Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kabala'nın İfşası  (Okunma sayısı 3275 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 02, 2012, 08:24:31 öö
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan


" Bu bir ilimi çalışma ve yeni bir düşünce tarzı edinme metodu ve alışılmış dünyevi yaklaşımımızdan çok farklı. Her beceride olduğu gibi temelleri çok iyi bilmek gerekmektedir.
 Kabala ile ilgili bir çok kafa karışıklığı yaratan şey ilişkilendirilmiştir. Kabala ile ilgili bir çok şey bulabilirsiniz dışarda. Her yıl kabala ile ilgili yüzlerce kitap çıkmakta ama otantik kabala ile hiç bir ilgileri yok. Yazılanlar genelde insanların sağdan soldan toparladıkları temelsiz bilgilerin harmanlaştırılıp kişisel hayallerine göre sunumları. Bu aslında onların suçu da değil. Kabalanın ne olduğunu bilmeye dair büyük bir merak, buna yönelik bir his, güçlü ve gizli olduğuna dair bir anlayış her zaman vardı.
Kabalaya gizli ilim denilmesinin 3 nedeni vardır. Birincisi kabalistler tarafından özellikle gizlenilmiş olduğundan. Kabalanın insanlara öğretilmesi ilk 4000 yıl kadar öncelerine Hazreti İbrahim’e dayanmaktadır MÖ 1947-1948 yıllarına. Milat tarihinin başlangıcına kadar geçen 2000 yıllık süreçte bu öğreti gizlenmeden halka öğretilmekteydi. Hz İbrahim’in çadırının önünde oturup geçen yolculara gösterdiği misafirperverlik hikâyesini biliyoruz. Sunduğu yiyecek ve içeceklerle birlikte aynı zamanda insanlara bu ilmi anlattığını da biliyoruz. O dönemlerde var olan ruhlar bizim neslimize göre daha arıydılar ve bu öğretiyi daha doğal olarak anlayabildiler.
Ancak milat döneminin başlamasıyla yeni bir dönem başladı ve o dönemden bu döneme kadar insanların kabala ile ilgili bir şeyler anlaması imkânsız oldu. Milat döneminin başlamasıyla dinler ortaya çıktı ve dünyanın nasıl işlediği, evren, Yaratan konularıyla ilgili spekülasyonlar insanların hayal gücüyle ortaya çıkmaya başladı ve insanoğlu gelişimine bu şekilde devam etti. İçinde bulundukları bu yeni koşul nedeniyle de Kabalistler bu ilmi sakladılar.
Eğer ilmi açacak birisi yoksa hala kitaplar var. İşin bir gizli yanı da kitapların çok özel bir dille yazılmış olmaları ve okuyan her hangi bir kişi bunu bilmediğinden okuyanın anlaması mümkün değildir. Tüm otantik manevi kitaplar dalların dili olarak adlandırılan bir dille yazılmışlardır. Bu dünyadan kelimeler ve cisimler ve tanımlar kullanarak – örneğin masa, savaşlar, aile, bardak, seyahat – gibi nosyonlar örneğin Hz Musa’nın 5 kitabında ki bunlar kabalistik kitaplardır – bu dünyadan hiç bahsetmemektedirler. Otantik Kabalist kitapların hiç birinde bu dünyadaki hiç bir şeyden bahsedilmez. Sadece doğada var olan tek güçten gelen güçlerin bu dünyayı yaratıp muhafaza edişinden bahseder.
Kabalistler bahsettikleri esas konuyu anlatmak için özel bir dil kullandılar ve sadece bunu hocasından öğrenen bir öğrenci aynı şekilde duyup anlayabilir. Şimdi bizim dünyamızın sonuçlar dünyası olmadığını anlayabiliriz – bu dünya sonuç dünyası. Bu dünyada yaptığımız hiç bir şeyin geldiğimiz yer olan Üst Dünyalarda hiç bir etkisi yoktur, bu dünyada gördüğümüz her şey sadece manevi dünyalardaki köklerimizde olanların sonucudur. Bu dünyada fiziksel olarak yapılan hiç bir şeyin etkisi yoktur ve bu yüzden problemlerimizi çözmek için yaptığımız şeylerin sonuca yönelik hiç bir etkisi yoktur. Sadece köklerle olan bir bağlantı yani sebeple olan bir ilişki bu dünyada etki yaratabilir ve Kabala ilmi bununla ilgilenmektedir.

