Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Söz Özgürlüğü  (Okunma sayısı 3733 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 03, 2012, 08:48:17 öö
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Tarih boyunca toplumlarda en çok engellenen hâlâ da engellenmekte olan özgürlüklerin başında söz özgürlüğü gelir.

Sayın enelsır’ın “Özgürlük” başlığı altındaki aktarımında Söz Özgürlüğü, insanın, bilgilerini, düşüncelerini ve görüşlerini açıkça söyleyebilmesi, istediklerini yazarak ve çizerek de anlatabilmesi olarak tanımlanmış. Düşüncelerin yazarak ve çizerek anlatılmasını da içermekte olduğu için “Konuşma Özgürlüğü” ile eş anlamlı olmadığı, ondan daha geniş olup, onu da kapsadığı vurgulanmış.

Peki bu Düşünce Özgürlüğü ile aynı şey değil mi?

Sanırım değil… Çünkü bir de “Düşünme Özgürlüğü kavramı var. Sayın enelsır’ın aktarımındaki metinde bunu göremedim. Düşünce Özgürlüğü için eskiden Fikir Hürriyeti denirdi. Düşünme Özgürlüğü ise Tefekkür Hürriyeti. Toplumlarda ikisi rde engellenmiştir; biri açıkça diğeri çaktırmadan. En kötüsü de zaten Düşünme Özgürlüğü’nün engellenişi. Hatta şunu da söylemek yanlış olmaz sanırım:

Toplumlarda düşünce özgürlüğünü engelleyenler kendi düşünme özgürlükleri engellenmiş olanlardır.

Buradan bir başka şey daha çıkıyor: Düşünme özgürlüğü bireysel bir olgu. Düşünce özgürlüğü ise toplumsal. Dağ başında ya da bir ıssız adada, kendini toplumdan soyutlamış olarak tek başına yaşayan bir insanın düşünme özgürlüğüne gereksinmesi olabilir ama düşünce özgürlüğü olsa ya da olmasa ne fark eder? Zaten tanıtlanamaz.

Metin, demokratik toplumlarda söz özgürlüğünün rejimin temel direklerinden biri olduğunu belirterek devem ediyor. Demokratik olmayan, özellikle totaliter nitelikli ya da dine dayalı (teokratik) rejimlerin egemen olduğu toplumlarda ise söz özgürlüğünün büyük ölçüde kısıtlanmış olduğuna değiniliyor. Bu kısıtlamanın, toplumu geri kalmaya tutsak eden birçok etkenin başında geldiği de ekleniyor.

Geri kalmak… Hangi açıdan? Totaliter bir rejimi olan toplumlarda bilim ve teknolojinin hızla ilerlediği görülmemiş midir?

İlerlemiş midir sahiden? Yoksa belli bir aşamaya kadar ilerleyip, orada kalakalmış mıdır?

Metnin yazarı, “Gelişmenin temel koşulu sorgulamaktır. Sorgu yeni bulgular getirir. Bunlar toplum ile paylaşılırsa ortak akıl süzgecinde arınmış, sınanmış ve yararlı yönleriyle benimsenmiş olur. Paylaşabilmenin tek koşulu iletmek, aktarmak ve yansıtmaktır. Bu ise, ancak söz özgürlüğü ile olanak bulur.” diyor.

Katılırım. Ancak buna Düşünce Özgürlüğü desek sanki daha iyi.

Peki, bu başlığı düşünürsek eğer, düşünce ve söz özgürlüklerinin de bir sınırı olmalı mi olmamalı mı?

Bence olmalı. O sınırın ötesindeki kimi sözler ve aktarımlar toplumsal düzeni olumsuz yönde etkileyebilir, kişiler arasındaki uyum ve barışı zedeleyebilir. Ancak bu sınır yaptırımcı değil, töresel bir nitelik taşımalı. Kişi, kendi söz özgürlüğünün nereye kadar uzanabilmesi ve nerede durması gerektiğini kendisi belirlemeli. Üstelik bunu içtenlikle benimsemeli.

Belki benim bu düşünceme karşı çıkanlar olacak. Onlar da görüşlerini belirtince, ben niçin böyle düşündüğümü daha iyi anlatma olanağı bulabilirim.

Doğruyu düşüncelerimizi çatıştırarak bulabiliriz.



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Aralık 03, 2012, 09:37:25 ös
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3107
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
Söz Özgürlüğü


İster sözle olsun, ister davranışla, zorbalığın her çeşidinden nefret ederim. Düşüncemizi duyular yoluyla aldatan gösterişlere her zaman karşı koymuşumdur. Üstün sayılan insanlara yakından bakınca anladım ki çoğu, herkes gibi insandır.
 
Rarus enim ferme sensus communis in illa. (Juvenalis)
 
Yüksek mevkilerde sağduyuya az raslanır.
 
Kralların şaştığım tarafı, hayranlarının bu kadar bol olmasıdır. Her şeyimizi emirlerine verelim, ama düşüncemiz bize kalsın. Önlerinde bükülen, dizlerimiz olsun, aklımız değil.
 


Melanthius'a Dionysios'un bir tragedyası hakkında ne düşündüğünü sormuşlar: Laf kalabalığından tragedyayı görmedim ki, demiş. Onun gibi, büyüklerin nutukları üstüne hüküm verecek olanlar da şöyle
diyebilirler: Bu kadar ciddilik, büyüklük, şatafat içinde sözlerinin gerçek anlamı anlaşılmıyor ki. Bilgiçlik, çok yüksek mevki ve ünlerle de bir araya geldi mi, büsbütün tehlikeli oluyor. Geçen gün bir yerde dev ünlü bir adam, masasında rahat rahat konuşulan önemsiz bir konuya karıştı ve söze şöyle başladı: Kim böyle düşünmüyorsa yalancıdır, cahildir

İnsan düşüncesi böyle bir yola saptı mı hançerinizi hazırlayın tetik durun.

