Masonlar.org - Harici Forumu

 

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10
1
Kitap Tanıtımları / Ynt: Aydinlanmanin Diyalectigi - Theodor Adorno & Max Horkheimer
« Son Gönderilen: Gönderen: NOSAM33 Aralık 31, 2025, 10:54:57 ös »
Güzel bir yazı elinize sağlık.  Yazınızı Mersin Üniversitesi GAZETECİLİK 2. sınıf  WHATSAPP   grubunda paylaştım.

Teşekkürler Sayın midyad ...
Saygılar
2
Coğrafya / Filozof Slavoj Zizek'ten kıyamet senaryosu: 'Milyonlar Türkiye'ye gelir'...
« Son Gönderilen: Gönderen: NOSAM33 Aralık 31, 2025, 10:39:42 ös »
Filozof Slavoj Zizek'ten kıyamet senaryosu: 'Milyonlar Türkiye'ye gelir'... 'Yeni komünizm' çağrısı

Filozof Slavoj Zizek’e göre günümüzün hayatta kalma mücadelesi tek bir noktada yoğunlaşıyor: Tahran. "Binlerce tahliye edilen insan milyonlara ulaşırsa ne olur? Türkiye ilk akla gelen yer olur" diyen Zizek'e göre çözüm, 'yeni bir komünizm' anlayışından geçiyor.

https://img.odatv.com/rcman/Cw1280h720q95gc/storage/files/images/2025/12/31/filozof-slavoj-zizeke-gore-krizin-buyuteci-tahran-yeni-komunizm-cagrisi-tj7o.jpg

İran genelinde derinleşen su krizi, yalnızca Tahran’la sınırlı değil. Ülkenin büyük bir bölümünde talep, doğal kaynakları aşmış durumda. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, başkentin taşınması ve yaklaşık on milyon kişinin tahliyesi ihtimalini gündeme getiriyor. Krizde doğrudan etken, altı yıldır süren şiddetli kuraklık. Yağmur mevsimlerinde bile yeterli yağış alınamıyor. Buna, su yoğun tarım uygulamaları ve su ile enerjiye verilen sübvansiyonlar eklenince yeraltı su kaynakları hızla tükeniyor.

“SU MAFYASI” İDDİASI

Freitag'in haberine göre, Zizek’in aktardığına göre İran’daki Devrim Muhafızları’nın bir “su mafyası” kurduğu ileri sürülüyor. Büyük kentlerde yoğunlaşan ekonomik faaliyetler de mevcut su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor.

KENT ÇÖKERKEN ALTYAPI DAĞILIYOR

Yeraltı suyu kaybı, Tahran Platosu’nun bazı bölgelerinde çöküntülere yol açıyor. Bu çökme eşit olmadığı için kentin su ve kanalizasyon sistemi parçalanıyor. Hasar gören yeraltı borularından gaz sızıntıları meydana geliyor. Yağışlar geri dönse bile, depolama kapasitesi düştüğü için yeraltı suyu eskisi kadar birikemiyor.

Freitag'in haberine göre, Zizek’in aktardığına göre İran’daki Devrim Muhafızları’nın bir “su mafyası” kurduğu ileri sürülüyor. Büyük kentlerde yoğunlaşan ekonomik faaliyetler de mevcut su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor.

KENT ÇÖKERKEN ALTYAPI DAĞILIYOR

Yeraltı suyu kaybı, Tahran Platosu’nun bazı bölgelerinde çöküntülere yol açıyor. Bu çökme eşit olmadığı için kentin su ve kanalizasyon sistemi parçalanıyor. Hasar gören yeraltı borularından gaz sızıntıları meydana geliyor. Yağışlar geri dönse bile, depolama kapasitesi düştüğü için yeraltı suyu eskisi kadar birikemiyor.

NETANYAHU'DAN ALAYCI TUTUM

Peki bu eski ve bilinen sorun neden birdenbire küresel haber oldu? Zizek konuya dair şunları söylüyor:

"Batı bunu, (bu sefer insani müdahale kılıfı altında) başka bir İsrail-Amerikan saldırısının yolunu açmak için mi kullanıyor? İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İranlılara rejime karşı ayaklanmaları halinde İsrail'in su kıtlığı sorununu çözmek için uzmanlar göndereceğini vaat ederek durumu alaycı bir şekilde istismar etti.

Yağmur için toplu dualar düzenlemenin yanı sıra, rejim atmosfere büyük miktarda kimyasal tuz püskürtme gibi tartışmalı bir strateji izledi. Ancak güvenilir bir şekilde yağmur üretmek yerine, bu "bulut tohumlama" bitki örtüsünü öldürme ve nefes almayı zorlaştırma tehdidi oluşturuyor. İnsanlar giderek daha fazla evde kalıyor ve İran toplumu çözülmeye başlıyor.

