Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Türk Ordusunun yanlışları nelerdir ?  (Okunma sayısı 11340 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 18, 2013, 04:24:49 ÖS
  • Ziyaretçi

Sayın Kaan, ben de Atatürk'ün inkılaplarını eleştiren bir insanım. Fakat şunu görmek lazım. Kurtuluş savaşı diye bir savaş yaşanmadı. Yeterli teknololik ağır silahlar olmadığı için yenilgiyle biten savunmaları kurtuluş olarak addediliyor. Aynen Keneddy'nin insafıyla nükleer yok oluştan  kıl payı kurtulan Küba'nın kurtuluş savaşı kutlamaları kadar kendi kendini kandırarak mutlu olma çabası bizimkisi de.

Yukardaki yazımı iyi okuyun
Alıntı
Sürgüne yollandığı dönemde şu an üç beş ülkeden oluşan suriye bölgesini milli mücadele ve savaş için örgütlemişti. Çanakkale savunmasından sonra ingilizler ülkeyi ele geçirdiler. Yunanistan izmiri filan işgal ettiler. Fransızlar suriye bölgesini üç beş ülkeye böldü ve bu şekilde zaptetmeye çalıştı fakat Musafa Kemal'in örgütleiryle mücadele etmekte zorlanınca Mustafa Kemal ile masaya oturmak zorunda kaldılar. Mustafa Kemal, marmara, ege, akdeniz ve güneydoğu kısacası bu günkü Türkiye coğrafyası karşılığında suriye bölgesinin tansiyonunu düşürmüştür. Türk silahlı kuvvetlerini kurabilmek için de fransızlardan silah temin de etmiştir. Suriyeyi dizginlemek için ise izmirde Türk ordusunun Yunan ordusunu denize döktüğü yalanı uydurulmak zorunda kalınmıştır. Bu Suriye bölgesindeki milli mücadele ruhuna bizi de kurtaracak umudu aşılamış ve sakinleşmişlerdir. Bu noktada Atatürkün suriyelileri oyuna getirdiği de duşunulebilir. Fakat vefatından sonra istanbulda soba fabrikası görüntüsü altında gizli bir silah ve mühimmat fabrikası kurduğu ve osmanlı topraklarını gizli gizli silahlandırdığı ortaya çıkmıştır. Bu gizli fabrika kundaklanarak havaya uçurulmuştur. Hatta sorumlu subay patlayıcı olan deponun kapısını kendini feda ederek kapatmasa taksim civarını yok edecek ölçüde patlayıcı madde olduğu o dönemin gazetelerinde geçiyor. İkinci dünya savaşının geleceğini görüp bu bölgeyi o karmaşadan faydalanarak geri almayı planlıyor da olabilirdi beyninden neler geçiyor anlamak gerçekten zor. Bu gün bu ülkenin varlığını aslında suriye bölgesindeki Atatürkçülere ve onların fransızlarla çatışmasına borçluyuz. Atatürk'ün bu denli deist ve islam düşmanı lanse edilmesi bence hala bu korkunun devam ettiğini gösteriyor. Kemalizmin resmini çizdiği Atatürk kavramını bu coğrafyada sevdiremessiniz. Yani Atatürk kavramının eski osmanlı topraklarında bir milli mücadele olmasa da avrupa birligi gibi bir birliktelik oluşturabilir diye düşündürüyor. Bu dünyayı sömüren güçlerin hiç işine gelmeyecektir. ki Türk birliği ve kimliğinin doğurulmaya çalışılması o bölgeyi sömüren Rusların hiç hoşuna gitmeyecekti filan. kısacası ölüsünden bile korkulan bir lider.