Bu realite öyle bir şekilde inşa edildi ki üzerinde bir dünya ve altında da bir dünya var diyebiliriz tabir olarak. Dalların dili aşağıdaki dünyada nelerin olduğuna işaret eder. Diyelim ki örnek olarak bir “aileden” bahsediyor: örneğin kabalistik bir kitapta okuduğunuz bir hikâye. Hikâyedeki aile bir yere taşınıyor buna bir toprak adı veriliyor, ancak kabalistler bundan bahsetmiyorlar. Soyut olan manevi üst güçlerden bahsediyorlar, yani bu dünyada ki olayların olmasına sebep olan güçlerden bahsediyorlar. Sadece bunu bilen erdemli bir kişi tam olarak burada nelerin olduğunu anlayabilir. [Çizime bakarak] Bu dalların seviyesi ve bu da köklerin seviyesi.  Eğer kişi tam olarak dalların diliyle yazılan bu yazıları nasıl okuyacağını öğrenemezse yazılan her şeyi sanki bu dünyadan bahsediyormuş gibi sanar.
Yukarıda bahsettiğimiz ilmin gizlilik nedenlerinden dolayı öğreti zincirininde sınırlı olmasından ve bu nedenlere ek olarak insan merakının var oluşu Kabala ilmini insanların fantezilerine göre değerlendirmelerini sağlamıştır ve bu yüzden hiç gerçekle ilişkisi olmayan şeylerle kabala ilmini ilişkilendirmişler ve doğru öğreti olmadan kafalarına göre yazılanları anlamışlardır.
Bu yüzden kabala ilmiyle ilgili bir çok gerçek dışı şey üretilmiştir ve bunların bazılarını kabalanın temel kavramlarını çalıştıkça ilerde göreceğiz. Bu yanlışlardan bir tanesi Kabalanın Yahudi mistisizmi olduğudur. Kabala bir din değildir ve mistisizm de değildir. Kabala tüm dinlerden önce var olan bir öğretiydi. Din Yaratan’dan kopukluğun sonucu olarak ortaya çıkan bir fenomen. Dinle ilişkilendirilmesinin nedeni dini kitaplar olarak benimsediğimiz kitapları kabalistlerin yazmasından ve bu kitapların kutsal olduğunu söylemelerinden kaynaklanıyor. Tüm dini gelenekler Kabalistler tarafından oluşturuldu, ancak bu kitaplarda yazılan hiç bir şeyle bizim bir kontak noktamız yok. Kabalanın Yahudilikle ilişkisi komada olan bir kişinin bu dünyayla ilişkisinden farksızdır.
Mistisizm konusuna gelince, Kabala bir ilimdir mistisizm değil. İçinde bulunduğumuz hayatta anlayamadığımız ve direkt olarak bir bağ kurup idrak edemediğimiz olaylara mistisizm ya da büyü falan deniliyor çünkü bilinçli olarak nasıl olduğunu bilmiyoruz.  Diyelim ki dünyanın ıssız bir yerinde hiç teknoloji ve medeniyet görmemiş bir kabileye bir çakmak gösterdiğinizi düşünün; size ateş tanrısı derler, elinden ateş çıkartabilen bir varlık oluyorsunuz. Dolayısıyla cahillerin mistisizmi erdemliler için bilimdir denir.
Ve büyücülük? Büyücülük üst güçlerin insanları kontrol edip kendi çıkarlarınız için kullanmak ve buna benzer şeyler olarak bilinir. Ancak bu tümüyle imkânsızdır çünkü var olan tek Üst Güçle bağ kurabilmeniz için içsel değerlerinizi ve doğanızı tümüyle değiştirmeniz lazım. Kabala içsel değişimin edinilmesidir ve bu değişim olmadan üst güçlerle bir bağınızın olması mümkün değildir. Bu tür şeyler sadece insanların garip hayal gücünden doğan şeyler.
Bir başka yanlış anlama kabala çalışmak için Yahudi olma gerekliliğidir. Bu tümüyle yanlıştır. Kabalistler nesiller boyunca Yahudi olmayan birçok kişiye bu ilmi öğrettiler. Hatta en büyük kabalistler Yahudi bile değildi örnek olarak Ankalos, Rav Akiva ve birçok diğer kabalist. Kabalistler değerli olan her öğrenciyi kabul ettiler ve bu seçim kimsenin dinine, ırkına veya dünyevi her hangi bir niteliğine göre değildi, sadece içsel bir nitelik olan kalpteki nokta denilen bir özelliğe bağlıydı.
