Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: BUDİZM VE KARMA  (Okunma sayısı 3451 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Temmuz 22, 2010, 10:36:48 ÖÖ
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay

Karma herkesin bildiği, ama anlamını Batı’da çok az insanın kavradığı bir kelimedir. Batılılar sık sık bu kelimeyi ‘kader’ veya bir tür kozmik adalet sistemi olarak anlıyorlar. Ne var ki Budistler karmayı bu şekilde anlamıyorlar.

Karma Sanskritçe bir kelimedir ve anlamı ‘eylem’ demektir. Bazen Palli yazılışı olan kamma ile karşılaşabilirsiniz, ikisi de aynı kelimedir. Budizmde karma daha kesin bir anlama sahiptir. İradi eylem anlamına gelir. Yapmayı, söylemeyi veya düşünmeyi tercih ettiğimiz şeyler karmayı harekete geçirir. Karma yasası sebep ve sonuç yasasıdır.

Bazen Batılılar karma kelimesini karmanın neticesi anlamında kullanmaktadır. Örneğin biri falanca ‘karması yüzünden’ işini kaybetti diyebilir. Fakat Budistlere göre karma sonuç değil, eylemdir. Karmanın etkilerinden karmanın ‘sonuçları’ veya ‘meyveleri’ diye bahsedilir.

Karma yasaları hakkındaki öğretiler Hinduizmden gelir. Fakat Budistler karmayı biraz Hindu’lardan farklı anlarlar. Tarihte yaşamış olan Buddha bugün Nepal denilen yerde bundan 26 asır önce yaşadı. Aydınlanma arayışı içinde o Hindu öğretmenler aradı. Ne var ki Buddha öğretmenlerinden öğrendiklerini yepyeni ve farklı yönlerde yorumladı.
Karmanın Özgürleştirici Potansiyeli

Buddha’nın döneminde Hindistan’ın birçok dini düz çizgisel bir karma anlayışına sahipti: geçmişin karması şimdiyi, şimdinin karması geleceği etkiliyordu. Fakat Budistler için karma çizgisel değil, karmaşıktır. Thanissaro Bhikku, ‘eylemler çok yönlü geri dönüş etkilerine sahiptir, şimdiki zaman hem geçmiş hem de şimdiki zamandaki eylemlerle belirlenir. Şimdiki zaman sadece geleceği değil, şimdiki zamanı da biçimlendirir.’

Öyleyse Budizme göre geçmiş şimdiki zaman üzerinde belli bir etkiye sahip olsa da şimdiki zaman ayrıca şimdiki zaman eylemleriyle belirlenir.

Thanissaro Bhikkhu Buddha’nın Öğrettiği adlı eserde bunun neden önemli olduğunu anlatır:

“…ilk dönem Budist karma mevhumu, el etek çekmiş bir güçsüzlüğü teşvik etmek yerine, zihnin her bir anda yaptığı şeyin özgürleştirici potansiyeline odaklanmıştır. Kim olduğunuz ve kökeniniz, hiçbir şekilde tam şu anda gönlünüzden geçenler kadar önemli değildir. Her ne kadar geçmiş hayatta gördüğümüz bir sürü eşitsizliği açıklayabilse de, insan olarak bizi ayıran şey, bize verilmiş olan değildir, çünkü bu her an değişebilir. Elimizdekini ne kadar iyi kullanacağımızı kendimiz belirleriz.”
Yaptığın Şey Başına Gelendir

Eskiye ait, yıkıcı bir davranış kalıbından kurtulamıyoruz gibi görünen anlarda bizi tutsak eden geçmişin karması değildir. Eğer tutsaksak tam şu andaki tutumlarımız ve düşüncelerimizle aynı eski davranışları tekrar ediyoruz demektir. Karmamızı, hayatımızı değiştirmek için zihnimizi değiştirmemiz gerekiyor. Zen öğretmeni John Daido Loori şöyle diyor: “Sebep ve sonuç bir ve aynı şeydir. Peki bu bir ve aynı şey nedir? Sizsiniz. İşte bu yüzden yaptığınız şeyle başınıza gelen şey aynı şeydir.’

Hiç kuşkusuz geçmişin karması şu andaki hayatınızı etkiliyor, ama değişim her zaman mümkündür.
Ne Bir Hâkim Ne De Adalet Var

Budizm hayatımızı etkileyen karma dışında başka faktörler olduğunu da öğretir. Bunlar arasında mevsimlerin değişimi veya yer çekimi gibi doğal kuvvetler vardır. Bir doğal felaket bir toplumu vurduğu zaman, bu bir tür ortak karmik ceza değildir. Bu yargılamayı değil, sevgi dolu bir yanıtı gerektiren talihsiz bir olaydır.