Atatürk düşmanlarının yazılarını takip ediyorum tamamen mantıksız düşünce ve ezberlere dalmışlar. Kemalistlerden pek bir farkları yok. Kaynak olarak gösterdikleri Rıza Nur'un hatıraları kitabı. Rıza Nur ingiliz istihbaratından maaş alan bir casustu. Rahmetli Atatürk'ün çevresi Rıza Nur'larla doluydu. Yani onun mücadelesi belki de cehpede ölümüne savaşanlardan daha da zordu. Toplumu derinden sarsacak inkılapların yapılmasını buna bağlıyorum. Yani biraz da yapılan anlaşmalar gereği tavizler verilmiş olabilir. Neticede her ne kadar direnç sergileseniz de işgal ve yok edilme ihtimali kaçınılmazdı. Verilan tavizleri ben doğal karşılıyorum bu yüzden inkılaplar mantıksız ve ölçüsüz de olsa elinden gelen bu kadarmış diyiyorum.

Bir diğer husus da eğer rahmetli yaşasaydı ve 2.dünya savaşı sırasında savaşa dahil olup silahlandırdığı osmanlı bölgesini ayaklandırsaydı filan; neticeye bakınca belki de atom bombasını japonlar değil biz yerdik. Her şerde bir hayır vardır kısacası.

Atatürk'ün etrafındaki sis perdesi kalkarsa Mustafa Kemal kavramının zarar göreceğini düşünmüyorum.

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Nisan 18, 2013, 05:10:22 ÖS Gönderen: Masor1976 »


Nisan 19, 2013, 03:30:38 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Sayın KAAN
Bütün dünyada askerler bilmedikleri yere giderler. Siz bildiğiniz yerlerde askerlik yaptıysanız o da sizin şansınızmış. Ayrıca siz kanuna falan takılmayın rahat rahat atıp tutabilirsiniz dökün içinizi ve kininizi sistem sizin yanınızda merak etmeyin. Zaman meselesi sizler hep vardınız bu ülkede sizin gibi düşünmeyenlerde. Ama yeryüzünde içinde en fazla hain barındıran ülke olmamıza rağmen bu kadar zamandır ayakta kalabiliyorsak ,demek temelleri sağlam atılmış bu ülkenin. Üst katlar ve çatı yıkılabilir nasıl olsa temel sağlam eskileri atar yeniden yapar bu ülke.Saygılar

Ne yazık ki bu memlekette Müslümanlara isyan eden saltanatcı gericiler gözüyle, Ermenilere isyan eden hainler gözüyle, Kürtlere isyan eden aşağılık varlıklar gözüyle, Rumlara isyan eden Türk düşmanı gözüyle, vs. yani kim kaldı? Herkes düşman, herkes vatanhaini. Maalesef tek parti devri kendisinden olmayan ve bu memleketin vatandaşları olan herkesi vatanhaini, düşman, terörist olarak ilan etti. Sadece üzücü.

Fazıl Say'ın hapis cezası nasıl bir insanlık ayıbı ise hala Atatürk'ü Koruma Kanunu'nun da olması bir insanlık ayıbıdır. Bir insana koruma kanunu çıkarmak o insanı hatasız yapmaz tam tersine bir hatası var ki korunuyor anlamı çıkarılır.

Askerliğe gelirsek. Ben henüz askerliğimi yapmadım. 4 ay sonra yapacağım hayırlısıyla. Askerliğin ayrıca bana iyi geleceğini düşünüyorum. Bu ayrı bir mevzu. Benim takıldığım, bunun devlet zoruyla olması. Yani ben istemiyorum desem TSK bana dava açabiliyor. Yani istemediğim bir şeyi zorla bana dava açarak yaptırabiliyor bir kurum. Bu kurumun haklı olduğunu göstermez, tam tersi fakat bu haklılığını seneler evvel anayasaya koyulmuş bir kanundan alıyor, o da zorunlu askerlik yasası. Yani kanun olmasa zaten açılan davanın da bir ehemmiyet kalmıyor, kazanma ihtimali dahi kalmıyor fakat kanunlaşınca el mahkum. Yani ne kadar saçma ve mantıksız olursa olsun kanunlaşınca zorla, zorbalıkla her şey yaptırılabiliyor.

