Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Komplocu gazetesi'nin sözde belgesi ve psikolojik harp  (Okunma sayısı 17813 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 27, 2009, 03:45:27 ös
Yanıtla #40
  • Ziyaretçi

Bazı insanların gülen cemaatinden veya akp den rahatsız olması normaldir.Ben de hükümetten memnun değilim.Ayrıca gülen cemaati başta olmak üzere bütün cemaatlere karşıyım.Canım ülkemin topraklarında yaşayıp Ulu önderimizi karalamalarına tahammül edemiyorum.Fettullah Gülen ve cemaatini hep merak etmişimdir.Dünyanın her ülkesinde okulları olan Ülkemizin hemen hemen herşehrinde yurtları,dershaneleri,evleri olan bir cemaat.Bir imamın nasıl oluyorda bu kadar güçlü bir malvarlığı olabiliyor anlayamıyorum.Müritlerinin efendisi,milletin efendisi olamaz.Kendisi yasaklıdır ve ülkemize gelememektedir.Yasaklanma gerekçesi irticadır.
Emekli Hakim Ü.Kardaş e-muhtıradan ötürü Büyükanıtın yargılanmasını istemiş.Ben katılmıyorum.
TSK Mustafa Kemal'in ordusudur.TSK dış güvenliğimizi sağlamakla birlikte iç huzurumuzu da sağlamakla yükümlüdür.TSK Laik Cumhuriyetin temel koruma unsurudur.Büyükanıt E muhtıra yayınlamamıştır bence.Her zaman tekrarlanan konulara değinmiştir.Hata yazıda değil zamandadır.Saat dilimindedir.Söz konusu Laiklik,Cumhuriyet ise diyor Tarafız diyor.Bunun neresi muhtıra? Bunları Harp Akademi açılışlarında,Devri teslim törenlerinde bir çok yerde söylüyorlar.Sadece Askerimiz değil,yargı temsilcileri de,rektörlerde söylüyor.Onlarda darbeci o zaman.
Şunuda belirtmek isterim ki asla ve asla darbe yanlısı değilim.Geçmişte yaşanan darbelerin sonuçları ortadadır.Askerin de siyasete girmesini asla doğru bulmam ama askerinde bir insan olduğunu bu ülkede yaşadığını bu havayı teneffüz ettiğini ve haliyle olmazsa olmazlara el uzatıldığında konuşma hakkını kendinde bulmasını normal karşılarım.
Bu belge veya kağıt parçası denilen evrak Askeri Mahkeme tarafından yoktur denildi.Sonuçlandırıldı.Konu sivil yargıya girdi.Gerekni araştırsınlar sonucu biz de görelim.Ordumuz ciddi anlamda birileri tarafından yıpratılıyor.Aynı gazeteler nedense sürekli ordu üzerinden oynuyor oyununu.Ben Böyle bir belgenin Ordumuz tarafından hazırlanacağına inanmıyorum.Ordumuz bitirmek isteseydi zaten şimdiye kadar bitirirdi.F.Gülenin nerede kaldığı belli.Finansörleri belli yani herşeyi belli.


Haziran 27, 2009, 04:12:01 ös
Yanıtla #41
  • Ziyaretçi

Şunu anlayamıyorum.Bugüne kadar bu ülkede bu kadar Laiklik ve cemaatler tartışılmamış ve isimleri birileri tarafından bu kadar açık savunulmamıştır.80 den bugüne asker hükümet tartışmaları yoktu ama ne hikmetse son 7 yıldır müthiş tartışılıyor.Sorunu askerde sivil toplum örgütlerinde arayanlar ne için kendilerinde aramıyorlar?
Ateşi yakanlar dumanında başkalarını boğmak istiyorlar anlayamıyorum.


Ekim 24, 2009, 03:14:15 ös
Yanıtla #42
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

Evet iş döndü dolatı Komplocu Gazetenin Sözde Belgesi "Kağıt Parçası"nın aslında sözde değil özde bir belge olduğu ve bir kağıt parçası değil gerçekten de imzalı mimzalı bir belge olduğunun ispatına geldi. Bugünkü Hürriyetin başlığı "ŞOK MEKTUP ISLAK İMZA" idi. Hani komplocu gazetenin dediklerine itimat etmiyoruz. Bakalım Hürriyetin haberine;

Islak imza Dursun Çiçek’in el ürünü

Murat KAZANCI / İSTANBUL

 Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek’in hazırladığı öne sürülen ve kamuoyunda “AK Parti ile Gülen’i bitirme planı” diye bilinen belgenin aslının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği ortaya çıktı.

