Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonluğun Dine Bakışı  (Okunma sayısı 8081 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 24, 2012, 10:39:35 ÖS
Yanıtla #10
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1800

Selamlar,

ben sayin enelsir"in sordugu sorulara ( umarim yanlis anlamamisimdir ) katki amacli olarak gecenlerde baska bir baslik altinda yayinlanan ve Emin Cölasan"a ait bir yazidan bir alintiyla destek vermek istiyorum ve burda masonlarin aldiklari degisik tavirlar cercevesinde olayin Masonluk-Din ve Masonluk-Masonlarin Din Özgürlügü gibi konulari birazda güncel olaylarla degerlendirme firsati yaratayim dedim


Alıntı
Geçtiğimiz günlerde (3 Aralık 2011) burada belgeli bir yazım çıkmıştı. Milliliği kalmayan Eğitim Bakanlığı, ilköğretim okullarında Arapça dersler başlatıyordu. Belge özetle şöyleydi:

“Bakan başkanlığında toplanan Talim ve Terbiye Kurulu, küçük öğrencilerin Arapça öğrenmesine karar vermişti. 4-5. sınıf öğrencileri için Arapça bu eğitim yılında, 6-8. sınıflar ise 2013 eğitim yılında başlayacaktır.

Arapça ders kitaplarının taslakları Bakanlığa 30 Mart 2012 tarihine kadar gönderilecek, kabul edilenler Temmuz 2012’de duyurulacaktır.”

Olay yukardaki  kanuna atilmis olan imzalardan birinin ait oldugu kisi cercevesinde dügümleniyor.


Alıntı
Yayınladığım belgede Bakan Ömer Dinçer’le birlikte, bakanlığın personeli olarak görev yapan Talim ve Terbiye Kurulu başkan ve üyelerinin de imzaları vardı.

Maşallah, biri olsun bu karara karşı çıkamamış, hepsi imzayı bastırmıştı.

Ancak imza sahiplerinden biri vardı ki, Bakanlığı değil ama üyesi olduğu Mason Locasını karıştırdı, kavga çıkmasına neden oldu.

Ahmet Sönmez!

Bu şahıs üst düzey bir mason.

Şu anda Pergel Locası’nın üstad-ı muhteremi.

Başka bir deyişle, locanın başkanı.

Locanın basılı rehberinde resmi ve ismi var. Yanında şu bilgilere yer veriliyor:

“Tekris (kabul) tarihi 2 Mayıs 2000. Mesleği: Eğitimci. İş adresi: Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu üyesi…”

Evet sayin Ahmet Sönmez daha sonra Mason arkadaslari tarafindan elestiriliyor ve cezalandirilmasi talebiyle daha yüksek bir mevkiye sikayet ediliyor ve bu yüksek mevkiden gelen cevap aynen,


Alıntı
“Cemiyetimizde, devlet memuru kardeşlerimizin sayısında zaten büyük azalma var. Mecbur kaldığı için böyle yapmıştır. Hakkında işlem yapılmasına gerek yoktur.”
"dir.

Aslinda bu olay cercevesinde sorulacak biryigin soru var, hatta alinti yaptigim konu basligi altinda sorular sormustum ama hic bir cevap alamamistim ve bu sorulari buraya tasiyip konuyu dagitmayayim diyorum vede;

Saygilarimla


Nisan 24, 2012, 11:35:54 ÖS
Yanıtla #11
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1723
  • Cinsiyet: Bay

