Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Akıllı Tasarım  (Okunma sayısı 1955 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 09, 2008, 11:10:23 ÖÖ
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

ABD’deki devlet okullarında Darwin’in evrim teorisine alternatif olarak okutulması tartışılan Akıllı Tasarım, son 15 yıldır giderek güçlenen ve büyüyen bir teori. Gücünü de, Darwinizm’in varsayımının aksine, yaşamın hiç de rastlantı olmadığı gösteren bilimsel kanıtlardan alıyor.

Aslında bu konudaki tartışmanın başlangıcı 150 yıl öncesine uzanıyor. Darwin’in 1859′da yayınlanan Türlerin Kökeni adlı kitabından bu yana, biyolojideki temel kuram, canlıların doğal seleksiyonun ürünü olduklarını öngören evrim kuramı oldu. 20. yüzyılda Darwinizm’e genetik ışığında getirilen yeni yorum, doğal seleksiyona bir de mutasyon mekanizmasını ekledi. Ancak bu iki mekanizmanın, yani doğal seleksiyon ve mutasyonun, canlılığın tek kaynağı olduğu yönündeki geleneksel anlayış, son yıllarda önemli eleştiriler alıyor. Pek çok bilim adamı, canlılığın sadece bu gibi amaçsız ve bilinçsiz faktörlerin ürünü olamayacağını, hayatın kökeninde “tasarlayıcı bir aklın” olduğunu savunuyorlar.

Bu anlayış son yıllarda yeni bir teoriyi de beraberinde getirdi: “Akıllı Tasarım” (Intelligent Design) teorisi. Time dergisinin 12 Ağustos 2005 sayısının da kapak konusunu oluşturan teori, halen ABD’de ateşli bir tartışmanın odak noktası. Bilim dünyasında Akıllı Tasarım’ı kabul edenlerin sayısı artarken, bazı eyatler de teoriyi ders kitaplarına Darwinizm’in alternatifi olarak koymayı tartışıyorlar.

Bu teori, 1990′lı yıllarda bir grup Amerikalı bilim adamı tarafından ortaya atıldı. Teorinin ilk büyük çıkışı, Pennsylvania’daki Lehigh Üniversitesi’nden biyokimya profesörü Michael J. Behe’nin “Darwin’in Kara Kutusu: Evrime Karşı Biyokimyasal Başkaldırı” adlı kitabı oldu. Behe, kitabında canlı hücresinin Darwin zamanında içeriği bilinmeyen bir “kara kutu” olduğunu, hücrenin detayları anlaşıldığında ise, burada çok kompleks bir “tasarım” bulunduğunun ortaya çıktığını anlatıyordu. Behe’ye göre, canlılardaki kompleks sistemlerin doğal seleksiyon ve mutasyonla, yani bilinçsiz mekanizmalarla ortaya çıkması imkansızdı ve bu durum hücrenin “bilinçli bir şekilde tasarlandığını” gösteriyordu. Fransız felsefe profesörü Peter van Inwogen, bu kitabın önemini şöyle vurgulamaktaydı:
“Eğer Darwinistler bilimsel gerçeklerle dolu bu kitabı, önemsemeyerek, yanlış anlayarak veya ona gülüp geçerek karşılarlarsa, bu durum bugün Darwinizm’in bilimsel bir teori olmaktan çok bir ideoloji olduğu yönündeki gitgide yayılan şüpheler için önemli bir kanıt olacaktır.”(1)
Darwinistler Behe’ye tatminkar bir cevap veremediler. Ve Akıllı Tasarım teorisi giderek daha fazla bilim adamı tarafından savunulmaya başlandı. Bugün bu hareketin önemli isimleri arasında California Berkeley Üniversitesi’nden Philip Johnson; MIT, Chicago, Princeton Üniversiteleri’nden Willam Dembski; doktorasını Cambridge’de yapmış olan Stephen C. Meyer; Chicago Üniversitesi’nden Paul Nelson gibi isimler yer alıyor. Seattle merkezli Discovery Institute adlı bilimsel enstitünün çatısı altında bilimsel çalışmalar yürüten gruba, internet üzerinden ulaşmak mümkün. (www.discovery.org)
Discovery Institute tarafından hazırlanmış olan “Akıllı Tasarım Teorisini” anlatan “Yaşamın Gizemini Çözerken” ( Unlocking The Mystery Of Life) isimli filmi bu linkten seyredebilir, bilgisayarınıza indirebilirsiniz.


Kaynak : http://akillitasarim.org/?p=18#more-18
« Son Düzenleme: Aralık 14, 2010, 01:07:12 ÖÖ Gönderen: dogudan »


Mayıs 09, 2008, 11:13:33 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

Kaynak : http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&haberno=4906
 
Ne kadar akıllı?
 