Dün Albay Çiçek’in ıslak imzasının aslının savcılığa ulaştırıldığına ilişkin haberler tüm televizyonlarda yer aldı. Haber üzerine, Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz, Fikret Seçen, Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı ve Olcay Seçkin ile birlikte basın toplantısı düzenleyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, “Soruşturma gizli, bende böyle bir bilgi yok” diye açıklama yaptı.

Hürriyet ulaştı

Ancak Hürriyet’in ulaştığı kaynaklara göre bir subay, 10 gün önce 5 sayfalık bir mektupla “AK Parti ile Gülen’i bitirme planı”nın orijinal belgesini gönderdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ihbar mektubunu değerlendirerek, ‘İrtica ile Mücadele Planı’ diye bilinen belgedeki ıslak imzanın, Dursun Çiçek’in imzasıyla karşılaştırılması için Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. Adli Tıp incelemenin ardından 3 gün önce 3 uzmanın imzasını bulunan bilirkişi raporunda, “Belgedeki ıslak imza Albay Dursun Çiçek’in el ürünüdür” denildi. Bu gelişmeden sonra Albay Dursun Çiçek’in İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nda yeniden ifadesine başvurulabileceği bildirildi.

Karargâhta panik

İstanbul Başsavcılığı’na gönderilen 5 sayfalık mektupta şu iddialara yer verdi:

“Genelkurmay içerisinde Dursun Çiçek’in çalışmış olduğu Genelkurmay Harekât Başkanlığı Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nda olayın ortaya çıkmasının ardından büyük panik yaşandı. Birçok bilgi, belge, evrak ve bilgisayarlar kayıtları imha edildi. Bilgi Destek Daire’nde içinde orjinal belge arandı. Bulamayınca ‘Birisi imha etmiştir’ diye düşünüldü. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a da bu şekilde bilgi verildi. Belgenin bulunamaması üzerine dairede görev yapan subay ve astsubaylar cezalandırılarak başka yerlere tayin edildi”

Başbuğ bulun demişti

Albay Çiçek’in hazırladığı belgeyle ilgili ilk haber Taraf Gazetesi’nde 12 Haziran’da yayınlanmıştı. ‘AK Parti ve Gülen’i Bitirme Planı’ başlıklı belgenin fotokopi olması tartışmalara yolaçmış, ıslak imzalı orijinal belge ortaya konulamadığı için Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, “Kâğıt parçası” diye nitelendirmişti. Başbuğ yaptığı açıklamada, sahte olduğu söylenen belgeyi hazırlayanların da bulunmasını istemişti.

----

Bir de "komplocu gazete" cenahından bakalım olaya

Taraf’ın ortaya çıkardığı “İrticayla Mücadele Eylem Planı” adlı belgenin ıslak imzalı orijinal hali Genelkurmay Başkanlığı Karargahında görevli bir subay tarafından Ergenekon savcılarına ulaştırıldı. Belge bir ay önce, ekli bir ihbar mektubuyla birlikte savcılığa gönderildi.

Savcılığa gönderilen belge, Taraf’ın 12 Haziran 2009’da ortaya çıkardığı dört sayfalık “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın orijinal hali. Belgenin aslına ulaşmayı başaran ve imha edilmesini önleyen rütbeli subay, belgeye bir de ihbar mektubu ekledi. İhbar mektubunda, belgenin altında imzası bulunan Kurmay Kıdemli Albay Dursun Çiçek’in görev yaptığı 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü ve Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nda tüm evraklar ve bilgisayar kayıtlarının imha edildiği de belirtildi. İhbar mektubunda ayrıca Albay Dursun Çiçek’in evininin de göstermelik olarak arandığı vurgulandı.

