Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bektaşilik ve Masonluk  (Okunma sayısı 11078 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Temmuz 06, 2012, 05:36:08 ÖS

Bu yazıda Masonluğun ve Bektaşiliğin benzer yönlerine değineceğiz. Fakat Masonluğun Bektaşilik demek olmadığını da hatırlatmama gerek yok galiba. Fakat aralarında pek çok benzerlik olduğu ve belki de gayelerinin de bir olduğu gerçeğini yadsıyamayız.

Bektaşilikte,  Masonlukta üyelerini seçer. Seçilen üyelerin kamil insan sıfatına gelmesi için emek harcanır. Her ikisi de ahlaklı, saygılı, ailesini ve vatanını seven/koruyan, hümanist duygulara sahip, nerede ne yapması gerektiğini bilen, bilgili ve çevresine sevgi-aydınlık-kardeşlik saçan bireyler yetiştirmeyi hedefler. Bu haliyle Masonluk ne birilerinin iddia ettiği gibi şeytana tapınmadır, ne vatan haini yetiştiren yerdir ne de ABD/Yahudi uşaklığıdır. Bu iddialar bu konudaki bilgisizlikten yahut art niyetlerden kaynaklanmaktadır. Vatanseverliği ile ön plana çıkan Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa,Ziya Gökalp gibi isimlerin Mason olduğunu bilmek bile, bu iddiaların gülünçlüğünü ortaya koymaya yeter.

Peki kamil insan nedir? Kamil insan örnek olarak gösterilebilecek kişidir. Zira kötü duygulardan arınmış, maddi ve manevi dünya arasındaki dengeyi oturtabilmiş, barışı-sevgiyi-kardeşliği ilke edinmiş ve insanlığın aydınlanması-ilerlemesi için emek harcayan kişidir kamil insan. Haksızlıklar karşısında duran, gerçeği ve doğruyu söylemekten çekinmeyen,  kendi çıkarları doğrultusunda değil tüm insanlığın çıkarlarını doğayı da göz ardı etmeksizin gözeten insandır.

Bektaşiliğin de Masonluğun da kapısı her daim açıktır. Yüreği ve aklıyla isteyen, kamil insan olma yetisini taşıyan herkes için geçerlidir bu. Zira neredeyse tam yarım yüzyıl önce Mevlana şöyle dememiş midir:

Gene gel ! gene gel !
Her ne isen gene gel !
İster Kâfir ol,
İster Mecusi,
İster puta tapan ol, gene gel ,
Bizim dergâhımız umutsuzluk dergâhı değildir.

Bektaşilikte de Masonlukta da temel gaye çalışmaktır. Çalışmak ibadettir, tapınmadır, hakikate varan yoldur. Zira Laborare est Orare (çalışmak ibadettir-tapınmadır) sözcüğü Masonlukta geçer. Hoş, burada asıl paylaşmak istediğim metni paylaşamıyorum. Orada Masonluktaki Allah anlayışından da bahsediyordu. Bir kere sütten ağzımız yandı. Yoğurdu üfleyerek yiyeceğiz. İsteyen o yazıyı bulabilir.  Ama burada paylaşamaz. Çünkü o yazı bir Masonik çalışma kitabının içeriğinden.

Bektaşilikte üyeler seçilirken bir olgunluk arandığı kesin. Ama bir yaş sınırı var mıdır bilemeyeceğim. Ama en azından Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın bir yaş sınırı olduğunu biliyoruz. Aslında eski bir Masonik belgede “üyelerinizi seçerken servete, yaşa ve dostluğa bakarak seçmeyiniz” denmiştir. Fakat bugün ülkemizde Masonluğun bir dernek kapsamında olduğu unutulmamalı. Haliyle yasalar gereğince bir yaş sınırı olması gerekiyor. Ama Servet ve dostluk kısmına gelince... O konuda bizi aydınlatacak olanlar yine Masonların kendileridir. Acaba Masonlukta dost/ahbap ilişkileri Mason sıfatına yakışmayacak kişilerin Mason olmasına neden oluyor mu? Yahut fakirler Masonluğa alınıyor mu? Yoksa çağın değişmesi, o geleneksel Masonluktan bir şeyler götürdü mü?

