Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Biz hakimlere artık kafa gerekmeyecek.......  (Okunma sayısı 5975 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 02, 2011, 12:08:46 ÖS
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 304
  • Cinsiyet: Bay

      Şu “yargı reformu” bitince, biz hâkimlere “kafa” gerekmeyecek…Çünkü,hür fikre, hür vicdâna, hür irfâna ihtiyacımız kalmayacak…
Bizim yerimize, her fikre, her vicdâna, her irfâna sahip birileri çıkıp, adâlet adına karar verecek…Her biri “Tekbir Center”dan alınmış,
fikir, marka, mintan, vicdan desenli yular,irfan tarzı urba ve yeni nesil cübbe hâkimlere yetecek!  Zira, boynumuzdan yukarısı bize lâzım olmayacak; olsa da kıldan ince olacak…
      Oysa, O… “Fikri hür” “Vicdânı hür” “İrfânı hür" nesiller yetişmesini ne çok istiyordu! Yetiştiler işte…Bu gidişle, fikri hür, vicdânı hür İrfânı hür hâkimler var ya -Kıyıda köşede kalan- biraz kül biraz duman Kerem misâli yanan O “biziz” işte… Çetin Canbazoğlu (Bolu Hakimi)


IŞIK ve SEVGİ ile KALIN.......

Işık, sadece ışık ama daha fazla ışık.......


Şubat 02, 2011, 02:59:49 ÖS
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Sn Oasis eleştirilerinize kısmenkatılmakla birlikte;

Acaba mevcut iflas eden sistemi düzeltmeye dair önerileriniz nedir? Bilmem kaç milyon dosyanın sırada beklediği, işgüzar hakimlerin durduk yere görevsizlik verip sayısız davayı bir yılda bitecekken on yıllara yaymalarına ve özellikle de; adı geçen reform dan önce acaba mevcut sistemden çok mu hoşnutsunuz?

saygılar


Şubat 02, 2011, 03:01:05 ÖS
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

Acı gerçektir ki bu coğrafya da kaç tane fikrihür vicdanı hür insan var ki hakim olsun?


Şubat 02, 2011, 03:51:13 ÖS
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 324
  • Cinsiyet: Bay

Sayın oasis, Sayın cardiffmonster,

Ülkemizde bahsi geçen tüm konularda bir eksiklik var.Yargının Bağımsızlığı,Tarafsızlığı hiç bir zaman sağlanamadı ki elden gitsin.Bugün deniliyor ki yargı ele geçiriliyor.Açıp sözlükten tanımına bakarsak ele geçirmek bir başkasının sahip olduğu şeyi almak olarak karşımıza çıkıyor.Yargının bu şekilde elden ele dolaşması elbette yanlış bir olgu.Fakat dün , bugün yahut yarın ortak amacımız hiç kimsenin elinde olmaması.Sayın cardiffmonster'ın da beyan ettiği gibi ; daha çocuk yaşta insanımız koşullanmaya başlıyor,tarafını seçmek zorunda bırakılıyor. Bunun bir örneğini geçen yıl bir konferansta yaşadım.Bakın A.B.D' de durum nasıl.Çok seçkin bir Hukuk FAkültesinin dekanı(ki onlarda Hukuk Fakülteleri'de üniversitelerden ayrı olarak özerk) ülkenin yüksek yargı organında üye olup, aynı zamanda da bir temsilci yani milletvekili.Fakat bizim ülkemizde cüppeyi üstüne geçiren, siyasi kimlik elde eden farklı bir statüye girdiğini sanıyor.Ama unutmayalım ki hepimiz önce bu ülkenin vatandaşlık statüsündeyiz...Hakim, savcı yahut yüksek rütbeli bir bürokrat sadece bulunduğu makama saygı bekleyebilir.Kendi kişiliğini ve çıkarlarını o makamdan ayrı tutmak durumundadır.

Saygılarımla


Şubat 02, 2011, 03:56:26 ÖS
Yanıtla #4
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 304
  • Cinsiyet: Bay

Sayın cardiffmonster, ülkemizde uzun yıllar ihmal edilen konulardan biriside yargı reformu konusudur.Yargının şu anki içinde bulunduğu durumdan hiç kimsenin memnun olduğunu söylemek mümkün değildir.Yargı reformu adı altında şu an iktidarın yapmak istediklerini görünce daha uzun yıllar yargının aşırı iş yükü nedeniyle asıl işlevini yerine getiremeyeceğini görmek mümkün.Sizinde belirttiğiniz gibi şu an yüksek yargıda aşırı bir iş yükü yani dosya sayının olması gerekenin çok çok üzerinde olduğunu hepimiz çok iyi bilmekteyiz.

