Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Gerçekte neler oldu ? (Aya yolculuk)  (Okunma sayısı 7182 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Temmuz 30, 2013, 11:26:40 öö
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 877
  • Cinsiyet: Bay

Evrende yalnız mıyız?

Ay'a gerçekten gidildi mi? 

Uzaylılar Dünyamızı ziyaret ediyorlar mı? 

Bütün bunlar birer komplo teorisi mi?

Evet, şimdi paylaşacaklarım belki pek çoğunuza uydurma gelebilir. Ancak sırlarla dolu evrenimize biraz daha geniş pencereden bakmakta yarar var. Hadi şimdi gizemlere doğru bir yolculuğa çıkalım...

Biraz komplo teorilerine bakalım 

Mesela Ay'a gittikten sonra neredeyse 40 yıldır insanlar bunu denememiştir tekrar. teknolojinin bu kadar gelişmesine rağmen neden bunun devamı gelmedi ?

Ay hakkında bir kaç bilgi

1-) Güneş sistemimizde, çevresinde dolandığı gezegene oranla bu büyüklükte başka bir uydu daha yoktur. Ay, dünyamıza nazaran çok büyük bir uydudur; dünyamızın yaklaşık ¼’ü kadardır. Aydan sonra, gezegenine oranla en büyük uydu jüpiter’in uydusudur ki o da jüpiter’in ancak 1/8’i kadardır.

2-) Dünya gibi küçük ve çok zayıf bir gravitasyon alanına sahip olan bir gezegenin bir uydusu olmaması daha doğal olurdu. Örneğin Merkür ve Venüs’ün uyduları yoktur veya çok çok küçük oldukları için henüz keşfedilemediler. Fakat dünyanın var! Hem de sıradan bir uydu değil, yaklaşık 3458 kilometre çapında dev bir uydu!

3-) Ay ile ilgili başka bir cevaplanamayan soru da şudur ki ve gerçekten çok ilginçtir: güneş sistemindeki tüm uydular, bağlı bulundukları gezegenin ekvator düzleminde dönerler. Fakat ay, Dünya'nın Güneş etrafındaki yörünge düzleminde dönmektedir. Bizim uydumuz, diğer uyduların uydukları ekvator düzlemi kuralına neden boyun eğmemiştir?

4-) Başka uyduların yanında ayın küresel biçiminde de bir tuhaflık vardır. Belki diğer uydular da kusursuz birer küre değillerdir ama Ay gibi sırtında bir kambur olanı da yoktur! Ay'ın, görünmeyen arka yüzünde kalan çıkıntının ne olduğu şimdiye kadar açıklanamamıştır! Böyle oluşumları kısmen açıklayabilen med-cezir teorisine göre bu çıkıntı, olması gerekenden 17 kat daha büyüktür.

5-) Ay kraterleri nasıl oluştu? Bununla ilgili iki teori vardır.

Birincisi: meteor veya astroid çarpmasıyla oluştukları, diğeri ise volkanik etkinlikler sonucu oluştuklarıdır. Ancak bu teoriler ile de yanıtlanamayan birçok soru akılları kurcalamaya hala devam etmektedir. Örneğin: milyonlarca yıldır beraber dönüp durmakta olan ay-dünya ikilisi, yüzey şekilleri bakımından neden bu kadar farklılık gösteriyorlar? Eğer meteor veya astroid bombardımanı söz konusu ise, Dünya daha büyük olduğuna göre daha fazla meteor ve astroidi üzerine çekmesi gerekmez miydi? (bahsi geçen meteorlar, küçük çaplı şeyler değil; yani atmosferimizin yakıp kül edemeyeceği kadar büyük meteorlar) oysaki tam tersine! Ay'da kraterden geçilmiyor, Dünya'da ise yok denecek kadar az!

6-) Ay'ın kraterleri ile ilgili başka bir anormallikte geniş çaplarına rağmen çok sığ oluşudur. Ayın en büyük krateri olan gagarin krateri’nin çapı 298 kilometre olmasına rağmen sadece 6 kilometre derinliğindedir.

Ay'ın hareketi. Ay'ın karanluk yüzünü görememizin nedeni Ay'ın kendi etrafındaki dönüş süresi ile Dünya etrafındaki dönüş süresinin aynı olmasındandır (27,3 gün), Dünya zamanı olarak 29,5 gün.

Ay'ın toplamda %54'lük kısı Dünya'dan görülebilir.

Edit: Sn.Asimovun uyarısı üzerine





İlginizi çekebilecek bazı videolar:

REAL AMAZING NASA UFO's of 2013 [HD720p] OVNI 飞碟 НЛО ユーフォー


Incredible NASA UFOs 2012 HD (1080p)


NASA U.F.O FOOTAGE (FULL VERSION)


NASA UFOs 2013


Best UFO Sightings Of June 2012, AFO


« Son Düzenleme: Temmuz 30, 2013, 12:17:45 ös Gönderen: Waldow »


Temmuz 30, 2013, 11:37:35 öö
Yanıtla #1
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 877
  • Cinsiyet: Bay

5 mart 1587:

"Ay'in yüzeyinde bir yıldız görüldü." Yüzlerce insan bu mucizeye şaşırdı. Işığın sivri uçlari ve boynuzları vardı.

(harrison 1876 - lowes 1927)

12 kasim 1671:

Gökbilimci ve fizikçi Cassini, Ay'in üzerinde küçük beyaz bir bulut gördü.

