Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: YAHUDİLERİN ÖZEL GÜNLERİ  (Okunma sayısı 10098 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 07, 2007, 10:06:14 ös
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3123
  • Cinsiyet: Bay

                                     PESAH


Pesah “ özgürlüğün bayramı “ olarak bilinir, çünkü 210 yıl süren Mısır’daki esaretten çıkışımızı anımsatır. Pesah ,Yahudi milletinin “doğuşu” sayılır , onların mücadeleleri ve kimliklerine sahip çıkmaları , 3300 yıldır Yahudi bilincinin temelini oluşturmuştur.

Çıkış , Moşe’nin Paro’ya çıkıp “ Tanrı’ya hizmet edebilmek için , halkımın gitmesine izin ver“ demesiyle önem kazanır. 10 Bela sonucunda Yahudiler Mısır’dan çıktılar, 7 gün sonra Kızıl Deniz’den geçtiler ve çıkıştan 50 gün sonra da, Sinay Dağı’ndaki kutsal görünümü deneyimleyerek Tora’yı kabul ettiler.

Seder yemeği , her Yahudi’nin “ kölelikten özgürlüğe geçiş” i deneyimlemesini sağlayacak şekilde oluşturulmuştur. Agada’da anlatılan Mısır’dan çıkışın hikayesini, “köleliği çağrıştıran semboller” in yenmesini ( maror gibi ) , 10 belanın sayılmasını, 4 kadeh şarap içilmesi ve matsa yenmesini içerir.

Mısır’dan çıkışı hazırlayan olaylara bir bakalım :

Mısır’daki Köleler

Tora’da şu satırlara rastlanır. “Şimdi Mısır topraklarında, artık Yosef’i tanımayan bir firavun hüküm sürüyor.”

Yosef’in dönemi bitmiş, İsrailoğullarının başında kara bulutlar toplanmaya başlamıştır.

Goşen’de yaşayan İsrailoğullarını büyük ızdıraplar beklemektedir. Onlar hızla çoğalmakta olduklarından, Firavun da bir gün Mısır’da doğan bütün İbrani erkek bebeklerin öldürülmesini emreder. Tüm evler matem ocağı haline dönmüştür. Ve Amram’ın karısı Yohevet 3. çocuğuna hamiledir.

Bebek doğar, ne yazık ki dünyaya gözlerini açan bebek erkektir.



Sazdan bir sepet içindeki bebek
Levi kabilesinden Amram ve Yohevet’in erkek bebekleri 3 ay gizlice evde büyütülür. Artık yapacak bir şey kalmamıştır. Hangi anne yüreği bebeğini feda edebilir ki. Bebeği bir kumaşa sarar, sazlardan örülmüş bir sepet içine yatırır ve ablası Miryam’a teslim eder.

Miryam küçük kardeşinin yattığı sepeti Nil Nehri’ne bırakıverir ve onu kıyıdan takip eder. Sepet Nil kıyısındaki sarayın önünden geçerken cariyeler tarafından farkedilir, kıyıya çekilir ve Firavun’un kızkardeşi olan prensese verilir.

Prenses kumaşları aralar, yumuk yüzlü bebeğe hemen kanı ısınır ve adını Moşe koyar. “Moşe” sudan çıkartılmış anlamına gelmektedir.

Miryam prensese yaklaşır ve eğer isterse ona bir süt anne bulabileceğini söyler. Yohevet saraya getirilir ve kendi bebeğini aylarca emzirir ve besler.

Sarayda bir prens gibi büyütülüp, olağanüstü bir eğitim gördüğü halde, Moşe nedenini bilmediği bir sebeple Yahudi kölelerle yakından ilgilenmekte ve sürekli kendi kimliğini sorgulamaktadır.

Yine bir gün, bir Mısırlının, Yahudi bir köleyi haksız yere dövmesine dayanamaz, araya girerek Mısırlıyı öldürür. Artık kimliğinin ayırdına varmıştır, ama cinayet işlediği için orayı terketmek zorunda kalır.

Midyan tepelerine kaçar. Orada Midyan tapınağının kahini Yitro’nun kızı Tsipora ile evlenir.

Moşe Midyan’da, yetiştiriliş tarzının aksine çok basit bir yaşam sürer. Çobanlık yapar.

Mısır’daki köle soydaşlarının orada çekmekte oldukları acıları unutamamakta, hiç bir günü mutlu ve huzurlu geçmemektedir.



Tanrı kendini Moşe’ye farkettirdi...

Moşe, Yitro’nun koyunlarını güderken bir gün Horev dağının eteklerine gelir. Orası müthiş bir sessizlik ve yalnızlık içindedir.

Tanrı yanan bir çalı halinde Moşe’ye kendini gösterir ve ona seslenir;

“Ben atalarının Tanrısıyım, Avraam’ın Tanrısıyım, Yitshak’ın Tanrısıyım ve Yaakov’un Tanrısıyım” der.

Ona Mısır’da kölelik eden İsrailoğullarının feryatlarını duyduğunu, onları oradan kurtaracağını ve tekrar “süt ve bal ülkesine” geri götüreceğini anlatır. Moşe’ye onu halkının kurtarıcısı olarak seçtiğini söyler.

Moşe etkileyici ve akıcı bir konuşma yeteneğine sahip değildir. Tanrı Moşe’nin ağabeyi Aaron’u “Moşe’nin ağzı” olarak tanımlar ve onu konuşmacı tayin eder.

Moşe Mısır’a döner, Aaron’un yardımı ile halkına meseleyi açar, onları ikna eder.

İsrailoğulları Tanrı’ya inanmakta ve iman etmektedir.



Moşe ve Firavun... Bırak Halkımı Gitsin...

Yanına Aaron’u alan Moşe, saraya Firavun’a gider.

