Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: İnsan Ve Mutluluk Yemini  (Okunma sayısı 6241 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 27, 2009, 02:09:07 ös
  • Ziyaretçi

Mutluluk acı ve sıkıntılara ne kadar göğüs gerilebilirse, o derece bulur insanı.
 Mutlu olabilmek için cesur olmak gerekir; cesur olabilmek için de mutluluğu arzu etmek yetmez sadece...
Her şeyin bir sebebi olmadığını bilmeli öncelikle her insan…
Cesur insanın cesur olmak için sebebi yoktur ve bu yüzden cesurdur ve mutluluğu yakalayabilir.
Oysa mutluluğu arzulayan kişi her zaman için sebepler üzerinden ister mutluluğu. Ama mutluluk için sebepleri ortadan kaldırmak gerekmektedir, çünkü;
mutluluk bir hedef değildir.
Mutluluk, vazgeçilmez olanın keşfine çıkabilmek için uygun bir başlangıçtır yalnızca.
Görülecek olanı görmeden evvel, duymaktır…

Bu açıdan bakıldığı zaman görülmektedir ki, insan, yaşamı için vazgeçilmez olgulara layık olduğu nitelikleri doğru bir şekilde verebilmekte büyük bir acemilik sergilemiştir.
İnançlarını makul bir şekilde sorguladığını sanarak, mutluluğu dini prensiplere sualsiz uyum sağlamak ile elde edilebilecek bir yaşam mükâfatı olarak görmüştür. Oysaki usta Baal Şem Tov felsefesinde de idrake açıldığı gibi; doyum, hediyeyi bulmakta değil, daha çok, başından beri ona sahip olduğumuzu anlamakta saklıdır. Bunun için ise,  kişinin öz benliğini tüm samimiyetiyle ifade etmesi yeterli olacaktır.

Sonuç olarak; insan, zavallı anılarının etkisi altında, korkularının ve olumsuza odaklı düşüncelerinin kıskacında, mucizeyi üretmiş…



Ekim 27, 2009, 09:07:26 ös
Yanıtla #1

İnsanların bu evren ve hayat tanımı kadar mutluluk tanımı vardır.

İnsanın hayata, hayatın anlamına, veya hayatın ille de bir anlam içerip içermediği sorularına verilen yanıt kadar mutluluk şekli vardır.

Kimi insan mutluluğu başarı olarak görür, çünkü hayatta her zaman başarılı olanın mutlu olduğuna inanmıştır. Kimi, insan ilişkilerinin iyi olmasını bir mutluluk olarak görür, çünkü gerçek mutluluğun insanlar arası sevgide olduğuna inanır. Kimi hiçbir şey yapmadan asgari gereksinimlerle yaşayabilmeyi mutluluk olarak görür. Kimi, kendisini açmayı ve tüm sorunlarını ortaya döküp dillendirmeyi mutluluk olarak görür. Kimi de bu hayatın acımasız olduğunu düşünür, ve mutluluğu bir kendini kandırma olarak değerlendirir. Onun bu farkındalığı da kendi mutluluğudur.

Değer yargılarımız kadar mutluluk vardır.

Belki sorunlarımız kadar mutluluk vardır. O sorunların çözülmesi mutluluksa, her bir sorunun çözülmesi ayrı bir mutluluk yaşatır.

Benim şu ana kadar edindiğim tecrübe ve okumalarımla mutluluğu şöyle tanımlayabilirim; kişinin hedeflerine vardığı zaman duyduğu olumluluk duygusu. Yani ben de mutluluğu nedensel görüyorum. Hedef için insan çalışır ve kazandığı anda mutlu olur.

Ama bu huzur getirir mi? Zamanında bunu bu forumda da tartışmıştık. İnsan, değiştiremeyeceği şeyleri değiştirmek için çalışırsa başaramayacağından mutsuz, değiştirilebilecek şeyleri değiştirmeye çabalarsa sonuç alacağı için mutlu olur. Neyip insan çabasıyla değiştirilip neyin değiştirilemeyeceği bilgisi ise, bilgeliktir demiştik.

