Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: MISIR MEDENİYETİ  (Okunma sayısı 16734 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 04, 2007, 10:01:58 ÖS
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3123
  • Cinsiyet: Bay

* Kuzey Afrika'da NİL NEHRİ ve etrafında kurulmuş olan bir medeniyettir.
* Etrafının çöl ve denizlerle kaplı olması, diğer medeniyetlerle etkileşiminin daha az olmasına sebep olmuştur. Bu yüzden Mısır Medeniyeti KENDİNE ÖZGÜ bir medeniyettir. Ancak başka medeniyetleri etkilemiştir.
* Önceleri NOM adı verilen şehir devletleri varken, MÖ.IV. binden itibaren Kral MENES'ten itibaren merkezi krallık haline gelmiştir. Kral Menes'le FİRAVUNLAR DEVRİ başlar.
* Mısır krallarına FİRAVUN denirdi. Firavunlar dini ve siyasi otoriteyi kendilerinde toplamışlardı. Kendilerini Tanrı olarak ilan etmişlerdi.
 
 
 
   -İlk yerleşim tarihi MÖ 4 bin yıllarına kadar çıkmaktadır.
-Mısır tarihi üç bölümde incelenir: Eski, Orta ve Yeni Mısır.
-Mısır tarihinde 30 sülale egemen olmuştur.
-MÖ.1280'de Hititlerle KADEŞ ANTLAŞMASINI imzaladılar.
-Ege göçleri Mısır İmparatorluğunu zayıflattı.
-Mısır, sırasıyla Hiksoslar, Habeşliler, Asurlular, Persler, Büyük İskender ve Romalılar tarafından işgal edildi.

*Kültür ve Uygarlık:
-Mısır Krallarına Firavun denirdi ve insan şeklinde bir ilah kabul edilirdi.
-Devlet idaresinde maaşlı memurlar bulunurdu.
-Ülke Nom adı verilen illere ayrılmıştı. Başında "Anez" adı verilen valiler bulunurdu.
 

*Din:
-Mısırda çok tanrılı bir dini inanış vardı. Tanrılar tabiat ile ilgiliydi (gök, su, toprak, insan vs.)
-En önemli tanrıları güneşi simgeleyen Amon-ra, Nil ve iyilik tanrısı Öziris (ölüler tanrısı), analık ve bereket tanrısı İsis, kuraklık ve kötülük tanrısı Set, (vs).
-Mısır tarihinin ilk dönemlerinde Horus adı verilen bir tanrıya inanılırdı.
-Bu dönemde ilk krallık ortaya çıkmıştır.
-Hiyeroglif yazısı bu dönemde bulunmuştur.
-Öldükten sonraki hayata inanılırdı.
-Mısır'daki TANRI KRAL anlayışı, Mezopotamya'da ise RAHİP KRAL anlayışının egemen oluşu hem Mısır hem de Mezopotamya'da LAİK olmayan yönetim anlayışını yansıtmaktadır.
-Dinleri çok tanrılıdır. tanrılarını insan veya hayvan şeklinde tasavvur etmişlerdir. Firavunlar için PİRAMİT'ler yapmışlar, ölülerini mumyalamışlardır. Bu durum öldükten sonra dirilme inancının olduğunu göstermektedir. Halk mezarlarına ise LABİRENT denilirdi.

*Ordu:
-Devamlı ordu vardı ve ihtiyaç halinde halk da silah altına alınırdı.

*Yazı:
-MÖ 4 bin yıllarında Hiyeroglif yazısını kullanmışlardır.
-Papirüs kağıdı kullanılmıştır.

*Bilim:
-Matematik, eczacılık, kimya ve tıpta çok ileri gidildi.
-Geometri sınır tespitinden dolayı; tıp ölülerin mumyalanmasından dolayı, iç organların tanınmasıyla gelişmiştir.
-Pi sayısını bulmuşlardır.
-Astronomide gelişmişlerdi. Rasathaneler kurmuşlar ve Nil nehrinin taşma sürelerini hesaplamışlardı.

*Sanat:
Mısır piramitleri ünlüdür.

NOT: * MÖ. 525'te Persler, MÖ.333'te de Büyük İskender tarafından işgal edilmiştir.

NOT: Büyük İskender'in istilası ile Yunan ve Mısır medeniyetleri birbirini etkilemişlerdir.

NOT: Dünyada GÜNEŞ YILI esasına dayalı ilk takvimi Mısırlılar yapmışlardır. Romalılar Mısırdan aldıkları bu takvimi geliştirerek bugün kullandığımız Milat takvimini oluşturdular.
* Mısır ekonomisi tarım, ticaret ve madenciliğe dayanıyordu.



Mayıs 30, 2007, 12:50:06 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 153
  • Cinsiyet: Bay

DÜNYANIN EN BÜYÜK MEDENİYETİ İÇİN ÇOK KISA BİR YAZI
SAYGILARIMLA...
İnsanoğlunun en büyük merakı, görmediği ve bilmediği gizli şeylere karşıdır.Merak ilmin hocası olduğu için  o, bu merakında haklıdır...


Mayıs 30, 2007, 01:11:27 ÖÖ
Yanıtla #2

MISIR MEDENİYETİ
   

Mısır, Afrika’nın kuzey doğusunda Nil havzasında kurulmuştur. Mısır’ın kuzeyine aşağı güneyine yukarı Mısır denilmiştir. Bunun temel nedeni Nil’in akış yönüdür.

Mısır’ın etrafı doğal savunma sınırlarıyla çevrili olduğundan, diğer medeniyetlerden fazla etkilenmeyerek, kendine özgü bir uygarlık oluşturdular.

Mısır’ın siyasi tarihi üçe ayrılmaktadır.

1.    Eski Mısır

2.    Orta Mısır

3.    Yeni Mısır

Mısırlıların yaptığı en önemli siyasi olay, Hititlerle Suriye’nin hakimiyeti için yaptıkları Kadeş savaşıdır. (MÖ: 1296) Bu savaş sonucunda dünyanın ilk yazılı barış antlaşma olan Kadeş Barış antlaşmasını yaptılar. (MÖ: 1280)

Mısır; Asurlar, Persler ve Büyük İskender tarafından (MÖ: 333) işgallere uğradı. Büyük İskender’in ölümü üzerine burada Helenistik Ptolemius  krallığı kuruldu. MÖ: 30 yılında Mısır Roma’nın bir eyaleti oldu. MS: 642 yılında Hz. Ömer döneminde Mısır Müslümanların eline geçti.


Özellikleri

·       Önceleri Nom adı verilen şehir devletleri şeklinde yönetildiler.

·       Mısır; İlah-Kral denilen Firavunlar tarafından yönetildiler.

·       Sülaleler şeklinde yönetildiler

·       İlk yazılı antlaşma olan Kadeş Barış Antlaşmasını Hititlerle yaptılar.

·       Kendilerine özgü bir resim yazısı olan Hiyeroglif yazısını kullandılar.

·       Papirus adlı bir bitkiden kağıt yaptılar.

·       Çok tanrılı bir inanışları vardır. En önemli tanrıları güneş tanrısı Ra’dır.

