Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Sanırım oldukça güncel bir konu.  (Okunma sayısı 13459 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 19, 2011, 10:33:05 ÖS
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Aslında bu siteye yazı yazmayı düşünmüyordum ancak konunun önemi yüzünden üye olduğum her yere yazı yazmayı görev biliyorum. Doğru veya yanlış içimdekileri paylaşmak ve gelecekle ilgili kaygılarım da gün geçtikçe haklı olduğumu üzülerek göstermek istiyorum.

Sadece bu gün kaybettiğimiz 26 fidanımız için söylemiyorum bunu, dünde kaybettik, ondan önceki günde. Acılar, sinir krizleri ve psikolojik olarak çöken aileleri, anneleri, babaları, kardeşleri ve insanları gördüğüm için, böyle şeylerin olmaması gerektiğini düşündüğüm için yazıyorum.
Çok kişi beni sivri dilli, çok bilmiş, söylediklerinde aşırı ısrarcı olarak gördü. Evet öyleyim, zaten öyle olduğumu da defalarca söyledim, hatta olmam gerekir bile dedim. Çünkü bir çok insan öldü, bir çok aile mahvoldu. Bunları geçen yıl görmek çok zor değildi. Seçimler gelirken kapalı kapılar ardındaki kirli pazarlıklar yüzünden biraz ortalık durulmuştu. Zaten o pazarlıklarda internete de düştü. Bunları bilmek için şahit olmak veya müneccim olmak gerekmiyordu. Ben bir çok konuda sesimi duyurmaya çalıştım. Öncelik veya ayrıcalık bu gün için masonlukta olabilir, ancak yarın herkes bu günün cefasını çekecek.

Bu gün yaşananlar henüz iyi günlerimiz, gelecek daha karanlık. Cinayetler, katliamlar, şehirlere, köylere sıçrayacak, sokakta gözümüzün önünde bebekler dahil bir sürü cinayete, katliama, yağmalamaya şahit olacağız. Yaşamak artık çok daha zor olacak, nefes almak güçleşecek, etrafı dayanılmaz kötü kokular saracak. Çünkü, geleceği kararttıklarını ve olanlarında kendi suçu olduğunun farkına varmayan insanlar  tarafından yönetiliyoruz. Onlar aptalca ve boş hedeflerin peşinden koşarken, korkaklıkları yüzünden verdikleri tavizlerin nereye gittiğinin farkında olacak kapasitede insanlar değil. Bir sürü gencimizin ölümünden kendilerini sorumlu tutmuyorlar. Sıfır terörle aldıkları ülkeyi savaşın eşiğine getirdiler ve bu da olacak.

Bu sadece terör konusudur, aslında konu daha geniş ve derindir. Yarın mason olmak, dindar olmak, dinsiz olmak, köylü olmak şehirli olmak, okumuş olmak, konuşmak veya sessiz kalmak kimseyi olacaklardan kurtarmayacaktır. Kurşunun aklı olmaz, işkencecinin vicdanı olmaz.

Bu gün herkesin imkanları dahilinde eyleme geçmesi gerektiğini söylüyorum ve sessiz kalmamayı, uyumlu veya toleranslı olmaması gerektiğini söylüyorum. Mason olsa bile, kardeşiniz olsa bile, dindaşınız olsa bile , vatandaşınız, yoldaşınız olsa bile artık bağırmanın, savaşmanın zamanıdır. Bu sadece bu gün ölenler için değil, yarın ölecekler için, geleceğimiz için şarttır. Ulu önderimiz ATATÜRK ingilizlere anlayış göstermedi, fransızlara anlayış göstermedi, hacıya hocaya cahile anlayış göstermedi. İktidarı için herkese ağam paşam demedi, açılım yapmadı. Kendi cebini doldurmaya çalışmadı, itibarını düşünmedi. Tolerans var mıydı sizce? Kaç kişiyi astırdı.
Eşit şartlar altındaki insanlar demokrasiyi çoğulculuğu ve toleransı konuşabilir. Ben ancak benim kadar olan birisine toleransta bulunabilirim, kaldı ki gerçek hayatımda insanlara aşırı derecede toleranslı davranırım ve bu yüzden sürekli zarar görüyorum. Soruyorum, delilerin, geri zekalıların yanında yaşamak zorunda kalırsanız anlayışlı olmanız size ne kazandırır. Bir aslan kafesine atıldığınızda sizi anlayışlı olmanız değil savaşmanız kurtarabilir ancak.