        Sayın Arais'in yazısını okuduktan sonra,önce hiç bir şey yazmamayı, neticede inançtır, daha fazla üzerine gitmemeyi düşündüm. Fakat, bu tavrım yanlış olacaktı.Zira; ortada bariz yanlış bilgi vardı, suskun kalmam halinde bu yanlış bilginin doğru kabul edilmesi gibi hoş olmayan bir durum çıkıyordu ortaya. Onun için istemiyerek te olsa yazmamın daha doğru olacağı kanaatine vardığım için yazıyorum.
        Loca'larda "din"in hiç tartışılmadığı yolundaki ifademi sayın Arais doğru bulmayarak benim yanlış bildiğimi söylüyor. Hayır sayın Arais, yanlış bilmiyorum. Her ne kadar bir Loca çalışmasına katılmamışsam da ,  Loca'larda "din"in tartışılmadığı birçok kitapta vurgulana vurgulana anlatılmaktadır.
        Yine, Masonlar arasında belkide en çok konuşulan konunun  Allah ile Din konuları olabileceğini bildiriyor. Gerçekten bu mümkün mü ? (Loca'da her dinden insanlar bulunduğundan konuşmalarında  her biri kendi dini içinde canlandırdığı Tanrı'yı/Allah'ı mı, hangi dinin daha gerçek olup olmadığını mı, peygamberlerinden hangisinin daha hikmet sahibi oluşunu mu konuşuyorlar?)
         Sonra, Dinler olmasaydı dünyada ne olurdu ? diye soruyor sayın Arais. Tabiiki kehanette bulunamam. Dinler olmasa idi ne olurdu bilemem ama dinler ve özellikle tek tanrılı dinlerden önce de insanlık vardı ve pekala çağlarının şartlarına göre yaşıyorlardı. Tek tanrılı dinlerden önce de ahlak anlayışı , ibadet,  ataya saygı, manevi değerlere saygı vardı.
          Peki, dinlerin özellikle tek tanrılı dinlerin ortaya çıkışından sonra, insanların mensup oldukları dini,  diğer  dinleri ortadan kaldırmak için çıkardıkları savaşlar, öldürülen binlerce insan için ne demeli, (Haçlı seferleri her halde çekirdek yemeye gitmek için yapılmadı)?
          Bir insanın dine saygı göstermesi başka bir şeydir, din olmadan yaşam olmayacağını savunması başka bir şeydir. Keza; milliyetçilik te öyle. Ülkeni, milletini sevmek başka, diğer milletlerden üstün olduğuna  inanmak başka bir şeydir.
          Nitekim; üstün ırk iddiasında olan bir faşitin, yakın tarihimizde yüzbinlerce insanın  ölümüne  sebep olduğunu ve insanlığı nasıl bir felekete götürdüğünü unutmayalım.
          Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Nisan 25, 2012, 04:47:35 ÖÖ
Yanıtla #12
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Aktif Uye
  • *****
  • İleti: 808
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Alşah

Sayın ADAM'ın yazısını dikkatli okuyun lutfen konuşurlarda demiyor.Konuşmazlarda demiyor.Farklıklar ve çeşitli derecelerde değinilir diyor.Locadan locaya fark var diyor.Yanlış bir bilgi yok.İslamı ağırlıklı masonluk var.

Hristiyan ağırlıklı masonluk var.Sayın John Anderson bir papaz nasıl olurda konuşulmaz

Eleştirileri bile bir görüş bildirmedir.

 Bencenin yanlış bilgisi olmaz.
2050 de Türkiye çöl olacak ! Ağaç dikin, ağaç diktirin....
Sayğıdeğer üyeler, forumla ilgili her türlü soru ve sorun için lütfen tarafıma başvurunuz.


Nisan 25, 2012, 08:11:29 ÖÖ
Yanıtla #13
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bu foruma az katkıda bulunmakta olsalar da gerek sayın Alşah gerek Sayın Arais çok tutarlı paylaşımda bulunan üyelerimiz. Birbirlerini üzücü tartışmalarda bulunmalarını  istemem; daha sık katkıda bulunmalarını beklerim.

Bu itişmeye neden olan konu üzerinde de biraz daha söz etmek isterim.

Locaların çok türü var da bir başka açıdan bakıldığında iki tür loca var:

1- Toplantılarında sadece yönetimsel nitelikli işler ile ritüelik çalışmalar yapan localar;
2- Bunların yanı sıra konferans, panel ve açık oturum gibi çalışmalar yapan localar.

Öncekilerden bazısı, sonrakilerin ek olarak yaptığını, gerekirse mabet dışında düzenlediği ve genelde sosyal bir nitelik taşıyan, "masonik" sayılmayan toplantılarda yapar.

İkincilerden bazısı, localarındaki bilgisel ve kültürel diyebileceğimiz bu çalışmalarına birtakım belli konuları getirmemekte pek duyarlıdır. Dinler ve inançlar da bunlardan biridir ama iş bu kadarla kalmaz; başta politika olmak üzere daha birçok konu yasaklanmış olmasa bile kısıtlanmıştır.

İşte bunlardan kimilerinde, herhangi bir yan tutmamak, herhangi bir aşağılamada da bulunmamak koşuluyla, salt bilgisel bir tutumla dinler ve inanç sistemleri de gündeme getirilir; incelenir, irdelenir, tartışılır. Bunun yapılması zorunlu görülür çünkü dinin ve inancın gerek birey olarak insanın gerek toplumun üzeindeki etkileri yadsınamaz. Bu etkileri günümüzde de görmüyor muyuz? Amacı insan olan bir kurumun, dolayısıyla sosyolojik etkenleri önemseyen bir topluluğun, kendini din ve inançlarla bağlantılı çalışmalardan soyutlaması olanaksızdır.

