Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: KUR’ÂN’A TERS DÜŞEN HURAFE “LÂ İLÂHE İLLALLAH” DİYEN CENNETE GİRER.  (Okunma sayısı 13991 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 14, 2009, 06:12:29 ÖS
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1091
  • Cinsiyet: Bay

Allah’a sonsuz hamd ve şükrederiz ki; bir defa daha Allah’ın bir zikir sohbetinde, Allahû Tealâ bizleri birlikte kıldı. Konumuz, bir hurafeye dayalı. Dînimize yerleşmiş olan hurafelerden bir tanesi de şudur: “Lâ ilâhe illallah Muhammeden resûlullâh, diyen kişi mutlaka cennete girer.” Böyle deniliyor.   
Kelime-i şahadet getirmek, hiç kimseyi Allah’ın cennetine götüremez. Kelime-i şahadet getirenler, çok güzel bir şey söylemiş olurlar, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i anmış olurlar. “Lâ ilâhe illâllah Muhammeden resûlullâh” demek; “Allah’tan başka ilâh yoktur. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz, O’nun Resûl’üdür.” demektir. Ama zaten sadece “Lâ ilâhe illallah” demeyi bile, cennete girmenin mutlak işareti sayan bir zihniyet hâlâ yaşıyor.
Allahû Tealâ Kur’ân’ı indirmiştir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) zamanında, Kur’ân’dan başka hiçbir yazılı beyan yoktu. O, Allah’ın kendisine indirdiği, kalbine yazdığı Kur’ân-ı Kerim’i herkese okuyordu. Kalbine yazdığı ve Allahû Tealâ’nın, O’na kalbinden okuttuğu Kur’ân-ı Kerim’i…
Kur’ân-ı Kerim bütün kitapların anasıdır. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

-6/EN'ÂM-38: Ve mâ min dâbbetin fîl ardı ve lâ tâirin yatîru bi cenâhayhi illâ umemun emsâlukum, mâ farratnâ fîl kitâbi min şey’in summe ilâ rabbihim yuhşerûn(yuhşerûne).
Ve yeryüzünde yürüyen hayvanlardan ve iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa (4 ayaklı) hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki; sizin gibi ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra Rab’lerine haşrolunacaklar (olunurlar).

Herşeyi muhtevî olan Kur’ân-ı Kerim’de, bir insanın, “Lâ ilâhe illallah” derse cennete gideceğine dair hiçbir işaret mevcut değildir. Tam aksine; eğer bir insan Allah’a ulaşmayı dilemezse, onun mutlaka cehenneme gideceği ifade buyrulmuştur. Eğer bir insan ömür boyunca her gün yüzlerce defa “Lâ ilâhe illallah” derse ama Allah’a ulaşmayı dilemezse, o kişinin gideceği yer cehennemdir.
Bir insanın “Lâ ilâhe illallah Muhammeden resûlullâh” kelimelerini, sadece “Lâ ilâhe illallah” ya da “Lâ ilâhe illallah Muhammeden resûlullâh” şeklinde beraberce söylemesi zararlı bir şey midir? Asla zararlı bir şey değildir. Çok güzeldir. Bu sözün, “Lâ ilâhe illallah Muhammeden resûlullâh” sözünün tekrar tekrar söylenmesinde fayda vardır. Kişiye derecat kazandırır. Ama bu kazandığı derecelerle, hiç kimse Allah’ın cennetine giremez. Çünkü bir kişi Allah’a ulaşmayı dilemezse, kazandığı bütün dereceler boşa gider. İşte Kehf Suresinin 103, 104 ve 105. âyet-i kerimeleri açıkça bir hususu ifade ediyor. Allahû Tealâ diyor ki:

-18/KEHF-103: Kul hel nunebbiukum bil ahserîne a’mâlâ(a’mâlen).
De ki: “Ameller açısından en çok hüsrana uğrayanları size haber vereyim mi?”

-18/KEHF-104: Ellezîne dalle sa’yuhum fîl hayâtid dunyâ ve hum yahsebûne ennehum yuhsinûne sun’â(sun’an).
Onlar, dünya hayatında amelleri (çalışmaları) sapmış (kaybettikleri dereceler, kazandıkları derecelerden daha fazla) olanlardır. Ve onlar, güzel ameller işlediklerini zannediyorlar.