Masonluk ve Bektaşilik millidir. Ne Masonluk ne de Bektaşilik yurtdışında bir kuruma/kuruluşa bağlı değildir. Hiçbir dış otoriteden emir alınmaz. Sadece Masonlukta karşılıklı tanınma ve dostluk ilkesi vardır.

Her ikisi de sanata, bilime, ahlaka,felsefeye ve inanca önem verirler. Bağnazlıkla mücadele ederler. Sanatı, bilimi ve felsefeyi inkar edenler/din dışı kabul edenler, bu inkarlarına bazen dini de alet ederler. Bu bağnazlık ve türevleri ne Masonluk ne de Bektaşilik tarafından kabul edilir. Fakat Masonluk, Bektaşiliğe göre daha çok bilimi ön plana çıkartır. Bektaşilikte ise irfan daha ön plandadır.

Hem Masonluk hem de Bektaşilik siyasete karışmaz. Masonluğun da Bektaşiliğin de zaman zaman bu kurala uymadığı olmuştur. Fakat genel olarak Mason localarında siyasi konuları tartışmak yasaktır. Localarda siyasi ve dini tartışmalar açmak yasaktır. Hatta Türkiye’de Özgür Masonlar Büyük Locası’nın kurulmasında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın bu ilkesinden taviz vermesi yattığı söylenir.

Masonlukta gördüğümüz derece sisteminin bir benzeri Bektaşilikte de vardır. Bektaşilikteki derece sistemi, Masonlukta olduğu kadar çok değildir.

Masonluğa alımda uygulanan tekris töreninin bir benzeri Bektaşilikte de vardır. Masonlukta “Nur ve Ziya verme” töreni karşılığı olarak Bektaşilikte “Çerağ Uyarma” ve “Can Uyandırma” törenleri vardır.

Masonlar toplandıkları yere mabet, loca ve mahfil gibi isimler verirler. Bektaşiler meydan derler. Hem Masonlukta hem de Bektaşilikte alınan dereceler merasim ile alınır. Bektaşilikte oturma düzeni kıdem sırasına göredir. Masonlarda ise bir Mason derecesine göre doğu, batı, kuzey ve güney yönlerinden birine oturur.

Masonlar, “mason olmayanlara” harici derken, Bektaşiler de zahir veya harici der. Masonlar birbirlerine “kardeş” diye hitap ederken, Bektaşiler “can kardeş” diye hitap eder.

Bektaşiliğe giren kişi hükümdar olsa bile, gerekli olgunluğa gelmeden derece atlayamaz. Lakin Masonlukta bu kuralın zaman zaman çiğnendiği görülmüştür. Ama genel olarak ikisinde de dereceler, kişinin olgunlaşmasına göre verilir.

Hem Masonlukta hem de Bektaşilikte sayılar, renkler ve kokular üzerinde bazı inançlar vardır. Masonlukta İskoç Riti dört bölümden oluşur ve bu dört bölümün kendine has renkte kordonları vardır: Maviler(1-3 dereceleri), Kırmızılar (4-18 dereceleri), Siyahlar (19-30 dereceleri), Beyazlar (31-33 dereceleri) gibi. Elbet bu kordonların da kendilerine has anlamları vardır. Mavinin toleransı, kırmızının fedakarlığı, siyahın hüznü, ve beyazın doruğu-rahatı ve huzuru ifade etmesi gibi. Yahut yerine göre beyazın iffeti, kırmızının itaati,siyahin fakirliği ifade etmesi gibi.  Bektaşilikte ise mavi renk elbise giyilmez. Kızıl, siyah, pembe, koyu yeşil gibi renklerin ayrı ayrı Bektaşilikte anlamları vardır.

3-5-7-9-12-72 sayılarının Masonlukta da Bektaşilikte de anlamı vardır. (Aslında bu sayıların Masonlukta  nerelerde, nasıl ve ne anlamlarla kullandığını da ekleyebilirim. Fakat forum kurallarını hatırlayarak, vazgeçiyorum.)  Örneğin üç sayısının  Bektaşilikteki üçlemelerden  dolayı önem kazandığını söyleyebiliriz.  “ Allah-Muhammed-Ali ” , “ eline-beline-diline ” , “ keza, mürid, mürşid ”, gibi. Hatta Arapça edep (e-d-p) kelimesinin üç harften oluşması ve bunun da dikkate alınmasını örnek olarak gösterebiliriz.

