Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Yüce Türk Milletinin Şerefli Komutanları İstifa Etti!!!  (Okunma sayısı 22270 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 05, 2011, 12:00:40 ÖÖ
Yanıtla #50
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 784
  • Cinsiyet: Bay

Öncelikle TSK-AKP  ilişkisi üzerinden fikir yürütmeden izninizle düşüncelerimi paylaşmak isterim,

  1. Eğitim seviyesi yükselmiş, demokrasiyi iyice sindirmiş, hangi ideoloji olursa olsun bağnazlıktan sıyrılmış ve refah seviyesi yüksek ülke(m) de yaşamak ve çocuklarımı büyütmek isterim.

  2. YURTTA SULH, Cihanda sulh sözünün yerine gelmesini canı gönülden arzularım.



 Sayın skullG'nin özetlediği gibi devleti yönetenlerin Eruh baskını ve sonrası süreci iyi yönetemedikleri ortadadır.Öyle bir süreçtir ki başta bölge halkı dahil hemen herkesin kanını donduran bu eylemlerin bastırılması amacıyla dışkı yedirmeden tutun da akla hayale gelmeyecek yöntemlerle, belki çocuğunu dağdan indirebilecek aileler bile adeta dağdakilere destek vermeye itilmiştir.

 Az sayıda kişiden kurulan örgütün, milyonların desteğini alan bir örgüte dönüşmesi sadece PKK nın başarısı değil, bilerek ya da bilmeyerek süreci aptalca yönetenlerin başarısızlığıdır.

 Unutmayalım bu sürecin başlangıcı  12 Eylül başta olmak üzere sivil yönetimlerin etkisizliğinin had safhada olduğu bir döneme denk gelir.Etkili gücün neresi olduğunu yazmama gerek yok sanırım. Madem sivil yönetimler istenmiyor ve madem güç sizde neden gerillayla / teröristle (tanımlama bakılan yöne göre değişiyor) savaşta ısrarla düzenli orduyu seçtiniz?  Bu işin böyle olamayacağını bir bilen yokmudur? Var da birileri engel mi oldu?  Sivil yönetimlerin o sırada banka açma ve vatandaşın cebini boşaltıp kendi ceplerini doldurmaya izinleri vardı sadece.Yeter ki suya sabuna dokunmasınlar!

 Aynı süreçte, büyükşehirlere köyleri boşaltılarak göçe zorlanan vatandaşlara ne demeli.Ne yazık ki geldikleri koşullar unutularak  tiksinilerek bakılan Kürt nüfus neden sonuç ilişkisine bakılmaksızın değerlendirilmektedirler.

 Ayrıca Kürt'lerin büyük çoğunluğu PKK taraftarı değildir. Ne yazık ki geçmişte bölgede görev alan kolluk kuvvetlerinin, görev sırasında  MHP (Devlet Bahçeli öncesi) simgeleriyle donanmış olmaları ve yaptıkları işkencelerden dolayı karşı bir Kürt milliyetçiliğini doğmuştur. Öyle ki bölgede Devlet demek MHP demekti. Asıl tehlike  bu milliyetçiliğin genç nüfusa yayılmış olması ve acilen bir çözüm bulunamaması durumunda  ileride kontrolü ele alacak genç milliyetçi Kürt liderlerin  (kontrol edilemez şekilde) ortaya çıkma olsaılığıdır. Etki-Tepki presnsibine göre bazı kesimler PKK karşıtı olsa da uzantısı siyasi partiye bu nedenle oy vermektedir.