Bu yüzden anlayış, tolerans, insan sevgisi, allah korkusu yada adına her ne derseniz deyin hiç bir işe yaramayacaktır. Eşit değilsiniz çünkü.

Yine söylemek zorundayım, sesimin yettiği kadar bağıracağım, gerekirse herkesle kavga edip ters düşeceğim ama söylediklerim doğru ve herkes artık savaşmak, eyleme geçmek zorundadır. Kimse bulunduğu yer, konum, ve mevki sayesinde rahat ve huzurda olamayacaktır.

Bazıları federansyonu konuşuyor, bazıları anadilin ingilizce olmasını söylüyor, bazılarınız liberalizm diyor, bazılarınız kürtler ezildi diyor, bazılarınız onlara eğitim götüremedik diyor, bazılarınız dinden uzaklaştık diyor.

Hayır beyler, burası TÜRKİYE, komünizm gelesiye kadar da TÜRKİYE kalacaktır. O güne kadar Ulu önder ATATÜRK'ün sisteminden başka kurtuluşumuz yok ve olamayacaktır. Bu kehanet değildir bu dialektiğin sonucudur.

Ya bağırıp çağırıp kavga edeceksiniz yada yarın ateş size kadar gelecek. O zaman da kimseyi bulamayacaksınız.

Çok mu karamsarım? Abartıyor muyum sizce? Peki öyle olsun, 24 şehit değil 24bin can gittiğinde konuşuruz, tabi onlardan biri olmazsak.


Saygılarımla...
« Son Düzenleme: Ekim 19, 2011, 10:39:51 ÖS Gönderen: Prometheus »
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Ekim 19, 2011, 11:22:10 ÖS
Yanıtla #1
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 379
  • Cinsiyet: Bay

Aslında bu siteye yazı yazmayı düşünmüyordum ancak konunun önemi yüzünden üye olduğum her yere yazı yazmayı görev biliyorum. Doğru veya yanlış içimdekileri paylaşmak ve gelecekle ilgili kaygılarım da gün geçtikçe haklı olduğumu üzülerek göstermek istiyorum.

Sadece bu gün kaybettiğimiz 26 fidanımız için söylemiyorum bunu, dünde kaybettik, ondan önceki günde. Acılar, sinir krizleri ve psikolojik olarak çöken aileleri, anneleri, babaları, kardeşleri ve insanları gördüğüm için, böyle şeylerin olmaması gerektiğini düşündüğüm için yazıyorum.
Çok kişi beni sivri dilli, çok bilmiş, söylediklerinde aşırı ısrarcı olarak gördü. Evet öyleyim, zaten öyle olduğumu da defalarca söyledim, hatta olmam gerekir bile dedim. Çünkü bir çok insan öldü, bir çok aile mahvoldu. Bunları geçen yıl görmek çok zor değildi. Seçimler gelirken kapalı kapılar ardındaki kirli pazarlıklar yüzünden biraz ortalık durulmuştu. Zaten o pazarlıklarda internete de düştü. Bunları bilmek için şahit olmak veya müneccim olmak gerekmiyordu. Ben bir çok konuda sesimi duyurmaya çalıştım. Öncelik veya ayrıcalık bu gün için masonlukta olabilir, ancak yarın herkes bu günün cefasını çekecek.

Bu gün yaşananlar henüz iyi günlerimiz, gelecek daha karanlık. Cinayetler, katliamlar, şehirlere, köylere sıçrayacak, sokakta gözümüzün önünde bebekler dahil bir sürü cinayete, katliama, yağmalamaya şahit olacağız. Yaşamak artık çok daha zor olacak, nefes almak güçleşecek, etrafı dayanılmaz kötü kokular saracak. Çünkü, geleceği kararttıklarını ve olanlarında kendi suçu olduğunun farkına varmayan insanlar  tarafından yönetiliyoruz. Onlar aptalca ve boş hedeflerin peşinden koşarken, korkaklıkları yüzünden verdikleri tavizlerin nereye gittiğinin farkında olacak kapasitede insanlar değil. Bir sürü gencimizin ölümünden kendilerini sorumlu tutmuyorlar. Sıfır terörle aldıkları ülkeyi savaşın eşiğine getirdiler ve bu da olacak.

Bu sadece terör konusudur, aslında konu daha geniş ve derindir. Yarın mason olmak, dindar olmak, dinsiz olmak, köylü olmak şehirli olmak, okumuş olmak, konuşmak veya sessiz kalmak kimseyi olacaklardan kurtarmayacaktır. Kurşunun aklı olmaz, işkencecinin vicdanı olmaz.