BAŞKENT Mİ TAŞINACAK

Başkentin taşınması planına gelince, Pezeshkian'ın açıklamaları belirsiz. Nüfusun çoğunluğunu mu yoksa sadece hükümet yönetimini mi kastediyor? Eğer ikincisi gerçekleşirse, geride kalan milyonlarca insana ne olacak? Eğer birincisi gerçekleşirse, böyle bir hamle yıllar sürecek ve devleti sürdürülemez bir mali yükle karşı karşıya bırakacak; üstelik altta yatan sorunu çözmeden.


TÜRKİYE'YE TAHLİYE YAŞANIR MI

İran, su sorunlarıyla karşı karşıya kalan tek ülke değil. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Tahran'daki insanlar paniğe kapılmış durumda. Şehrin kuzeyindeki otoyollar, hâlâ yeterli suyun bulunabileceği Hazar Denizi bölgesine ulaşmaya çalışan arabalarla dolu. Peki ya bu binlerce tahliye edilen insan milyonlara ulaşırsa ne olur? Türkiye ilk akla gelen yer olur, ardından Avrupa gelir. Peki ya Körfez bölgesinin zengin Arap devletleri? İran'ın yakın komşularının neden daha fazla yardım sağlaması beklenmiyor?

Su krizi doğal nedenler ve siyasi yanlış adımların bir karışımından kaynaklansa da, İran yalnız değil. Komşu Afganistan, su kıtlığına doğru giden Kabil'e su yönlendirmek için büyük ölçekli sulama projeleri yürütüyor. Bu tür projeler tartışmalı, çünkü başka yerlerdeki su kaynaklarını, hatta sınır ötesi su kaynaklarını bile etkileyebilirler. İşte bu yüzden, varlığı Nil'e bağlı olan Mısır, Etiyopya'nın baraj projelerine şiddetle karşı çıkıyor.

Peki ne yapılmalı? Somut bir önerim olmasa da, genel çözüm şu gibi görünüyor...
ÇÖZÜM TARTIŞMASI: DÜNYA BİR TÜR KOMÜNİZME İHTİYAÇ DUYACAK

Peki ne yapılmalı? Somut bir önerim olmasa da genel çözüm açık görünüyor: Dünya bir tür komünizme ihtiyaç duyacak. 20. yüzyılın "gerçekte var olan sosyalizmi"nden bahsetmiyorum, çok daha açık ve temel bir şeyden bahsediyorum.

Uygar bir toplum olarak hayatta kalmamız tehdit edildiğinde, tek seçenek büyük ölçekli bir olağanüstü hal ilan etmektir.

Ne otoriter devletler, ne çok partili demokrasiler, ne de tabandan gelen demokratik öz örgütlenmeler İran'ın karşı karşıya olduğu gibi sorunlarla başa çıkabilir. Uygar bir toplum olarak hayatta kalmak tehdit edildiğinde, tek seçenek büyük ölçekli bir olağanüstü hal ilan etmektir ki bu da fiilen bir savaşa denk gelir; başka bir devlete karşı değil, kendi ülkemizdeki krizden sorumlu olanlara karşı bir savaş.

ÜTOPİK Mİ

Olağanüstü hal ne piyasaları ortadan kaldırmalı ne de her şeyi millileştirmeli; ancak kamu denetimini uygulamalı ve acil durumun nedeni ile doğrudan bağlantılı olan sosyal yaşam alanlarını düzenlemelidir. Bu durumda, bu su dağıtımını kontrol etmek anlamına gelir. İran'da "su mafyası" derhal dağıtılmalıydı.

Devlet gücü (ki en hızlı hareket edebilir) daha sonra yerel düzeyde örgütlenmiş dayanışma eylemleri ve çok daha güçlü uluslararası işbirliği biçimleriyle desteklenmelidir. Ütopik mi? Kesinlikle değil. Gerçek ütopya, bu tür önlemler olmadan hayatta kalabileceğimize inanmaktır."

Odatv.com   Son Güncelleme: 31 Aralık 2025 14:57

ALINTI: İYİ SENELER DOSTLAR ... NE YAZIKKİ DURUM PEK PARLAK GÖZÜKMÜYOR ...

Saygılar

3
Kitap Tanıtımları / Aydinlanmanin Diyalectigi - Theodor Adorno & Max Horkheimer
« Son Gönderilen: Gönderen: midyad Aralık 14, 2025, 12:02:58 öö »
Vakit ayirmak isteyenler asagidaki tanitimi okuyabilir.
Soylendigi gibi, yazmak da okumak da zaman ister; zaman is belki de en kiymetli seydir. Bu nedenle okumak bir tercihtir - bir davettir, zorlama degildir.
 