 Gelelim gerilla olayına. BANA GÖRE; 84'te Eruh Baskınıyla başlayan süreçte, devletin pek çok yanlış tavrı oldu. Buna TSKnın yaptıkları da dahil. Che Askeri Yazılar'da bir gerillanın bin düzenli ordu askerine denk olduğunu söyler. gerilla savaşının avantajıdır bu. çünkü gerilla, mobilizedir, bölgeyi bilmektedir, bu tip bir savaş ve saldırı için eğitimlidir, buna karşı düzenli ordu askeri, mobilize olamaz, bölgeyi tam olarak bilmez, böylesi bir savaş iin eğitilmemişti, ayrıca acemidir, gerilla bir hedef ugruna ölüme yürür, düzenli ordunun askeri ise geçicidir, o bu cehennemden kurtulup evine dönmek ister vs. vs. Dolayısıyla gerilla, düzenli ordunun savaş stratejileriyle sona ermez. Boş dağlar bombalanır, terk edilmiş kamplar talan edilir belki. Şunu da hafife almayalım, 30 yıllık savaşta öldürülen gerilla sayısı da fazladır. Ama örgüt, ölen silahlı güçlerinin yerine yenilerini bulmakta zorlanmamıştır. örgüt, bölgede görece bir üstünlük sağlamış, halk ile bağlantı kurmuş, lojistik destek sağlamıştır. bir gerilla hareketi, bölge ile ilişkilerin sağlamlaştırır ve halktan destek alırsa o gerillayı ortadan kaldırmak imkansızlaşmaya başlar. Yerleşik kampları ya da boşaltılmış arazileri bombalayarak, devamlı çatışmaya girerek gerillaya karşı zafer elde edilemez. 90lardaki yanlış devlet politikası sonucu evrilen ve gelişen pkk olayında hata sadece yanlış askeri strateji değildir, tümden yanlışlıklar silsilesi vardır. Halkı gerillanın kucagına atan bu politikalar sonucu olay daha karmaşık, çözülemez bir hale dönüşmüştür.

saygılarımla.



Basit bir emeklilik olmadığı ortadadır.

Komutanlarimiz protesto amacli istifa etmislerdir. Bu basit bir emeklilik isteme degildir.


-Kullanılan yöntemlere bakıldığında terörist faaliyet olduğu aşikardır. Ancak halk desteğini kazanmaya başladıktan sonra bunun bir anlamı var mı?


-Dış destek olmadığını kimse iddia edemez ne yazık ki bu sorunu zamanın da  çözemeyenler sayesindedir bu destek.

-Doğrudur bebek katilidir.

-Düzenli bir savaşta mutlak başarılı olacağına inandığım TSK, ne yazık ki siyasi arenada gereğinden fazla yer alması nedeniyle  başarıldıır denilemez. Bu eleştirim sadece geçmişteki yönetim kademeleri için geçerlidir.

-Keşke başharfleri küçük yazarak durumu kurtarabilsek.

Her ne kadar militarizme karşı olsam da gerçekçi olmak gerek, TSK  güçlü, motivasyonu tam, profosyonelleşmiş ve teknolojik yönden ilerlemiş bir yapıya sahip olmalıdır. Bunun yolu da siyasi istikrar ve  ülke ekonomisinin güçlenmesinden geçer.




TSK savasta ve barista yuce Turk milletini korumayi kendine gorev bilmis ve bunu da mevcudiyetinden beri elindeki butun imkanlari kullanarak yapmistir, budan sonra da yapacaktir. Yanildiginiz nokta gerilla kuvvetleri ile duzenli orduyu kiyaslamaktir. Dunyanin en kanli ve en onursuz savasi "gerilla" harbidir. Ucakla, tankla, denizaltiyla, nukleer fuzeyle bitirilebilecek bir mucadele degildir bu. Samanlikta igne aramaya benzer gerilla avlamak. Hele ki * PKK'li teroristleri aramak daha da buyuk sorun. (Kullandigim kelime icin kimseden ozur dilemiyorum, hakaret degil hakikattir cunku).

Bunun yani sira dis kaynaklardan teroristlere gelen yardim da elbette yadsinamaz. Butun bu hakikatler dikkate alindiginda TSK yi basarisiz olarak adlandirmak bence butun tabloyu gorememekten ileri gelir.