Vicdani redçiler, inancından dolayı redçiler, eşcinselliğinden dolayı redçiler, Kürtçü olduğundan dolayı redçiler var ve bu insanlar davalarla mücadale ediyor. AİHM'e gidenler var. Bakaya ve asker kaçağı olanlar da binlerce. E bunun dışında binlerce intihar vakası var TSK'da. Dayak var, işkence var. Ermeni olduğu için öldürülen askerler var. Tam bir zorbalık. Bu kurum içinde en alt tabakadan en başa kadar sızmış ve her yerine yerleşmiş olan ve PKK'lılarla anlaşıp haberleşen, birlikte iş yapan darbeci/cuntacı/Kemalist/Ergenekoncu/Balyozcu vatanhaini olan teröristleri saymıyorum bile.

Kesinlikle ama kesinlikle Avrupa Birliği yolunda kararlılıkla ilerlenmelidir, reformlara devam edilmelidir ve bu zorunlu askerlik mevzusu ortadan kaldırılmalıdır.


Nisan 19, 2013, 03:47:38 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

Sayın Kaan
Profesyonel ordu ile ilgili söylediklerinizde haklısınız. Profesyonel askerliği  şu an savunmamak geri kalmışlık demektir. Ama profesyonel ordusu olan ülkelerin bazılarında da zorunlu askerlik hizmeti mevcuttur.

Sn. Caliper,

Evet, bu tür örnekler var. Almanya'da zorunlu askerlik kaldırılmadan önce her Alman kendi oturduğu şehirde askerliğini yapar ve haftasonu da evinde kalırdı. Mesela bu bir örnek fakat artık orada zorunlu askerlik yok.

Bizde nasıldı? Bir İstanbullu ya da batılı herhangi bir genç hiç bilmediği güneydoğu dağlarına resmen ölüme yollanırdı. Bu nasıl mantıktır? O dağları oralı bir Kürt gencinden daha iyi kim bilebilir? İstanbullunun orada ne işi var?

Neyse çok şükür savaş bitti gibi. 3 aydır kimse ölmüyor. İnşallah bu barış havası böyle sürer.

Bu kararı almak çok kolay değildir.

Ben böyle düşünmüyorum. Belli bir hava oluştuğunda aslında kararlar çok kolaylıkla alınır. Tıpkı Galatasaray'ın Madrid'e ardı ardına üç gol atması gibi. Her şey bir anda olur. Misal olarak AB bir anda bizi almaya karar verirse üyeliğe o vakit o açılmayan 13 başlık hızlan ardı ardına açılıp kapanır. Yani bu işi ağırdan almalar, geciktirmeler falan hep politiktir.

Kimsenin umrunda değil aslında. Zaten cuntacıların planlarında da bunları görüyoruz. Maksat beyin yıkamak, particilikle, demokrasiyle başarılamayanı zorunlu askerlikle ve okulla başarmaya çalışmak, evlere ulaşmayan Kemalizmi gençlerin beynine kazıyarak her eve ulaştırmak. Öyle laiklikmiş, demokrasiymiş, Atatürk'müş falan hikaye. Maksat bu insanların mutlak iktidarı. Bunun en güzel örneği de İnönü'nün Atatürk'ü paralardan kaldırması ve DP ile yarışacağım diye cumhuriyet tarihinin ilk imam-hatip Kuran okullarını açmasıydı. Tabii DP de İnönü'ye karşı olarak Atatürk'ü Koruma Kanunu çıkarmak gibi bir talihsizliğe imza attı. Yani normalde tam tersi olması lazım fakat işin hakikatinde askerlikti, topraktı, bayraktı, ekmekti, kutsallıktı, İslamdı, Atatürktü falan hikayedir, sözdedir. Asıl maksat her zaman İslamcısında da, Kemalistinde de, milliyetçisinde de, Kürtçüsünde de tek adamcılık olmuştur. Bu bize sultanlardan, sadrazamlardan, paşalardan, Enver/Kemal/İnönü/Evren paşalardan miras kalmıştır.

Saygılarımla.


