Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Neden Semboller?  (Okunma sayısı 733 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 02, 2019, 09:47:20 ÖÖ
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 4
  • Cinsiyet: Bay

Selamlar. Bu başlık altında sembollerin psikolojik etkilerini konuşalım istiyorum. Masonlukta da olduğu gibi pek çok ezoterik yapılanma, çalışmalarında sembolleri/simgeleri sıkça kullanır. Elbette kabalistik öğretinin, havass ilminin temellerinde de semboller yatar. Peki semboller neden bu kadar önemli?

Tarih boyunca semboller, yüzlerce hanedan, krallık ve imparatorlukta kullanılmış bir iletişim biçimidir. Örneğin aslan ve kılıçların gücü simgelemesi, beyaz flamanın barış/teslimi simgelemesi, kale ve taht simgelerinin iktidarı sembolize etmesi gibi hemen her alanda semboller binlerce yıldır hayatımızdalar. Sembollerin bu denli yoğun ve kitlesel iletişimde kullanılması, bireylerin bilinçaltında çeşitli dürtü ve keşiflerin tetiklenmesine sebep olan bir uyarıcıdır diyebiliriz. Örneğin günümüzde bile trafik ışıklarını görür görmez uymamız gereken kuralla uyarılırız. Yahut renklerin etkisi açısından bakacak olursak, kırmızının insanda açlık hissi uyandırması, pek çok gıda firmasının kırmızı renklerini yoğunlukta kullanması, yeşil ve mavinin güven hissi uyandırması ve pek çok banka ve finans kuruluşlarının bu renkleri kullanması elbette ki tesadüf değildir.

Tüm bu örnekler, sembollerin aslında bilinçaltımızda ne gibi ciddi etki ve dürtülere sebep olduğunu açıkça göstermektedir. Anlamı benimsenmiş bir sembolün, tekrarı ve hatırlatılması, bilinçaltına yahut bilinçüstüne yapılması gereken bir komutu dürtü olarak gönderebilir ve bireyde içsel ve dışsal etkiler yaratabilir. Sembollerin bu gücünün farkında olan ezoterik yapılar, gerek kabala gerek havass ve diğer inisiye eğitim modelleriyle, bireylerinde sembolleri kullanarak etki ve değişiklikler yaratmaktadır. Nitekim semboller üzerine çalışmak, anlamı benimsenmiş bir sembole hayatında sıkça yer vermek, bireyin bilinçaltında, karakteristik özelliklerinde ve dışsal davranışlarında değişiklikler yaratmaktadır.

Semboller bir bireyi daha itaatkar yapabileceği gibi, bireyde sorgulayıcı ve reddedici bazı dürtüler de uyandırabilir. Masonluk da, sembollerin gücünü bilen ve üyelerinin ezoterik yolculuklarında bu güçle yoğrulmasını destekleyen yapılardan birisidir. O halde şu soruyu soralım:

Masonluğun, sembolleri kullanarak bireylerinde başarmak istediği yontulma nedir? Ahlaki açıdan daha iyi bir insan mı? Daha itaatkar mı? Çerçevesi çizilmiş özgürlük mü? Hür bir zihin mi?
Bilgi.


Ocak 02, 2019, 11:41:50 ÖÖ
Yanıtla #1
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Masonluğun, sembolleri kullanarak bireylerinde başarmak istediği yontulma nedir? Ahlaki açıdan daha iyi bir insan mı? Daha itaatkar mı? Çerçevesi çizilmiş özgürlük mü? Hür bir zihin mi?

Sayın Ishtar
Önce şunu söyleyerek başlayayım. İnsanın kendi bir semboldür. Neyin sembolü olduğu sanırım Tevrat okumuş kişilerce daha çabuk anlaşılır.
Çevremizin ve Dünyamızın bile birer gölge olduğu biliyorsunuz Platon'dan beri anlatılagelir. Arketipler dünyası ve yansımalar... Bu konuda okuyanların benden çok söyleyecekleri vardır elbette.

Sembol değerlendirmesi ise apayrı ve upuzun bir konu. İdeogram nedirden başlamak gerek. Burada da ismi çokça geçen bir kardeşimin bir yazısı vardır. Sembollerle ilgili, ancak sadece ''nokta'' yı bu makalenin başında yaklaşık 4-5 sayfa boyunca anlatmıştır. Dolayısıyla tüm semboller konusunu bir kaç cümleye sığdırmak ne kadar zor, oradan pay biçelim.