Karargâhta temizlik yapılmış
Planın hazırlığına 2008 yılının sonunda, emir komuta zinciri içerisinde başlandığına, son şeklinin ise nisan ayında verildiğine dikkat çekilen ihbar mektubunda, bu tarihten sonra belgede öngörülen planların uygulanmaya başlanacağı belirtildi.

İhbar mektubunda, belgenin Taraf gazetesinde yayımlanmasının hemen ardından bir ekip kurulduğu, bu ekibin de belgenin hazırlandığı daire ve şubelerdeki tüm bilgisayarları kontrol ettikleri ve bilgisayarların hard disklerinin temizlendiği de iddia edildi. İhbar mektubunu yazan subay, bilgisayar hafızalarının, “kildisk” adlı bir programla bilgilerin bir daha geri dönülmez şekilde silindiği notunu da düştü.

Jet hızıyla takipsizlik kararı
Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığınca belge ile ilgili yürütülen soruşturma, “Böyle bir belgenin
olmaması ve fotokopideki imzanın Dursun Çiçek’e ilişkin delil bulunmaması” nedeniyle takipsizlikle sonuçlanmıştı. Askeri Savcılık, konu hakkında adliye mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermişti.  Soruşturma dosyasının gönderildiği adliye makamlarına, Askeri Savcılık tarafından alınarak gönderilen Dursun Çiçek’in ifade belgesinin altına, Çiçek’in ilk defa farklı bir imza attığının ortaya çıkması ise şüpheleri artırmıştı.

Belgenin başkaları tarafından ofise bırakıldığı yönünde söylentiler üzerine de basına, belgenin ele geçirildiği avukatlık bürosunda yapılan aramaların hukuka uygun bir şekilde yapıldığını gösteren kamera kayıtları yansımıştı.

Serbest bırakıldı, taltif edildi
Belgeyle ilgili tutuklanan Albay Dursun Çiçek ise yapılan itiraz üzerine mahkemede yapılan hakim
değişikliğiyle, 24 saat cezaevinde kalmadan dışarı çıkartılmıştı.

Belgeyle ilgili bir ilk de Askeri Şurada yaşanmış, Albay Dursun Çiçek’in terfi edilmemesi üzerine, Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinden ilk kez bir albayla ilgili açıklama yapmıştı. Yapılan açıklamada Çiçek’in terfi sırasının gelmediğine vurgu yapılmıştı.

Tüm bu tartışmalar yaşanırken, Taraf Albay Dursun Çiçek’in başında bulunduğu 3. Bilgi Destek Şubesi’nin lağvedildiğini, yerine de Genelkurmay Başkanlığı Özel Sekreterliği’ne bağlı olarak çalışacak bir birimin oluşturulduğunu duyurdu. Dursun Çiçek‘in içinde bulunduğu bu birim, karargahta çok güvenilir 10 isimden oluşuyordu.

Başsavcı ‘Soruşturma gizli’ dedi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin dün konuyla ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 

Engin, “Soruşturma gizli. Ben de belgenin gelip gelmediği yönünde bilgi yok” dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı da, adliye çıkışında gazetecilerin bu yöndeki sorularını yanıtladı. Konuyla ilgili düşüncesi sorulan Çolakkadı, “Bilmiyorum. Ben de televizyonlarda gördüm. Bir aydır izindeyim. Gelse de zaten bilgi veremem“ karşılığını verdi.

1- AKP İÇİNDEKİ AJANLAR HAREKETE GEÇİRİLECEK
Planın AKP’yle ilgili bölümü şu çarpıcı cümle ile bitiyordu: AKP mensubu kilit haberleşmecilere kamuoyuna çelişkili açıklamalar yaptırılarak, parti hükümet içerisinde ciddi anlaşmazlık ve bölünmeler yaşanıyormuş şeklinde algılanması sağlanacaktır.

2- ERGENEKON SANIĞI OLAN SUBAYLAR SAVUNULACAK
Ergenekon Davası’nda sanık konumundaki emekli ya da
muvazzaf askerlere sahip çıkılacağı belirtilen planda “Sözkonusu TSK personelinin masum olduğu, irticayla etkin şekilde mücadele ettikleri için üzerlerine iftira atıldığı şeklinde haberler yaptırılacak, gerekli hassasiyet sağlanacak” deniyor.