Nisan 19, 2013, 04:07:54 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Ziyaretçi

Sn. Masor1976,

Size katılıyorum. Zaten Milli Mücadele'nin adı savaştan seneler sonra gazetelerde İstiklal Savaşı, Kurtuluş Savaşı ifadelerini aldı. Biz esir olmadık ki kurtulalım! Bu kurtuluş, kurtaran efsanesi hep savaş sonrası Türkiye siyaset hayatına tek adamcılık, kurtaran, mesih, tanrı mitini yerleştirmek ve bunun üzerinden prim yapmak için sokulmuştur. Yani açıkça Milli Mücadele'nin istismarı söz konusudur. Bunun istismarı ile açıkçası diktatörlük rahatça kurulmuştur. Tüm muhalifler de her kurumdan tasfiye edilmiş vatanhaini ilan edilmiştir.

1. ve 2. İnönü Savaşları da hep yalandır. İnönü'nün politik anlamda önünü açmak için bu isimler kullanılmıştır.

Dr. Rıza Nur konusunda haklısınız. Biraz uç gibi fakat araştırılmaya değer. Hatıratları gözardı edilemez. Diğer hatıratlarla, tarihle karşılaştırılmalı olarak okunmalıdır.

Kanun dolayısıyla konuşulamayan ve Türkiye'yi ayağa kaldırabilecek bazı ciddi olaylar vardır; kaynaklarıyla, hatıratların birbirini tutan iddialar vardır. Çok ağır fakat kanun kalkarsa bunlar konuşulabilecek. Susup bekleyen çok tarihçi var açıkçası. Yunanistan'ın İzmir'e girmesinin İngilizlerle yapılan pazarlıklar sonrasında kimin emri ile gerçekleştirildiği, Filistin cephesinin hangi pazarlıklarla çökertildiği, vs. Tek parti devrini daha saymıyorum bile, oraya zaten hiç girilmesin fakat henüz cumhuriyetten önce Osmanlı devrinde yapılanlar çok ağır vak'alar var.

1930'lar diktatörler devri idi. Dünya savaşını demokratlar kazanınca San Francisco'da yapılan birleşmiş milletler toplantısında demokrasiye geçmez isek karşı cehpe alacaklarını söylediler. Biz de 1946-1950'de demokrasiye geçtik. Aksi halde İnönü demokrasi aşığı değildi ve bu yukarıda saydıklarım daha da devam ederdi.

Dünya savaşını faşistlerin kaybedip demokratların kazanması ve soğuk savaş sonunda komünistlerin kendi kendilerine bitmesi dünyaya iyi geldiği gibi Türkiye'ye de iyi gelmiştir, aksi halde bu haksızlıklar çığ gibi artarak büyüyecek ve hepimizi yutacaktı.

Sis perdesinin kalkmasının tam zamanı!

Saygılarımla.


Nisan 20, 2013, 01:42:30 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Ziyaretçi

Sayın Kaan, konuyu her zaman yaptığım gibi dağıttım kusuruma bakmayın lütfen, hiç bir şey tesadüf değildir. Osmanlı neden yıkıldı, bence tonlarca millet ve tonlarca din mezhep barındıran bu yapının dinamit gibi paramparça olmasının perde arkasını iyi incelemek lazım. Bulgarlar Yunanlılar Araplar filan ayrı bir ülke kurup kendi içlerindeki müslümanları acımadan öldürdüler fakat neden Kürtler sevrde ingilzlerce kürdistan kurulmasına karar verilmesine rağmen Türklerden ayrılmak istemedi. Örnegin bu gün yaşanılan Kürt sorununun ve Kürtlerin ayrı bir ülke kurma arzusunun kaynağında Türkleştirme başlığı altında yapılan baskıları mevzunun asıl nedeni olarak gösterebilriz. Yani osmanlı ordusunun gücü azalır azalmaz bulgarlar yunanlılar rumlar ermeniler vb. neden müslüman katliamı yaptılar. Araplar neden bizi sevmiyorlar ve biz de onları sevmiyoruz? Bunlar ister istemez kafamda soru olarak canlanıyor. Ben olayın bu boyutunu merak ediyorum yani muhakkak osmanlının yönetici sünni kesimi çok  ciddi baskılar ve haksızlıklar yapmıştır. aksi halde milliyetçik mezhepçilik naralarıyla ülke parçalamak ve farklı grupların sünnileri büyük bir kinle katletmesi bende mantıklı durmuyor. Bence osmanlı döneminde sünniler tüm gruplara çok büyük haksılıklar baskılar uygulamış olabilirler. Osmanlının fiziksel bitişi çanakkale savunması sonrası ordu terhis olduğunda olmuş diyebilirz. Bu yüzden yunanlılar fransızlar italyanlar üç beş askerle ülkeyi ele geçirmişlerdi. Demek istediğim osmanlıyı Atatürk yıkmamıştır veya osmanlı gücünü kendine yontmamıştır. Sıfırdan bir ortam ve ülke yaratmıştır dersek havada durmaz.

