Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: masonlar ve akp  (Okunma sayısı 21564 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 16, 2009, 01:07:28 ÖS
Yanıtla #10
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4165
  • Cinsiyet: Bay

Sevgili skullg

O yüzden komplo teorilerinin bile tadı kalmadı valla.Adam gibi inanasında gelmiyor.Zeitgeist gördüğüm en güzek kurgulardan biri ama onu itiraf etmekte yarar var.Onun sayesinde bir dünya kitap okumak zorunda kaldım.Aslında arkadaşın yukarıda anlattığı ve ap ile bağladığı konuların akp ile çokta alakası yok.

Emperyalist sömürü dünyasının detaylandırılması anlattıkları.Sadece sömürü o yüzden ne akp nede diğer gelmiş geçmiş partlere mal edilmemeli fazlada.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Kasım 16, 2009, 02:14:33 ÖS
Yanıtla #11
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668



.Onun sayesinde bir dünya kitap okumak zorunda kaldım.



Bir dunya kitap okuduktan sonra pisman olanini da ilk kez goruyorum :)


Kasım 16, 2009, 03:10:31 ÖS
Yanıtla #12
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4165
  • Cinsiyet: Bay



.Onun sayesinde bir dünya kitap okumak zorunda kaldım.


Neresinde gördünüz yazımın o pişmanlığı onuda söyleyin baride olsun bitsin.İnsan kitap okumaktan pişmanmı olur.Bilgi insanı pişman etmez.Eğer bir serzenişten yola çıkıyorda söylüyorsanız olabilir.

Sorun burda doğruyu bulmakta doğru ile ola ilişkinde.Herşey okuyabilirsin ama iş doğruluğunu sorgulamaya geldiğinde hele hele emin olma noktasında.Adamın ön sıfatı ne olursa olsun saçmalamışsa hele heleki bir çok insanında inanacağını varsayarsak durum vahim.

Sanırım sn.isis şaka yapmak istedi.


Bir dunya kitap okuduktan sonra pisman olanini da ilk kez goruyorum :)
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Kasım 16, 2009, 03:36:08 ÖS
Yanıtla #13
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 205
  • Cinsiyet: Bay


Sayın akif_yzb,

İyi güzel dersiniz de, masonlar ile ilgisi ne?

Sevgiler,

bu soruyu bana değil konuyu açana sorun..

ben sadece gözüme çarpan şeyi dile getirdim
bana tek taraflı adaletinizden sakın bahsetmeyin.. adalet kirli atlet..!!


Kasım 16, 2009, 06:08:03 ÖS
Yanıtla #14
  • Ziyaretçi

Sayın  şaşkın ;


Ben  AKP   dahil  tüm dinci  partileri  sevmem  ancak  o  yazdığınız  maddeleri  gerçekten  AKP  hükümeti  yapmışsa  , adamlar  hakkaten  iyi  şeyler  de yapmışlar : Fikrimce  uygun  olan  icraatlarını   yürekten  destekliyorum  AKP  muhalifi  olsam  bile ...


Saygılarımla


Kasım 16, 2009, 08:53:30 ÖS
Yanıtla #15

Bunlar ucuz propaganda. Bunlarla eğitimsiz halk galeyana getirilebilir, insanların aklı karışabilir. Halbuki bunların hiçbiri suç değil; seçim. Politika zaten alternatifler içinde öncelik sırası işidir. Beğenmeyebilirsiniz, normaldir. Tıpkı başkalarının beğendikleri gibi.
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Kasım 17, 2009, 11:52:38 ÖÖ
Yanıtla #16
  • Ziyaretçi

Sayın akif_yzb ve saskin paylaşımlarına bir kaç ekleme yapmak istiyorum hatam olursa düşüncelerinize açığım;

Ben kendimi bildim bileli iktidar partisi kim ise, ülkedeki herşeyin sorumlusu tutulur, Turgut Özal zamanındaki gazete manşetleri gözümün önüne geliyor...

Çok yanlış bir yaklaşım değil, zira düz mantıkla, devleti yöneten bir hükümet iyi ya da kötü herşeyin sorumlusudur. Ancak, iktidar partisinin ilk kuruluş zamanında ülkenin durumu hakikaten kötü idi, şu an da düzelmiş değil, sebepleri iktisadi, sosyolojik, siyasal vs binlerce sayfa yazsak da bitmez. O dönemde, iktidar partisi birçok partinin teşkilatlarını bünyesinde toplamıştı,CHP den bile katılan vardı... Mevcut partilere insanların güveni kalmadığından olsa gerek yeni bir oluşum şeklnde vitrine çıktı...