3- MİLLİYETÇİ PARTİLERİN TABANI GENİŞLETİLECEK
Ermenistan ve Yunanistan ile ilişkilere de değinen planda, ili ülke ile ilgili kamuoyunda tepki uyandıracak haberlere yazılı ve görsel medyada sürekli yer verilmesi hedefleniyor. Amaç şöyle anlatılıyor: Milliyetçi partilerin bu şekilde tabanı genişletilmeli. AKP kamuoyunda zora düşmeli...

4- KURTLAR VADİSİ’NİN İMAJI KİRLETİLECEK
Ordunun eylem planında Kurtlar Vadisi, Kollama ve Tek Türkiye benzeri dizilerin kamuoyunu yanlış yönlendirdiği ifade ediliyor: “Bu diziler hakkında olumsuz haberler yaptırılarak her üçünün de kamuoyundaki güvenilirliğinin yitirilmesi sağlanmalıdır.”

‘Şu an elimizde olan bir kâğıt parçasıdır’
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 26 Haziran 2009’da düzenlediği basın toplantısında Taraf’ın ortaya çıkardığı, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” için “kâğıt parçası” ifadesini kullanmıştı.

Başbuğ şöyle konuşmuştu: “Şu anda elimizde olan hukuki anlamda bir kâğıt parçasıdır. Bu durumda bugün biz bu kağıt parçasının birileri tarafından TSK’yı yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığını değerlendirmekteyiz. Bu kağıt parçasının kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkartılması görevi ise devletin istihbarat birimleri ile yargı organlarına düştüğünü bildiriyor ve bunu istiyoruz.

‘TSK darbecileri barındırmaz’
Daha önce de söylediğim gibi TSK demokrasi ve hukuk ilkelerine bağlı ve saygılıdır.

Bu ilkelere aykırı düşünce içinde olan ve davranışlar içinde bulunan personeli TSK bünyesinde barındırmaz. Bunu kim söylüyor, bunu Anayasamızın 117. maddesine göre TSK’nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı ben söylüyorum. Artık TSK’nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı’nın bu ifadesi en büyük teminattır. Daha bunun dışında başka şeyler aranmasının anlamını anlamıyorum.
Bütün bu söylemlere rağmen TSK ile artık hiçbir haklı neden ve haklı bir gerekçeye dayanmadan, çeşitli nedenlerle ve çeşitli şekillerde darbe ve muhtıra söylemlerinde bulunanların iyi niyetli olmadıklarını, halkımızın da artık bu söylemlerden usanmış olduğunu düşünüyorum.

Asimetrik savaşmış...
Onun için TSK’nın komutanı olarak açıkça söylüyorum ki; artık TSK üzerinden elinizi çekiniz. TSK üzerinden kendinizi siyasi tanımlama düşüncesinden ve gayretlerinden vazgeçiniz. TSK’ya karşı medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekat yürütmeye son veriniz.”

---

Haydi hayırlı olsun... 


Ekim 24, 2009, 09:19:17 ös
Yanıtla #43
  • Ziyaretçi

Albayın  kabahatinin  Habur 'dan  alınan  katil  teröristlerden  daha  büyük  olduğunu  düşünmüyorum...


Ekim 25, 2009, 12:58:34 öö
Yanıtla #44
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ozak1977,

Birinin kabahatini başka birinin kabahati ile örtmeye çalışmanızı sizin gibi birine yakıştıramadığımı üzülerek belirtmek isterim. Yine üzülerek ve de özür dileyerek belirtmeliyim ki tepkiniz oldukça duygusal ve biraz da çocuksu buldum.

Hoşumuza gitsin veya gitmesin kabahati yapan kişi yakınımız olsa bile kabahatini örtme şansımız ne yazık ki yoktur.

Suç ortaya çıkınca, başkası da suç işledi bunda ne var (ne olacak) diğeri daha suçlu demek o suça iştirak etmeye benzer.  O suçu saklayan, öven veya birlikte planlayan herkes aynı suça ortak olmuş olur.

Lütfen, akıl ve bilimle icra ettiğiniz mesleğiniz  gibi olaylara bakınız ve  değerlendiriniz.