Yargıda ki aşırı iş yükünün sebepleri arasında bana göre birinci sebebi alt derece mahkemelerinin bir türlü yeterli sayıya ulaştırılmamış olmasıdır.İkinci sebep olarak da usul kanunlarımızın yargılamayı hızlandırmayı değil yavaşlatmayı amaç edinmiş olmasıdır.

Alt derece mahkemelerinin sayısını nasıl arttıracağız tabiki yeni hakim,savcı ve adli personel alarak.Peki bu iktidar döneminde yeterli sayıda hakim, savcı ve adli personel alındımı ? Hayır . Bırakın yeni alımları bir çok yerdeki mahkemelerin dosya sayısı az denilerek ya kapatıldı ya da başka bir mahkemeyle birleştirildi.Peki iktidar neden sağlık,eğitim,içişleri ne her yıl yüklü miktarda alım yaparken hakim ve savcı alımlarında neden çekingen davranmaktadır. Tabiki bir kurum üzerinde operasyon yapmak istersen önce o kurumu halk nezdinde gözden düşürücü aşağılayıcı bir duruma sokup sonrada o kurumu istediğin gibi şekillendirmek yolunu seçersin şu anki iktidar gibi.Son sekiz yıldır iktidar da bulunanlar sürekli bahaneler üretip sorunun çözümü için somut adımlar atmaktan sürekli kaçınmışlardır.Yargıyla ilgili düzenlemelerde erkler ayrımının üç ayağından biri olan yargıya danışılmadan ve uyarıları dikkate alınmadan değişikliklere gidilmesi sonucu işler dahada karmaşık bir duruma getirilmiştir.İstinaf mahkemeleri bir türlü hayata geçirilmemiştir. Geçirilememiş demiyorum bilinçlli bir şekilde hayata geçirilmemiştir. İktidar partisine mensup bir milletvekiline neden her yıl az sayıda hakim ve savcının mesleğe alındığını sorduğumda verdiği cevap evlere şenlik bir cevap idi Adalet akademisinin kapasitesi belli o yüzden diyebilmiştir.Tabi ki hakimlik mesleğinin güvencesi yeni yapılan değişikliklerle yerle bir edilmiş yürütmeye bağımlı olan yargı dahada bağımlı bir hale getirilmiştir.Son HSYK seçimlerinde hakim ve savcılarımız üzerinde nasıl baskılar oluşturulduğunu anlatmaya gerek yok bile.Cumhuriyet Savcısı olan bir arkadaşımın HSYK seçimleri öncesi başsavcının bakanlık listesine oy vermeleri konusunda kendilerine nasılda uyarıda bulunduğunu duyduktan sonra yargının yürütme karşısında ne hale getirildiğini fazlaca anlatmaya gerek yok diyorum.Bu yüzden üst yargıyı kendi kafa yapına göre şekillendirmek ten önce alt derece mahkemelerinin sayısını hızlı bir şekilde arttırıp , bölge adliye mahkemelerini bir an önce kurup işler hale getirmek üst yargıyı dizayn etmekten çok daha önemli ve acildir.


IŞIK ve SEVGİ ile KALIN.......
Işık, sadece ışık ama daha fazla ışık.......


Mart 03, 2011, 01:15:23 ÖÖ
Yanıtla #5
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1717
  • Cinsiyet: Bay