Benim diyeceklerim şu alıntıladığım kısma dair. Bu cümle üç ayrı kişiye üç ayrı cevap olarak verilebilir.
Soran mesleği merak eden bir hâricî mi?
Soran Meslekte tekris edilmiş ve yolculuğuna devam eden biri mi?
Soran meslekte tekris edilmiş, ancak aradığını bulamamış, istediğini alamamış, meslekten ayrılmış biri mi?

Harfler ve sözcüklerde yerine göre birer sembol olabilir ve kullanımı kişilerin zihin dünyalarına ışık tutabilir. Yine de biz zihin okuma seansını bir kenara bırakarak sanki soran ilk kişiymişçesine cevap verelim.

Abartarak bir örnekle başlamak istiyorum.
Bir futbol kalecisi hayal edelim. Çivili ayakkabılar (Krampon), içlik ve üstüne şort, parlak ve fosforlu bir renk  T-shirt, kocaman eldivenler, hatta bir de göz altlarına çekilmiş siyahlık...

Şimdi bir kaleciyi futbol sahasından soyutlayarak düşündüğümüzde ve örneğin çevresini değiştirip bir üniversite amfisinde hayal ettiğinizde Absürd durur değil mi?
İkinci olarak kullandığı aksesuarlardan biri kalsın diğerleri kaybolsun. Kocaman eldivenli bir adam veya çivili spor ayakkabılı bir adam. Absürd durur değil mi?

Bunları neden söyledim. Çünkü genelde yapılan bir hata istediğimiz aksesuarı görüp diğerlerini görmezden gelmektir. Bu da aradığımız cevabı bulmamızı zorlaştırır.
Masonluk 'bireyde yontulma başarmak' isterken asla tek bir aksesuar (yöntem) kullanmaz. Yöntemler arasında

Kateşizm
Tiyatral- Ritüelik tekrar
Simgesellik
Alegorik anlatımlar vb.

pek çoğu yer alır.

Ancak asla çekiç ve keski bir başkasının elinde değildir. ''Yontulmak'' istenen taşta yontucu da masonun kendisidir. İsterse sert darbeler isterse yumuşak darbeler vurur. Bu da taşın yapısına bağlıdır. Ve hatta isterse hiç darbe vurmaz, olduğu gibi kalır! Dışarıda birinin elinde çekiç ve keski yoksa, burada itaat ettirilmek istenen bir mason bireyden söz edilebilir mi?

Masonluk kimseyi zorla geliştirmez, evirmez, eviremez! Ancak soru şu, gelişmek evrilmek, daha iyiye gitmek istemiyorsa kişinin orada ne işi var?

Sembolizmin kullanılması yorumların donmuş kalıplara dönüşmesi ve dogmalaşmasını önlemek içindir. Buna rağmen her zaman başarılır mı derseniz hayır! Sembolizmin kullanılması bir konuya daha kaç noktadan bakılabilir ve üstüste ne kadar iyisi inşâ edilebilir, ucu açık bırakmak içindir. Ancak Masonlukta da ''ama biz eskilerden böyle gördük'' yok mudur? Vardır!

Yontulma nedir, beklenen ahlâki açıdan daha iyi bir insan mı sorunuza cevap nasıl versem... Masonluk bir ahlâk okulu, bir dini akım değil takdir edersiniz ki. Ancak erdemler her bir kardeşe aktarılmaya çalışılır. Önemi vurgulanır. Ancak bunu da doğrudan söylemez. Yukarıda belirtilen yöntemlerle verir. Örneğin 24 bölümlü cetvel ile diyelim ki zamanımızı düzenli, planlı ve iyi işler için kullanmayı bize anlatır. Bunu da yine pek çok başka konu veya söylem ile defalarca tekrarlar. Ancak her mason örneğin dakik midir? Hayır tabi ki...

Verilen öğretide ezoterizm ve rit uyarınca dereceler sistemi ile gelişir. 17. maddeye takılmadan nasıl anlatsam... Diyelim ki bir 'GÜÇ' konusu geçsin. Bu birinci derece de sadece duyulur. İkinci derecede 'GÜÇ' kimler tarafından istenmeli, güç/mevki sahibi olacak kişilerin hangi erdemlere sahip olması gerektiği dillendirilir, alegorik hikayelerle desteklenir. Üç de farklı bir noktaya gider, kötü kullanım nelere yol açar vs.

