Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kayıp Uygarlık Şamballa  (Okunma sayısı 3938 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 20, 2007, 06:45:43 ös
  • Ziyaretçi

Duvarlarda beliren ateşten yazılar, ışın demetleri, boşlukta beliren kutsal yüz ve daha bir çok inanılmaz anlatı. Asya´nın göbeğinde, Himalayaların bilinmeyen doruklarının bir yerinde bilinmeyen çok başka bir yere açılan gizli bir kapı var mı?


Kayıp kent Şamballa´yı uydular araştırıyor.

Yüzyıldır saklanan inanılmaz sırrı kimler biliyor?

Ti­bet­ ve Ku­zey Hin­dis­tan­ söy­len­ce­lerinde Sham­ba­la adlı bir yerden bah­se­dilir. Efsaneler, Sham­ba­la’nın gi­zem­li ve görkemli bir im­pa­ra­tor­luk­ olduğunu söylüyorlar ve Sham­ba­la Hima­la­ya’ların ö­te­ ya­nın­dadır. Es­ki ya­zı­lar­da oraya gitmek için bel­li bir da­ğın çı­kış nok­ta­sını bulmak gerekir. O­ra­dan sonra ge­zi­ye ha­va­dan de­vam edilebilir. A­ca­ba Sham­ba­la bir iddiaya göre, dün­ya­da de­ğil de, u­zak bir ge­ze­gen­de mi olabilir mi? Hin­dis­tan ve Ti­bet’de­ki es­ki ya­zıt­lar, Sham­ba­la’yı antik çok eski bir kral­lık olarak tanımlıyorlar. Bir çok söy­len­ce­ o­ra­da­ki in­san­la­rın o­la­ğa­nüs­tü şart­lar al­tın­da ya­şa­dık­la­rı­nı da belirtiyor. Sak­lı kral­lı­ğın var­lı­ğı­na da­ir ilk anlatıları Ti­bet Bu­dizm’inin kut­sal ki­tap­la­rı olan Kan­jur ve Tand­jur’da bu­la­bi­li­riz. A­şa­ğı­ yu­ka­rı 11. Yüz­yıl­‘da Sham­bala’dan söz eden en es­ki yazmalar Sans­kritçe’den Ti­bet’ce­ye çe­v­ril­di. Bu ta­rih­ten son­ra Ti­bet­li ve Moğo­lis­tan­lı bir çok rahip,ozan, yo­gi ve bil­gin­ bu es­ra­ren­giz im­pa­ra­tor­luk hak­kın­da çeşitli e­ser­ler yazdılar­.