Tanrı adına, İsrailoğullarının Tanrısı adına rica ediyorum, halkımı bırak, gitsin... diye konuşur.

Firavun güler, alay eder. Bu Tanrı kimmiş ki kendi Tanrılarından daha üstün olabilirmiş? Bu Tanrı kimmiş ki, kölelerini onun bir lafı ile azad etsinmiş?

Moşe, Tanrı’nın yardımı ile bir kaç küçük mucize gösterir. Firavun’un kahinleri de sihirbazlık numaraları ile aynı şeyleri yapıverirler.

Firavun güler ve onları huzurundan kovar.

Tanrı Moşe’ye onları, Mısır’dan çıkarmak için mucizeler göstereceğini söyler.

O aslında bilerek ve isteyerek Firavun’un yüreğini katılaştırmakta ve İsrailoğullarına üstüste mucizeler göstererek onların güvenini ve imanını tam olarak kazanmak istemektedir.

Mısır’lıların başına 10 bela yağdırır. Bunlar sırasıyla;

Kan : Mısır’daki tüm sular kan olur.

Kurbağalar : Nil Nehri’nden çıkan kurbağalar tüm memleketi istila eder.

Bit : Mısır’daki tüm insan ve hayvanlar bitlerle dolarlar.

Yırtıcı hayvanlar : Yırtıcı hayvanlar şehri basarlar.

Bulaşıcı hayvan hastalığı: Bulaşıcı hastalıklar yüzünden hemen hemen tüm ülkenin hayvanları kırılır.

Yaralar: Mısırlıların vücutları yaralarla dolar

Dolu: Bütün ekin ve ağaçları mahfeden bir dolu yağar.

Çekirgeler: Bulut halinde gökten gelen çekirgeler arta kalan bitkileri mahfeder.

Karanlık: Üç gün ve üç gece her yer karanlık olur.

İlk doğan erkeklerin ölümü: Mısır’da bütün ilk doğmuş olanlar (Behorlar) ölürler. Ölenlerin arasında Firavun’un oğlu da vardır.

Ancak tüm bu belalardan sonra, Firavun İsrailoğullarını serbest bırakmaya karar verir.

Son bela oluşacağı zaman, Tanrı Moşe’ye bütün İsrailoğullarının birer küçük kuzu kurban etmelerini, ondan akacak kanla evlerinin kapılarına işaret koymalarını ister. Böylece Tanrı bu işaretleri gördüğü her evi atlayacak ve o ev beladan korunacaktır.

Kurban kanını gördüğüm her kapıdan atlayacağım der (Pesah- Passover-Atlama).

Bu güne kadar bu atlayış (Pesah) nesillerce Tanrı’ya minnet duyarak ve imanla anılır, her yıl bu hikaye anlatılır.

Firavun oğlunu kaybetmenin acısıyla kıvranmaktadır. Moşe’yi ve Aaron’u geceyarısı saraya çağırır. “Git” der. “Tanrın halkımın üzerinden belaları kaldırsın, İsrailoğullarını al ve git.”



ÇIKIŞ
Yıl 2448’dir. Tarih 15 Nisan’dır.

Tanrı, İsrailoğullarına Mısırlıların zenginliklerini ve mücevherlerini, koyunlarını ve keçilerini de yanlarına almalarını emreder.

Tora, Yaakov’un Mısır’a gelişi sırasında İsrailoğullarının 70 kişi olduklarını yazar. Oysa 210 yıl sonra onlar oradan çıkarlarken 600.000 kişidirler. Bu sayıya kadın ve çocuklar dahil değildir.

Ekmeklerini yoğurmaya vakit bulamadıkları için mayasız pideler pişirirler. Bu olayın anısına Tanrı, 15 Nisan’dan itibaren 7 gün (İsrail haricindeki topraklarda 8 gün) Pesah bayramının kutlanmasını, matsa (hamursuz) yenmesini, fakat hamets (mayalı ekmek) ve mayalı yiyeceklerin yenmemesini emreder.

Pesah, özgürlük En önemli Yahudi bayramlarından olan kavramını Yahudilere ifade eden tek bayramdır.

3000 yıldan beri Yahudiye her zaman özgürlüğünü hatırlatır ve o sebeptendir ki bu bayramın diğer adı da “Özgürlük Bayramı”dır.

Yahudi aileler Pesah gecesi bir araya gelirler ve aynı sofrayı paylaşarak atalarının yaşadıkları bu öyküyü nesilden nesile aktararak tekrar tekrar hatırlarlar.

Bu bayramın farklı iki adı vardır. Pesah ve Hag ha Matzot.

Pesah 10 felaket sırasında, İsrailoğullarını belelardan uzak tutan mucizevi kutsal korunmayı anımsatır. “Tanrı, İsrailoğullarının evlerinin üzerinden geçti (Pesah).”

Bu olay daha sonraki dönemlerde, Bet Hamikdaş’ta kuzu veya keçi (bir yılını doldurmamış) kurban edilerek anılır.

“Hag ha Matzot” adı ise, bayram boyunca yalnız mayalanmamış undan ekmek (matsa) yenileceğini hatırlatmak için konmuştur.

Pesah çocuklar için özel bir kutlama haline getirilmiş. Pesah gecesi sofrada anlatılan öyküde Tanrı’nın mucizeleri babadan oğula aktarılmıştır.

“Bunu oğluna söylemeli ve anlatmalısın” diyen atalarımız, tüm çocuklara öğretilmesini mecbur kılmıştır.


Nisan 07, 2007, 10:09:07 ös
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3123
  • Cinsiyet: Bay

                   TAANİT BEHOROT


  Mısır'daki on belanın sonuncusu olan Behorların ölmesi anısına tutulan oruçtur.Bilindiği gibi bu bela sırasında Bene-Yisrael pesah korbanının kanını kapı pervazlarına sürmüş ve Tanrı bu evlerin üzerinden atlamıştı.Pasah da atladı anlamındadır.