             Sayın Oasis ve sayın Cardiffmonster , Ülkemizdeki yargı bağımsızlığının olmadığından ve yargı reformu yapılması gerekliliğinden söz ediyorsunuz. Bilmem hatırlıyormusunuz , 1961 Anayasası ile düzenlenen yargı- yargıç bağımsızlığı bu gün bile dünyanın bir çok ülkesinde bulunmayacak kadar mükemmele yakın idi. Hakimler tam bağımsız bir kurul olan Yüksek Hakimler Kurulu tarafından atanır ve yükselmeleri sağlanır idi. Adalet Bakanlığı sadece özlük hakları ile ilgilenir, Kurula Bakan dahil hiç bir bürokrat katılamazdı. Diğer bir anlatımla, siyasi otorite kurula hiç bir şekilde müdahalede bulunamazdı. Ve o zamanlar Hakimler gerçekten hakimlik yapıyorlardı. N e var ki,  1980 darbesinden sonra düzenlenen 1982 Anayasası  ile  Yüksek Hakimler Kurulu lavedilip yerine  düzenlenen  2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununu ile hakimlerin bağımsızlıkları ellerinden alındı. Bu kurula anılan yasa gereği Adalet Bakanı ile Müsteşarı da dahil edildi. İşte Türk Hakimlerinin bağımsızlıklarına en büyük darbe o kanun ile vuruldu. Bu gün giderek daha da yozlaştırılarak  hakimleri adeta birer büro memuru durumuna getirdi. konu özetle böyle.
                   Burada sayın Nomen est omen'e de şu kadarını söyleyebilirim , l980 öncesi yargı gerçekten tam bağımsız, yargıçlar Anayasanın teminatı altında idiler. Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Mart 03, 2011, 05:03:36 ÖÖ
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

     Şu “yargı reformu” bitince, biz hâkimlere “kafa” gerekmeyecek…Çünkü,hür fikre, hür vicdâna, hür irfâna ihtiyacımız kalmayacak…
Bizim yerimize, her fikre, her vicdâna, her irfâna sahip birileri çıkıp, adâlet adına karar verecek…Her biri “Tekbir Center”dan alınmış,
fikir, marka, mintan, vicdan desenli yular,irfan tarzı urba ve yeni nesil cübbe hâkimlere yetecek!  Zira, boynumuzdan yukarısı bize lâzım olmayacak; olsa da kıldan ince olacak…
      Oysa, O… “Fikri hür” “Vicdânı hür” “İrfânı hür" nesiller yetişmesini ne çok istiyordu! Yetiştiler işte…Bu gidişle, fikri hür, vicdânı hür İrfânı hür hâkimler var ya -Kıyıda köşede kalan- biraz kül biraz duman Kerem misâli yanan O “biziz” işte… Çetin Canbazoğlu (Bolu Hakimi)


IŞIK ve SEVGİ ile KALIN.......



Cok dogru anayasa baskaninin bir iktisatci olusu benide rahatsiz ediyor acikcasi, bir anayasa profesoru olsa veya en azindan hukuk mezunu olsa evrensel hukuka daha yakisir bir ulke olurduk, bir iktisatci olunca insan kendini gercek adalete emanet hissedemiyor. Vicdan mi cuzdan mi diye dusunmeden edememiyor.


Mart 03, 2011, 12:10:22 ÖS
Yanıtla #7
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 304
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Alşah ,tabiki 1961 Anayasası ile 1982 Anayasasında ki hakim ve savcılarla ilgi düzenlemeler hakkındaki farkları  hatırlıyoruz.

1961 Anayasasında “Yüksek Hâkimler Kurulu” ile “Yüksek Savcılar Kurulu” birbirinden ayrı, farklı ve bağımsız birer anayasal yüksek yargı  organı olarak düzenlenmiştir. Yüksek Savcılar Kurulu, 61 AY.’nın 137. maddesinde;  Yüksek Hâkimler Kurulu ise 143. ve 144. maddelerinde düzenlenmiştir.

 “Yüksek Hâkimler Kurulu” ile “Yüksek Savcılar Kurulu” 25.04.1962 tarihli ve 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanunu ile düzenleme kapsamına alınmıştır. Yani anayasada ayrı maddelerde ayrı anayasal organlar olarak düzenlenen bu kurullar aynı yasada ele alınmıştır.

 Yüksek Savcılar Kurulu:

    * Cumhuriyet Savcıları, idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdır.

    * Savcıların özlük işleri, disiplin cezaları, mesleğe kabul ve ihraçları hakkında karar verme yetkisi Yüksek Savcılar Kurulunundur.

    * Adalet Bakanının başkanlığında Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü ve Yargıtay’dan seçilen üç asıl üyeden oluşur.

    * Cumhuriyet Savcılarının denetimi ve haklarındaki soruşturma, Adalet Bakanlığı müfettişleri veya üst dereceli Cumhuriyet Savcıları tarafından yapılır.

    * Cumhuriyet Başsavcısı yüksek mahkeme hâkimleri statüsündedir.