Anlayacağınız bütün bakılmalıdır.

Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik diyen masonlar için özgürlük elbette çok önemlidir. Bu ilkeleri masonlar keşfetmedi, ancak sahiplendiklerine göre uygulamakla da mükellefler. Ancak sınırsız özgürlük kaos getirir. Birinin sınırsız özgürlüğü diğerinin hak mahrumiyetine sebep olur. Ben tüm insanlar benim kölem olsun dersem bu benim özgürlüğüm müdür? Dolayısıyla çerçevesi medeni ölçülerde çizilmiş bir özgürlüktür elbette bulacağımız. Ancak özellikle Büyük Loca işleyişi gayet özgürlükçü ve demokrattır. Seçimler 'olabildiğince' bağımsız, tarafsız ve demokratiktir. Gerek loca Üstad-ı Muhteremi gerek Büyük Üstatlar kardeşlerden biri olarak kardeşlerince seçilir. Kimse kimseye itaat etmez. Ancak herkes birbirine saygı gösterir. Çünkü her kardeş saygıya değerdir. Aramızda saygıya değmeyecek kardeş yoktur...

Hür bir zihin ise masonluğa giriş koşuludur bilindiği gibi. ''İyi ahlâklı ve özgür düşünceli'' kişiler aranır kefil olunacaksa...Dolayısıyla masonluk gibi tekâmül peşinde koşan bir insanlar topluluğun tersine evrimi talep edip, önce iyi ahlâklı ve hür iradeli insanları aralarına alıp sonra simgeler ya da başka yöntemlerle itaatkar birer takipçiye çevirmesi mantığa uymaz.

Masonluğun sembolleri kullanarak bireylerde başarmak istediği herhalde o güne kadarki aldıkları öğretimlerin boyunduruğundan kurtulup özgür düşünmeyi yeniden öğretmektir. Bir de gerektiğinde yine aktarımı kriptik hale getirebilmeleri için 'Temeli' vermek olabilir.

Bilmem düşüncülerim sorduklarınıza cevap olur mu?
Alterius non sit qui suus esse potest


Ocak 02, 2019, 12:31:11 ÖS
Yanıtla #2

Bir insan bir mesleğe girdiğinde, daha çıraktır. Ben ustalardan birşey öğrenmem, itaat de etmem diyebilir. Ama meslekte bu tür bir kişi uzun süre kalamaz, çünkü kendini geliştirmeye ve öğrenmeye niyeti yoktur, ve de yıllarını o işe vermiş ustalara saygısı da. Ama meslek ustaların elinden öğrenilir. Tabiki çırak zamanı geldiğinde ustalarını bile geçebilir  ama dediğim gibi önce temel kuralları ustalarından öğrenmesi gerekir. Gerekirse bunun için itaat de etmelidir bana göre.

Nitekim kendi meslek alanımdan örnek vereyim. Şu an bir uzman doktorum. Belki ileride doçent olurum, bu bir süreç bilemiyorum. Bu meslek için önce üniversiteye gittim. Üniversitede insan anatomisini ve diğer temel bilgileri öğrendim ama bana öğreten hocalarım vardı. Onlar olmasa kendi başıma bunları doğru şekilde öğrenemezdim. Sonra TUS sınavıyla uzmanlık alanı kazandım. Artık asistan doktordum. Ama yine çok eksiğim vardı. Asistanlığımda da kıdemlilerimden, uzmanlarımdan ve hocalarımdan mesleğin inceliklerini işleyişini daha doğrusu uzmanlık aldığım ‘mesleği’ öğrendim. Bu süreçte ‘Ustalarımın’ dediklerini yaptım. Bu itaat ten çok eğitimimin bir parçasıydı. Ve onlara yardımları için çok teşekkür ediyorum.

Dediğim gibi her meslek önce ‘ustalarından’ öğrenilir. Sonra insan kendini geliştirip daha ötelere geçebilir.

Ben her mesajımı sevgiler diye bitiriyorum forumda. Çünkü samimi olarak  seven insan aynı zamanda saygı da duyar. Onun için ustalarınızı sevin, ve isteklerini itaat olarak görmeyin.