Bektaşiliğe alımlarca cinsiyet farkı gözetilmez. Son yıllarda Masonlukta da hem kadın locaları hem de karma localar kurulmaya başlanmıştır. Bu haliyle ikisi de cinsiyet farkı gözetmez. Hem alımlarda hem de fikri olarak.

Gerek Masonlar gerekse de Bektaşiler milli dile büyük önem gösterirler. Onu titizlikle kullanırlar.  Hatta Bektaşilerin ibadetlerinde bile milli dili tercih ettikleri iddia edilir. Masonların Türk diline gösterdikleri değeri anlamak güç değil. Bu forumu ve bu forumun kuralları bile, bu titizliğin göstergesidir.

Mason aynı zamanda Bektaşi olan pek çok kişi olmuştur/oluyor. Hatta Mason olduktan sonra Bektaşi, Bektaşi olduktan sonra Mason olmalar da sıkça görülür. Bu haliyle Masonluğun ve Bektaşiliğin pek çok yönden birbirine benzediği bir gerçektir. Buna örnek olarak bazı isimleri sayabiliriz. Fakat forum kurallarını hatırlayarak, vazgeçiyorum. İzin verilirse örneklendirebilirim.

Ne Masonluk ne de Bektaşilik çıkar (menfaat) gözeterek aralarına katılmayı, yahut aralarına katıldıktan sonra çıkar gözetmeyi hoş karşılamaz. Masonluk ve Bektaşilik, bireylerin maddi olarak yükseltilecekleri yerler değildir. Bu hayallerle Masonluğa ve Bektaşiliğe adım atanlar hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Elbette yardımlaşma esastır. Fakat çıkarcılık ve yardımlaşma arasındaki fark oldukça büyüktür. Burada sadece Mason adaylarına değil bizzat Masonlara da iş düşmektedir. Zira ne kendileri, üyeler üzerinden böyle hayaller kurmalı ne de böyle hayallerle gelen üyelere taviz vermelidirler.


Bedri Noyan’ın yazısından faydalandım. Tarafımca tekrar düzenlendi, özetlendi ve forum kurallarına aykırı olan yerleri çıkarıldı. Tarafımca olacak yanlışlıklar ve eksikler için affınıza sığınırım.

Saygılarımla.
• Laborare est Orare XXII.
• ... Bense daha önce duyulmamış, yeni şeyler söylediğim için onların ilenç ve lanetlemelerine maruz kalmaya devam edeceğim.... Simon Magus


Temmuz 06, 2012, 07:31:48 ÖS
Yanıtla #1

Sayın ADAM, bu yazıda bazı yanlışlıklar olduğunu belirtti. Kendilerinin düzelteceğini biliyorum. Fakat şu Mevlana kısmı. Hele ki yarım yüzyıl kısmı... Bir dikkat eksikliğinden kaynaklı. Bunun dışında yazıda elbet ki yanlışlıklar olacak. Benden kaynaklanan hatalar da olacak. Zira ne Masonum ne de Bektaşi. Ölçüp - tarttıklarımı ve doğru olduğunu düşündüğüm bu bilgileri elimden geldiğince aktarmaya çalıştım. Yanlışlıklar için tekrar affınıza sığınırım.

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Temmuz 06, 2012, 07:34:19 ÖS Gönderen: peacewings »
• Laborare est Orare XXII.
• ... Bense daha önce duyulmamış, yeni şeyler söylediğim için onların ilenç ve lanetlemelerine maruz kalmaya devam edeceğim.... Simon Magus


Temmuz 07, 2012, 09:26:33 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Peacewings'in bu güzel paylaşımının hemen ardından belirtmiş olduğu üzere, kapsamındaki bazı ayrıntılar bakımından bu yazı yer yer düzeltilmeyi gerektiriyor.

Bunu bu yazı yeterince okma aldıktan sonra yaparız. İlle de ben yapacak değilim; başka katılımcılar da bence önce gerekli düzeltmeleri işaret edebilir.