Mutluluk işte o çabanın anlamlı olup olmamasına bağlı bence. Dünyayı değiştirmek için uğraşır durursun ama metodların yanlıştır, bir ömrün harcanır, mutlu olamazsın. Dünyayı değiştirmek için yeterli temele sahip olmadığını farkeden ve bunu kabullenen ve hayatı boyunca çevresi, eşi ve arkadaşlarıyla yaşamış bir insan, daha az çaba göstermesine rağmen, bir takım şeyleri çok erken farkettiği için mutlu yaşayabilir.

Nedensiz mutluluğun olmayacağını düşünüyorum. Mutluluk aslında o kadar zor yakalanan bir şey de değil; MAO inhibitörlerini basarsın vücuduna, kendi kendine nedensiz mutlu olursun. Fizyolojik mutluluk ile bilişsel mutluluk farklı şeylerdir. Bilişsel mutluluk durum analizini içerir. O analizde başarılması gereken işler vardır, eksikler vardır, yapılması gerekenler veya yapılmışlar vardır. İşte bu analiz, kişiye kendini kandırmadan hayattan doyum hissetmesine neden olur. Bu sürecin adı da düşünmektir.
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Ekim 28, 2009, 12:30:04 öö
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

Sayın popperist. Sanırım ben kendimi ifade etmede büyük bir beceriksizlik sergiledim. Sizden bu durum için özür dileme ihtiyaci hissediyorum çünkü ben görecelilikten bahsetmediğime inanıyorum. Ortak paydada genel bir eğilimi söz konusu etmiştim fakat dediğim gibi ifade edişimde büyük bir eksiklik oluştu sanırım. Üstelik, mutluluğun araç tutularak ulaşılabilecek yaşamsal bir doktrindi kastetmek istediğim. Affınıza sığınıyorum... Saygılarımla...


Ekim 28, 2009, 06:43:27 ös
Yanıtla #3

Sayın popperist. Sanırım ben kendimi ifade etmede büyük bir beceriksizlik sergiledim.

Hayır, sanmıyorum. Gayet güzel bir şekilde açıklamışsınız. Ne demek istediğinizi direkt anlatmasanızda anlaşılıyor merak etmeyin :)

Saygılar,

Bu arada kendi düşüncelerimi belirteyim, Mutluluk kime göre değişkenlik arzedeceği için mutluluğun kişi için ne anlam taşıdığı da önemlidir. Bu yüzden de Mutluluğu yakalayabilmek için epey zorlanmak gereklidir, malum çiçekli yollardan zafere ulaşılmaz. Yeterki gelip geçici ve bir hayale dönüşen mutluluklar olmasın..

Mutlulukları yakalamamız dileğiyle,
« Son Düzenleme: Ekim 28, 2009, 06:48:40 ös Gönderen: Isabell »
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Ekim 28, 2009, 09:07:10 ös
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay

Sayın popperist. Sanırım ben kendimi ifade etmede büyük bir beceriksizlik sergiledim. Sizden bu durum için özür dileme ihtiyaci hissediyorum çünkü ben görecelilikten bahsetmediğime inanıyorum. Ortak paydada genel bir eğilimi söz konusu etmiştim fakat dediğim gibi ifade edişimde büyük bir eksiklik oluştu sanırım. Üstelik, mutluluğun araç tutularak ulaşılabilecek yaşamsal bir doktrindi kastetmek istediğim. Affınıza sığınıyorum... Saygılarımla...



Sayın Kudüs prensi,gençyaş ta yakaladığınız idrak düzeyiniz nedeniyle sizi kutlamak isterim.

Ben"O"yum,"O"ben değil...


Ekim 29, 2009, 01:18:13 ös
Yanıtla #5
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1091
  • Cinsiyet: Bay

Bilakis mutluluk hedefimiz olmalıdır. Sebepler üzerine mutlu olursunuz. Mesela birisini mutlu etmeğe vesile olmanız gibi.

Yazı bana biraz ters geldi.
''Kızıl elmada buluşalım''


Ekim 29, 2009, 01:52:39 ös
Yanıtla #6

Sayın Kudüs prensi, öncelikle şunu söyleyeyim; . Bana karşı bir suç işlemediğiniz için affıma sığınacağınız bir durum görmüyorum.

Yazınızı tekrar okudum, ifade eksikliği diye açıklamışsınız ve sonra "mutluluk, yaşamımızın amacı değil, aracı olmalıdır" demişsiniz.

