Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Ezoterik Islami Bir Mezhep....  (Okunma sayısı 6116 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 31, 2006, 04:12:45 ös
  • Administrator
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 9555
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk, Masonlardan Öğrenilmelidir

Dürziler



--------------------------------------------------------------------------------

Ezoterik Bir Mezhep....
Araştırma ve Derleme: Thamos (Monostatos'un bir çalışmasına dayanarak)

--------------------------------------------------------------------------------

Dürzilik, Fatımi halifesi Hakim Biemrillah’ı tanrı olarak kabul eden ezoterik bir inanç akımıdır. XI. Yüzyılda Suriye’de ortaya çıkan bu akımın adını kurucularından Ebu Abdullah Muhammed bin İsmail Anuştegin ed-Derezi’den aldığı ileri sürülmektedir. Kimi araştırmacılar Dürziliği İslam’ın Batıni akımları arasında saymalarına karşın, Sünni şeriatıyla olduğu kadar Şii-Batıni anlayışla da çatışan tarafları vardır.

Dürziler bugün Lübnan, Suriye, İsrail ve Ürdün’de dağınık topluluklar biçiminde yaşamaktadırlar. En yoğun olarak yaşadıkları bölge Lübnan’ın dağlık yöreleridir. Dürziler uzun yıllardan beri Lübnan dağının güneyi ile Anti-Lübnan dağlarının batısı arasında kalan; kuzeyde Beyrut’tan güneyde Sur’a ve Akdeniz kıyılarından Şam’a kadar uzanan bölgede oturmaktadırlar. Ayrıca az sayıda da olsa Avrupa, ABD ve hatta Avustralya’da da Dürzi toplulukları bulunmaktadır. Dünya üzerinde toplam sayılarının yaklaşık 350.000 kadar olduğu sanılmaktadır.

Müslümanlar, Dürzileri Müslüman olarak görmezler. Oysa Dürziler kendilerini Müslüman olarak, hatta Müslümanların en doğru inançlısı biçiminde değerlendirirler. Kendilerini “Muvahhidin” (Tanrı’nın birliğine inananlar) olarak adlandırırlar.

 
Dürziliğin Kökeni
Dürziler’in ırk olarak kökenleri konusu tartışmalıdır ve oldukça farklı köken kuramları ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre Dürziler’in kökeni Hititler’e ya da Galatlar’a kadar geri götürülür. Bazı araştırmacılar, eski İran kavimlerinden Persler’in ve Medler’in inançları olan Mazdeizm ile Dürzilik arasındaki benzerlikleri kanıt sayarak, Dürziler’in bu kavimlerin soyundan geldiklerini ileri sürerler. Kimi etnograflar ise Dürziler’in Asurlular tarafından sürgün edilmiş barbar bir kavmin devamı olduklarını savunurlar.

Dürziler’in kökeni hakkında bir başka görüş, bunları Fenikeliler ile ve özellikle Eski Ahit’te I. Krallar 5:6’da sözü edilen ve Süleyman Tapınağı’nın yapımı sırasında Lübnan dağlarından kereste sağlayan Sayda'lı işçilere bağlamaktadır. Uzun yıllar boyunca Lübnan’da yaşamış olan Haskett-Smith, “The Druses of Syria” (Suriye Dürzileri) adlı yapıtında: “Dürziler, kendilerinin Süleyman Tapınağı’nı yapanların torunları olduklarını ileri sürüyorlar; oysa Eski Ahit ve Yahudi tarihi hakkında bilgileri pek sınırlı” diye belirtmektedir.

Dürziler, kendilerini Arap ırkından sayarlar. Dürzilerin kökeni konusunda en çok yandaş toplamış olan görüş, Dürziler’in Yemen’deki Süryani kökenli Araplar oldukları biçimindedir. Bu görüşe göre Dürziler, büyük bir sel felaketinden sonra Yemen’den ayrılarak kuzeye göç ettiler. İslam’ın yayılması sırasında bu yeni dini benimseyerek, Lübnan’ın dağlık yörelerini yurt edindiler.