Dersimin de Atatürk tarafından cezalandırılması bundan dolayı olabilr. Yani dersimliler de trakyadaki bulgarların yunanlıların yaptığı gibi  sünnilerden intikam almak için sünni  katliamı yapmış olabilirler. Dersimlilerin hak ettiklerini tahmin ediyorum. Fakat tabi ki zamanın şartları gereği savaşın verdiği psikopatlıktan dolayı öldürülme şekilleri anlatıldığı kadarıyla çok fena. Malesef savaş anında bu tip görüntüler normalleşiyor. Belki de onları cezalandırarak sünni şii çatışması çıkmasını önlemiş de olabilir. Ki sünnilerin eski saltanat ve gücüne kavuşmasını da radikal dincilerin liderlerini astırarak bastırmıştır. şartlar bunu gerektirmiştir.

Anladığım kadarıyla çok yakın tarihler gibi dursa da tarihçiler de hep zıt görüşleri savunuyorlar. Yani tarih yakın dursa da belge bulabilmek  ayakları yere basan tezler üretmek tarihçiler açısından zor olmalı.

Atatürkü koruma kanunu, ismet paşa'nın Atatürk kavramını yok etmek istemesi üzerine demokrat partililerce getirilmiş bir kanundur diyorlar.  Yani muhafazakarlarca konmuş bir kanundur.

Ayrıca Rıza Nur Atatürk'e ateist bir ülke yaratma teklifinde bulunmuş ve kovulmuş bir insan ki saygı duymak da gerekir fikrine. Fakat islamcıların ingiliz casusu olduğu aşikar ve halkı zorla ateist yapma heveslisi bir adamın anılarını kullanarak Atatürkü deist ve biseksüel gibi göstermek gayretinde kullanmaları bana ilginç ve çok çirkin geliyor. Deist ve biseksüellere saygım sonsuzdur o ayrı bir konu. Fakat aşikar bir şekilde toplumun genelinin midesinin bulanacağı bir şekle sokma çabasını ben Atatürkün onu dışlamasının verdiği intikam arzusuna bağlıyorum. Kazım Karabekir paşaının anıları da bu kalıba sokulabilir.

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Nisan 20, 2013, 02:29:45 ÖÖ Gönderen: Masor1976 »


Nisan 20, 2013, 03:24:36 ÖÖ
Yanıtla #5
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 154
  • Cinsiyet: Bay

Buradaki aciklamalari,yazilanlari okudugumda yillarca politik cikarlar ugruna halkin kafasini karistiran,birilerini dinsiz birilerini islamci birilerini ulkucu birilerini devrimci yapan ve sonra birbirlerine kirdiran sistemin canli bir ornegini gordum.Fabrikasyon uretilen kavramlar surekli "birseyci"yaratma derdindeyken bir bakmisiz kemalizm kotu olmus bir bakmisiz namaz kilmak kotu olmus ya da turban takmak veya emperyalizm karsiti olmak kotu olmus.

Kafalarimiz o kadar karismis ki kurtulus savasi bile hikaye oluvermis hatta Ataturk diktator...

Bilgi erozyonu,bizi daha da cahillestirirken biz kendimizi ilerlemis sanmisiz da halbuki ne aklimiz ne vicdanimiz hur olabilmis hep koleymisiz meger.

Saygilarimla.
Memento Mori


Nisan 20, 2013, 05:19:47 ÖÖ
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Sayın Erim çok güzel özetlemişsiniz.