Bir de tabi ki isin hukumet boyutu var. apo'yu (basharfini bilerek kucuk yaziyorum, yeryuzundeki en kucuk saygiyi bile haketmeyen bebek katili icin bir de buyuk harfle isim yazacak degilim) olduremeyenin hala TSK oldugunu dusunen cahil insanlar ne yazik ki hala aramizda. Bizim yigit bordo berelerimiz o anda olduremez miydi? Cok da kolay oldururdu apoyu. Ama hukumetimiz hicbir zaman kudret sahibi olamadi ki o devirde kudretli davranabilsin.

Toparlayayim. TSK'nin basarisiz olarak adlandirilmasini kabul edemiyorum. Gerek yuksek komuta, gerekse sade er seviyesinde butun TSK mensuplarinin kanlarinin son damlasina kadar bizleri koruyacaklarina en ufacik bir tereddutum yoktur. Her ne kadar belirli bir zumre tarafindan yipratilmaya calisilsa da TSK Turkiyenin gururudur/onurudur.

Sevgi ve saygilarimla.


Ayrıca suça bulaşmış kişiler ister TSK da görev yapmış olsun ister AKP den veya herhangi bir kurumda görev almış olsun mutlaka adil bir şekilde yargılanmalıdır.

Önyargıdan uzak yorumlamanızı tercih ederim.

Mustafa Kemal Atatürk'ün 1931'de söylediği sözle bitirmek isterim

"YURTTA SULH CİHANDA SULH"

Saygılarımla,
« Son Düzenleme: Ağustos 05, 2011, 12:38:19 ÖÖ Gönderen: dogudan »


Ağustos 06, 2011, 05:45:53 ÖS
Yanıtla #51
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay


Eruh baskınından sonra gerçekleşen Milli karakaolunun baskının hemen ötesinde oradaydım.Bizler toplum olarak bazı şeyleri görmeyi inkar ediyoruz.

Sayın Sukullg'un ima ettiği ve sayın Doğudan tarafından desteklenen tezleri,bundan 3o sene önce görmeliydik;hülasa görmemezlikten gelmekte ısrar ediyoruz.Kendimizi de,çocuklarımızı da heba etmenin bedeli olarak zaman zaman hıyanetle suçlanmak,insan olanı çileden çıkarmıyor değil....

Ben"O"yum,"O"ben değil...


Ağustos 06, 2011, 06:19:51 ÖS
Yanıtla #52
  • Ziyaretçi

Bence her görüşten mürekkep yutmuş adamların bir araya getirilip devlet tarafından strateji merkezleri kurulup kararlar alınmalı. Bu işler siyasetçilerin de, askerlerin de, istihparatçıların da, iş adamı kluplerinin de  beceremediği mevzular. Daha bilimsel bir arenada kendini zeki sanan adamların değil gerçekten de zeki adamların görüşlerini göz önüne alarak hareket edilmeliydi.

Bu memleketin kaderi midir bilemiyorum düşünebilen bir nesil yaratmak zordur ve tam bu tarz bir nesil uluşmuşken savaş, darbe vb. nedenlerle öldürülüyorlar. Ve sil baştan cahil insanlarla oturup kalkıyoruz.

Bu konuda Aziz Üstelin köşe yazısını paylaşmak istiyorum

Aziz ÜSTEL
[email protected]
Ben işkence görürken neredeydiniz hanımefendiler 5 Ağustos 2011 Cuma 
 
Balyoz davasından tutuklu emekli ve muvazzaf subayların eşleri Vardiya Bizde diye bir platform oluşturmuş, Silivri yerleşkesine çadır kuracak, 5 Eylül’de oturma eylemine başlayacaklarmış. En doğal haklarıdır! Yeni Türkiye’nin mis gibi demokrasi kokan çayırına çimenine çadır kurup dava sürecini eleştirebilirsiniz; kimse de kılınıza dokunamaz. Ama, Balyoz eğer beynimizde patlasaydı, bizler yargılanıyor olsaydık Silivri’de, acaba eşimiz, anamız çadır kurup dava sürecini eleştirebilir miydi? Ne haddine! Dipçiği yediği gibi kanlar içinde serilirdi yerlere. Sakın itiraz etmeyin! Bunları yaşadım çünkü.

