Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Avukat ve Bankacı Terörü - Kime Hizmet Ettiği Bilinmeyen Adalet  (Okunma sayısı 3867 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 22, 2009, 02:08:37 ÖS
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 386

Bir okurumdan mektup aldım. Kendisi bir işveren. Orta ve küçük ölçekli bir işveren. Mağdur...

Alacaklarını alamıyor, ödemesi gerekenleri ödemiyor. Onun durumunda “borçlu” ama siyasetçilerimizin iddia ettiğinin aksine “namusuyla” borçlu, binlerce insanımız var...

Zor durumda. Haykırıyor. Haklı olduğu yüzlerce nokta var.

Bakalım ne diyor sevgili okurum;

“...Sn.Bulut, yüksek tahsilli, kriz kurbanı müflis bir tüccarım. Lütfen haberlerde işsizler kadar bir nebzede işverenlerin durumuna değinilsin, sanki bizim durumumuz işçilerden iyi mi? Neticede vasıflı bir ücretli ekonomi biraz toparlanınca tekrar işini bulur ve normal yaşamına döner. Biz tüccarlar ne yapacağız, nasıl tekrar ayağa kalkacağız düşünen var mı? Yılların birikimi bütün varlığımız, kredibilitemiz, aile düzenimiz herşeyimiz gitti. Siz bankacılık sektörünü bilen insansınız soruyorum size, bu ülkede ticari siciliniz bozulursa bunu düzeltmeniz kaç yıl sürer?

Yani bir tüccar, yukarıda saydığım telafisi hemen hemen imkansız çok büyük bedeller ödemektedir. Bunlar yetmezmiş gibi birde aleyhimize açılmış karşılıksız çek davalarından hapis cezalarıyla karşı karşıyayız. Geçen gün Bursa’da 34 yaşında gencecik bir tüccar, karşılıksız çekine hapis cezası çıkmasından dolayı kendini astı, intiharlara bakın hepsi tüccar, çünkü onlarda kayıplar korkunç boyutlarda, İşçilerden çok farklı... Bu nasıl bir adalet ki; krizden dolayı batmış vatandaşlarını bir de borcundan dolayı içeri tıkıyor...

Sayın Bulut, mevcut çek yasasındaki cezai yaptırımların 31.12.12008 tarihine kadar yeni Türk Ceza Kanunu ile uyumlu hale getirilmediği için 01.01.2009 tarihinden itibaren artık uygulanamaz olduğu ve yeni yasa çıkıncaya kadar bu davalara ve devam eden mahkumiyetlere beraat kararı verilmesi gerektiği üst düzey bir çok hukukçumuz tarafından söylenmektedir. Bunların başında Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya ve özelliklede İ.Ü.Hukuk Fakültesi Dekanı Adem Sözüer gelmektedir...

Bazı Hakimlerimiz bu davalara “İNFAZIN DURDURULMASI” veya “BERAAT” yönünde kararlar verirken, bazı hakimlerimiz “tersi yönde karar vermektedirler”! Acaba diyorum, bunu düşündüğüm için bile utanıyorum ama diyorum; “AVUKAT VE BANKA LOBİLERİNİN” baskısıyla mı “HAPİS” cezaları devam etmektedir! Çünkü yeni düzenleme ile avukatların ekmeği kesilecek ve bankaların batık kredilerle lgili yaptırımları azalacak! Örneğin, bir adliyede 3.ve 11.Asliye Ceza mahkemeleri çek davaları ile ilgili “BERAAT” kararı verirken, aynı binadaki diğer mahkemeler “HAPİS” cezası vermektedir. Bir başka olay da başka bir ilde başka bir Adliyede yaşanmaktadır, Asliye Ceza Mahkemelerinin daha önce vermiş olduğu hapis cezalarına mahkum avukatlarının yaptığı “Tahliye” itirazları reddedilmekte olup, aynı bina içindeki üst mahkeme olan 1. Ağır Ceza Mahkemesi bu defa itirazların kendilerine yapılması durumunda bu Asliye Ceza Mahkemelerinin kararlarının hatalı olduğu gerekçesiyle bu cezalara “TAHLİYE” kararı vermektedir. Bu emsal kararlar 4 tane olup, sonuncusunu ek’te gönderiyorum...

