Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Obama'nın Eşcinsel Evliliği Desteklemesi Kendi Görüşümü? Yoksa..  (Okunma sayısı 8169 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 13, 2012, 12:26:26 ÖÖ
Yanıtla #20
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2942
  • Cinsiyet: Bay

Sayın peacewings;
 Konuyu biraz genişleterek yazma ihtiyacı hissettim ayrıca Tanrı hakkında ironi yapmadım biz kullarının şu anki halihazırda ki mantığını ifade ettim.Ayrıntılı açıklamaya gelince ;
Ensest ilişki özellikle taraflardan birinin rızasına rağmen, zorla ve baskıyla ya da ödül ve kandırmayla ortaya çıktığında bir istismar konusu olarak görülmektedir. Aile içi, ya da akrabalar arası ilişkilerden yararlanılarak gerçekleştirilen, bir tarafın açık istismarına dayanan cinsel ilişki ensesti kendi bağlamının ötesinde de bir suç durumuna getirmektedir. Çünkü bu durumda ortaya çıkan cinsel istismar durumudur ve ensestin tabusal niteliği bu suçun/istismarın kolay ortaya çıkarılmasını, suçun cezalandırılmasını ve engellenmesini zorlaştırmaktadır.
 
Enseste ilişkin kesin rakamsal veriler yok denecek kadar sınırlıdır. Bunun temel sebebi ensestin toplumda utanç duyulan bir şey olmasıdır, ensest ilişki içinde olan bireyler, bunu her zaman gizleme eğilimindedirler. Bu durum, ensest ilişkideki istismar ve suç durumunu vahimleştirmekte, istismar edilenin bu sözkonusu utanç duygusuyla orantılı olarak istismar durumu sürgit devam edebilmektedir.
 
Ensest iliskiler genelde psikolojik bir sorun haline gelip yardım istendiğinde ya da yasal uygulamaların devreye girdiği durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Bununla birlikte, özellikle kadınların ve çocukların ensest ilişki durumlarında istismar edildiği söylenebilir. Kapalı toplumlarda, geniş, büyük ve içiçe yaşanan aile ortamlarında bir istismar olarak ensestin daha gizli ve fakat daha yaygın olduğu ileri sürülmektedir. Ensest istimarı gerçekleştirenin genelde daha büyük ve erkek birey olduğu da belirtilmektedir. Eldeki verilere göre baba-kız ensestinin daha yaygın bir durum olduğu söylenmektedir. Anne-oğul ensesti ise daha derin bir tabu olarak kabul edilmektedir, ortaya çıkması nerdeyse yok gibidir.
 
Bir istismar olarak ensest, istismara uğrayan kişide ciddi psikolojik travmalara sebep olabilmektedir. Özellikle aile içinde çocukların istismar edilmesi bu çocuklarda büyük yıkımlara yol açabilme riski taşımaktadır.
 
Toplumsal ve hukuksal bağlamda ensest [değiştir]
 
Çeşitli ülkelerde farklılıklarla da olsa ensesti suç sayan ve bu nedenle de cezalandırma yönüne giden yasa maddeleri mevcuttur. Hukuk açısından en genel anlamda ensest, birinci ya da ikinci dereceden yakın akrabalarla girilen cinsel ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bazı istisnalar vardır: İsveç örneğinde bu tür olaylara bir ceza uygulamadığı bilinmektedir. Türk hukuk sisteminde Medeni Kanun'da yakın akrabaların birbirleriyle evlenmelerini yasaklayan maddeler vardır. Ancak bu "evlenme yasağı" dışında, akrabalararası cinsel ilişkileri suç sayan maddeler yoktur. Genelde rıza ile gerçekleştiği varsayılan cinsel ilişkiler suç sayılmamakta ve cezalandırılmamaktadır. Bununla birlikte aile-içi cinsel şiddet olarak bilinen olgu karşısında ne yapılacağı ve yapılması gerektiği önemli bir sorun olarak devam etmektedir. Ensestin tabusal niteliği, aile içi cinsel şiddetin ve istismarın deşifre edilmesinde ve buna karşı önleyici tedbirler alınmasında ciddi bir engel teşkil etmektedir. Bireylerin eğitim ve kültür durumlarına bağlı olarak bu durumlarda takınabilecekleri tavırlar farklılaşmaktadır. Kapalı aile ve akrabalık ilişkilerinde, eğitimin yetersiz olduğu hallerde özellikle sorun daha gizli-kapaklı kalabilmektedir. Türk Tabibler Birliği, kadınların ve özellikle küçük çocukların korunması bakımından, ensest konusunun Türk Ceza Kanunu'nda ayrı bir yasa olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
 