Bana gerek Kemalistlerin gerekse Atatürk düşmanı tarihçilerin fikirleri ve tezleri iki taraf da mantıklı geliyordu. İzahat mantıklı durduğu için takipçileri de fazla oluyor. Bu zamanla futbol takımı tutmaya benzeşiyor. Şimdi bakınca her iki tarafın da kişisel çıkarları için yalandan oluşan bir sandalda olduklarını farkediyorum. Yüzmeyi bilmeyen tipler oldukları için yalana sarılmışlar sandal ellerinden alınırsa boğulup yok olacaklarını iyi bildikleri için objektif ve bilimsel yaklaşıma karşı mantıksız tepki veriyorlar.

Benim şu ana kadarki izlenimim şudur ki bu izlenim de değişebilir. Sabit fikirli olamıyorum yapım böyle.

Atatürk, 2.Abdülhamit'e çok benziyor. 2.Abdülhamit osmanlının yıkılışını ve  1.dünya savaşını 30 yıl geciktirmiştir. Atatürk de 1.dünya savaşı sonrası  ingiliz sömürgesi olan osmanlı bölgesinde bize düşen kısım olan ülkemizi yaşadığı dönem boyunca şemsiye gibi korumuştur. Bir diğer husus da her ikisinin de liderlik umulmadık anda kucağına düşmüştür ve umulmadık şekilde ingiliz istihbaratına kan kusturmuşlardır. Fakat neticeye  bakarsak 2.Abdulhamit 1.dünya savaşını engelleyemedigi gibi Atatürkün tüm çabalarına rağmen bir ingiliz sömürgesi olmaktan kurtulamamışız.

İngilizler sömürdükleri ülkeye bayraklarını dikmezler. Sömürülen ülkelere kendi casusları olan diktatörleri getirirler, bu diktatörlere karşı isyan eden terörist örgütler kurarlar bunun adını da devrimcilik diye süslemişler. kısacası oluşan kaosu silah satarak hem destekler, hem de halk yeteri kadar fakirleştikten sonra yatıştırmak için arada sırada abi olarak müdahale eder, amaç ülke zenginliklerini fakirleşen ve cahilleşen halktan ucuza veya bedavaya kopartabilmektir. her müdahale o ülke onlarca yıl geriye gider gelişemez. Büyük devletler böyledir. İngiltere bu gün bile dünyanın en yaşanılası en nezih ülkesi ve insanları yaşar. Fakat bunun bedelini milyarlarca masum insanın kanı ve kul hakkı ile yapabiliyorlar.

Fakat Amerika Hitleri kullandı mı bilemiyorum fakat Hitlerin pozisyonundan faydalanarak  İngilizleri kendi tuzağına çekmeyi başarmıştır. İngilizler Alman ordularıyla savaşmak zorunda kaldılar. Ve Abd nin kucagına düştüler. Neticede abd hem kendine gebe bıraktı hem de avrupa baştan aşağı yıkılmış haldeyken kendisi her açıdan gelişti, tüm gelişmiş kaliteli beyinler ve zenginler savaş olmayan tek yer olan Abd ye kaçtılar. Filan.

Kısacası amerika güçsüz kaldığını düşündüğü ingilterenin sömürgelerine müdahele ediyor. Fakat ingiltere yarıştan çekilmiş değil. Kapalı kapılar ardında ne siyasi savaşlar dönüyordur kim bilir. 

Türkiye ve eski osmanlı coğrafyası ingiliz sömürgeciliğinden amerikan sömürgeciliğine dönüşme sancısı çekiyor. Yani Amerika ile ingiltere arasında ne sıcak ne de soğuk ılık bir savaş var. Hissedilmiyor yani bu savaş.

Kısacası eğer bu gerçekleşirse osmanlı coğrafyası ve belki de tüm dünya amerikan sömürgesi olmayı tadacak. İngilizler kadar acımasız olacaklar mı bilemiyorum. Bekleyip göreceğiz. Eğer bu tez doğruysa ve Türk halkının hepsi bilse de elimizden bir şey geleceğini sanmıyorum.

