Masonlar.org - Harici Forumu

 

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10
1
Merhaba - Hello - Hallo - Bonjour / Ynt: Ramazan Bayramı mesajı
« Son Gönderilen: Gönderen: Novayst Mart 21, 2026, 10:55:32 ös »
Katliamlarla dolu bir Ramazan ayını geride bıraktık, ama hem Ramazan Bayramı hem İlkbahar Ekinoksunun ulviyetine sığınarak güzel dileklerimizi yayalım…

Hayırlı bayramlar!
2
Merhaba - Hello - Hallo - Bonjour / Ramazan Bayramı mesajı
« Son Gönderilen: Gönderen: Alşah Mart 20, 2026, 09:46:36 ös »
       Tüm İslam aleminin ve bu arada formumuzun değerli üyelerinin  Ramazan Bayramını kutlar, sağlık ve esenlik içinde nice bayramlara erişmelerini dilerim.
.       Sygılar-sevgiler.
3
Bana Gore Masonluk / Ynt: Bana göre masonluk
« Son Gönderilen: Gönderen: midyad Şubat 08, 2026, 12:26:31 ös »
Bu baslikta son gunlerde yazilanlari ilgiyle okudum.

Acikcasi yazilanlarin kendisinden cok, olusan hava dikkatimi cekti.

Sanki burada iki farkli yerden konusuluyor gibi geldi bana.

Bir tarafta Masonlugun bireysel tekamul, erdem, semboller ve icsel yolculuk boyutu var. Zaten yillardir yapilan tanimlar da cogunlukla bu yonde.

Ama bir yandan da, daha guncel ve belki de daha zor bir soru kendini hissettiriyor gibi:

Mason, yasadigi cag ile iliskisini nasil kurar?

Belki de hissedilen gerilim tam bu iki yerin birbirine degdigi noktada ortaya cikti.

Konusulan sey semboller ya da uslub gibi gorunse de, altta daha derin bir soru dolasiyor olabilir diye dusundum.

Masonluk sadece bireysel tekamulun yolumudur? Yoksa bireyin tekamulu, yasadigi zaman ve toplumla kurdugu iliskiyi de beraberinde getirir mi?

Bu sorularin net cevaplari olmayabilir. Zaten mesele cevap bulmak degil gibi geliyor bana. Belki de mesele, bu sorularin sakince dusunulmesi.

Masonlugun gucu bence: Zor sorular karsisinda hemen savunmaya gecmeden dusunebilmekte.

Saygi ile,
 
4
Bana Gore Masonluk / Ynt: Bana göre masonluk
« Son Gönderilen: Gönderen: ANARCHOSA Şubat 05, 2026, 12:43:47 ös »
Zerre faideli olmadınız belli ki sizin için yazılmış yazım.

Sayın Trancendental tutum ve cevaplarımıza dikkat edelim, Masonluğun konuşulduğu bir yerde nezaketten uzak bu tarzda cevaplar yakışıksızdır 

Benzeri durumlarda üyeliğinizin engelleneceğini bildirmek isterim.