Bilim ve din arasında yüzyıllardır süregelen tartışmada son atak, 'akıllı tasarım' teorisi olarak karşımızda. Evrim teorisi karşıtlarının bilim ve din arasında durdukları tehlikeli nokta, Amerika'da oldukça destekleniyor

SEVGİ YÜKSEL (Arşivi)

Yaradılışçılıktan 'akıllı tasarım'a
Geçtiğimiz salı ABD başkanı Bush, okullarda evrim teorisinin yanında evrenin üstün zekâda bir güç tarafından tasarlandığını savunan 'akıllı tasarım' teorisinin de öğretilmesini istedi. Zaten Teksas valisi olduğu dönemde evrenin altı günde yaratıldığına inanan yaradılışçılığın okul müfredatına alınması gerektiğini söylemişti. Bush'un yaradılışçılıktan 'akıllı tasarım' teorisine kayması evrim teorisi karşıtı inançlı kesimde son derece tehlikeli bir değişimin işareti. Darwin'in evrim teorisi ve yaradılışçılık, birbirine en temelinden zıt iki farklı bakış açısını temsil ediyor. Bu zıtlık İsmet Berkan'ın geçen pazar köşesinde yazdığı gibi dinin kökeninde inanç, biliminkinde ise şüphenin yatmasına dayanıyor. Evrim teorisinin savunucuları gözlemlerimizi en doğru ve en iyi açıklayabildiği için evrim teorisini kabul ediyor, araştırmalarla teorinin tahminlerini test ediyor, sonuçlarının ne anlama gelebileceğini sorguluyor, teorinin eksik kısımlarını tamamlamaya çalışıyorlar. Yaradılışçılık ise kökünde bir inançtan doğuyor. Ancak evrenin nasıl yaratıldığına dair dini öğretiler çerçevesinde gözlemlerimiz açıklanıyor. Çelişkili gözlemler sorgulanmıyor. Yaradılışçılık bir inanç oluğu için ne evrim teorisinin açıkladıklarını açıklamaya çalışıyor, ne de dini kaynakları göstermenin ötesinde kendini savunmaya.
'Akıllı tasarım' teorisi bu zıtlığın tam ortasına kendini sinsice konumlandırmış durumda. Bir grup akademik insan, entelektüel ve dini yaradılışçı tarafından ortaya koyulan 'akıllı tasarım' teorisi, Charles Darwin'in evrimi sürüklediğine inandığı doğal seçim yasasına karşı çıkıyor; evrim teorisinin doğanın muhteşem karışıklığını açıklayamadığını öne sürüyor. 'Akıllı tasarım' teorisinin savunucularına göre hayat o kadar karışık ki, sadece çok akıllı ve güçlü bir üstün varlık tarafından tasarlanmış olabilir. Teorinin geçmişi geçmişi 19. yüzyılda doğayı açıklamak isteyen İngiliz papaz William Paley'ye dayanıyor. Paley teorisini en iyi, bir saatçiyi örnek vererek açıklar. Papaz 1802'de şöyle yazıyor: "Eğer bir çiçek tarlasının ortasında bir saat bulursanız, bu kadar karmaşık ve inanılmaz bir mekanizmanın kendi kendine, planlanmadan, yol gösteren olmadan doğal güçlerle ortaya çıkmış olabileceğine inanamaz, ancak akıllı bir tasarımcı tarafından yaratıldığını düşünürsünüz." Bir organizmanın karmaşıklığının, onun yaratıcısı Tanrı'nın varlığının kanıtı olduğu görüşü 1859 yılında Charles Darwin'in Türlerin Kökeni'ni yayımlamasına kadar devam etti. Darwin evrim teorisinde karmaşık organizmaların doğal seçim yasası ile nasıl ortaya çıkabileceği açıklıyordu.
Paley'nin saatçi örneği 'akıllı tasarım' teorisi savunucuları tarafından moleküler biyoloji kullanılarak tekrarlanıyor. Kanın pıhtılaşması gibi birçok moleküler işlemde 10'u aşkın proteinin sıralı olarak beraber çalışması gerektiğini ve bunun doğal seçim yasasının gerektirdiği gibi, birçok sıralı küçük değişiklik sonucu evrimleşmiş olmasının mümkün olmadığını söylüyorlar.