Dolayısıyla Sayın Arais'in dediği işte budur ama Sayın Alşah da zaten zinhar böye bir çalışmanın yapıldığını söylemekte değildi bence.

Kaldı ki bunu Masonluktaki simgesel dereceler için söyledik... Bir de yüksek dereceler ve onların atölyeleri var. İşin ilginç yanı, daha önce değinmiş olduğum üzere, dinsel nitelikli bir yönelimin ağırlık taşıdığı mason ritleri de var. O ritlerin belirli derecelerinin ritüellerinde belirli dinsel yönlendirmeler, etkilemeler de var. İşin ilginç olan bir diğer yanı, din armlarına sorarsanız bu etkileme ve yönlendirmeler dine aykırı. Ancak işte orada bunların üzerinde farklı görüşler ileri sürmek, tartışmaya girişmek yok. Zaten ilgili mason kuruluşunun bu konu üzerindeki kurumsal görüşünü sorarsanız, Masonluk dinlerden ve inançlardan bağımsız, onların üzerinde, ayırımcılığa karşı, kardeşliği öncelikli ve üstün tutan bir kurumdur. Söylemde bir değişiklik pek yoktur.

Bazı mason kuruluşlarının masonlara güveni yoktur. Bu nedenle, kardeşliğin zedelenmemesi için dinsel konuların gündeme getirilmesine karşı çıkarlar. Bazı mason kuruluşları ise böyle bir kaygı taşımaz. Bundan ötürü sanmayın ki böyle konular orada gündeme getirildiğinde kardeşlik zedelenmeye uğrar.

Ölçülü ve saygılı olmayı bilmek gerek. Masonlar bunu bildikçe aralarında sorun çıkmaz.   

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Nisan 25, 2012, 10:35:18 ÖS
Yanıtla #14
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Öncelikle merhabalar saygıdeğer forum üyeleri

Tartışmaya sonradan dahil olarak aslında konunun görünmeyen bir başka yanının var olduğunu paylaşmak istiyorum.

Bu durum adeta madde-antimadde gibi...

Madalyonun diğer yüzünde dinlerin masonluğa bakışı var.

İşte bu bakışın altında masonluğun dine bakışı nasıldır acaba.

Mesela bir dinin masonik bir öğreti,uygulama,ritüele bakışı olumsuzsa inançlı bir kişinin tavır,hareket ve yorumlamalarına masonluk nasıl karşılar.

Pratik hayattan basit bir örnek vermem gerekirse "içki içmek" eylemini inancından dolayı uygulamak istemeyen bir kişiye (bildiğim kadarıyla eski duvar ustalarının kazançlarının karşılığı ekmek yapımı için arpa,yağ ve içki olarak verilmiş.Yanlışım varsa düzeltmeniz dileğimle , doğruluğu ve tamlığı konusunda şüpheliyim)
masonluğun tavrı nedir. Yoksa kamuoyunun takip ettiği bazı davet ve gecelerdeki gibi kadehlere konulan meyve sularımıdır çözüm.

Bu soruyu sorarken hafif gülümsememek elde değil ancak ortaya çok daha can alıcı bir karşıtlık örneğide çıkabilirdi.

Teşekkürlerimi sunuyorum.

Saygılarımla
« Son Düzenleme: Nisan 25, 2012, 11:04:25 ÖS Gönderen: neumann »


Nisan 26, 2012, 01:29:51 ÖS
Yanıtla #15
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Neumann'ın ortaya koymuş olduğu bu soru, konunun değerlendirilmesi bakımından pek yerinde....

Masonluğun aslında dinlerle pek bir alıp veremediği yok. Sadece bilimsel gerçekler ve insanın asal yaşam nitelikleriyle hiç de uyuşmayan dogmalar, din adamlarının uydurmacaları ve insanın üzerinde uygulanan dayatmalarla zoru var. Çünkü bunlarla insanlar yanlışa yönlendiriliyor ve boyunduruk altına alınmalarına çalışılıyor. Dahası başka din ve inançtan olanlarla çatışmaya zorluyor. Masonluk ise her bakımdan ve olasıya gücüyle özgürlükten ve barıştan, evrensel düzeyde kardeşlikten yana çıkıyor.