-18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

İşte bir insan düşünelim; Allah’a ulaşmayı dilememiş ama yüzlerce defa “Lâ ilâhe illallah Muhammeden resûlullâh” demiş. Bu kişinin bu sözü söylemesi çok güzel bir şeydir ama onu cennete ulaştırması ne yazık ki mümkün değildir. Peki söylenmesin mi? Çok söylensin. Ne kadar çok söylenirse, o kadar güzel olur. O kişi derecat kazanır. Ama o kazandıkları derecelerin hepsi, Allah’a ulaşmayı dilemediği için boşa gider, heba olur.
Mademki Allahû Tealâ böyle söylüyor, Kehf-103, 104 ve 105’te bu muhteva yer almış, öyleyse Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir insanın kelime-i şahadet getirmesi, onu hiç bir zaman Allah’ın cennetine ulaştıramaz. Bu kişi Allah’a ulaşmayı dilemedikçe, ne yazık ki cehennemden kurtulamaz ve Allah’ın âyetlerinden de gâfildir. Allah’a ulaşmayı dilemelidir ki; Allah’ın cennetine girsin. Zaten dilemesi, Allah’ın âyetlerinden gâfil olmadığının en güzel göstergesidir. Bugün 21. asırda, 3. milenyumda (3. binyılda) bütün insanlığa Allahû Tealâ’nın emri; Allah’a, ruhlarını ölmeden evvel ulaştırmaları emridir. Hayattayken, şu dünya hayatını yaşarken herkesin, ruhunu Allah’a ulaştırması, Allahû Tealâ tarafından kesin şekilde emredilmektedir.
Allahû Tealâ herkesin mutlak olarak saadete ulaşmasını istiyor. Hadi gelin Kur’ân’a başvuralım. Bakalım bir insan Allah’a ulaşmayı dilemezse cehennemden kurtulabilir mi? Nereye bakıyoruz? Yunus Suresinin 7 ve 8. âyetlerine bakıyoruz:

-10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

-10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

Öyleyse Allah’ın âyetlerinden gâfil olmaktan kurtulmak için, bir insanın bilmesi lâzımgelen ilk âyetler, bu âyetlerdir. Yunus Suresinin 7 ve 8. âyetleri, Allah’a ulaşmayı dilemenin mutlak zaruretini ifade eden âyetlerdir ve kişinin cennete girebilmesi için yapması lâzımgelen şey de açık olarak ortaya çıkıyor: Allah’a ulaşmayı dilemek. Allah’ın cennetine girecek olanlar, sadece Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir.
Neden Allah’a ulaşmayı dileme kavramı unutulmuştur? Çünkü iblis, bütün insanların cehenneme gitmesini kesin şekilde kendisine hedef tayin etmiştir. Allahû Tealâ’ya diyor ki:

-7/A'RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin’e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.

-7/A'RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.

Ne yazık ki; insanların çoğu bu sözün kurbanı olacaklardır.
Herkes için, Allah ile olan ilişkilerinde mutlaka cennete girmek hedef alınmalıdır. Bunun için de yapılması lâzımgelen bir tek şey vardır: Allah’a ulaşmayı dilemek. Gördük ki; kişi dilemezse cehenneme gidiyor. Cennete girmenin yolu, Allah’a ulaşmayı dilemektir.
Ne kaybedersiniz ki... Allahû Tealâ, sizden sadece bir dilek istiyor. Diyeceksiniz ki: “Yarabbi, Ben ruhumu ölmeden evvel Sana ulaştırmak istiyorum.” Kalbinizden bir dilek, Allah’a doğru yükselecek. Ya da deyin ki: “Yarabbi, Senin bunca ermiş evliyan var. Ben de o ermişlerden birisi olmak istiyorum. Beni de ermişlerinden birisi yap.” Bu da, ruhunuzu Allah’a ulaştırmak konusundaki temel talebinizi oluşturur. Bunun mânâsı, ruhunuzun Allah’a ulaşmasını istiyorsunuz demektir. “Ermiş evliya” demek; ruhunu hayatta iken Allah’a ulaştırmış evliya demektir.
İşte kişi, hayatı boyunca hep “Lâ ilâhe illallah” desin, desin, desin ama Allah’a ulaşmayı dilemesin. Dilemezse ne olur? Dilemezse, takva sahibi olamaz. Dilemezse, şirkte kalır. Allahû Tealâ Rum Suresinin 31. âyet-i kerimesinde, Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir kişinin şirkte kalacağını ve takva sahibi olamayacağını söylüyor. Takva sahibi olamayan kişinin, Allah’ın cennetine girmesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Allahû Tealâ diyor ki:

-30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

-30/RÛM-32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
(O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.