Ge­le­nek­sel an­la­yış­a gö­re Sham­ba­la, karlı ­dağ­la­rdan o­lu­şan bir çemberin içindedir. İna­nıl­maz gü­zel­lik­te o­lan Sham­ba­la, zen­gin­lik­ler­le doludur. Mo­dern bir yer o­lan “Pır­lan­ta Sa­ra­yı­”nın baş­kent Ka­la­pa’da ol­du­ğu id­di­a e­di­lir ve Sham­ba­la Kralı hü­küm­dar­lı­ğı­nı bu­ra­da sür­dür­ür. Dikkat edin eski bir inançtan söz etmiyoruz, Sham­ba­la inancı günümüzde de geçerli ve çok yaygın. Örneğin mo­dern derken şu kas­de­diliyor; ay­dın­lat­manın ve o­da ı­sı­la­rı­nın is­teğe gö­re a­yar­lan­ma­sı gibi. Es­ki ya­zıt­lar yer­ler­de ve ta­van­lar­da bulunan, is­te­ğe gö­re ayarlanarak sı­cak­lık ve­ya so­ğuk­luk da­ğı­tan kris­ta­lller­den söz ediyorlar. Sa­ray­da iki şa­şır­tı­cı şey daha vardır; “Te­pe pen­ce­re­le­ri” ve “Si­hir­li Ay­na­“. Te­pe pen­ce­re­le­ri baş­ka dün­ya­lar­da­ki ha­yat­la­rı gör­me im­ka­nı­nı sağlarken, Si­hir­li Ay­na i­se Kra­l’ın u­zak­lar­da o­lan o­lay­la­rı izleyebiliyor. Günümüzde Ba­tı uy­gar­lık­la­rıy­la i­liş­ki içinde bulunan bazı La­ma’lar, Ay­nanın bir ek­ran gi­bi­ olduğunu ve Kra­l’ın dün­ya o­lay­la­rı­nı kon­trol et­me­si­ni sağ­ladığını iddia ediyorlar. Sak­lı Kral­lı­ğın çok da­ha şa­şır­tı­cı ö­zel­lik­le­ri var­; Örneğin es­ki ya­zı­lar­da “Rüz­gar gü­cün­de o­lan taş­dan at­lar”dan ya­ da “Taş­tan u­çak­lar”dan da bah­se­di­liyor. Varolması bir yana Sham­ba­la’nın u­çan araçları mı var­dır? Ya­şı­yan La­ma’lar­dan ba­zı­la­rı “Taş­tan at­lar”ın en ileri tek­nik­le ya­pı­lan u­çanaraçlar ol­du­ğu­nu id­di­a söylüyorlar. Bu gün­ler­de Ti­bet ma­nas­tır­la­rın­da taş sözcüğü uzun uzun tar­tı­şı­lıyor, a­ca­ba u­çak­la­rın ya­kı­tı­ mı kas­de­dil­iyor, yok­sa a­let­le­rin ya­pı­mın­da ku­la­nı­lan mal­ze­me mi? E­ğer öy­le i­se han­gi mal­ze­me? Garip ama gerçek, Sözcüğün gerçek anlamda taş ol­du­ğu­na ar­tık kim­se i­nan­ma­mak­ta­.

Sham­ba­la, dün­ya­da mı, yok­sa uzayda mı?

Ti­bet söy­len­ce­leri Sham­ba­la­nın Hi­ma­la­ya’nın dağ­la­rı ar­ka­sın­da ve Ti­bet’in ku­zeyin­de ol­du­ğu­nu id­di­a et­mek­te­ler. En es­ki ya­zıt­la­ra gö­re Sham­ba­la, “Badh Ga­ya­ren”in (Ku­zey Hin­dis­tan’da es­ki bu­dist kut­sal bir yer) ku­ze­yin­de sak­lıdır. Sham­ba­la’nın yeri Ti­bet ma­nas­tır­la­rın­da yüz­yıl­lar­dır tar­tı­şılıyor. Dü­şün­ce­ler o ka­dar fark­lı­dır ki, ba­zı La­malar Sham­ba­la’nın ye­ri­ni Ku­zey Ti­bet o­la­rak belirlerken di­ğer­le­ri Ku­zey ­Kut­bu o­la­rak dahi gösteriyor­lar, hatta New York bi­le a­day o­la­rak gös­te­ril­iyor. Sham­ba­la’nın nor­mal göz­le gö­rü­lüp, gö­rü­le­me­di­ği, en ö­nem­li tar­tış­ma nok­ta­la­rın­dan bi­ri­dir. E­ğer Sham­ba­la ger­cek­ten dün­ya­da ol­say­dı, na­sıl sak­lı ka­la­bi­lir­di? Yer­yü­züy­le il­gi­li o­lan bil­gi­le­ri­mi­ze gö­re bü­yük­lü­ğü yü­zün­den Sham­ba­la’nın var ol­ma­sı ve bulunamaması i­na­nıl­mazdır. 96 prens­li­ği o­lduğu söylenen sak­lı ül­ke i­çin dün­ya­da gizli bir yer olabilir mi? Sham­ba­la’nın Lo­tus çi­çe­ği şek­lin­deki bir dağ­ zin­cir­i şeklinde ol­du­ğuna inanılıyor. A­ma uy­du a­raş­tır­ma­la­rına gö­re böy­le bir yerin var ol­ma­dı­ğı bi­lin­mek­te. Peki ama Sham­ba­la nerede? Manastırcı Bu­distler yani tutucular, Sham­ba­la’nın dün­ya­da bu­lu­duğu düşüncesindeler. Bu­na kar­şı Halk­ Bu­dizm’in yan­daş­la­rı ise, Sham­ba­la’nın tan­rı­ların oturduğu gök­yü­zünde olduğuna inanıyorlar.