·       Ölümden sonraki hayata inandıklarından Firavunlar için Piramit, halk için Labirent adlı mezarlar yaptılar.

·       Firavunların cesetlerini mumyaladıkların-dan tıp ve anatomi bilimleri de gelişti.

·       Devamlı bir orduları bulunmaktadır. Orduda en önemli unsur piyadelerdir.

·       Mısır hukuku Mezopotamya’nınki kadar gelişmemiştir.

·       Mısırda; Nil nehrinin taşmasından dolayı bozulan alanların tespiti için, alan ve hacim ölçümlerini buldular.

·       Hasat mevsimlerini önceden tespit etmek ve Nil’in taşmasını önceden hesaplayabil-mek için Güneş yılına dayalı takvimi buldular.

·       Pi sayısını, ondalık sayma sistemlerini buldular.

·       En önemli mimari eserleri Piramitlerdir. Özellikle; Keops ve Neferti

Mısır Tarihi

Not: Bu bölümdeki yazılar, dünya tarihi çerçevesinde yaptığım bir araştırma ve çeviri kompleksidir. Bu çalışma hala devam etmektedir. Amacım, çok kapsamlı bir dünya tarihini yazmaktır. Bu konuda elinde materyal olan kişiler varsa, kollektif bir dünya tarihi çalışması yapabiliriz.

Nil:

Mısır, Nil vadisinde ve çevresinde kurulmuştur. Hatta Mısır’ı ilk kez ziyaret eden Heredot “Mısır Nilin bir armağanıdır.” demiştir. Mısır, çöller ortasında uzanan, bereketli ve münbit bir arazidir. İlkbaharda nilin suları bulanık ve çamurlu akar.

Mısırlılar, nilin kaynağının nerede olduğunu bilmezlerdi. Nil boyunca hareket eden ordular, bu muazzam nehri daima aynı genişlikte, aynı büyüklükte bulurlardı. Bunun nehirden ziyade nihayetsiz bir deniz olduğunu düşünürler. Fakat eski Mısır rahiplerine göre, Nil semadan geliyordu. Tanrıların kayıklarla dolaştıkları nehrin yeryüzündeki küçük bir örneğidir.

           

Bu gün delta adıyla anılan bölge, eskiden tamamen denizden ibaretti. Kızıldeniz’in dalgaları piramitlerin bulunduğu çöllere vuruyordu. Nil nehri, Menfis şehrinin bulunduğu yerin biraz güneyinde son bulurdu. Fakat zamanla nil nehrinin habeş dağlarından getirmiş olduğu topraklar, nehrin kaynağını doldurmuştur. Nilin hızlı ve suratlı akması üzerine bu yığıntıyı yarıp geçmiştir.  Nilin meydana getirdiği bu arazi deniz sularının getirdiği kumlarla bir kat daha sertleşmiştir. Nehir, bu faaliyetlerini sürekli devam ettirerek bu gün görülen üçgen şeklindeki araziyi meydana getirmiştir. Nilin meydana getirdiği bu arazi 23.000 kilometre kare olup her sene bu alan artmaktadır.

            Mısır’ın iklim ve siyasi durumunu bilen rahipler, Nil’in bu araziyi ne kadar zamanda meydana getirdiğini de bilmektedirler. Bu rivayetlere göre Mısır’ın ilk hükümdarı Menes döneminde Mısır’ın tamamı sular altındaydı. Deniz Menfis’e kadar ilerliyordu. Teb şehri civarı bir bataklık halindeydi. Fakat aslında bu rahiplerin anlattığı rivayet yanlıştı. Çünkü nilin bu deltayı doldurması için takriben 700 asır’ın geçmesi gerekmekteydi. Bu bilgi bundan dolayı doğru olamaz. Çünkü nil deltası menes zamanında ve bu günde hala bulunmaktadır.

 

            Nil mısır’ı meydana getirdiği gibi, Mısır’ın bütün ürünlerinin oluşması da nil sayesinde olmuştur. Zaten Mısır’ın bütün her şeyinin Nil’e borçlu olduğunu Mısır’lılar da biliyorlardı. Bunlar, Nil’e bir tanrı gibi taparlardı. Bu nehri takdis için şiirler söylerlerdi. Bir şiirde nil’e şöyle seslenilmiştir.

            Selam sana ey Nil!

            Sen bu topraklar üzerinde doğar

            Mısır’a hayat vermek için bütün olgunluğunla gelirsin.

 

 
Yazan: İbrahim Halil ER


Mayıs 30, 2007, 01:12:09 ÖÖ
Yanıtla #3

Mısır’ın Bitki ve Hayvanları
 

            Nil, yalnız Mısır’ı meydana getirmemiş, aynı zamanda Mısır’ın genel manzarasını ve bitkilerini de oluşturmuştur. Nil nehrinin taşması sonucu vadide çok nadir bitkiler oluşmuştur. Bunlar; Cemiz, Akasya ve Meymuzade ağaçlarıdır. Bahçelerindeyse; Nar, Kaysı, İncir ve Hurma Ağaçları bulunmaktadır.

 

            Mısır’da kışın sular çekilmeye başlayınca bütün vadiye ekinler, çayırlar dolar. Buğday senede iki ve hatta üç defa mahsul verir. Yüksek yerlere Buğday, arpa, darı ekilir. Bakla, Nohut, Mercimek, gibi ürünler de kendiliğinden büyürler. Alçak yerlere ise mera olarak tahsis edilmektedir. Buralarda sığır, keçi ve kaz sürüleri yetiştirilir.

 

            Nilin etrafında bulunan göllerde ise; ördek, karabataklar, kaşıkçı kuşları ve siyah başlı leylekler bulunur. Ayrıca, bu göllerde sadece Mısır’a özgü bazı bitkiler de yetişir. Bunun başında papirüs gelir. Ayrıca lötüs diye adlı çiçek, en fazla Mısır’da görülmektedir. Bu çiçeklerin üç çeşidi bulunmaktadır. Beyaz, Mai ve Penbe’dir. Beyaz ve Mai’nin ufak tanelere sahiptir. Haşhaş gibi bir çeşit meyve verirler. Penbesinde ise bal gibi bir meyve verir. Deltadaki bataklıklarda ise Papiruslar yetişir. Papirüsler, sazlar gibi uzun ve ince başaklı bir bitkidir. Mısırlılar bu bitkileri kağıt olarak kullanmaktadırlar.

 

            Nil’de pek çok balık yetişir. En ilginç olanı üstü dikenli olan balıktır. Bu balık istediği zaman şişer. Şiştiği zamanda ağırlığı kendisini sırt üstü yatırır. O zaman karın yukarda adeta bir kirpi gibi süzülüp gider. Bundan dolayı Nil sahillerinde dolaşmak daima tehlikelidir. Nilde aynı zamanda timsahlar da bulunmaktadır. Nildeki timsahlar çoğunlukla altı metre uzunluğundadır. Bunlar bazen karaya çıkarak insan avlarlar. Su aygırları da daha çok kayıklara saldırırlar. Bu iki hayvandan bugün Mısır’da eser kalmamıştır.