Bektaşilik ve Masonluk karşılaştırması çok önemlidir. Çünkü günümüzde varlığı artık ne denli sürdüğü pek de bilinmeyen Bektaşilik, Çağdaş Masonluğa, gerek tarihte görülmüş gerekse günümüzde görülen birçok ezoterik kurumdan çok daha fazla benzerlik taşır. Ne yazık ki Bektaşiliğin bu özelliği Batı ülkelerinin masonlarınca yeterli ölçüde ortaya konmamıştır. Bunun nedeni ise çağımızdaki Masonluğun büyük ölçüde ve öncelikle Hıristiyan etkilenmeli olup, bir İslam tarikatını (diğerleri de dahil) kendi kaynağında göz ardı edişidir. Bunu yapmakla kendi pek önemli bir asal ilkesiyle (Ex Oriente Lux)   düştüğünün farkında bile değildir.

Uzun lafın kısası... Sayın Peacewings'n getirdiği bu aktarımı okuyun. (Düzeltmeleri sonra yaparız.) Bu konu üzerinde başka yazılar da vardır; onların da incelenmesinde yarar olabilir.
 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Temmuz 08, 2012, 01:53:24 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Ziyaretçi

Bu güzel paylaşım için teşekkürler.

Bazı kavramları analoji yoluya anlatmak kavramın anlam bütünlüğünün bozulmasına veya yüzeyselleşmesine sebep olabiliyor. O yüzden pek de sevmediğim bir yöntemdir ama insanoğlunun bilmediği bir şeyi bildiği şeylere benzeterek anlamaya çalışması da pek doğaldır. Tabii bu paylaşımın temel amacı karşılaştırmak olduğu için, burada sık sık kullanmak durumunda kalıyoruz bu yöntemi.

Mesela ben 'çalışmak ibadettir' kısmına takıldım. Bence Bektaşilikte ve Masonlukta bu algı çok farklı. Zaten aslında Benediktenlerin bir sözü olan 'laborare est orare' mottosunun tamamen dini bir anlamı vardır. Bektaşilikte amaç nefs ile mücadele olduğu için, nefse karşı verilen savaş zaten bir çalışmadır, en büyük ibadettir. Demem o ki, tamamen tasavvufidir. Masonlukta ise ben o söz öbeğinden şunu anlıyorum; bir insan bilgiye ulaşmaya çalışmalı, gerekirse onu tartışmalı, geliştirmeli, fikir üretmelidir; böylelikle kendisine ve/veya çevresine olan görevini yerine getirmiş olur. Sözün kısası, Bektaşilikte ibadet edince çalışmış sayılırsın, masonlukta çalışınca ibadet etmiş sayılırsın.

Bir de Sayın ADAM'ın batılı masonlara attığı suçu biraz hafifletmek istiyorum. Bektaşilik, diğer kurum veya tarikatlara göre Masonluğa ne kadar benzerse benzesin, arada dinin ayırdığı keskin bir çizgi var. Bir Hıristiyan veya Yahudi, hatta aynı dinden olmasına rağmen bir Sünni, inancını değiştirmediği sürece Bektaşi olamaz. (Nakşi-Bektaşiler'de istisna olabiliyor sanırım, ama onlar ayrı bir tarikat sonuçta) Dolayısıyla, batılı masonların Bektaşiliği göz ardı etmesinin bir sebebi hıristiyanlık etkisi olsa da, diğer sebebi Bektaşiliğin de kendini diğer insanlara bu kadar kapatmasıdır diye düşünüyorum.

Saygılarımla.


Temmuz 16, 2012, 09:53:28 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Başka yazılar ile ilgilendiğimizden, Sayın Peacewings’in Sayın Bedri Noyan’in yazısından yararlanmayla düzenlediğini söylediği bu başlık altındaki derlemeyi ele alma fırsatı olmamıştı. Ancak şimdi sıra geldi.

Öncve Sayın Peacewings’e bu değerli derlemesinden ötürü teşekkür etmek gerek. İçtenlikle teşekkür ama bunun bir bölümü de bazı yanlış edinilmiş bilileri düzeltmek için. Bunu ise bir batında, topluca yapma olanağım yok. Aşama aşama… Konu konu… Bu arada belki belki başka paylaşımlarda ve katkılarda bulunanlar da çıkar.

İlk paragraftan başlayalım:

“Bu yazıda Masonluğun ve Bektaşiliğin benzer yönlerine değineceğiz. Fakat Masonluğun Bektaşilik demek olmadığını da hatırlatmama gerek yok galiba. Fakat aralarında pek çok benzerlik olduğu ve belki de gayelerinin de bir olduğu gerçeğini yadsıyamayız.”