Ba­zı çağ­daş Ti­bet­li­ler de aynı veya benzer görüşteler, Sham­ba­la’yı dün­ya­da de­ğil de, yıl­dız­la­rın a­ra­sın­da a­ra­ma­ya baş­la­dı­lar, ya­ni bir ge­ze­gen­de. Tibet’in ruhani lideri “Da­lai La­ma” bi­le bu ko­nu­yu dü­şünüyor. Sham­ba­la a­ca­ba dün­ya­dı­şı bir uy­gar­lı­ğın merkezi mi ve Ti­bet’li­le­rin bin yıllardan beri bun­dan ha­ber­le­ri var mıy­dı? Yok­sa Sham­ba­la, za­man ve mekan dı­şı bir yerde bulunan gi­zem­li bir im­pa­ra­tor­luk mu? Varsayımlara göre Sham­ba­la bir baş­ka bo­yut ve­ya bir pa­ra­lel dün­ya­da olabilir mi? E­ğer bu dü­şün­ce doğ­ru i­se Sham­ba­la, bur­nu­mu­zun di­bin­de ol­sa bi­le gö­re­me­yiz. Yi­ne de Tibet’te bugün dahi Sham­ba­la’ya gi­den yo­lu ta­rif et­me­ye ça­lı­şan “Reh­ber­ler” var­dır. A­ma bu­nu öy­lesine an­la­şıl­maz bir şekilde ya­par­lar ­ki, bu ta­rif­le­ri ta­kip et­mek ne­re­dey­se im­kan­sız o­lur. Yol an­la­tım­la­rı ge­nel­de Ti­bet’in ve Ku­zey Hin­dis­tan’ın bi­li­nen yer­le­rin­de baş­la­yıp, ku­zey­deki bi­lin­me­yen böl­ge­le­re gi­der. Yal­nız tümü şa­şır­tı­cı ve i­na­nıl­maz bir ay­rın­tı­da u­yum sağ­lar­lar: Sonuçta her rehber, ge­zi­yi ya­pa­nı yola sa­de­ce ha­va­dan de­vam e­de­bi­le­ce­ği bir ye­re gö­tü­rür­. Ama nasıl? Gezi orada kalır ve sürdürülemez. 1557 de bir Ti­bet’li prens ta­ra­fın­dan ya­zı­lan bir şi­ir­de gi­zem do­lu­dur: “Yü­ce­ler, se­ni on­dan son­ra al­tın mü­zik­le bir­lik­te o­muz­la­rı­na çı­ka­ra­cak­lar ve se­ni pa­muk gi­bi dağ­ zin­cir­le­ri­nin üs­tün­den ta­şı­ya­cak­lar. On­la­rın mu­ci­ze güç­le­riy­le şem­si­ye gi­bi ha­va­da u­ça­çak­sın ve kar­tal­lar bi­le u­ta­na­cak.” A­ca­ba bu mısraların içinde ne anlam saklıdır?

Sham­ba­la’ya bir roketle gidilir mi?