Bu gün herkesin imkanları dahilinde eyleme geçmesi gerektiğini söylüyorum ve sessiz kalmamayı, uyumlu veya toleranslı olmaması gerektiğini söylüyorum. Mason olsa bile, kardeşiniz olsa bile, dindaşınız olsa bile , vatandaşınız, yoldaşınız olsa bile artık bağırmanın, savaşmanın zamanıdır. Bu sadece bu gün ölenler için değil, yarın ölecekler için, geleceğimiz için şarttır. Ulu önderimiz ATATÜRK ingilizlere anlayış göstermedi, fransızlara anlayış göstermedi, hacıya hocaya cahile anlayış göstermedi. İktidarı için herkese ağam paşam demedi, açılım yapmadı. Kendi cebini doldurmaya çalışmadı, itibarını düşünmedi. Tolerans var mıydı sizce? Kaç kişiyi astırdı.
Eşit şartlar altındaki insanlar demokrasiyi çoğulculuğu ve toleransı konuşabilir. Ben ancak benim kadar olan birisine toleransta bulunabilirim, kaldı ki gerçek hayatımda insanlara aşırı derecede toleranslı davranırım ve bu yüzden sürekli zarar görüyorum. Soruyorum, delilerin, geri zekalıların yanında yaşamak zorunda kalırsanız anlayışlı olmanız size ne kazandırır. Bir aslan kafesine atıldığınızda sizi anlayışlı olmanız değil savaşmanız kurtarabilir ancak.

Bu yüzden anlayış, tolerans, insan sevgisi, allah korkusu yada adına her ne derseniz deyin hiç bir işe yaramayacaktır. Eşit değilsiniz çünkü.

Yine söylemek zorundayım, sesimin yettiği kadar bağıracağım, gerekirse herkesle kavga edip ters düşeceğim ama söylediklerim doğru ve herkes artık savaşmak, eyleme geçmek zorundadır. Kimse bulunduğu yer, konum, ve mevki sayesinde rahat ve huzurda olamayacaktır.

Bazıları federansyonu konuşuyor, bazıları anadilin ingilizce olmasını söylüyor, bazılarınız liberalizm diyor, bazılarınız kürtler ezildi diyor, bazılarınız onlara eğitim götüremedik diyor, bazılarınız dinden uzaklaştık diyor.

Hayır beyler, burası TÜRKİYE, komünizm gelesiye kadar da TÜRKİYE kalacaktır. O güne kadar Ulu önder ATATÜRK'ün sisteminden başka kurtuluşumuz yok ve olamayacaktır. Bu kehanet değildir bu dialektiğin sonucudur.

Ya bağırıp çağırıp kavga edeceksiniz yada yarın ateş size kadar gelecek. O zaman da kimseyi bulamayacaksınız.

Çok mu karamsarım? Abartıyor muyum sizce? Peki öyle olsun, 24 şehit değil 24bin can gittiğinde konuşuruz, tabi onlardan biri olmazsak.


Saygılarımla...

Kaygılarınızda kesinlikle haklısınız. Polyanna zihniyetli toplum, yazdıklarınız için “hadi ordan canım sende.” Diyeceklerdir. Eminim, emin ol… “Bekleyin ve görün” De, geç…

Her ne kadar sevmesem de,
Türk halkının %60’ı Aptaldır. Aziz Nesin.

Geriye kalanlar da, çoluk-çocuk, yaşlı, ev hanımı, vb kesimi Kapsıyor.

Saygılarımla.



 



Odi Profanum Vulgus Et Arceo.


Ekim 19, 2011, 11:53:59 ÖS
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 317
  • Cinsiyet: Bay

Düşüncelerinize sonuna kadar katılıyorum. Bu düşüncem, siz bu konuyu aylar, seneler önce yazsaydınız da aynı olacaktı.
Senelerdir zihnimde dolaşan karmaşık düşüncelerim oturmaya başlıyor. Biraz bu düşüncelerimden kendim sorup kendim cevaplayarak bahsetmek isterim.

Ülkemizin ciddi sorunları bulunuyor. Terör de bunlardan bir tanesidir. Ben bu sorunun genel olduğu kanaatindeyim.