 

            Mısır’da büyük ormanlar yoktur. Dağların yamaçları bitkilerden yoksun olup, çıplak kayalarla kaplıdır. Bundan dolayı vadideki arazi oldukça kıymetlidir. Her tarafı ekinler, çayırlarla kaplı olan bu arazi 29.000 km.’dir. Bu zemin üzerinde 5.5 milyondan fazla insanın beslenmesi mümkündür. Mısır, vaktiyle nufusu en kalabalık olan memleketlerdendir.

 

Nil ve Mısır Medeniyeti

 

            Nil’in Mısır medeniyeti ve Mısır insanları üzerinde büyük etkisi olmuştur. Mısırda kabilelerin birleşmesi için zemin ve şartlar müsaitti. İşte bu arazi ve yapı sayesinde kabilelerin birleşmesi pek zor olmamıştır. Mısır medeniyetinin doğması ve gelişmesi bulunduğu coğrafya sayesinde olmuştur. Mısır’lılar, sürekli yağmakar komşularının saldırısına uğrarlar. Bundan dolayı bir araya gelip birleşmek zorundaydılar. Bundan dolayı savaşçı bir devlet oluşturmaya başladılar.

           

            Mısır halkı dar ve sınırlı bir bölgede yaşarlardı. Dağların biraz ötesinde çöl başlardı. Nufus arttıkça, bataklık bölgesini kurutmaya çalışırlar. Ayrıca, nilin sularından daha fazla yararlanmak için de barajlar yapmışlardır. Mısır’ın coğrafik yapısı savunmaya elverişliydi. Bundan dolayı, Mısır’ın siyasi biriliğinin sağlanmasıyla kendilerini dışardan gelen saldırılara karşı kolaylıkla savunmuşlardır. Birliğin sağlanması üzerine hiçbir düşman Mısır’a saldırmaya cesaret edememiştir. Bundan dolayı, Mısır ekonomik ve kültürel olarak kendilerini geliştirmeye çalışmışlardır.

 

Mısırlıların Kökenleri

 

            Eskiçağ tarihçilerine göre Mısırlılar, önceleri Habeşistan taraflarına yerleşen ve daha sonra Nil’i takip ederek deniz sahillerine kadar gelen bir Afrikalı kavimdir. Fakat aslında bu iddia doğru değildir. Mısırlılar Habeşistan’dan gelmiştir. Onikinci Sulaleden itibaren Habeşistanlıları meydana getiren de asıl Mısır’lılardır. Habeşistan dolayları uzun süre Mısırlıların egemenliğinde kalmıştır. Tevratta anlatıldığına göre Göşün kardeşi ve Hamın oğlu Mesrayim, ailesi ile birlikte Mısır sahillerinde oturmak için Arab yarımadasından Süveyş kananlı yoluyla Mısır’a gelmiştir. Onyedince ve Onsekizinci yüzyılda Mısır’a seyahat edenler, Mısırlıların cinsi ve kökenleri hakkında bazı yorumlarda bulunmuşlar ise de; resim ve heykellerin araştırılması sonucu Mısır’lıların Avrupalılara ve batı asya halkına oldukça benzediği görülmüştür. Bunun için de müzelerdeki eski hikayeleri araştırmak bize oldukça bilgi vermektedir. Bu hikayelerin incelenmesi sonucu Mısırlılar ile şimdiki Arapların birbirlerine benzediği görülmektedir. Bu heykel ve resimlerde eski mısırlılar şöyle tarih edilmiştir. Bunlarda boy uzun, vucud zayıf, omuzlar geniş, kollar ince, parmaklar narin, bacaklar zayıftır. Ayaklar geniş ve ince, dudaklar kalın, alın değirmi ve biraz alçaktır. Burun kısa ve yassı, gözler iri, çene yuvarlaktır. Bu özellikler bugün bile o derece değişmemiştir. Hatta arkeologlar yaptıkları kazılar sonucu gördükleri bir heykeli orada çalışanlar köylerinin muhtarlarına benzettiklerinden bu heykele “şeyhul belet” şehir amiri adını vermişlerdir.

 

            Mısırlıların siyasi tarihleri bilinmesine rağman, Mısırlıların nereden geldikleri kesin değildir. Mısır tarihi uzmanlarının çoğu Mısırlıların batı asya’dan geldiklerini Süveyş yoluyla ve bazıları da Habeş yoluyla nil vadisine indiklerini söylemektedirler. Fakat, Mısırlıların bir asya milletinden olması ilim camiasınca itirazlara yol açmıştır. Mısırlıların yüz şekilleri daha çok Akdeniz milletlerine benzemektedir. Bundan dolayı Mısır’lıların Akdeniz havzasından gelmiş olmaları da muhtemeldir. Mısırlıların Samilerle Nuba milletlerinin karışımından meydana geldikleri hatta ortaafrikadan bile geldikleri idda edilse de özellikle bazı Alman tarihçileri Mısırlıların Asya kökenli ve beyaz ırktan olduğunu ve daha sonra kuzey Afrika halkıyla karıştıklarını savunmuşlardır.

 

            Mısırlılar, bütün havzada tek bir dil konuşuyorlardı. Bu dil Berberi ve Sami dillerine benzemekteydi. Fakat bu dil sami dillerinden çok erken bir dönemde ayrıldıklarından farklılık arzetmektedir. Mısır dilindeki kelimelerin İlkel ve işlenmemiş olması bununa delil olarak gösterilmektedir.

 



Mayıs 30, 2007, 01:12:43 ÖÖ
Yanıtla #4

Mısır’ın Prehistorik Devirleri
 

            Mısır arazisinin oluşumu, günümüz alimlerince üç dört bin senede oluşmuştur. Yapılan arkeolojik kazılarca mısırlıların silahları, evleri ortaya çıkmıştır. Mısırlılar kireç veya tuğladan yapılmış evlerde otururlardı.. Bu evler bir odalı olup, kapıdan başka da giriş yeri yoktu. Zenginlerin evleri sutunlu büyük bir salondan oluşmaktaydı. Ev eşyaları ise; el ile yapılmış toprak kaplardı. Ayrıca; yerlerde ise saz veya ot ile örülmüş hasırlar, buğday öğütmek için iki değirmen taşı, birkaç sandık, birkaç sandalye, birkaç yastık bulunurdu. Çanaklar ise ağır ve birkaç renkten oluşmaktaydı. Çanakların çoğu kırmızı ve parlak bir topraktan yapılırdı. Altı ve boğaz kısmı siyaha boyanırdı. Bazen ise tamamen sarı renkten oluşmaktaydı. Üzerinde kırmızı renkle çiçek, hurma ağacı, deve kuşu, ceylan ve kayık resimleri yapılırdı.