Sayın Novayst size yakışır şekilde konuyu devam ettirmemenizi dilerim. Söz, dinlemeye açık kulaklara seslenir!
5
Bana Gore Masonluk / Ynt: Bana göre masonluk
« Son Gönderilen: Gönderen: Transcendental Şubat 03, 2026, 08:10:53 öö »
Zerre faideli olmadınız belli ki sizin için yazılmış yazım.
6
Inanc Uzerine / Ynt: Mekke Allah'ın evi değildir ...
« Son Gönderilen: Gönderen: Transcendental Şubat 03, 2026, 08:05:22 öö »
Ayrıca eski Türkiye'nin sosyo kültürel bir"kendini tatmin" ikonlarından birine dönüşen bahsi geçen şahısın herhangi bir master, doktora veya doktora sonrası bir eğitimi yoktur. Akademik bir ünvanı hiç yoktur.
Anlayacağınız muhteremler, akıllı kültürlü ve onurlu yaşamak isteyen bir avuç  biz insanların sığınacağı hiçbir mahalle yoktur. Al birini vur ötekine.
7
Inanc Uzerine / Ynt: Mekke Allah'ın evi değildir ...
« Son Gönderilen: Gönderen: Alşah Şubat 01, 2026, 11:13:09 ös »
      Değerli form uyeleri, yukarıdaki metni yazarken telefondan kaynaklanan bir kaç hata olmuştur. Sondan 5. Satırda  (RESİM) diye yazılan ibare (RECM) olacaktır.
        Özür dilerim.
         Saygılarımla.
8
Inanc Uzerine / Ynt: Mekke Allah'ın evi değildir ...
« Son Gönderilen: Gönderen: Alşah Şubat 01, 2026, 11:01:40 ös »
   Bu konuda geçmişte bazı paylaşımlarda bulunmuştum. Sayın Transcendental'ın bu çok değerli paylaşımına aynen katılıyorum. 
    Söz konusu din olduğunda genel olarak geçmişte uygulanan ve fakat hiç bir dayanağı olmayan hurafeler akla gelmektedir. Özellikle dinimizi, İslamiyeti biraz incelersek, HURAFELERİN dinin önüne geçmiş olduğunu görürüz. Yani kitapta yazılı  olanları değil hiç bir mantıklı açıklaması olmayan tamamen uydurulmuş safsataların din diye uygulandığını görürsünüz.
    Ne yazık ki, İslamiyetin hakim olduğu coğrafyalarda genellikle eğitimsiz, gelişime kapalı coğrafyalarda. Maalesef ülkemiz de bu coğrafyalarda biridir.
     Şimdi bakınız, ülkemizde dini ön plana çıkaranlardanım kaç tanesi semavi dinlere ait kutsal kabul edilen kitapları gereği gibi (Yani korkmadan) okumuştur.  Kaç tanesi bu kitapları karşılaştırarak mukayeselerini yapmıştır.
     Bence bunu yapanlar ve gerçeği görenler olmuştur tabi, ama hangisi çıkışta gerçeği soyleyebilmistir. Soyleyemezler. Söylemezler. Çünkü,  hurafenin dine yerleştirdiği (Katli Vacip) hükmü vardır. Bir kısmı da halkın bilinçlenmesini istemediği için gerçekleri bilhassa söylemez.
      Burada, Ayetlerle açıklamak isterdim ama, maalesef ön yargılı radikaller o kadar çok ki bu konuda temkinli davranmak zorunda olmam gerektiğini düşünüyorum.
      Mesela,siz hiç bir  Müslüman bir din adamından Allah'ın tanımlandığı bir Ayetten bahsettiğini duydunuz mu? .Kurbanın Tevrat'ta farz olduğunu, ama bunun Müslümanlar tarafından uygulandığını, keza Resmin Tevrat hükmü olduğunu ama bu hükmün radikal Müslümanlar tarafından uygulandığını duydunuz mu?
     Daha neler neler. Ama dedim ya! Okumak lazım.Ku'an-ı, Tevrat'ı, İncil'i okumak lazım. Sonra KORKMADAN,  okuduğunu anlatmak lazım.
      Doğru olan, insanın inandığı dini bilerek o dine inanmasıdır.
      Umarım katılımcılarımız fazla olur da bu vesile ile bazı gerçekler hiç değilse bu platformda paylaşılır.
      Saygılar-sevgiler.
9
Diger Konular / Köy Enstitüleri'nin adsız kahramanları: 1940’ların ‘Deli Emin’i Rus Hasan
« Son Gönderilen: Gönderen: NOSAM33 Şubat 01, 2026, 09:50:39 ös »
Köy Enstitüleri'nin adsız kahramanları: 1940’ların ‘Deli Emin’i Rus Hasan
Kafkas Türkü olduğu halde ‘Rus Hasan’ diye anılan bir motor ustasının bir okulu ışığa boğan film gibi hikâyesinden, unutturulan müdür Osman Yalçın’ın hüzünlü hatırasına uzanan geçmiş... Köy Enstitüleri'nin adsız kahramanlarının hikayesi.

https://img.odatv.com/rcman/Cw1280h720q95gc/storage/files/images/2026/02/01/koy-enstitulerinin-adsiz-kahramanlari-1940larin-deli-emini-rus-hasan-qwqv.jpg

Köy Enstitüleri'nin ele alan Sercan Ünsal'ın kitaplarını ele alan Karar gazetesi yazarı Taner Ay, hem enstitülerin tarihimizdeki önemini hem de 'Rus Hasan'ın, Osman Yalçın'ın hikayesini el aldı. Elektrik ve motor ustası Hasan'ın başarıları, Türkiye'ye yaptığı katkılar dikkat çekiyor:

"Sercan Ünsal, Barış Kitap’tan çıkan iki yeni eseriyle Köy Enstitüleri tarihinin tozlu raflarını indirip asıl kaynaklara, anılara ve görsellere dokunuyor. Kafkas Türkü olduğu halde ‘Rus Hasan’ diye anılan bir motor ustasının bir okulu ışığa boğan film gibi hikâyesinden, unutturulan müdür Osman Yalçın’ın hüzünlü hatırasına uzanan bu kitaplar; tarihçiliğin ‘tuğla kalınlığında metinler’ değil, iz sürmek olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

"Nisan 1940 günlü ve 3803 sayılı kanunla açılan Köy Enstitüleri bir zorunluluktu. Çünkü, ‘40 yılında nüfusumuz 17.820.950’ydi. Ülkemizin yüzde 75.45’i ise okuma yazma bilmiyordu. Bu yüzden kalkınma için eğitimi şehirlerden kırsala yaymak ve zanaatı eğitimle birleştirmek şarttı. Köy Enstitüleri açmak fikri işte bu acı hakikattan kurtulmaya dayanıyordu. Komünist model deyip yıllarca saldıranı da çok oldu. Yahu, ne komünisti, Köy Enstitüleri fikri noktasından virgülüne Amerikalı eğitimci John Dewey’den alınmıştı.

Köy Enstitüsü mezunları kuş uçmaz kervan geçmez topraklara ilk defa marşımızı ve bayrağımızı götürdüler. Yolu olmayan dağ köylerinin trahomdan, kızıldan, difteriden ve boğmacadan kırılan çocuklarını katır sırtında doktora taşıdılar. Bu nasıl bir ‘vatan sevmez komünistlikse’, hepsi şark hizmetine gönüllü gitmişti. Örneğin, Selahattin Şimşek’in kendisine teklif edilenleri kabûl etmeyip, Hakkâri’nin Oramar köyüne gitmeyi tercih ettiğini ve köyün yakınlarında Zap suyuna düşüp öldüğünü acaba bugün kaç kişi biliyor? Beyler, siz hiç ‘60’lı yılların Oramar veya Soryan köyünü gördünüz mü, sakın ha bana Erden Kıral’ın ‘82’de çektiği filmdeki köyden bahsetmeyin, harika bir filmidir ama Kıral’ın Oramar’ı sadece bir sinema büyüsüdür, köyün pastoral hakikatı ise hiç de öyle değildi.

Köy Enstitüleri’nin kapatılması cumhuriyetimizin en büyük kırılmalarından biridir, feodal düzeni tehdit ettiği için toprak ağalarının, aşiret reislerinin ve onların Ankara’daki işbirlikçilerinin hedefi olmuştu. Köy Enstitüleri’nden onca önemli yazar çıkmasına rağmen, onların bile enstitülerin hakikatını gelecek kuşaklara doğru dürüst aktaramadığını düşünüyorum, maalesef bazıları da yazdıklarında feodalitenin kapanına yakalandı. Enstitülerin tarih yazımına gelince, en büyük sıkıntı asıl bu alanda ortaya çıkıyor, 17.251 mezûndan sadece bir Pakize Türkoğlu’nun isminin olması üzüntü vericidir. Köy Enstitülerine ilişkin başka tarih çalışmaları da okudum ama çoğu bende hayâl kırıklığı yarattı. Oysa, ikinci üçüncü dereceden yalan yanlış kaynaklarla ‘tarih’ yazmak yerine Köy Enstitüleri’ndeki anılarını kaleme alsalarmış, çok daha doğru yaparlardı. Tarihin yanlış aktarımında en büyük kusuru yazmayıp susan enstitü mezûnlarında buluyorum, onlar yüzünden kıytırık birkaç isimle maalesef saçma sapan bir Köy Enstitüsü edebiyatı inşâ edildi.