Burada takıldığım nokta “belki de” diye başlanmasına karşın “gayelerinin de bir olduğu gerçeği” ve üstelik bunun yadsınamayacağı.

İyi ki “belki” denmiş çünkü ben bunun gerçek olmadığını söylüyor bunu yadsıyorum.

Bektaşilik ile Masonluk arasındaki benzerlikleri yadsımıyorum. Hatta şunu da diyebilirim: Bildiğimiz kadarıyla Bektaşi Tarikatı bugün de varlığını sürdürüyor ama pek sesi soluğu çıkmıyor. Varlığıyla yokluğu belli değil gibi. Ancak geçmişte, özellikle Anadolu’da fakat bu coğrafya ile sınırlı kalmamak üzere çok yaygın olduğu dönemler geçirmişti. O yaygınlığı bugün de var olsaydı, -o nitelikleri ile varsa- bu tarikatı Masonluğa Benzer (Paramasonik) kuruluşlar arasında saymak hatta ön sıralardan birini vermek gerekirdi.

Orası öyle ama konu “gaye” yani “amaç” olunca iş öyle değil.

Masonluğun asal amacı, tüm insanların ve tüm toplumların barış ve mutluluk içinde yaşayacağı bir evrensel ortamın oluşturulmasının sağlanmasıdır. Bu bir evrensel amaçtır ve diğer alt aşama amaçları da bu amacın gerçekleştirilebilmesine yöneliktir. Nitekim bunun için en önemli alt ya da ikincil amaçları insanlar arasındaki ayırımcılıkların ve insanların doğal ya da yaşam tercihi (din ve inanç dahil) farklarından ötürü aralarında oluşan çatışmaların giderilmesinin sağlanmasıdır.

Soru: Bektaşilik bugün varsa, böyle bir amacı var mı? Tarih boyunca hiç oldu mu?

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Temmuz 17, 2012, 10:16:53 ÖÖ
Yanıtla #5
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Sayın Peacewings, bu yazısının kapsamında, Bektaşilik ile hiç bağlantısı olmasa da şu soruları soruyor: “Acaba Masonlukta dost/ahbap ilişkileri Mason sıfatına yakışmayacak kişilerin Mason olmasına neden oluyor mu?”

Sayın Peacewings buna masonların yanıt vermesini bekliyor. Masonlar yanıtlarsa belki mırın kırın edebilir. Ben biraz daha özgürce yanıt vereyim: Ne yazık ki evet! Hep değil kuşkusuz ama örnekleri var. Üstelik o kötü örnekler masonluk için de büyük sorun oluşturuyor. Masonlar da genel olarak bunu önlemeye çaba gösteriyor ama kimi ne yapsanız yontulamayacak denli eğri, amorf taşların elekten sızmasını önleyemedikleri oluyor.

Sonra devam ediyor Sayın Peacewings: “Yahut fakirler Masonluğa alınıyor mu? Yoksa çağın değişmesi, o geleneksel Masonluktan bir şeyler götürdü mü?”

Masonluğun geçmişteki geleneğinde fakirlerin bu kuruma alınması diye bir şey yoktu ki… Hiçbir zaman olmadı. Bugünün geleneğinde de yok. Üstelik bu konu ne kadar da çok abartılıyor. Acaba hangi fakir kişi mason olmak ister? Masonlar ödentilerini rahatça verebilirken, hangi fakir ve onurlu kişi kendi üzerine düşen o yükümlülüğü yerine getiremeyeceğini bile bile Masonluğa girmeye heveslenir. Bir fakir kişi Masonluğa girmek isteyecek olursa, bilinmeli ki onun asıl niyeti mason olmak değil, Masonluğu kendi maddi çıkarı doğrultusunda kullanmaya çalışmaktır.

Fakirler Bektaşi olabilir elbette… Çünkü Bektaşilik ile Masonluğun kişinin maddi durumu bakımından bir benzerliği yok. Bir Bektaşi’nin tekkeye katkıda bulunması gerekmiyor; böyle bir yükümlülük yok. Çünkü tekkenin varlığını sürdürebilmesi için başka kaynakları, başka yöntemleri var. O kaynak ve yöntemler Masonlukta yok.  Zaten Masonluk bir bakıma Bektaşilik ile benzeştirilebilirken, işte böyle bir açıdan bakıldığında ortaya bir benzemezlik çıkıyor.