 

            Elbiseler ise; erkekler peştemalle dolaşırlardı. Vucutlarına yağ veya zeytin yağı sürerlerdi. Yüzlerine dövmeler yaparlardı. Daha sonra bu dövme adeti sadece azalmıştı. Fakat kaş ve kirpiklerin boyanması adeti devam etmişti. Başlarında ise siyah veya mai renkli takma saçlar takılırdı. Askeri ve dini şahıslar kendilerini diğer insanlardan ayırmak için başlarına deve kuşu tüyü takarlardı. Prensler ve rahipler ise peştamal yerine beyaz keten bir takım giyerlerdi. Sokağa çıktıklarında üzerlerine bayaz bir elbise giyerlerdi. Erkekler odundan bir gürz, bir kılıç, ucu çakmak taşı veya kemikli bir yay, ok ve mızrak kullanırlardı. Ayrıca, sapan da kullanılırdı.

 

            Kadınların elbiseleri ise; erkeklerinki kadar karışık değildi. Kadınlar ketenden dar bir eteklik giyerlerdi. Bu eteklik bağlarla omuzlarına bağlanırdı. Kollarına ve boyunlarına taktıkları çakmak taşı, fil dişi, çakıl taşı bilenzik ve gerdanlıklar takarlardı.

 

            Yiyecekleri balık ve av etleriydi. En çok avlanan hayvan ise Yaban Boğası, Ceylan ve Keçiden ibarettir. Tarlalara buğday, arpa ve darı ekilir. Eşek, Koyun, Keçi, Öküz ve Domuzu evcilleştirmişlerdir.

 

            Eski Mısırlılar eskiden birer kabile şeklinde yaşamışken, daha sonra nil boyuca küçük devletçikler kurulmaya başlanmıştı. Bu devletlerin kanun ve ibadetleri ayrı ayrıydı.  Bu krallıklar daha sonra birleşmişlerdi. Aşağı ve Yukarı Mısır’da birer tane olmak üzere iki büyük prenslik meydana gelmişti. Bu iki prenslik Firavunlar döneminde birleşmişlerdir. Eski küçük krallıklar birer eyalet haline getirilmiştir. Yunanlılar bu eyaletlere Nom adını vermişlerdir. Bu eyateler aslında birer şehir devleti de sayılmaktaydı. Bunlar bir veya birkaç şehirden meydana gelirdi.

 

            Nil sahillerinde kurulmuş olan kanal ve barajların yönetimi dini yetkililerin veya reislerin elindeydi. Buranın yönetimi mahalli mabedin baş rahibi tarafından idare olunurdu. Bu rahip, bazen seçimle, bazende irs yoluyla iş başına gelirdi.

 

            Her Nom, kendi milli servetlerine orantılı olarak krallığa vergi verirlerdi. Bu vergiler, ilgili defterlere mutlaka kaydedilirdi. Halk ise, askeri görevleri yerine getirir, faydalı işlerde çalışır, tapınak, istihkam, yol, baraj, set veya kanal inşaatında çılışırdı. Eski Mısır tarihçilerine göre 36 tane nom vardır. Fakat Mısırlıların yaptıkları kayıtlara göre 22 nom aşağı ve 22 nom yukarı Mısır’da olmak üzere toplam 44 nom bulunmaktadır.

 

Kısa Tarihi
            Mısır’ın eski tarihi Maspero, Erman ve Piçman gibi mısır taripçilerinin çalışmalarıyla yavaş yavaş ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmaya göre Mısırlıların ilk hükümdarı Menes’tir. Menes Yukarı Mısır’da Tin’de doğmuştur. Menes’in oluşturduğu bu devlet dört bin yıl kadar yaşamıştır. Bu dönem sırasında peşpeşe otuz sulale gelmiştir. Bu otuz Firavun sülalesi dönemleri üç bölüme ayrılır. Bunlar; Birinci sulaleden 11. sulaleye kadar olan döneme Eski Devlet, 11. sulaleden Hiksosların istilasına kadar olan döneme Orta Krallık, Hiksosların istilasından İran işgaline kadar ki süreye de Yeni Krallık denilmektedir. Fakat bu şekildeki bir tasnif sakıncalı ve eksiktir.

           

            Mısır siyasi hayatında dört büyük devrim olmuştur. Eski dönemde Mısır; Tinis şehrinden yönetiliyordu. Üçüncü sülaleden itibaren Menfis şehri ön plana çıktı. Burası uzun süre Mısır’ın yönetim, kültür ve siyasi merkezi olmuştur. Bu dönem, Mısır uygarlığının olgunlaştığı dönemdir. Fakat onuncu sulaleden itibaren yönetim orta mısır ve daha sonra aşağı mısra doğru kaymıştır. Yönetim, başkent Teb şehri olmuştur. Hiksos istilasına karşı Teb şehri bütün Mısır’ı uzun süre savunmuş ve onsekizinci sulaleden itaberen Hiksosları ülkeden çıkarmıştır. Yirmibirinci sulaleden itibaren Teb şehri önemini yavaş yavaş yitirmiş, bunun yerine Tanis, Bubast, Mendis ve en fazla Sayis büyük bir önem kazanmışlardır. İşte bazı tarihçilerde bu şehirlerin önem kazanmalarına göre bir tasnif yaparlar. Bunlara göre; birinci sulaleden üçüncü sülaleye ve üçüncü sülaleden onbirinci sülaleye kadar olan döneme eski krallık, onbirinci sulalleden yirminci sulaleye kadar Teb devri, yirmibirinci sulaleden otuzuncu sulaleye kadar Sayıs devri denilmiştir. Sayis devri Mısır yönetiminin sonuncusudur. Bu dönem; Mısır’ın Persler tarafından istilasına kadar sürmüştür.

 



Mayıs 30, 2007, 01:13:18 ÖÖ
Yanıtla #5

İKİNCİ BÖLÜM
MENFİS HÜKÜMETİ (ESKİ KRALLIK- ESKİ DEVLET)

(MÖ: 4400-2700)

Tanis Sülaleleri
            Mısır’ın ilk hükümdarı Menes’tir. Menes hakkındaki bilgilerimiz bir kısım rivayetler ve eski çağ tarihi ile ilgili arkeolojik bulgulara dayanmaktadır. Rivayete göre Menes hükümdar olurolmaz deltanın birkaç kilometre güneyinde Nil’in sol sahilinde Menfis şehrini yapmıştır. Heredot’a göre; “Menes, Menfis’in güneyine giden kolu doldurmuştur. Nilin eski yatağını kurutmuş, nehri iki dağ arasından geçirtmiştir. Bu nehrin üzerinde set (baraj) yapılmış ve bu baraj sürekli bakımdan geçirtiliyordu. Eğer bu set bakımdan geçirtilmez ise sele meydan verir ve Menfis şehrini basar. İşte ilk hükümdar Menes, bir çok set yaparak selin oluşmasını engellemiştir.

 

            Bu rivayetin ne derece doğru olduğu bilinmez. Fakat diğer rivayetler de bunu te’yit ediyor. Bu rivayetlerin ortak noktası Menes’in bir çok eserler yaptığı ve yönetimi sağlamlaştırdığı bir cengaver hükümdardır. Menes, bir çok şehirleri feth etmiştir. Mısırın dışına ordular gönderdi. Oğlu Hnuz pek genç iken ve Menes daha hayatta iken öldüğünden halk onunla ilgili bir çok mersiyeler yapmıştır. Menes, lüks ve zinetlere oldukça düşkündü. Yemekleri yatakta uzanarak yerdi. Mısırlılar, Menes’e oldukça saygı gösterirlerdi. Hanedanlığın diğer üyeleri daha sonra Menes adına sürekli halka sadaka dağıtırlardır. Menes, 62 yıl ülkeyi yönetti. Daha sonra bir su aygırı tarafından öldürüldü.

