Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: OBEDİYANSLAR VE RİTLER - 4  (Okunma sayısı 2858 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 05, 2009, 06:05:06 ös
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




“İlk Mason Riti” Denilen Sistem


Fransa’ya 1720 yılında aktarılan Çağdaş Masonluk, önceleri ağır ama 1730’lu yıllarda oldukça hızlı bir gelişim temposu içine girdi. Locaların sayısı giderek arttı. Sonunda bir obediyans da kuruldu: Paris Büyük Locası.

Londra Büyük Locası, kuruluşundan sekiz yıl sonra İngiltere Büyük Locası adını almıştı; Paris Büyük Locası’nın Fransa Büyük Locası adını alabilmesi ise daha uzun sürdü.

İlginç aşamalardan geçildi; yanlışlar yapıldı; başka türlüsü denenirken yine yanılgıya düşüldü. Ancak o tarihsel ayrıntılar konumuzla bağlantılı değil.

1738 yılında yani Paris Büyük Locası’nın kurulmasından üç yıl sonra, Roma’daki Katolik Kilisesi Masonluğu aforoz etti.

Nasıl etmesin ki!

Paris Büyük Locası’nda Masonluğun amaçları açıkça ortaya konmuştu. Dolambaçlı lâflar ediliyor, Haçlılara falan değiniliyordu ama Katolik Kilisesi’ne göre o lâfların arkasında ne olduğu belliydi.

 Roma Katolik Kilisesi yanılıyordu; yanlış anlamıştı. Zaten doğrusunun, işin ardında ne olduğunun anlaşılması da istenmiyordu.

Aslında ortaya konulan Masonluğun amaçları falan değildi; Fransa’daki büyük locanın yönetimini elinde tutanların eğilimiydi. Katolik Kilisesi bunu ne bilsin! Üstelik bilse ne fark ederdi ki? “Kişiler başka kurum başka.” der miydi?... Demezdi. “Paris Büyük Locası başka İngiltere Büyük locası başka.” der miydi?... Onu da demezdi.

İngiltere Büyük Locası da Fransa’daki bu eğilime karşı ateş püskürüyordu. Bundan ötürü 1738 yılında değiştirilerek yenilenen anayasada, adları açıkça belirtilmemekle birlikte Avrupa’daki masonlar nankörlükle suçlanmıştı. {Bir ara bu anayasaları konu başlığı edersek gireceğiz.]

Bir anayasada geçmesinin uygunsuzluğu bir yana dursun, haksız bir suçlama mıydı bu?

Kendine göre bir haklılığı vardı. İngiltere’de bir Spekülatif Masonluk oluşturulmuştu. Bundan Kıta Avrupası’ndaki insanların da yararlanması istenmişti. Fransa’daki masonlar sistemi değiştirmiş, yozlaştırmış, ortaya bambaşka, olmayacak bir şey çıkarmışlardı. Ona “Masonluk” bile denemezdi.

Hayret!... Sanki Londra Büyük Locası’nı kuranlar da hiç hakları olmadığı halde bir yolunu bulup Masonluğa sahip çıkmamış, sanki onlar da Masonluğun eski gelenek ve yöntemlerine tıpatıp uymuştu!

Fransa’da iş bu kadarla bırakılmış olsa iyi…

Şu Masonluğun üç derecesi var ya!... Bunların öğreti kapsamı yetersiz görülmüştü. Masonluğa başka öğretiler de eklenmeliydi ki, tasarlanan amaca uygun çalışmalar daha etkili bir biçimde yapılabilsin. Üstelik bunlarda bir de “şövalyelik” gibi en azından bir can alıcı unvan bulunmalıydı ki, Masonluk sadece sıradan insanların değil, ünlü ve önemli kişilerin de ilgisini çeksin. Zenginler biraz da kesenin ağzını açar; o da ayrı…

Masonluktaki ilk üç dereceye “simgesel” (sembolik) buna ilk aşamada eklenen üç dereceye de genel olarak “yüksek” dendi.

Bu arada elbette Londra Büyük Locası’nın kuruluşu sırasında yapılmış olan yanlış yinelenmedi; hatta giderilmesine girişildi. Yüksek derecelerde öyle demokrasi falan olmayacaktı. Her kafadan, her yüksek locadan ayrı bir ses çıkmayacaktı. Örgüt, bu işin başındakiler tarafından yönetilecek, onların dediği olacaktı.

