Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: YALNIZLIK-1  (Okunma sayısı 1349 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 06, 2015, 12:18:51 öö
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

 
YALNIZLIK

            Son zamanlarda modern dünyanın getirdiği kronik sorunlardan biri gibi görünen, üzerinde durulması ve etraflıca tarif edilmesi gereken kilit bir kavram yalnızlık.
Kimine göre bir yalıtım olurken, kimine göre ise bir sıçrama payı oldu.
Birçoğumuzun birçok defa kullandığı; fakat zihinlerimizde nasıl dolaştığı kimseler tarafından bilinmeyen aynı zamanda kayıp bir kavram.
Kayıp diyorum; çünkü dağarcığımızın ara sokaklarında gittikçe yok olduğunu düşünüyorum.
     
            Peki, onu  geri getirebilmenin yolu nedir ?

            İlk olarak gemiye binmeden evvel ne aradığımıza karar vermemiz gerektiğini düşünüyorum.
Bu karar bizi o kavrama benzeyen adacıklardan uzak tutar.
Uzak  tutarken de dürbünü farklı sahalara çevirmekten alıkoyar.
Aksi takdirde keşif yanlış, yolculuk da boşuna yapılmış olur.
Bu yüzden yalnızlık kavramı ile adeta yapışık olan ‘tek başına olmak’ kavramı öncelikle bu noktada ekarte edilmelidir.

             Yazının birinci bölümünü birkaç cümle bu ayrım noktasında tutmak istiyorum. 

            ‘Tek başına (alone) olmak, insanın kendi etrafında kimseciklerin olmamasına karşılık gelir ve bu kavram bir nitelik belirtir.
Bu , kendi varlığını çoğu kez diğeriyle girdiği ilişki üzerinden kavrayan insan türü için, uzun vadede muhtelif psikolojik çalkantılar açabilir’

              Yalnız (lonely) olmak ise ruhi olarak yalın olmaya denk gelir ve bir hâldir.
Biraz daha genişletirsem, yalnızlık öznel ve ‘biricik’ yaşantıların yani özel anlamıyla şahsi fikir ve duygu hâllerinin diğerine doğrudan ve tam olarak aktarıl(a)maması ya da diğerinin bu hâlleri anla(ya)mamasından kaynaklanan varoluşsal bir meseledir.

             Kimisi için üretimin ve kendini tanımanın temel tetikleyicisi, kimisi içinse varoluş vakumunun en görünür hâlidir.
Dahası, değerli bir ‘şey’ini kaybettiğinde beliren, paylaşılması mümkün olmayan hazine anahtarı gibidir.
Belki de  şair C. Sıtkı’nın dediği :
‘’tepemde kanat germiş kartal ’’ gibidir.
« Son Düzenleme: Şubat 06, 2015, 12:41:23 öö Gönderen: İNSAN »


Şubat 06, 2015, 05:20:39 ös
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 285
  • Cinsiyet: Bay

O halde yalnızlık dediğimiz şey şu anlama mı geliyor? : Yani bir insan etafında hiç insan yokken -hal bakımından- bile mutlu veya huzurlu ise ona ''yalnız'' değil, ''tek başına'' denir. Ve bir insan da etrafında binlerce insan olmasına rağmen, herhangi bir sebepten ötürü kendini mutsuz ve çekimser hissediyorsa ona ''yalnız'' denir.

Benim kısaca anladığım bu sayın İNSAN yanlışsa düzeltiniz.

Olaylara,İnsanlara ve Bilgilere Ön Yargılı Davranıp Aranızda Bir ''Berlin Duvarı'' İnşa Etmeyin.

Ç.A


Şubat 06, 2015, 05:47:22 ös
Yanıtla #2
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

Bir bakıma öyle diyebiliriz sayın evvah.
Yalnızlık daha çok duygu yüklü bir kavram olarak çıkıyor karşımıza.
Yalın ve sade halden ziyade izole bir hal.
Biri sayıyı işaret ederken, diğeri içeriği ifade ediyor.
Bu durumu şu örneğe benzetebiliriz :
Telefon çaldığında, evde oturuyoruzdur. Ve konuştuğumuz kişi bize ; 'Kim var' ? şeklinde bir soru sorduğunda bazen 'yalnızım' deriz,
bunu daha yoğun bir durum olarak algılarken ; 'tekim' dediğimizde ise etrafında kimseciklerin olmadığı ve her şeyin yolunda olduğu algısı oluştururuz.
Yani buradan şu sonuca da varabiliriz :
Allah'a mahsus olan teklik değil,yalnızlıktır.
« Son Düzenleme: Şubat 06, 2015, 05:49:38 ös Gönderen: İNSAN »


Şubat 06, 2015, 06:04:49 ös
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2145
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

Sayın İNSAN, güzel bir konuya değindiniz. Bakalım devamı gelecek mi? Evvela sormak istediğim;

'Kimine göre bir yalıtım olurken, kimine göre ise bir sıçrama payı oldu. '

Bu cümlenizle tam olarak ne ifade etmek istediğinizdir. Ucu bir çok farklı yere dokunabilecek ve her okuyucuya farklı anlamlar çağrıştırabilecek bir cümle olduğunu düşündüğüm için, sizin bu cümleyi yazarken ne ifade etmeye çalıştığınızı soruyorum.