Sonrasında, Milli Görüş kökenli olan kadrolarına özellikle hocalarından büyük eleştiriler geldi, çok net hatırlıyorum, Yahudilik,Amerikancılık yakıştırmaları yapıldı, ve sonraları muhafakar partilerden de masonlarca desteklendiği sözleri yayıldı.

*********
Sosyal dinamikler açısından,her siyasi partinin her topluluk ile görüşmesi ve destek araması gayet doğal bir şey, pratiğe bakarsanız, CHP MHP dahil her parti çoğu dini cemaat ve azınlık cemaatleri ile de sosyal oluşumlarla da dirsek teması vardır. Hatta herkesin eleştirdiği toprak ağaları ile bile -ki aşiretlerden milletvekili bile vardır düzenli olarak-
*********

Türkiye öyle bir ülke ki, sn Mason'un ifade ettiği gibi, açıkca Mason localarının bile siyasi olarak üyelerine bir parti önermediği halde, kitlelerin nasıl algılayacağı kestirilerek, Masonluk yahut herhangibir sosyal grup (objektif olarak Alevi gruplarını, ve İslami cemaatleri de dahil ediyorum) desteği bir partiye mal edilerek, o partiye hakaret amacı güdülüyor.

Uluslararası siyaseti az çok takip edenler bilir. Ülke içi dinamiklerin yanı sıra, Amerika ve Avrupa, hatta Ortadoğudaki siyasal dinamikler her daim takip edilir, iktidara aday olanlarca. Örneğin ara ara ısıtılarak gündeme gelen Ermeni konusunda, uluslararası kamuoyu oluşturabilmek için, ilgili her ülkedeki sosyal kurumlarla irtibat kurulur ve onların yaklaşımı ölçüür, ikna edilebilecek olanlara girişimde bulunulur; bu basit bir örnek...

Mesela, Ankara belediye başkanı Melih Gökçek, AKP ilk kurulduğu yıllarda, Amerika ve Avrupa da çeşitli ziyaretler yapmıştı. Türkiye'de yaptırdığı anketlerde kuracağı partinin meclise giremeyeceğine kanaat edince geri adım attı. Ancak vurgulamak istediğim konu, siyaset bilimini, siyasal saf, siyasal görüş (80 önceki tabirle) gibi kalıplara sıkıştırdığımızda, nasıl bir yorum yaparsak yapalım konu ilgili parti ne yaparsa yapsın göze batması.

AKP ekibine dönecek olursak, o dönemde Yahudi lobilerine kadar ziyaretler yaptılar, Musa'nın Çocukları adlı kitap en azından kitapçılarda gözünüze çarpmıştır... Şu anki yaklaşımda ise Ortadoğu'da izlenen siyaset ezber bozarak çok ilginç bir seyre gitti. Musa'nın Çocukları İsrail'e karşı nasıl bir hal içindeler? Babalarının sözünü dinlemiyorlar mı? Yoksa hepsi uydurma mıydı?

İsrail'in özellikle son askeri tatbikattan çıkartılması, bir türlü teslim etmedikleri insansız hava araçlarına karşı bir yaptırımdı ama çok farklı yansıdı gazetelere ve kamuoyuna.

Niyetim kesinlikle AKP yi yüceltmek, iyi taraflarını göstermek değil... İktisat politikasında, Türkiye'nin geçirdiği dönemde çok farklı yapılacak hareket olduğunu düşünmüyorum. Mesela Telsim satıldığında İngilizlere, Türkiye'den hiçkimse olması gerekn meblağı vermedi, hali ile de Uzanlarla ticari anlaşmazlığı(!!!) olan Motorola ve Nokia'nın da baskısı ile bu sonuç çıktı. Özelleştirilmeler bundan 20 sene önce yapılmalı idi, kanuni altyapısı hazırlanarak, ki Telekom bile 20-30 milyar dolarlık değere sahipken.... Hatta yerel sermayedarlar bile varlıklarının önemli kısmını yurt dışında tutarken, iktisadi ve ticari olarak, yabancıların gelip de özelleştirilmelere katılması bile çok büyük bir olay!