17. yüz­yıl­da Sans­krit’den ter­cü­me e­di­len bir ya­zı olan “Ka­la­par Jug­pa”da da, ge­zi ta­ri­fi yine bir dağ­da so­na e­rer. On­dan ­son­ra gez­gin­le­rin Sham­ba­la’ya gi­de­bil­me­si i­çin u­çan ej­der­ha­la­rın var ol­du­ğu be­lir­ti­lir. Ba­zı Ti­bet’li La­ma­lar mo­dern u­çak­lar­la Sham­ba­la’ya git­me­ye ça­lı­şan­la­rın bü­yük fe­la­ket­le­rle karşıla­cak­la­rı­na i­na­nmakta­lar. On­la­ra gö­re, bu ge­zi­yi ya­pa­bil­mek ve çok sa­yı­daki o­la­ğa­nüs­tü en­gel­le­ri güvenle ­a­şa­bil­mek i­çin in­sa­nın bel­li güç­le­re sa­hip ol­ma­sı la­zım­dır. La­ma Kung­pa Rim­poc­he bu­nun­la il­gi­li olar şöyle demekte; ”A­ya ya­pı­lan ge­zi­ler gi­bi, o­ra­ya ro­ket­siz git­me­yi dü­şü­ne­bi­lir­mi­si­niz?” Ti­bet’li­le­rin bir kıs­mı Sham­ba­la’yı bu­lut­la­rın üs­tün­de­ o­lan bir gök­yü­zü katı o­la­rak gö­rür­ler. Ti­bet’de es­ki­den “La­ma Ma­nis”ler ya­ni gez­gin şarkıcı­lar var­dı. Halk bay­ram­la­rı­nda ortaya çı­karlar ve hal­kın gö­zü ö­nün­de Sham­ba­la­‘nın yo­lu­nu ta­rif e­den Tarot benzeri kart­lar a­çar­lar­dı. Bu ge­zi­yi ve o­ra­da a­şı­lacak olan en­gel­le­ri uy­gun öyküler an­la­tarak gös­te­ri­ler yaparlardı. Öykülerde yol karlı ­bir da­ğın do­ru­ğuna u­la­şır ve bu­nun te­pe­sin­den bir mer­di­venin gök­le­re yük­se­ldiği anlatılır. La­ma Ma­nis’le­rin şar­kı­la­rı­na gö­re Sham­ba­la’nın gi­riş­ka­pı­sı­dır. Mo­dern göz­le ba­kı­lır­sa mer­di­ven bu­gün­kü anlamıyla bir üs o­la­bi­lir. Bir Ti­bet res­mi var­dır: Bir grup gez­gin bu re­sim­de gök­ku­şa­ğı­nın üs­tün­den yü­rü­ye­rek, Sham­ba­la’ya gi­derler. Ba­zı La­malar­a göre ise, Sham­ba­la’ya “Te­le­pa­ti ge­zi­si” ya­pa­bil­me yeteneğine sahip Yo­gi­le­r vardır. Bu­dist’ler ise o­ra­da ye­ni­den doğ­mak i­çin sürekli du­a e­der­ler.

“Yıl­dız Sa­vaş­la­rı” ve Sham­ba­la...