18 mayis 1787:

Astronom halley ve de louville, Ay yüzeyinde hareketli ışıklar gördüler.

Mart-Nisan 1787:

William herschel, Ay'da parlak noktalar ve dört volkan gördü. Açıklamakta zorluk çekiyordu ve en çok gördüklerinin hareket etmesine sasirmisti.

temmuz 1821:

Alman astronom Gruithuisen, Ay yüzeyinde, birden parlayan ışık patlamaları gördü. Yanıp sönen bu ışıkları birkaç kez görmüstü.

12 nisan 1826:

Fizikçi Emmett, Ay'daki krizler denizi üzerinde, kara bir bulutun hareket ettigini rapor etti. Benzer bir rapor, 1954 yilinda modern astronomlar tarafindan da verilmisti.

subat 1877:

ışıklı bir hat veya çizgi eudoxus krateri'nin batısından doğusuna giderken görüldü. Olay, bir saat sürdü.

4 temmuz 1881:

Ay yüzeyinde piramit şeklinde ışıklı iki tümsek belirdi ve bir saat içinde yavas yavas sönerek kayboldu.

24 nisan 1882:

Aristotle bölgesi'nde hareket eden dev gölgeler gözlemlendi.

31 ocak 1915:

Yunanca'daki omega işaretine benzer 7 beyaz ışık görüldü.

23 nisan 1915:

Clavius krateri yanında dar ve ışıklı bir çizgi belirdi ve on dakika sonra kayboldu.

14 haziran 1940:

Sisli keskin bir çizgi çok net olarak plato krateri yanında görüldü. Çevresinde binlerce küçük ışık yanıp sönüyordu.

19 ekim 1945:

Darvin duvari yanında üç büyük parlak nokta görüldü; olay, astronom moore ve daha birçok astronom tarafindan rapor edildi.

24 mayis 1955:

Ay'in güney kutbu bölgesinde, elektriksel panamalar, bilimci firsolf tarafindan izlendi.

8 eylül 1955:

Taurus hatti sinirinda iki parlak ışık görüldü. Bu yer yıllar sonra apollo 17'nin indiği yerdi.

21 haziran 1964:

iki saat süreyle, gözlemci floss d. tarafindan haraket eden büyük siyah bir gölge izlendi.

3 temmuz 1965:

Bir saat on dakika süreyle, aristarchus bölgesi'nde nabız gibi yanıp sönen bir ışık gözlendi.

25 eylül 1966:

Yine plato krateri yakınında yanıp sönen ışıklar gözlendi; bazılarına göre kırmızımsı bir yama gibiydiler; ayni gün gassendi bölgesi'nde 30 dakika süreyle kırmızı büyük bir ışık belirdi. Bir ay sonra ise, ayni yerde yine yanıp sönen kırmızı ışıklar vardi.

11 eylül 1967:

İnsanlığın ilk ayak bastığı yer olan sessizlikler denizi'nde görülen kara bir bulut sonradan mor renge dönüstü; olayin montreal'i? Bir astronomi grubu tarafindan gözlendigi nasa tarafindan açiklandi.


Temmuz 30, 2013, 11:39:44 öö
Yanıtla #2
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

Yazıda yanlış bilgiler var.

Ay'ın karanluk yüzünü görememizin nedeni Ay'ın dönmemesi değil. Ay'ın kendi etrafındaki dönüş süresi ile Dünya etrafındaki dönüş süresinin aynı olmasındandır (27,3 gün), Dünya zamanı olarak 29,5 gün.

Ay'ın toplamda %54'lük kısı Dünya'dan görülebilir.

Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti


Temmuz 30, 2013, 11:40:51 öö
Yanıtla #3
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 877
  • Cinsiyet: Bay

1. Ay, hem Dünya'nın doğal uydusu olamayacak kadar büyük, hem de çok uzaktadır.

2. Ay, olması gerekenden daha düzgün bir yörüngeye sahiptir.

3. Ay kraterleri, çok fazla ve garip bir biçimde yüzeyseldir.

4. Ay'ın dünyaya bakmayan yüzü çıkıntılı veya kamburdur ve Günes sistemi'nde onun gibi gezegenine tek yüzünü gösteren bir başka uydu yoktur.

5. Ay ölçümlemeleri, çok fazla demir olduğunu gösteriyor.

6. Ay toprağı, Ay kayalarından çok daha yaşlıdır.

7. Ay'ın bileşimi, Dünyadan farklıdır.

8. Doğa kanunlarına aykırı olarak, ağır metaller yüzeydedir.

9. Ay'da önceden eriyik olan metaller yoktur.

10. Ay, dev bir gong sesi çıkarmaktadır ve yörüngede dönerken titreşmektedir.

11. Ay, bir moloz yığını gibi gözükmektedir.

12. aAy, periyodik olarak sarsılmaktadir. bu, bize düzenli bir sismik aktiviteyi gösteriyor. sismik dalgalar, sanki tek bir kütleymiş gibi tüm yüzeyi dolaşabiliyorlar.

13. Dünyadan bakıldığında Ay, bir güneş diski gibidir. yani tutulmalarda, Güneş'i tam olarak kapatır, ne biraz küçük veya büyüktür. sanki büyüklüğü, güneşi örtmek için ayarlanmıştır.

14. Eger Ay, Dünya tarafından yakalanmışsa, bunun sonu gelecek ve Ay, yine uzaklaşıp gidecektir.

15. Normalde Ay'ın çizdiği yörünge, Dünya'nın ekvatoral çemberiyle karşıt olmalıdır; ama Ay, garip bir şekilde, Dünya'nın yaptığı gibi, Güneş'e bağımlı bir yörünge çizer.