 

            Menes’ten sonra gelenler hakkındaki bilgiler tarihten çok hikayelerdir. Menes’in oğlunun yönetiminin ilk senesinde iki başlı bir kuş görülmüştü. Bu kuş, Mısır’a çok uğursuzluk getirmişti. Daha sonra Amonofes döneminde çok şiddetli bir kıtlık yaşanmış ve halktan bir çok kişi ölmüştü. Mısır’ın bu ilk hükümdarları hakkındaki bilgiler daha çok hurafe ve destansı bir şekildeydi. Bu ilk yöneticilerinin temel özelliği ilim ve kudret sahibiydiler. Tıp ve kanun kitapları yazmışlardı. Semasepeseh zamanında da bir kıtlık meydana gelmişti. Bundan dolayı büyük cinayetler ve toplumsal olaylar meydana gelmişti. Bu kanlı olaylar sonucu birinci tenes sülalesinin yıkılmasıyla son bulmuştu.

 

            İkinci sülale dönemi, l. Sülale dönemi kadar mutlu geçmemiştir. Bu sulale zamanında bir çok felaketler meydana geldi. İkinci sülaleden Benuteris, hanedan ailesinden olan kadınlara da yönetime katılma hakkı tanımıştı. Mısır’ın ilk dönem hükümdarları savaş ve inşaat işleriyle uğraşmışlardır. İlk hükümdarlar döneminde din tamamiyle oluşmuştur. Bu dönem heykel ve resimler henüz ilkel aşamasındadır.

             İkinci Tanis sülaleleri beş buçuk yüzyıl kadar hükmettiler. Bu dönemde büyük eserler yapmışlardır. Menes, Mısır’ı kurmuş, ondan sonra gelenler de bunu geliştirerek Mısır’ı medeni bir ülke haline getirmişlerdir.

 Menfis Hükümeti (Devleti)

               Üçüncü sulale Menfis sülalesindendi. Bu sulale hakkındaki bilgiler esanelerle kaplıdır. Rivayete göre Menfis sülalesinin ilk hükümdarı zamanında Menes’e bağlı olan Libyalı hükümdara karşı isyan etmişlerdir. Bu olay, yönetimi zor duruma düşürmüştü. Bir gece iki tarafın ordusu karşı karşıya bulundukları bir sırada dolunay çok büyük görününce, bunun ilahi bir ikaz olduğu düşünülerek teslim olmuşlardır. Bu olaydan sonra Mısır’da barış ve huzur meydana gelmiştir.

Keops Piramiti

 

            Dördüncü sülalenin en meşhur hükümdarları Keops ile Keferen’dir. Her ne kadar üçüncü sulalenin son hükümdarı Senufer, dışardan bir saldırıyı önlemek için savunmayı güçlendirdi. Bu dönem hükümdarları çölün kızgınlıkları altında Keops gibi büyük piramitler yapmışlardır. 2.500.000 metre kare büyüklüğünde olan bu muhteşem eseri meydana getirmek için yüzbin işçi çalışmıştır. Bütün piramit otuz senede meydana gelmiştir. Piramiti meydana getirmek için nilin diğer tarafından taşlar getirilmiştir. Bu büyük taşları kolaylıkla taşımak için yollar açılmış, nehirden yararlanılmıştır. Taşları birbir üzerine oturtmak için piramite rampalar yapılmış, piramit bitirilince bu rampalar kaldırılmıştır.

            Piramitlerin yapılışı için Mısır halkının düştüğü zorluklar asla unutulmadı. Heredot Mısır’a geldiği zaman halkın Keops’u büyük bir zalim olarak gördüğünü söylemiştir. O döneme ait rivayetlere göre Keops gaddar bir hükümdardı. İlk işi tanrılara kurban kesilmesini yasaklamak olmuştur. Bütün Mısırlıları kendi adına çalıştırmaya zorlamıştır. Halkı dağlardan ve Libya bölgelerinden taşlar getirmeye zorlamıştır. Heredot Keops döneminden ve piramitlerin inşasından bahsettikten sonra şöyle sürdürüyor konuşmasını; “Piramitlerin üzerindeki harflerden bunların yapılması sırasında ne kadar büyük bir emeğin verildiğini göstermektedir.” Heredottun rivayetine göre Keops bu piramitleri yapmasından dolayı ekonomik sıkıntıya düşmüş, ömrünün son zamanlarında yaptıklarından dolayı oldukça pişman olmuş ve Mısırlılarca önemli kabul edilen bir kutsal kitap yazmıştır.

            Keopstan sonra yerine geçen kardeşi Kefertin’de bir piramit yaptırmışsa da bu piramit Keops kadar büyük ve ihtişamlı olmuyor. Mısırlılar bu iki Firavun’un zulum ve baskılarından nefretle bahsetmişlerdir. Hatta öldükten sonra halk onların baskıları ve zulümleri nedeniyle cesetlerini lahitlerinden çıkartarak parça parça etmişlerdir.

            Kefertinden sonra yerine oğlu Mikerinos hükümdar olmuştur. Mikerinos, babasının uygulamalarından memnun olmadığından halkın özgürce ibadet etmesine izin vermiş ve adil bir yönetim uygulamıştır. Kızının ölümü onu derinden yaralamış, daha sonra kahin kendisinin de altı yıldan fazla yaşamıyacağını söylemiştir. Mikerinos, kızının cesedini tahta bir lahite koymuştur. Fakat kahinin kendisinin altı yıldan fazla yaşamayacağını söylemiş olması onu derinden etkilemiştir. Bunun üzerine tanrılarının yanına giderek onlara sitem etmiş, babası ile amcasının tanrılara ibadeti yasakladığını, kendisinin ibadeti serbest bıraktığını ve hatta halka iyi davrandığını buna rağmen onların üzun kendisinin kısa ömürlü olmasını anlamadığını ve haak etmediğini söylemiştir. Kahin ise asıl sorunu bu olduğunu çunku tanrılara göre Mısır’da 150 yıllık bir zulum olacağını fakat kendisinin buna aykırı davranarak halka iyi davaranması üzerine ölümü hak ettiğini söylemiştir. Bunun üzerine Mikerinos, geceleri her yeri ışıklandırarak az uyumuş ve gündüzleri de eğlence hayatına dalmıştı. Amacı, uykudan zaman çalarak daha uzun ömürlü olmaktı.