Bu oruç Erev Pesah'ta tutulup akşam Pesah kiduşu ile kesilir. Bu oruç isminden de anlaşılacağı gibi yalnızca Behor erkekler tarafından tutulur.Ancak herhangi bir mitsva için yapılan yemekle bazı oruçlar bozulabilir.Örneğin Berit Mila 'dan sonra verilen yemek veya Talmud'un bir bölümünün öğrenilmesi bitiminde verilen yemek.Bu yüzden cemaatin Ravları belirli bir Talmud bölümünü öğrenmeyi bu günde bitirerek bir yemek verirler.Orada bulunan her Behor son bölümü dinledikten sonra orucunu bozabilir.



Nisan 07, 2007, 10:10:55 ös
Yanıtla #2
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3123
  • Cinsiyet: Bay

              MATSA VE HAMETS

Pesah haftası boyunca , Hamets yememek ve bulundurmamak gerekir. Bu yüzden, tüm ekmek, pasta, bira, v.s. – yiyecekler tüketilir veya satılır ve yalnız “kaşer Lepesah-Pesah için üretilen” ürünler satın alınır.Kalıntı hamets probleminden sakınmak için de , Pesah için özel kap kacak kullanılır.

Tora matsa yemenin 2 nedeninden bahseder. En bilineni Mısır’dan çıkışın sabahı , Yahudiler Mısır’dan aceleyle çıktıklarından, fırına verdikleri ekmeği kabarmadan yemeleridir.

Tora aynı zamanda ( Şemot-Çıkış 12:8 ) çıkıştan önceki gece de – İlk Pesah Seder’i – Yahudilerin matsa yediğinden bahseder. Bunun nedeni ,hametsin kabarmasından dolayı gururu , matsanın ise saflığı ve alçakgönüllülüğü temsil etmesidir. Tanrı’ya yakınlaşmak için, kişi kendi kişisel gururundan arınmalıdır. Bu yüzden biz de evimizden hametsi kaldırıyor ve aynı işlemi alçakgönüllülüğü elde etmek için davranışlarımıza da uyguluyoruz.

Pesah’tan bir gece önce, evimizde dikkatli bir hamets arayışında bulunuruz. Bu arama mum ışığında yapılır ve tüm aile için unutulmaz bir deneyimdir. Kalan hametsler de ertesi sabah yakılır veya Pesah haftası için Yahudi olmayan birine satılır. Satış yasaya uygun yapılmalı ve bir Rabiler’den bu konuda yardım istenmelidir.


Hamets

Hamets "kabarmış" demek değildir.Bir maddenin hamets olabilmesi için (Buğday,arpa,yulaf,çavdar,darı ) gibi tahıl maddelerinden herhangi biri veya bunların herhangi bir türevinin (un gibi) su ile temasa geçip bekletme süresinin 18 dak.yı aşmasıyla oluşur.Örneğin ekmek,makarna,bira ,viski ve diğer malt bazlı içecekler .

Hamets olan yiyecekler ev,dükkan,araba,vs.sınırları içinde bulunmamalıdır.

Pilav,kuru fasulye,mercimek gibi bazı hububat maddelerinin kullanılmamasının nedeni de yukarıda belirtilen tahıl maddeleriyle karışma ihtimalinin yüksek oluşundan kullanılmamalarının uygun görülmesidir.

Bedikat Hamets - Hametsin araştırılması.Mülkiyetimizde olan her yer 'hamets'den arındırılmalıdır. Aramaya başlamadan önce "Al Biur Hamets" berahası söylenir, tamamlanınca da bulup bulamadığımız hametsin bizim için değersiz olduğunu ilan ederiz.

Biur Hamets- Hametsin yok edilmesi . Bir gece önce bulunan hamets ertesi sabah Hametsin son yeme saatinden önce yakılır veya mülkiyetten çıkarılır.



Nisan 07, 2007, 10:13:03 ös
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3123
  • Cinsiyet: Bay

   KIZILDENİZ MUCİZESİ

Tora Pesah’la ilgili bahis sırasında,

“…(Pesah’ın) yedinci gününde kutsal toplantı olacak ve kiçbir iş yapmayacaksınız.” (23:8)

ifadesine yer verilmektedir. Pesah yedi günlük bir bayramdır. Fakat Diaspora’da[1] yaşayanlar bu bayramı sekiz gün olarak kutlarlar. Pesah ve diğer iş yapılmayan bayramlarda, Diaspora’da yaşayanların fazladan bir gün eklemelerinin sebebi, Yeni Ay’ın çıkışının Bet-Din tarafından ilan edildiği zamana dayanır. Merkez Yeruşalayim’den uzak yerlerle Roş Hodeş’in ilan edilebilmesi için atlı ulaklar yoluyla haberleşme sağlanırdı. Fakat bu yöntem, Roş Hodeş olması ihtimaline sahip iki günden hangisinin doğru olduğu konusunda hataya düşülmesine sebep olabileceğinden, bayramlar ikişer gün olarak kutlanmaya başlandı. Olası bir hatayı önlemek için Rabiler tarafından ön görülen bu uygulama günümüze kadar süregelmiştir.

Sukot’un son gününün aksine, Pesah’ın yedinci günü ayrı bir bayram değildir ve Pesah'’n bir parçası olarak kutlanır. Bu sebeple, kiduş sırasında ilk iki gün söylediğimiz “Şeeheyanu” berahası yedi ve sekizinci günlerde söylenmez.