Sonbahar olmasına rağmen sıcak cayır cayır yakıyordu Ankara’yı. Ayağımda kot pantolon, sırtımda gömlek, hazırolda duruyordum. Sıkıyönetimde görevli Şahap Binbaşı, çardağın altında buzlu rakısını yudumluyordu. Bana çardağın hemen önündeki süs havuzuna girmemi emretti. Girdim. Su ancak dizlerime kadar geliyordu. “Otur!” diye bağırdı. Oturdum, “Kalk!” Kot pantolon, ikinci bir deri gibi yapışmıştı bacaklarıma. “Çık havuzdan it oğlu it!” Çıktım. “Eğil!” Dizlerimi tutarak eğildim. Çam yarması gibi, bir astsubay Kırıkkale tüfeğinin harbisiyle vurmaya başladı belime, baldırlarıma, bacaklarıma. Yığılıp kaldım bilmemkaçıncı darbeden sonra. Kendime geldiğimde yıldırım merkez komutanlığının bodrumunda, küçük bir odadaydım. Mamak’a götürülünceye kadar da o odada kaldım.

Peki suçum neydi? Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı, Devlet Ana ve Kurt Kanunu adlı kitaplarını yayınlayan yayınevinin yöneticisi olmak! Ne sorguya çekildim, ne mahkemeye çıktım... Darbe yapmaya kalkışmadım, andıç yayınlamadım, seçim sandığını tekmelemedim, rahmetli Kemal Tahir’in kitaplarını yayınladım; o kadar! Ve bu yüzden dört kez götürüldüm Mamak’a. Ve bilmemkaç kez falakaya yatırıldım. Ama kimse çadırlar kurup ben ve benim gibi onbinlerce inim inim inleyen kişi serbest bırakılsın diye gösteri düzenlemedi, düzenleyemedi! Sizse eşleriniz için düzenliyorsunuz efendim. En doğal hakkınızdır. Biz itilip kakıldık postal cumhuriyetinde. Siz, en azından sövüp saymayın yeni, demokratik Türkiye için çaba harcayanlara!


Ağustos 08, 2011, 10:28:34 ÖÖ
Yanıtla #53
  • Ziyaretçi

Eger bu konu herkesin kendi yaşanmışlığı ile belirlenmiş ordu algısı ile yapılacaksa o zaman herkesin "ohh iyi oluyor bunlara" diyor olmasını doğal karşılamamız gerek.  Bu algıyla değil de, objektif olarak, ülkenin ve dünyanın içinde bulunduğu konjektürü değerlendirdiğinizde ise bence son yaşananları başka türlü değerlendirmeniz mümkün. Herkesin askerin ceberrut tavrıyla, demokrasiye müdahele zamanlarındaki hoyratlığıyla, askerlik yaptığı dönemde yaşadığı olumsuzlukarıyla bir hatırası var. Ordu bu ülkenin insanlarından müteşekkil bir kurum değil mi ? Ülkenin insanları şimdi o kurumda değil başka kurumda aynı hoyratlıkları göstermeyecek mi zannediyoruz ?
Askerin elinde bulundurduğu silahlı gücün caydırıcılığı sadece sınırların öte yanındaki ülkere karşı değil, içeride demokrasinin nimetlerinden yararlanarak, insanlarımızın karar verme süreçlerini manupüle ederek çoğunluğu ele geçiren anti demokrat emellere sahip güçlere karşı da korumaktadır. Bugün Almanya'da bir çok İngiliz ve Amerikan üssü, faşist neo naziler Almanya'ya bir daha egemen olmasın diye konuşlu durumdadır. Alman anayasasında engelleyici maddeler konmuştur.
Demokrasi insanların erdemli kararlar vereceği düşünelerek kurgulanırsa sorun yok. Ama sizce öyle mi ? Şimdi köşe yazılarında yaşadıklarını anlatanlar, sizce o zaman gereken erdemli tavrı gösterebildiler mi ?