Bir diğer yanlış anlama ise kabala çalışmaya başlamadan önce tüm dini kitapları ve kanunları bilmenin zorunluluk olması düşüncesiydi. Bu kitaplar zaten kabala dilinde yazılan kitaplardır ve kabalanın dilini bilmeyen bir kişinin bu kitapları zaten bilmeside mümkün değildir. Bu kitaplarda manevi ilimin açıklamaları olmadığından değil ancak bu kitaplardaki manevi ilmi kişi edinemediyse kişi bu ilmi direkt anlatan kitapları çalışmalıdır. Manevi edinim sahibi olmayanlar bu yüzden Tora’da yazılanların tarih hikayeleri olduğuna inanırlar zira maneviyat Tora ve Hagada gibi kitaplarda hikayelerin diliyle anlatılmıştır.
Muska ve tılsımlar ve harf ve numeroloji gibi kavramlar kabala ilminin bir diğer manüpülasyonudur. İnsanları kötü gözden veya nazardan koruması için icat edilen bu tür şeyler kabala ile yakından uzaktan hiç bir alakası yoktur hatta yasaktır. Bu tür şeylerin her hangi bir gücü olduğuna inanmak putperestlik olarak kabul edilir ve kişilerin ticari emelleri için geliştirilen şeylerdir. Kutsal sular, kırmızı iplikler ve benzer şeyler sadece psikolojik fetişlerdir ve otantik kabala ile hiç bir ilgileri yoktur.
Son olarak kabalanın doğu felsefe ve inançlarıyla karıştırılması vardır. Kabalistik kitapların ne olduğuna dair bilgisi olmayan kişiler geçmişte bu ilmi Budizm ve Hinduizm ile harmanlaştırdılar. Dolayısıyla kabalanın doğu din ve felsefeleriyle hiç bir ilişkisi yoktur.
Bizim neslimizde 1995 yılı itibariyle kabalanın tüm gizliliği ve kitapları açıldı. Kabala çalışabilmek ve öğrenci olarak seçilebilmek için sadece bir kriter gereklidir, çalışmayı arzulamak ve bu çalışmanın kişi tarafından bir ihtiyaç olduğunun tayin edilmesidir. Hayatın manası ve burada ne işimiz olduğu neden yaratıldığımız gibi sorular eğer başka yerlerde size cevap getirmediyse, o zaman çalışabilirsiniz. Tüm büyük kabalistler de böyle söylediler.
Ari ve itibariyle bizlere kabala çalışmanın tek koşulunun arzu olduğu anlatılmaktadır. Birçok kabalist bu yüzden Ari den sonra her kim çalışmak isterse ona öğretmişlerdir.
En son ve en komik olan söylenti ise, kabala çalışırsanız delirirsiniz takıntısı. Manevi gelişim yolunda ki edinimi vasıtasıyla kişi bir çok içsel değişimden geçer, realitenin işleyişini ve parçaları arasındaki ilişkileri görmeye başlar ve bizlerin mutluluk ve haz alma anlayışıyla onlarınki çok farklıdır. Aslında bize göre tam tersidir çünkü manevi dünyalarda olan bir düşünce nosyonudur. Bu yüzden manevi basamaklarda ilerleyen bir kişinin dünyevi hayatı bizlere çok garip gelebilir ama aslında hiç garip değildir.
Kabala’nın gizli ilim olarak bilinmesinin üçüncü nedeni ise 5 duyumuzun algılayamadığı bir realiteyle ilgilendiği içindir. Başka hiç bir şekilde cevaplanamayacak bir soruya cevap vermekte; Hayatın manası ne sorusuna. Bu soru son derece ciddi ve derin bir soru ve bu sorunun cevabını dininde veya bilimde, felsefede veya sanatta, psikoloji de bulamayan bir kişi ve Hayatımın manası ne? sorunun cevabını arayan ve içi içini yiyen bir kişi kabala için hazır bir kişidir.