Tora’da, Pesah’ın yedinci günü meydana geldiği “söylenen” tarihi bir olayla bağlantı kurulmamıştır. Fakat gerçekte, Mısır’dan Çıkış’ın yedinci günü, çok önemli mucizevi bir olaya sahne oldu.

Bene-Yisrael Mısır’ı, Paro’nun zorlamasıyla terk ettikten sonra, Mısır hükümdarı fikrini bir kez daha değiştirdi. Tüm ordusunu toparlayarak Bene-Yisrael’in arkasından gitti ve onları Yam-Suf (Sazlık Denizi – Kızıl Deniz) kıyılarında kıstırdı. Pesah’ın yedinci gününü kutladığımız bu günde, Tanrı Yam-Suf’u ikiye ayırdı ve Bene-Yisrael suların içinde kuru yerden geçti. Bene-Yisrael’i suların içinde de takip eden Mısır ordusu, bir anda üzerlerine kapanan suların içinde boğuldular. Bene-Yisrael bu şekilde Mısırlılardan tam olarak kurtulmuş oldu.

Bu olay, Pesah’ın yedici gününün bir bayram olarak kutlanması konusunda, çok uygun bir sebep olarak görülebilir. Fakat, aksine, bu günde Mısırlıların boğulmalarını kutlamak bir yana, Tora’da, Yam-Suf olayının çıkışın yedinci gününde gerçekleştiği belirtilmemiştir bile. Dünya tarihindeki böylesine bir olay neden Tora tarafından bir bayramın sebebi olarak belirtilmeyerek atlanmışıtr?

Sefer Atodaa, Tanrı’nın Bene-Yisrael’e vermiş olduğu bayramların tümünün, Yahudilerin kurtuluşları ile bağlantılı olduğunu yazar. Ancak Bene-Yisrael, düşmalarının felaketlerini bir bayram olarak kutlamaz. Tanrı, kötü insanların bile yok olmalarının kutlanmasını uygun görmez. Zira, her ne kadar Kendisi’ne karşı da gelmiş olsalar, o insanlar hala Tanrı’nın yaratmış olduğu çocuklarıdır. Yam-Suf’ta Mısır ordusunun yok olmasının, bayramın sebebi olarak kutlanmamasının sebebi budur. Mısırlıların ölümleri, kutlanacak bir olay değildir.

Ancak gözardı edilmemesi gereken bir durum vardır ki, o da, her şeye rağmen Bene-Yisrael için o gün büyük mucizelerin gerçekleştiği ve Halkın fiziksel bağımsızlıklarına tam olarak o günde kavuştuklarıdır. İşte bunlar, kutlamaya değer olaylardır.

Yılın belirli günlerinde Tanrı’yı yücelten şarkıların yer aldığı “Alel” duası okunur. Alel’in bazı bölümleri Roş-Hodeş gibi, daha az önemli sayılan günlerde atlanır. Fakat tüm bayramlarda Alel tam olarak okunur. Bunun tek istisnası Pesah’ın son iki günüdür. Bene-Yisrael bu mucizevi olayın ardından hep bir ağızdan şarkılar söylemişlerdi. Bunun anısına Alel duası okunur. Fakat yukarıda belirtilen sebep yüzünden, mutluluk tam olmadığı için Alel de tam olarak okunmaz. Çünkü Bene-Yisrael her zaman kurtuluşunu kutlar. Fakat düşmanın felaketi ile gelen mutluluk hiçbir zaman tam bir mutluluk değildir.

Midraş ve Yam-Suf
Ø Mısır Ordusu Bene-Yisrael’e yetiştiği zaman Tanrı iki topluluk arasına Onur Bulutları’nı yerleştirdi. Bu şekilde geceleyin Mısırlılar Bene-Yisrael’e zarar veremediler. Yakın temas sağlayamayan Mısır askerleri, oklarla Bene-Yisrael’e zarar vermek istedi, fakat bu oklar Onur Bulutları’nı geçemediler.

Ø Bene-Yisrael içinde üç farklı grup oluştu. Bir grup, teslim olarak Mısır’a dönmeyi teklif etti. Diğer grup, kalmanın ve özgürlük için savaşmanın daha uygun olduğunu öne sürüyordu. Üçüncü grup ise Tanrı’ya güvenilmesi gerektiğini ve denizin içine girildiği takdirde Tanrı’nın halk için mucize yapacağını belirtti.

Ø Bir insanın dualarının kabul edilebilmesi için, hareketleriyle Tanrı’ya bağlılığını ispat etmiş olması gerekir. Talmud’da belirtildiği üzere, bir insan yaptığı kötü her yanlış hareketle kendisine karşı olan bir kötü melek yaratılmasına sebep olur. Aynı şekilde, yapılan her doğru hareket, bir avukat meleğin yaratılışına sebep olur. Tanrı katında bir kişi hakkında bir karar verileceği zaman, savcı meleklerle avukat melekler arasında bir mücadele söz konusudur. Midraş’a göre savcı melek, kendisini ve yaratılış sebebini öne sürerek hakkında karar verilecek olan kişinin ters bir karar karşısında bırakılmasına gayret eder.

Bene-Yisrael içinde hala kurtuluşa inanmayanların oranı, hiç de küçümsenecek kadar değildi. Bu sebeple, özellikle Yam-Suf’ta kurtarılmaları için dua ettikleri zaman, bu duaların kabul edilmesi için çok az, reddedilmesi için ise çok sebep vardı. Bu sebeple Moşe, Tanrı’ya kurtuluş için yakardığı sırada, “Aşem Moşe’ye (şöyle) dedi : ‘Bana ne haykırıyorsun? Bene-Yisrael’e söyle devam etsinler!’ ” (Şemot 14:15)

Bene-Yisrael, böyle bir durumda soruna dua ile çare bulabilmekten çok uzaktı. Bu sebeple, Tanrı halktan, mucizeyi hak etmeleri için bir hareket bekledi. Bu bekleyiş boşuna değildi…

Ø Yeuda Kabilesi başkanı Nahşon Ben-Aminadav suya ilk giren kişi oldu. Onu tüm Yeuda Kabilesi izledi. Fakat suda bir hareket olmadı. Su boyunlarına kadar geldiği anda ise Yam-Suf mucizesi gerçekleşti.