16. Her ne kadar Ay volkanlarının ölü oldukları söyleniyorsa da, yüzyıllardır Ay'da garip ışıklar, parlamalar görülmekte ve hala izlenmektedir.


Temmuz 30, 2013, 11:46:24 öö
Yanıtla #4
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 877
  • Cinsiyet: Bay

Abc’ de Ay’la ilgili haberler

Amerikan abc haber kanalının web sayfasında yayımlanan, 13 haziran 2000 tarihli makale Ay’la ilgili gerçeklere biraz olsun ışık tutmaktadır. Makalede şöyle denilmektedir:

“Yeni elde edilen kanıtlar, Ay’ın bazı astronomların düşündüğü gibi tamamen ölü bir gezegen olmadığını ortaya çıkarmaktadır. Ay yüzeyinde zaman zaman yoğun bir hareketlilik gözlemlenmektedir. Uzun aralıklarla da olsa Ay yüzeyinde değişiklikler olduğu rapor edilmektedir. Bu iddialar tartışmaya açıktır. Pek çok bilim adamı ise Ay üzerindeki parlaklıklar ve sis gibi zaman zaman rapor edilen gözlemleri ciddiye almamaktadır. "

Aydınlık yer: 136 km uzunluğundaki büyük krater langrenus. Fransız bir astronom Ay yüzeyinin zaman zaman bir şeyler tarafından aşındırıldığı yolunda sağlam kanıtlar bulmuştur. Bu gözlem 1992 yılında, Paris gözlemevi’nde görev yapan deneyimli Ay gözlemcisi Audouin Dollfus tarafından bir metrelik meudon teleskopuyla yapılmıştır. Dollfus araştırma sonuçlarını incelemeyi yeni bitirmiş ve yayımlanmak üzere sunmuştur.

Solan ışık: Dollfus, 30 aralıkta büyük langrenus kraterinin tabanında birtakım parlaklıklar görmüştür. Bunlar o gün ortaya çıkmışlardır. Profesör Dollfus, bu ışıkları bir kaç gün izlemiş ve kraterin içinde dans eden ışık kümeleri görmüştür. Dollfus, teleskoptan her baktığında bu ışıkların şeklinin değiştiğini fark etmiştir. Ona göre bu ışıklar, bir gazın Ay yüzeyinden toz kaldırması ve bunun güneş ışığıyla birleşmesi sonucu oluşan bir görünümdür. Bazı Ay gözlemcileri, değişime uğramadığı sanılan langrenus krateri üzerinde bu tür bir sis görülmesini şaşkınlıkla karşılamışlardır.




Uzaya ilk giden ABD’li astronot ve senatör John Glenn’in nbc’de yayınlanan “frasier” adlı programdaki canlı yayın konuşması 2001- nbc gemini ve mercury uçuşlari nisan 1964’te , kennedy burnu’ndaki iki radar teknisyeni, gemini uzay kapsülünün iki ufo tarafından takip edildiğini açıklamıştır. Bundan önce, ocak 1961’de, burun’daki otomatik izleyici donanımının, güney atlantik yönünde uçan gizemli bir cisim tarafından kilitlendiği rapor edilmiştir. Astronot lovell’ın, gemini 7 ile uçuşunun dökümü alındığında, lovell’ın olağanüstü bir cisimle karşılaşmış olduğu görülmüştür. İşte uçuş sırasında kaydedilen telsiz konuşması;

uzayaracı: garip bir şey, saat 10 yönünde

capcom: burası houston. tekrar edin 7

ua: saat 10 yönünde garip bir cisim var dedim

cc: gemini 7, uçağın bir kademesi olmasın? dikkatli bakın.

ua: burası enkaz gibi, onlardan çok var. bu gerçek bir gözlemdir.

cc: yaklaşık uzaklığı ve ebatları?

ua: bir tane daha var…

james mcdivitt de, 4 haziran 1965’de gemini 4’le uçuşu sırasında tanımlanamayan bir cisim gördüğünü onaylamıştır.







Mcdivitt şunları söylemiştir: “gemini 4 uçuşu sırasında, aracımın camının dışında bir cisim fark ettim. silindir şeklindeydi, kalem gibi görünüyordu. Boyutlarının ya da uzaklığının ne kadar olduğu ile ilgili bir fikrim yok. Araçta bulunan iki kamerayla da cismin fotoğrafını çekmeye çalıştım. Cisim kısa bir süre benim yönümde durduğundan, ben kamera ayarlarını yapana kadar o gitti. Sadece birkaç fotoğraf çekebildim. Uzay aracı uçuşta olduğundan ve güneş parladığından dolayı, penceredeki cisim gözden kayboldu. Başka bir yere yerleştiremedim, uzay aracının duruşu da buna engeldi ve onu bulmak için ne tarafa manevra yapacağımı da bilemiyordum.

