Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Orta Çağda Yahudiler Üzerindeki Baskılar - 1  (Okunma sayısı 1771 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 06, 2010, 01:48:30 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7247
  • Cinsiyet: Bay



Bu başlığı görünce, forum üyelerinin ve izleyicilerinin kimisi şöyle düşünebilir: «Bu ADAM Yahudilere kafayı takmış. Hep onları anlatıp duruyor. Yeter! Bıktık artık.»

İzin verirseniz savunmamı yapayım… Savunma mı, açıklama mı? Buna gerek var mı?

Birçok başlık altında Avrupa’da Orta Çağdaki Yahudilerin durumunu anlattım. Bu doğru. Ancak ben de şunu sormak istiyorum: Benim bu başlıklar altında asıl anlattıklarım ne? Yahudiler mi yoksa Hıristiyan Avrupalılar mı? Orta Çağda Avrupa’da bir başka azınlık yok ki, şu Türklere ve Müslümanlara “barbar” diyen Batılıların iki yüzlülüğünü ortaya serelim.

Bakın, işte bu başlık altında da Avrupa’daki Yahudilerin karşılaşmış oldukları baskı, kıyım, zulüm ve kovmalardan söz edeceğim. Bu arada Hıristiyanların kendi çıkarları uğruna nasıl çelişkilere düştüklerinden… Bu bağlamda Avrupa’nın tek bir yerini istisna tutacağım: İberya…

Yahudi yazınında İberyalılar “Sefarad” olarak adlandırılır. Bugün ülkemizde sayıları pek azalmış Yahudi yurttaşlarımızın büyük çoğunluğunun soy bakımından kökeni Sefaradlara dayanır. Çünkü bir dönem gelmiş, İberya’daki Yahudiler de Orta ve Kuzey Avrupa’daki “Aşkenaz” olarak adlandırılan Yahudiler ile aynı akıbete uğramış, onlara Osmanlı Devleti kucak açmıştır. Ancak bu çok daha sonra... Belki onu da ileride bir başka başlık altında anlatırım.




Söze Fransa ve Germen ülkelerinde yaşayan Yahudilerden başlayalım.

Kudüs’te patlayan Bar Kohba isyanından sonra oralardan sürülen Yahudilerin bir bölümü, Roma İmparatorluğunun ileri karakol bölgelerine yerleştirilmişti. Bu Yahudi toplulukları, eskiden Galya olarak anılan Orta ve Kuzey Fransa ile günümüzdeki Almanya’nın Rheinland bölgesini kendilerine yurt edinmişti.

Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun 9. yüzyılın ilk yarısındaki ünlü egemeni Charlemagne (Şarlman), İberya’daki Yahudilerin o tarihlerde oraya yerleşmiş Müslümanlara hayli yararı dokunduğunu görmüştü. O sıralar iyi ilişkiler içinde olduğu Emevî halifesinden, kendisine birkaç rabbi göndermesini istemişti. Rabbiler kendi ülkesine geldikten sonra onları başka Yahudilerin de izleyeceğini biliyordu.

Nitekim öyle oldu.

Rabbileri izleyen gruplar az sayıda da olsa “Yeshiva” dedikleri kendi din akademilerini açmak koşuluyla Orta Avrupa içlerindeki yerleşimlerini kurdu. 825 yılı dolaylarında, İmparator Dindar Louis, Yahudilerin yerleşmelerini teşvik etmek amacıyla onlara birtakım yerler kiraladı ve oralarda sinagog kurmalarına da izin verdi.

Rhein Nehri boyunca eskiden Keltler, Romalılar, Franklar, Burgondlar yaşamıştı, Bölgedeki Speyer, Worms ve Mainz kentleri, Orta Çağın büyük yerleşim merkezleri olmuştu.

Bu çevredeki en eski sinagogun 1034 yılında Worms kentinde yapıldığı biliniyor. 1084 yılında Speyer başpiskoposunun desteğiyle Yahudiler bir dizi öncelikten yararlandı; mahallelerinin çevresine koruyucu duvarlar bile inşa edildi.

O iki kentte işler öyle giderken, 1012 yılında Mainz kentindeki Yahudiler din değiştirmeye zorlandı. Feodalitenin gelişimiyle birlikte özgürlükleri iyice kısıtlandı; toprak sahibi olma, meslek ve zanaat tutma gibi hakları peyderpey kaldırıldı.

Yahudilere yöneltilen en büyük suçlamalardan biri faizcilik yapmalarıydı. Çünkü Hıristiyan dini bunu kökünden yadsıyor hatta lanetliyordu. Ancak Yahudilere de geçimlerini sağlayabilmek için yapacak başka iş bırakmamışlardı. Yahudilerden birçoğu parayla öyle çok oynamaya başlamıştı ki, krallar, prensler ve diğer üst düzey yöneticiler de mali sorunlarını çözmek için Yahudi bankerlere başvurmak durumunda kalıyordu.

İşin ilginç yönlerinden biri de şu ki, Yahudilere uygulanan baskı, zulüm ve kovma eylemlerinin kimi zaman bu para alışverişi işlerinden kaynaklandığı da bir gerçektir.

Düşünüyorum da, acaba Tapınak Şövalyeleri Tarikatı da Avrupa’nın en büyük bankerlik örgütü durumuna gelirken bu işi Yahudilerden mi öğrenmişti? Olabilir mi? Gerçi onların yöntemi hayli farklıydı ve hiç kimsenin onlara karşı gıkı bile çıkmıyordu ama yapılan iş niteliği bakımından hemen hemen aynı.

13. yüzyıl ortalarına gelelim.