Bu olay, insanın gayret göstermesi halinde, böylesine mucizevi olmasa bile Tanrısal yardımı alacağını gösterir. Yerinde oturup Tanrı’dan mucize beklemek, Yahudi felsefesiyle bağdaşmaz. Kişi, kurtuluşu haketmek için elinden gelen gayreti göstermelidir. Ancak bu şekilde ihtiyaç duyduğu yardıma kavuşacaktır.

Ø Yam-Suf içinde oniki tane koridor açıldı ve her koridordan bir kabile geçti.

Ø Sular Bene-Yisrael’in sağında ve solunda birer duvar gibi yükseliyordu fakat buna rağmen Tanrı onların içinden, böyle bir durumda insanın hissedeceği korkuyu aldı. Su duvarları, diğer kabilelerin de sorunsuz ilerlediklerini gösterecek şekilde saydamdı. Bu durum halka ek bir güven duygusu veriyordu.

Ø Bene-Yisrael’in bastığı yerler henüz iki dakika önce deniz olmasına rağmen kupkuru ve engebesizdi.

Ø Susayan biri elini duvara değdirdiği zaman, hemen taze ve serin, tatlı içme suyuna kavuşuyordu.

Ø Tanrı, her cezayı suçun işlendiğine benzer bir şekilde verir. Mısırlılar, Bene-Yisrael’in çocuklarını Nil Nehri’nde boğuyorlardı ve birçok çocuğun canından sorumluydular. Bunun karşılığı olarak Tanrı, Mısırlıların suda boğularak ölmelerine karar verdi. Yam-Suf olayının en önemli amacı Mısır Ordusu’nun bu cezayı almalarıydı.

Ø Bene-Yisrael denize girdikten sonra aradaki bulutlar kalktı ve Mısırlılar olayı gördüler. Mısır askerleri deniz üzerinde taptıkları en büyük putun şeklini gördüler. Bu görüntüyü Tanrı, Mısırlıların denize doğru korkmadan gelmelerini sağlamak için gerçekleştirdi. Gördükleri karşısında cesaretlenen Mısırlılar, tüm olayların kendi put tanrıları tarafından gerçekleştirildiğine inanarak, Bene-Yisrael’in ardından denize girdiler. Fakat Bene-Yisrael için sağlanan kolaylık onlar için geçerli değildi ve çamur içinde güçlükle ilerlediler.

Ø Yukarıda belirtildiği üzere, Yam-Suf’un açılmasının en önemli sebebi Mısırlıların Tanrı’nın istediği biçimde ceza görmeleriydi. Bene-Yisrael, yaygın olarak düşünüldüğü gibi bir kıyıdan girip, denizi geçerek karşı kıyıdan denizi terk etmedi. Açılan oniki koridor, sağa doğru birer yarım daire çizerek, aynı kıyıya çıkıyordu. Bene-Yisrael Yam-Suf’un karşı kıyısına değil, denize girdikleri kıyıya çıktılar.

Ø Tüm Mısır ordusu suya girdikten sonra, deniz eski haline dönmeye başladı. Askerler denizin en derin yerlerine savruldular. Mısırlılar arasında nispeten iyi olanların ölümü çabuk ve acısız gerçekleşti. Kötüler ise büyük acılarla öldüler. Deniz eski haline dönmeye başladığında Bene-Yisrael hala sudan çıkmış değildi ve mucize onlar için aynı şekilde sürmekteydi.

Ø Tora’da, “Sular döndüler ve (Bene-Yisrael’in) arkalarından gelen savaş arabalarını ve süvarileri ve Paro’nun tüm ordusunu örttüler, onlarda bir (kişiye) kadar (kimse) kalmadı.” (Şemot 14:28) denmektedir. Pasuktaki “bir kişiye kadar kimse kalmadı” ifadesi her ne kadar genelde, “Mısırlılardan bir kişi bile kalmadı” olarak tercüme edilse de, Midraş’a göre, “bir kişi hariç kimse kalmadı” anlamındadır. Bu kişi Tanrı’nın ihtişamını tümüyle gören ve en yüksek bir düzeyde teşuva yapan Paro’dan başkası değildi. Paro bu olayın ardından ülkesine dönmedi ve çeşitli yerleri dolaşarak insanlara yaşadıklarını anlattı ve Tanrı’yı tanıttı.

Ø “Mi Hamoha BaE-lim Aşem; Mi Kamoha Nedar Bakodeş… – Kuvvetler arasında kim Senin gibidir ey Aşem; Kim Senin gibidir, Kutsallıkta-En-Güçlü-Olan!…” (Şemot 15:11) Bu pasukta, “Senin gibi” anlamında iki kelime vardır: “Hamoha” ve “Kamoha”. Midraş’a göre bu cümle ölmek üzereyken Paro tarafından söylenmiştir. Boğulmakta olduğu için boğazına giren sular, “Kamoha” kelimesini düzgün söyleyememesine sebep olmuş ve “K” harfi gerektiği gibi çıkmamıştır. Bu cümlenin başında boğulmakta olan Paro, yaptığı teşuva sebebiyle Tanrı tarafından sulardan kurtarılmış ve cümlenin devamını rahatça söyleyebilmiştir.