Ti­bet ke­ha­net­le­ri­ne gö­re bir gün “kö­tü bir ruh” ge­le­cek ve “Bar­bar­la­ra” (Bar­bar­lar Kal­cah­ra ib­re­ti­ne yani bir anlamda şeytanın egemenliğine i­nan­ma­yan in­san­lar­dır) güç­lü dün­ya­lı ol­ma­dık­la­rı­nı a­çık­la­ya­cak­lar­dır, çün­kü Sham­ba­la im­pa­ra­tor­lu­ğu var­dır. Ba­zı La­ma’la­rın dü­şün­ce­le­ri­ne gö­re Bar­bar­lar el­le­rin­deki tek­nik a­raç­lar­la (SE­Tİ olabilir mi? Yani Yıldızlararası U­zay A­raş­tır­ma­la­rı?) Sham­ba­la’­nın var ol­du­ğu­nu öğ­re­ne­bi­lir­ler ve­ya o­ra­ya gi­de­bi­lir­ler. A­ma bu ke­ha­ne­te gö­re ön­ce hu­zur­lu bir an­laş­ma ya­pı­la­cak­tır; Sham­ba­la’da hü­küm­dar­lı­ğı­nı sür­dü­ren Kral Rud­ra Çak­rin is­ti­la e­den­le­ri kar­şı­la­ya­cak ve on­la­rın baş­ka­nı­na e­ge­men­li­ği bir­lik­te sürdürmeyi tek­lif e­de­cek­tir. Ama kı­sa bir sü­re son­ra Bar­bar­la­rın kra­lı e­ge­men­li­ği ken­di e­li­ne ge­çir­me­yi ça­lı­şa­cak ve u­çan a­raçlarıyla Sham­ba­la’ya sal­dı­rarak ha­va­da bir sa­vaş baş­la­ta­cak­­dır. Ama Barbarlar başarılı olamayacaklar çün­kü Rud­ra Çak­rin on­la­rı yık­mak i­çin sa­va­şa­cak­tır. Kehanetlerde şun­lar be­lir­ti­lir: “So­nun­da Kral Sham­ba­la’dan bar­ba­la­rı yok et­mek i­çin çıkacak ve a­şa­ğıya i­necektir”. Ba­zı La­ma’lara göre Kral bir baş­ka dün­ya­dan bi­zim dün­ya­mı­za ge­lecektir, çün­kü “Jam­bud­vi­pa” denen o yer, on­la­rın gö­zün­de bü­tün bir dün­ya veya gezegendir, sa­de­ce bir kıta veya bölge de­ğil­dir. Bu son sa­vaş­dan son­ra ise bir “De­mir te­ker­lek” gök­yü­zün­de belirip dü­şe­cek­ ve Rud­ra Çak­rin’in e­ge­men­li­ği­nin baş­lan­gı­cı­ be­lir­te­cek­tir. Bu ne­den­le o­na “Te­ker­lek­li çıl­gın” a­dı da ve­ril­miş­tir. Ba­zı Yo­gi’ler bu te­ker­le­ği gör­dük­le­ri­ni id­di­a e­der­ler ve hep­si ay­nı şe­yi an­la­tır: Te­ker­lek bir eve”yak­la­şır ve bu ev bi­zim ge­ze­ge­ni­mizdir.

Za­fe­rin­den son­ra Rud­ra Çak­rin e­ge­men­li­ği­ni bü­tün dün­ya­ya yayacak ve ye­ni bir Al­tın Çağ baş­la­ta­cak­tır. Has­ta­lık­lar ol­ma­ya­cak, her­kes u­zun ö­mür­lü o­la­cak ve gün­lük ge­çi­mi­ni sağ­la­ya­bil­mek i­çin kim­se ça­lış­ma­ya­cak­tır. Çün­kü yi­ye­cek­ler ken­di­li­ğin­den o­lu­şa­cak ve in­san­la­rın “si­hir­li güç­le­ri” o­la­cak­tır. Bi­lim ve tek­nik çok daha fazla ge­li­şe­cek ve sa­de­ce i­yi a­maç­lar için ku­la­nı­la­cak­tır. Bu­na ben­zer ke­ha­net­ler aslında tüm dün­ya­da var­dır. Pe­ki Sham­ba­la ger­cek­ten ne­re­de­dir? Bel­ki ça­ğı­mı­zın ge­tir­di­ği tek­nik im­kan­lar sa­ye­sin­de bu­na bir ce­vap bu­lu­na­bi­le­cek­tir. Ama ne zaman? Ya da saçma bir inanç gibi görünen bu efsaneyle Lamaların dıışında gerçekten birileri uğraşıyor mu? İnanılmaz ama NASA’nın uzay mekiklerinin birisinin yolculuğundaki görev listesinde Şambala’da yer alıyordu. Araç, böyle bir yerin olup olmadığını uzaydan gözlemleyip araştıracaktı. Sonucu henüz bilmiyoruz ama anlaşılan Sham­ba­la’nın yerini merak eden ve cidden inanan ciddi birileri var gibi...