Aydinlanmanin Diyalektigi[/b]
Modern dunyada ozgur, rasyonel ve bireysel oldugumuzu dusunurken neden giderek daha benzer, daha pasif ve daha kolay yonlendirilebilir bir hale geliyoruz? Adorno ve Horkheimer, bu eserlerinde bu rahatsiz edici soruya bir cevap ariyorlar.

1920'lerin basinda Almanya'da ortaya cikan Frankfurt Okulu'nun en onemli temsilcileri olan yazarlar, Nazi Almanyasi'nda hem Yahudi kokenleri hem de elestirel dusunceleri nedeniyle tehdit altina girmis, 1930'lu yillarda ABD'ye surgune gitmislerdir. Kitap, bu surgun doneminde yazilmis ve 1944'te tamamlanmistir; modern dusuncenin en etkili elestirilerinden biri olarak kabul edilir.

Aydinlanmanin Paradoksu
Yazarlar, 17. ve 18. yuzyilda ortaya cikan Aydinlanma hareketinin temel amacini hatirlatirlar: insani cehaletten, mitlerden ve dini dogmalardan kurtarmak; akil, bilim ve ozgur dusunce yoluyla bireyi ozgurlestirmek. Ancak, Aydinlanma, kendi mantigi geregi zamanla karsitina donusmustur. Ozgurlestirmesi beklenen akil, 'aracsal akil' haline gelmistir.

Aracsal akil, etik, toplumsal ve insani boyutlari dislayarak her seyi verimlilik, hesaplanabilirlik ve sonuc odaklilik uzerinden degerlendirir. Bu akil anlayisi yanlizca kapitalist sistemde degil, fasizm gibi totaliter rejimlerde de kendini gosterir. Kapitalizm ve fasizm, farkli gorunumlerine ragmen ayni aracsal aklin urunleridir: kontrol, standartlasma ve itaat on plandadir.

Kultur Endustrisi
Aracsal akil, kultur alanini da derinden etkilemistir. 'Kultur endustrisi' kavramiyla yazarlar, sanatin ve kulturun ozgur ifade ve elestirel dusunce alani olmaktan cikarilip kar amaciyla uretilen standart urunlere donustugunu vurgular. Film, muzik ve edebiyat, bireyi dusunmeye sevk etmek yerine eglendiren, oyalayan ve uyumlu hale getiren metalar haline gelir. Tuketiciler secim yaptiklarini zannederler; ancak bu secimler cogunlukla onceden belirlenmis ve birbirine benzer seceneklerle sinirlidir.

Ozgurluk ve Bireysel Sorumluluk
Aydinlanma'nin insani ozgurlestirme vaadi, yeni bir dogmatizme donusmustur. Bilim, teknoloji, basari ve ekonomik buyume sorgulanmayan mutlak degerler haline gelmis; bireyler bu yeni dogmalar icinde uyumlu, yuzeysel ve elestirel dusunceden uzak bir yasam surmeye yonlendirilmistir. Adorno ve Horkheimer'a gore gercek ozgurluk, bu yapilari elestirel bicimde sorgulamakla mumkundur.

Kisisel Okuma Deneyimim
Bu kitap benim icin kolay bir okuma olmadi. Dilinin yogunlugu ve kavramsal derinligi zaman zaman yavaslamayi, hatta bazi bolumleri tekrar tekrar okumayi gerektirdi. Ancak tam da bu zorlugun, kitabin etkisini artirdigini dusunuyorum.

Ozellikle kultur endustrisi uzerine olan bolumler, gunumuz sosyal medya, dijital platformlar ve surekli tuketim kulturu dusunuldugunde sasirtici derecede guncel geldi. Eglenceye bu kadar kolay eristigimiz bir cagda, aslinda ne kadar yonlendirildigimiz ve ne kadar benzestigimiz sorusu kitap boyunca zihnimde kaldi.

Bu kitap, modern toplumun akil, kultur ve ozgurluk mekanizmalarini elestirel bir bakisla anlamak isteyenler icin onemli bir isik. okumak, zaman ve dikkat gerektirir, ama dusunmeye deger sorular sorar; okuyani kendi dusunce aliskanliklarini, tuketim bicimlerini ve toplumsal yapilari sorgulamaya davet eder.   