İndikten sonra, gemini 4’ten gelen film acilen, benim ve ed white’ın 3 gündür içinde olduğu taşıyıcı uçakla houston’a uçuruldu. Nasa film teknisyenleri, araçta çekilen filmi incelediler ve bir açıklama yapmadılar”

ufoları mercury 8 uçuşu sırasında astronot wally schirra da gözlemlemiştir.

mercury 8 kapsülünde bulunan schirra olaydan şöyle bahsetmiştir:

“… işte oradalar…bana arkadaşlık ediyorlar…"




Astronot Gordon Cooper 1973’te New York’ta katıldığı bir toplantıda şunları söylemiştir:

“Astronotluğun zorunluluklarından biri olan gizlilik nedeniyle yıllarca sırlarla yaşadım. Şimdi Amerika’da her şeyi açığa vurabilirim. Radar ekipmanımız, tanımlanamayan cisimler tespit etmişti. Bu olayla ilgili binlerce şahidin raporu ve kanıt niteliğindeki çok miktardaki dokümana rağmen, kimse bunu halka açmak istemiyordu. neden? çünkü, otoriteler tanrı bilir ne korkunç bir istiladan korkuyorlardı. Yani anahtar sözcük hala aynı: halkın paniğe kapılmasını önlemeliyiz.

Ben daha sonra, dünya üzerinde olağanüstü bir olaya tanık oldum. Bu olay birkaç ay önce florida’da oldu. bBahsedilen bölgede kendi gözlerimle alevler tarafından küle çevirilmiş bir arazinin orta yerinde uçan bir cismin yere indiğini gördüm. Araçtan bazı canlılar çıktı. Topoğrafya üzerine çalışma yapılıyor gibi görünüyorlardı, bir parça toprak alıp büyük bir hızla gözden kayboldular. Biliyorum ki hükümet, halkın panikle verebileceği bir reaksiyondan ötürü, bu olayı tüm basın kuruluşlarından gizledi”.


Cooper 1978’de birleşik ulusal genel topluluk’taki özel politik komitesi’ne ufo’ları tartışmak üzere çağrılmıştır. Daha sonra bir başka toplantıda, cooper’ın yolladığı aşağıdaki mektup okunmuştur:

“… inanıyorum ki, dünyadakinden daha gelişmiş teknolojiye sahip diğer gezegenlerdeki dünya dışından varlıklar, bizi ziyaret ediyorlar. ayrıca, 1951’de 2 gün boyunca onların pek çok uçuşunu gözlemledim. hepsi farklı boylarda, savaş uçağı formatındaydılar ve genelde doğu avrupa’dan batıya doğru uçuyorlardı.”



1979 yılında Mercury astranotu Donald Slayton, Paul Levy ile olan ropörtajı sırasında 1951 yılında test uçuşu yaparken ufo gördüğünü açıklamıştır:

“p-51 tipi bir araçla minneapolis üzerinde test uçuşu yaparken bu cismi gördüm. Açık, güneşli bir öğle sonrasında ve yaklaşık 10 bin fit yükseklikteydim. Cismin uçurtma olduğunu düşündüm, fakat daha sonra uçurtmanın böyle bir yüksekliğe çıkamayacağının farkına vardım. Ona yaklaştıkça bana meteoroloji balonu gibi göründü. Gri renkte ve yaklaşık 3 fit çapındaydı. O şeyin arkasına doğru geçtiğimde onun bir meteoroloji balonundan çok bir tabak, bir disk gibi göründüğünü fark ettim.

O anda, ben saatte 300 millik bir hızla seyrederken, cisim aniden benden uzaklaşmaya başladı. Onu kısa bir süre takip ettim sonra cisim aniden havalanmaya başladı. 45 derece tırmandıktan sonra döndü ve hızlanarak gözden kayboldu.

Olaydan birkaç gün sonra, ofis şefimle bira içerken ve cismin ne olduğunu düşünürken, şefime olaydan bahsetmeye karar verdim. bahsettiğimde bana rapor hazırlamamı söyledi. dediği gibi yaptım fakat bir daha konuyla ilgili hiçbir bilgi alamadım."



Nasa eski çalışanlarından olan Otto Binder, kendi amatör telsizleri ve vhf alıcılarıyla nasa’nın yayınını alabildiğini söylemiştir. Apollo 11 uçuşu sırasında yapılan ve binder’ın sözünü ettiği telsiz ve alıcılar sayesinde duyulan konuşma şöyledir:

Kontrol kulesi: “orada ne var? kontrol kulesi apollo 11’i arıyor.
” apollo 11: “bu bebekler çok büyük efendim.. kocaman.. tanrım, inanmayacaksınız.. burada başka uzay araçlarının olduğunu söylüyorum… kraterin öte tarafından bizi izliyor.”

1979’da nasa iletişim sistemleri eski şefi, bilim adamı maurice chatelain armstrong’un ufo gördüğünü bildiren raporunun gerçek olduğunu bildirmiştir. chatelain, “karşılaşma nasa’nın ortak bilgisidir, fakat şimdiye dek kimse bununla ilgili bir şey söylemedi” diye konuşmuştur.



Apollo 8: 21-27 aralık 1968. astronotlar; frank borman, james lowell ve william anderson.

Houston uzay merkezi ve milyonlarca tv izleyicisi büyük bir heyecan yaşarken, dünyadan uzaya doğru şu alarm dolu ses yayılmaktaydı:

“-houston merkezi, apollo 8’i arıyor. apollo 8 cevap ver.

” 10 dk. sonra lovell’in sesi kulaklara geldi:

-”merkez burası apollo 8.. uçan daireler.. kaç tane mi? belki 5, çok heyecanlıyım.