Yorumumu  sizi incitmek amacıyla  yazmadığımı belirtmek isterim. Aksini düşünmeniz durumun da bu yorumun silinmesini forum yönetiminden talep edebilirim.


Saygılarımla,


« Son Düzenleme: Ekim 25, 2009, 01:05:20 öö Gönderen: dogudan »


Ekim 25, 2009, 07:10:59 öö
Yanıtla #45
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 180
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ozak1977

Albayın kabahatinden diyorsunuz acaba bu kabahat nedir

Ülkesini sevmek mi ?

İrticaya karşı durmak mı ?

Atatürk ilke ve İnkilaplarına bağlılık mı ?

Yada çamur atanların çamur topuna maruz kalması mı ?

Sadece diye bileceğim tek şey iddia makamı TARAF ' lı gazete okuyor.


Ekim 25, 2009, 03:04:38 ös
Yanıtla #46
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 211
  • Cinsiyet: Bayan

Sayın semsin ,

Aşağıdaki iletinizde "Atatürk İlke ve İnkilapları" derken dönüşüm ve devrimlere atıf yaptığınız anlaşılmakla beraber , çok önemli bulduğum bir teknik hata söz konusu. Mesajınızda sözcüğü "İnkilap" şeklinde kaydetmişsiniz ancak -i ile yazıldığında inkilap sözcüğü (kelp -köpek) kökünden geldiği için köpekleşme , köpeksileşme ve bunu savunma anlamına gelmektedir ve Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın kişiliği ve icraatıyla sorunu olan bazı kesimler , bu dil azizliğini kasten kullanmakta ve Gazi'nin Devrimleri'ni savunmanın köpekleşme anlamına geldiği düşüncesini kamuoyuna empoze etmekteler. Elbette sizin böyle bir kastınız ve imanız yok ancak sizden ricam , sonraki iletilerinizde devrimlere atıf yapmak istediğinizde sözcüğü "inkilap" şeklinde değil , bir halden diğerine geçiş, dönüşüm , devrim manalarına gelecek biçimde -ı harfi ile "İnkılap" olarak kaydetmenizdir. Ülkemizde çok sıklıkla yapılagelen bu yanlışlığı vurgulamak yönünden bu detayı forumda genele yazmak bana daha uygun gözüktü.

Saygılarımla

 
Quality has no fear of time ..


Ekim 25, 2009, 07:37:27 ös
Yanıtla #47
  • Ziyaretçi

Sayın doğudan ;

Buna duygusallık denmez adalet istemek denir: Madem  Albay tutuklandı  ; düzeni yıkmaya çalışan çoluk çocuk, kadın ,sivil  , asker demeden  herkesi  kurşuna dizen , köyleri  haraca bağlayan  teröristlere de  müebbet hapis cezası verilsin .. . Asıl o duygusallığı etnik kökeninin farklı olduğunu düşünüp  ülkeyi bölmeye  çalışanlar  göstermektedir...


Ekim 25, 2009, 10:51:02 ös
Yanıtla #48
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay


Değerli arkadaşlar,

malum albay Dursun ÇİÇEK'in sözde yapmak istedikleri ile meşgul edilen kamuoyu,yapılanları ıskalamaktadır.Yapılan da,konu başlığının çağrıştırdığı "psikolojik harp"in engüzide örneklerinden müteşekkil bir operasyondur.

Becerilenler sayesinde;malesef,bugüne kadar teröriste kızan kamuoyunda,etnik nefret sendromları başgöstermiştir.Bugüne kadar,terör örgütü sözde kürdistan topraklarının T.C tarafından sömürüldüğünü iddia ediyordu;bugün geldiğimiz nokta da,göç alan bölgelerin yerleşik halkları,kendi olanaklarının göçedenler tarafından sömürüldüğünü dillendirmeye başladılar.Dolayısıyla,haklılık ögeleri taşıyan bu algı,etnik düşmanlığın oluşması için yeterli iken,üstüne bu düşmanlığı körüklemek isteyen odakların faliyetleri,mevcut durumu içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir.