    * 45 sayılı yasaya göre Savcılar Yüksek Kurulu iki alt kuruldan oluşur. Her bir kurul ikisi Adalet Bakanlığı temsilcisi olan beşer üyeden oluşur.

    * Birinci kurulda, mesleğe kabul, kadro dağıtımı, yükselme ve birinci sınıfa ayırma; İkinci kurulda disiplin cezası ve meslekten el çektirme kararları alınır.

    * Savcılık Teminatı gereği savcılar, maaş ve ödeneklerinden yoksun kılınamaz, Bakanlık emrine alınamaz, yaş haddi ve maluliyet hali dışında kendileri istemedikçe emekliye sevk olunamaz.

 Yüksek Hâkimler Kurulu

    * Yüksek Hâkimler Kurulu, kanun gereği seçilen on sekiz asıl ve beş yedek üyeden oluşur. Özel ve demokratik seçim yöntemleri 25.04.1962 tarihli ve 45 sayılı yasada ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

    * Hâkimlerin bütün özlük işleri hakkında; Bir kadronun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konularında Adalet Bakanının teklifi hakkında karar vermek ve bizce en önemlisi, kendilerini ilgilendiren alanlarda, kanunların veya Meclis İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açmak gibi görevler yasayla bu kurula verilmiştir.

    * Adalet Bakanı, Yüksek Hakimler Kurulu toplantılarına bizzat katılabilir; ancak oylamaya katılamaz.

    * Kurulun altı asıl ve iki yedek üyesini Yargıtay Genel Kurulu, altı asıl ve bir yedek üyesi birinci sınıfa ayrılmış hakimler, altı asıl ve iki yedek üyesini Yasama Meclisi seçer.

    * Yüksek Hakimler Kurulunun asıl ve yedek üyelerinin seçimleri serbest, eşit, gizli, tek dereceli oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yapılır.

    * Yüksek Hakimler Kurulunun asıl ve yedek üyeliğine, Yargıtay Genel Kurulu ve birinci sınıfa ayrılmış hakimlerce seçilecek olanlardan her birini kendi aralarından; Yasama Meclisi tarafından seçileceklerin ise yüksek mahkemelerde hakimlik yapmış veya bunlara üye olma şartlarını kazanmış ve 65 yaşını doldurmamış olanlar arasından seçilmesi öngörülmektedir.

    * Üye seçimini demokratik güvenceye almak için yasa tarafından kurul içinde bir “Yüksek Hakimler Seçim Kurulu” teşkilini öngörmüştür. Çok ciddi ve ayrıntılı seçim süreci ve kooptasyon prosedürü derpiş edilmektedir. Oysa 1982 Anayasasının yüksek yargıç vs. gibi etkin görevlilerin seçimini Cumhurbaşkanına teslim etmesi 1961 Anayasası ve 45 sayılı yasanın öngördüğü yönteme oranla çok daha laubali ve gayriciddi bir görüntü yaratmaktadır.

    * Ayrı ayrı üç alt kuruldan oluşan kurullar eliyle görev yapar. Birinci alt kurulun görevi, 1. Hakimlik mesleğine kabul etmek, 2. Yargıtay başkanları ayrık olmak üzere hakimlik mesleğine atamak, 3. Nakletmek, 4. Her türlü yükseltme ve birinci sınıfa ayırma işlerini yapmak, 5. Kadro dağıtmak, 6. Geçici yetki vermek, 7. İzne ait işleri görmek, 8. Emeklilik işlerini yapmak, 9. Meslekten ayrılma işleri hakkında karar ve başka mesleğe geçme isteği üzerine muvafakat vermek, 10. Genel Kurul tarafından verilecek işleri görmektir.

    * İkinci alt kurulun görevleri: 1. Hakimler hakkındaki şikayet ve ihbarları incelemek, 2. Hakimlerin görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında işledikleri suçları ve sıfat ve görevleri icaplarına uymayan hal ve eylemleri hakkında soruşturma yapılmasına karar vermek, 3. Belli konularda inceleme veya soruşturma yapmak üzere üst derecedeki hakimleri görevlendirmek, 4. Genel Kurul tarafından verilecek diğer işleri görmektir.