Sevgiler.
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Ocak 02, 2019, 12:48:28 ÖS
Yanıtla #3
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 4
  • Cinsiyet: Bay

Değerli @ANARCHOSA ,

Kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim. Epey aydınlatıcı bilgiler paylaştınız. Elbette, masonlukta bireyin zorlamayla yahut manipüle edilerek zorla bir "şey" olmaya evrilmediği konusunda hem fikiriz. Nitekim kendini yontan adam motifi, söylemiş olduğunuz "Ancak asla çekiç ve keski bir başkasının elinde değildir. ''Yontulmak'' istenen taşta yontucu da masonun kendisidir." ifadesini gayet net açıklıyor.

Masonlukta ahlak ve daha iyi insan olmak deyince, aklıma sevgili Murat Özgen AYFER'in yazmış olduğu "Adam Olmak" adlı kitap geliyor. Nitekim "adam/kamil insan" olabilmek, yüksek sabrı, merakı ve iyi ahlakı gerektiriyor. Elbette mesleğe gönül vermiş ve yeni başlamış bir çırağın, ustalarını taklit eden tekrarcı değil sevgiyle adımlarını örnek alabilen birisi olması gerekiyor.

Masonluğun bir ideoloji olmadığı ve üyelerine empozisyon uygulamadığı konusunda da hem fikiriz. Nitekim masonluk, bireylerini bir ideolojide buluşturmak isteseydi, hür bireylerden değil aksine fikirleri ve düşünceleri kalıplaşmaya müsait bireylerden seçerdi üyelerini.

Masonluğun iyi temelli bir insanı daha iyi yapmak, ahlaki erdem ve görgüyü üyelerine aktarmak, toplumda örnek bir birey olma vasfını geliştirmesini sağlamak, hepsinden öte bireyin hakikat arayışında ona, tıpkı onun gibi hakikati"ni" arayanlarla bir aile olabileceği birliği kurduğu aşikar. Peki burada zatınıza şu soruyu yöneltmek istiyorum.

Masonluğu, diğer ezoterik yapılardan ayrı kılan "şey" nedir? Bir birey, daha iyi insan olmak, erdemlerini arttırmak ve kendisini geliştirmek için illa ki mason olmasına gerek yoktur. Bireyler çok çeşitli kişisel gelişim aktiviteleri, STK'lar ve diğer sosyal sorumluluk aktiviteleriyle bu bilinci kazanıp daha da geliştirebilir. O halde masonluğun, bireyi daha iyi insan yapmaktan öte, diğer inisiye yapılardan farklı bir "şey" vermesi ve onlardan daha farklı bir yöntemi adaylarıyla paylaşması gerekir. Peki bu nedir? Bireyleri masonluğa bu kadar bağlı kılan, mesleğin kazandırdığı farklılık nedir?

Sevgili @Adonai ,

Görüşlerinize katılmakla beraber, bir çırağın, ustalarını sevgiyle örnek alarak takip etmesi ve ustalık yolunda pişmesini destekliyorum. Keza ustanın görevi de bu değil midir? Taktir edersiniz ki bir ustayı usta yapan şey, kendisinden daha iyi (daha iyiden kastım kıyas değildir.) bir usta yetiştirmesidir. Elbette bu da, zorlama ve itaatle değil sevgi ve örnek olarak başarılabilir.

Sevgiler
Bilgi.


Ocak 02, 2019, 01:06:46 ÖS
Yanıtla #4
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Masonluğu, diğer ezoterik yapılardan ayrı kılan "şey" nedir? Bir birey, daha iyi insan olmak, erdemlerini arttırmak ve kendisini geliştirmek için illa ki mason olmasına gerek yoktur. Bireyler çok çeşitli kişisel gelişim aktiviteleri, STK'lar ve diğer sosyal sorumluluk aktiviteleriyle bu bilinci kazanıp daha da geliştirebilir. O halde masonluğun, bireyi daha iyi insan yapmaktan öte, diğer inisiye yapılardan farklı bir "şey" vermesi ve onlardan daha farklı bir yöntemi adaylarıyla paylaşması gerekir. Peki bu nedir? Bireyleri masonluğa bu kadar bağlı kılan, mesleğin kazandırdığı farklılık nedir?