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Nisan 20, 2013, 06:03:33 ÖÖ Gönderen: Masor1976 »


Nisan 22, 2013, 12:43:49 ÖÖ
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi

1937-1938 Dersim harekâtları maalesef katliama dönüştü ama elbette bu harekâtların gerekli olmadığı anlamına gelmez.

Dersim kend içine kapalı olmuştur yüzyıllarca. Halk Türkçe bilmemiş, sırf Kürtçe bilmiş, aşırı cahil kalmış, toprakların tarım gibi şeylere uygun olmamasından dolayı hırsızlıklarla geçimini idare etmiş, mutlaka birilerinin bir aşiretten olması gerektiği için halkı ağaların köleleri olarak kalmış, isyankâr, kendine münhasır, yönetilmek istemeyen garip bir yer idi.

Osmanlı burayı kendi haline bırakmıştı. Öyle idare ediyordu. Fakat meşrutiyet ile düzen gelince ve hele hele cumhuriyet gelince oraya yatırımlar yapmak gerekiyordu, yol yapmak gerekiyordu, vs. aşiretlerin tahakkümü bitecek noktaya geldi. Bu yüzden de çoğu aşiretin birliği ile isyan patlak verdi.

Dersim harekâtları yerindedir fakat iş katliama gitmiştir. Burası bir gerçek.

Dersimli Alevi Kürtler hep kendi başına buyruk yaşamıştır fakat harp vakti gelince Ruslara ve Ermenilere karşı cephe alarak hep korktuğu Osmanlı'nın yanında yer almıştır. Cumhuriyet kurulunca rejimi de desteklemiştir fakat asimilasyon ve çağdaşlaşma (yol yapımı, çevre ile iletişim) aşiretlerin işine gelmediği için isyan ettiler.

Halk sadece Kürtçe biliyor, Türkçe bilmiyor; ağalar Türkçe biliyor ve devlet halka temas edemiyor, bu yüzden de ağalar aracılık yapıyor hep, böylece içe kapalı olan halk sadece ağalar ne derse onu yapacak duruma geliyor.

Demokratik, laik, hür bir devlette böyle şey olmaz.


Nisan 22, 2013, 04:01:07 ÖÖ
Yanıtla #8
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Aktif Uye
  • *****
  • İleti: 810
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Kaan çok haklısınız,

Benim en çok da dikkatimi çeken Türk ordusunda şudur : Nasıl olur da koskoca Türkiye ordusu senelerce dış devletlerin bu kadar oyununa gelmiştir ?

Müdahale ve ültimatomlarını dışa dönük değil de içe dönük kullanmıştır.

Adnan MENDERES'in asılması. Tamamiyle düzmece ve safsatalardan ibaret.

Sayın Süleyman DEMİREL 8 defa koltuğundan oldu.İlginçtir bir kez olsun çıkıp ordudan şikayetçi olmamıştır.

Deniz BAYKAL' da keza öle

80 darbesi

En sonda Kürt sorunu.

Ergenekon davası fundamantalistler tarafından, masonların tasviyesi olarak görülmekte.

Bizi her geçen günde bölmek için çabalamaya devam ediyorlar.

Sagçı, solcu, laik, anti laik, kürt, türk, alevi, sünni, liste uzayıp gidiyor.

Deveye sormuşlar, Boynun neden eğri,

Deve: Nerem doğru ki demiş.

« Son Düzenleme: Nisan 26, 2013, 09:13:06 ÖS Gönderen: Arais »
2050 de Türkiye çöl olacak ! Ağaç dikin, ağaç diktirin....
Sayğıdeğer üyeler, forumla ilgili her türlü soru ve sorun için lütfen tarafıma başvurunuz.


