Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Osmanlı Tasavvuf Üzerine Kurulmuş Bir Devlettir  (Okunma sayısı 2536 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 10, 2008, 12:48:11 ÖS
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1091
  • Cinsiyet: Bay

Gazeteci Yazar Güzin Osmancık Namık Kemal Zeybek ile farklı bir röportaj gerçekleştirdi..Zeybek'e göre ''Osmanlı devleti insanlık tarihinde hiçbir yerde rastlanmayan bir biçimde tasavvuf üzerine kurulmuş bir devlet''

Namık Kemal Zeybek Türk fikir, siyaset ve kültür dünyasında tanınan bir isim. Zeybek ile başta tasavvuf hayatımız, Osmanlı Devleti'nin temel unsurları ve kültürümüz hakkında konuştuk. Zeybek, "Osmanlı devleti insanlık tarihinde hiçbir yerde rastlanmayan bir biçimde tasavvuf üzerine kurulmuş bir devlettir." diyor. İşte Osmanlının öncesi ve sonrasını sorduğumuz  söyleşide  Sayın Zeybek'ten aldığımız cevaplar:

 
G OSMANCIK.  Eski Kültür Bakanı ve Devlet Bakanı olma sıfatı ile size Osmanlıdaki devlet düzeni hakkında sormak istiyorum. Osmanlı nasıl bu kadar büyük bir devlet olabildi. Yani nasıl bir strateji uyguladı. Bu kadar büyük bir devlet haline gelebilmesinin sebebi neydi?

 
N. K. ZEYBEK.  Osmanlı insanlık tarihinin tartışmasız en büyük bahsidir. 2200 yıl önce Hunların büyük Hakan'ı ve şimdilerde adına Mete dediğimiz ama adının Mete olmadığını bildiğimiz Büyük Hakanla başlatırlar.  Onun Çin kaynaklarındaki adı. Mautunun Türkçeden Çinceye geçiş kurallarına göre olsa olsa Mete olabilir diye bir Türkolog ifade etmiş. Biz Mete deriz. Doğu Türkleri Mode derler. Aslını bilmiyoruz, ama büyük ihtimalle benim katıldığım görüşte aslı Bağatur kaplumbağayla ilgili bir ad. Baga yani kur-bağa, tos-bağa, kaplum-bağa yla ilgili bir isim.

 
G. OSMANCIK.  Osmanlının gelişimini İlk Türk Kavimlerinden itibaren sizden dinleyelim.

 
N. K. ZEYBEK. Hunlar 420 yıl hüküm sürdü. Daha sonra önemli bir hükümdarlık olarak Göktürkler var. 250 yıl hüküm sürdü. Bütün bu dönemler içinde 600 yıl süren ve tek imparatorluk yöneten insanlık tarihinde tek devlet Osmanoğullarıdır.

 
Yani tek koldan hiç bölünmeden üç kıta üzerine yayılmış bir imparatorluk.

 Ekvatordaki adaları da Osmanlı yönetmiş. Afrika'nın bilinen o uygarlığın ulaştığı bölgeleri de yine Osmanlı yönetiyordu. Kanuni döneminde dünyada bulunan bütün devletler az ya da çok Osmanlıya bağlıydı. Mesela Avrupa devletleri Osmanlı sarayında devlet başkanı düzeyindeydiler, protokole dâhil olunca seviniyorlardı. Yani Avrupa'nın imparatorları ve hükümdarları Osmanlı devletinin başbakanları baş veziri ile aynı düzeydeydiler.

.
G. OSMANCIK. : işte buradaki bu sır neydi? Osmanlı nasıl bu kadar güçlü olabildi?

 
N. K. ZEYBEK. Osmanlı bütün dünyayı kendisine saygıyla bağlı bir hale getirmişti Çin Hakanları dâhil Osmanlıya saygılarını sunarak bağlılıklarını gösterirlerdi.

Bunun cevabını birçok bilgin vermeye çalışmıştır. Yani teoriler vardır. Bunlardan birisi Orta Asya'dan gelen Türkler ile Anadolu'da yaşayan Rumların karışması sonucunda ortaya çok seçkin bir ırk çıkmıştır gibi. Materyalist yaklaşımla bu işleri açıklamaya çalışanlar olmuştur.  Bu işin en doğrusunu Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan açık ve net bir biçimde ortaya koyar" Osmanlı devleti insanlık tarihinde hiçbir yerde rastlanmayan bir biçimde tasavvuf üzerine kurulmuş bir devlettir".der.