Ø Yam-Suf’un açılışı sırasında tüm Bene-Yisrael peygamber düzeyine erişmiştir. Sanki daha önceden prova yapmışçasına hepsinin ağzından aynı sözlerle bir şarkı dökülmüştür. Bu şarkı “Şirat Ayam – Deniz Şarkısı” (Şemot 15:1-19) olarak adlandırılır ve günlük Şahrit dualarının bir parçasıdır. Bu şarkı çok derin anlamlar taşır ve birçok semboller ve ipuçları ile süslüdür.



Nisan 07, 2007, 10:15:05 ös
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3123
  • Cinsiyet: Bay

     HAD GADYA ŞARKISI

Seder sona ermiştir. Tam arkanıza yaslanıp, Pesah gecesini gerektiği gibi geçirmiş olmanın rahatlığıyla keyif yapmayı beklediğiniz bir anda, içtiğiniz dört bardak şaraptan kaynaklanan hafif uykunuzdan, bir anda masa etrafındakilerin neşeli ve yüksek bir sesle söylemeye başladıkları geleneksel şarkıyla silkinirsiniz: “Had Gadya – El Kavretiko” Kendi kendinize, “Gecenin bu saatinde, sederden sonra durup dururken bu çocuk şarkısını acaba niye söylüyoruz?” diye düşündüğünüz olmuştur. Pesah gecesi neredeyse tüm Yahudi evlerinde değişik müzik ve dillerde herkesin söylediği bir şarkı var ve nedense kimsenin bu şarkının Pesah’la ne ilgisi olduğuna dair en ufak bir fikri bile yok! Bu, gerçekten düşündürücü bir durumdur. Acaba “El Kavretiko”, yuvalarda çocuklara öğretilen “damdan düşen bir kurbağa titretti kuyruğunu vs.” diye devam eden sonsuza yakın bir tekerlemenin başka bir çeşidi midir gerçekten? Yoksa dört bardak şarabın etkisini ölçmek amacıyla kendi kendimizi test etme amacını mı taşımaktadır? Ya da, Pesah gecesine özel bir şarkı olmasından kaynaklanarak, “El Kavretiko”nun daha derin anlamları da mevcut mudur?

Gelin önce şarkıya yüzeysel olarak bir göz atalım. Had Gadya’nın on tane maddesi vardır:

1. Babam bana, iki levanim[1] vererek bir oğlak aldı.

2. Ve kedi geldi, ve babamın bana, iki levanime aldığı oğlağı yedi.

3. Ve köpek geldi, ve babamın bana iki levanime aldığı oğlağı yiyen kediyi ısırdı.

4. Ve sopa geldi, ve babamın bana iki levanime aldığı oğlağı yiyen kediyi ısıran köpeği dövdü.

5. Ve ateş geldi, ve babamın bana iki levanime aldığı oğlağı yiyen kediyi ısıran köpeği döven sopayı yaktı.

6. Ve su geldi, ve babamın bana iki levanime aldığı oğlağı yiyen kediyi ısıran köpeği döven sopayı yakan ateşi söndürdü.

7. Ve inek geldi, ve babamın bana iki levanime aldığı oğlağı yiyen kediyi ısıran köpeği döven sopayı yakan ateşi söndüren suyu içti.

8. Ve şohet geldi, ve babamın bana iki levanime aldığı oğlağı yiyen kediyi ısıran köpeği döven sopayı yakan ateşi söndüren suyu içen ineği kesti.

9. Ve Malah Amavet[2] geldi, ve babamın bana iki levanime aldığı oğlağı yiyen kediyi ısıran köpeği döven sopayı yakan ateşi söndüren suyu içen ineği kesen şoheti öldürdü.

10. Ve Kutsal Ve Mübarek Olan (Tanrı) geldi, ve babamın bana iki levanime aldığı oğlağı yiyen kediyi ısıran köpeği döven sopayı yakan ateşi söndüren suyu içen ineği kesen şoheti öldüren Malah Amavet’i öldürdü.

Had Gadya şarkısının tam olarak anlamı yukarıdaki gibidir. Ve gerçekten de insan, bu sözlere bakarak, bunun bir çocuk şarkısından başka bir şey ifade etmemekte olduğu fikrine kapılabilir. Hele Pesah bayramı ve Mısır’dan Çıkış’la hiçbir bağlantı kesinlikle görülmemektedir. Fakat her bir madde, tarihe dönemlerde hükmetmiş çeşitli krallıkları simgelemektedir. Bunlar sırasıyla şöyledir:

1. Yaratılış’tan önce Tanrı.

2. Nimrod’un krallığında (Avraam dönemindeki) Babil Krallığı

3. Mısır Krallığı

4. I. Bet-Amikdaş’ın yıkılışına kadar Bene-Yisrael

5. Nevukadnetsar’ın yönetimindeki Babil İmparatorluğu

6. Pers ve Med Krallıkları

7. Yunan ve Makedonya İmparatorlukları

8. Roma İmparatorluğu

9. Maşiah

10. Tanrı

Şimdi bu simgeleri biraz daha detaylı bir şekilde inceleyeceğiz:

“Babam bana, iki levanim vererek bir oğlak aldı.”

Tanrı, her şeyi yaratmadan önce tek başına idi. Bu açıdan ilk “krallık” Tanrı’ya aittir. Avraam Avinu, “Baba”nın (Tanrı) iki levanim vererek “satın aldığı”, “kavretiko”dur. Bir şey satın aldığınızda, verdiğiniz para aldığınız malın tam karşılığıdır. Avraam Avinu’nun değeri “iki levanim”e eşittir. Bu iki para birimi yeryüzü ve gökyüzüne denk gelir. Avraam Avinu Tanrı’yı tanıyan ilk kişi olduğu ve dünya Tanrı’nın Onuru adına yaratıldığı için, yeryüzü ve gökyüzü Avraam Avinu için yaratılmış gibidir. Böylece Avraam, yaratılışın hem temeli hem de amacıdır. Bu amaç insanın Yaratıcısı’nı tanımasında gizlidir.