Burada duralım. Belki ele aldığımız bu konu üzerinde paylaşımlar olur. Sonra devam ederiz.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Temmuz 20, 2012, 04:00:59 ÖS
Yanıtla #6
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Aslında bu çok güzel bir derleme… Bunu teslim etmek gerekir.

Ancak yer yer bazı yanlışlardan kaçınamamış yazar.

Her doğru yazdığına ya da kendine göre sakıncasız yorumlarına bir şey demek gerekmiyor. Fakat birtakım yanlışlar var ki bunları düzeltmeli.

“Bir Mason derecesine göre doğu, batı, kuzey ve güney yönlerinden birine oturur”.

Hayır. Derecesine göre güney ya da kuzeyde oturur. Doğuda sadece protokol uyarınca orada yer alması uygun bulunanlar oturur. Batı ise sadece koruyucular oturur.

“Hem Masonlukta hem de Bektaşilikte sayılar, renkler ve kokular üzerinde bazı inançlar vardır.”

Masonlukta inanç yoktur. Koku üzerinde durulmaz.

“3-5-7-9-12-72 sayılarının Masonlukta da Bektaşilikte de anlamı vardır.^”

Masonlukta simgesel anlamları olan rakamlar bunlardan ibaret değildir.

“Mason aynı zamanda Bektaşi olan pek çok kişi olmuştur/oluyor. ….. Buna örnek olarak bazı isimleri sayabiliriz.”

Bu deyiş, günümüzde Bektaşiliğin örgütlü varlığını mı işaret eder? Öyleyse eğer, yazar bize daha ayrıntılı bilgi verse ne hoş olur.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Temmuz 21, 2012, 04:09:05 ÖÖ
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi

 Sayın peacewings'e  öncelikle yazısından dolayı teşekkür ediyorum. Bektaşilikle ilgili başka bir araştırma kitabını okurken bedri noyandan alıntı yapılan bir yazıyla karşılaşmak tesadüf oldu benim için. Yazısının sonlarında yaptığı  aynı zamanda sayın ADAM'ında son yorumunda da bahsettiği, aynı zamanda hem mason hemde bektaşi olan kişiler konusu dikkatimi çekti!
Açıkçası bu yorumu biraz çekinerek yazıyorum umarım forum kurallarına aykırı bir durum oluşturmam.

Sayın ADAM'a cevap olarak; büyüklerimden bana yeterli miktarda aktarım yapılmamış olsada bektaşilik aktif olarak örgütlü yapısını sürdürmekte. Örneğin; (bildiğim kadarıyla!) babamlarım aile büyüğünün vefatından sonra eğer babam bu geleneği sürdürme geleneğini devir almış olsaydı babamdan sonra bu görev bana geçmiş olacaktı. Yani, evet bektaşilik eski dönemlerdeki kadar olmasada devam etmektedir.

Sayın peacewings'in bahsettiği üzere benim babam ve babamın dedesi ( aynı zamanda bektaşi dedesi) aynı anda hem mason hemde bektaşi olan kişiler için birer örnektir.

Burada sayın peacewings'in de dediği gibi eğer uygun görülürse isimlerini verebilirim.


Temmuz 21, 2012, 09:26:07 ÖÖ
Yanıtla #8
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Hem Bektaşi  hem Mason olan kişilerin adlarının burada yazılması doğru olmaz. Zaten bu pek önemli değildir. Kuşkusuz o kişiler çok önemli ve değerli kimselerdir; önemli olmayan onların adlarının burada verilmesidir. Eğer bir yerlerde buna ilişkin yayınlar yapılmamışsa, kendi izinleri olmadan bu sitenin töresi uyarınca adları açıklanamaz.

Ancak Sayın vendetta'nın anlatımlarında dikkati çeken başka hususlar var.

Eğer Bektaşi dedeliği öyle babadan oğla geçiyorsa, o zaman bu tarikatın biçiminde bur değişiklik olmuş, ezoterik niteliği kaldırılıp, bir inanç topluluğuna dönüştürülmüş demektir. Öyle ise Masonluk ile karşılaştırılma olanağını yitirir.