İşte, gerek örgütlenme gerek yönetim tarzı arasındaki bu fark, bir obediyans ile bir ritin arasındaki biçimsel farkı da ortaya koyar.

Bir obediyans, Masonluğun simgesel derecelerinde çalışır. (Gerçi bu sonradan böyle bırakılmamıştır ama kural aslında bu.)

Masonlukta bir “rit”den söz edildiği zaman ise, simgesel derece çalışmalarıyla bağlantılı olsun ya da olmasın, bir yüksek dereceler silsilesi var demektir. (Gerçi sonradan sadece üç dereceli bir dizgeden oluşan ritler de oluşturulmuştur ama bir diğer kural da bu.)

Ancak en önemlisi, bir obediyansın genel yönetimi bakımından demokratik ya da federatif nitelikli bir örgüt olması, bir ritin ise otokratik bir yöntemle yani belli bir üst kurul tarafından yönetilmesidir.

Masonluktaki ilk rit Fransa’da ortaya çıkarken şöyle düşünülmekteydi: «Simgesel derecelerde yapılabilecek pek bir şey yo ama yüksek dereceler daha tam istenilen kıvama gelmemiş durumda. Bunun için derecelerin sayısı artırılmalı.»

Farklı öğretiler, daha ayrıntılı bilgiler derken, birkaç yıl içinde yüksek derecelerin sayısı onu geçti.

Geçti de, bu arada değişik tutum ve eğilimler, dolayısıyla farklı yüksek dereceler, bir diğer deyişle farklı ritler oluşmaya başladı.

Şimdi de bunun çaresine bakılması gerekiyordu.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ocak 01, 2012, 09:02:30 ös
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3095
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Adam 4. kısma kadar okudum bir şey dikkatimi çekti  İktisat'ta bir mal ne kadar az olur ve talep çoksa fiyat artar burda dikkatimi çeken Masonluğa ilgi arttıkça , artan mason sayısında değer kaybına uğrnılmaması için ; yeni oluşumlara gidilmiş. Merak ettiğim günümüz dünyasında gerçekten en büyük üstat bir MASON varmıdır ? gizli dahi olsa Kral misali . syg.  :-X :-X :-X
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ocak 02, 2012, 09:13:45 öö
Yanıtla #2
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Kuşkusuz bu soru aslında hayli zaman önce foruma yerleştirilmiş olan bir dizi yazının bu bölümüyle bağlantılı değil. Ancak sorulmuş bir kere… Başka yere de taşınamaz artık. Taşınırsa havada kalır. Onun için kısaca yanıtlayalım.

Önce Sayın NOSAM33’ün burada ne demek istediği üzerine bir yorum gerek. Dünya çapında, ritler ve obediyanslar üstü bir düzeyde, tüm masonlarca saygı gösterilen  tek bir mason…

Masonluğun yapısı gereği böyle bir şeyin olması olanaksız. Kimi zaman dünya çapında ünlü masonlar çıkmıştır tarihte, Albert G. Mackey, Albert Pike, Robert F. Gould gibi… Ancak bu adını vermiş olduğum kişilerin ünlenişi de, diğer birçok kişi gibi, kendi yaşam dönemlerinden çok bunun ertesindedir. Bir diğer deyişle; kimlikleriyle değil, yapıtlarıyla ünlenmişlerdir. Zaten Masonluktaki en önemli noktalardan biri de budur: Yaşadığın sırada “büyük” olmak değil, ardında önemli ve değerli yapıtlar bırakmak…

Anlaşılan o ki, insanların çoğu bu dünyadan göçtükten sonra büyükleşiyor büyükleşecekse…

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ocak 02, 2012, 08:28:17 ös
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3095
  • Cinsiyet: Bay

Sn. Adam cevabınız içn teşekkürler. syg
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
13 Yanıt
9867 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 20, 2015, 03:55:57 öö
Gönderen: Risus
0 Yanıt
2598 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 03, 2009, 10:19:39 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2308 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 05, 2009, 07:11:39 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2249 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 06, 2009, 11:00:10 öö
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
3164 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 01, 2012, 09:18:02 ös
Gönderen: NOSAM33
0 Yanıt
2477 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 01, 2010, 08:43:43 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2477 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 02, 2010, 08:30:34 öö
Gönderen: ADAM
3 Yanıt
3036 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 28, 2015, 04:55:24 ös
Gönderen: İNSAN
7 Yanıt
2564 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 23, 2015, 12:18:37 öö
Gönderen: BULGARIA