Haklısınız. Masonluk ne tek Ezoterik kurumdur, ne en eskisidir, ne de en iyisidir diye iddiası vardır. Hatta bahsettiğiniz gibi Ezoterik olmayan STÖ'lerde de veya fikir klüplerinde de eğer kişi içinde gelişim arzusu var ise kendisine göre gereğini alabilir, kendini ileriye taşıyabilir.

Bana sorsanız: ''Masonluğun özü, kendinde yaşayan ülküdür. İnsanlar arasında hiçbir ayrılık ve ayrıcalık gözetmeden, tüm insanların özgürlüğünü ve eşitliğini savunmak, kardeşliklerini sağlamaya çalışmaktır. Özgür düsünce, akıl ve bilimsellikle gerçekleri aramaktır.'' derim.

Bazı 'Şey' ler önce yok denilir. Sonra vardı ama kayboldu denilir. Sonra buldurulur ama okutulmaz, sonra okutulur ve sonra da anlamları bildirilir. Artık o anlamını bildiğiniz 'Şey' olmaz, siz o 'Şey' olursunuz.

Ancak bazı 'şeyler' anlatılmaz, burası açısından söylersek anlatılamaz.  E ne yapmak gerek o zaman. Yaşa da gör diyelim ilgilenene.


Bir de ufak not. Kişilerin birden fazla ezoterik veya ezoterik olmayan derneğe, kuruma, order'a üye olmasının önünde de bir engel yoktur.
« Son Düzenleme: Ocak 02, 2019, 01:24:12 ÖS Gönderen: ANARCHOSA »
Alterius non sit qui suus esse potest


Ocak 02, 2019, 02:11:07 ÖS
Yanıtla #5
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Bir başka diyeceğim ise Semboller'in sadece Masonlukla ilgili olmadığı âşikâr. Ancak Semboller sadece insanlarla da ilgili değildir!

Diğer varlıklar ve DOĞA ile de sembollerin ilişkisi vardır. Bugün gecekondu mahallesindeki bir Cinci hocaya bile gitseniz size bir çember çizer, içine üç beş işaret kondurur, cinleri oraya hapsettiğinden bahseder.

Ya da bir başkası çizdiği sembolle doğa'yı kendi isteğine göre kullandığını ya da akışları değiştirdiğini iddia eder.

Bunları yapanlardan en meşhuru kim mi?

SOL-OM-ON

Alterius non sit qui suus esse potest


Ocak 02, 2019, 04:02:11 ÖS
Yanıtla #6
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 4
  • Cinsiyet: Bay

Kıymetli eklemeleriniz için teşekkür ederim sevgili @ANARCHOSA
Bilgi.


Ocak 02, 2019, 04:21:59 ÖS
Yanıtla #7
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 111
  • Cinsiyet: Bay

Harika bir başlık açan ve yorum katan arkadaşlara teşekkür ederim :))
Whom united with virtue, death shall not seperate.


Ocak 02, 2019, 05:11:02 ÖS
Yanıtla #8

 Semboller,aradığınız cevapların değil,içsel sonsuz çelişkilerin damalı zeminidir.

Sembolleri okumaya başladığınızda, düalizm bulmacası, sizi kendi içinize hapseder; fakat bilinç bunu kabullenmediği için, sembolleri aldığı en yakın olan çevresine saldırır.Kişi,zihnini O çelişkilere sokan çevre ile savaşır iken, kendi kendi ile savaştığını anlamaz bile...

Ay,güneş; beyaz,siyah...Bu sonsuza yakın düalist oyunu bitirdiğinizde, zihninizin hapishanesi aralanır.
Sonsuz dengelerin merdiveninden yükselmenin zamanı gelmiştir...Ve bu içsel oyun kazanılmıştır.

Artık daha yüksek farkındalık kapılarının anahtarı avucunuzdadır...

--------

 Bu kavramlar o yüzden çok tehlikelidir.Usta bir kişi,sizi kendi kendinizin zihninde de hapis tutabilir; kendinizi yenip,yükselmenizi de sağlayabilir.


« Son Düzenleme: Ocak 02, 2019, 05:15:22 ÖS Gönderen: Tık-Tik-Tak »
Sen Özelsin


Ocak 02, 2019, 07:14:38 ÖS
Yanıtla #9

Hazır konu semboller iken, keşke sayın ANARCHOSA, yine bizi bilgi denizine sokacak semboller ve ya sorular sorsa. Ama nerdeee..  ;D

Sevgiler.
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.