Dürziler’in kökeni hakkında Batı’da geliştirilmiş olan bir söylenceye göre Dürziler, Haçlı Seferleri sırasında Lübnan dağlarına yerleşmiş olan Dreux Kontu ve adamlarının soyundan gelmektedirler. Bu topluluğun torunları kendi dil ve dinlerini tümüyle yitirmişlerdir. Dürzi sözcüğünün kökeni de Dreux’den türemiştir. Söylenceye göre, XII. yüzyılda yörede kalıp, memleketlerine dönemeyen bu Haçlılar, Müslümanların baskısı karşısında Comte de Dreux’nün komutası altında dağlara çekilmişler ve yerliler ile evlenerek ayrı bir topluluk oluşturmayı başarmışlardır. XVII. Yüzyılda bu söylence daha da geliştirilmiş ve Dürziler’in başında bulunan Emir II. Fahreddin’in Lorraine hanedanı ile kan bağı bulunduğu ve bu yolla ilk Kudüs Haçlı Kralına bağlandığı ortaya atılmıştır. Fahreddin’in 1613-1618 yılları arasında Floransa ve Paris’te kaldığı, hem Medici hanedanı hem de Fransa Kralı XIII. Louis ile Osmalılar’a karşı ittifak kurduğu bilinmektedir.

Dürziliğin inançsal kökeni Mısır’daki Fatımi devletine dayanmaktadır. Araştırmacılar Dürziliğin tarih sahnesine çıkışını, Fatımi halifesi Hakim Biemrillah’ın kendisinin tanrı olduğunu ileri sürdüğü 1017 yılı olarak kabul ederler. Bu yıl Dürzilerce takvim başlangıcı biçimde değerlendirilir. Hakim’in veziri olan Hamza bin Ali, Hakim’in tanrılığına dayanan bu yeni inancı yaymak görevini üstlenir ve Hakim’in imamlığını ve tanrılığını savunan iki risale kaleme alır. Bu risalelerde Allah’ın yedi imama hulul ederek insan biçimine büründüğünü, Hakim’in özünde Allah’ı bulunduran son imam olduğunu iddia eder. Hamza, Hakim’in tanrılığının yanısıra, kendisinin de peygamber olduğunu ortaya atar. Hamza bu yeni inançları yayması amacıyla Anuştegin ed-Derezi’yi Suriye’ye gönderir. Anuştegin, Suriye ve civarında yaptığı propagandalarda oldukça başarılı olur. Diğer taraftan 1020 yılında Hamza, Kahire’de bir camide inançlarını açıkça duyurur ve bunun üzerine Hamza karşıtı büyük bir ayaklanma başlar. Hamza, bir süre Hakim tarafından korunur ve sonra ortadan yok olur. Halife Hakim ise, giderek genişleyen ayaklanma karşısında özellikle Fustat kentine karşı müthiş bir intikam hareketine girişir. Ne var ki tam bu sırada halife Hakim de 23 Şubat 1021 gecesi esrarengiz biçimde ortadan kaybolur. Hakim ve Hamza’nın yandaşları Mısır’ı terketmek ve Suriye’de Anuştegin ed-Derezi tarafından oluşturulan topluluklara katılmak zorunda kalırlar.

Zamanla güçlenen Dürziler, Haçlı Seferleri sırasında İsmaililer ile birleşerek İslam ordularına karşı Hıristiyanlarınyanında yeralırlar. Ancak bu dönemde o yörede yaşayan İsmaililer ile Dürziler arasındaki ilişkiler hakkında açık bir fikir edinmek olanaklı değildir. Bir çok araştırmacı bu iki mezhebi birbirine karıştırmıştır. Kesin olarak bilinen her iki mezhebin de Haçlı Seferlerinin sonuna kadar Hıristiyanların müttefiki olarak kaldıklarıdır.