Sayın Bulut soruyorum; insan özgürlüğünün kısıtlanması ile ilgili böyle bir çifte standart başka hangi ülkede vardır? Hangi ülkede Bankacılık lobileri bu kadar güçlüdür!!

Sevgili dostlar, Adem Sözüer bu işi en iyi bilen isimlerden biri ve yaptığı açıklamalar sonrası gazetelere yansıyan haberi de aynen aktarıyorum; “...Hukukçu Prof. Dr. Adem Sözüer, yaptığı açıklamada yürürlükte olan TCK’nın cezaların niteliği ve ceza sorumluluğuna ilişkin kurallarla, 3167 sayılı Çek Kanunu’nda yer alan kuralların birbirine uymadığını söyledi. TCK’ya atıfta bulunarak ceza verilmesini düzenleyen kanunların, TCK’nın ilgili maddelerine uyumlu hale getirilmesi için 31 Aralık 2008 tarihine kadar süre bulunduğunu söyleyen Sözüer, ‘Çek Kanunu’nda ilgili değişiklik yapılmadı. 31 Aralık 2008’den itibaren TCK’nın genel kuralları Çek Kanunu’nun cezalarına ilişkin kuralları ortadan kaldırmış oluyor dedi...”

Sonuç: Maalesef bu ülkede “Bankacılık” lobileri çok güçlü ve ne tür bir düzenleme yapılırsa yapılsın; Türkiye’de sistem hep vatandaşın aleyhine işliyor!

Son söz: “Ben güçsüzün, fakirin, ezilmişin yanındayım” diyen Sayın Başbakan Erdoğan’a sesleniyorum; gelin “Mortgage” yasasını düzelterek başlayın ve vatandaşın aleyhine “güçlünün” leyhine olan bütün düzenlemeleri değiştirin! Samimiyseniz bunu yapın! Her gün bankalara “posta” koyup, bütün düzenlemeleri “vatandaşı ezmelerine” yönelik şekilde yürürlükte turarsanız, samimiyetinizden şüphe ederim!
« Son Düzenleme: Mart 22, 2009, 02:12:36 ÖS Gönderen: degas »


Mart 22, 2009, 11:13:41 ÖS
Yanıtla #1
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 386

Sn veritas Avukat olarak buraya yorumlarınızı bekleriz.


Mart 23, 2009, 12:50:42 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 562
  • Cinsiyet: Bay

Avukat değilim henüz hukuk okuyan bir son sınıf -umarım- öğrencisiyim.

Bir de bu konularda hukukçu olarak sayın SkullG daha yeterli yanıtlar verebilecektir. Ancak gelecekte yapıp yapmayacağım belli olmasa da kendimle yakından ilişkili bir meslek hakkında bu kadar basit bir genellemeye katılmadığımı söyleyeceğim. Sadece İstanbul Barosu'na kayıtlı 22bin küsür avukat var. Bu avukatların pek çoğu, çok emek harcıyor ve çok zor zamanlar geçiriyorlar. Bir senedir bir büroda çalıştığım için söyleyebilirim ki çoğu zaman müvekkilin istediği sonuç alınmıyorsa bunun suçlusu avukat olurken, gerçekten uzun uğraşlar sonucu istenileni elde ettiğiniz takdirde "zaten haklıydım" mantığı hakim oluyor.

Hukukta her zaman bir üst merci bulabileceğinizden ve bu üst mercilerin kararları -örneğin Yargıtay kararları- önemli yer tuttuğundan ötürü, her mahkemenin apayrı karar vermesi gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Fakat örneğin ben hiç bir ceza dosyasını kalemlerde takip bile etmedim. Daha çok miras, velayet, vesayet, icra takibi, ayıplı mal gibi konularla uğraştım büroda. Siz nasıl ki gidip bir kulak burun boğaz uzmanına kardiyolog muamelesi göstermiyorsanız, hukuktada ekspertizin önemini kavramak gerekir. Kaldı ki daha önce de dediğim gibi ben henüz öğrenciyim ve hala hukuktan daha fazla ilgimi çeken konular var. Anayasa, Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi, Türk Hukuk Tarihi gibi konularda bu tarz konulardan her zaman daha çok ilgimi çekmiştir ve bu tarz konular haricinde pek iyi bir öğrenci olduğumu da söyleyemem.