Bu gerçekten ilginç bir düşünce. Ben bunu ilk okumada anlamamıştım, ama siz bu açıklamayı yaptıktan sonra ilk yazınızda da "mutluluk bir hedef değildir" dediğinizi farkettim.

Bu gerçekten ilginç bir düşünce. Gerçekten de, bir şeylerin farkında olduğunun gerçekten "farkında" olan bir insan bir şeylerin gereksizliğini farketmiş bir insandır da.

Ben dine inanıyorsam, Allah'ın varlığı ve yaratılma amacım konusunda herhangi bir şüphem olabilir mi acaba? Olmaz. Ve eğer ben dine inanıyorsam, dünyevi mutluluk için kâr odaklı çıkar hesapların ayırdığım vakit, Allah'ı düşünmeye ayırdığım vakitten neden fazla diye düşünüyorum.

Ben bir dine inanıyorum, fakat tam anlamıyla dindar olmadığımı söylemek durumundayım. İnsanın yaşamını günlük hayatta o kadar basit ama büyük sınırlamaları olan şeyler örtüyor ki, insan ister istemez, bu kargaşada önce bu rahatsızlıklardan kurtulmaya, ve biraz da maddi huzuru bulmaya odaklanıyor.

Mutluluğu da ben bu açıdan görüyorum. Evet, mutluluk bir amaç değildir, ancak hayatı daha iyi çekilebilir kılmak için insanın ihtiyacını duyacağı bir duygudur. En azından bu benim için böyle.

Hayatında sadece mutluluğu hedefleyen biri ile, hayat hedeflerine mutluluğu da ekleyen biri farklı kişilerdir.

Ben, mutluluğum için de bir şeyler yapmayı, önemsiz görmüyorum.Ve mutluluğum için yaptıklarımın da, dini inancımla çelişeceğini düşünmüyorum (yazınızdan doğrudan böyle bir anlam çıkmıyor, buraya sonradan geleceğim). Çünkü, eğer üstüme başıma bir şey alamaz, insan ilişkilerim iyi olmaz, iyi bir çevrede yaşamak elimdeyken, kötü bir çevrede, kötü bir muhitte yaşamaya hala devam edersem, bu beni "mutlu" yapmaz. Ben otoriteye eğilimli, korkak, saldırgan insanlarla etkileşime girmektense, daha iyilerini ararım. Böyle bir ortamda mesela ben nedensiz bir mutluluğa kavuşamam :)

Maddi başarılara bilinçli bir şekilde, kendinizi kandırmadan önem vermiyorsanız, ve sadece gereği kadar bu işlerle uğraşıyorsanız zaten, siz yolun yarısını halletmişsiniz demektir. Çünkü ego ihtiyaçları sonsuzdur, insanı kire bulaştıran da egodur. İslamda ego "nefs" olarak geçer, ve nefs, çoğunlukla şeytan ile birlikte anılmıştır.

Ama ben ego'nun meşru yollardan tatmin edileceğine inanıyorum. Bu inancım ile dinin ahlakının çeliştiği noktaları (mesela kazanmak için başkasının hakkını yemek) zaten tasvip etmiyorum. Ama kazanmak için kendi çabasının hakkını yiyen bir kişinin de, dini amaçlarla çelişeceğini sanmıyorum.

Şimdi sizin söyleminize geleyim; "Mutluluk araç olmalıdır, amaç değil" diyorsunuz  anladığım kadarıyla. Ancak "araç" olarak bir mutluluğun nasıl elde edilebileceğini ben pek anlamadım. Sizin söyleminizde bence bu eksik kalmış. Yani mutluluk "araç" olarak nasıl elde edilebilir?

Büyük bir gerçeğin farkında olmak mıdır bu araç?

Ama o zaman bu mutluluk olmaz bence, farkındalık olur.  Eğer mistik insanların hem aşkın bir olguya inanıp, hem de neden mutluluk, maddiyat peşinden bu kadar hırsla  koştuğunu sorguladığınızı söylerseniz, size burada katılırım. Bu bir çelişkidir.

Ama çetin bir çelişkidir.

Ben bilinçaltında, çoğu inananın pratik bir ateistmişçesine yaşadığına inanıyorum. Üzülerek, bu insanlara kendimin de girdiğini söylemek durumundayım. İnanıyorum, fakat neden önceliklerimi o inandığım şeye göre düzenlemiyorum?