” “-kahretsin! lovell neler söylüyorsun?”

ve birden bire televizyondaki yayın sona eriyor…

Halk, apollo 8 ile merkez arasındaki konuşmaları asla öğrenemedi. Çünkü ufo’larla ilgili gerçeğin dünya insanları tarafından öğrenilmesi bilim adamlarının hayatta isteyecekleri en son şeydi. Araştırmacılar bununla da yetinmeyerek uzayda çekilen fotoğrafları sıkı bir sansürden geçirdikten sonra dünya basınına verdiler. Apollo-8 uzaydan geldiğinde beraberinde 1500 tane fotoğraf getirmişti. bunların sadece 380’i basına verildi, geri kalan 1100 fotoğraf sakladıkları sır nedeniyle arşivlere kaldırıldı.




Apollo-10: 18-26 mayıs 1969. astronotlar; thomas stafford, eugene cernan ve john young.

Ay yörüngesinde yaklaşık 62 saat geçiren astronotlar, insanlı ilk Ay inişinin tam teşekküllü provası olarak anılan bu uçuş sırasında, Ay iniş modülü’nün, apollo yörünge kumanda modülü’nden ayrılarak ay yüzeyinin 13 km. kadar yakınına uçmasını sağladılar.

Apollo 10 astronotları, uzay uçuşu sırasında ufo’ların apollo’ya refakat ettiklerini bildirmişlerdir. Yetkililer apollo 10’un ay yörünge uçuşu sırasında ufo’ları gördüğünü belirtmekte ve bunun kanıtı olarak da apollo ile ay arasındaki parlak cismin fotoğraflarını göstermektedirler. Ayrıca apollo-10’un ufo gözleminin gerçekliğini kanıtlayan bir de film mevcuttur. Bu filmin ilginç yanı ay’a ilişkin bölgeler filme alınırken bir ufo’nun görüntüye girmesi değil, astronotun apollo ile ay arasında hareket eden parlak ve uçan cismi kamera ile izlemesidir. Bilim araştırma grubu’nun da arşivlerinde bulunan filmde, söz konusu uçuş halindeki ufo gayet belirgin bir şekilde görülebilmektedir.

Halen nasa’nın gizli arşivlerinde, ufo’ların dış uzayda ve yörüngelerde apollo’lar ile çeşitli uzak-yakın temaslarının çekilmiş filmleri mevcuttur. Yakın zamanlarda bu filmlerden bazıları, bir ufo araştırmacısına verilmiştir. Nasa için, en tehlikesiz addedilerek verilen bu filmlerde dahi ufoların gayet bariz bir şekilde uçmakta oldukları bu araştırmacı tarafından ifade edilmektedir.




Apollo 11; 16-24 temmuz 1969.astronotlar; neil a. armstrong, edwin e. aldrin ve michael collins.

8 yıl önce saptanan hedefe ulaşarak aAy’a inen Neil Armstrong ve Edwin Aldrin, Ay’ı inceleyen ilk insanlar oldular. Sea of tranquillity’ye (durgunluk denizi) inildiğinde armstrong tarihte daima anılacak olan şu sözleri söyledi: “kartal inmiştir.” apollo 11 mürettebatı ay taşlarında çeşitli örnekler topladılar ve tarihin en büyük televizyon seyirci kitlesi tarafından canlı yayınla dünyadan izlendiler.

Apollo-11 uzay aracı dünya’dan ayrılalı henüz bir gün olmuştu ki mürettebat, araç ile ay arasında olağandışı bir obje gördü. Önce bunun satürn-iv yardımcı roketi olduğunu düşündüler. Ancak houston, apollo-11 astronotlarına, yardımcı roketin 9000 km. den daha ötede bulunduğunu bildirdi. Bu konuda astronotların yaptığı açıklama:

aldrin- “gördüğümüz ilk olağandışı şey, sanırım bir gün uzaklıkta idi ya da Ay’ın oldukça yakınında bulunan bir şeydi. Oldukça iri boyutlara sahip olduğundan tek gözlü dürbünü üzerine ayarladık.”

collins- “bu cismi nasıl görmüştük ki? öylesine pencereden dışarı bakarak mı görmüştük? ”

aldrin- “evet. sivb(satürn roketinin 3. katı) olup olmadığından emin değildik. Yer’e sorduk ve s-ivb’nin 9,000km. Ötede olduğunu öğrendik. o sırada yüksek randımanla ilgili bir sorunumuz vardı. ”

collins- “bir şey vardı. bir şeyin tosladığını hissettik, ya da bana öyle gelmişti. ”

aldrin-.”…sonra, geçip giden bu parlak objeyi gördük. l biçimindeymiş gibi duruyordu. ” armstrong-”açık bir bavul gibi.”

aldrin- “o sırada ptc’de olduğumuzdan hepimizin teker teker gözlemleyebildiği bu cismin kesinlikle, civarımızda bulunduğu ve oldukça hacimli boyutlara sahip olduğu kanısı doğuyordu. ”

armstrong- “çıplak gözle tam olarak seçilemiyordu. nasıl bir biçime sahip olduğunu söylemek, menzilini ya da boyutlarını kestirmek zordu”.

collins- “önce, içi boş bir silindire benziyordu. fakat sonra, silindir yerini açık duran bir kitap şekline bıraktı. gerçekten de tuhaftı. ”




Bilindiği üzere, apollo 11 ay’a iniş programında astronotlardan armstrong ve aldrin’in Ay yüzeyine indikten sonra 10 saat süre ile kapıları bile açmadan, her an kalkışa hazır bekleyen ay iniş modülü’nün içinde kalmaları öngörülmüştü. neden? nasa’nın açıklaması, “astronotların dinlenmesi lazımdı” şeklindeydi.