            Fakat Yunanlı tarihçilerin bu rivayetleri son yıllarda yapılan keşiflerle çelişki içerisindedir. Anıtlar üzerindeki yazıtlara göre Keops’ten sonra Dinofer adıyla bir Firavun daha geldiği anlaşılmıştır. Ayrıca, Keops ve Keferen’in tapınakları kapatmadıkları son çalışmalar ortaya koymuştur. Bunların kendilerine verdikleri dini ünvanlar, onların dindarlığını da bir ölçüde ortaya koymaktadır. Keops’un tapınak inşa ettiği de düşünülmektedir. Bundan dolayı Heredotun rivayet ettiği hikayeler ilim camiasınca sadece hikaye ve rivayetler olarak kabul edilmektedir. Bu gibi rivayetler günümüzde eski mısırı konu alan romanlar için zengin bir kaynak olmuştur. Eski Mısırı anlatan romanların çoğu daha çok Ramses’i konu almaktadır. Yunan tarihçilerin dördüncü sülale hakkında yazdıkları bilgiler bu romanları beslemiştir.

            Buna rağmen Keops’un piramitini yapmak için binlerce insan kullandığı doğrudur. Mısırlıların bu Firavunlara karşı isyan ettikleri de doğrudur. Çünkü bu isyanlar sırasında Keferen heykeli bir kuyuya atılmış, bu heykeller daha sonraki kazılar sırasında ortaya çıkmıştır. Mikerions’un dindarlığı hakkındaki rivayetlerde yapılan keşiflerle ispatlanmıştır. Onun cesedi de yaptırdığı piramitte bulunmuştur. Onun lahiti Mısır’dan İngiltere’ye götürülürken Portekiz sahillerinde fırtınaya yakalanıp kaybolmuştur. Onun lahiti Mısır’ın bu konudaki en eski çalışmasıdır.

            Beşinci Sülale Dönemi: Beşinci Sulale döneminde özellikle dış ilişkileri düzenlemeye çalışmış, içerde ise Firavunların yaşam ve geleneklerini uygulamışlardır. Zamanlarını çoğunu kendilerine ait piramitler yapmak ve tapınakları imar etmekle geçirmişlerdir. Yeni şehirler yapmışlardır.

Altıncı Sulaleden Onyedinci Sulaleye Kadar Olan Dönem

 

            Mısır’da yönetimin altıncı sülalenin eline geçmesi büyük bir çekişme ve mücadele sonucu olmuştur. O döneme ait kitabeler üzerinde sadece iki hükümdarın adı görülmektedir. (Teti ve Uzikeriati) Bu iki hükümdar devlet adamı krallık için birbirleriyle mücadele etmiş ve Uzikeriati muhafızları tarafından öldürülmüştür.

            Tehtiden sonra birinci Pehpe başa geçti. Bu dönemde Menfis şehri önemini yitirdi. Bu dönemdeki prensler daha çok aşağı Mısır’daki abidos şehrini tercih etmişlerdir. Bu dönemlerdeki fetihlerde Pehpe oldukça büyük kahramanlıklar göstermiştir. Pehpe’nin onsekiz yıl süren iktidarı döneminde Habeşistan’ı ele geçirmiş ve ülkeyi abidelerle doldurmuştur. Pehpe’nin en büyük yardımcısı başbakan Oni’dir. Oni, bu sülale zamanın çok önemli bir tarihi şahsiyet olarak karşımıza çıkar. Oni, çocukluk döneminde hükümdar Tehte’nin sarayında eğitim gördü. Daha sonra maliye memurluklarının birine, ardından devlet ormanları müfettişliğine terfi edilmiştir. Pehpe hükümdar olduğunda Oni ile birlikte çalışmış ve onu piramitler bakanı görevine tayin etmiştir. Onun bu görevi daha öncekilerden başarılı olması üzerine kendisine zarif bir lahit hediye etmiştir. Daha sonra hükümdarın yardımcısı, veziri olmuştur. Oni’nin vezirliği döneminde Mısır oldukça gelişmişti. Turi Sina’daki madenler işletildiği gibi buraların sürekli teftiş edilmesi de ürünlerin artmasına neden olmuştur. Kızıldeniz’e kadar bir yol yaparak ticareti geliştirmiş ayrıca, Ruhanu maden ocaklarını işletmiş ve yeni bir şehir yapmıştır. Oni, Mısır’ın kültüren ve ekonomik kalkınmasını sağladığı gibi dış politikada da büyük bir zeka ve maharet sergilemiştir.  O dönemler Nube’nin bir bölümünde zenci kabileler yaşıyordu. Bu zenciler sürekli isyan eder ve yapılan savaşları da kaybederlerdi. Oni, bu zenci kabileleri ordunun hizmetine almış ve onları Suriye’ye hakim olan bazı kabilelere karşı kullanmıştır. Bu çalışmalar sonucu Nuba, Libya, Suriye ve delta bölgeleri tamamen Mısır egemenliğine geçmiştir. Keops’dan beri Mısır bu şekilde büyük bir gelişme göstermemiştir.

            Pehpe ölünce yerine oğlu Methesofhiyes geçmiştir. Oni bu dönemde de makamını korumuştur. Oni, daha sonra bütün işlerini bir tarafa bırakarak o dönemin adeti olan hükümdarın mezarını (Piramit) inşa etmiştir. Bu piramiti yapmak için altın madenlerinin olduğu yerlere oldukça zorlu yolculuklar yapmıştır. Çeşitli bölgelerde bulunan iri taşları nakletmek için kanallar ve havuzlar yapmıştır. Oni, bu piramiti yapmak için daha önce orduda kullandığı zencilerden oldukça yararlanmıştır.

            Methesofiyes’den sonra ikinci pehpe hükümdar oldu. Bu dönemle ilgili bulunan bir kitabeye göre ikinci pehpe turisinada madenler işletmiştir. Bu dönemde güney kabileleriyle ticaret, dostluk ve bazen de savaşlar yapılmıştır.

 



Mayıs 30, 2007, 01:14:29 ÖÖ
Yanıtla #6


 AMEN(Amon,Amun,Ammon,Amoun)

"Amen" "sakli olan" demektir.Teb'in bas tanrisidir.Esi Ame -net'le birlikte ilk tanrilardan biridir.Kutsal hayvanlari kaz ve koçtur.Orta Krallik döneminde sadece yerel bir tanriydi ama Tebliler Misir'a hakim olunca Amen önemli bir tanri oldu.18.Hanedan'dan itibaren Tanrilarin Krali oldu.Ünlü Amen tapinagi Karnak,dünyanin en büyük dinî yapisidir.Yeni Krallik boyunca Amen'in esi Mut olarak kabul edildi.Bu ikilinin çocugu Ay tanrisi olarak bilinen Khons(Chons)'tur.
 
 
 AMEN-RA(Amon-Re)

Amen rahipleri tarafindan Yeni Krallik'a geçisi saglamasi için tasarlanmis karma bir tanridir.Bu Amen'in gücünü Ra'ya yansitir (veya tam tersi)
 

 ANUBIS(Anpu,Ano-Oobist)

Anubis,Nephthys ve Seth'in(bazi efsanelere göre Osiris ve Isis'in) ogludur.Çakallarin mezarlar etrafinda dolasmasi nedeniyle çakal basli Anubis ölümle birlikte anilmistir.Ölen Osiris'i mumyaladigi için mumyalama tanrisi olmustur.Görevi tüm ölüleri korumak ve yüceltmektir.Bu yüzden mumyalamayla görevli kisiler Anubis maskesi takarlar.Ölen kisi diger dünyada yargilanirken ona yardim eder.
 