Haçlı Seferlerinden sonra yörede varlıklarını sürdüren Dürziler, Kaysiler ve Yemaniler diye iki kola ayrıldılar. Yemaniler Mercidabık savaşında (1516) Osmanlılar’ın yanında yeraldı. Daha sonraki yıllarda sık sık çıkardıkları ayaklanmalar ve kargaşalıklarla Osmanlı İmparatorluğundaki sorunlu topluluklardan biri olma özelliklerini sürdürdüler. Birinci Dünya Savaşı sırasında diğer Arap kabileleri gibi Osmanlılar’a karşı harekete geçtiler ve Fransız işgali sonucu (1918) Osmanlı yönetiminden ayrıldılar. Fransızlar Dürziler’in yaşadıkları yörede özerk “Cebel-i Dürz Emirliği”ni kurdular (1921). Dürzi Emirliği 1936 yılında kaldırıldı ve Dürziler’in bir kısmı Suriye’ye bir kısmı Lübnan’a bağlandı.

 
Dürzi İnançları
Dürziliğin inançsal temeli Hamza bin Ali tarafından oluşturulmuştur ve dört temel ilkeye (farz) dayanır.

1. Hakim’i Allah Bilmek: Hakim, hem Allah hem de insandır (Lahut-Nasut). Bu iki nitelik birbirinden ayrılmayacak ölçüde içiçe geçmiştir. Allah’ın tüm işleri anlamlı ve bilgecedir. İnsan aklı O’nu ve işlerini kavrayıp tanımlayamaz. Allah, bir çok kez insan biçiminde zuhur etmiştir; en son olarak Hakim biçiminde kendisini göstermiştir. Kötülükler ve bozukluklar ortadan kalktığında gizlendiği yerden bir kez daha ortaya çıkacak, Dürzileri ödüllendirip inançsızları cezalandıracaktır.

2. Emri Bilmek: “Kaim al-Zaman” olarak da adlandırılan emir, Hamza bin Ali’nin kendisidir. Hamza, Allah’ın ilk yarattığı, ilk cevheridir. Evren ve tüm diğer varlıklar ondan yaratılmıştır; bu nedenle Hamza, yaratıkların en onurlusu ve Allah’ın elçisidir. Dünya ve Ahiret işlerini yöneten, ceza ve ödül veren odur. Allah’ın öz nurundan yaratıldığı için, imamların imamı olup, kıyamet gününde sevap ve ikab onun eli ile yapılacaktır. Yer, içer, el ile tutulur. Babası ve anası vardır. Karısı ve çocukları yoktur. O, nedenlerin nedeni ve tümel akıldır (Akl-i Külli).

3. Hududu Bilmek: Tanrısal emirleri öğreten ve yayanlara “Hudud” denir. Hudud’un başı Hamza’dır ve onunla birlikte sayıları beşe ulaşır. Bunlara “Vezir” de denilir. Hamza’dan sonra gelen dört hudud yaratıkların en onurlularıdır, evlenmedikleri gibi her türlü günahtan uzaktırlar. Bunlar dışında hudud sayılan üç grup daha vardır: “Dai”ler, “Mezun”lar ve “Mukassir”ler.

Dinin önderleri diye adlandırılan “hudud” aslında beş tanrısal ilkeyi temsil etmektedir. Beş Dürzi önderinde kişiliklendirilen bu beş ilkeden ilki erkek ilke olan Evrensel Akıl’dır ve Tanrı’nın ilk yarattığı varlık olan Hamza bin Ali tarafından temsil edilir. İsmail bin Muhammed tarafından kişiliklendirilen ikincisi Evrensel Ruh’tur (Nefs) ve dişi ilkedir. Bunların ikisinden, Muhammed bin Vehb’te kişiliklenen, Söz (Logos) türemiştir. Söz ve Evrensel Ruh’tan üreyen ve Selame bin Abdullah’da kişilik kazanan dördüncüsü ise Sağ Kanat (el-Cenahu’l-Eymen) ya da Yöntem’dir. Sağ Kanat’tan aynı biçimde üreyen ve Bahaeddin Muktena’da kişiliklenen Sol Kanat (el-Cenahu’l-Yesar) ya da İzleyen beşincileridir. Bunlar, aynı on sefirotun Kabalacılar’ın gizem ağacını oluşturması gibi, Dürziliğin dinsel hiyerarşisini oluştururlar. Büyük olasılıkla Dürziler bu kavramları Kabalacılar’dan almişlardır.