Şirketlerin yaptığı ticari hatalardan, hükümeti soyutlarsak, hiç sevmediğim bir yaklaşım aslında, ve bu eleştirilere benim yaklaşımım, AKP'nin kefareti olarak bakıyorum. Zira, zamanında diğer partilere yaptıkları eleştiriler, -dinci parti diyorsunuz genelde ancak- İslam öğretilerine aşırı derece ters söylemlerdi. En basitinden, şu an yukarıda sizlerin yaptığı yakıştırmaların daha beterlerini onlar da diğer partilere yapmıştı....

Amerikancılık yahut Avrupaya uşaklık, cümleleri bugün marjinal partilerce bile kullanılıyor. Peki uluslararası siyasi dinamiklere selam bile verseniz, onlardan mı oluyorsunuz? Toplumun bir parçası olan Alevilere gidip oy istediğinizde Alevi mi oluyorsunuz, aynı şekilde Ermeni cemaatlerine, İslami ve Musevi cemaatlere ? Yahut dünyanın hiçbir ülkesi ihtiyacınızolan askeri malzemeyi paranızla satmazken, Batmak üzere olan İsrail şirketi size satıyorsa ve sizde alıyorsanız Yahudi mi oluyorsunuz? Dünya sermayesinin ciddi bir boyutu körfez ülkelerinde iken, ve bu sermayeden sadece cüzi bir miktarla İstanbul'a yatırım yapmaları için çağırdığınızda, Arap uşağı mı oluyorsunuz?

Bu sorular uzar gider, son olarak yazmak istediğim, her partinin seçim meydanlarında atıp tutmalarının sonucu dediğim gibi AKP ye söylenenler müstehak... Ancak bu gene de ekonomik ve siyasal olarak, eleştirilerin her parti için mesnetsizliği gerçeğini değiştirmiyor.....

Saygılarımla
« Son Düzenleme: Kasım 17, 2009, 11:58:04 ÖÖ Gönderen: cardiffmonster »


Kasım 17, 2009, 12:52:07 ÖS
Yanıtla #17
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4165
  • Cinsiyet: Bay

Çok oğru tespitleriniz var bence zaten diğerleriyle uğraşmaktan ve boğuşmaktan işin özünü hep kaçırıyoruz.Kimi katılır kim komplo teorisi der ama şurası bir gerçekki daha biz kurtuluş savaşını vermeye başlamadan ülkemizde patlak veren mandacılık zihniyetinden şu çok açık anlaşılmalı.

Dünyada artık yeni planlar ve oyuncular var dolayısı ile yeni yapılanmalar kaçınılmaz.Devletler tek merkezden yönetilmedikçe bu kaosta bitmez.

Yüzyılın başındaki fikir benim anladığım buna yönelikti.Rantı tehlikeye atmamak için dar paylaşımcılarla mümkün oldukça merkezi yönetim şekli.

John perkins  Bir ekonomik tetikçinin itirafı isimli kitabında bu tip oluşumları açıkça itiraf ediyorda zaten.

Şimdi böyle bir dünyada heleki ATATÜRK sonrasındaki Türkiye'nin durumuna bakarsanız bir yanda amerikan teslimiyetçi politikalar ile kendi özünü bulamamış ve devamlı kaotik yönetim modelleri ile günümüze kadar ite kaka gelindi.

Tüm dünyada kabul edilen bir gerçekki bende katılıyorum sermaye siyaseti yüzyılın başından beri acımasızca yönetiyor.

Yukarıda yaptırıldığı söylenen şeyler zaten işin olmazsa olmazları doğrudur.

Bu iş artık bence öyle boyuttaki insanlar sermayenin gücünden kurtulmadıkça özgür yönetimlerine kavuşamayacaklar.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Kasım 17, 2009, 01:38:10 ÖS
Yanıtla #18
  • Ziyaretçi

Sn karahan,

John Perkins'in kitabı hakikaten çok güzel, ancak sadece orda anlatılanlara bakıldığında, gene gidişatın komplo teorilerine çanak tuttuğunu düşünüyorum.