Halkın çoğunluğu destekliyor
'Akıllı tasarım' teorisi savunucuları Darwin'in evrim teorisini kendi silahıyla vurmaya çalışıyor, gözlemlediğimiz dünyayı başarıyla açıklayamadığını iddia ederek. Dahası 'akıllı tasarım'ı daha başarılı bir açıklama olduğu için kabul etmemiz gerektiğini düşünüyorlar. Yaradılışçıların tersine dünyanın milyarlaca yıldır var olduğu, genetik değişimlerin olabileceği gibi temel bilimsel gerçekleri kabul eden 'akıllı tasarım' sanki evrim teorisi karşıtları ve bilim arasında bir uzlaşmayı temsil ediyormuş gibi yansılıtıyor. En tehlikelisi, evrim teorisinin temelden karşıtı olmak yerine alternatifi olmak istiyor. Geçen hafta Bush, açıklamasında öğrencilerin farklı görüşleri duymalarının öneminden bahsediyor: "Eğer bana insanlara farklı fikirler sunulmalı mı diye soruyorsanız, cevabım evet."
Evrim teorisi karşıtlarının bıkmadan tekrarladıkları, okul kitaplarının üzerine gizlice yapıştırdıkları slogan hep aynı: 'Evrim bir teoridir, gerçek değil.' Pensilvanya Dover okul bölgesi şöyle bir ilkeye uyacağını açıkladı: "Öğrencilere Darwin'in teorisinin eksikleri ve problemlerinin öğretilmesinin dışında 'akıllı tasarım' gibi, ama bununla sınırlı kalmayan, diğer teorilerin de eksikleri ve problemleri öğretilecek."
Sanki evrim teorisinin alternatifi olabilirmiş gibi ABD başkanı 'akıllı tasarım' teorisinin okullarda öğretilmesini destekliyor; böylece endişe verici şekilde bilimsel teorinin tanımı bulanıklaşmaya başlıyor. 'Akıllı tasarım' teorisinin evrim hakkında sorgulamaları ciddiye alınmalı ve birçok bilim adamının şu an yaptığı gibi, bilimsel gözlemlere dayanarak cevaplandırılmalı (Bazı organizmalarda sadece altı protein içeren kan pıhtılaşmaları görüldüğünün yazılması gibi). Fakat bu sorgulamalara Tanrı dışında yeni bir açıklama getirmeyen bir görüş, bilimsel bir teori olarak kabul edilemez. Amerikan Ulusal Bilim Akademisi açıklamasında, 'akıllı tasarım' gibi hayatın köklerini doğaüstü bir güce dayandıran hiçbir iddianın bilim tarafından kabul edilemeyeceğini, çünkü gözlemlere dayalı deneylerle test edilemeyeceğini ve yeni hiçbir hipotez ortaya koyamayacağını söylüyor.


Bilim dünyası için tehlikeli
New York Times köşe yazarı Paul Krugman 5 Ağustos tarihli yazısından: "Yaradılışçı ve 'akıllı tasarım' teorilerinin savunucularının kullandıkları en etkin metodlardan biri, evrim teorisi hakkında bilim dünyasında bir fikir birliği olmadığı izlenimini vermek için evrimin 'sadece bir teori' olduğunu hatırlatmak." Bu sloganın evrim teorisi karşıtları için etkili olması gene bilimsel bir teorinin nasıl tanımlandığının bilinmemesinden kaynaklanıyor. Tarafsız araştırmalarla desteklenmiş, gözlemlerimizi açıklayabilen, tekrarlanabilecek deney sonuçları için başarılı tahminlerde bulunabilen fikirler, ancak bilimsel teori olarak adlandırılır. Evrim teorisi gibi bilim dünyasında fikir birliğine ulaşılmış konularda bile bilimsel teorilerin gerçek olarak tanımlanmamasının nedeni, gelecek gözlemlerin her zaman için farklı sonuçlar doğurabilecek olması. Dünyanın güneş etrafında döndüğü konusunda şu an pek bir şüphemiz yok, ama Kopernik, Galile ve Kepler'in 17. yüyıldaki gözlemlerine kadar bu kimsenin aklından geçmemişti.
Yapılan araştırmalar Amerikan halkının 'akıllı tasarım' teorisine büyük destek verdiğini, her üç kişiden ikisinin insanların doğrudan Tanrı tarafından yaratıldığına inandığını söylüyor. ABD gibi bilimsel araştırmalarda önde gelen bir ülkede 'akıllı tasarım' teorisini bilimsel bir teori olarak kabul etmek, evrim teorisinin alternatifi gibi yansıtmak, okullarda öğretmek gelecek nesil bilim adamlarının yetiştirilmesi açısından son derece endişe uyandırıcı. Bilim ve dinin birbiriyle uzun yıllardır çok açık bir şekilde zıtlaştığı bu hassas konuda inançlı evrim teorisi karşıtı kesimin benimsediği strateji, bilimsel teorinin tanımını bulanıklaştırmak. Bu bilim dünyasının geleceği için çok tehlikeli.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
3 Yanıt
2985 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 23, 2011, 02:54:33 ÖS
Gönderen: mevlüt
1 Yanıt
1847 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 11, 2009, 01:55:47 ÖÖ
Gönderen: jazzbass
6 Yanıt
2698 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 21, 2012, 08:49:00 ÖS
Gönderen: sad
2 Yanıt
1242 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 29, 2013, 12:36:32 ÖS
Gönderen: Felix Steiner
20 Yanıt
6655 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 31, 2014, 11:13:29 ÖÖ
Gönderen: Selim