Size şöyle söyleyeyim en azından bizim büromuz, ki şu anda iki avukatın çalıştığı bu büroda en az 300 aktif dosya var, pek çok davayı başarıyla bitirmesine hatta ipten almasına rağmen çoğu zaman dava masraflarını dahi kendi cebinden veriyor ve ücreti alabilmek için bin dereden su getirmek zorunda kalıyor. Ben iki aydır maaşımın yarısını alabiliyorum çünkü benim de yakından gördüğüm üzere kimse kolay kolay ücret ödemeye gelmiyor =)

Yani bu "avukatlar şeytandır" geyiği biraz Amerikan film klişesidir, bir gidip görün arada adliyelerde baro odalarını, o kalemlerde özellikle yeni avukatların çektiklerini, keşif minibüslerinde tıklım tıkış giden insanları da ondan sonra böyle genellemeler yapın derim =) Çünkü böyle bir lobi varsa bile, en azından bana ve grubun çoğunluğuna epey uzaktır. Bu konuyla ilgili de hiç bir malumatım yok.
Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo


Mart 23, 2009, 01:42:06 ÖS
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay

          Çek'ten dolayı alacağı olan bir şahıs,icra yoluyla alacağını tahsil edemediği taktirde tek ümidi mahkemenin vereceği hapis cezası.Bu cezayı borçlu taraf devlete öderse,tahsilat umudu tamamen ortadan kalkıyor.Ülkemizde iflas eden işletmelerin büyük bir çoğunluğu alacağını alamadığı için bu duruma düşüyor.Dolandırıcılar,bu niyetle yola çıktıklarında zaten bunun kılıfını hazırlıyorlar.Bazen hapis yatmayı göze alıyorlar,bazen de hapis yatmayı göze alan insanların üzerine işletme kuruyorlar.Her halükarda olan,borçluda olsa,alacaklıda olsa namuslu insanlara oluyor.Alacaklı olanlar alacaklarını alamadıkları için zaten bir müddet sonra başkalarına borçlu duruma düşüyorlar.
         
           Namuslu bir alacaklının,iflas etmiş namuslu bir borçludan alacağını alacağını alma şansı yok.Dolandırıcıda alacağınız varsa,gücünüzde yetiyorsa alacağınızı alabilirsiniz.Yaniiii...Vadeli ticaret yapıyorsanız,dolandırıcıya mal satmak daha güvenli günümüzde.Bazı avukatlar vekalet ücretini aldılarsa dosyanızın kapağını senelerce açmıyorlar bile.İcra takiplerinde muaffakat almadan başka avukat görevlendirme şansınızda yok.Azlederseniz vekalet ücretini ödemek zorundasınız.Alacağınız olan birisinden devletin de alacağı varsa işiniz külli harap.O alacağı unutun.Devletten artarsa size veriyorlar.Bugün ülkemizde vadeli ticaret yapıyorsanız;iflas etmeniz,ailenizin dağılması,itibarınızın bitmesi,depresyona girmeniz,cineyet işlemeniz,cezaevine girmeniz,intihar etmeniz muhtemel.Sorun sadece avukatlar,bankalar değil.Sistemin baştan sona revize edilmesi gerekiyor.Yoksa bir müddet sonra ülkede ticaret yapan kalmayacak...Saygılarımla...
Ben"O"yum,"O"ben değil...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
6 Yanıt
8373 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 13, 2015, 12:07:50 ÖÖ
Gönderen: İNSAN
7 Yanıt
6693 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 03, 2018, 06:41:11 ÖÖ
Gönderen: FAUST
16 Yanıt
5399 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 09, 2012, 05:36:03 ÖS
Gönderen: honeste_vivere
0 Yanıt
2048 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 14, 2008, 08:04:46 ÖS
Gönderen: LuckyEye2
4 Yanıt
2580 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 10, 2008, 04:42:04 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
30 Yanıt
11888 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 07, 2009, 01:40:26 ÖÖ
Gönderen: Mozart
15 Yanıt
6201 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 20, 2009, 11:10:04 ÖS
Gönderen: degas
11 Yanıt
8803 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 30, 2012, 05:15:17 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
0 Yanıt
3163 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 09, 2010, 02:35:42 ÖS
Gönderen: oasis
10 Yanıt
5224 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 25, 2014, 07:54:16 ÖS
Gönderen: davut