Araç; yani büyük bir gerçeğin farkında olmam elimde! Fakat bunları yazan biri olarak, yarın ki işlerim, ve sene sonundaki hedeflerim, kişisel sorunlarım, eksikliklerim beni neden daha çok ilgilendiriyor?

Bunun sebebi, belki de o kadar farkında olmadığımdır. Ve zaten bu çetin çelişki üzerine hayat bir "imtihan" olarak dizaynlanmıştır.

Ben hala, belli bir mutluluk seviyesine geldiğimde, üstüme düşenleri daha iyi yapacağıma inanıyorum. O seviyeye geldiğimde başka nefsi arzularımın, ihtiyaçlarımın "artmayacağını" umarak belki.

Nefsi yenmekten bahsediyorsanız, ve bu anlamda bir "farkındalık"sa dediğiniz, bunu her peygamber dile getirmişti. Ama böyle bir ortamda araç olarak bile mutluluktan bahsedilemeyeceğini düşünüyorum. Bu kadar ulu amaçlar için mutluluk pek eğreti durmuyor mu? Sonuçta bir zevk durumu olan mutluluğun bir araç olarak kullanılması nedir?

Nefsini, egosunu yenmiş bir insan, mutlu olmayada bilir. Mutlu olmamasına rağmen, ulu amaçların peşinden "sebat"la gitmeye devam da edebilir. Kuran'da hayat yolcuğu için "zorlu bir iş" "sabır gerektien" bir iş olarak bahseder. O halde insanın ulu amaçlara inandığı sürece sürekli mutlu olamayacağını da bana Allah bildirmiştir.

O yüzden mutluluğu araç olarak elde etmek deyiminin bile, nihayetinde mutluluğu hedefleyen bir deyim olduğunu düşünüyorum. Bence mutsuz da olsa insan farkındalığı, görevini yapmasını gerektirir. Ama mutluluk için çalışarak da bu görevin peşinden pek ala gidebilir.
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Ekim 29, 2009, 02:41:41 ös
Yanıtla #7
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bu başlık altındaki yazıları okuyorum da, aradığım bir şeyi bulamıyorum bir türlü...

Mutlu olmak, mutluluğa varmak, hedefe (her neyse) mutluluk için yönelmek... Bunlara peki!

Ancak hep ben...

Başkalarının mutluluğu ne olacak?... "Ben mutlu olayım da başkaları da kendi başlarının çaresine baksın."  mı? İnsana kendi başına mutlu olması yeter mi?

Sorularımın kinik olduğunun farkındayım ama bir açılım için böyle sormayı yeğledim.

Sanırım sözü Sayın Kudüs Prensi almalı yine; o başlamış olduğuna göre.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ekim 29, 2009, 03:18:39 ös
Yanıtla #8


Başkalarının mutluluğu ne olacak?... "Ben mutlu olayım da başkaları da kendi başlarının çaresine baksın."  mı? İnsana kendi başına mutlu olması yeter mi?


Elbette Konuyu açan Sayın Kudüs Prensi olduğuna göre sorularınıza en iyi yanıtı Onun verebileceğini düşünürken bir yandan da kendi açıklamamın yetersiz olduğunun farkına vardığım için, kendi mutluluğumuzla birlikte başkalarının da mutluluğunu düşünmek elbetteki zorunlu bir durumdur. Çünkü eş zamanlı hem kendini hem de başkalarını olumlu yönde düşünecek olursak işte o zaman birbirimize zarar verme olayı otomotikman en aza indirgenir, düşüncesindeyim.



Sorularımın kinik olduğunun farkındayım ama bir açılım için böyle sormayı yeğledim.


Aslında sorularınızın mahiyeti gereği bence sorulmalıdır, neden derseniz çünkü Sayın Adam; sorularınızla hem açılımı genişletmemize hem de bu şekilde uyguladığınız yöntemle en azından sahip olduğumuz ancak içimizde saklı bulunan ama kendi adıma söyleyeyim, bir türlü içimden çıkaramadığım ve ifade etmekte zorlanmam nedeniyle bir şekilde yardımcı oluyorsunuz düşüncesindeyim. Bilmiyorum benim açımdan böyle, başka Arkadaşlar için farklı bir durum arzeder, onu bilemem:)

Saygılarımla
« Son Düzenleme: Ekim 29, 2009, 03:23:19 ös Gönderen: Isabell »
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Kasım 01, 2009, 02:40:57 ös
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

Eleştirel veyahut da destekleyici nitelikteki tüm yorum sahiplerine öncelikle değerli fikirlerinden ötürü şükranlarımı sunuyorum...