Sermaye gücü düşüncenize kısmen katılıyorum, zira sermayenin gücünün kontrol edilmesi gerekliliği bana daha rasyonel geliyor. -sosyal ve siyasi olarak-

ITT adlı bir firma vardı zamanında bilenler bilir, bu şirket, kısmen hala bazı ürünlerde markasını tutuyor. Zamanında ABD ve Afrika'da kimi darbe girişimlerine kadar sicili kabarık, ulusal ve uluslararası siyasete müdahale girişimlerinin ve tekelleşme yolundaki radikal açılımları, şirketin sonu oldu ve mahkeme kararı ile parçalara bölünerek satıldı...

Salt sermaye gücüne bağlanıldığında sorunların kaynağının eksik kalacağını düşünüyorum, örneğin İngiltere'de geçen yıllarda yaşanan ve Suudi Arabistan da uçak ihalesinde yolsuzluk yaptığı için başı dertten kurtulmayan ulusal bir şirket ulusal kamuoyu önünde ciddi şekilde yıprandı (sonunda dava ulusal çıkarlar gerekçesi ile kapandı, -çünki hediye edilen uçağin kişisel amaçla kullanılmadığı ve Arapların ciddi diplomatik baskısı oldu-). Sonucunda bir şey çıkmasa bile benzer şeylerin sanılanın aksine kapalı kapılar ardında çok ciddi yaptırımları olduğu su götürmez bir gerçek.

Şöyle düşünüyorum, kendinizi batı ülke hükümetlerinin yerine koyun. Amacınız medeniyetinizi devam ettirmek, ve halkınızın refah düzeyini düşürmemek, daha da iler,ye götürmek. Ne yaparsınız?

Size vergi veren şirketleri dolayısı ile çalışanları olan halkınızın refahı için uluslararası enerji kaynaklarını, uluslararası pazarlarınızı garanti almak için elinizdeki güçleri kullanır mısınız?

İşletmeciler yahut az çok konuya aşina olanlar bilir, kazan-kazan veya kazan-kaybet tercihlerindne biri yapıldığında gene olay sermaye sahiplerine değil, politika üretici siyaset/bürotratlara kalır zannındayım....

saygılarımla


Kasım 17, 2009, 02:16:50 ÖS
Yanıtla #19
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4165
  • Cinsiyet: Bay

Şöyle düşünüyorum, kendinizi batı ülke hükümetlerinin yerine koyun. Amacınız medeniyetinizi devam ettirmek, ve halkınızın refah düzeyini düşürmemek, daha da iler,ye götürmek. Ne yaparsınız?

Size vergi veren şirketleri dolayısı ile çalışanları olan halkınızın refahı için uluslararası enerji kaynaklarını, uluslararası pazarlarınızı garanti almak için elinizdeki güçleri kullanır mısınız?

İşletmeciler yahut az çok konuya aşina olanlar bilir, kazan-kazan veya kazan-kaybet tercihlerindne biri yapıldığında gene olay sermaye sahiplerine değil, politika üretici siyaset/bürotratlara kalır zannındayım....


Selam

Sn.cardiffmonster yukarıdaki yazınızda tipik emperyalizmi örnek veriyorsunuz.Bazı sorulara öncelikle sermayenin gücünü ve tarihin akışkanlığını bilemeden cevap vermek mümkün değil.

Tarih okumak tarihi bilmek bugünü anlamanın en kolay yolu.Avrupada ve dünyada ülkeler yüzyıllarca krallık ve imparatorluklarla yönetilmişlerdir.Bu sistemin sermaye ile ilişkisine şöyle bakmak lazım.

Sermaye ne ister?
Sermaye devamlı güç ister,devamlı güç için yönetmek ister.
Problem yönetim sistemde monarşik yönetimler var.Yani hiç bir söz ve kanunun o en son sözü söyleyen mutlak hakim monarşistin sözünün üstüne olamayacağı durumdur bu.
Hukuk bile kralın sözünün altında gelen sistem.

Sermaye böyle bir sistemin içinde kendi yönetsel otoritesini nasıl sağlayabilirki?Ne yaparsa yapsın tüm serveti ve gücü kralın yada imparatorun iki dudağının ardında.

Ozaman sermaye için en önemli sorun olan bu monarşik düzene tüm dünyada ya son vermek yada semboliklikten başka manası olmayan bir hale dönüştürmek.Sermaye 1789 da özellik Avrupanın ve dünyanın en büyük gücü olan Fransada bunu uygulamaya döktü.Fransa'nın o zamanki durumu kitaplardan bakılabilir.