Psikanaliz kuramında ensest yasağı [değiştir]
 
Ensest yasağı, psikanaliz kuramı ve antropoloji de toplumun ve kültürün oluşumunu sağlayan temel yasak ve yasa olarak değerlendirilir. Temel bastırma mekanizmasının kuruluşu, bu ilk yasağın sürecini izler ve bunun sonucunda "ilkel dürtüler"in yerini "kültürel semboller" alır. Sigmund Freud'un psikanaliz kuramı ve onun Jacques Lacan tarafından değerlendiriliş biçiminde sözkonusu ensest yasağının bu anlamda ele alınışı sözkonusudur.
 
İlk olarak Totem ve Tabu'da Freud antoropolijik bulgulardan yararlanarak sözkonusu ensest yasağını inceler ve bunun toplumsal bağlamını ortaya koymaya çalışır. Lacan'a gelindiğinde ise toplumun ve bilincin kuruluşunun temel süreçleri açısından psikanaliz kuramının temel yasalarından biri olarak değerlendirilir. Baba'nın yasası, kendini Ensest yasağı olarak ortaya koyar. Ödipal evrede çocuk bu yasağı tanıyarak Baba'nın yasasına uyar, İmgesel olan bu süreç boyunca Simgesel olan tarafından bastırılır ve böylece çocuk Kültürel Düzen'e girmiş olur. Ayna Evresi'nde annesiyle bütünleşmek arzusunda olan çocuk, bu yasanın tanınmasıyla toplumsal kültürel yaşama dahil olur, doğal güdülerini bastırarak kendi mevcudiyetinin farkına varır.
 
Bilinç-bilinçdışı bölünmesi de bu süreçlerin ürünü olduğu için, sözkonusu yaklaşıma göre, insanın düşünenbir varlık olması da tamamen bu ensest yasağıyla ilintilidir. Bu yasağı benzer bir tarzda ancak başka bir düzlemde kullanılmasıda antropoliji alanında görülür.
 
Antropolojide ensest yasağı [değiştir]
 
Sayın Claude Lévi-Strauss'un, ensest yasağının kültürel temeller açısından yerini incelediği ve değerlendirdiği söylenebilir. Lévi-Strauss'a göre, kültürler, genelde cinsellik, beslenme gibi doğal güdüsel alanların belirli bir yasa etrafında düzenlenmesiyle ortaya çıkmaktadır. Akrabalık sistemlerinin nasıl ortaya çıktıklarını incelediğinde Strauss, ensest yasağı ile karşılaştığını söyler. Bu anlamda ensest yasağı evrenseldir; yani her kültürde içerimleri değişse de kural olarak karşımıza çıkar. Akrabalık ilişkileri buna göre düzenlenmekte ve şekillenmektedir. Bunu biyolojik temelli bir yasak olmadığını belirtir Strauss, Lacan gibi; çünkü her toplumda farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Yasak kültüre aittir ve kültürel alanın kuruluşuyla ilişkilidir. Ensest yasağı, farklı kültürlerde farklı içerikler almakla, yani neyin yasaklanacağının sınırları değişmekle birlikte, hemen bütün kültürlerde görülmekte olduğu belirtilir. Bunlara göre, ensest yasağı, farklı içeriklerle ortaya çıksa da, temelde, toplumsal yaşamın ve kültürün kuruluşunun yasasını meydana getirmektedir.

Saygılarımla umarım faydalı bir paylaşım olmuştur... ???
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Mayıs 13, 2012, 09:23:21 ÖÖ
Yanıtla #21

Saygıdeğer NOSAM 33,

Yazıyı sizin yazdığınızı düşünmemekle beraber, ensestliği aile içi cinsel ilişki olarak nitelendirebiliriz. Buna göre kardeşlerin de birbirleriyle olan ilişkileri ensest ilişki kapsamında değerlendirilinir. Burada iki taraflı bir rıza olup/olmaması ensest ilişkinin varlığını değiştirmez. Haliyle Adem ve Havva'dan doğacak çocukların birbirleriyle olan ilişkileri ensest ilişkidir. Bu kaçınılamayacak kadar apaçıktır.