Dürzilerin kutsal simgesi beş köşeli bir yıldızdır. Bu yıldızın her bir köşesi ayrı renkte olup, beş hududu ve onların niteliklerini temsil eder:

Yeşil: Gerçeğin anlaşılması ve kavranması için gerekli olan “Akıl” dır. Allah’ın iradesini temsil eder.

Kırmızı: “Nefs”dir ve varlığın sınırlarını belirler. Akla yardımcıdır.

Sarı: Gerçeğin en yalın ifadesi olan “Söz”dür. İlk ikisine yardımcı olmaktadır.

Mavi: “as-Sabik”tir. İradenin düşünsel gücünü temsil eder. Söz’e yardımcı olmak ve onu her türlü kötülükten koruyarak, evreni uyum ve düzen içinde tutmak üzere yaratılmıştır.

Beyaz: “al-Tali”dir. Mavi’nin gerçekleşmesi ve gücün maddeleşmesidir.

4. Vasiyetlere Uymak: Bazı ahlak kurallarından oluşan ve “Hasıl” da denilen vasiyetlere uyulması zorunludur. Bu kurallar:

Doğru sözlü olmak (Sidk al-Lisan).

Kardeşlik, mezhep üyelerini koruma (Hifz al-İhvan).

Önceki tüm ibadetlerin ve dinsel inançların terk edilmesi.

İblis’ten ve tüm kötülerden uzak durmak.

Hakim’in tek tanrı olduğuna inanmak (Tevhid al-Hakim).

Hakim’in buyruk ve eylemlerine boyun eğmek.

Hakim’in iradesine teslim olmak.

Öğretileri şu şekilde özetlenebilir: Yalnızca tek bir Tanrı vardır. O, bilinmez ve bilinemez, tahayyül edilemez. Yalnızca O’nun varlığını, varolduğunu doğrulayabilir ya da bilebiliriz. Tanrı insan biçiminde dokuz kez görünmüştür. Bunlar, bedenlenme (incarnation) biçiminde değildir, zira Tanrı bir bedene gerek duymaz, bu belirmeler daha çok bir insanın elbise giymesi gibi Tanrı’nın beden giymesi tarzında olmuştur.

Dürziler’de bilgeliğe yalnızca belirli bir dinsel eğitimi tamamlamış olan seçkin kişilerce ulaşılır; bunlara “akıllılar” anlamına gelen “Ukkal” denir. Bunlar başlarına beyaz sarık sararlar ve kendi aralarında özel toplantılar düzenlerler. Dürzilikte “Ukkal”in uygulamakta olduğu dokuz dereceli bir hiyerarşik yapılanma bulunmaktadır. İnisiyasyonun ilk yılında deneme süresini tamamlayan aday asıl üyeliğe kabul edilebilir. Çıraklık devresini tamamlayan Dürzi’nin ancak ikinci yılda inancının simgesi olan beyaz sarık takmasına izin verilir ve mezhebin tüm gizem törenlerine katılmaya hak kazanır.

Çoğunluğu oluşturan diğerleri Dürzi inançlarının yalnızca sınırlı bir bölümünü bilirler ve bunlara da “cahiller” anlamına gelen “Cuhhal” denilir. Bunlar ancak herkese açık ibadet yerlerinde buluşurlar. Böylelikle iki katlı bir inançsal yapıya sahip olan Dürzilik, kendine özgü bir ezoterik yapı ortaya koymaktadır. Bu tür iki katlı inançsal yapıların özellikle Manicilik, Bogomiller, Paflikyanlar ve Batı’da Katharlar’da bulunduğu bilinmektedir.

Dürzilerin inançsal ilkelerinin yalnızca bir tür inisiyasyondan geçmiş kendi mezhep üyelerine açıklanan gizler olması nedeniyle, inanç ve öğretileri tam olarak bilinmemekle beraber Musevilik, Hristiyanlık ve İslamiyet karışımı bir uzlaşımcı sentez gibi değerlendirilmektedir.