Ağustos 08, 2011, 06:32:39 ÖS
Yanıtla #54
  • Ziyaretçi

Sayın SERIM. Yazdıklarınızda büyük oranda haklılık payı var. Fakat dikkat ederseniz İsrail-Filistin haricinde toprak bütünlüğünün bozulması olayı 2.dünya savaşı sonrasından beri yaşanmamaktadır. Yani dışardan bir saldırı iddiası zor. Darbecilerin savunduğu şekilde biz olmasak irtica gelecek şeklindeki iddiaları ise islami kimliğe sahip bir yönetim varken osmanlı zamanında bile yaşanmamış bir ülkede irtica geleceğini savunmak oturaklı değil. Yani ordunun bize ihtiyacı var fakat bizim orduya ihtiyacımız yok. Hem her türlü konforu kapsayan free olanaklar, hem de ücretsiz insan ve köle kaynakları ile yıllardır beslediğimiz kurumun CV sine bakarsanız bu özveriyi hak edecek en ufak faydaları olmadığını görebilirsiniz. Aksine ülkenin tüm olanaklarını kullanıp ülkeye ve ülke insanına en ufak faydaları olmadığı gibi, ülkeye faydası dokunan siyasi kadroları da yok etmek göreviymişcesine siyasete de el atmışlardır. Her türlü düşünebilen insana tahammülü olmayan ve yaptığı darbelerde yüzbinlerce düşünen insanı yok eden bir yapı.

Allah aşkına nasıl bu kadar kör bir bakış açısıyla bakabiliyorsunuz. Anlamakta oldukça zorlanıyorum.

Küreselleşmenin şekillendiği şu dönemde para ve ekonomik güç, ordulardan ve nükleer silahlardan daha etkilidir. Örneğin paranız varsa istediğiniz ülkeden istediğiniz kadar toprak satın alabiliyorsunuz. Devletler gelin satın alın diye adeta yalvarıyorlar. Bu noktada bir ülkenin ekonomisine olumsuz katkıda bulunan insan vatan haini sıfatıyla yargılanmalıdır. Üreten geliştiren insan ise baş tacı edilmelidir. Bu gün bir amerikalı apple şirketinin kasasındaki para, amerikan hükümetinin kasasındaki paradan daha fazla. Bunları göz önüne almak realist olmak gerekiyor diye düşünüyorum.

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Ağustos 08, 2011, 07:06:57 ÖS Gönderen: Masor1976 »


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
3602 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 01, 2008, 12:25:21 ÖÖ
Gönderen: tcorbaci
Bergman vefat etti

Başlatan Deadly Sinema

0 Yanıt
1730 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 31, 2007, 08:32:21 ÖS
Gönderen: Deadly
0 Yanıt
2322 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 04, 2007, 09:53:43 ÖS
Gönderen: shemuel
15 Yanıt
20322 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 21, 2017, 10:43:05 ÖÖ
Gönderen: Ankara
4 Yanıt
3453 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 13, 2012, 09:52:22 ÖÖ
Gönderen: Tij
7 Yanıt
6366 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 04, 2011, 01:58:58 ÖS
Gönderen: ADAM
5 Yanıt
2858 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 25, 2009, 11:32:02 ÖS
Gönderen: asoraman
0 Yanıt
6793 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 18, 2010, 08:36:19 ÖS
Gönderen: Onien
7 Yanıt
6949 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 26, 2015, 11:19:00 ÖÖ
Gönderen: irukanji
4 Yanıt
1203 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 31, 2015, 03:07:28 ÖÖ
Gönderen: MEDUSA