“Ve Kedi geldi, ve oğlağı yedi…”

Bizim İspanyolca olarak söylediğimiz şarkının orijinali Aramcadır ve “kedi” kelimesinin Aram dilindeki karşılığı “Şunra”dır. Tanrı dünyayı yaratıp, geri plana çekilerek insanların hakimiyetine bıraktığında, tüm insanlık üzerinde gücünü hakim kılan güç Babil krallığı oldu. Tora’da Babil Kulesi’nin inşası ile ilgili bölümde, Kral Nimrod tarafından inşası emredilen kule için, tüm insanlığın “Şinar Diyarı”nda toplandığı belirtilir (Bereşit 11:2). Şinar, dönemin Babil Krallığı’nın başkenti idi. Şehre bu adın verilmesinin bir başka sebebi de, Kral Nimrod’un “Sone Ra – Kötü ve Nefret Dolu” olarak tanımlanmasıdır. Nimrod Tanrı’dan ve O’nun dünya üzerindeki temsilcisi Avraam’dan nefret ediyordu. Midraş’a göre, Nimrod kendisini tanrı ilan etmişti ve bu fikre karşı çıkan tek kişi olan Avraam’ı ateşin içine atmıştı. Bu şekilde “Şunra-Kedi”, “Gadya- Oğlak”ı yedi. Daha doğrusu yediğini düşündü. Fakat Avraam mucize sonucu ateşten sağ olarak çıktığında, artık Nimrod’un “tanrı” olduğu düşüncesi tümüyle zedelenmiş oldu.

“Ve Köpek geldi, ve kediyi ısırdı…”

“Tıpkı bir köpeğin kendi kusmuğuna dönmesi gibi, bir aptal da aptallığına döner.” Bir aptalın dönüp dolaşıp aynı hataları durmadan tekrarlamasına, dönemin mutlak süper gücü Mısır’ın kralı Paro’dan daha büyük bir örnek olamaz. Mısır üzerine ardı ardına gelen belalara rağmen, Paro hatasını düşüncesizce ve aptalca davranarak tekrarladı. “Köpek”, Babil’in “kedisi”ni ısıran Mısır Krallığı’nı simgelemektedir. Kendisinden önce geniş topraklara hakim olmuş olan Babil Krallığı karşısında Mısır, medeniyeti ve zenginliğiyle çok üstün bir konumdaydı. Fakat hiçbir zaman bu iki krallık muharebe meydanında karşı karşıya gelmemişti. Bu sebeple köpek kediyi sadece “ısırdı” fakat “yiyemedi”.

“Ve Sopa geldi, ve köpeği dövdü…”

Sopa, Moşe’nin Mısırlılar üzerine belaları getirirken kullandığı “Tanrı’nın Asası”dır. Moşe bu asayı kullanarak Mısır’ı vurdu. Yılana dönüşerek Mısırlı sihirbazların asalarını yiyen, Nil üstüne yükselerek sularını kana çeviren ve Paro’nun tüm ihtişamını sıfıra indiren asa işte buydu. “Sopa”, dünya üzerinde etkin olan dördüncü krallığı, Yisrael Krallığı’nı simgeler. Yisrael, I. Bet-Amikdaş’ın inşa edildiği Şelomo Ameleh döneminde ihtişamının doruğuna ulaştı. Fakat “asa Yeuda’dan ayrıldığı” zaman (Bereşit 49:10), Yisrael, Tanrı’dan uzaklaştığı zaman… ateş geldi.

“Ve Ateş geldi, ve sopayı yaktı…”

Bene-Yisrael Tora yolundan saparak günah işlemeye başlayınca, göklerden kaynaklanan bir ateş belirdi. Bet-Amikdaş’ta, Bet Kodeş Akodaşim’i ayıran perde olan Parohet üzerinde ateşten bir aslan görüldü. Bu ateşten aslan, Babil İmparatoru Nevukadnetsar’dan başkası değildi. Nevukadnetsar, Yisrael’i hakim kılan “asa”yı ateşiyle yaktı. Babil İmparatoru, Tanrı’nın, Bene-Yisrael’i cezalandırmakta kullandığı bir araçtı. Bir zamanlar, dünyanın dört bir köşesinden insanların görmek için geldiği Bet-Amikdaş, tüm ihtişamı ile birlikte yakıldı; Bene-Yisrael köle olarak sürgüne gitti. Fakat ateş, su ile söndürülecekti…

“Ve Su geldi, ve ateşi söndürdü…”

Dünya üzerinde hakimiyetini kabul ettiren altıncı güç, servetin ve zenginliğin denizin suları kadar bol olduğu Pers ve Med İmparatorluğuydu. Peygamber Yermiyau, Babil İmparatorluğu’nun sonun getiren Persleri tanımlarken şu sözleri kullanır: “Onların sesleri denizin dalgalarının sesi gibi kükreyecektir.” Pers İmparatorluğu zamanında, Yisrael’in asasını yakan ateş sönmüş, ve Bene-Yisrael tekrar topraklarına dönerek II. Bet-Amikdaş’ı kurmuştur.