Sevgi ile kalın


Mayıs 02, 2012, 08:29:24 öö
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan

Kabala kitapları bize realitenin tümünün içinde yaşadığımızı anlatmaktadırlar. Realitenin bir toplamı var ve var olduğumuz yer orası, sadece bunu hissedip algılamıyoruz. Nerede ve ne olduğumuza dair duyularımız son derece kısıtlı hatta öyle ki bir sonraki an ne olacağını bile kestiremiyoruz. Olayların neden ve ne zaman olacağını bilmiyoruz, nereden geldiğimizi ve nerede olduğumuzu bilmiyoruz ve nereye gittiğimizde belli değil.
Mutlak ve bütün bir realite mevcut ve bu realite dünyalar denilen küçük sistemler ve parçalardan oluşmaktadır. Beş dünyalar sistemi ile tüm realite ve sonsuz ışık indirgenerek algılayabileceğimiz bir seviyeye getirilir. [Çizime bakarak] İlk dünya Adam Kadmon dünyası, sonra Atzilut, Beria, Yetzira ve Asiya dünyaları takip etmektedir. Bu dünyaları bilinç seviyeleri olarak düşünebilirsiniz ve giderek uzaklaştırılışımız bizi kopukluk noktası olan Mahsom ya da Bariyer noktasına getirdi.
Bunlar manevi dünyalardır. Bariyerin altına bizim dünyamız denir ve bulunduğumuz bu dünyada manevi dünyaları hissetmiyoruz, yani içinde var olduğumuz geldiğimiz yeri hissetmiyoruz. Bu dünyada fiziksel olarak adlandırdığımız sınırlı bir hissiyattayız. Bu bütün Işık ve realitenin tümüyle bağımız olsaydı kaderimizi yönlendirebilirdik, hata yapmazdık ve bizi etkileyen her şeyi anlardık ve bu güçle o kadar sıkı bir bağımız olurdu ki hayatı tüm doluluğuyla her kesin iyi olduğu bir halde yaşardık.
Ancak tıpkı Kabala bizden nasıl gizli kaldıysa, bu güçte aynı şekilde özellikle bizlerden özelikle bu dünyaya inen 125 basamağın arkasında gizli. Kabalanın amacı kişiye tekrar bu dünyaya indiği 125 basamaktan yukarıya tırmanmasını sağlamaktır, tekrar manevi kökümüze ve mutlak realiteyle olan bağımıza.
Bunu başarabilmemiz için Yaratan denilen iyi ve iyilik yapan bir güç özellikle bizler için bu sistemi yarattı. Başka bir değişle, yaratılışın bu haritası yaratılışın sonu değil – yarı yol noktası; bu süreçte manevi köklerimizden bu dünyaya düştük ve içinde bulunduğumuz bu halden yaratılışın planını gerçekleştirip tekrar mutlak realiteye geri dönmemiz lazım.
Tüm kabalistik kitaplar ki bunlara sadece manevi dünyalardaki safhalardan bahsederler, hem ruhumuzun bu algı seviyesine inişinden hem de nasıl tekrar yükseleceğinden. Kabala kişinin manevi dünyayı hissedip içine girmesini sağlayan bir metottur.
Bunu yapabilmek için kişiye manevi dünyaların nelerden ibaret olduğu ve bu dünyaları algılamasına nelerin engel olduğunun ve manevi dünyalara nasıl girebileceğinin doğru öğretilmesi gerekmektedir. Bunun için buna uygun ve özellikle bu iş için hazırlanmış materyalin çalışılması gerekmektedir.
Kabala kitapları dalların diliyle yazılmıştır ve bizim anlamamız son derece zordur ve bu yüzden bu materyali öyle alıp doğru düzgün kullanamadığımıza şaşmamak lazım manevi dünyaları edinmek için çalışır ve giriş yapmak isterken. Ancak Kabala’nın en büyük hediyesi bizim neslimiz için yani 1995 yıl sonrası için. 1995 yılı itibariyle bu ilim tüm dünyaya ve ihtiyaç duyan her insana açıldı. Bu yüzden bizler için özel kaynaklar Baal HaSulam ve öğrencisi ve oğlu Rabaş tarafından hazırlandı. İlk kez kabalistik kaynaklar manevi dünyada olan kabalistler için değil ama olmayanlar için yazıldı. Yazılar kişinin merdivenin ilk basamağına adım atabilmesi ve tutunabilmesi için özel bir dille düzenlendi.
 Bizi manevi dünyalardan uzak tutan nitelik nedir ve manevi dünyayı hissetmemizi ne sağlayacak ve kabala ile ifşa olan metodu Baal HaSulamın yazılarıyla çalışacağız.
Kabala ilmi kişinin üst dünyaları edinebilmesi ve var oluşumuzun köküne yükselebilmesi için pratik bir metot öğretir. Hayatımızın gerçek manasına gelerek insan mükemmelliği, sükuneti, sonsuz hazzı ve yer zaman ve hareket kavramlarının sınırlarını aşarak bu dünyada yaşayabilir. -  Kabalist Michael Laitman, PhD."