Bunun yanı sıra giriş olarak ve ikinci yorumunuzda yalnızlık ve teklik ayrımında bulunmuşsunuz. Yalnızlığı manevi bir anlam olarak tekliği ise fiziki anlam olarak ele almışsınız. Ancak bu her durumda böyle olacak değildir.

Örneğin 'tek' sözcüğü sadece fiziksel anlamda tekliği ifade etmez. Mesleki,sosyal vb. başarılarda 'tek' övgüsü yapılır. Ayrıca 'tek' sözcüğünün sözlük anlamına baktığımız zaman karşımıza;

1.Eşi olmayan, biricik, yegâne
Örnek: Hamit, biliyorsunuz edebiyatımızın tek dâhisidir. Y. Z. Ortaç

2.Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri
Örnek: Dirseği hafifçe dizime dokunuyor ve bir saçı, bir tek tel saçı kaşının ucuna sürünüyordu. M. Ş. Esendal

tanımları çıkıyor ve 1.tanıma dikkat ederseniz sizin yalnızlık açıklamanıza oldukça yakın veya aynı. Elbette siz yalnızlığı düşünsel/manevi anlamda kastettiniz, ona itirazım yok ancak yalnızlık ve tek kelimesini birbirinden farklı göstermeniz için aynı alanda incelemeniz gerekmektedir. Misal ikisini de düşünsel anlamda inceleyip farklı kelimelerdir deseydiniz amenna lakin birisini düşünsel diğerini fiziksel anlamda inceleyip, birbirlerinden farklıdır demeniz tutarsız olur.


Şimdi bir de 'yalnız'ın tanımına bakalım mı?

1.Yanında başkaları bulunmayan.

2.Yanında başkaları olmayarak
Örnek: Ömrümde şehir içinde bile yalnız dolaşmaya alışmamış bir adam için bir genç kızın tek başına Avrupa seyahatine çıkışı akıl durdurucu bir şeydi. Y. K. Karaosmanoğlu

Bu da sizin ikinci yorumunuzda ki 'tek' kavramına oldukça yakın.

Yazdıklarınıza itirazım yok. Sadece sizden biraz daha detaylı açıklamalar bekliyorum.

Saygılar...
« Son Düzenleme: Şubat 06, 2015, 06:09:54 ös Gönderen: Ancients »
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Şubat 06, 2015, 07:54:02 ös
Yanıtla #4
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

            Sayın ancients, söyledikleriniz konunun merkezini zedelemediği, minvali kaydırmadığı müddetçe bir itiraz  özelliği de taşıyabilir.
Bu hususta çekinmeyin, kendinizi ifade edin.
Hem bu davranışınız, kapı aralarını da kapatmamıza yardımcı olur.
 Bir sakınca görmeyin,ben de görmüyorum.

           Birinci sorunuz olan ; ‘’kimine yalıtım,kimine sıçrama payı oldu’’ söylemi herkes tarafından farklı algılanıp anlamlandırılabilir. Bu doğal bir yönelimdir, bu yönelimin önüne geçmek de bir hayli mesai gerektirir. Ama merak etmeyin, söylem bu şekilde de uç bir noktada terk edilip geçilmeyecek. Konunun ikinci ve üçüncü bölümlerinde bunun ne demek olduğuna değineceğim. 

          Bakın şu ayrımın altını çok koyu bir şekilde çizmek istiyorum. Ben elimden geldiği kadar kavramın ciğerine ulaşmaya çalışıyorum. Bir kavramın bazen bir başka kavramla yapışık halde kullanılabileceğini ifade ediyorum.
Bunu yaparken benim için öncelik taşıyan, onun eskilerde kullanılan örnekleri değil, zihinlerde oluşturduğu tesirdir. Yoksa burada, bu kavramları ekşi sözlük bağlamında değerlendirebilirdim. Ama ben bunu tercih etmedim. Çünkü o zaman yukarda da önünü kesmeye çalıştığım gibi,dürbünü yanlış sahaya çevirmiş olurdum.
Zira bizde oluşan kargaşalar bu yanlış kullanımlardan kaynaklanıyor.
Amacım, onları kadayıfın tellerini birbirinden ayırır gibi tane tane ayırmak.

