacewings »
• Laborare est Orare XXII.
• ... Bense daha önce duyulmamış, yeni şeyler söylediğim için onların ilenç ve lanetlemelerine maruz kalmaya devam edeceğim.... Simon Magus


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
6701 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 22, 2009, 11:00:38 öö
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
2751 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 14, 2020, 11:05:53 öö
Gönderen: Novayst
0 Yanıt
2339 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 25, 2010, 11:32:16 öö
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2456 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 29, 2018, 07:00:56 öö
Gönderen: NOSAM33
2 Yanıt
6325 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 21, 2010, 01:15:35 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1678 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 04, 2011, 09:58:27 öö
Gönderen: ozkann
0 Yanıt
1675 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 10, 2013, 01:48:45 öö
Gönderen: Ares
0 Yanıt
1545 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 01, 2014, 01:59:28 ös
Gönderen: ADAM
9 Yanıt
5092 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 06, 2015, 10:30:52 öö
Gönderen: ADAM
3 Yanıt
1514 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 11, 2015, 05:39:25 ös
Gönderen: ADAM