Sorunun kaynağı bu ülkede yaşayan herkesindir. Neden mi?
Çünkü uyuyan bir topluma sahibiz. Uyuyan bir toplumdan da milliyetçilik, sosyal sorumluluk, kamu yararı, etik değerler gibi temel duyguları sorgulama ve düşünme arzusu beklenemez. Bunları düşünmeyen bir insanın da kendisine bir yararı olmadığı gibi toplum adına da bir faydası olamaz.
Bu gün toplumun genelinin soluduğu şu atmosfer, ancak toplu halde "şehit" olduğu zamanlar da gündeme gelir ve aradan çok zaman geçmeden unutulur.
Ve bu atmosferde toplumun halini net olarak göstermektedir. Genç yaşlı demeden internet üzerinden anlık duygularını dillendirerek vatan kurtarıyorlar.
Beddua ediyorlar. Kitlesel olarak sokağa çıkıp içinde biriken nefreti laf ile dışa vuruyorlar. Ve bir çoğu iç güdüsel olarak bunu kendini iyi hissetmek için yapıyor.
Ve ne yazık ki, bunu bile algılayabilecek bir mantıkları bulunmuyor.

Peki bu insanları kitlesel olarak kimler uyutuyor?
Sistemi yöneten egemenler.

Peki uyutmak için ne tür araçlar kullanıyorlar?
Başta devlet olmak üzere, medya da yapay uyarıcılar, şişirme gündemler, diziler, futbol, müzik, bazı internet siteleri, gazeteler, radyolar, televizyon programları... diye bu liste uzar ve gider.

Peki amaçları nedir?
Toplumu modern köle yapmaktır. Kölenin bile bir iradesi olur bu sebeple robot demek daha isabetli olur.
Bunun oluşumu içinde halkın psikolojik gücünü yıkmaktır. Halkın öz duyguları olan, aile bağını zayıflatarak, aile, din, onur, milliyetçilik ve seksüel davranışları çökertmektir.

Başta gençler olmak üzere zihinlerini sürekli meşgul eden milliyetçilik, sosyal sorumluluk, kamu yararı, etik değerler dünyasından uzaklaştırılarak, bireyselliği öne çıkarmaktır. Akıl, bilim, çalışma gibi değerlerin yerine de şans, kader, hurafeyi yerleştirmek, kapitalist ekonomiyi beslemek ve ayakta tutmak için tüketimi teşvik etmektir.

Sonuç nedir?
İşte yaşadığımız hayat :)

Ne yapılabilir?
Bunu konuşmak bu yukarıda yazdıklarımdan daha zordur. Konuşacaklarımızı hayata geçirmek ise ...


Ekim 20, 2011, 12:09:28 ÖÖ
Yanıtla #3

Sayın Prometheus,

Bugün 24 şehit verildikten sonra, şu an bu cevabı yazdığım yerin 100 metre gerisindeki pistten, birçok özel harekat komandosu, helikopterlere atlayıp o teröristlerin peşine düştü. Ve şu an ben bunları yazarken, onlar hala gecenin soğuğunda, dağda, zifiri karanlıkta terörist peşinde koşuyor.

Söyleyeceğim o ki, bizzat görüyorum; zaten Türkiye terörle savaşıyor.

Siz ne tür bir savaşı kastediyorsunuz? Ben meselenin bu yanını gerçekten anlamadım. Herkes savaşsın diyorsunuz. Halk mı silaha sarılsın? Yanlış anladığımı düşünüyorum. "Herkes savaşsın" derken mesela herhangi birinin, bu konuda ne yapması gerektiğine dair, konunun anlaşılması adına bir kaç somut örnek verebilir misiniz? Ali, Veli, Fatma ne yapmalı sizce?

Saygılar

Saygılar
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Ekim 21, 2011, 12:52:56 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1723
  • Cinsiyet: Bay

        Sayın prometheus,  öncelikle hoş geldiniz. Sizi ve  yazılarınızı çok özlemişim. Yine zevkle okudum. Zaten bir çok konuda hemfikir olduğumuz da bir gerçek. Ne var ki; bakıyorum yine konuyu saptırmaya çalışma gayreti içinde olanlar var. Sanırım sitenin büyük bölümün  ne dediğinizi çok iyi anlamasına karşın maalesef gene polimik konusu yapıp konuyu başka mecralara çekmeye çalışanlar olacaktır. Ben size katılıyorum. Sırf polimik için bir şeyler söylemek isteyenlere lütfen itibar etmeyiniz.
        Satgılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Ekim 21, 2011, 04:44:13 ÖÖ
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi

Sayın Prometheus hoşgeldiniz.