 

G. OSMANCIK. : Yani Tasavvufu en mükemmel şekilde hayatlarına geçiren bir topluluktu.

 

N. K. ZEYBEK. Osmanlı Devleti İslam tasavvufunu kurumlaştıran bir devlettir. Osmanlı Devletinde İslam tasavvufu uygulanmıştır. Çünkü Osmanlı Devletini kuran Alp Erenler, Gazi Dervişler, Horasan Erenleri diye isimlendirilen O yüce ruhlu insanlar vardır. Hoca Ahmet Yesevi'nin yetiştirip Diyarı Rum'a yolladığı erenler vardır.

 Anadolu'ya gönderdiği ve Osmangazi'nin sonra Orhangazi'nin yani Osmanlı devletini kuranların çevresinde toplanmış olan insanlar.  Bu insanlar Hoca Ahmet Yesevi'nin bugün Kazakistan'ın Türkistan şehrinde kurduğu mektepte yetiştirip mezun ettiği insanlardır.

 

G. OSMANCIK. : Onlar aslında öğrenci değil Öğretmenlerdi.

 

N. K. ZEYBEK. : Öğretmenlerdi, mürşitlerdi, yol göstericilerdi. Hem dünyevi bilimleri bilirlerdi, hem uhrevi bilimleri bilirlerdi hem de insan ruhunu eğitmenin sırlarını bilirlerdi. Onları Ahmet Yesevi yetiştirdi ama Ahmet Yesevi Hz. oradan hiç ayrılmadı.

 

G. OSMANCIK. : Orası Horasan' mıydı?

 

N. K. ZEYBEK. : Oraya Horasan demeyelim. Orası Türkistan'dır. Türkiye de Horasan sözü çok kullanılır. Ancak Horasan ve Türkistan ayrı kavramlardı dolayısıyla Horasan'da yetişmiş olduğu varsayılır. Hoca Ahmet Yesevi'nin doğup büyüdüğü şehrin adı Yessi'dir. O yüzden Hoca Ahmet Yessevidir. Biz Türkiye Türkçesinde "s" lerin birini dışladık Yesevi diyoruz.

 

G. OSMANCIK. : Yessinin anlamı nedir

 

N. K. ZEYBEK.  Yessi deyince bilmediğimiz bir kelime gibi düşünüyoruz. Hâlbuki orası Yassı Kaledir,  Yassı Şehir demektir. "Kale" Türkçede şehir demektir.

Dolayısıyla orda yetişen Hoca Ahmet adlı insan "Yessevi" diye bilindi,  Bugün hala o şehrin adını Yessı diye söylerler. Hatta resmi adı Türkistan'dır. Bir mahallesinin adı da yessı'dır. Yani kendisinin doğup büyüdüğü bir Türk şehridir. Bugün o şehrin insanlarının %90 Türk'tür.

Hoca Ahmet Yessevi'nin Türkistan şehrinde kurduğu mektepte 12.asırda yetiştirdiği binlerce insandan bir kısmı da diyarı Ruma yani Türkiye coğrafyasına gönderilmiştir.

 

G.OSMANCIK: Kimlerdi bu Anadolu'ya gönderilenler

 

N. K. ZEYBEK. : Bunlara "Alp Erenler" denilirdi. Bunların Alp Erenler olduğu Âşık Paşa tarafından ifade edilmiştir. Bunlar bildiğimiz klasik dervişlerden çok farklı insanlardır.

 

G. OSMANCIK. : Özellikleri nelerdir? Yani onları farklı kılan nedir?

 

N. K. ZEYBEK. : Özellikleri şudur; bunlar savaş gerekiyorsa savaşırlar, İlim gerekiyorsa ilim verirler,  boş araziler buldukları zaman işe yarar hala getirir, bataklıkları kurutup ziraata açarlar. Bunlar ıssız yollarda karakollar kurarlar hem orada kendi tasavvufi hayatlarını yaşarlar,  hem de o coğrafyanın o bölgenin güvenliğini sağlarlardı.  Bunların neredeyse yapmadığı hayırlı şey yoktur. Bunlar yoksullara yardım ederlerdi,  aş haneler kurar halka aş dağıtırlardı. Bunlar işleyen adamlar çalışan adamlardı.   