En kolay yol ise işçi sınıfını ve çiftçiyi ortak kullanmak ve halk ayaklanması idi bu sistemi Fransada başarı ile uygulayınca sermaye gözünü tüm avrupaya dikti.

Burda oluşturulan sistemlerle tamamen kendi kontrollerinde olan yeni siyasal sistemleri topluma sevdirdiler.

1.Dünya harbine gelindiğinde ise savaş sonucunda Avrupada 4 büyük hanedanlık tarihe karıştı.
Osmanlı,Alman,Avusturya ve rus ramanov hanedanlığı tarihe karıştı.

Bu dört hanedanlığın en temel ortak yanları ise hemen her ülkede yeni gelen yönetimlerin içinde kendi adamlarının önemli mevkilere gelmiş olmalarıdır. Bu ayrıntı özel olarak incelendiğinde fransada dahil aleni şekilde görülebilir.


Çoğulculukla ortak akılla meydana getirdikleri sistemleri Hürriyet,Demokrasi,Cumhuriyet,liberalizm,Laiklik,Komünizm,Eşitlik,Hak ve özgürlükler gibi bir takım gerçek hayatta her devletin anayasasında olan ama hiç bir zaman uygulanması mümkün olmayan bir dünya içi boş lafla doldurup biz insanlara yıllarca uğrunda kan ve gözyaşı döktürdüleri söylemler olarak bize hediye ettiler.

Sion liderlerinin protokollerinde en dikaktimi çeken 2 başlık vardı paylaşayım

Kark Marx,Darvin ve Nietche bizim insanlığa hediyemizdir.

Cumhuriyet,Laiklik ve Liberalizm fikirleri bir toplumu içten fethetmenin en temel yoludur.

Özellikle alttaki ifadeye çok yorum yapan olabilir.Bu kitaptan aklımda kalan bölümlerden biriydi.

Kısaca özetlersek insanoğlunun huzur ve mutluluğu,Dinleri ve diğer yaşamsal alanlarındaki özgürlüklerini almalarının benim anladığım tek yolu sermaye sistemini bitirmek.

Sermayenin en büyük düşmanı etkin ve güçlü yönetimlerdir.Bu sistemleri tekrar varolmaması ise sermayenin en büyük güç kullandığı alandır.

Sermayenin bu amaçla dünyada varolan köklü ulus devlet sistemlerini ve kavramlarını yoketmek amerika gibi sadece kapitale dayalı bir yaşam sistemi kurmak için uğraşı veriyorlar.

Demem odurki moda deyimlerle komplo teorileri olarakta bakılıp önem verilmez bir konu olabilir yada biraz kafa yorup tarihin derinliklerine gömülür okur daha sonrada en önemlisi 1725 ile 2009 arasındaki avrupa ve dünya tarihine bakar reformları ve rönesansı incelersek bile sonuçta aynı kapıya çıktığımızı görürüz.

Bugün dünyada en tehlikeli ve acımasız güç sermayedir ve onun özü sömürüdür.

Saygılarımla



ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
846 Yanıt
309785 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 09, 2019, 07:49:05 ÖS
Gönderen: Felix Steiner
7 Yanıt
3094 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 13, 2013, 08:47:35 ÖÖ
Gönderen: khanjar
27 Yanıt
10284 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 07, 2014, 06:43:17 ÖS
Gönderen: RaasielX
20 Yanıt
8690 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 09, 2014, 04:11:30 ÖS
Gönderen: ADAM
7 Yanıt
3630 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 18, 2014, 11:33:11 ÖÖ
Gönderen: ADAM
6 Yanıt
5307 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 23, 2014, 02:56:40 ÖS
Gönderen: Smyrna
11 Yanıt
4350 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 05, 2014, 11:57:58 ÖÖ
Gönderen: ayilmaz92
4 Yanıt
1315 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 31, 2014, 10:06:31 ÖS
Gönderen: mbulut
18 Yanıt
6065 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 28, 2015, 03:04:45 ÖÖ
Gönderen: Hacamat
0 Yanıt
2386 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 14, 2015, 04:24:54 ÖÖ
Gönderen: Risus