1993 lerde daha vahim olaylar olmuştu korkmaya gerek yok. Kısmetinde olan gidip şehit olur. Neticede her kez ölecek trafik kazasında ölmekten filan daha iyidir şehit gitmek. Teröristler 10 yılı aşkın bir ateşkes döneminde operasyonlarda teröristle karşılaşan mehmetçiğe ateş emri verilmediği için kurtarılmış bölge olarak kullandıkları bölgede rahatça hareket edebildiklerinden kaçak ürünlerle ticaret yaparak vb. adeta bir devlet düzeni kurdular. Doğal olarak palazlandılar kendilerine güvenleri had safhaya ulaştığından ötürü şehir yapılanması hatta TBMM de siyasi parti bile oluşturdular.

Daha az kayıp verelim diye yapılmayan operasyonların neticesidir bu yaşananlar. Bu operasyonları engelleyen askeri kadro soruşturmaya tabi tutulmalıdır. Banim dikkatimi çeken balyoz soruşturmasıyla askeri rütbelilerin ciddi bir soruşturmaya tabi tutulmasıyla pkk ateşkesi bozmuştur. Bu bende teröristlerin askeriye içindeki tutundukları dalları kaybetmenin endişesi gibi bir his uyandırıyor. Tabi ki iftira atmak istemiyorum soruşturma neticelensin görelim.

Teröristler komandolar da dahil pek çok askeri yapıdan daha iyi savaşıyorlar. Bu bir gerçek. Bunun nedeni de dağda hareket kaabiliyeti alışmayan açısından çok zordur. Asfalt zeminde koşmaya ve eğitim almaya hiç benzemiyor. Ben piyade taburundaydım bir dağda bağlı olduğumuz komando taburundaki askerlerin bahar operasyonunda döküldüklerini ayılanı bayılanı bizim piyade çocukların topladıklarını gördük. Biz komandoysak siz nesiniz diye şaşırmışlardı. Teröristler bizden bir kalem daha üstünler savaş konusunda. Düşmanı iyi tanımak gerekiyor.

Bu işin masa başında çözüleceğine inanmadığım için ve TSK nın terör konusundaki alt yapısı başarısız olduğu için yenilenmeli, yeni fikirler ve çözümler üretilmeye çaba sarfedilmelidir diye düşünüyorum.

Örneğin özellikle 1993 civarında çatışma yaşamış gönüllü kişilerden bir kontrgerilla timi yaratılıp üzerilerine salınabilir. Bu kişilerin parasız bile bu göreve gideceğini ve olağan üstü bir başarı göstereceklerini düşünüyorum.

Saygılarımla.


Ekim 21, 2011, 08:14:41 ÖS
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Aziz Nesin'in lafının en önemli kısmı vurgusudur bana göre. Kendisi Türk halkının 60%ının aptal olduğunu değil, Türk halkının 60%ının aptal olduğunu söylemiş gibi yorumlayabiliriz. Yani manipüle edilebilir kesimin neredeyse heryerde benzer bir çoğunluğa sahip olduğunu söylemeye çalışıyorum.

Bence hepimiz milliyetçi kimliğimizi amaç edinmemeliyiz. Milliyetçilik hiç bir zaman amaç değildi ve Atatürk de amaç olarak bakmadı. Atatürkün vizyonunda milliyetçilik bir araçtır. Cihanda sulh'e giden bir araçtır.

Bir kişi "Vatandaşım öldü" diye ağlarken, diğer kişi "Açlıktan ölen insanlar var, her gün dünyada insanlar medeniyetin çıkardığı sorunlar yüzünden ölüyor" diye ağlayabilir. Bence bütün olay büyük resmi görebilmekte.

Sevgiler,


Ekim 21, 2011, 10:12:35 ÖS
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi

Böylesine yakışıksız bir sözü telaffuz etmiş bir adam bizim yani bu milletin gerçek aydını olamaz!!!

Sayın dostlarım.. Biraz dikkat lütfen..


Ekim 21, 2011, 11:42:37 ÖS
Yanıtla #8
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1723
  • Cinsiyet: Bay

        Sayın sahasrara, Mustafa Kemal'in milliyetçilik anlayışına lütfen dikkatli bakın. Mustafa Kemal veciz sözünde "ne mutlu Türküm diyene" diyor. Ne mutlu Türk olana demiyor. İkisi arasında çok büyük fark var. Mustafa Kemal'in farkıda işte burada.
        Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Ekim 22, 2011, 12:14:52 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 379
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Prometheus,

Bugün 24 şehit verildikten sonra, şu an bu cevabı yazdığım yerin 100 metre gerisindeki pistten, birçok özel harekat komandosu, helikopterlere atlayıp o teröristlerin peşine düştü. Ve şu an ben bunları yazarken, onlar hala gecenin soğuğunda, dağda, zifiri karanlıkta terörist peşinde koşuyor.