 

G. OSMANCIK.  Bunların içinde çok önemli biri vardı ki oda Hacı Bektaşi Veli olmalı

 

N. K. ZEYBEK. : Hacı Bektaşi Veli yolu Yesseviliğin Anadolu'daki tekrarıdır. Yani Osmanlıda sürekli profesyonel nizami ordu Yeniçeriler di. Yeniçeriler devletin temel gücüydü. Ve bir anlamda padişahların muhafız birlikleriydi.

Dolayısıyla onlar tamamen Bektaşiliğe emanet edilmişlerdi. Ve Yeniçerilerin ortaları vardı. Yani ortalarından birisinde Bektaşi babası otururdu ve insanları o terbiye ederdi. Düşünün bunlar evlenmeyen insanlar. Bunlar genç insanlar. Bunlar sürekli spor yapan insanlar ve bunlar öyle bir terbiye görüyorlar ki gittikleri yerlerde fethettikleri ülkelerde bir üzüm bağından üzüm yedikleri zaman o üzümün parasını bir çıkına bağlayıp bağa koyarlardı.

 

G. OSMANCIK.  Helale harama riayet etmeleri sonunda mı bu hale geldiler?

 

N. K. ZEYBEK. : Evet bu şekilde harama da helale de dikkat eden insanlar. Yani son derece terbiyeli bir hayat yaşarlardı. Çünkü tasavvufun içinde hem eğitiyorlar hem de denetliyorlar. Esnaf ise yine Yessevi yolundan gelen ahilik tarafından disiplin tertip altına alınmıştır. Esnaf işte öyle bir esnaf ki en kaliteli üretimi gerçekleştiriyor.  Kaliteyi bozanın pabucu dama atılırdı. Pabucu dama atılan esnafın hayatı bitmiş demekti

 

G. OSMANCIK.  Hacı Bayram Velinin Osmanlı da ki görevi neydi.

 

Osmanlıda tarım kesimi Bayrami tarikatına mensup idiler. Çünkü Hacı Bayram Velinin kendiside bir çiftçiydi. Burçak eker biçerdi. Yani bütün çalışanlar ona mürit olmak üzere gelirlerdi. Onlara bakar, onları ya esnaflığa, ya da tarıma yöneltirdi. Mesela derdi ki sen kuyumculuk yapacaksın, sen demircilik yapacaksın sen burçak ekeceksin. Sen buğday ekeceksin hem de kişinin yapısına göre ama herkesin bir işi vardı. Ve o bir yandan bu şekilde bir teşkilatlanma yapıyordu.

 

G.OSMANCIK. Osmanlıda en çok hangi dil kullanılırdı

 

N. K. ZEYBEK.  Edebiyat, Farsça, bilim dili Farsçadır. Hoca Ahmet Yessevi' nin kurduğu üniversite Türkçe esasına göre İslam tasavvufu öğretirdi, İslam'ın özünden asla sapmadan Kuran ve sünnetten ayrılmadan İslam'ı Türkçe söyletmiştir. Türkçe söylediği içinde döneminde Horasan uleması tarafından eleştiri de almıştır. Çünkü Horasanda Farsça hâkimdi. Osmanlı aydını Farsçayı dışlamamıştır. Arapçayı dışlamamıştır. Ama Osmanlıda birçok kişinin zannettiğinin tersine Osmanlıda resmi dil başından sonuna kadar hep Türkçedir. İçine sonradan biraz fazla Farsça, Arapça sözler katılmış olsada.

 

.G. OSMANCIK. Ama daha sonra neredeyse Fransızca ana dil olmuş. Acaba neden Osmanlı yüzünü batıya çevirme ihtiyacı duymuştur.

 

N. K. ZEYBEK.  Bilhassa Tanzimat tan sonra bir batı dilide bilmek gereği ortaya çıkmış. Demek ki Osmanlı aydını Türkçeyi bilirdi,  Farsça bilirdi, Arapça bilirdi ve Fransızca da bilirdi. Bilmemesi o dönemde eksiklikti. Sonra gittikçe Arapça Farsça zayıfladı ve daha çok Fransızca esası geldi. Kâbe'ye dönen yüzler daha sonra batıya döndü. .Yani batı Kâbe haline geldi.