Görüyorsunuz ki; kelime-i şahadet, Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir kişi için tek başına bir cennet müjdesi sağlayamaz, o kişiyi şirkten kurtaramaz ve o kişiyi takva sahibi kılamaz. Allah’ın tekliği, Kur’ân-ı Kerim’in temelini teşkil eder. Kur’ân-ı Kerim ise, Hz. İbrâhîm’in hanif dînine, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in sahip olduğunu ifade ediyor. Rum Suresinin 30. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki:

-30/RÛM-30: Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah’ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez.

Hanif dîni, Hz. İbrâhîm’in dînidir. Yani Allahû Tealâ: “Sen de hanifsin. Bütün insanlar da hanif fıtratıyla yaratılmıştır. Allah’ın dîninde değişiklik göremezsin.” diyor. Yani Allahû Tealâ, hem dîni sadece hanif dîni olarak yaratmıştır hem de bütün insanları hanif dînini yaşayabilecek olan özelliklerle donatmıştır. Kişi, hanif dînini yaşayabilecek özelliklerin sahibi kılınıyor. Hanif dîninin özelliği budur. Hem dîn, kıyâmete kadar hanif dîni olarak kalacak hem de bütün insanlar hanif fıtratıyla; o tek dîni yaşayabilecek olan özellikle yaratılacaklar.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) hanif ise, o zaman Hz. İbrâhîm’in hanif dînine bakıyoruz. Neyi ifade ediyor?

   1. Tek Allah’a inanmak.

Allah tektir ve hanif dîni, tek Allah’a inanmayı ifade ediyor. Bu, Hz. İbrâhîm’in hanif dîninin vahdet akîdesidir, Kur’ân-ı Kerim’in de vahdet akîdesidir.

   1. Allah’a ulaşmayı dileyenlerin vücuda getirdiği tek bir fırkayı oluşturmak.

Cehennemden kurtulabilenler, sadece Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Öyleyse böyle bir müessese yoksa hiç kimsenin cehennemden kurtulması mümkün değildir. Yani kişi Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa, o kişi cehennemden kurtulamaz.

   1. Teslim (Allah’a teslim olmak).

İnsanların, Allah ile olan ilişkisinde hanif dîninin 3. faktörü de bu şekilde geliyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V) hanif olduğunu göre, Hz. İbrâhîm’in dîniyle mücehhez olduğuna göre, Kur’ân-ı Kerim hanif dîninin temel kitabıdır. Başka bir dîn de hiç olmamıştır. Hanif’in lügat mânâsı, “Allah’a teslim olmak” demektir. Zaten dînin Kur’ân-ı Kerim’deki adı da, “İslam” dînidir; Allah’a teslim olanların dîni.
Teslim kelimesi, selâm kelimesi, selâmet kelimesi, müsellime kelimesi, müsellim kelimesi, müslim kelimesi, İslâm kelimesi, müslüman kelimesi, hepsi aynı kökten geliyor. Allah’a teslim olmak...
İşte Allahû Tealâ’nın hepinizden istediği şey, kesinlikle bu dizayn içersindedir. Allahû Tealâ, hepinizin mutlak olarak Allah’a ulaşmayı dilemenizi istiyor. Elbette ne kadar çok “Lâ ilâhe illallah Muhammeden resûlullâh” derseniz, size o kadar faydalı olur. Ama kelime-i şahadet, İslâm’ın 5 şartından bir tanesidir. Diğer 4 şartı da düşünelim; namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek.
Kelime-i şahadet getirmek, 5 temel şartın 5.’sidir. Bir insan diğerlerini de yerine getirse; her gün 5 vakit namazını kılsa, her ramazan ayında orucunu tutsa, zekâtını verse, hacca gitse ve bunlarla beraber bir günde birçok defa kelime-i şahadet de getirse, o kişi Allah’ın cennetine giremez. Kur’ân-ı Kerim bunu mümkün görmüyor.
Öyleyse Allahû Tealâ, bütün insanları aslında cennetine girmelerini dileyerek yaratmıştır. Ama serbest iradeyi de biz insanlara vermiştir. Serbest irade sebebiyle herkes, dilediğini yapmakta serbesttir. İşte ya insanlar Allah’a ulaşmayı dilerler ya da dilemezler. Dilerlerse, gidecekleri yer mutlaka Allah’ın cenneti olur. O zaman onların bütün günahları örtülür, mürşidlerine ulaştıkları zaman da sevaba çevrilir. Onlar mutlaka Allah’ın cennetine girerler. Neden? Mu’minun-102 ile 103 şöyle söylüyor:

-23/MU'MİNÛN-102: Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.

-23/MU'MİNÛN-103: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları), hafif gelirse işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.

Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin amellerini boşa çıkarıyor. Allahû Tealâ Kehf-105’te buyuruyor ki:

-18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

Allahû Tealâ: “Kim Allah’a mülâki olmayı inkâr ederse, onların amelleri boşa gider.” diyor.
Kişinin amelleri boşa gitmişse, kazandığı bütün dereceler yok olmuş demektir. Bu kişinin kaybettiği dereceler, mutlaka kazandığı derecelerin ötesindedir ve gideceği yer de kesinlikle cehennemdir.
Sözlerimize kulak verin. Biz hepinizin kurtuluşu için konuşuyoruz. Hepinizin gideceği yer Allah’ın cenneti olmalı. Bunun için de yapmanız lâzımgelen kesin bir emir var: Ruhunuzu ölmeden evvel Allah’a ulaştırmayı dilemek. Dilediğiniz takdirde, şirkten de kurtulursunuz, cehennemden de kurtulursunuz, hüsranda olmaktan da kurtulursunuz, dalâletten de kurtulursunuz ve takva sahibi olursunuz. Bütün güzellikler, Allah’a ulaşmayı dilediğiniz taktirde gerçekleşecektir.
Hepinizin Allah yolunda, Allah’a ulaşmayı dileyerek başarıyla yürümenizi, ruhunuzu Allah’a ulaştırmanızı, sonra fizik vücudunuzu da nefsinizi de iradenizi de Allah’a teslim ederek İslâm’ın bütün boyutlarını yaşayarak irşad makamına tayin edilmenizi, Yüce Rabbimizden dileyerek, sözlerimizi inşaallah burada bitirmek istiyoruz.

 

           İmam İskender Ali M İ H R
               

 
   
''Kızıl elmada buluşalım''


Eylül 14, 2009, 06:39:24 ÖS
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Sayın alaaddin ,



Şu cennete gidebilir  , bu gidemez diyerek  Allah ' a şirk koşmaktasınız , kendinize geliniz ...Kimin nereye 

gideceğini  ancak  Allah  bilir , gerisi  de kimseyi  ilgilendirmez...Allah  Arap  değildir  ki kullarıyla 

Arapça konuşsun,  bu kadar  da  Arap  hayranı  olmayınız ... Öyle  bir  ahkam kesmişsiniz  ki  : Sizi 

Cennetin  kapısının önüne  memur  diye  dikmişler  , sen  girebilirsin  , sen giremezsin  diyorsunuz ... Bu 

ne hadsizlik  ,  bu  ne kendini  bilmezlik...Şunu  aklınıza  iyice  yerleştirin  ki ,  Tanrı  yarattığı  hiçbir 

milleti  lanetlemez  ya  da  hiçkimseyi  başkasına  milliyetinden  ötürü  üstün  kılmaz... O  yüzden 

Arapça  'nın  benim gözümde hiçbir  kıymet-i  harbiyesi  yoktur... Tanrı  'yı  idrak edebilmek için 

aklıevvel   emevi  zihniyetine  de  ihtiyacım  yoktur..Ben  Tanrı'ya  kendi  dilimle  dua  ederim  , yardım

dilerim , yahud  şükrederim , çatır çatır  da cennete  girerim ...


Eylül 14, 2009, 09:56:56 ÖS
Yanıtla #2
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 300
  • Cinsiyet: Bay

İlk önce söylemem lazım ki az sora yazıcaklarım tartışma çıkarmak huzursuzluk çıkarmak için değil tam aksine insanların bilgilendirilmesine yardımcı olmak için tarafımdan yazılmıştır.