Saygıdeğer MASOR1976;

İslam'ı kendi bakış açınızdan değerlendirmek gibi bir yanlışa düşüyorsunuz. Allah'ın hükümleri değişmez. Din, değişmeyen ve asla değişmeyecek kurallardan oluşur. 50 yıl önce böyleydi, bugün şöyle olsun demek mümkün değildir.

Saygılarımla.
• Laborare est Orare XXII.
• ... Bense daha önce duyulmamış, yeni şeyler söylediğim için onların ilenç ve lanetlemelerine maruz kalmaya devam edeceğim.... Simon Magus


Mayıs 13, 2012, 12:21:57 ÖS
Yanıtla #22
  • Ziyaretçi

Sayın Peacewings, hangi dini ve mistik ilimleri ele alırsanız alın insan mantığını aşırı zorladığı için çöpe atılmak istenir. Bu mantıksız denebilir. Yani dinlerde deistler açısından çok fazla meteryal bulunuyor. Deizm aslında çağın tembellik hastalığının belirtilerinden biridir. Aklının gücü yetmediği için çamur atmayı veya boşvermeyi tercih etmek.

Demek istediğim dinlerde sabit durabilen yorumlar ve tefsirler olmadığı için aslında din ne kadar dogmadır diye sormak lazım. Örnegin islam dinini ele alırsak yüzbinlerce farklı tefsir kitabı vardır. Yüzbinlerce zıt dogmayı kapsayan bir dogma düşünemiyorum. Patlamaya hazır bir bomba gibi duruyor. Ki bunu islam coğrafyasında izleyebiliyoruz. Birbirine giren islami grupları ve onların suçu kabullenmekten kaçarak Yahudilerin birbirine düşürdükleri savunmalarını izlenimliyorum.

Kısacası asla değişemeyeceğini söylediğiniz dogmatik dini kurallar aslında yoktur. Yani insanların yorumudur. Mezhepler vb. dini otoritelerin yorum ve fikirlerini doğrudur veya yanlıştır demek doğru değildir. Kısacası işin içinden çıkmak oldukça zor gibi duruyor. Bunun nedeni de dini kuralların dogmalaştırılmasıdır. Yani her yoruma saygı duyulabilse hiç bir çatışma oluşmazdı.

Şeriatın değişken olduğu konusunda islamda örnekler mevcuttur. Yukarıda zinanın cezalandırılmasını örnek vermiştim. Şu an aklıma gelen başka bir örnek ise  ilk etapta alkol yasak değildir. Sonradan namazı alkollü kılmak yasaklanmış sonrasında hepten yasaklanmıştır.

Adem ile Havva konusunu çok fazla derin irdeleyenler var fakat bunu Kuran sağlam kalabilmiş kaynaklardan desteklemek mümkün müdür bilinmez. Şeytan'ın Havva'ya boğa kılığında tecavüz ettiği ve Yahudilerin doğan çocuktan türediğini Musa 10 emri getirmeye gidince Yahudilerin altından boğa heykeli yapmaları da satanik dürtülerinden olduğu iddia edenleri bile duymuştum. Manyakça dursa da belki de doğrudur. Dini kavram ve konular insan mantığını fazla zorluyor.

Saygılarımla.

« Son Düzenleme: Mayıs 13, 2012, 12:36:45 ÖS Gönderen: Masor1976 »


Mayıs 13, 2012, 02:22:56 ÖS
Yanıtla #23

Saygıdeğer Masor1976;

Öncelikle değerli görüşleriniz ve yaptığınız yorum için teşekkürlerimi sunarım. Deizm dinlerin reddi olduğu için dinlerde herhangi bir materyal bulma çabası içerisinde değildir. Dolayısıyla dini araştırmalar yapmayan deistleri, tembellikle suçlamak benim kanaatimce yanlış bir görüştür.

İslamda hükümlerinin değişmeyeceği ve gelen hükümlerde değişiklik yapılmaması gerektiği bizzat kuranda geçer.

Alıntı
"Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın." (Ahzab, 33/62)

"Allah’ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın." (Fetih, 48/23

"Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın." (Fatır, 35/43)

Onlara (Allah'ın velî kullarına) dünyâ hayatında da âhirette de müjde vardır. Allah'ın sözlerinde aslâ değişme yoktur. İşte bu büyük kurtuluşun tâ kendisidir." (Yûnus, 10/ 64).


gibi yüzlerce ayet aslında hükümlerin değişmeyeceğini ifade eder. Yok eğer İslam aleminde kurallar sürekli değişip duruyorsa, bir sorun var demektir.

