Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Türkiye’deki masonların sayısı neden pek azdır?  (Okunma sayısı 10273 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 08, 2010, 06:25:00 ös
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Kuşkusuz bu soru Türkiye’nin nüfusunun 70 Milyon dolayında olup, toplasan toplasan ancak 20 bin kadar (hatta o kadar bile değil) mason bulunuşundan, bu oranın birçok ülkede çok daha yüksek oluşundan ileri geliyor.

Acaba Türkiye’deki masonların sayısı daha fazla olamaz mıydı?

Olurdu belki ama ülkemizde Masonluk tam gelişmekteyken, tüm localar 13 yıl gibi oldukça uzun bir süre resmen kapalı kalmıştır. (1935 – 1948 tarihleri arasında) Bu arada yine localar kurulmuş ve masonik çalışmalar yapılmıştır ama resmen değil ve kısıtlı olanaklar çerçevesinde. Nicelik bakımından herhangi bir ilerleme olmamıştır. Localar yeniden resmen açıldığında ise önceki masonlardan birçoğu ortalıkta görünmemiştir; ya öldükleri ve sağlıkları artık elvermediği için ya da bu geçen dönem içinde Masonluğu unuttuklarından, ilgilerini yitirmiş olduklarından. Ardından, örgütsel yapılanma biçiminin yerli yerine oturtulması da gecikmeye uğramıştır. Bir diğer deyişle Türkiye’de Masonluğun geçirdiği kriz dönemi 1957 yılına kadar sürmüştür.

Bundan sonra masonlar, localarına yeni üye adayları önermekte oldukça tutuk davranmışlardır. Mason olması için önerileceklerin, üstün bir düzeyde eğitim görmüş, kültürlü, çevrelerinde saygın tanınan, kendini iyice yetiştirmiş, toplum içinde kendine bir yer edinmiş hatta ün sahibi, işini yoluna koymuş, ekonomik bakımdan hiçbir gelecek güvencesi kaygısı kalmamış, erdemli, olgun kişiler olmaları öngörülmüştür. Ancak Masonluğa girmek üzere önerilen kişilere, bu kurum hakkında hemen “hiç” denilebilecek bir ölçüde pek az bilgi verilmesine de özen gösterilmiştir.

Bu nedenlerle, Masonluğa girmek isteyen ya da girmeyi kabullenen kişilerden birçoğu, bu konuda yeterince bilgili ve bilinçli olmadıklarından, Masonluğu kendilerine göre tasarlamış, girdikten sonra ise Masonluğun umdukları ve beklediklerinden çok farklı olduğunu görmüş, çeşitli olumsuzluklarla karşılaşmış, umutları kırılmıştır. Bunun üzerine ya ilgilerini yitirmiş, ya kendiliklerinden ayrılmış (istifa etmiş) ya da düzensiz (gayri muntazam) ilân edilmişler, localarıyla ilişikleri kesilmiştir.

Dolayısıyla, localarda üyelerin sayısı bir yandan artarken diğer yandan azalmıştır. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye’de günümüzdeki Masonluğun ancak 1960’lı yıllarda başladığı öngörülebilir. Günümüzde bile, bir zamanlar Masonluğa girmiş ve sonradan ayrılmış, belki de “mason” niteliğini almış olduğunu bile unutmuş bulunan insanların sayısı, bir mason locasında “üye” olarak kayıtlı olanların sayısından az değildir. Öte yandan, masonların sayısının artması, Masonluğa karşı ilgisini sürdüren, etkin çalışmalarda bulunanların sayısının çokluğuna da bağlıdır.

Bugün için Türkiye’de sadece bir locada kayıtlı olmaktan öte doğru dürüst herhangi bir masonik etkinlik göstermeyenlerin sayısı neredeyse tümünün yarısını bulur. Bu durumda aslında Türkiye’de toplamda ancak on bin kadar mason bulunduğunu söylemek yanlış sayılmaz.

Bu on bin masondan kaçı bir yıl içinde Masonluğa yeni bir aday önerir? Türkiye’deki tüm localar göz önüne alındığında, bu sayı taş çatlasa bini geçmez. Bu önerilerin hepsinin olumlu sonuçlandığını düşünsek, mason sayısının artış oranı %10 dolayındadır. Bu arada çeşitli nedenlerle ayrılanlar yine olacaktır; o da ayrı.

Üstelik masonlukta sadece niceliği yani sayıya değil niteliğe de önem verilir. Hatta nitelik, nicelikten daha önemli ve öncelikli tutulur. Günümüzde birçok nitelikli insan, Masonluğa girmeye yaraşır olsa, kendilerine bu bağlamda bir öneri götürülse bile buna pek yanaşmamaktadır.