    * Üçüncü alt kurulun görevleri 1. İşten el çektirmek, 2. Hakimler hakkında kovuşturma izni vermek, 3. Disiplin cezası vermek, 4. Bir hakimin meslekten çıkarılmasına veya meslekte kalmasının caiz olmadığına karar vermek, 5. Bir mahkemenin veya bir kadronun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi hususlarının uygun olup olmadığına karar vermek, 6. Yukarıki bentlerde yazılı işlemlere ilişkin diğer kararları vermektir.

    * Genel Kurul on sekiz üyeden (asıl üyelerin tamamından) meydana gelir ve alt kurulların itiraz edilen kararlarını üst merci olarak kesin olarak sonuçlandırır.  Adalet Bakanı, sadece kendisine ulaşan kanuna aykırı davranış iddiasının şekline göre gerekli gördüğü hallerde bir hakim hakkında disiplin işlemi yapılması için Yüksek Hakimler Kuruluna başvurabilir.

    * Hakimlerin denetimi, Yüksek Hakimler Kurulunca görevlendirilecek üst dereceli bir hakim eliyle yapılır. Kurul, lüzumu halinde kendi üyelerinden üst dereceli bir hakimi de görevlendirebilir.

1961 Anayasasının birbirinden doğası ve niteliğiyle ayrılan hâkimlik ve savcılığı ayrı ayrı düzenleyip mütalaa etmesi daha doğru ve yerinde olmuştur.

Kısaca Yargı bağımsızlığı denildiğinde ne anlamak gerekir? Yargı bağımsızlığı denildiğinde,  yargıcın;

a- tarafsızlığını (yansızlığını),

b- devlet organları karşısında bağımsızlığını,

c- toplum karşısında bağımsızlığını (kamuoyu ve basın karşısında tarafsızlığını),

d- kendisine karşı bağımsızlığını,

e- yargı örgütüne karşı bağımsızlığını,

f- yargılamanın taraflarına karşı bağımsızlığını

anlamak gerekmektedir. Bunlar bir yargıcın özgür sayılabilmesinin olmazsa olmazlarıdır.Yargıçların bu bağımsızlıklarının kullanılabilinmesi için olmazsa olmazların başında yargıç güvencesinin sağlanmış olmasıda gerekir.Yargıç güvencesinin sağlanabilmesinin şartlarıda kısaca şöyledir;

a- yargıçlar azlonulamazlar,

b- kendileri istemedikçe yasal yaş sınırları dolmadan emekli edilemezler,

c- bir mahkemenin ya da kadronun kaldırılması nedeniyle aylık ve ödeneklerinden ve diğer özlük haklarından yoksun bırakılamazlar,

d- yargıçlık mesleğinden başka hiçbir görev alamazlar,

e- görev bölgelerinde yetkili kurulları tarafından belirlenecek görev süreleri içinde coğrafi güvence altındadırlar,

f- geçimlerini yargıçlık onuruna yakışacak biçimde sürdürmelerine yetecek miktarda aylık ve ödenek almalıdırlar

Yukarıda kısaca belirttiğim bu şartlardan şu an için yargıç ve savcılarımız üzerinde bir nevi sürgün yetkisi gibi kullanılan coğrafi bölge güvencesinin olmaması da önemli bir sorundur.

Halihazırda ki kanunlar ve uygulamalarla ülkemizde daha uzun zaman yargı bağımsızlığı ve hakim güvencesi konuları üzerinde epeyce konuşup tartışacağımız aşikar gibi görünüyor.......


IŞIK ve SEVGİ ile KALIN.......
Işık, sadece ışık ama daha fazla ışık.......


Mart 12, 2011, 01:32:46 ÖÖ
Yanıtla #8
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1717
  • Cinsiyet: Bay