Her okuldan bütün filozofları birleştiren genel bir anlaşma varsa o da en iyi şeyin ruh ve beden rahatlığı olduğudur, ama nerede, kimde bulabiliriz bu rahatlığı?

Güzel eylemlerin karşılığını başkalarından beklemek, çok kararsız ve bulanık bir varlığa bel bağlamak olur.

Ben ne isem, ne durumdaysam, eylemlerim de ona göre, ona uygun olur.



Montaigne


ALINTIDIR .






Alıntı
Düşünce çatışmaları beni ne kırar, ne yıldırır, sadece dürtükler, kafamı çalıştırır. Eleştirilmekten kaçarız:  Oysa ki bunu kendiliğimizden istememiz, gelin, bizi eleştirin dememiz gerekir: Hele eleştirme bir ders gibi değil de bir karşılıklı konuşma gibi olursa.



Biri çıkıp bizim düşüncemizin tersini söyledi mi, onun doğru söyleyip söylemediğine değil, doğru yanlış, kendi düşüncemizi savunmaya bakarız. Bizi düzeltmek isteyene kollarımızı açacak yerde, yumruklarımızı sıkıyoruz. Ama ben dostlarımın bana sert davranmasını istiyorum. Sen bir budalasın, saçmalıyorsun, desinler bana. Ben, dostlar arasında açık, yiğitçe konuşulmasını isterim; dostların düşünceleri neyse sözleri de o olmalı.
 
Kulaklarımızı öyle sert öyle kaba birer kulak yapmalıyız ki, salon  konuşmalarının yumuşak seslerini duymaz olsunlar.
 
Ben, biraraya gelen insanların, sertçe, erkekçe konuşmalarını isterim. Dostlar arasındaki bağlar sert, yırtıcı olmalı: Nasıl ki aşk da ısırmalar, kanatmalar ister! Dostluk kavgacı olmadı mı, sağlam ve cömert de değildir. Nazlı, yapmacık bir hava, birini kırma korkusu dostluğa rahat nefes aldırmaz:
 
Neque enim disputari sine reprehensione potest. (Cicero)
 
Çatışmadan tartışılamaz.
 
Bana çatıldığı zaman öfkem değil dikkatim uyanır: Bana çatandan bir şeyler öğrenmeye can atarım. Doğruyu bulmak her iki tarafın kaygısı olmalı. İnsan öfkelendi mi düşünemez olur aklından önce sinirleri işler. Tartışmalarda bahis tutuşmak hiç de faydasız değildir. Doğrudan ayrıldık mı, elle tutulur bir şeyler kaybetmeliyiz. Yıl sonunda uşağım demeli ki bana: Bilgisizlik ve inatçılık yüzünden bu yıl bin lira kaybettiniz. Doğruyu hangi elde görsem sevinçle karşılar; uzaktan kokusunu alır almaz silahlarımı atar, teslim olurum. Fazla yukardan ve insafsız olmadıkça yazılarıma çatılmasını hoş görmüş,
çoğu kez karşımdakini kırmamak için yazdıklarıma istenen biçimi verdiğim olmuştur.
 
Zararıma da olsa eleştirmeciye uysal davranmalıyım ki beni her zaman serbetçe uyarsın, kendimi düzeltmeme yardım etsin. Doğrusu  çağdaşlarımı böyle bir işten yana çekmek kolay değil. Düzeltilmek
herkesin ağrına gittiği için kimse kimseyi düzeltmeyi göze alamıyor. Düşüncesini saklayarak konuşuyor çokları. (Kitap 2, bölüm 8)




 

KategoriMichel de Montaigne

EtiketlerMontaigne
SÖZ ÖZGÜRLÜĞÜ

Konu hakkında hiç bir şekilde ; bilgi birikimine haiz değilimdir.
Saygılar





















audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Aralık 04, 2012, 11:31:18 öö
Yanıtla #2

Nedense bu hükümet döneminde ne söz ne de düşünce özgürlüğüne izin var... Türkiye şartlarında çoğu zaman parası olmayan insanların bir özgürlüğü olmuyor. Saygılarımla....


Ocak 23, 2018, 01:38:31 öö
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 193
  • Cinsiyet: Bay

Burada bahsedilen söz  özgürlüğünden kasıt evrensel bir insan hakkı olan kişilerin düşüncelerini yazılı yada sözlü ifade etme, fikirlerini yayabilme yani ifade özgürlüğü değil mi?
no one


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
5 Yanıt
6319 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 15, 2012, 06:27:12 ös
Gönderen: akcanmd
3 Yanıt
4689 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 05, 2013, 07:51:59 öö
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
3856 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 09, 2010, 02:18:57 ös
Gönderen: ceycet
3 Yanıt
4614 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 08, 2014, 10:04:32 ös
Gönderen: mbulut
4 Yanıt
8872 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 16, 2013, 04:17:55 ös
Gönderen: Spock
8 Yanıt
5759 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 15, 2013, 12:32:29 ös
Gönderen: ABCDEF
0 Yanıt
3938 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 14, 2010, 08:49:09 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2387 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 22, 2013, 09:22:13 öö
Gönderen: Etimolog
37 Yanıt
20759 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 10, 2013, 02:05:02 öö
Gönderen: Arais
4 Yanıt
2099 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 02, 2015, 06:59:20 ös
Gönderen: ADAM