Öncelikel; Değerli olanın, sayın Adam ın da dediği gibi benci yaklaşımlardan olabildiğince kendimizi soyutlayarak, yaratan tabiatına özgü ' paylaşan ve fedakarlıkta bulunan' fert olma durumundan birliğe ulaşan bir manevi inancı taşıdığımı öncelikle ifade etmek isterim.

Ben, mutluluk odaklı eylemleri, inançları, düşünceleri,mücadeleleri; dünya riyakarlığının en büyük sebeplerinden biri olarak görmeyi yeğliyorum. Çünkü şunu iyi idrak ettiğimi sanıyorum ki; mutluluk arzusu ve ideali içindeki insan, 'birliğe' ulaşma olgunluğu ve bilgeliğinden kendi- kendisini koparıyor. İstiyor ki, tüm evren ve insanlık, onun mutluluğu için işbirliği içerisinde varolsun. Fakat değerli dostlarım bir kez daha ifade etmek istiyorum; bizler, bir özün küçük birer yansımalarıyız. Ve mutluluk ideali ve arzusunu içimizde barındırarak sanmıyorum ki o özün kimyasında ve ruhunda -kaybolan zamanda- bize ait olan yerleri tekrar geri alabilelim; gerçek ruhsal bağa ulaşabilelim... Gerçek ruhsal bağ, bu bağlantıyı arzu etmeye, onu niyet etmeye ve gerçekleştiğinde onu kucaklamaya bağlıdır. Yaratıcıyla birliğe, özümüzde onun gibi olarak ulaşılır; çünkü ruhsal birlik, ruhsal yapının benzerliğiyle mümkünlük kazanır. Bu yüzdendir ki; amaç edindiğimiz şeyler, evrenle ve yaratıcıyla bizim ardışığımızı yansıtır. Örneğin; ' yaratıcı, evren, insan...' bunun ardından mutluluğu mu, yoksa mutluluk gibi yaşamsal sevdalardan daha yüce bir olguyu mu bu sıraya dahil etmek istersiniz?.. Unutmamak gerekir ki, çile sularında ıslanmayan tek bir bilge yoktur. Yaşamsal tüm hazların geçici görüntüsünü terk etmemiş tek bir bilge yoktur. Buna nazaran yaratıcı tabiatıyla birdir; paylaşandır ve mutluluk için ilimi seçmemiştir; ilim için mutluluğu terk etmiştir. Yırtık cepleri, çıplak ayakları,paçavraya dönmüş cüppesi, kir pas içinceki saçları ve sakalları bizlere göstermiştir ki; o bilge artık burada değildir, o çoktan gitmiştir. Ruhu ile birliğin keşfine ulaşmış ve bedenini de bunun kanıtı ve örneği olarak bizlerin arasında bırakmıştır...

Bilinmelidir ki; çile güzargahı mutluluğa erişme adına bir bedel değil, birliğe ulaşma ve sırrın idrakine vararak bilgeliği keşfetme adına bir seçimdir...

Saygılarımla...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
8 Yanıt
4000 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 20, 2012, 12:19:46 ös
Gönderen: hakan_34_06
5 Yanıt
3207 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 22, 2008, 07:26:13 ös
Gönderen: Lux_e_Tenebris
MUTLULUK

Başlatan arte Diger Konular

0 Yanıt
1677 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 05, 2009, 12:05:06 öö
Gönderen: arte
1 Yanıt
2059 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 19, 2010, 02:05:53 öö
Gönderen: Genius Loci
0 Yanıt
1659 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 17, 2010, 07:38:34 ös
Gönderen: enelsır
0 Yanıt
1453 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 18, 2010, 11:43:06 ös
Gönderen: enelsır
0 Yanıt
1553 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 20, 2010, 01:22:47 öö
Gönderen: enelsır
0 Yanıt
1613 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 09, 2011, 10:53:17 öö
Gönderen: karahan
15 Yanıt
6561 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 19, 2011, 04:23:44 ös
Gönderen: Alşah
2 Yanıt
1422 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 29, 2013, 12:36:32 ös
Gönderen: Felix Steiner