Eğer Bektaşilik bugün bir ezoterik örgüt olarak varlğını sürdürüyorsa, -başka ülkelerde sürdürebilir, ona bir şey diyemem, Türkiye'de varlığını sürdürüyorsa- TC yasaları uyarınca bir dernek biçimini almış olması gerekir. Bu derneğin ise adı ve yeri gizli olamaz. O durumda sorarım: Böyle bir dernek var mı? Varsa adı nedir?

Bunlar yoksa, o zaman Türkiye'de Bektaşiliğin varlığı bir cemaat niteliğini taşıyor demektir.

Olsun! Bildiğimiz birtakım başka cemaatlerin yapmakta olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti'ni 19. yüzyıl kafasına geriletmek, kendi dogmalarını yerleştirip ülkeyi teokrasiye yöneltmek, Atatürk ilke ve inkilaplarını ayaklar altına almak istemediği sürece bizce saygınlığını korur.

Şimdi açıklama sırası beklemek bizde.


   
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Temmuz 22, 2012, 02:06:53 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

Alıntı
Eğer Bektaşi dedeliği öyle babadan oğla geçiyorsa, o zaman bu tarikatın biçiminde bur değişiklik olmuş, ezoterik niteliği kaldırılıp, bir inanç topluluğuna dönüştürülmüş demektir. Öyle ise Masonluk ile karşılaştırılma olanağını yitirir.
Burda bi yanlış anşılma var. Daha net açıklamak gerekirse; önceki yorumumda söylediğim ''eğer babam devir alsaydı'' cümlesinde durumda, önceki aile temsilcisi bir bayandı onun vefatından sonrasında yine bir bayan( babamın kız kardeşlerinden biri) yada babam istekleri doğrultusunda temsil görevini üstlenebilirlerdi. Haliyle eğer babam bir temsil görevini kendi isteğiyle almış olsaydı onun ardılı olarak, bende yine kendi isteğime göre bu görevi alabilir yada almayabilirdim. Haliyle saltanata benzer bir babadan oğula geçme gibi bir durum söz konusu değil.

Alıntı
Eğer Bektaşilik bugün bir ezoterik örgüt olarak varlğını sürdürüyorsa
Yine buradaki örgütlü yapıdan kastım ise; bektaşiliğin bir mezhep olarak kendi gelenek görenekleri doğrultusunda ve bu mezhebi kendine kabul etmiş aileler arasında sürdürüldüğü idi. Yani bir resmi dernek durumu söz konusu değil. Ancak bir cemaat durumunun söz konusu olup olmadığını söylemem çünkü daha öncede söylediğim gibi büyüklerim tarafından yeterli aktarım yapılmadı. Ama cemaat olma konusunda yorum yapılabilmesi açısından şunu söylebilirim; Bektaşilik temel olarak Alevilikten ayrılma olduğu aleviliğin bir kolu özelliği taşıdığın için oluşum itibariyle cemaatten öte bir mezhep olma özelliği taşımakta. Bugünkü varlığını sürdürme biçimide detaylı bir şekilde eğer incelenirse bu durum göz önüne alınarak incelenir ve buna göre net bir sonuca varılabilir diye düşünüyorum...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
36 Yanıt
23285 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 04, 2016, 05:38:59 ÖS
Gönderen: Tesla
7 Yanıt
5170 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 13, 2007, 03:52:13 ÖÖ
Gönderen: nietzsche
7 Yanıt
7491 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 12, 2007, 12:57:53 ÖÖ
Gönderen: paragon
8 Yanıt
13890 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 17, 2016, 06:51:04 ÖS
Gönderen: Tesla
1 Yanıt
7145 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 27, 2008, 02:54:49 ÖS
Gönderen: Isis
MASONLUK VE GUL

Başlatan bilmeliyimgalilei Evrensel Masonluk

2 Yanıt
6832 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 15, 2008, 01:22:06 ÖS
Gönderen: bilmeliyimgalilei
29 Yanıt
21113 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 16, 2011, 04:18:47 ÖÖ
Gönderen: Waldow
16 Yanıt
15991 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 13, 2012, 08:37:06 ÖÖ
Gönderen: ceycet
3 Yanıt
8219 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 20, 2011, 09:51:07 ÖS
Gönderen: Cin Ruhi
25 Yanıt
15531 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 20, 2012, 09:52:24 ÖÖ
Gönderen: peacewings