Sercan Ünsal bu çölleştirilen kültürde çok değerli ve çok önemli bir isim, onun ‘Bozkırda Bir Eğitim Pınarı, Pamukpınar Köy Enstitüsü’ ve ‘Köy Enstitüleri, Kırsal Kalkınma ve Sağlık Kolu’ kitapları bence dünya çapında araştırmalardır, okurunu asık suratlı ikinci üçüncü sınıf Köy Enstitüsü kitaplarından koparıp eğlenceli bir tarih yazımına çekmiştir. Şimdi Barış Kitap’tan ‘Sovyetlerden Pamukpınar Köy Enstitüsüne, Rus Hasan’ ve ‘Pulur Köy Enstitüsü Müdürü Osman Yalçın’ kitapları çıktı. Bilhassa Rus Hasan’ın öyküsüne bayıldım, müthiş bir elektrik ve motor ustası, eğitmen olarak Pamukpınar’a okulun kurucusu Şinasi Tamer ile geliyor. İlk işi Deutz marka sekiz beygir gücündeki benzinli motorun, peşinden de on sekiz beygir gücündeki mazotlu dizel motorun santral binâsına montajını yaparak Pamukpınar’ı elektriğe kavuşturmak oluyor. Okulun mutfağındaki, hamamındaki, çamaşırhânesindeki su tesisatında hep Hasan Kaygınok’un emeği vardır, çeşmenin üstüne idâreden hat çekerek öğrencilere radyo dinleten de Rus Hasan’dır. Siz ona Rus Hasan dendiğine bakmayın, Kafkas Türküdür, enstitüye eğitmen ve usta olarak girişiyse ‘43’dür. Sercan Ünsal’ın kitabındaki hikâyesi film gibi, okurken aklınıza Yılmaz Erdoğan’ın oynadığı Deli Emin’in geleceğini biliyorum. Sercan’ın Osman Yalçın kitabını da hüzünlenerek okuyacaksınız, ne kadar çok unutturulan isim olduğunu görünce hayret ettim. Yahu, 17.251 mezûndan biri çıkıp da niçin bunları daha önce yazmadı, inanın kızıyorum. Tarihçilik, ondan biraz şundan biraz alıp tuğla kalınlığında kitaplar yazmakla olmuyor, Sercan Ünsal gibi asıl kaynakları bulup çıkarmakla, anıların ve görsellerin peşine düşmekle yapılır. İyi ki Sercan Ünsal var! Bu iki kitabı mutlaka ama mutlaka alıp, okuyun.

ANADOLU BOZKIRINDA BİR ÜRETİM HİKAYESİ
Köy Enstitüleri okuma yazma bilmeyen ana babaların hânelerinden 15.943’ü erkek, 1.308’i de kız olmak üzere toplamda 17.251 çocuğu alıp eğitti ve onlardan yeni bir münevver tabakası yarattı. Bu çocuklar, sadece ‘40 ile ‘46 arasında on beş bin dönüm tarlayı tarıma elverişli hâle getirdi ve orada üretim yaptı, yedi yüz elli bin fidan dikti, bin iki yüz dönüm bağ açtı, yüz elli büyük inşaat, altmış atölye, iki yüz on öğretmen evi, yirmi uygulama okulu, otuz altı ambar, kırk sekiz ahır ve samanlık, on iki elektrik santrali, on altı su deposu, on iki sebze meyva deposu, üç balıkhâne, yüz kilometre yol ve yüzlerce sulama kanalı yaptı. Her okulun kendisine ait tarlaları, bağları, arı kovanları, besi hayvanları ve balıkhâneleri vardı. Köy Enstitüleri’ndeki arıcılık eğitiminin etkilerini daha önce Sercan Ünsal, balıkçılık eğitiminin de Gümenüz’ü nasıl bir modern balıkçı nahiyesi yaptığını Hamdi Arpa yazmıştı."

Odatv.com
10
Bana Gore Masonluk / Ynt: Bana göre masonluk
« Son Gönderilen: Gönderen: Novayst Ocak 29, 2026, 11:42:08 ös »
Sn. Transcendental,

“Beyaz eldivenleri çıkarmak” ifadem, kaba kuvveti değil; rahatlığın bırakılmasını anlatır.

Beyaz eldivenlerin manası masonluk mesleğinde çok farklıdır, haliyle sembolleri en azından böyle bir platformda dikkatle kullanmanızda faide vardır. Keza ima ettiğinizle kullandığınız ifade tezat manalarda.

Ayrıca yaptığınız yorum da biraz bulanık...


Ben mason camiyasında olsaydım cemiyetin güçlü ve hayatta kalması için hemen çalışmalar başlatırdım. Artık mason olmak efsunlu kütüphanelerden, beyaz eldiven giymekten, seçkin etkinliklerde classy pozlar vermeyi çoktan geçti.
Hayatta kalmadığı veya zayıf olduğu düşüncesini nereden edindiniz? Çıplak gözlemin insanı yanıltabileceğini bilim tarihi göstermemiş miydi?

Ayrıca locadaki kardeşlerin farklı siyasi hareketlerde yer aldığı/alacağı düşünülürse kime göre hareket edilecek?

Dilerim tefekkür davetim faideli olur.
Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10