        Verdiğiniz google sözlük kullanımlarına gelecek olursak.
Hiçbir zaman bir yanlışın sayısı ve örnek çokluğu yapılan yanlışın meşru olduğu anlamına gelmez.
Yani Y. Kadri bir ifadesinde bahsettiğimiz iki kavramı iç içe kullanıyorsa bu ; iki kavramı gerçek manada yapışık yapmaz. Aynı şey yer yer birçok kavramın da başına geliyor.
Şöyle yani ;  ‘önemli’ ve ‘değerli’ kavramları kaynaklarda veya kitaplarda ayrımsız olarak kullanılmıyor mu ? Elbette kullanılıyor.
Hatta bir şairin mısrasında da ahenk,kafiye,form kaygısı ile bazen aynı manada geçiyor.

Demem odur ki ; kavramların buralarda bu şekilde kullanılıyor olmaları, onları tek yumurta ikizi yapmaya yetmez.
Sonuçta özlerinde yine de kimisi çok farklı, kimisi az farklıdır.
 
« Son Düzenleme: Şubat 06, 2015, 08:05:07 ös Gönderen: İNSAN »


Şubat 06, 2015, 08:02:27 ös
Yanıtla #5
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2145
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar


            Sayın ancients, söyledikleriniz konunun merkezini zedelemediği, minvali kaydırmadığı müddetçe bir itiraz  özelliği de taşıyabilir.
Bu hususta çekinmeyin, kendinizi ifade edin.
Hem bu davranışınız, kapı aralarını da kapatmamıza yardımcı olur.
 Bir sakınca görmeyin,ben de görmüyorum.

           Birinci sorunuz olan ; ‘’kimine yalıtım,kimine sıçrama payı oldu’’ söylemi herkes tarafından farklı algılanıp anlamlandırılabilir. Bu doğal bir yönelimdir, bu yönelimin önüne geçmek de bir hayli mesai gerektirir. Ama merak etmeyin, söylem bu şekilde de uç bir noktada terk edilip geçilmeyecek. Konunun ikinci ve üçüncü bölümlerinde bunun ne demek olduğunu anlatacağım. 

          Bakın şu ayrımın altını çok koyu bir şekilde çizmek istiyorum. Ben elimden geldiği kadar kavramın ciğerine ulaşmaya çalışıyorum. Bir kavramın bazen bir başka kavramla yapışık halde kullanılabileceğini ifade ediyorum.
Bunu yaparken benim için öncelik taşıyan, onun eskilerde kullanılan örnekleri değil, zihinlerde oluşturduğu tesirdir. Yoksa burada, bu kavramları ekşi sözlük bağlamında değerlendirebilirdim. Ama ben bunu tercih etmedim. Çünkü o zaman yukarda da önünü kesmeye çalıştığım gibi,dürbünü yanlış sahaya çevirmiş olurdum.
Zira bizde oluşan kargaşalar bu yanlış kullanımlardan kaynaklanıyor mu ?
Amacım, onları kadayıfın tellerini birbirinden ayırır gibi tane tane ayırmak.

        Verdiğiniz google sözlük kullanımlarına gelecek olursak.
Hiçbir zaman bir yanlışın sayısı ve örnek çokluğu yapılan yanlışın meşru olduğu anlamına gelmez.
Yani Y. Kadri bir ifadesinde bahsettiğimiz iki kavramı iç içe kullanıyorsa bu ; iki kavramı gerçek manada yapışık yapmaz. Aynı şey yer yer birçok kavramın başına geliyor.
Şöyle yani ;  ‘önemli’ ve ‘değerli’ kavramları kaynaklarda veya kitaplarda ayrımsız olarak kullanılmıyor mu ? Elbette kullanılıyor.
Hatta bir şairin mısrasında da ahenk,kafiye,form kaygısı ile bazen aynı manada geçmiyor mu ? Geçiyor.

Demem odur ki ; kavramların buralarda bu şekilde kullanılıyor olmaları, onları tek yumurta ikizi yapmaya yetmez.
Sonuçta özlerinde yine de kimisi çok farklı, kimisi az farklıdır.