Öte yandan TC Dernekler Yasası’nın getirmiş olduğu birtakım kısıtlamalar vardır: Nitelikli mason adaylarının daha yoğun olduğu kamu sektörü ve yüksek öğrenim kurumlarında çalışanlar istedikleri her derneğe üye olamamaktadır. Bu da Masonluğun gerek niteliksel gerek niceliksel gelişimini büyük ölçüde kösteklemektedir.

Yukarıda ettiğim bir söz üzerine şöyle bir soru da sorulabilir: «Masonlukta ne gibi olumsuzluklar görülür?»

Yer yer ve zaman zaman kimi masonların birer “mason” olduklarını ve Masonluğa girerken verdikleri sözleri unuttuğu, kendilerine yakışmayacak işler yaptıkları, davranışlarının Masonluk ile bağdaşmadığı görülebilir. Yıllardan beri “mason” sıfatını taşısalar bile, Masonluğun ne olduğunu gerektiğince anlayamamış olanlar da çıkar. Bu gibi kimseler, kendilerini oyalamakla kalmaz, Masonluğun onur ve saygınlığını zedeleyip adına leke düşürücü davranışlarda bulunabilirler. Örneğin bir masonun kesinlikle doğru ve dürüst bir insan olması gerekir. Fakat bir bakarsınız ki, “mason” olduğunu bildiğiniz bir kişinin yalancılıkta üstüne yoktur; çevresinde dolandırmadığı kimse kalmamıştır. Böyle bir durum, Masonluğu salt “olması gerektiği gibi” sanıp yücelten bir kişi için oldukça üzücü, hatta umut kırıcıdır.

Elbette «Peki ama masonlar böyle kişileri aralarında tutar mı?» diye de soracaksınız.

Hayır ama bir kez Masonluğa girmiş olan kişi, zaten öyle olduğu halde masonları yanıltıp girebildiyse ya da sonradan Masonluktan hiçbir şey edinmeksizin karakteri değişip kötü yönlere saptıysa, üstelik bir de kendisini “mason” olarak tanıtıyorsa, bu kuruma çok zarar verir. Nitekim mason olabilecek birçok kimse bu olumsuz örneklere bakarak onların birer “istisna” olduğunu düşünmeksizin Masonluğa girmektense girmemeyi yeğlemektedir.



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ocak 08, 2010, 10:16:16 ös
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

çevrelerinde saygın tanınan, kendini iyice yetiştirmiş, toplum içinde kendine bir yer edinmiş hatta ün sahibi)  cevap budur bence...


Ocak 09, 2010, 08:27:46 öö
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

sayın ADAM, masonlugun neden sayılarının neden bu kadar az oldugunu , derli toplu olarak açıklıkla yazdıgınız için teşekkür ederim . evrensel mosonlukla ulusal masonluk arasındaki  uzlaşmalarla , uzlaşmazlıklara güzel bir vurgu yapmışsınız. kafamdaki birçok  soruların cevabını sizden almış oldum  sağolun.


Ocak 10, 2010, 11:19:07 öö
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay

Ancak Masonluğa girmek üzere önerilen kişilere, bu kurum hakkında hemen “hiç” denilebilecek bir ölçüde pek az bilgi verilmesine de özen gösterilmiştir.



Bu cümle,sayın ADAM tarafından tam da yerinde kullanılmış.Yerleşik bir paradoksun açılımı bunun üzerinden yapılabilir,belki de muammalara yanıt bulunabilinir.

Madem ki,aklıbaşında,eğitimli,ekonomik durumu düzgün,çevresince iyi tanınan kişiler masonluğa devet ediliyor,böyle insanların,haklarında hiçbirşey bilmedikleri bir kuruma girmeleri nasıl beklenebiliyor?

Hatta bu insanlar hiçbir sorgulama yapmaya gerek duymadan böyle bir teklifi nasıl kabul edebiliyorlar?...Bu bir çelişki değilmidir.Her yönüyle yeterli olduğu düşünülen bir kimse,nasıl rastgele bir muammaya gönüllü olabilir.

Bu sorulanın cevabı,yaşanmadan verilemeyeceği için,yaşayanlardan veya tanık olanlardan beklenebilir,umarım birileri bizi aydınlatır.



Saygılarımla
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Ocak 10, 2010, 12:19:52 ös
Yanıtla #4
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Ceycet sorusunun yanıtını benden beklemiyor gerçi ama belki de be bu konuya çok objektif bir tarzda bakabildiğimi öngörerek yanıtlamya çalışayım. Aslında masonlar gerek bireysel gerek kurumsal boyutta özeleştirilerini açıkça yapabilir ve bunları ortaya sarmekten çekinmezlerse, diyeceklerimi onlar da rahatça söyleyebilir. Fakat tutum ve sözlerinde yeterince özgür olamadıkları, birtakım kısıtlamalar altında tutuldukları için bunu pek yapamıyorlar.