 

G. OSMANCIK. Bunun Osmanlının güç kaybetmekle bir ilgisi var mıdır?

 

N. K. ZEYBEK. 1699 Karlofça önemli bir dönüm noktasıdır. Karlofça da biz ilk defa toprak verdik ve psikolojik üstünlüğümüzü yitirdik. Avrupa hükümdarları bizimle bizim hükümdarlarımızla protokolde aynı düzeye getirildi. Şimdi bunun sebebini iyi anlamak lazım. Kanuni döneminden sonra başladı. Hem gücün doruğuna çıktığı hem de güçsüzlüğün başladığı dönem Kanuni dönemidir.

 

G. OSMANCIK. Kanuni döneminde Osmanlı hem gücün doruğuna çıkmış hem de güç kaybetmeye başlamış. Bunun sebebi nedir

 

N. K. ZEYBEK.  Osmanlıyı oluşturan büyük hadise İslam tasavvufu bilme yönelmiştir. Gerçek mutasavvıflar aynı zamanda akıl bilimlerinde de âlimlerdir.

 

G. OSMANCIK.  Bunun sebebi Allaha daha çok yaklaşmak ve onu bilmek için mi?

 

N. K. ZEYBEK.  Evet, çünkü Allah'ın zatini bilmek mümkün değildir. Allah'ı bilmenin yollarından biriside onun yarattıklarını bilmektir. Onun var ettiklerini bildiğiniz zaman Allah'a ulaşırsınız. Şimdi tasavvuf anlayışına göre zaten Allah'tan başka hiç bir şey yoktur." La mevcude illa hu" sadece Allah vardır. Var olan her şey onun tezahürüdür, gölgesidir.  Dolayısıyla neyi araştırırsan Allaha ulaşırsın. Araştırdığın her şey seni Allaha götürür. Dolayısıyla fizikte Allahı araştırmak demektir. Kimyada, astronomide, trigonometride, rakamlar arasındaki esrarengiz kanuniyetleri araştırmakta Allah'a yolculuk yapıyorsun demektir.

 

Yani kimya yapan eğer ne yaptığının farkındaysa o Allahı araştırıyor. Kimyayı araştıran o zaman ilk gelen ayeti kelimeyi tekrar düşünmemiz gerekiyor. Bu bahsi açınca. Cenab-ı Peygamber bilindiği üzere Peygamber olmadan önce Allahın bir velisi oldu. Velayeti nübüvvetinden öncedir efendimizin. Peygamber efendimiz hiçbir zaman puta tapmadı. Peygamber Efendimizin bilinci oluştuğu andan itibaren Allah'ı birleyen bir inanıştaydı. Hanif dinine mensuptu.

Dolayısıyla Hz Peygambere böylece nübüvvet geldi. Ve "kul "emri gelince de risalet emri başladı. De, anlat, ifade et. Veli oldu, Nebi oldu, Resul oldu.

Profesör Abdül Selam Pakistanlı bir bilgindir. Nobel kazanmış İlk Müslüman bilgindir. Ve o Kuran ı kerimin 750 ayetinin yani 8/ 1 ini insanlara bilimi ve araştırmayı emrettiğini söylüyor. O sayede İslam medeniyeti doğmuştur. İslam medeniyeti sayesinde insanlık uyanmış ve bugünkü medeniyet meydana gelmiştir.

 

G. OSMANCIK. Türklerin Müslüman olmasındaki en önemli kişi kimdir?

N. K. ZEYBEK. Türklerin Müslüman oluşuna girersek orada Hallacı Mansur'u görürüz.

Cüneydi Bağdadinin büyük bir öğrencisi vardır. Hallacı Mansur, Dört yüz müridiyle birlikte beş yıl Türkistan coğrafyasında Karahanlılar alanında dolaştığı ve Türklere Müslümanlığı yaydığını biliyoruz. Kendisi İranlı olduğu halde ana dili Türkçeydi. Türkmenlerin Hallac boyundandır. Ve Ahmet Yessevi Hz lerinin yolunun talebesidir.

 Horasan Melaneti derler buna. Çok önemli bir tasavvufi açılımdır..