Tanrı dediğimiz sonsuz var olan bir enerjidir. O yoktan yarandı ve sonsuza kadar var olucak. Eğer Tanrı insanlara sözlerini duyurmak isteseydi bunu kendisi de yapa bilirdi başka yollarla. Ve ya insanlara gönderdiği kitabı sadece arapça göndermezdi ... Yoksa Tanrı arapmı ? Mantıklı düşünürsek bu mumkün değil .. Tanrının ırkı ve özel konuştuğu dil yok. Eğer bir iletiyi insanlara gönderiyorsa bunu herkes anlamalı. Yok eğer bazılarına özel dilden olan iletiyse o zaman demek ki işin içinde olumsuzluklar var. Yok eğer çıkar birisi derse ki Tanrı arapları çok sevdi ve kuranı onlara yolladı buda mümkün değil. Çünki Tanrı herkesi eşit yaratmıştır. Bir millete diğerinden daha çok üstünlük vermemiştir.

Cennet ve cehennem konusuna geldiğimizde. Durum şöyle. Hani sen hırsızlık yaptın , içki içiyorsun, kumar oynadın, karı kız peşinden takıldın, yalan konuştun, v.b şeyler yaptın sen cehennemliksin diyen insanların hepsi cahil.  Neden mi ?

1. Bunu söyleyen insan - (Tanrımısın ? Tanrı adına insanları cehenneme veya cennete sokuyorsun !!!)

2. Yukarıda söylediğim gereksiz ve zararları yapan insan kişiliğini çözememiş bir insandır. Kendini Tanrı ilan ederek onu cehenneme göndericeğine gerçek insan olda yalnış haraketler yapan insana yaptıklarının yalnış olduğunu açıkla ... Bu durumdan kurtulmasını sağla.





Eylül 15, 2009, 12:47:42 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Ziyaretçi

Sayın Alaaddin,

 "La ilahe illallah" veya devamını söyleyen cennete gidebilir veya gidemez;bu çok sığ bir tartışma konusu sanırım;çünkü bu konuda zaten yüzlerce söylenmiş şey vardır.Şu duayı şu kadar okuyan cennete gider,şu kelimeyi şu kadar zikret cennete gidersin...Bunlar zaten mantık dışı ve bu forumda sanırım yüzlerce kez cennet-cehennem konusu konuşuldu ve o yüzden bir daha açmak istemiyorum ama en azından konuyla alakalı birşey söylemek gerekirse.Allah'ın ayetlerinde Allah yalnız kendisine dua edilebileceğini ve yardımın da ancak ondan dilenebileceğini söyler.Bu durumda islamiyette,hristiyanlıktaki gibi peygamberi putlaştırmak yoktur.Bizim için Hz.Muhammed haberi getiren bir elçidir sadece.Bu yüzden azınlıkta da olsa bazı islam bilginlerinin dediği gibi dualarda peygamberin isminin geçmesini yanlış kabul edenlerdenim.

   Buna bir örnekte kelime-i şahadet ile verilebilir.Peygamberin namazdan sonra okuduğuna inanılan et-tehiyyatü duası kelime-i şahadetle bitmektedir ki ve bu nasıl bir mantıktır ki peygamber namazında bu duayı okur ve sonunda kendini över? Tabii ki böyle birşey kabul edilemez ki özellikle namazda edilen dualarda Allah ismi dışında isim geçmemesi gerekir.Bu halde kelime-i şahadet'in gerçeğini "eşhedü en la ilahe illallah" olarak söylemeliyiz.Özellikle Hz.Muhammed'in şefahat etme gibi bir lüksünün olmadığını da söylemeliyiz yeri gelmişken.

  Ama namaz dışında dualarda ismi sadece vesile edilmek şartıyla geçebilir çünkü;biliyoruz ki dualarda zikredilen isimlerin enerjisi vardır muhammed isminin enerjisinin muazzam olduğu yadsınamaz.

Saygılar...