Böyle olunca o dinler, o din adamları Masonluğu nasıl hoşnutlukla karşılayabilir?

Bunu yapabilmeleri için, dünyaya ve evrene bakarken ya o daracık pencerelerinin çevresine örmüş oldukları kalın duvarları yıkmaları ya da dışarıya ve yukarıya, balkona, terasa çıkmaları gerekiyor.

Ancak bunu tüm dinler ve tüm inanç sistemleri ve onların otoriteleri ya da önderleri için söylemek pek de doğru olmaz. Dünya yüzünde öyle dinler ve inanç sistemleri var ki, ne Masonluğun onlarla bir çelişkisi söz konusu ne de onların Masonluğa karşı bir beğenmezliği.

Fakat biz genel olarak dinden söz edince hemen ve öncelikle aklımıza göksel dinler geliyor. Üstelik o dinlerin hep ortodoks nitelikli mezhep ya da kollarına bakıyoruz bir değerlendirme yaparken. Demek ki biz de penceremizi dar tutuyoruz bu bağlamda ya da gözümüzün önündeki çoğunluk o dinlerden olduğu için bir etkilenmeden alamıyoruz kendimizi; at gözlüğünden kurtulamıyoruz.

Oysa Masonluk ile hiçbir alıp veremeyeceği olmayan birçok dinin yanı sıra bildiğimiz dinler çerçevesinde de bazı tarikat ya da mezhepler açısından Masonluğun tutumunun hiç de aykırı bir yanı olmayabiliyor.  Üstelik bu bağlamda sanırım İslâm hepsinin arasında ön sırayı alır. (Ben pek bilmem; Bektaşiliği, Mevleviliği, Safiliği bir yanda bırakalım; bilenler söylesin: Masonluk ile Alevilik çok ters düşer mi? Öteki yandan bakarsak,  Alevîler açısından Masonluk hiç de hoş olmayan bir kurum, Masonluğun amaç ve ilkeleri hiç de hoşlanılmayacak şeyler, masonlar kötü insanlar mıdır?)

Ben derim ki; Masonluk da dinler ve inançlar arasında herhangi bir ayırım ya da kayırma gözetmekte olmasa bile, en azından birtakım mezhep ve inanışlar ile daha rahat geçinebiliyor. (Bir zamanlar belli dinden olanların Masonluğa alınmadıklarını unutalım.) Bu sadece Masonluğun tutumu ve bakış açısından böyle değil; o dinler ve inanışlar bakımından da aynen geçerli.

Şuna da dikkat edebilirsiniz: Hangi din, mezhep ya da inanç sistemi özellikle evrenin yaratılış, canlıların oluşumu ve evrimi, uzay cisimleri arasındaki ve mikrokozmos ortamındaki etkileşim, insanın niteliği ve gerek bireysel gerek toplumsal işlevi gibi konular bakımından ilgili bilim dallarına karşı ise Masonluğa da karşıdır.



Sayın Neumann’ın iletisinde ele almış olduğu konu bu kadarla kalmıyor. Ancak ben, pratik hayattan olduğunu söylediği diğer konunun bu başlık ile bağlantısının pek olmadığı, o konuyu bu bağlantıda görüşürsek işin içine demagoji girebileceği düşüncesindeyim. Tıpkı kimilerinin türbana başörtüsü demesi ve bunun bu tarzda kuşanılmasının insanın inancının gereği olduğu, insana inanç özgürlüğünü tanımak ve buna saygı göstermek gerektiğinin ileri sürülüşü, sonra da bu forumda türbanlı karısı olan mason bulunup bulunmadığının soruluşu gibi…


« Son Düzenleme: Nisan 26, 2012, 01:36:05 ÖS Gönderen: ADAM »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Nisan 26, 2012, 04:17:41 ÖS
Yanıtla #16
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
Şuna da dikkat edebilirsiniz: Hangi din, mezhep ya da inanç sistemi özellikle evrenin yaratılış, canlıların oluşumu ve evrimi, uzay cisimleri arasındaki ve mikrokozmos ortamındaki etkileşim, insanın niteliği ve gerek bireysel gerek toplumsal işlevi gibi konular bakımından ilgili bilim dallarına karşı ise Masonluğa da karşıdır.

"Bilim dallarına karşı olmak" olarak ifade edilen durumu açarmısınız Sayın Adam ?