 

G. OSMANCIK.  Şimdi Osmanlının gücünü nasıl kaybettiğini inceleyelim.

 

N. K. ZEYBEK. Tasavvuftan uzaklaştı,  ikincisi Batıda İslam medeniyetinin tesiriyle aydınlanma çağı başladı. Ve batı bir müddet sonra Müslümanlardan pusulayı öğrendi. Müslümanlardan rakamları, sıfırı öğrendi, İlmi öğrendi.

 Bakın bugün bizim aldığımız bu rakamlar var ya 1, 2, 3 diye biz bunları devrim yaparak geri aldık. Eski attığımız rakamlara batı rakamları diyoruz. Hâlbuki bunlar Arap rakamlarıdır. Yani bugün kullandığımız rakamlar İslam medeniyetinin en lükste geliştirdiği rakamlardır.  Bizim eskiden kullandıklarımız İslam medeniyetinin doğusunda kullanılanın aynıdır.

 

G. OSMANCIK. Sıfır kavramını bularak rakamları okutan yine bir İslam alimidir değil mi?

 

N. K. ZEYBEK. Avrupa'da Romen rakamları vardı. Romen rakamlarında sıfır kavramı yoktur. Romen rakamlarıyla aritmetik bile yapılamaz.

İslam medeniyetinin büyük buluşu sıfırdır. Ondalık sistemi oluşturmuştur. Ondalık sistemden sonra aritmetik, cebir, trigonometri, logaritma geometri hariç bütün bilimleri Müslümanlar bulmuştur. Hatta bugün 3, dalga yeni bilgi çağı uygarlığının temelinde olan sibernetik biliminde kurucusu 8 asır önce Diyarbakır'da yaşamış El-Cezeri dir. Aynı zamanda elektronik bilgisayar teknolojisinin de müjdecisidir.

 

G. OSMANCIK. Bu kadar ilimde ileri gitmiş bir toplum nasıl sonra bu hale geldi?

 

N. K. ZEYBEK. Yavuz'dan sonra bir dönüşüm başladı. Akılcı anlayış yerini nakilci anlayışa bıraktı. Onun Mısır'dan getirdiği bilginler gerçek âlimlerin yerini aldı ve onun sonucunda 4. Murat ve 4. Mehmet dönemlerinde bu şehirde İstanbul'da bir akım, Kadı zadeliler hareketi ortaya çıkı. Ayasofya caminin vaizi Kadızadeli Mehmet tarafından başlatıldı.  İstanbul'un tüm vaizlerini etkisi altına aldı. Kadızadeli Mehmet,  Sanat, edebiyat bütün bunlar bidattır, yasaklanmalı, tasavvuf küfürdür. Bunlar katledilmeli diyordu.

 

G. OSMANCIK. Yani dine hurafe girdi.

 

N. K.ZEYBEK. Hurafe ve felaket girdi. Dar anlayış girdi. Yani tarihteki haricilik benzeri bir anlayış girdi. Kadızadeliler  Hz. Peygamber adı geçince s.a.v. demek ya da onun adı geçince salavat getirmek bidattır  günahtır, yapılamamalıdır ve Allah'ın adı geçince C.C demek günahtır, bidattır.. Bu Selahaddin Cami, Sultan camileri,. Büyük camiler. Sultan adlarıyla anılan Selimiye, Sultan Ahmet Camilerinin birden fazla minareleri bidattır, yıkılmalıdır. Camilerin içindeki mihraplar, minberler, kürsiler f bidattır, sökülüp atılmalı. Hz. Peygamber direklere yani daha doğrusu bir direğe dayanarak konuşuyordu. Kadızadeli Mehmet'in öğrencisi Hüsnü Vani Mehmet direkçi yani Hüsnü( vani direk demek). Direkçi Mehmet böyle meşhurdur. O da Ayasofya'nın direklerinden birine yaslanarak konuşuyor. Tabi dar ve taasubi anlayış. Ama felaket sufla bunlar dediler ki akıl bilimler fizik, kimya, matematik, gök bilimleri vs tıp bunlar bidattır. Medreselerde okutulması günahtır. Yasaklansın ve de yasaklandı.

 

G. OSMANCIK. Ve ondan sonra gerileme dönemi başladı.

 

N. K. ZEYBEK. Yani bu Tanzimat'a kadar böyle sürdü.  Tanzimatın çok kötü tarafları vardır bazı iyi tarafları da vardır. İyi taraflarından biriside yeniden bilim başladı. Osmanlının çöküş sebepleri bunlardır.