Mason olmak isteyen ya da bu bağlamda gerekli işlemlere başlamış bir kişi, Masonluğun geneli hakkında önceden ne kadar çok şey bilirse, bu gerek masonlar gerekse örgütleri için bir avantajdır. Bırakın kişinin Masonluğa bilerek, anlayarak, gerçekten gönüllü olarak girmek isteyişini, o bir dolu genel bilgiyi sonradan kendisine aktarmakla zaman ve enerji yitirilmemiş olur; o zaman ve enerji, localardaki çalışmalarda çok daha verimli bir biçimde değerlendirilebilir.

Ancak sorun orada değil; sorun masonların bireysel doyum arayışlarında...

Onların indinde hiçbir zaman mason olmayacak bir kişinin Masonluğa ilişkin bilgi edinmesi sorun değil de bir gün mason olabilecek, hele mason olmaya hazırlanan kişinin bu bilgileri edinmiş olması sorun. Edinmemeli... Bunları Masonluğa girdikten sonra öğrenmeli. Bunlar ona Masonlukta gösterilmeli. Masonlar kendileri bu bakımdan ondan daha üstün, daha bilgili olduklarını Masonlukta birtakım sırlar (!) bulunduğunu, bunları ancak mason olduğunda öğrenebileceğini belirtmeli. Onun da ancak masonluğa girdikten sonra kendileri gibi olabileceğini duyumsattırmalı.

İşte yanlışlık burada... Bu belki eski çağlarda yani Masonluğun o dönemlerdeki ezoterik olgusu çerçevesinde geçerli olabilirdi ama bugün artık değil. Nitekim dünyanın hiçbir yerinde hiçbir mason kuruluşu artık böyle bir tutum takınmıyor; ender çıkabilecek birkaç istisna dışında Türkiye'de de durum böyle. Fakat bundan 50 yıl kadar önce böyle değildi. O da gerek Masonluğun niceliksel gelişimini, gerekse masonların niteliksel geleşimini sekteye uğrattı. Masonların niteliksel gelişimini geciktermesi de, birçok masonun Masonluğa ilişkin genel bilgileri ancak bu kuruma girdikten sonra öğrenmek için zaman harcaması nedeniyle oluştu. Öğrenebilip öğrenemedikledi de ayrıca sorgulanabilir.

Gerçi hariçten gazel okumak gibi olacak ama bence Masonluğa alınacak kişilerin bireysel nitelikleri araştırılırken, Masonluğa ilişkin genel bilgileri yeterince bilip bilmediğine de bakılmalı. Bilmeyenlere öğrenmeleri için zaman tanınmalı. Nasıl Masonluğun kendi bünyesinde ilerlemek bakımından birtakım çalışmalar yapılıyor, masonlar sınavlardan geçiriliyorsa, bunların ilki daha Masonluğa girmeden önce uygulanmalı.

Sevgiler.



 



 

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ocak 10, 2010, 12:47:02 ös
Yanıtla #5
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

Sn. ADAM'ın hiçten kastı nedir bilemeyeceğim.

Ama hiç de öyle hiçe yakın bilgi verilmiyor. Kisiye Masonluk için teklif götüren zaten onu bir süredir tanimaktadir. Teklifte de sadece Mason olmak ister mısın diye sorulmaz kisiye Maaonluk hakkında bilgiler verilir. Bu sitede o bilgileri zaten okudunuz. Tekliften sonrada hop diye tekris olmaz. Çoğunlukla Locanin sosyal toplantılarına davet edilirsiniz, mesela bir aksam yemeğine. Sonra size Masonlugu araştırmanız onerilir. Kimi kitapları okuyabileceginiz söylenir. Aklınıza takılan her soruyu size teklif getirene sorabilir ve sinirlar icinde cevap alirsiniz . Nihayetinde "hür" iradenizle kendiniz bu teklifi olumlu olarak yanitlatsaniz o zaman resmi süreç baslatilabilir. Size kurumun üyesi olmakla yuleneceginiz yukumlulukler de yeteri kadar aciklanir. Kisi bunlar üstünde muhakeme eder ve bir karara varır.

dolayısıyla bu uzun sayılabilecek süreçte hem teklif götürülen Masonluk hakkında Temel bir bilgi ediniyor hem de  teklif edilen Locadaki Masonlar onun hakkında bilgi ediniyor. Her iki tarafta sonuçta olumlu yaklaşırsa Mason olunuyor. 