       
4
Guncel Konular / Ynt: Turk Masonlarina Dayanisma Mesaji
« Son Gönderilen: Gönderen: Novayst Aralık 12, 2025, 08:57:58 ös »
Yazmak vakit gerektirir ki okuyanın da vaktini alır. Seneca'nın deyişiyle en kıymetli şeyi insanlardan istemek ve almak ne için dikkat etmek gerekir.
5
Guncel Konular / Ynt: Turk Masonlarina Dayanisma Mesaji
« Son Gönderilen: Gönderen: midyad Aralık 09, 2025, 10:52:13 ös »
Masonlukta, ister bir toplantiyi yoneten Buyuk Hatip olsun, ister Buyuk Ustat; gorev ve dereceden bagimsiz olarak farkli goruslere "susulmalidir" gibi tek tarafli bir yaklasimin dayatilmasi masonik kulture uygun degildir. Cumlenin butununde ifade edildigi gibi, sozun anlasilacagi zihinlere gore soylenmesi onemlidir; ancak bu, fikirlerin paylasilmasini engellemek anlamina gelmez. Masonik calisma gelenegi, her zaman ifade ozgurlugu, nezaket ve karsilikli anlayis uzerine kuruludur. Farkli bakis acilari, dogru bir uslubla dile getirildigi surece masonik zenginligin dogal ve degerli bir parcasidir.

Masonluk, toplumdan kopuk ya da kendini halkin uzerinde goren bir yapi degildir. Masonlar da toplumun icinden gelen, onunla birlikte yasayan ve onun bir parcasi olan bireylerdir. Bu nedenle kamuoyundaki algilari kucumsemek ya da halkin anlayisini yok saymak masonlugun ruhuyla bagdasmaz. Masonlugun amaci, bireyin kendisini gelistirmesi oldugu kadar topluma karsi seffaf ve sorumlu bir durus sergilemektir.

Bir obediyansin Buyuk Ustadina veya bir uyesine yonelik bir iddia gundeme geldiginde bunun oncelikle o obediyans mensuplari icin uzucu olmasi dogaldir. kardeslik bagi geregi, bunu baska ulkelerden ya da baska obediyanslardan masonlarin da hissetmesi yadirganacak bir durum degildir. Bu, masonlugun temelini olusturan insani ve evrensel dayanismanin bir yansimasidir.

Bu cercevede paylastigim destek mesaji, herhangi bir kurumu ya da kisiyi zan altinda birakmak amaci tasimadigi gibi, modern masonik yaklasimin geregi olarak yalnizca iyi niyetle yapilan bir dayanisma ifadesidir.
6
Genel Bilim - İlim / Beyin ile ilgili yeni iddia: Ölmüyor
« Son Gönderilen: Gönderen: NOSAM33 Aralık 09, 2025, 10:04:35 ös »
Beyin ile ilgili yeni iddia: Ölmüyor
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, NYU'da kalbi 3 saat duran hastaların hayata döndürüldüğünü hatırlatarak “Ölümün tanımı değişiyor, ölüm artık geri döndürülebilir bir süreç olabilir” dedi.
09 Aralık 2025 19:57
Son Güncelleme: 09 Aralık 2025 19:57

https://img.odatv.com/rcman/Cw1280h720q95gc/storage/files/images/2025/12/09/beyin-ile-ilgili-yeni-iddia-olmuyor-8gox.jpg

Göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, sosyal medya platformu X’te yaptığı dikkat çekici paylaşımda, ölümün tanımına ilişkin bilim dünyasında tartışma yaratan yeni bulgulara değindi.

Küçükusta, “Öldükten saatler hatta günler geçse bile ölüm geriye döndürülebilir!” ifadelerini kullanarak, kalp durmasının tek başına artık “ölüm” anlamına gelmediğini belirtti.

Play Video
Beyin dalgalarının düz çizgiye inmesinin de kesin beyin ölümü anlamı taşımadığını aktaran Küçükusta, New York Üniversitesi’nde (NYU) yapılan çalışmalarda 3 saat boyunca ölü kabul edilen bazı hastaların yeniden hayata döndürüldüğünü hatırlattı.

Paylaşımına göre, hayata dönen bazı hastaların “Doktorların konuşmalarını hatırlıyorum” dediğini aktaran Küçükusta, tıpta ölüm eşiğinin yeniden tartışmaya açıldığını vurguladı.

Bilimsel gelişmelerin ölüm sonrası süreçlere yeni bir bakış getirdiğini belirten Küçükusta’nın sözleri, “Ölüm artık geri döndürülebilir bir tablo mu oluyor?” sorusunu gündeme taşıdı.