Mayıs 1969’da, das beste’de yayımlanan haberde astronotların Ay’a ayak basmalarından itibaren davranışlarını şöyle anlatılmaktaydı: “acil dönüş zorunlu olduğu takdirde buna sürekli hazır durumda bulunarak ve ay’dan sadece fotoğraflarla dönmeye razı olarak, çantalarını acele topladıkları taş ve toz örnekleriyle dolduruyorlardı.”

Nasa hiçbir zaman bu acil geri dönüşün nedenini açıklayamamıştır.

Ay'a iniş sonrası, apollo-houston

armstrong- “burası sessizlik denizi ”

armstrong- “kartal sessizlik denizinde bulunuyor.”

houston- “houston sessizlik denizinde. kontrol sistemlerinizde tüm araçların en iyi biçimde çalıştıkları görülüyor. ”

armstrong- “bizimkiler de öyle.”

aldrin- “varış noktasının koordinatlarını tam olarak bilmiyoruz, fakat araştırıyoruz. kısa bir zaman sonra bunu size bildireceğiz. ”

houston- “bununla oyalanmayın! bunu biz saptayacağız."

armstrong- “etrafımızda küçük kraterler var. büyüklükleri 6 ile 15m. arasında. yaklaşık yarım mil uzaklıkta izler var, sanki tırtıllı bir traktör tarafından bırakılmış gibi! bunun dışında, ay’ın çekimi oldukça iyi, insan kendini sanki uçaktaymış gibi hissediyor. ”




Konuşma daha sonra aldrin tarafından sürdürüldü.

aldrin, tanımlamalarında armstrong’tan daha dikkatliydi, fakat buna karşılık kullandığı kelimeler karışık anlamlar içeriyordu.

aldrin- “çevrede renkler az, fakat herhangi bir taş bloku olabilir. Lütfen şimdi yörünge kumanda modülü’nü her an ulaşabileceğimiz bir yakınlığa yöneltin.”

Bunların dışında, iki astronotun yer merkezi ile yaptıkları direkt konuşma da son derece ilginçti. Nasa, bu konuşmaları dünya haber ajanslarına verirken sansürlemiştir. Ama konuşmaların bir kısmı başka dinleme merkezlerince tespit edilebilmiştir:

astronot- “neydi o? ne biçim şeydi? anlamak isterdim… ”

houston…………..(sansür) astronot- “bebekler kocamandı beyim… kocaman…”

houston- “ne? ne oluyor yukarıda? size ne oluyor allah aşkına?”

astronot- “evet evet oradaydılar.. bazı ziyaretçiler vardı. size söyleyeyim, orada başka uçan daireler var. bir hat şeklinde sıralanmışlar. kraterin kenarında bekliyorlar. ”

8 ağustos 1969 tarihli life dergisinde yayımlanan bir fotoğraf bu konuşmalara delil olarak gösterilebilir. fotoğrafta, modül’ün solunda ve uzak planda, parlayan iki uçan daire açıkça görülmektedir.
« Son Düzenleme: Temmuz 30, 2013, 12:17:03 ös Gönderen: Waldow »


Temmuz 30, 2013, 11:48:46 öö
Yanıtla #5
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

Yanlışlıklar devam ediyor:

Doğrular:

Ay yüzeyinde toprak yoktur. Çözünmüş kayaların oluşturduğu toz vardır.

Kepler kanunlarına göre Yörüngeler elips olsa da ay yakınlığında bu elips hemen hemen dairedir.

Metal çekirdeğinin olmaması Dünya'dan kopma teorisini desteklemektedir.
Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti


Temmuz 30, 2013, 11:52:19 öö
Yanıtla #6
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

2000 tarihli makaleye gerek yok. Ay'a ayak basıldığında sismik aktivite orada zaten ölçülmüştü.

Astronıtlar yanlarında sismograf götürmüşlerdi.

Bu zaten bilinen bir gerçektir.
Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti


Temmuz 30, 2013, 12:20:11 ös
Yanıtla #7
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 877
  • Cinsiyet: Bay

apollo-12; 14-24 kasım, 1969 astronotları; charles conrad jr., richard f. gordon jr., alan l. bean

apollo 12- “sürekli aynı yerde kalan ve takla atıyormuş gibi görünen bir obje ile birlikteyiz. Dünden beri bizimle beraber ve sanki bizimle birlikte gelmekte. Dönüş açımız 35 kadar olduğunda çoğunlukla, merkezi lumbomuzdan görülüyor. Belki de bu size bir ipucu verebilir ve biriniz, gerçekte veya kalmakta olduğumuz bulabilir.”

houston- “tamam. çizim masamıza döneceğiz.”

apollo 12- “obje çok parlak ve takla atan bir şey olduğu aşikar. Saniyede birbuçuk devirlik taklalar atıyor ya da bu oranda yanıp sönüyor. Bu adoptör panolarından birini, yüksek bir hızla bölgeyi terkederken gördüm ve bana sanki saniyede 30 cm.den daha hızlıymış gibi geldi. ”

houston- “pekala, bölgeyi nasıl terk ettiklerini ya da yörüngelerinin ne olabileceği hakkında bir fikrimiz yok, bunun ne olduğunu söylemek zor. ”

apollo 12- “tamam. yine de iyi niyetli olduğunu farz edeceğiz, tamam mı? ”

houston- “eğer herhangi bir gürültü yaparsa, muhtemelen aracın donanımındaki rüzgardır.”