 
 ANUKET

Yukari Misir'da,Elephantin yöresinde Khnum ve Sati'nin kizi olarak bilinir.Kutsal hayvani ceylandir.Kus tüyleriyle kapli bir taç giyer ve soguk su tanriçasidir.
 

 APIS

Sadece hayvan olarak çizilen ender tanrilardan biridir.Egemenlik alani Memphis'ti.Verimliligi temsil ederdi.Basinda günes diski ve uraeus yilani bulunan bir boga olarak çizilmistir.

 
 
 
 ATEN

18.Hanedan zamaninda IV.Amenhotep tek tanri olan Aten'i yaymaya çalisti.Hatta adini da Akhenaten(Aten'in sevgilisi) olarak degistirdi.Aten her isininin ucunda bir el olan bir Günes olarak çizilirdi ve hayati temsil ederdi.Daha sonra Tutankhamon Misir'da Aten inanisina son verdi.
 

 BAST(Bastet)

Bir Delta sehri olan Bubastis'te ortaya çikan kedi tanriça.Kediler evde beslenmeye baslandiginda önemli bir tanri oldu.Aslan tan- riça Sekhmet'in olumlu yansimasidir.
 
 
 EDJO

Yukari Misir'da Nekhbet'in esi olarak bilinen,Asagi Misir'in sembolü ve koruyucusu olan Delta'daki yilan tanri.Firavunun tacinin bir parçasidir.
 
 
 GEB(Seb)

Shu ve Tefnut'un oglu,Nut'un esi olan Dünya Tanrisi.Kutsal hayvani ve sembolü kazdi.Yesil ve siyah derili bir adam olarak çizildi(Bitkilerin ve verimli Nil çamurunu renkleri).
 

 HATHOR(Het-Heru,Het-Hert)

Eski zamanlardan beri tapilan inek tanri.Ismi "uzaktaki ev" veya "Horus'un evi" anlamina gelir.Gökyüzüyle baglantilidir.Edfu'da Horus'un esi olarak bilinir.Teb'de ölüm tanrisidir.Ama genel olarak ask,nese,dans,alkol tanrisi olarak kabul edilir.
 
 
 HERU-RA-HA

Ra-Hoor-Khuit ve Hoor-Par-Kraat'tan olusan karma tanri.Ismi "Horus ve Ra'ya sükür" demektir.
 

 HORUS(Hor)

Misir'in en önemli tanrilarindan biri,Osiris ve Isis'in ogludur. Çocuklugu boyunca Harpocrates(Hoor-Par-Kraat) ismini tasidi. Hain amcasi Seth'den babasini intikamini aldi ve tüm firavunlarin koruyucusu haline geldi.Yukari Misir'în patron tanrisidir.Seth'in Asagi Misir'in patron tanrisi olmasi nedeniyle Horus ve Seth'in savasi,Asagi ve Yukari Misir'in savasi haline gelmistir.Behdet'te "Behdet Horus'u" olarak bilinir ve kanatli bir günes diski olarak temsil edilir.

HORUS'UN DÖRT OGLU(Amset,Hapi,Duamutef,Qebhsenuef)
 

 ISIS(Auset)

En önemli tanrica;anneligi,tedaviyi ve büyüyü simgeler. Evrendeki en güçlü büyücüdür.Ra'nin kendisinden Ra'nin gizli adini ögrenmistir.Osiris'in karisi Nephthys'in ikiz kardesidir. Horus'un annesi,Horus'un oglu Amset'in koruyucusudur. Isis Horus'u çocuklugu boyunca Seth'ten korumustur.Egemenlik bölgesi Abidos'tur.
 

 KHNUM

Antinoe ve Elephantin'de koç basli bir adam olarak bilinir. Esi çesitli hikayelere göre Sati,Heqet veya Neith'dir.
 
 
 KHONS(Chons)

Muhtesem Teb üçlüsünün üçüncü üyesidir(ebeveynleri Amen ve Mut'la birlikte.)Ay tanrisi olarak bilinir.Karnak'ta ona adanmis bir tapinak vardir
 

 MAAT

Adalet tanriçasi.Ismi "Adalet","Evrensel Düzen" anlamina gelir. Kafasinda bir devekusu tüyü tasir.Bu tüy diger dünyada, Osiris'in mahkemesinde,ölünün kalbi karsisinda bir terazide tartilir.Bu tartilmaya göre ölünün ruhu cezalandirilir veya ödüllendirilir.
 
 
 MONTH(Mentu,Men Thu)

Amen yayginlasmadan önce Teb'deki ana tanri.Sahin basli bir insan olarak betimlenmistir.Savas tanrisidir.
 
 
 MUT(Auramooth)

Amen'in karisi,Khons'un annesi.Ismi anne demektir.
 
 
 NEFERTUM

Ptah ve Sekhmet'in genç ogludur.Taç giymis veya bir nilüferin üzerine oturmus bir genç olarak çizilir.
 

 NEITH(Net,Neit,Thoum-aesh-neith)

Çok eski bir savas tanriçasidir.Deltada zekilik tanriçasi olarak bilinir.Yunan mitolojisindeki Athena'yla eslesir.Duamutef'in koruyucusudur.Timsah tanri Sobek'in annesidir.
 

 NEKHBET

Yukari Misir patron tanriçasidir.Ikonografide bir akbaba olarak betimlenir.Kral ve kraliçenin tacinin bir parçasi,Edjo'nun esidir.
 

 NEPHTHYS(Nebt-het)

Geb ve Nut'un en küçük çocugu,Seth'in karisi,Anubis'in anne- sidir.Seth Osiris'i öldürdügünde onu terketmis,Osiris'in canlan-masi için Isis'e yardim etmistir.Hapi'nin koruyucusudur.
 
 
 NUT(Nuit)

Geb'in esi,Shu ve Tefnut'un kizidir.Gökyüzü tanricasidir.Yesil derili ve vücudu yildizlarla kapli bir kadin olarak resmedilmistir.
 

 OSIRIS(Ausar)

Ölülerin koruyucusu ve yargilayicisidir.Abidos'da hüküm sürdü.Nut ve Geb'in ilk çocugudur.Ra dünyayi terk ettiginde dünyayi yönetmeye basladi ama Set onu öldürdügünde Isis onu tekrar canlandirdi.Böylece Osiris yeralti dünyasinin hükümdari oldu.Oglu Horus onun intikamini Seth'le savasarak ve onu yenerek aldi.Basindaki sapka Yukari ve Asagi Misir'in birligini simgeler.

 
 

 PTAH

Memphis'te Dünya'yi yarattigina inanilir.Bazi efsanelere göre Thoth'un emirleri altinda çalistigina ve cenneti ve dünyayi yarattigina inanilir.
 

 RA

Günes tanrisi ve "Yaratici" olarak bilinir.Sahin basý nedeniyle bazen Horus'la eslestirilir.Hakimiyet merkezi bugünkü Kahire olan Annu'ydu.5. Hanedan'dan dan itibaren firavunlara "Sa-Ra" (Ra'nin oglu)ünvani verildi.Shu ve Tefnut'un babasidir.
 