Öncelikle cevabınız için teşekkür ederim. Elinize sağlık. Elbette ki yazdıklarınızın bir kısmına katılıyor bir kısmına katılmıyorum. Evvela belirtmek isterim ki ben yapışık/ikiz demedim. Sadece sizin yaptığınız fark ayrımını yanlış bulduğumu belirttim. Anlam konusunda ki katılmadığınız noktaya gelecek olursam. Misal,  'zihinlerde oluşturduğu tesirdir.' dediniz. Güzel bir niyet lakin sizin zihninizde oluşan kelime tesirleri bir başkasının zihninde oluşmayabilir. Tabi ki sözlük kalıplarıyla kelimelere takılı kalmak olmaz. Zira bu sitede bulunmanın bir gereği olduğunu düşündüğüm kelime ve sembollerin derin anlamlarını düşünmek ve hissetmek gerekir. Ancak bunu yaparken kullandığınız üslubu 'kesin doğruluk' olarak gördüm. Yani şu kelime şudur, bu kelime budur gibi bir net ifade anlatımı gördüm. Bu durumda,net ifadelerde herkesin kabul ettiği anlamları kullanmak daha doğru olacaktır.Buna mukabil yazı dizisinin altına 'Yazarın kelime ve anlam dahilinde, şahsi görüşlerini içermektedir' uyarısı eklerseniz hem anlaşılmanız adına hem de okuyucularda yeni ufuklar açmak adında daha doğru olacaktır diye düşünüyorum.


Saygılar...
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Şubat 06, 2015, 09:11:21 ös
Yanıtla #6
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 518
  • Cinsiyet: Bay

Sn.İNSAN yalnızlığın kayıp bir kavram olduğunu belirtmiş ve onu getirmenin yollarını sormuş.

Ben ''yalnızlık'' kavramının göreceli bir kavram olması nedeniyle kayıp bir kavram olduğunu düşünmüyorum.Kayıp olduğu düşünülüyorsa bu bireyseldir.Toplumsal değil.Sn.Ancients ve sn.İNSAN sanırsam kavramın bazı noktalarında uyuşamıyorlar,bu çok doğal.

Mesela ilk olarak sn.İNSAN'ın örneğinden yola çıkacak olursak;

''Yalnızlık Allah'a mahsustur'' kelimesi Allah'ın tekliğine işaret etmez.Zaten Allah'ın tek olduğunu belirtmek için söylenmez.Onun eşi olmayacağı manasında daha çok kullanılır ama bu kullanımdan ziyade insanın yalnız kalamayacağını vurgulamaya yönelik bir cümledir.Yani kişinin kendi duygu ve düşüncelerine bağlı olarak kurabileceği bir cümle.Bana göre Allah yalnız değildir,ama bir zamanlar yalnızdı.Şimdi ise değil,sayısız canlı,cansız varlık var..

''Allah tektir'' dediğimiz zaman,anlam yukarıda bahsettiğim gibi olabilir fakat genel anlamı Allah'ın tek yaratıcı olmasını belirtmek içindir.Bu durumda vurgu yapılan nokta Allah'ın varlığının yapısına,özelliğine yöneliktir.

Yalnızlığın tanımı kişiden kişiye değişebilir.Özellikle yalnız olan ve olmayan kişi arasındaki fark çoktur.Örnek verecek olursam; ''Ahmet yalnız yaşıyor''
cümlesinin -Ahmet'in bekar olması nedeniyle- bir arkadaşı tarafından kurulduğunu varsayalım.Ahmet'e ''evli misin-yalnız mı yaşıyorsun'?' diye sorulduğu zaman,Ahmet'in duygu ve düşüncelerine bağlı olarak vereceği cevap ''Evet yalnız yaşıyorum-Hayır tek başıma yaşıyorum'' olabilir.Ahmet'in durumundan ziyade cevap vereceği kişinin önemi de yok değildir.Mesela Ahmet iş arkadaşına ''tek yaşıyorum'' kelimesini kullanırken yeni tanıştığı bir bayana ''yalnız yaşıyorum'' şeklinde cevap verebilir.Bana göre kişiye ve duruma bağlı bir kavram olması nedeniyle tek bir anlam yüklenemez.Genel olarak duygula bağlı olarak kullanılan bir sözcüktür evet ama bence kayıp değildir.

Saygılarımla
Görmek, varlığın yükselişidir.


Şubat 06, 2015, 09:32:50 ös
Yanıtla #7
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

Kayıp değilse bulunması kolay olacak demektir sayın mbulut.
Teşekkür ederim,konuya  farklı bir hat çekmeniz iyi oldu.   
Yorumunuzu değerli buluyorum.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
657 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 07, 2015, 12:11:03 öö
Gönderen: İNSAN
0 Yanıt
667 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 08, 2015, 05:01:36 ös
Gönderen: İNSAN
7 Yanıt
1617 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 22, 2018, 02:40:42 ös
Gönderen: FAUST