Dinlerin bilim dallarının ilgi alanına giren konular hakkında dogmalar barındırması olasıdır.Dolayısıyla bu dogmaların varlığı "bilimlere karşı olması" olarak alınmaması gerektiğini düşünüyorum.

Dinler dogmalarının varlığıyla bilimin tezlerine taraf olabilir.Bu gayet normal bir durumdur.Bu taraf oluş dogmatik olduğundan bilimsel değildir o ayrı... ancak bir duruşunun olduğuda yadsılmaması gereken bir gerçek olup "bilime karşı olmak" olarak değerlendirilemez.

Eğer dogmatik bilgi bilimsel yöntem, tez ortaya koyma özgürlüğü gibi konularda ise bence bu dogmatik bilgiyi kişinin irdelemesi gerekir.



Nisan 27, 2012, 07:59:47 ÖÖ
Yanıtla #17
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bu konu üzerinde Sayın neumann'ın dediği yönde ilerleyecek olursak, korkarım başlığın açılma gerekçesi ve beklenilen kapsamının çok dışına çıkarız. Buradaki konumuz bilimler ile dinler arasındaki uyuşmazlık ya da çelişkiler, bunların neden ve nasılları değildir. Öyle olsa çok örnek verilip irdelenmesine girişilebilir. İstenirse  engel yoktur ama onu forumun bir başka bölümünde yapmak daha uygun olur.

Şayet dinlerin dogmaları ile (kimin tarafından ve nasıl konulduğunu bir yana bırakalım) bilimler arasında aslında hiçbir çelişki yoksa, dinlerin tutumuyla bilimsel yöntem bire bir uyuşma içindeyse hiçbir sorun yok. Bilimsel bulgular dinlerin dogmalarına teyit ediyorsa, dinler bilimsel yöntemi benimsiyor ve araştırmaları destekliyorsa hiçbir sorun yok. Sorun, bunların böyle olmayışında eğer böyle değilse.

İşte eğer böyle değilse, Masonluk bilimlerden yana. (Burada bilimler ya da bilim dalları deyişimin nedeni, bilimlerin hepsinin tek bir sözcükle "bilim" denilerek aynı kefeye konulmasının zor oluşundan ileri geliyor.) Masonluk bilimlerden yana ise dinler ve inançlar ile arasında bir çelişki, bir uyuşmazlık var. (Burada "din" yerine dinler ve inançlar deyişimin gerekçesi de aynı. Daha önce değinmiş olduğum üzere hepsi ile karşıtlığı yok.)

Masonluk, öyle yumuşacık bir kurum değildir. Masonların da hiç çok öyle çok uyar oğlu, vur ensesine al ağzından lokmayı tarzında insanlar olduğu sanılmasın. Masonluk dogmalara karşıdır. Bu, gerek örgütsel kurallarında gerekse ritüellerinde açıkça belirtilir. Masonlar da, gerçekten mason iseler, dogmalar ile, bunların insan ve toplum üzerinde geçerlik ve egemenliğini sürdürme emelinde olan bağnazlık ile, dogmaların üstünlüğünü korumakta en büyük etken olan bilgisizlik (cehalet) ile savaşmayı üstlenir.

Masonluk ve onun tarihsel kökeninde başka ardlar altında yer almış bilimsel ve felsefi akımlar, zaman zaman bu bağlamda oluştkurulabilmiş ezoterik nitelikli kurum ve örgütler genelde dinlere ve inançlara karşı çıkmamıştır. Onlar kendi yollarında yürümüşlerdir. Fakat onların böyle bir yolda yürümesi, dnlyeri ve inançları, daha doğrusu bağnaz dincileri ve onların çevresindeki çıkarcıları çok rahatsız, huzursuz etmiştir. Asıl sorun belki de buradadır. Asıl sorun ne dinlerde ve inançlarda ne bilimlerdedir; insanlardadır asıl sorun. İnsanların bireysel ve zümresel çıkar kaygılarındadır.

Masonluk insandan, toplumlarda ve insanlıktan yanadır. Bunu evrensel amacında tüm insanların ve tüm toplumların barış ve mutluluğunun sağlanması biçiminde dile getirir. Şayet bir din ya da inanç sistemi bu evrensel amacı destekliyor ise, onun ile Masonluk arasında çelişki yok demektir. Masonluktaki benimseyiş uyarınca bu doğrultuda yapılacak çalışmalarda asal yol gösterici bilim ve akıldır. ("Hayatta en hakiki mürşit bilimdir, fendir." deyişini hatırlayıverdim bunları yazınca.) Şayet bir din ya daz inanç sistemi de kendisine önder olarak bilim ve akıl ilkelerini alıyorsa, Masonluk ile arasında niçin çelişki olsun ki!... 
     