Eylül 15, 2009, 10:58:55 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

ben yukarıdaki mesaja cevap yazan üyelerden farklı anladım yazılanları. Herhalde bende bir gariplik var... Benim anladığım kadarıyla sn. alaaddin "la ilahe illallah" demenin tek başına cennete girmek için yeterli olmadığını her gün bunu yüzlerce kez tekrar etsek bile yine de bunun cennete gitmek için bir garantili yol olmadığını, aksine kişi eğer allah'a ulaşmayı dilemiyor ve bunun için çabalamıyorsa ne yaparsa yapsın cennete gidemeyeceğini söylüyor.

bence bu sizin karşı çıkışlarınızdan daha farklı bir karşı çıkışı gerektiriyor.

"Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiç bir şey vahyolunmamışken “Bana da vahy geldi' diyen ve 'Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim' diyenden daha zalim kimdir?" (Kuran 6:93)


Eylül 15, 2009, 11:27:42 ÖÖ
Yanıtla #5
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay


Değeli arkadaşlar;

Öncelikle,bu dünyada cenneti bulamayanların ,başka bir zamanda,farklı bir mekanda "cennet"i aramasının beyhude olduğunu vurgulamak isterim."Öte"de,başka biryerde,uzaklarda arama hatasına herdaim düştüğümüz Allah,bizlere şah damarımızdan daha yakınsa,Allah ile kul arasına hiçbirşeyin sığamayacağı aşikardır.

Kur'an;Hz.Muhammed'e,onun kadar yakın olduğumuz Allah tarafından vahyedilmiştir.Bizi "O"ndan uzakmış gibi gösteren perdelerin aralanması gayretine düştüğümüz de,ancak "idrak"yolu ile hissedebileceğimiz Allah,bizi bu dünyada cennetine kabul edecektir.Bu da sonsuzlukla vuslat anlamına gelir ki,o durumda başka bir yerlerde "cennet"arama bilincinden arınmış oluruz.

Arkadaşların bazılarının arapçaya olan tepkilerini anlayabiliyorum.Arkadaşlar;inanmalıyız ki,bizim Allah'ımız bizimle pekala Türkçe konuşacaktır.Çünkü bizlerin Allah'ı,sadece bizim dilimizi biliyor.Yeter ki bizler "O"nun farkına varalım ve "O"nun bizi farketmesine olanak sağlayabilecek "idrak zeminini"temizlemeyi başarabilelim.


Saygılarımla
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Eylül 15, 2009, 05:11:46 ÖS
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Sayın  Skull  G ,


Eğer  Tanrı  'dan  geldiği   iddia  edilen  bir  kitapta  Yahudiler  habire  lanetleniyorsa  ,  buradan  anlarım 

ki   bu  kitabın  patenti   bir  Arap 'a  hem  de  Yahudiler  ile  zıt  düşmüş  bir  Arap 'a  aittir... Tek  bildiğim 

şey   Yüce  Kudret  yarattığı   hiçbir  kulunu  hor  görmez  ya  da  lanetlemez ... Bugün   Müslüman  da 

kanser   olur   , Yahudi  de ... Seçimi  Allah  yapar .   Yahudi   de  çalıştığında  emeğinin  karşılığını   

alır , Budist  de....Ben  hiçbir  insanoğlunun  Yahudi  , Hristiyan , dinsiz  , şaman   vs.   olduğu  için 

cehennemde  yanacağına  inanmıyorum...Müslümanların  da '' biz  Allah  ' a  daha  yakınız  , kafirler 

cehennemde yanacak ''  iddiası  da  fukara  avuntusundan  başka  bişey  değildir...Bu arada  kimse   kutsal 

kitapları değiştirmeye  filan  çalışmıyor  , zaten zamanında  yapılmış  değişiklikler...Ancak  hiçbir  tanesi 

günümüz  hayatına   hitap  etmiyor , ne yapalım  şimdi  :Emevi  adetlerini  devam  mı  ettirelim ? 

İsteğen  o  yolda  devam  etsin ...Ancak  ülkemdeki  genç  dimağların  üzerinden  karanlık   ellerini 

çeksinler...