Ocak 10, 2010, 01:34:20 ös
Yanıtla #6
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

Bir itirazım daha olacak. O da ülkedeki Mason sayısının 70miyona göre az olduğunun iddia edimesi. Bence burdaki hata tüm nufusla kıyaslama da. Halbuki zaten o nüfusun büyük cogunlugu Mason olma şartlarını tasimamakta. Bunun böyle olmasında da Masonlarin bir sucu olmasa gerektir. Eğer bir nüfus kıyaslaması bir demografik calışma yapılacaksa önce Mason olabilme koşullarını taşıyan nüfusun bulunması gerek. Sonra Mason sayısına onu bölüp diğer ülkeler icinde bunu yaptıktan sonra daha sağlıklı hor karşılaştırma yapılabilir.


Ocak 10, 2010, 01:38:24 ös
Yanıtla #7
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay

Sayın SkullG'nin dediklerine bir diyeceğim yok. (Aslında birazcık var ama onu geçebiliriz.)

Benim dediğim bu işin geçmişte böyle yapılmadığı... Acaba anlatımlarımdan öyle çıkmıyor mu? Ben iskiden böyle değildi diyorum. Eskiden bilgi verilmezdi diyorum. Hatta birçok kişiye emrivaki bile yapılırmış. Bunun pek az istisnası var.

Bakınız, bir zamanlar kitapevi bölümünde bir kitap tanıtımı yapmıştım. Sonra da o kitaptan bazı bölümler aktarmıştım. Bunun bir nedeni vardı. Forumdaki üyelerden kimilerinin ilgisini çekeceğini beklemiştim. Fakat Sayın Isabell (yeni adı Isabella) dışında pek ilgi gösteren çıkmamıştı. O kitapta bir masonun Masonluğa nasıl girdiğine ilişkin anıları da var. Birdenbire aklıma geldi. Oradan bir aktarma yapayım. Ancak bunu merak edenler lütfen Edebiyat bölümünde izlesin. Çünkü o kitap da ne de olsa bir kurgusal yapıttır.

Sevgiler.
  
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ocak 10, 2010, 01:51:44 ös
Yanıtla #8
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın SkullG'ye ikinci yanıt:

Elbette böyle bir değerlendirme yapılırken bunun demografik olması gerek. Ancak dünya çapında böyle bir şey hiç yapıldı mı acaba? Genellikle yapılan, ilgili ülkedeki mason nüfusunun toplam nüfusa oranı ile ülkeler arasında Masonluğun niceliksel durumu üzerine bir karşılaştırma yapılması biçiminde. Dünya genelinde bu oranın on binde 15 dolayında olduğu, Türkiye'de ise on binde 3 kadar olduğu söylenir. Dünya genelinde öyle olunca, demek ki bazı ülkeler de 20-25 dolayında rakamlar söz konusu. Türkiye'de 3 rakamını alırsak, 0,0003 x 70 Milyon = 21 bin eder. O kadar mason olmadığına göre demek ki oran daha düşük.

Demografik bir karşılaştırma yapılsa da göreli oranların pek değişeceğini sanmam çünkü çok gelişmiş ve gerek kültür gerek yaşam standartları bakımınından halktaki farkların çok daha az olduğu ülkelerde bile mason olabilecek kişilerin toplam nüfusa oranla sayısı öyle pek yüksek değildir.

Bu oranın Türkiye'den daha düşük olduğu gelişmiş ülkeler de var. Örneğin İsveç. Ancak bu, orada Masonluğa alınacak kişilerin pek bir özellikle seçiminden, o ülkede Masonluğun çok farklı nitelikler taşımasından ileri geliyor.

Sevgiler.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ekim 11, 2011, 04:19:33 öö
Yanıtla #9
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 694

az olmasının bir sebebi de herkes borçlu,
zenginlerde şimdi cami yaptırma derdinde....
Doğru rehberini bulana ne mutlu...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
14 Yanıt
11710 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 15, 2010, 04:50:52 ös
Gönderen: Mustafa Kamil
3 Yanıt
3210 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 14, 2009, 08:56:22 ös
Gönderen: erdal
5 Yanıt
5899 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 29, 2010, 07:45:02 ös
Gönderen: ozkann
4 Yanıt
8953 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 26, 2016, 08:42:00 ös
Gönderen: moonlight
12 Yanıt
15476 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 19, 2015, 07:37:38 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3428 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 19, 2010, 11:21:03 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3369 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 21, 2010, 05:19:39 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
5710 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 24, 2010, 02:48:12 ös
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
4568 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2011, 12:25:49 ös
Gönderen: Genius Loci
2 Yanıt
8022 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 02, 2011, 06:29:55 ös
Gönderen: Eser