ODA TV - ALINTI
7
Guncel Konular / Ynt: Turk Masonlarina Dayanisma Mesaji
« Son Gönderilen: Gönderen: ANARCHOSA Aralık 09, 2025, 05:42:39 ös »
Bazen İYİ NİYETLİ çabalar, halkın anlama kapasitesi göz ardı edilirse, KÖTÜ ETKİ yapar.

Sayın Midyad tahmin ediyorum yurtdışında yaşıyor.  Bundan dolayı duyduğu haberlerin içeriğine de tam hakim olmayabilir.

TÜRK MASONLARINA(!) dayanışma mesajı yayımlar.

Aslında TÜRK MASONLARI HİÇ OLMADIĞI KADAR GÜÇLÜ VE ÇALIŞKANDIR. DAYANIŞMA İÇİNDEDİR.
Onlarla ilgili özel bir durum, soruşturma, suçlama da yoktur...

Ancak HKEMBD Başkanı Sayın Remzi Sanver'in HARİCİ, ÖZEL yaşantısında görev aldığı Bilgi Üniversitesinin Mütevelli Heyeti Üyesi ve Eski Rektörü olması sebebiyle, grubu satın alıp sahibi olmuş CAN HOLDİNG'e yapılan Kara Para Aklaması suçlamaları sebebiyle açılan dava  kapsamında işlem yapılmıştır. Henüz iddianame ya da bireysel bir suçlama da yoktur.

Şahsi görüşüm ak pak olarak bu konudan alnı ak çıkacağıdır.

Ancak belirttiğim gibi olay bireysel bir mesele olup kurum ya da Masonlukla, Masonlarla da bir ilgisi YOKTUR.

Bunu böyleymiş gibi göstermek isteyenlerin ekmeğine de bu başlık yağ sürüyor kanımca.

Söz bildiğimizce değil, anlaşılacağı zihinlere göre söylenmeli YA DA SUSULMALIDIR!

HKEMBL ve dahi diğer Masonik Kurumlar, Masonlar kendilerini inşa etme uğraşlarına aralıksız devam ediyorlar. Kurumsal olarak da Masonluk her zaman kişilerden üstün ve yüksektir, her türlü şartta varlığını sürdürmüştür. Sürdürmektedir.

Masonluk Papalık Afarozu, Fransız Devrimi, Dünya Savaşları, Nazi Zulmü ve daha nicesini görüp atlatmıştır...

Açıklamak gerekti, AÇIKLADIM...
8
Guncel Konular / Ynt: Turk Masonlarina Dayanisma Mesaji
« Son Gönderilen: Gönderen: Suat Aralık 08, 2025, 10:11:09 ös »
MERHABALAR
Kıymetli üyeler yorumumu söylemek gerekirse Sayın  Remzi SANVER'in tutuklanması elbette üzücü bi durum çok büyük geçmiş olsun kendileri TÜRKİYE H.K.M.B.L başkanı, olayı az buz bir şekilde araştırma fırsatı buldum burda ki olay sayın Remzi SANVER'in kişisel bir davası mı yoksa MASON Derneğine  olan bi dava mı kestiremedim elbette Sayın Remzi SANVER'in sıcak davranışı, naifliği, dürüstlüğü ve mütevazı biri olduğunu hepimiz gayet iyi bildiğimizi düşünüyorum bu tutuklamalar illa bir gün sona erecektir akla kara ortaya çıkacaktır ülkemizde adalet kör olmasa da topaldır er yada geç herşey ortaya çıkacağından hiç kuşkum yok hepimiz bu konuda müsterih olalım umuyorum ki bu tiyatrolar sona erer ve perde kapanır diyorum.
SAYGILARIMLA VE SEVGİLERİMLE
9
Giyim ve Kuşanim / Ynt: MASONLUKTA ÖNLÜK - 1
« Son Gönderilen: Gönderen: Hayko Aralık 04, 2025, 01:55:25 öö »
Sayın Lucian,

Şimdi daha iyi anladım vermiş olduğunuz bilgilerden dolayı tekrardan teşekkür ederim.
10
Giyim ve Kuşanim / Ynt: MASONLUKTA ÖNLÜK - 1
« Son Gönderilen: Gönderen: Lucian Aralık 04, 2025, 01:29:55 öö »
Sayın Hayko, sorunuzun yanıtını olabildiğince açıklayıcı bir şekilde vereceğim; her derecenin kendine has bir önlüğü vardır ve bu derecedeki kardeşler aynı önlüğü giyer. Görevlilerin önlüklerinde farklı motifler olur ve görevlerinin simge ve bijularını taşırlar. Farklı obediyans ve ritlerin de kendilerine özgü önlükleri vardır ve bir önce belirttiğim kurallar çerçevesinde farklılık gösterebilirler.
Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10