Nisan 22, 2013, 05:03:14 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

Türkiye Cumhuriyeti bir ingiliz sömürgesi olarak doğmuştur. Nasıl ki Irak, Suriye, İran vb. ülkeler ingiliz sömürgesi ise... Yani bu ülkelerin sınırını çizen de bayrağını şekillendiren de, kurulan diktatörlük rejimlerini ve liderlerini kuranlar da ingilizlerdi. Fakat Türkiye Cumhuriyeti bunlardan biraz farklıydı. Kağıt üstünde iç anadoluya sıkışmış bir ülke düşünülürken, suriye bölgesinin Mustafa Kemal  ve Enver paşa tarafından gerilla savaşı şeklinde Fransız askerlerine başkaldırısı üzerine Mustafa Kemal ile 1919 da masaya oturmak zorunda kalınmıştır. Neticede Mustafa Kemal paşa marmara, ege, akdeniz, karadeniz bölgelerini kurtarmıştır. Kürtler de bu devlete katılmak isteyince o dönemde iranı savaşarak dize getiren bir güç oldukları için kürt aşiretlerinden çekinen ingilizler mecburen güneydoğuyu bize bırakmışlardır. Fakat neticede Atatürk'ün ölümü veya öldürülmesiyle birlikte klasik bir ingiliz sömürgesine dönüştük.  Geneli müslüman ve muhafazakar bir ülkede Kuranların toplatılıp arapça besmelenin bile yasaklandığı kısacası en akılsız diktatörün bile cesaret edemeyeceği ölçüde garip bir ülke halini aldık.  2.dünya savaşı ile birlikte ingilizler zayıflayıp amerikalılar süper güç halini alınca Türkiye'deki ingiliz gücüne karşı amerikalılar ezilen muhafazakarları ve her dindar insanın içinde olan komunist tiksintisini  kullanarak ingiliz gücünü Türkiyeden silmeye çalıştı. Örneğin sağ sol iç savaşında amerikan parmağı olmasaydı Türkiye komunist bir ülkeye dönüşecekti. Komunizm devrimleri ingiliz sömürgeciliğinin hedef ülke halkının tüm malvarlığını  kurulacak diktatör rejime aktarıp fakir ve sefil kıcasası kolay sömürülebilir bir ülke yaratmak amacıyla kullanılan bir balyoz gibiydi diye düşünüyorum. Bu nedenle komunist ülkeleri ingiiz sömürgesi olarak algılıyorum.
Atatürk, yaşadığı dönem boyunca komunizmi geciktirmiştir, ölümünden sonra ülke zorla komunistleştirilmeye çalşılmış fakat çıkan 2.dünya savaşı sonrası amerikanın güçlenmesi ve müdahalesiyle Türkiye Cumhuriyeti komunizmden kıl payı kurtulmuştur.

Ben kısacası birbiryle mücadele eden boksörlerin çarpışan yumruklarından ziyade bedenlerine odaklanıyorum. Sağ sol çatışması filan yumruklar iken asıl bedenler ve beyin takımı amerikalılar ve ingilizlerdir diye düşünüyorum.

Türk ordusu ise, Atatürkün vefatı sonrasında bu karmaşa içerisinde hem  ingilizlerin hem de rakibi olan amerikalıların emrinde görülüyor. Örneğin Kuranların toplatılması, dindarların özellikle de sevre karşı çıkan doğudaki kürt dindarların  işkenceye tabi tutulması vb. gibi ingilizlerin emri ve intikamı olduğu bariz olayları jandarma eliyle yaparken, aynı jandarmanın amerikanın emriyle  komunist devrimi engellediğini görüyoruz.

Türk silahlı kuvvetleri denilince saygıdan ve sevgiden tüylerimiz kalkıyor olsa da , bu gerçeği farketmemek elde değildir.

Devrimcilik denilince heyecanlanan arkadaşlar, sömürgeciliğe karşı ayaklandıkarını sanıyor olsalar da  aslında kaostan beslenen  ingiliz sömürgeciliğine hizmet ettiklerinin farkındalar mı bilemiyorum.

ingiliz ve amerikan zekası karsışında şapka çıkartmamak elde değil. Kurdukları oyunları ve kendi aralarındaki savaşları  farketmek olanaksız bir şey, farketseniz de eliniz kolunuz tamamen bağlı konumdasınız. Millet boş yere mehdi mesih gibi kutsal ve mucizevi güçlerin beklentisine girmiyor.

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Nisan 22, 2013, 05:34:07 ÖÖ Gönderen: Masor1976 »