astronotların kendi aralarındaki konuşmalar;

bean- “pete, fonda epeyce gürültü işitiyor musun? ”

conrad- “statik cinsinden ya da öyle şeyler mi? ”

bean- “sürekli bir ıslık sesi işitiyorum”

conrad- “benim işittiğim de bu, tamam.”

gordon- “houston, fondaki bu arkası kesilmeyen bip sesini iştiyormusunuz? ”

houston- “evet. son 45 dakikadır işitmekteyiz.”

gordon- “nedir bu? ”

apollo 12- “dünya’nın tam merkezinde, şimdi gerçekten parlak bir ışığın parladığını görüyoruz. dick dürbünle bakıyor. gerçekten parlak. ”

ve ardından obje birkaç dakika içinde kayboldu.




apollo 14- 14;31 ocak-9 şubat 1971; astronotlar; alan b. shepard, jr. stuart a. roosa, edgar d. mitchell.

apollo 14’ün uçuşu sırasında, çeşitli uçuş koordinatları içerisinde astronotlardan a. chepard ve e. mitchell, kendi uzay araçlarını izleyen bir ufo gözlemlemişlerdir ve bunu yer kontrol’a bildirmişlerdir. Bu bildirim, özel uhf kanallarından ve her zaman olduğu gibi şifre kelime ve ifadeler ile yapılmaktadır. Fakat astronotlar bazan aşırı heyecanla boş bulunarak uçan daireler! diye çığlık da atmaktadırlar.

apollo 15; 26 temmuz- 7 ağustos 1971. astronotlar; david r. scott, alfred m. worden, james b. irwin.

1 ağustos 1971’de kaydedilen apollo 15 irtibatında scott ve irwin tuhaf izler gördüklerini rapor etmişlerdi.

irwin- “hey, şu beyaz renkli dağa bak. diğerlerinin yanında uç kısmında bir boya lekesi varmış gibi gözüküyor.”

scott- “evet, koyu gri bir dağ, fakat gerçekten 5 köşeli bir yıldız gibi görünüyor- tepesinde küçük gri ve beyaz değişiklik ile. beş köşeli yıldız 15cm. çapında ve 10 ya da 12,5cm. yüksekliğinde ölçümlendi. Uç kısmında açı şeklinde, 5 yada 7.5 cm. (tahrif) bir ışık ile ortadaki gri taşların bulunduğu yerden. gerçekten bir çıkıntı teşkil ediyor. Çok şaşırtıcı. ”

Bu izler nedir? Bunları kim yaptı? Nereden geldiler? Nasa’nın bunlar için bir yanıtı var mı?





apollo 16 uçuşu; 16-27 nisan 1972. astronotlar john w. young, thomas k. mattingly, charles m. duke jr.

astronotlar gezi sırasında apollo-16 modülü çevresinde uçan beyaz objeler gözlemlemişlerdir:

houston: “esrarengiz bir şeyden söz ettin…”

orion: “tamam gordy, pitch hareketi yaptığımızda ay iniş modülü çevresinde gördüğümüz birşeyden bahsetmek istedim. 9 ya da 12 metre kadar dışarıya doğru kayıyorduk ki, uçarak gezinen bir sürü obje belirdi. sanki sevkedilmekte ya da fırlatılmaktaydılar. ancak bundan emin değilim. ”

houston: “bunu kaydediyoruz charlie. ”

apollo-16 keşif gezisi sırasında başka esrarengiz şeyler de olmuştur. astronot mattingly, ayın çevresinde dolanırken uzayda parlayan bir ışık görmüştür. obje daha sonra gözden kaybolmuştur. mattingly, yer kontrol kayıtlarında ay üzerinde gördüğü bir ışık ve cam kubbeden de söz etmektedir:

houston: “oradaki sisli bölgeye bakıp yüzeyde ne gördüğünü söyleyebilir misin? ”

duke: “kubbelerin karşısında arazi yapısı bir geçide dönüşüyor. diğeri ise tepeye doğru gidiyor. geçidin kuzeydoğu tarafı gözükmüyor, tanımlayamayacağım. kuzeybatıda tüneller var.”

houston: “oranın hemen yanında manyetometre göstergesi sapıyor, şimdi 313 gama’yı gösteriyor. bu şimdiye kadar ay’da ölçümlediğimiz en güçlü sapma!,”

young: “bu büyük yapı tıpkı saplanmış bir mermi gibi onun manyetik alanını değiştiriyor. ”

astronomlar son yıllarda ay üzerinde 200’den fazla, beyaz, yuvarlak ve kubbe biçiminde yapılar gözlemlemiştir. bunlar bilinmeyen esrarengiz sebeplerle birden ortadan kaybolmakta ve başka yerlerde yeniden ortaya çıkmaktadırlar.




apollo 17: 6-19 aralık 1972. astronotlar eugene cernan, ronald e. evans, harrison h. schmitt.