Tapınmaları gizli olduğundan törenleri hakkında güvenilir bilgilere sahip değiliz. Yüksek ağaçlıklar arasında veya dağların tepelerinde gizlenmiş kutsal yapılarında hemen hiç süsleme yoktur. Belirli bir ritüelleri ve okudukları bir duaları da yoktur, ama törenler sırasında ilahiler söyler ve kutsal kitapları okurlar.

Son olarak, sanki gizli bir örgüte benzerliklerini tamamlamak için, Dürziler’in birbirlerini tanıyabilmek amacıyla benimsedikleri işaret ve şifreler olduğunu ve bunların karşılıklı olarak alınıp verilmemesi halinde gizemlerine dair tek sözcük etmedikleri bilinmektedir.

 
Tampliyeler ve Dürzîler
Haçlılar’ın Kutsal Topraklar’da egemen oldukları dönemde, Tampliyeler’in karşılaştığı Doğu’ya özgü birçok gizemci inanç akımlarından biri de Dürzilik’tir. Dürziler’in inanç sisteminin ve ezoterik uygulamalarının Tampliyeler’i etkilediği sıkça ileri sürülen bir savdır. Bu sava göre Tampliyeler, daha sonra Avrupa’ya aktarılan ve zamanla Masonluk sistemine yerleşen bir takım inanç ve geleneklerinin esinini Dürziler’den almışlardır.

Tampliyeler’in Dürziler ile bağıntısının hem tarihsel hem de geleneksel bir takım kanıtları olmakla beraber, bunun Masonluk ve Tampliyeler üzerinde ne gibi etkileri olduğu konusunda yalnızca varsayımlarda bulunulabilir.

Leonard W. King’in Gnostikler ile ilgili yapıtında ileri sürdüğüne göre: “Mısır halifesi Hakim’in mezhebin kurucusu olduğu ileri sürülmesine karşın Dürziler’in, Procopius’un VI. yüzyılda Lübnan ve Suriye’de hızla çoğaldıklarını söylediği Gnostik mezheplerin kalıntıları olmaları daha akla yakındır. Komşuları arasındaki yaygın kanıya göre Dürziler, dana şeklindeki bir puta tapınmakta ve gizli toplantılarında Roma döneminde Ophitler’e (yılanı kutsallaştıran ve ona tapan bir tarikat), Ortaçağda Tampliyeler’e ve çağımızda da Masonlar’a atfedilen törenler yapmaktadırlar.”

Bu görüşün başka yazarlarca da onaylandığı görülüyor. Ancak King’e göre, önemli ve ilginç olan nokta: “Dürziler’in kendi önderlerinin İskoçya’da gizlendiğine inanmalarıdır”. Kuşkusuz bu, Tampliyelerin o yörede çok güçlü oldukları dönemlerden kalma bir inanıştır.
- Sahsima ozel mesaj atmadan once Yonetim Hiyerarsisini izleyerek ilgili yoneticiler ile gorusunuz.
- Masonluk hakkinda ozel mesaj ile bilgi, yardim ve destek sunulmamaktadir.
- Sorunuz ve mesajiniz hangi konuda ise o konudan sorumlu gorevli yada yonetici ile gorusunuz. Sahsim, butun cabalarinizdan sonra gorusmeniz gereken en son kisi olmalidir.
- Sadece hicbir yoneticinin cozemedigi yada forumda asla yazamayacaginiz cok ozel ve onemli konularda sahsima basvurmalisiniz.
- Masonluk ve Masonlar hakkinda bilgi almak ve en onemlisi kisisel yardim konularinda tarafima dogrudan ozel mesaj gonderenler cezalandirilacaktir. Bu konular hakkinda gerekli aciklama forum kurallari ve uyelik sozlesmesinde yeterince acik belirtilmsitir.