Bazı insanlar karmaya kendi eylemlerimizin neden olduğunu anlamakta güçlük çekmektedir. Bu insanlar oralarda bir yerlerde bir tür kozmik bir kuvvetin olduğuna, bu kuvvetin karmaya yönlendirerek iyi insanları ödüllendirip kötü insanları cezalandırdığına inanmak istiyorlar. Bazı dinlerde böyle bir şey öğretiliyor olabilir, ama Budizm’de böyle bir şey yok. Bir Budist uzman olan Walpola Rahula şunları söylüyor:

‘Karma teorisi hiçbir şekilde ahlaki ‘adalet, ödül ve ceza’ gibi kavramlarla karıştırılmamalıdır. Ahlaki adalet, ödül veya ceza, hakimlik tahtında oturan, doğru ve yanlışın ne olduğuna karar veren bir yasa koyucu olarak mutlak bir varlığa bir Tanrı’ya olan inançtan gelir. ‘Adalet’ kavramı belirsiz ve tehlikeli bir kavramdır. Ve çoğu zaman onun adına iyilikten çok kötülük yapılır. Karma teorisi sebep ve sonuç, etki ve tepkiye dairdir ve bir doğa yasasıdır. Adalet, ödül ve ceza fikirleriyle ilişkili değildir.’
İyi, Kötü ve Karma

Bazen insanlar ‘iyi’ ve ‘kötü’ (‘şer’) karmadan bahsederler. Budistlerin iyi ve kötüye dair anlayışları Batılıların bu terimlerle anladıklarından biraz farklıdır. Budist perspektifi anlamak için ‘iyi’ ve ‘kötü’ kelimelerinin yerine ‘bütünsel’ ve ‘kısmi’ kelimelerini kullanmak daha iyi olabilir. Bütünsel eylem bencillikten uzak şefkat, sevgi dolu nezaket ve bilgelikten gelir. Kıs mi eylemler tamah, nefret ve cehaletten kaynaklanır.
Karma ve Yeniden Doğuş

Birçok insanın anladığı haliyle reenkarnasyon bir tür otonom varlık sahibi benliğin veya bir müstakil bir ruhun, ölümden sonra hayatta kalıp yeni bir bedende doğması şeklindedir. Hal böyle olunca eski karmaların insanları yakalaması, yeni hayata taşınması fikri anlaşılır bir fikirdir. Fakat Budist öğretiler bu konuda çok farklı şeyler söyler.

Buda anatman veya anatta –ruh yok, ben yok- adlı bir öğreti öğretti. Bu öğretiye göre bireysel varlık içinde kalıcı, bütünsel, otonom bir ‘benlik’ yoktur. Bizim kendi benliğimiz, kişiliğimiz veya egomuz olarak gördüğümüz şeyler geçici varlıklardır ve ölümden sonra hayatta kalmamaktadır.

Peki bu öğretinin ışığında yeniden doğan nedir? Ve karmanın yeri neresi?

Çok kısaca açıklamak gerekirse….

Yeniden doğum hakkında düşünme yollarından biri de var oluşu büyük bir okyanus olarak görmektir. Bir birey bu okyanusun yüzeyindeki bir dalgaya benzeyen bir varoluş fenomenidir. Bir dalga başlar, suyun yüzeyinde hareket eder ve sonra dağılır. Varlığı süresince dalga okyanustan ayrıktır, fakat hiçbir şekilde ayrı değildir. Aynı şekilde yeniden doğan şey aynı kişi değildir, bununla birlikte aynı kişiden ayrı da değildir.
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Temmuz 23, 2010, 09:39:49 ÖS
Yanıtla #1

Karmaları genelde bazı kurum ve kuruluşlar ismini belirtmekten ziyade görüşlerinden anladığım kadarıyla kişinin yaptıklarının önüne gelmesi ve birşekilde yaptıklarının tekrar kendisine dönmesi olarak algıladım ama bunun ne derece doğru olduğunu da bilmiyorum. Bana göre mantıklı geliyor ama bir başkasına göre mantık dışı..  Bu arada kendi fikrime göre kişinin bu karmaları yaşamasının tek koşulu olup, var olan kabullenme olayından sonra yaşanıldığı, bununla birlikte ise gene bu karmaların yaşanıldığı durumda da farzmahal soruya doğru bir şekilde cevap verilmesi gerektiği halde yanlış bir cevabın verilmesi durumunda bu tamamen bireyin sonu olabilmekte, diye düşünüyorum. Sondan da kastim, sanırım bu daha çok daha detaya indiğimden dolayı düşünce bağlamında kelimelerin tam olarak ifade etmemi sağlayamadığı için daha çok bireysel yıkım desem daha doğru olur. Bu da zaten tam bir felaket.   Peki diyelim ki, karmaları kabullenmemiş bir kişinin durumu ne olacaktır, o da çok daha derine inildiğinden burada bahsetmek ne kadar doğru olur, bilemiyorum ama sanırım çok daha kötü bir sonucun onu beklediği anlamına gelecektir.   

Yeniden doğum yani reenkarnasyon olayında da kişinin bıraktığı yerden ( bundan kastim evrim düzeyi ya da basamak olarak da algınabilinir ) devam etmesi olarak biliyordum. Düşünceme göre.. ama tabi bu hususta çok farklı görüş yeraldığından hangisin doğru olabileceği yönünde bence en doğru yol, kişinin kendi deneyimlemesinin farkına varması olarak görüyorum.

  
« Son Düzenleme: Temmuz 23, 2010, 09:46:08 ÖS Gönderen: Isabella »
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
3 Yanıt
2877 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 27, 2009, 02:51:27 ÖÖ
Gönderen: Makbenah
0 Yanıt
1356 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 23, 2008, 10:29:50 ÖS
Gönderen: Anatolic
2 Yanıt
1767 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 23, 2014, 12:13:24 ÖÖ
Gönderen: Sade
0 Yanıt
1564 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 02, 2008, 05:10:52 ÖS
Gönderen: bugfree
0 Yanıt
3425 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 08, 2010, 01:25:10 ÖS
Gönderen: oasis
0 Yanıt
1625 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 25, 2010, 01:16:34 ÖS
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
3844 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 04, 2011, 01:49:27 ÖS
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
1916 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 25, 2011, 08:48:29 ÖÖ
Gönderen: ozkann