Şimdilik,örgütlenme aczi olan bu anlayış,mazallah uygun şartlar oluşursa çokçabuk gelişecek,30 yılda başarılamayanlar 30 gün içinde gerçekleşebilecek bir zemine taşınma olanağını bulacaktır.Akl-ı selim e düşen,dikkatleri buyöne çekmek olmalıdır.Aksi taktirde,kabusa dönen bölünme korkusu,bu korkuyu taşıyanlar tarafından eyleme dönüştürülmekte tereddüte mahal kalmadığı zannıyla kullanılabilecektir.Yani,geçmişte bölünmekten korkan kamuoyu,artık bölünmenin daha hayırlı olabileceği bir idrakin kontrolüne girecek ve buna gerçekten inanmaya başlayacaktır.

Böyle bir idrakin oluşarak,kamuoyunu konrol etmeye başlaması, ençok bu tahriklerde rol alan kesimin zararına olacaktır.Pirince gidenler,bulgurdan da sofradan da olacaklardır.Birileri davul zurna ile dağdan inerken,birileri davul zurnayla başka dağlara çıkmaya başlarsa,o dağların eteğindeki bağlar da yaşayanlar,tabiatıyla,oldukça rahatsız olacaklardır.


Saygılarımla
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Ekim 25, 2009, 11:22:02 ös
Yanıtla #49
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Aslinda AKP ve Gulen hareketinin durdurulmasi bir ihtiyac iken, bunu yanlis yerde, yanlis sekilde ve en onemlisi YANLIS ADAMLARIN yapmaya tesebbus etmesi mevzunun hassasiyetini zayiflatmis, Islamcilarin da elini guclendirmistir.  Bu sorunu demokratik yollarla, kanunlara bagli kalinarak sivil toplum orgutlerinin veya siyasi partilerin cozmesi gerekirken, askerin bu ise burnunu sokmasi isleri karistirmis, cok ince zeka ve analiz urunu olmasi gereken derin bir calismaya uzaktan veya yakindan askerin mudahil olmasiyla balta vurulmustur. Burada iki olasilik ortaya cikiyor. Ya askerin, bunu ortaya cikarsa Islamcilarin elini bilerek guclendirmek istemi gibi bir plan (sayet boyleyse ordu icinde de sekuler dusuncenin kirildigi , Islamcilara calisan bir zihniyetin hukumranligi doneminin basladigini dusunsek yanlis olmaz ihtimal- her ne kadar bunu dusunmek bile istemesem de)  veya (ki bu daha vahim) ortaya cikabilecegi hic kestirilememis ve tamamen "Inek Saban" safligiyla yapilmis oldugunu dusunuyorum. Ki ordu gibi savunma mekanizmasinin gobegi olan bir kurumda bunun saflik degil, sadece geri zekalilikla tanimlanabilecegi isabet olsa gerektir.

Fakat surasi bir gercektir ki bu mesele; ordu icinde belkide genc subaylar icinde dahi hala 1980 zihniyetli olanlarin varligi, AB ve ABD'nin Turkiye'nin her hareketine mudahil oldugunu ve ordunun  siyasi otoritesini post modernizmde artik kaybettigini/kaybetmesi gerektigini hala daha kabullenememesi  ile de yakindan alakali olsa gerektir.


« Son Düzenleme: Ekim 25, 2009, 11:35:20 ös Gönderen: Isis »


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
7349 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 18, 2006, 02:05:18 öö
Gönderen: MASON
5 Yanıt
3233 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 03, 2008, 11:06:16 öö
Gönderen: Don Corleone
0 Yanıt
2411 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 22, 2008, 11:57:41 öö
Gönderen: bugfree
1 Yanıt
1838 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 24, 2009, 11:54:24 öö
Gönderen: Amon
0 Yanıt
1730 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 09, 2011, 07:38:42 ös
Gönderen: karahan
0 Yanıt
1935 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 20, 2013, 03:45:23 ös
Gönderen: Melina
6 Yanıt
4514 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 14, 2013, 07:55:18 öö
Gönderen: ADAM
7 Yanıt
1877 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 13, 2017, 01:21:54 öö
Gönderen: Tık-Tik-Tak
5 Yanıt
3236 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 20, 2016, 05:04:56 öö
Gönderen: eluht 11
41 Yanıt
13667 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 02, 2015, 10:08:13 ös
Gönderen: karahan