1933 yılında Amerikalı yazar James Hilton, "Kayıp Ufuk" adlı bir kitap yazdı, kitapta anlatıldığına göre, iki pilot Himalayalar üzerinde bir yere mecburi iniş yapmak zorunda kalıyorlar ve dünyaya lişkisi olmayan bir kente ulaşıyorlardı. Hilton öyküsünü 19 Yy´da Tibet´de misyonerlik yapan Huc adlı bir rahibin anlattıklarından esinlenerek yazdığını anlattı. Bir diğer ünlü gezgin olan Alexandra David-Neel, 14 yıl Tibet´de kaldıktan sonra Fransa´ya döndükten sonra yazdığı "Mistikler ve Majisyenlerle" adlı kitabında, Tibetli Lamaların anlattığı herşeyin kesin doğru olduğunu belirtirken, yalanının varolmadığı bir toplumu gerçekliğini ısrarla anlatıyordu. David-Neel´in çizgisinde Şamballa´nın yerini bildiği ifadesi dikkat çeker ama aynı zamanda da ünlü gizem örgütü Teosofi Grubu´nun üyesi olması nedeniyle de birşeyleri saklar gibidir. Yine büyük gezginlerden olan Nicholas Roerich´e göre ise Teosofistler saklı kentin yerini öğrenmişlerdi ama açıklamıyorlardı. Roerich bir Lama ile olan konuşmasını şöyle anlatır; "Lama, Büyük Şamballa´nın çok uzaklarda suların ardında olduğunu, dünyada bulunmadığını, dünya insanlarının neden ilgilendiklerini anlamadığını söylüyordu. Lama´ya göre, ancak Uzak Doğu´da yaşayanların özel bir ilişki aurasını veya ilişki enerjisini algılayabileceklerini ekliyordu." Roerich yaşamını Şamballa´ya adamıştı, ömrünü bu yolda harcadı. Ama kayıp kentin yerini öğrenip öğrenmediği anlaşılamadı, belki o da gizemi saklayanların tarafına geçmişti. Araştırmacı Edwin Bernbaum ise, Şamballa Efsanesi´nin Tibet inançlarında düşüncenin gizli derinliklerini simgelediğini, bu şekilde bilinçaltının saf, kirlenmemiş düzeyine ulaşılarak ruhsal iç yolculuğun yapılabileceğini belirtmekte. Şamballa, Bernbaum´a göre gizli bilgeliğin en üst ve en yüce noktası ya da doruğudur...