 
 RA-HORAKHTY(Ra-Hoor-Khuit)

Karma tanri.Ismi"Ufuklarin Horus'u olan Ra" demektir.
 
 
 SATI

Elephantin'de hüküm süren tanriça,Khnum'un esi ve Anuket'in annesidir.
 
 
 SEKER

Isik tanrisi,ruhlarin yardimcisidir.Memphis'te Ptah'la eslestirilir. Sahin basli mumyalanmis bir adam olarak çizilir.
 
 
 SEKHMET

Aslan tanriça.Memphis'te Ptah'in esi olarak bilinir.Ra'nin yarattigi Sekhmet,dogruluk tanriçasi olarak da bilinir.
 

 SELKET(Serket,Serqet)

Kafasinda zehirli bir akrep bulunan güzel bir kadin olarak çizilmis-tir.Kadinlara dogumda yardimci olur,akrep tarafindan sokulan insanlarin hayatini kurtarir.Isis'i Seth'ten korumak için Seth'e yedi akrep göndermistir.Qebhsenuef 'in koruyucusudur.Tutankhamon' un mezarindaki heykeli çok ünlüdür.
 

 SET(Seth)

Eskiden Asagi Misir'in patron tanrisi olan Seth firtina ve çöl tanrisi olarak bilinirdi.Kardesi Osiris'i öldürerek Osiris'in oglu Horus'un,Isis'in ve Nephthys'in düsmanligini kazandi.Horus'la yaptigi savaslar,ayni zamanda Asagi ve Yukari Misir'in savasi oldu.Bu savasin sonunda Horus'a yenilerek çölde taþamaya mahkum oldu.Misir'i çöllerden gelen yabancilardan koruduguna inanilir.
 
 
 SHU

Rüzgarin ve atmosferin tanrisi.Ra'nin oglu ve Tefnut'un kocasi.
 

 SOBEK

Arsinoe(Crocodilopolis)'de yasayan timsah tanri.Sobek 4 elementi de temsil ederdi(Ra'nin atesi,Shu'nun havasi,Geb'in topragi,Osiris'in suyu).Ölüler Kitabi'nda Sobek'in Horus'un dogumuna yardim ettigi,dolayisiyla Seth'in yenilmesine yardimci oldugu yazar.
 

 TEFNUT

Bulutlarin tanriçasi,Ra'nin kizi ve Shu'nun esidir.Kutsal hayvani olan aslan basli bir kadin olarak çizilir.
 

 THOTH

Ay'in,zamanin ve yazinin tanrisi.Esi Maat'tir.Thoth'un sekiz çocugundan en önemlisi Amen'dir.Hieroglifleri icat ettigine inanilir.
 
 
 THOUERIS

Hippopotam tanriça.Verimlilik sembolü.Çocuklarin dogumuna yardim eder.Esi Bes'tir.
 

 
   


Mayıs 30, 2007, 01:35:53 ÖÖ
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi

Alıntı
ATEN

18.Hanedan zamaninda IV.Amenhotep tek tanri olan Aten'i yaymaya çalisti.Hatta adini da Akhenaten(Aten'in sevgilisi) olarak degistirdi.Aten her isininin ucunda bir el olan bir Günes olarak çizilirdi ve hayati temsil ederdi.Daha sonra Tutankhamon Misir'da Aten inanisina son verdi.

Bu konuda ukalalık yapayım mı? Firavun Tutanhamon'u (h'si hı) -Amon'un gölgesi anlamındadır- çok severim de...
« Son Düzenleme: Mayıs 30, 2007, 01:39:24 ÖÖ Gönderen: ElmasMehmet »


Mayıs 30, 2007, 01:39:23 ÖÖ
Yanıtla #8

Yorumlarını bekliyorum!


Mayıs 30, 2007, 02:01:58 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

Tutanhamon 19 yaşında ölmüş bir çocuk firavundur. Mezarındaki yağmalanmayan hazinesi sayesinde ünlü olmuştur.

Kendisinin doğrudan yazdırdığı metinler belge olarak zamanının duvarlarına işlenmiştir.

Generallerinden biri emrindeki ordu ile yukarı Nil'e keşfe gider. Birkaç yıl sonra ganimet ve fethin yanı sıra "çocuk" firavunun çok ilgisini çekeceğinden emin olduğu bir Pigme ile geri döner. Ellerindeki pigmeyi hasseten vurgulayarak dönüşünü firavuna bildirir. Tutanhamon'un yazılı emri derhal generale ayrıntıları ile bildirilir, kelimesi kelimesine Tutanhamon'a aittir.

Hatırladığım gibi yazıyorum:

Getirdiğin hediyenin başına sakın bir şey gelmesin! Ona iyi davranılsın! Kalacağı rahat bir ev kendisine tahsis edilsin! Her penceresinin önüne ikişer, kapısının önüne dörder güvenilir muhafız konulsun ki gecenin karanlığından istifade ederek kaçmasın! Pigmeme bol bol yemek ve su verilsin, istediği kadar! Seferinizin başarısı bizleri mutlu ve gururlu etmiştir!

Bu ilgili generalin malikhanesinin duvarına sonradan kazdırılmış bir yazıdır. Tutanhamon'un zamanına ait bir subayın duvarında Tutanhamon imzalı bildiri gururla sergilenmiştir. Bu, "Çocuk" Firavun'un bire bir sözleriyle komutana yazılmış bir emirnamedir, bildiridir, kutlama mesajıdır; YA'Nİ FİRAVUN HAKİKATEN ÇOCUKTUR VE ATEN İNANCINA SON VERECEK KAPASİTEDE, AMACINDA DEĞİLDİR, EN AZINDAN O İZLENİMİ ASLA VERMEMEKTEDİR. ATEN İNANCINA SON VEREN ZAMANIN MISIR DEVLETİDİR, REJİMİDİR... Ki o devrin koşullarını da bilmiyorum.

Muhalif ettiğim kısım Mısır'da Aten inancına TUTANHAMON'UN SON VERDİĞİ iddiasıdır.

Not: 19 yaşında vefat eden firavunun bahsettiğim yazısı halen pırıl pırıl bir şekilde ilgili generalin malikhanesinin duvarında bulunmakta ve her yıl on binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir. Maalesef yerini ve generalin -ya da ordu komutanının- adını unuttum...
« Son Düzenleme: Mayıs 30, 2007, 02:11:28 ÖÖ Gönderen: ElmasMehmet »


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
Misir ve Hermes

Başlatan MASON « 1 2 3 » Ezoterizm

21 Yanıt
13316 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 28, 2017, 12:48:37 ÖS
Gönderen: Gezdirici
8 Yanıt
5127 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 20, 2008, 12:39:32 ÖÖ
Gönderen: poyraz06
6 Yanıt
3352 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 21, 2008, 02:00:28 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
1 Yanıt
6304 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 28, 2011, 04:37:50 ÖÖ
Gönderen: MASON
0 Yanıt
1952 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 23, 2011, 02:53:06 ÖS
Gönderen: TUTMOS
0 Yanıt
1531 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 05, 2014, 05:07:28 ÖS
Gönderen: Don Corleone