Haziran 30, 2008, 08:48:14 öö
Yanıtla #1

Alıntı:

(2) Sion Birliği 

"Tampliye Şövalyelerinin ardında, onları askeri ve idari şubesi olarak kurmuş bulunan bir gizli örgüt mevcuttu. Çeşitli isimler altında varlığını günümüze dek sürdüren bu örgütün en çok tanınan adı "Sion Birliği" (Prieuré de Sion)'dur. Prieuré sözü, dinsel birlik ya da topluluk anlamına gelmektedir". 



Tampliye Şovalyeleri yanılmıyorsam Tapınak Şovalyeleri her neyse yukarda bahsı geçen Sion Birliğinin Sion Tarikatıyla bir ilgisinin olup olmayacağını soracaktım. Cvp gelirse ona göre bazı sorularım mevcut olduğundan tarafınıza yönelteceğim.

Saygılar.

Bu arada İsa'nın Şovalyelerine de rastladım. Bu konuda ayrıntılı Bilgi verilirse sevinirim.
« Son Düzenleme: Haziran 30, 2008, 08:50:23 öö Gönderen: Sevil »
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Ağustos 06, 2012, 02:51:19 ös
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

Dürziliği internet üzerindeki bilgileri kullanarak net biçimde açıklamışsınız,
tarihi gelişim doğru,
fakat bu cemaatin olabildiğince kapalı,sır yapısının olması,
güvenlik açısından "sıkıntılı" bir coğrafyada bulunması,
bu mezhebi tanımamıza, anlamamıza hep engel olmuştur,
ülkemizde de kilis, antep yöresinde üyelerinin olduğu,
hatta geçmişte mecliste milletvekillerinin bile bulunduğu rivayet edilir,
cemaati iki farklı gruba ayırarak ele almamız daha sağlıklı olur,
öncelikle avam-halk ve onları dini,sosyal ve siyasal bakımdan yönlendiren yönetici
sınıfı,
tabii bu sınıflar kendi arasında basamaklı bir iç yapıya da ayrıca sahip,
yani hem dikey hem yatay bir organizasyon söz konusu,
yüzyıllardır içe dönük kapalı bir toplum olmaları,
kültürel, dini, sosyal gelişiminde en önemli engel olarak tanımlanır,
bu kısır döngü bireyinde gelişimini de bu alanlarda engellemiş,
gelişen iletişim ve sosyal ağlarla neticesi olarak
dış dünyayı tanıyan birey kısırlaşan öğretiler karşısında
kendi inanç sistemini sorgular hale gelmiştir,
biraz uzun oldu ama,
sonuçta bireysel anlamda bu cemaat (dürziler)
inanç, sosyal dayanışma vs. alanlarda zayıflamıştır,
Bağnaz olmayan hristiyan ve müslüman akımlara doğru bir yönelim başlamıştır..
çoğu kimse için  geleneksel bir yapı olarak algılanmaktadır..


Ağustos 06, 2012, 11:07:18 ös
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3081
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Şinasi;

bu kısır döngü bireyinde gelişimini de bu alanlarda engellemiş,
gelişen iletişim ve sosyal ağlarla neticesi olarak
dış dünyayı tanıyan birey kısırlaşan öğretiler karşısında
kendi inanç sistemini sorgular hale gelmiştir,


Biraz açar mısınız bu sorgulama durumunu?

Saygılar
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ağustos 07, 2012, 02:22:07 ös
Yanıtla #4
  • Ziyaretçi