20. Yüzyıl´ın Robinson´u olarak tanımlanan Polonyalı gezgin Ferdinant Ossendowski´yi 1943 yılında çevirisini yaptığı ""Hayvanlar, İnsanlar ve Tanrılar" adlı çevirisinde Nasuhi Baydar "Çağdaş Evliya Çelebi" olarak tanımlıyordu. Ossendowski, 1899 kadar Fransa´da yaşadı, Sorbonne´da fizik ve kimya eğitimi gördü. Kömür ve altın eksperi olarak çalıştı, Rus ordusunda görev aldı, 1.Dünya Savaşı´nda Moğolistan´a gönderildi, Petrograd´da Endüstri Kimya Profesörü oldu, 15 ciltlik araştırmalarını yayınladı. Rus Devrimi´nden sonra Sibirya Hükümeti´nde maliye ve ziraat bakanlığına getirildi. Hükümet devrilince Yeniçay bölgesine kaçtı ve ""Hayvanlar, İnsanlar ve Tanrılar" ı o zaman yazdı. 1905 karşı devriminde tutuklandı iki yıl hapis yattı, ABD´de bulundu ve yaşamının kalanını Varşova´da öğretim üyeliği yaparak geçirdi. Ossendowski´nin kitabında yaşadığı çağın inançları, gelenekler, savaşlar, çok farklı toplumlar vardır, inanılmaz olaylar ve yarler anlatılır, tüm iç Asya´yı gezmiş, Tibet, Çin, Moğolistan ve Sibirya hakkında çok ilginç şeyler yazmıştır. İşte bu arada bir yerlerde Ossendowski´nin Tibet´deki kayıp ülke Agarta´dan söz ettiğine raslarız; "Amil Irmağı kıyısında yaşayan yaşlılar anlattılar, Cengiz Han´dan kaçan bir kabile yeraltı kentine saklanmıştı, daha sonra bir avcı gizli kapıdan geçerek kayıp kente ulaştı ve dönüşte gördüklerini anlattı. Ama Lamalar, konuşmasını engellemek için dilini kestiler sonra avcı gizli kente geri döndü, geriye sadece anıları kaldı." Ossendowski yaptığı araştırmaların sonucunda, ne yorum yapılırsa yapılsın, efsanenin temelinde, Asya´nın geleceğini ve siyasi yapısını etkileyen bir gücün varolduğuna inanmıştı. Gezgin ulaştığı sonucu şöyle özetliyordu; "Dünyadaki bütün devletler, milletler, kanunlar ve gelenekler sürekli değişim halindedir, birçok büyük imparatorluk ve büyük kültür yok olmuştur. Kalıcı olan tek şey, fenalıktır. 6000 yıldan daha önce büyük bir insan kavmiyle birlikte toprağın içinrde kayboldu ve bir daha çıkmadı. Bununla beraber, aralarında Babür Şah´ın da bulunduğu birçok kişi oraya gidip geldi. Kimse oranın yerini bilmiyor, orada cinayet hiç olmadı, kötülüğe karşı korundular, bilgi sessizce gelişti ve yıkılma tehlikesine düşmedi. Orada şimdi milyonlarca kişi yaşıyor, bilim en yüksek katında, Cihan Hakimi saltanat sürüyor, Cihan Hakimi tüm doğa güçlerini bilir, tüm kalpleri ve kaderi okur. Eğer bizim çılgın uygarlığımız onları bulup savaşa kalkışırsa, tüm gezegeni çöle çevirebilirler, onlar bilmediğimiz garip araçlara binip, yeraltından her yere giderler. Cihan Hakimi, bazı zamanlarda kendinden önceki hakimlerin yattığı mağaraya gider, daima karanlıkta olan mağaraya girince duvarlarda ateşten çizgiler belirir ve sandukadan alevler çıkmaya başlar. Cihüan Hakimi, konuşarak ve ellerini ileriye uzatarak sandukaya yaklaşınca, alveler daha parlar, duvarlardaki ateş çizgileri yanıp sönmeye başlar ve birbirlerine girerek bilinmeyen alfabenin işaretlerini oluştururlar, sandukadan saydam ışık şeritleri çıkmaya başlar, bunlar büyüklerin düşünceleridir. O zaman Cihan Hakimi, ışığın içinde kalır ve ateşten harfler duvarlara Tanrı´nın arzu ve emirlerini durmadan yazarlar. Cihan Hakimi daha sonra dua eder ve alevler arasında Tanrı´nın yüzü görülür..." Ne dersiniz? Bütün bunlar, Ossendowski´nin dinleyip yazdıkları sizlere tanıdık gelmiyor mu? Sanki bir bilim kurgu filmi seyrediyor gibiyiz. Bilgisayarlar, laserler, hologramlar vs... İyi de bu kitap, yüzyılın başında bir gezgin bir bilim adamı tarafından yazıldı, Tibet´in kuytu köşelerinde yaşayan Lamalar bütün bunları nasıl hayal ettiler? Cevap bu kadar basit olamaz, geçmişimizde çok ama çok büyük bir sırrın saklı olduğu tartışılmaz gibi. Öyle bir sır ki, şu anda ortaya çıkarılsa tüm yaşamı tersine çevirecek kadar büyük ve kudretli... Ama bu Agarta´nın öyküsü, bir başka zamanın bir başka öyküsü...