Fransa Kralı 9. Louis, Yahudiler için yaşamı Hıristiyanlığa dönme noktasına kadar çekilmez kılan bir tutum benimsedi. Onu izleyen 3. Philippe’in ardından, Tapınak Şövalyeleri Tarikatı’nın ortadan kaldırılmasının baş sorumlusu 4. Philippe bunu doruğuna vardırdı; önce mallarına el koydu ve sonra da hepsini birden ülkesinden kovdu.

Yahudilerin, zulüm görme, dövülme, yakılma, ırzlarına geçilme olayları dışında, ekonomik açıdan da baskı altında tutuldukları, soyuldukları, canlarına dokunulmaz ise ölümüne vergilendirildikleri oluyordu. Zaman zaman tolerans gösteriliyorsa, bunun tek nedeni paralarıydı. Ekonomik bakımdan zor durumda olan Çağ krallıkları için iyi bir gelir kaynağıydılar. Bu da özel “Yahudi vergileri” sayesinde oluyordu. Kimi Germen kentlerinde Yahudilere 38 özel verginin dayatıldığı saptanmıştır: Doğum, ölüm, evlenme, sünnet, Şabat mumları yakma, askerlikten bağışık tutulma vergileri gibi...

Böylesine baskılarla karşılaşan Yahudiler, daha toleranslı ve iyiliksever gibi görünen Polonya krallarının kendilerine yakınlık göstermesi üzerine, büyük ölçüde oraya göçtüler.

Polonya hayli geç bir dönemde, 11. yüzyılın başında Hıristiyan olmuştu. Ülkenin ekonomik gelişmesi için Yahudilerden yararlanmayı da ilk kez 13. yüzyıl ortalarında Kral 5. Boleslav düşünmüştü. (Hep böyle yazılır. Diğer birçok girişim gibi aslında bunu da kral düşünmüş olmasa gerektir. Ona düşündürülmüştür. O da düşündürüleni benimseyince kendisi düşünmüş gibi olmuştur.)

Gerçekte Katolikliği kabul eden Polonya halkının ve kralın Yahudilere karşı öze bir sempatisi söz konusu değildi ama ülkenin ekonomik çıkarını da göz önünde tutmak gerekiyordu. Kralın 1264 yılında çıkardığı berat, Yahudilere başka hiçbir yerde görülmemiş hak ve ayrıcalıklar tanıyordu. Kral, Polonya’ya yerleşen Yahudilerin kıyıma uğramayacağı, mal ve mülklerinin devlet güvencesi altına alınacağını belirtiyordu. Bunun üzerine Yahudiler hemen ve topluca Polonya’ya akın etmediyse de, kimileri ortamı yoklamak için geldi. Ancak diğer ülkeler Yahudileri kovmaya başlayınca, Polonya onlar için de çekici bir ülke oluverdi.

1569’da Polonya Litvanya ile birleşti ve sınırları doğuya doğru genişledi. Bugün Ukrayna ve Belarus’un bir bölümü olarak bildiğimiz topraklar, yarı feodal bir ülke olan Polonya’nın vasal ülkelerine dönüştü. Bu toprakların yönetilmesi gerekiyordu ve Yahudilerin bu bağlamda da çok başarılı olduğu bilinmiyor değildi. Polonya Kralı 2. Sigismund Augustus, 1567 yılında Yahudiler danha da geniş olanaklar sağladı. Bunun etkisiyle de Polonya’daki Yahudi nüfusu kısa sürede hızla arttı.

16. yüzyıla girilirken Polonya’da yaklaşık 50 bin Yahudi yaşıyordu. 1650 yılında sayıları 500 bini bulmuştu. Artık toplam dünya Yahudi nüfusunun yaklaşık %30’u Polonya’da yaşıyordu. (Nazilerin ortadan kaldırdığı Yahudilerin büyük çoğunluğunun Polonyalı oluşu bu nedene bağlanabilir mi acaba?)

Yahudiler genellikle kırsal değil kentsel kesim insanıydı. Zaten yaşadıkları ülkelerin çoğunda toprak sahibi olmalarına izin verilmezdi. Polonya’da ise, “shtetl” denilen kendi tarım topluluklarını kurmalarına olanak tanındı.

Günümüzde “shtetl”, konusu Rusya’da çarlık döneminde geçen şu ünlü “Damdaki Kemancı” müzikalinde olduğu gibi yoksul bir tarım köyü gibi düşünülebilirse de, Polonyadaki Yahudiler rahat yaşadıkları dönemde bu toplulukları bile hayli varlık edinmişti.

Yahudiler genel olarak Polonya’da rahattı ama Hıristiyanların onlara karşı ayaklandığı birçok olay orada da yaşandı. Örneğin 1399 yılında Poznan’da bir rabbi ile Yahudilerin 13 ileri geleni, bir kilisenin mallarını çalmakla suçlandı; işkenceye uğradı, elbette suçlu görüldü ve yakıldı.

Polonyalı Hıristiyanlar için bir başka sorun da kimi Yahudilerin Polonyalı feodal yönetim adına vergi memuru olarak çalışmasıydı. Devlet Yahudileri ne kadar korursa korusun, bir gün gelecek, onları halkın elinden kurtarma olanağını bulamayacaktı.



Şimdi bu noktada duralım ve bir de Kıta Avrupası’nın ötesine, İngiltere’ye geçelim.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
1832 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 16, 2010, 08:53:42 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2747 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 18, 2010, 01:01:59 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2450 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 18, 2010, 03:28:49 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3857 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 21, 2010, 11:49:32 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1718 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 07, 2010, 09:58:39 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2640 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 09, 2010, 11:03:50 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1541 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 10, 2010, 11:38:22 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1845 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 11, 2010, 01:02:02 ÖS
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2160 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 12, 2010, 02:33:24 ÖS
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
1647 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 20, 2013, 11:26:31 ÖÖ
Gönderen: ADAM