“Ve İnek geldi, ve suyu içti…”

Midraş’a göre, Bene-Yisrael haricindeki her milletin kaderi astrolojik hareketlerle bağlantılıdır. Taurus (boğa) Tanrı tarafından Yunan-Makedon İmparatorluğu’nun kaderini belirleyen burçtur. Yahudi felsefesinde Eski Yunan, manevi karanlıkla eşdeğerdedir. Yunanlılar, Bene-Yisrael’in gözlerini, Tanrı ile aralarındaki bağı, altın buzağı günahı ile ihlal ettiklerine inandırarak boyamak istediler. Bene-Yisrael’i kendi tanrılarına tapınmaya zorlarken, onları “bir boğa boynuzuna, Yisrael’in Tanrısı’nda hiçbir paya sahip olmadığınızı yazın” diyerek aşağılıyorlardı. Makedonya İmparatorluğu, Pers İmparatorluğu’nu ezip geçti ve böylece, Yunan öküzü, Pers suyunu yudum yudum içmiş oldu…

“Ve Şohet geldi, ve ineği kesti…”

Makedonya, gelmiş geçmiş en kanlı İmparatorluk olan “kasap” Romalılar tarafından yok edildi. Hiçbir halkın sicili Romalılar kadar kanlı değildir. Astrolojik sembolü “kızıl gezegen” Mars tarafından yönlendirilen Romulus Krallığı, doğduğunda her tarafı “kızıl” kıllarla örtülü olan Esav’ın manevi torunu sayılır. Roma, maddiyatçı dünyanın gücünü simgeler. “Bu dünyaya” ait olan her türlü fiziksel kavram, Roma’nın kişiliğinde bütünleşir. Maneviyatı hiçe sayan Roma İmparatorluğu, kültürel mirasçıları yardımıyla günümüz dünyasının da hakimidir.

“Ve Malah Amavet geldi, ve Şohet’i öldürdü…”

Maşiah’ın gelişine çok az kala, dünyada inanılmaz bir kargaşa yaşanacağı belirtilir. Her şey alt üst olacaktır. İnsanların davranışları olması gerektiğinin tam aksi yönde gelişecektir. Yaşlılar gençlerin önünde eğilecek, çirkinlik, güzellik olarak sunulacak, güzel olan ise, iğrenç olarak damgalanacaktır. Barbarlık geçerli kültür olarak tanımlanacak, gerçek medeniyet ise değersiz sayılarak yok edilecektir. Tüketicilik ve maddi zenginlik için duyulan istek sınırsız bir şekilde artacak, bu duyguların tatmini ise gittikçe imkansızlaşacaktır. Fakat Esav/Roma/Maddiyatçılık Krallığı öylesine büyüyecek ki kendi kendisini yiyecek ve zayıflayacaktır. Bu boşlukta, David’in soyu tekrar yeşerecek ve toz toprağın içinde büyüyen çiçek misali kendini kabul ettirecektir. Üç tane karmaşa savaşı gerçekleşecek ve sonunda gerçek krallık yönetimi ele alacaktır: Maşiah Krallığı.

“Ve Kutsal ve Mübarek Olan geldi, ve Malah Amavet’i öldürdü…”

Dünya tarihinin son bölümünde, Tanrı dünya üzerindeki manevi zehiri tamamen silecektir. İnsanı günah işleme yolunda teşvik eden ve Ölüm Meleği ile simgelenen Yetser Ara’yı yok edecektir. Ardından her yüzdeki gözyaşlarını silecek ve yönetimi tekrar üstlenecektir. Böylece başlangıçtaki noktaya geri gelinerek daire tamamlanacaktır. Bunun sonucu olarak da mutluluk, bir annenin çocuklarıyla sevinmesi misali, dünyaya hakim olacaktır.

Had Gadya… El Kavretiko.. Seder’in ardından bizleri uykuya uğurlayan hoş bir çocuk şarkısı. Öyle bir ninni ki… Dünya tarihini, zamanın başlangıcından sonuna kadar olan her anını kapsayan basit (?) bir ninni…



[1] Levanim : Eski bir para birimi

[2] Malah Amavet : Ölüm Meleği


Mayıs 07, 2013, 01:21:45 ös
Yanıtla #5
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3082
  • Cinsiyet: Bay

En kısa zamanda okuyacağım. 8)
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Mayıs 07, 2013, 02:15:53 ös
Yanıtla #6
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3082
  • Cinsiyet: Bay

Okudum bayağıda karışık geldi.

Alıntı
Makedonya, gelmiş geçmiş en kanlı İmparatorluk olan “kasap” Romalılar tarafından yok edildi. Hiçbir halkın sicili Romalılar kadar kanlı değildir. Astrolojik sembolü “kızıl gezegen” Mars tarafından yönlendirilen Romulus Krallığı, doğduğunda her tarafı “kızıl” kıllarla örtülü olan Esav’ın manevi torunu sayılır. Roma, maddiyatçı dünyanın gücünü simgeler. “Bu dünyaya” ait olan her türlü fiziksel kavram, Roma’nın kişiliğinde bütünleşir. Maneviyatı hiçe sayan Roma İmparatorluğu, kültürel mirasçıları yardımıyla günümüz dünyasının da hakimidir.

Şu anki maneviyatçılığı  yok sayan , kültürel mirasçılar kimler ?



Teşekkürler Sayın shemuel ;  Saygılar
« Son Düzenleme: Mayıs 07, 2013, 02:18:53 ös Gönderen: NOSAM33 »
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
19699 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 20, 2010, 01:54:27 ös
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
19917 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 02, 2010, 04:54:16 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2670 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 03, 2010, 05:43:27 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2768 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 05, 2010, 07:53:57 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3035 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 10, 2010, 12:20:41 ös
Gönderen: Mozart
9 Yanıt
5570 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 05, 2011, 01:21:35 öö
Gönderen: khanjar
5 Yanıt
4625 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 19, 2011, 08:12:42 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1987 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2013, 04:21:46 ös
Gönderen: karahan
0 Yanıt
1491 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 14, 2013, 11:29:12 ös
Gönderen: Etimolog
0 Yanıt
1416 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 16, 2013, 01:46:21 öö
Gönderen: Etimolog