Saygılarımla




Eylül 15, 2009, 05:46:51 ÖS
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi

Sayın  Skull  G ,


İmam  İskender 'in  bu  yazısı  ayrıca  , Kur 'an-ı  Kerim 'in   din  olarak  sadece  İslam  'ı  gördüğünü  ,  ve  

cennete  gidebilmek  için  de  sadece  Şahadet  getirmek  değil  İslam  'ın  tüm  vecibelerini  yerine  

getirmeyi  de şart  koşuyor...Ben  yazıyı  gayet  iyi  anlamışım  ama  hakikatten  sizde bir gariplik  var  

çünkü  benim  savunduklarım  taban  tabana  zıttıdır...
« Son Düzenleme: Eylül 15, 2009, 05:48:57 ÖS Gönderen: ozak1977 »


Eylül 15, 2009, 05:56:55 ÖS
Yanıtla #8
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

sn. ozak pek güzel diyorsunuz da şu konuyla ilişkisini bir anlasam dediklerinizin hani bende bir şeyler geveleyeceğim amma bakıyorum sadece :) hem sanki öyle yazıyorsunuz ki ben emevi adetlerinin devamını istiyen bir adammışım gibi hissettim. Ben sadece sn. alaaddinin sizin itirazlarınızdan farklı bir şey söylediğini ifade ettim. eğer itiraz edecekseniz nal gibi alıntı yapılmış baştan sona okuyun ondan sonra itiraz edin. sn. alaaddin benim itiraz noktalarımı büyük ihtimalle bildiği için ben fazlaca söz söylemedim, en büyük itiraz noktamın "amenu" kavramına olduğunu ve bu da temel düsturu olduğundan pek çok iddiasına itiraz noktamı oluşturduğunu biliyor.

itiraz etmeyi seven birisi olarak size de itiraz edebilirim :) Ama birbirimizin kafasındaki Yüce Yaratıcı imgesi farklılıklar arz eder ve siz de bana itiraz edebilirsiniz. Ben mesela Yaratıcının iyinin yanında kötünün de yaratıcısı olduğuna inanıyorum. Ya da Kesni güç sahibi olarak istediğine istediği biçimde davranabileceğine, yani yakabilir veya sırtımızı sıvazlayabilir. Ama ben yine O'nun rahmetinin gazabını geçtiğine de inanıyorum.

Ben halin ilmini bilmenin bir gereklilik olduğunu da inanıyorum. İnandığım dinin de duragan bir din olmadığına çağlar ötesine ve üstüne de hitap ettiğine bu yüzden zamana göre yenilebilirliğine de inanıyorum. O yüzden evet bir kere emevi adetlerinin bugün devam ettirirlmesinin pek de aptalca olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki zaten ümeyye oğullarına kanım da pek kaynamaz. :)

Sevgi ve Saygılarımla. 


Eylül 15, 2009, 10:20:31 ÖS
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

      Sayın SkullG dediğiniz gibi başka bir şeyden bahsediyor Sn Alaaddin;ama ben zaten yazının başında böyle bir muhabbet zaten sığ bir muhabbet olur düşüncesiyle konuyu başka tarafından aldım ki çok da başka bir konu yaratmış değilim.
      Ayrıca Sayın Ozak,Kur'anı Kerim'de yahudiler hiçbir zaman ebediyen lanetlenmiştir gibi bir tabir yoktur,orada tarihi bir olaydan bahsedilir ve yahudi toplumunun tarihine bakarsanız bunu görebilirsiniz.Kur'an tabii ki islam dini dışında bir dini tanımaz;İncil'in hristiyanlık ve Tevrat'ın yahudilik dışında bir dini tanımadığı gibi.Sadece islam dininde olanların cennete gireceğine dair konuda ise tam aksini ispat eden ayetler vardır.Ayrıca cennete girmek için islam'ın tüm vecibelerinin eksiksiz yerine getirilmesi gibi birşey yoktur.Namaz kılmayananın,oruç tutmayanın yanması gibi bir tabir okumadım ben.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
4 Yanıt
4891 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 26, 2012, 03:58:28 ÖS
Gönderen: hypatia
0 Yanıt
2187 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 17, 2007, 07:39:41 ÖS
Gönderen: shemuel
2 Yanıt
4464 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 16, 2007, 08:55:00 ÖS
Gönderen: shemuel
1 Yanıt
6204 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 21, 2009, 02:20:05 ÖS
Gönderen: Waldow
0 Yanıt
1932 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 17, 2010, 10:24:09 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1954 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 18, 2010, 08:16:10 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1993 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 19, 2010, 01:05:11 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4730 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 20, 2010, 06:07:52 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
6141 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 22, 2010, 08:35:57 ÖÖ
Gönderen: ADAM
6 Yanıt
6706 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 21, 2012, 12:44:59 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33