öncelikle yazımı okuma hassasiyeti gösterip değerlendirme yaptığınız için ilginize teşekkür ederim  :)
dış dinamikleri  karşı kör, sağır olmak bizleri
tamamıyla belirli, kabul ettiğimiz öğretiler içine hapseder,
ve süreç içersinde değişime ayak uyduramayız,
Bir örnekle devam edecek olursak,
Evlerimizde Kuran hep başucumuzda duvar da asılı
olarak kaldı, okumak istediğimizde apdest, boy apdesti,
alkollü olmamak, bayanların özel günlerinde olmaması gibi
bir dünya ön şartlar dayattık, kazara dokunan çoçukları cezalandırdık,
Bugün din adamları bizlere başta kuran olmak üzere dini kitap okumamız için
adeta yalvarıyor, ama kaçımız okuyoruz, işimize gelen duyduğumuz sözü de
araştırmadan yorumlamadan kabul edip kullanıyoruz,
gelişen iletişim teknolojinde sayesinde bu tip hurafeler
biraz araştıran gençler tarafından komik, anlamsız bulunuyor,
dini öğretilerin olumlu yönleride bu şekilde (toptan)
"güncelliğini yitirmiş" bilgiler olarak kabul edip
"kişiye ve topluma zarar verebilecek davranış ve düşünce biçimlerine" yöneliyorlar,
ramazan ayında olduğumuz için bu örneği verdim,
Aslında daha geniş, açıklayıcı bir metin yazabilirdim,
yeni olduğum için şimdiden sizleri sıkmak  istemedim,  :-\
umarım yararlı oluştur,  ::)   saygılarımla


Ağustos 07, 2012, 03:20:18 ös
Yanıtla #5
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3081
  • Cinsiyet: Bay

öncelikle yazımı okuma hassasiyeti gösterip değerlendirme yaptığınız için ilginize teşekkür ederim 
Aman efendim ne demek ,amacımız her zaman doğru bilginin arkasından gitmek . Sayın Şinasi ;anlamadığım ben Dürzülük hakkında açılım bekliyordum islamda ki genel yaradan örnek vermişiniz bence tüm inanç istemlerinde bu durum söz konusudur burda belki saçma olacak ama dünyadaki bu dinlerin bu duruma gelmesinin tek sorumlusu din adamlarının (bazı) şişmiş EGOLARI yüzündendir.   >:(
Saygılar
« Son Düzenleme: Ağustos 07, 2012, 03:41:39 ös Gönderen: NOSAM33 »
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ağustos 07, 2012, 03:33:56 ös
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Dediğim gibi oldukça kapalı bir yapı içinde oldukları için doğruluğu belli olmayan
tespitlerde bulunmak istemedim,
rivayet olunur ki;
iş ve eğitim amaçlı batı coğrafyasına göç edenlerin,
protestan kökenli hristiyan mezheplerine,
bahailik gibi daha şeffaf ve dışa açık dinlere
eğilim olduğu yönündedir..
en etkin oldukları lübnan da bile
gençlerin yeterince ilgi göstermediği şeklindedir..
gelenekler ve dini hassasiyetlerin etkisinin
hızlı biçimde eridiği, sosyal bağların zayıfladığını,
Lübnan siyasi tarihine baktığımızda
Dürzi aktörlerin öneminin hızla azalmasından rahatlıkla görebiliriz..
saygılarımla..


Ağustos 07, 2012, 03:43:03 ös
Yanıtla #7
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3081
  • Cinsiyet: Bay

Teşekkürler Sayın Şinasi,

Saygılarımla
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
Ezoterik bilinç ile yasamak

Başlatan semih_tatar « 1 2 » Ezoterizm

17 Yanıt
10681 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 04, 2012, 01:04:00 öö
Gönderen: ruzber
6 Yanıt
11718 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 18, 2010, 09:10:46 ös
Gönderen: Thoth
0 Yanıt
2396 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 31, 2009, 01:47:32 öö
Gönderen: mengin
3 Yanıt
6145 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 30, 2013, 01:49:45 ös
Gönderen: hypatia
0 Yanıt
7349 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 16, 2010, 01:15:31 ös
Gönderen: Onien
4 Yanıt
11392 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 01, 2011, 10:45:03 öö
Gönderen: papoose
13 Yanıt
12479 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 09, 2019, 01:32:23 ös
Gönderen: Mandıra Filozofu
0 Yanıt
2642 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 12, 2011, 07:59:00 ös
Gönderen: Waldow
6 Yanıt
3347 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 27, 2012, 06:46:09 ös
Gönderen: gnothi
0 Yanıt
1266 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 05, 2014, 04:37:09 ös
Gönderen: Don Corleone