           Sayın oasis; Ben konuyu anlatırken kısa ve öz olması için azami caba sarfetmiştim. Siz konuyu biraz daha geniş tutmuşunuz. Diğer bir  deyişle , benim anlattıklarımı daha genişleterek , savcıların ve hakimlerin özlük haklarından tutun da azledilememelerine kadar anlatmışsınız. Dikkat etti iseniz, ben 1961  Anayasası ile 1982 Anayasası arasındaki farkları anlatarak, hakim teminatının 1982  Anayasası ile siyasi iradenin inisiyatifine bırakıldığını anlatmış idim. Yine aynı şeyi söylüyorum. Hakimler ile cumhuriyet savcılarını aynı kategoride gösteren bu yasa değişip Yüksek Hakimler Kurulu Siyasi vesayetten kurtulmadığı sürece, yargıç bağımsızlığından söz edemezsiniz.
           Yargıç, kararını verirken tam bağımsız olduğundan asla şüphe etmemelidir. Atanmasının siyasilerin iki dudağı arasında olduğunu düşünen  bir yargıç, ne kadar bağımsız olabilir.
            1961 Anayasası ile sağlanan hakim teminatı zamanında , hiç kise yargıçların "cüzdanları ile vicdanları arasında sıkıştığı" ,  "maaşlarına %50 zam yaptık daha ne istiyorlar" gibi ifadeler kullanılamamıştır.
             Bu gün uluslararası platformda, Türk mahkemelerinin vermiş  olduğu kararların çok büyük bölümü maalesef  yerinde görülmemektedir.
              Ben yine şunu söylüyorum. Yasaları ne kadar mükemmel düzenlerseniz düzenleyin. Neticede uygulayacak olan insan faktörüdür. Ve Yargıçlar da birer insan olduklarına göre onların da sorunları olacaktır. anacak ; bu sorunları endişeye dönüştüğü zaman sağlıklı kararlarvermelerini bekleyemezsiniz.
               Gerçekten, yargının sağlıklı ve geçikmeden işleyebilmesi için öncelikle mevcut kanundan ayrılarak, kurullarında siyasilerin irade beyanı bulunmayan bir statüye kavuşturulmaları gerekmektedir. Ancak  o zaman "adalet devletin temeli " olabilir.
                                                                                                                               Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Mart 13, 2011, 12:15:55 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

Sn Alşah,

Umuyorum ki bir gün *Adalet* devletin temeli, dayanağı, güç kaynağı olur - tüm dünyada-.

Açıkcası tarihsel olarak doğru, 80 öncesi durum,  onu farklı boyutlarda tartışabiliriz. Ama çok uzatmaya gerek yok, mevzu, günümüze de etki eden 80 sonrası sistem. geçen yıllarda bir bayan hakim iffetsiz iftiralar ile hsyk tarafından yanlış hatırlamıyorsam 8-9 yıl öncesinde görevinden alınmış mesleğinden atılmış ve bir kadın için (her insan evladı için) ağır mücadeleler içine girmiş ve hsyk karşısında kaybetmişti... Darbe eseri olan kurumlarda ve yapılanmalardan adalet beklemeyi artık bıraktım ben...

Sn Alşah dediğini zgibi *insna faktörü* her daim etkili. Son zamanlarda akademik çevrelerde tartışılma katsayısı artan ve kamu idaresindede küresel olarak önemle vurgulanan *etik*, meslek etiği yahut bizim deyimimizle *meslek ahlakı* asıl vurgulanması geken şeydir. Buna en güzel örnek aslında yakın tarihte bir düzenleme ile az-çok oturan ancak kelimenin tam anlamı ile bir *facia* olan örnek sayısız habere ve şikayete konu olmuştur: Hakim X, kendisine ceza yazan polisi dava etti!! trafik dokunulmazlığı olan hakimin/savcının kimliğini bilmeyen polisler yazdıkları ceza ile (görevleri) yıllarca uğraşacakları abuk sabuk ve kişisel ego/intikam amaçlı daalarla yüzyüz kalıyorlardı... BUnu yapan da adaleti tesis etmek görevini yğklenmiş hakim ve savcı idi...

Ne ise bu konu uzar gider.... saygı ile


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
1773 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 26, 2007, 01:26:43 ÖS
Gönderen: Genius Loci
13 Yanıt
5357 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 02, 2008, 09:03:24 ÖS
Gönderen: paragon
3 Yanıt
2261 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 01, 2008, 02:53:27 ÖS
Gönderen: Pasha
25 Yanıt
8239 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 29, 2010, 12:18:56 ÖÖ
Gönderen: hakan_34_06
7 Yanıt
4075 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 15, 2012, 10:08:38 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
7 Yanıt
4137 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 27, 2015, 02:16:03 ÖS
Gönderen: GOASISG
3 Yanıt
2579 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 10, 2011, 01:42:10 ÖS
Gönderen: Isis
0 Yanıt
1997 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 24, 2011, 10:14:26 ÖS
Gönderen: Yücel
2 Yanıt
1112 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 09, 2013, 11:00:16 ÖÖ
Gönderen: Etimolog
2 Yanıt
753 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 06, 2015, 08:41:16 ÖÖ
Gönderen: Risus