ŞAMBALLA´NIN TAHMİNİ YERLERİ:

1. GOBİ ÇÖLÜ: Teosofistler ve kurucuları Madam Blavatsky´ye göre, antik bir Hint yazıtı olan Karma Purana´da Şamballa, kuzeydeki denizde bulunan bir adadadır. Ve Gobi Çölü eskiden bir iç denizdi.

2. AMU DERYA: Macar düşünür Körös, Şamballa´yı Amu Derya ırmağının kuzeyinde bulunuyordu.

3. BELOVODYE: 1923´de Kokushi Dağları´na bir araştırma gezisi yapıldı ama geri dönen olmadı.

4. KUN LUN: Çin Mitolojisi´ne göre Şamballa, Kun Lun Dağları´nın buzlu zirveleri arasındadır.

5. TABU ÜLKESİ: Taoist Mitoloji, dünyanın en güzel yerinin Tabu Ülkesi olduğunu belirtir. Bu yer Tibet ile Szechwan arasındadır.

6. TARIM IRMAĞI: İtalyan Tibetolog Guiseppe Tucci´ye göre Şamballa ırmağın doğduğu bölgededir.

7. TASHİ LHUMPO MANASTIRI: Efsanenin doğuş yeri kabul edilen bu manastır bilindiği kadarıyla 1447´de kurulmuştur ve Kalacahkra bilgeliğinin merkezidir yani bilinmeyen uygarlıkların ve dönemlerin...

8. ALTAY DAĞLARI: Geoffrey Ashe´a göre, Şamballa için en uygun yer Altaylardır. Yazara göre Orta Doğu ve Yunan Mitolojileri bunu belirtmektedir.

9. MOĞOLİSTAN: "Şamballa´nın Kırmızı Yolu" adlı eserde, Şamballa´nın girişi Moğolistan sınırındadır.

10. HUMBOLD DAĞLARI: Nicholas Roerich ekibiyle beraber bu bölgede araştırma yaparken, bir UFO görmüştü, çok büyük ve güneş kadar parlak, diyordu ve tüm ekibin gördüğü dev UFO dağların arasında kaybolmuştu. Ayrıca Roerich´e Darjeeling-Ghuan´da bulunan bir yolda Ghum rahipleri Şamballa´lı olduğunu söyledikleri bir Lama ile tanıştırmışlardı.

Ayrıca Tibet´in başkenti Lhasa´nın ve Türkistan´daki Turfan kentlerinin altında Şamballa´ya giden tüneller olduğu iddia edilmekte, İngiliz dağcı Frank Smythe ise, Himalaya Dağları´nda 9000 m. yükseklikte iki büyük UFO gördü, dağcı UFO´ların dağların içine girdiğini iddia ediyordu. James Hilton´a göre ise, Şamballa veya Shangri-La kesin Himalayalar´dadır. Bir diğer iddia ise, 1900´lerin başında nedeni bilinmeyen atomik bir patlamanın olduğu Sibirya´daki Tunguska´nın Şamballa olduğudur.


Temmuz 18, 2008, 01:51:43 ös
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi



 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
1 Yanıt
1768 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 25, 2007, 04:23:06 öö
Gönderen: tuana
1 Yanıt
2435 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 21, 2008, 03:21:55 öö
Gönderen: Mozart
2 Yanıt
2495 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 25, 2008, 12:48:08 ös
Gönderen: amurdad
6 Yanıt
4274 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 09, 2011, 01:56:06 öö
Gönderen: khanjar
1 Yanıt
3658 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 03, 2011, 03:50:56 öö
Gönderen: moonlight
1 Yanıt
3077 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 09, 2011, 01:16:48 öö
Gönderen: Eagle35
2 Yanıt
3764 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 13, 2011, 09:01:06 öö
Gönderen: Waldow
0 Yanıt
6678 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 06, 2011, 11:15:27 ös
Gönderen: AQUA
1 Yanıt
2499 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 04, 2014, 06:07:49 ös
Gönderen: KAM
0 Yanıt
1234 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 17, 2015, 02:46:01 ös
Gönderen: Risus