Alıntı
Sevgi ile kalın


Mart 16, 2013, 03:18:02 ös
Yanıtla #2
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 214
  • Cinsiyet: Bay

“Hayat Tanrının bize hediyesidir; bu hayatı nasıl değerlendirdiğimiz ise bizim Tanrıya hediyemizdir.”
"Bu ıssız dağları, şükranlarını dile getirmeksizin terk edemezsin"


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
Kabala Nedir

Başlatan DevTurkSol « 1 2 ... 8 9 » Kabala, Kebala, Qabala, Cabala, Kabballah

83 Yanıt
61867 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 12, 2017, 09:11:32 ös
Gönderen: baran21
14 Yanıt
16156 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 02, 2009, 05:05:22 ös
Gönderen: TETRAX
3 Yanıt
9589 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 28, 2010, 12:44:03 öö
Gönderen: Eagle35
16 Yanıt
20198 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 27, 2018, 02:07:52 öö
Gönderen: Venus
10 Yanıt
11942 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 25, 2015, 03:12:53 ös
Gönderen: hypatia
21 Yanıt
14948 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 05, 2015, 06:30:36 ös
Gönderen: davut
7 Yanıt
6625 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 27, 2018, 01:49:19 öö
Gönderen: Venus
6 Yanıt
5942 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 24, 2018, 02:27:44 öö
Gönderen: Venus
2 Yanıt
3608 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 05, 2014, 03:33:23 ös
Gönderen: ADAM
8 Yanıt
6895 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 10, 2020, 06:50:59 öö
Gönderen: Oguzy70