 

G. OSMANCIK. UNESCO Yunus Emre yılı ilan etti, bu konuda neler söyleyeceksiniz?

 

N. K.ZEYBEK. Yunus Emre deyince Devlet Türkçesinden bahsetmemiz lazım, tasavvuftan bahsetmemiz lazım. Yunus Emre Hoca Ahmet Yesevi yolunun takipçisidir her anlamda.

 

.G. OSMANCIK. Gerçekten çok güzel bir Türkçesi var. Yunus bir tanemidir?

 

N. K. ZEYBEK.  Yunus Emre bir tane değil. Yunus Emre çoktur.

Yunus Ermenin yolundan giden başka Yunus'larda vardır. Halkımız onları birleştirmiş, tek Yunus yapmıştır.

 

G. OSMANCIK.  Sizce kaç Yunus vardır?

 

N. K. ZEYBEK. Yedi tane Yunus olduğu biliniyor. Âşık Yunus,  Derviş Yunus, Yunus Emre, Yunus, Miskin Yunus, Emre Yunus, Dertli Yunus gibi

 

Bunların hepsi ayrı Yunuslardır. Yunus Emre daha üst makamlardadır.  Az sözle ve daha arı duru Türkçeyle anlatır. Yani şöyle bir Yunus şiiri duyduğumuz zaman bunun Yunus Emre'nin olmadığını ama bu muhterem bir başka Yunus'un olduğunu bileceksiniz.

Şol cennetin ırmakları akar Allah deyü deyü.

Aydan arıdır yüzleri miski amberdir sözleri.

Cennete huri kızları gezer Allah deyü deyü.".  Çok güzel bir şiirdir, ama Yunus Emre'nin değildir.

 

N. K.ZEYBEK. Gerçek Yunus Allah'ı istiyor. Onu kullandığı dilden anlıyoruz. Yani cennet onu hiç ilgilendirmiyor. "

 Cennet cennet dediler.

Bir köşk ile birkaç huri.

İsteyene ver onları

Bana seni gerek seni" der Yunus emre.

 

G. OSMANCIK.  Bu güzel sohbet için size çok teşekkür ederiz. Daha önce hiç açıklamak istemediğiniz bu konuyu bizimle paylaştığınız için size çok şey borçluyuz.

 

N. K.ZEYBEK. Bizde size bu imkanı verdiğiniz için teşekkür ederiz.

 
Namık Kemal Zeybek, 1944 yılında Bayburt'ta doğdu.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Tarım ve Toprak Reformu Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı, Gümrük ve Tekel Bakanlığı Müsteşarlığı ve Bakanlık Müşavirliği, Özel Sektör

Yöneticiliği, Başbakan ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı, Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı, XVIII.ve XX. Dönem İstanbul Milletvekilliği ile 2. Özal Hükümeti'nde (46. Hükümet )- Yıldırım Akbulut Hükümeti'nde (47. Hükümet) Kültür Bakanlığı ve Refahyol Hükümeti'nde (54. Hükümet) Devlet Bakanlığı yapmıştır. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

Kaynak netpano.com

''Kızıl elmada buluşalım''


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
9 Yanıt
4899 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 06, 2016, 02:19:09 ÖS
Gönderen: yazbenide
0 Yanıt
2763 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 28, 2008, 03:52:04 ÖÖ
Gönderen: Kaan
0 Yanıt
2512 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 24, 2009, 11:52:06 ÖÖ
Gönderen: ceycet
1 Yanıt
6963 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 05, 2015, 10:05:41 ÖS
Gönderen: ali osman
6 Yanıt
4344 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 30, 2010, 01:23:00 ÖS
Gönderen: karahan
1 Yanıt
6006 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 01, 2010, 11:52:51 ÖÖ
Gönderen: oasis
Tasavvuf açılımları...

Başlatan Özer Baysaling Islam

2 Yanıt
3073 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 07, 2014, 11:08:44 ÖÖ
Gönderen: Özer Baysaling
0 Yanıt
2692 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 07, 2012, 06:59:52 ÖS
Gönderen: karahan
1 Yanıt
2778 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 13, 2013, 06:48:09 ÖÖ
Gönderen: ceycet
3 Yanıt
2005 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 13, 2013, 01:21:28 ÖS
Gönderen: NOSAM33