   

   
   
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Nisan 27, 2012, 09:24:09 ÖS
Yanıtla #18
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Kelimeler bence durumu ifade etmekte yetersiz kalıyor.

Nükleer santrallere karşı olmaktan bahsediliyor ama soğutma sistemine mi alınan güvenlik sistemine mi ekonomikliği ne mi ... tamam karşı oldunuz... acaba nükleer politikalara araştırmalara karşı tutumunuz nedir?..... gibi "karşı" olmak kelimesi beni tatmin etmiyor.

Sayın ADAM haklı konuları çok dağıtan bir konuşma üslübum /düşünce kademelerim var korkarım...

Konu sahibi olarak Sayın Enelsır`ın hoşgörüsüyle burada söyleyeceklerime nokta koyuyorum.

Saygılarımla


Nisan 28, 2012, 03:50:32 ÖS
Yanıtla #19
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4164
  • Cinsiyet: Bay

Sanırım konu bu kadar ilerliyor söylenecek bir şey yok gibi duruyor.Birileri sevmesede benim herşeyi dine bağlamamdan hoşlanmasada sanırım bu konu başlığının içeriği din olduğu için yazabilirim kızanlarda okumaya tahammül edebilir belkide sıkılmazlar okurken.

Sorunun cevabı zaten konu başlığında var gibi.Masonluğun dine bakışı deyince sanki sihirli bir şey varda masonlar dine alternatif bir bakış açısı bulup getirmişlerde onu kullanıyorlar gibi duruyor ,başlığı yada konuyu kınamak için yazmıyorum belki bu soru bundan başkada sorulmaz.Sorunun muhatabı tabiki masonlar lakin empati yaparsak eğer ben mason olsam nasıl bakardırm.

Mesela şunu demezdim iyiki mason olmuşum şu dindarlar,yobazlar ne kadar bilgisizler diye öğünme krizim tutmaz.
Mesela kendimi çok farklı hissetmezdim fakat 2 sinin arasındaki farkı anlamaya çalışırdım.İlimde nasıl mutlak diye bir kavram yok ise inanç konusunda zaten olması mümkün değil.Su akar yolunu bulur misali herkes yolunu muhakkak akıl ile bulur.

Bir locada her dinden insan olduğunu düşünürsek olayın ne kadar global olduğunun farkına varırsakmasonluğun dine bakışının aynı bu şekilde olması bir nizamının olması son derece doğal aslında.

peki bu benin nasıldır ne bir masonun benim dinime bakışı ne bir deistin yada ateistin bakışı benim için önemli değil ne yargılarım nede kötü düşünürüm.Algıda farklılıktır  benim için sadece daha ötesi bana dost olarak onları kendime daha yakın tutarım çünkü farklılıkların renginin tadına varmak isterim.Farklı pencerelerden bakmaya çalışanları anlamaya çalışarak kendime bir köşe tutmak kendimi sorgulamak daha kolay.Din her ne kasdar bir öğretide olsa biz insanlar ancak ve sadece öğrenerek ve  deneyimleyerek yaşayabileceğimiz bir olgudur.
Masonlarda dindeki bir çok söylemden muhakkak feyz alıp faydalanıyorlardır üstelik.

saygılar
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
40 Yanıt
19600 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 17, 2019, 02:23:49 ÖS
Gönderen: Surgeus
2 Yanıt
2311 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 16, 2007, 02:23:20 ÖÖ
Gönderen: LuckyEye2
0 Yanıt
4401 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 14, 2007, 09:02:58 ÖS
Gönderen: shemuel
0 Yanıt
2049 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 10, 2011, 02:53:48 ÖÖ
Gönderen: MMT
195 Yanıt
89519 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 21, 2017, 04:11:09 ÖS
Gönderen: NOSAM33
11 Yanıt
3229 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 08, 2013, 11:18:42 ÖS
Gönderen: Melina
0 Yanıt
1742 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 12, 2013, 12:27:19 ÖÖ
Gönderen: asimov
2 Yanıt
2506 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 13, 2014, 11:20:56 ÖS
Gönderen: Melina
4 Yanıt
2693 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 05, 2015, 09:34:41 ÖS
Gönderen: Karanlıktan Gelen
10 Yanıt
3807 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 13, 2015, 03:06:57 ÖS
Gönderen: egeran