Astronotlar, oriantale krateri’nin doğu kenarında ışıklar saçan bir obje gördüklerini rapor etmişlerdir. Uzay araştırmalarında oldukça deneyimli bir bilim adamı olan dr. garry henderson şöyle söylemektedir: “bütün astronomlarımız bu objeleri (ufo’lar) görmüşlerdir, ancak gözlemlerini herhangi başka bir kimseyle tartışmamak yönünde emin almışlardır.” henderson nasa’da bu araçların elle ve sine-kamerayla yakın mesafeden çekilmiş birçok gerçek fotoğrafları bulunduğunu ileri sürmektedir.

apollo-17 uçuşu sırasında astronotlardan ron evans iki, harrison schmitt ise bir ufo görmüşlerdir. astronotlar ayrıca ay üzerinde kubbeler de gördüklerini rapor etmişlerdir.:

evans: “ayın arka tarafından rapor etmek istediğim büyük şey, güneydeki o kubbe. ”

houston: “kaydediyoruz ron. kubbenin rengi ile oradaki aitken denizi arasında bir fark var mı? ”

evans: “evet, var. o condor, condorsey ya da condorecet oteli (ufo şifresi), ne adla anmak isterseniz, döşemesinde baklava biçiminde bir dolgu var…ya üzerine kaydı, ya da kuzeybatıdaki duvarın diğer tarafına… ”

houston: “tamam. concordet a’nın kuzeybatı duvarını kaydediyoruz.”

evans: “alanın şekli oval ya da eliptik. elips yukarıya doğru yer alıyor.”
« Son Düzenleme: Temmuz 30, 2013, 12:23:25 ös Gönderen: Waldow »


Ağustos 02, 2013, 01:16:16 ös
Yanıtla #8
  • Seyirci
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 20
  • Cinsiyet: Bay

Aya gercekten gidilmiştir,aydan uzağa şu ana kadar gidilememe sebebi güneş rüzgarları ve yakıt ve lojistik ikmal sorunudur.
Uydumuz olan Ayın yapısı ağır metalleri içermez ,cezegenlerin manyetik cekimi ağır metallerin cekirdeği oluşturması yüzündendir.aydaki kraterlerin yüzeysel olmasının sebebi jüpiterin göktaşlarını saptırmasından dolayıdır

Dünyanın ayı yörüngesinde tuta bilme sebebi muazzam manyetik alanıdır, cekirdeğimiz soğudukça manyetik çekim azalır ve ay uzaklaşır zaten bizim var olabilmemiz dünyanın tektonik hareketlide olmasıdır

Dünyadan ayın sadece bir yüzü gözüke bilir

Evren muazzam büyüklüktedir ve başka yaşam formları olması kesindir.Böle izah ediyim,evrendeki gezegen
sayısı dünyadaki kumların hepsinden 2 milyon kat fazladır.gökyüzüne baktığınızda gördüğünüz yıldızların coğu
uzun zaman evel yok olmuştur, ışıkları ancak varabilir.tahminen her saniyede 50 bin yaşan formu olan gezegen yok olmaktadır.

Işık hızını temel alan astronomlar uzaylı varlıkların dünyaya gelebilmesine imkan vermezler cünkü en yakın sistem 4 ışık yılı uzaktadır.
Ama kara deliklerin ışığı yutabilmesinin tek acıklaması yer cekiminin daha hızlı olduğudur.manyetik cekimleri kullanarak gelebilirler.

Ama Her gezegenin kendi eko sistemiyle milyarlarca yıllık bir evrimi vardır. bu dünyada yaşamaya hak kazanmış canlılar bu hakkı milyarlarca yıl her bakterisine kadar hak etmiştir.

Güneş sistemimiz içinde bulunan jüpiterin uyduları yaşam formları için en uygun yerlerdir

 Aslında hepsi Isaac asimov gibi bilim kurgu yazarlarının cizdiği  hikayelerdir
Başka bir gezegenden gelen canlının  bu dünyada hiç bir anlamda yaşaması mümkün değildir
Fare kapanına yakalanmış uzaylı hikayeleri biraz komik geiyor.
Global silahlanmaya dayanak olarakta uzaylı ve meteor hikayeleri hükümetler tarafından halka benimsetilmeye calışılmaktadır.


Bazı hikayeler bizzat devlet tarafından cıkarılır. ikiz kule olayı gibi herşeyin kendi kontrolleride gercekleştiği
havasını vermek isterler gücsüz görünmemek için.
saygılar
« Son Düzenleme: Ağustos 02, 2013, 01:55:53 ös Gönderen: imhotep »
Ben noel babayım kapııdan kovulsam bacadan girerim


Eylül 11, 2014, 12:08:41 ös
Yanıtla #9
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 202
  • Cinsiyet: Bay

Şimdi buraya kendi bilgilerimle ve bazı kaynaklardan alıntı yaparak bir yazı yazarak olayı detaylıca izah etmem zor olur. Bunun yerine sizlere Cosmos: a Spacetime Odyssey belgesel serisini öneriyorum. Bu seriden çok şey öğreneceğinizi belirtmek istiyorum. :)
Serius est quam cogitas.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
34 Yanıt
11134 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 16, 2007, 01:47:16 ös
Gönderen: cardiffmonster
7 Yanıt
4126 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 23, 2009, 08:37:16 ös
Gönderen: cardiffmonster
3 Yanıt
3679 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 09, 2007, 12:34:42 ös
Gönderen: LuckyEye2
5 Yanıt
4438 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 11, 2010, 08:35:47 ös
Gönderen: Supeluta
7 Yanıt
5477 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 27, 2010, 03:13:27 ös
Gönderen: shaGrot
0 Yanıt
1744 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 22, 2011, 01:45:28 öö
Gönderen: arte
1 Yanıt
2614 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 28, 2012, 12:18:34 ös
Gönderen: NOSAM33
16 Yanıt
5562 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 26, 2013, 04:12:25 ös
Gönderen: Alşah
4 Yanıt
1675 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 19, 2014, 06:16:24 ös
Gönderen: davut
1 Yanıt
1395 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 16, 2015, 10:46:26 ös
Gönderen: FreedomFly