Şeytan'ın boğa kılığında Havva'ya tecavüz etmesini ilk defa sizden duydum. Konu ile ilgili daha fazla bir bilgi sunma imkanınız var mıdır acaba?

Dini konuların insan mantığını zorladığını söylüyorsunuz. Yahut saçmalıklar karşısında tek sığınamızın orası olduğunu belirtiyorsunuz. Diderot'un şu sözü bence anlatacaklarımı özetliyor: "Bana bazı şeylerin aklımızı aştığını söyleseler de, bu, saçmalıklara inanmama yol açmaz. Hiç şüphem yok ki aklımızı aşan şeyler var; ama aklımıza aykırı olan herşeyi ve ona zıt düşen ne varsa, cesurca reddediyorum."

Bu arada galiba fazlasıyla asıl konudan uzaklaşmışız. Sunduğum görüşlerin benim bakış açım olduğunu ve haliyle kişisel görüşler olduğunu hatırlatmak isterim.

Saygılarımla.
• Laborare est Orare XXII.
• ... Bense daha önce duyulmamış, yeni şeyler söylediğim için onların ilenç ve lanetlemelerine maruz kalmaya devam edeceğim.... Simon Magus


Mayıs 13, 2012, 03:24:22 ÖS
Yanıtla #24
  • Ziyaretçi

Sayın Peacewings, Havva'ya şeytanın boğa kılığında tecavüz ettiğine islamcılar inanmıyorlar, tam kaynak ve bilgi veremiyorum havada kalıyor satanizmi incelemediğim için özellikle satanist olup bu tarz inancı olanlar inanıyor deniliyor. Hatta boğa heykellerinin bu tarz şeytani varlıklara tapan tarikatlar tarafından sanat eseri bahanesiyle dikildikleri iddiası var. Tabi ki bunlar komplo tarzı iddiadır. Kuran'da sünnette vb. rastlanılacağını sanmıyorum. Fakat Hz.Musa'nın islami kaynaklarda da geçen kıssasında din tebliğ edip denizi yararak katliamdan kurtardığı halk onun yokluğundan faydalanıp yanlarında getirdikleri altınlardan bir boğa heykeli yapıp ona tapınıyorlar vb. gibi sağlam kaynaklarla irtibat kurma çabası var. Yahudilerin kendilerini diğer insanlardan üstün ve farklı bir  ırk olarak addetmelerine bir atıf var.

Deizmin tembelliği ile bizim ayet sunmamız benzeşiyor. Kurana mana verebilmek için insanın ömrünü vermesi lazımdır. Arapça, o zamanın edebiyatı, o zaman kullanılan deyimler, ayetin neden ve ne zaman indiği, o tarihlerdeki tarihi vakalar vb. hakim olmak gerekiyor. Yukarıda bir zina örnegi vermiştim. Mesela 100 değnekten kasıt kırbaçlanıp derisi soyulana kadar dövülmesi degil, o zamanlar ayıplanma yuhalanma anlamı taşıdığı iddia eden islamcılar mevcut. Tabi ki bunu iran arabistan gibi bir ülkede dile getirirseniz sizi idam ederler.

Saygılarımla.



 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2110 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 29, 2007, 02:38:51 ÖS
Gönderen: shemuel
7 Yanıt
4027 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 18, 2008, 01:30:26 ÖÖ
Gönderen: Lux_e_Tenebris
3 Yanıt
2576 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 01, 2008, 11:57:13 ÖÖ
Gönderen: akasya
0 Yanıt
1350 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 21, 2008, 03:06:25 ÖS
Gönderen: Isis
6 Yanıt
4436 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 27, 2009, 12:27:56 ÖÖ
Gönderen: zebex
0 Yanıt
1703 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 09, 2009, 04:34:49 ÖS
Gönderen: karahan
4 Yanıt
3041 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 02, 2011, 09:46:31 ÖÖ
Gönderen: 418
22 Yanıt
14014 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 30, 2010, 10:39:26 ÖS
Gönderen: Texan
Kendi Dilimizde İbadet

Başlatan Süvariler « 1 2 3 » Inanc Uzerine

29 Yanıt
9134 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 27, 2018, 12:55:10 ÖÖ
Gönderen: Venus
13 Yanıt
5551 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 25, 2011, 06:47:42 ÖS
Gönderen: BULGARIA