Söyleyeceğim o ki, bizzat görüyorum; zaten Türkiye terörle savaşıyor.

Siz ne tür bir savaşı kastediyorsunuz? Ben meselenin bu yanını gerçekten anlamadım. Herkes savaşsın diyorsunuz. Halk mı silaha sarılsın? Yanlış anladığımı düşünüyorum. "Herkes savaşsın" derken mesela herhangi birinin, bu konuda ne yapması gerektiğine dair, konunun anlaşılması adına bir kaç somut örnek verebilir misiniz? Ali, Veli, Fatma ne yapmalı sizce?

Saygılar

Saygılar
Güzel bir yaklaşım Sayın Popperist.
Sizin yazdıklarınızı biraz açarsak daha anlaşılır olacağına inanıyorum. İzninizle…

Şimdiye kadar hep sonuçlar konuşuldu; Terör. Şehit. Savaş. Asit kuyuları. Toplu şekilde insan dışkısı yedirilen köylüler. Yakılan köyler. Yurtlarından edilen yüz binlerce Kürt. Kürtlerin Yaşadığı bölgelerin x politika kapsamında açlığa Mahkum edilmesi. Ve …………………….)

Birde kalıplaşmış sloganlar edinmişiz; beynimizi örten, sağlıklı düşünmemizi engelleyen sloganlar; “şehitler ölmez vatan bölünmez” “ya Allah bismillah allahu ekber” “biji apo, serok apo” “köprü altı cam cam,sevsin seni Abbas amcan” Vb...

Tabi biz bu zırvalıklarla uğraşırken, Uygar milletler sayısız projeler gerçekleştirdiler. Burada sıralasak, günlerce sürecek olan çok önemli işler başardılar… Biz sloganlar atıp birbirimize saldıracağız; Kürtçü, Türkçü, Komünist, Dinci, Tosuncu vb maskeler altında.
Eh, zaten öyle olması da isteniyordu, Ta… En başından beri. Sınırlar çizildiğinde Atılmıştı bunun temelleri;) “yesinler bir birilerini”

Yazsak, incitmeyecek şekilde dile getirmeye çalışsak, inanın ömrümüz yetmez. İyisi mi direkt anlatalım;
1: Kürtler ve Türkler bir arada yaşayamaz. (et, tırnak, dalak ciğer gibi lafları bırakalım)
2: Kürtler Türklerden ayrılırsa huzurlu olurlar(başlarında din belası varken…. Olurlar)
3. Türklerin Kürtlerden ayrılması, onlar için gerçekten de kurtuluş olur. Asıl “kurtuluş savaşı” sonrası hedeflediklerine ulaşacaklardır.
4: federasyon özerklik gibi saçmalıklar bir kenara bırakılmalı ve derhal yeni sınırlar çizilmelidir. Kürt belasını def eden sınırlar.(<<>>) (!)

Doğru anlaşılması dileğiyle…

Saygılarımla.


Odi Profanum Vulgus Et Arceo.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
71 Yanıt
26519 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 03, 2011, 05:05:35 ÖS
Gönderen: shaGrot
1 Yanıt
3124 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 12, 2009, 11:24:37 ÖÖ
Gönderen: ceycet
3 Yanıt
1919 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 11, 2007, 10:52:28 ÖÖ
Gönderen: LuckyEye2
6 Yanıt
3767 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 08, 2014, 01:12:23 ÖÖ
Gönderen: Melina
21 Yanıt
10211 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 16, 2015, 07:47:39 ÖS
Gönderen: hyperbolic metamaterial
4 Yanıt
4652 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 14, 2011, 01:17:59 ÖS
Gönderen: Mustafa Kemal
0 Yanıt
1722 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 14, 2011, 01:55:56 ÖÖ
Gönderen: Leo - Franz
7 Yanıt
4399 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 06, 2011, 10:43:42 ÖS
Gönderen: Hacamat
3 Yanıt
5398 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 05, 2012, 03:11:25 ÖÖ
Gönderen: mavisezer
0 Yanıt
940 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 01, 2014, 07:01:33 ÖS
Gönderen: Metatron